İstanbul İş Hukuku Avukatı

İstanbul iş hukuku avukatı, 4857 sayılı İş Kanunu ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu çerçevesinde işçi ile işveren arasındaki hukuki uyuşmazlıklarda danışmanlık ve mahkeme temsili hizmeti sunan hukuk uzmanıdır. Halk arasında işçi avukatı, iş davası avukatı veya iş mahkemesi avukatı olarak da bilinen bu uzman; kıdem tazminatı, haksız fesih, işe iade, fazla mesai, mobbing ve iş kazası gibi uyuşmazlıklarda haklarınızı korur.

Av. Sinan Karabacak olarak İstanbul’un tüm adliye bölgelerinde iş mahkemesi davalarını bizzat takip etmekte, Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) ve Yargıtay süreçlerinde de temsil üstlenmekteyiz. İlk görüşme ücretsizdir.

İçindekiler

I. İŞ HUKUKU AVUKATININ GÖREVLERİ VE HİZMET KAPSAMI

İstanbul iş hukuku avukatı hem işçileri hem işverenleri temsil edebilir; görevleri başlıca şu başlıklar altında özetlenir:

Dava Öncesi Danışmanlık: Hak ve yükümlülüklerin açıklanması, dava stratejisinin belirlenmesi, delil tespiti için yol gösterilmesi.

Arabuluculuk Temsili: 7036 s.K. kapsamında dava şartı olan zorunlu arabuluculukta tarafı temsil etme. Tutanağın kesin hüküm niteliği taşıması nedeniyle bu aşama kritiktir.

Dava Açma ve Takip: İş mahkemesine dava dilekçesi hazırlama, tüm duruşmaları takip etme, bilirkişi raporlarına itiraz.

İstinaf ve Temyiz: Aleyhte kararların Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay’da denetlenmesi.

İcra Takibi: Kesinleşen kararın icraya konularak alacağın tahsili.

Önleyici Hukuki Danışmanlık (İşveren): İş sözleşmeleri, personel yönetmelikleri, disiplin prosedürleri, SGK uyumu.

II. TÜM İŞÇİLİK ALACAKLARI — KAPSAMLI REHBER

İşçilik alacakları; iş sözleşmesinin devamı süresince veya sona ermesiyle işçinin işverenden talep edebileceği mali haklardır. Feshe bağlı ve feshe bağlı olmayan alacaklar olarak ikiye ayrılır. Aşağıda tüm alacak kalemleri — sektörel ve özel olanlar dahil — kısaca açıklanmıştır.

A) Feshe Bağlı Alacaklar

En az 1 yıl çalışmış olan işçiye, iş sözleşmesi İş Kanunu’nun öngördüğü nedenlerle sona erdiğinde ödenen tazminattır. Her tam yıl için 30 günlük brüt ücret esas alınır; tavanı her yıl güncellenen bir üst sınırla sınırlıdır. Haksız fesih, haklı nedenle kendi isteğiyle ayrılma, emeklilik, askerlik ve kadın işçinin evlenmesi gibi durumlarda hak kazanılır. Zamanaşımı: 5 yıl (fesih tarihinden itibaren).

İş sözleşmesini ihbar süresine uymadan fesheden tarafın ödediği tazminattır. İhbar süreleri kıdeme göre değişir: 0–6 ay → 2 hafta; 6 ay–1,5 yıl → 4 hafta; 1,5–3 yıl → 6 hafta; 3 yıldan fazla → 8 hafta. İşveren haklı nedenle feshederse ihbar tazminatı doğmaz. Zamanaşımı: 5 yıl.

3. Kötü Niyet Tazminatı

İş güvencesi kapsamı dışındaki işçinin iş sözleşmesinin kötü niyetle (örn. sendika üyeliği, şikâyet bildirimi nedeniyle) feshedilmesi hâlinde ihbar tazminatının 3 katı olarak talep edilir.

4. İşe İade ve Boşta Geçen Süre Ücreti

30 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az 6 aylık kıdemi olan işçi, geçersiz feshe karşı işe iade davası açabilir. İşe iade kararı verilmesine rağmen işçiyi başlatmayan işveren, 4–8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı öder; boşta geçen süre için ise en fazla 4 aya kadar ücret ödenir.

5. Yıllık Ücretli İzin Alacağı

Çalışma süresi 1–5 yıl → 14 gün; 5–15 yıl → 20 gün; 15 yıl ve üzeri → 26 gün yıllık izin hakkı doğar. Kullanılmayan izinler sözleşme sona erdiğinde son brüt ücret üzerinden nakde çevrilir. İzin ücreti alacağının zamanaşımı 5 yıldır.

B) Feshe Bağlı Olmayan (Süregelen) Alacaklar

6. Ücret Alacağı

İşçinin çalışması karşılığında hak ettiği aylık maaş ve yan ödemelerin (prim, ikramiye, yol-yemek yardımı) ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde doğan alacaktır. Maaş en geç ayda bir ödenmelidir; 20 günlük gecikme işçiye haklı fesih hakkı tanır. Zamanaşımı: 5 yıl.

7. Fazla Mesai Ücreti Alacağı

Haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla mesai sayılır ve her saat, normal saatlik ücretin %50 fazlasıyla ödenir. İşçinin yazılı onayı olmaksızın yıllık 270 saati aşan fazla mesai yaptırılamaz. Zamanaşımı: 5 yıl.

8. Hafta Tatili Ücreti Alacağı

İşçi haftada en az 1 gün kesintisiz tatil hakkına sahiptir. Bu günde çalıştırılırsa çalışılan her saat için ayrıca ücret alacağı doğar. Zamanaşımı: 5 yıl.

9. Ulusal Bayram ve Genel Tatil (UBGT) Ücreti Alacağı

Ulusal bayramlarda ve resmî tatillerde çalıştırılan işçiye normal günlük ücretine ek olarak bir günlük ücret daha ödenir. Zamanaşımı: 5 yıl.

10. Asgari Geçim İndirimi (AGİ) Alacağı

Gelir vergisi matrahından düşülen AGİ tutarının net maaşa yansıtılmaması hâlinde işçi, eksik ödenen AGİ tutarlarını geriye dönük olarak talep edebilir. Medeni duruma ve çocuk sayısına göre oranlar değişir.

11. Prim ve İkramiye Alacağı

İş sözleşmesinde veya işyeri uygulamasında düzenli olarak ödenen primler ve ikramiyeler, işçi açısından kazanılmış hak niteliği taşır. Ayrımcı biçimde ödenmemesi hâlinde dava konusu olabilir.

12. Yol ve Yemek Yardımı Alacağı

Sözleşme veya işyeri uygulamasıyla taahhüt edilen ulaşım ve yemek yardımlarının ödenmemesi, ücret alacağı kapsamında değerlendirilir. Bu yan ödemelerin kıdem tazminatı hesabına dahil edilip edilmeyeceği ise her somut duruma göre belirlenir.

C) Özel / Sektörel Alacaklar

3153 sayılı Radyoloji Nizamnamesi’nin 21. maddesi uyarınca röntgen ve radyom (radyasyon) ile çalışan sağlık personelinin günlük çalışma süresi azami 5 saattir. Bu sınırın aşılması hâlinde doğan şua izni alacağı, fazla çalışma benzeri bir alacak olarak kabul edilmektedir. Kullandırılmayan şua izinleri para olarak talep edilebilir; radyoloji teknisyenleri, nükleer tıp uzmanları ve radyasyon onkolojisi çalışanlarını yakından ilgilendirir.

14. Fiili Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı)

5510 sayılı Kanun’un 40. maddesi ve ekli listesi kapsamında ağır ve tehlikeli sayılan işlerde (maden, çelik, kimya, denizcilik, radyasyon vb.) çalışanlara her 360 günlük fiili hizmete karşılık belirli gün sayısı ilave edilir. Bu sayede erken emeklilik imkânı doğar. Yıpranma payına hak kazandığı hâlde SGK kayıtlarına yansıtılmamış çalışmalar için tespit davası açılabilir.

15. Gece Zammı Alacağı

4857 sayılı Kanun’un 69. maddesi uyarınca gece dönemi (20:00–06:00) en fazla 7,5 saat olarak sınırlandırılmıştır. Gece çalışması karşılığında ayrıca gece zammı ödenmesi ve işçinin sağlık durumunun düzenli denetlenmesi zorunludur. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, hem alacak davası hem de idari para cezasına neden olur.

16. Maden İşçilerine Özgü Alacaklar

6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun ile maden sektörüne yönelik toplu iş sözleşmeleri kapsamında maden işçilerine; kömür yardımı ve maden ikramiyesi gibi özel alacaklar tanınmaktadır. Bu alacakların tespit edilmesi uzman hukuki destek gerektirir.

17. Toplu İş Sözleşmesinden Doğan Alacaklar

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamında sendikalı işçilere tanınan ek haklar (ek kıdem tazminatı, sosyal yardımlar, izin artışları, şantiye tazminatı, konut yardımı, yol tazminatı ve iş bitim tazminatı, kömür yardımı, maden ikramiyesi) işveren tarafından uygulanmadığında toplu iş sözleşmesi alacağı doğar. Bu davalar özel bir uzmanlık alanı olup iş mahkemelerinde görülür.

18. Sendikal Tazminat

İşçinin sendikaya üye olması veya sendikal faaliyette bulunması nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesi hâlinde, işçi hem işe iade hem de asgari 1 yıllık ücret tutarında sendikal tazminat talep edebilir. Bu tazminat, kötü niyet tazminatıyla birlikte talep edilemez.

19. Eşit Davranma (Ayrımcılık) Tazminatı

İşverenin dil, ırk, cinsiyet, din, siyasi görüş gibi nedenlerle işçiler arasında ayrım yapması hâlinde, mağdur işçi 4 aya kadar ücret tutarında tazminat talep edebilir. Kadın-erkek ücret eşitsizliği bu tazminatın en yaygın talep nedenidir.

20. Mobbing Nedeniyle (İşyeri Psikolojik Taciz) Manevi Tazminatı

Sistematik baskı, dışlanma, aşağılama veya yıldırma davranışlarına maruz kalan işçi, TBK m. 417 çerçevesinde maddi ve manevi tazminat talep edebilir. E-posta kayıtları, tanık ifadeleri ve sağlık raporları ispat açısından kritik delil niteliği taşır.

21. İş Kazası Tazminatı

İş kazası geçiren işçi veya vefat hâlinde yakınları; işverene karşı maddi tazminat (sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat davası açabilir. SGK’nın yaptığı rücû ödemeleri ayrı bir dava konusudur. İspat yükü çeşitli Yargıtay kararlarıyla işveren lehine hafifletilmiş olmakla birlikte kusur tespiti bilirkişi raporu gerektirir.

22. Meslek Hastalığı Tazminatı

İşin niteliğinden kaynaklanan uzun süreli maruziyetle ortaya çıkan hastalıklar meslek hastalığı sayılır. SGK’nın meslek hastalığını tespit etmesinden sonra işverene yönelik maddi-manevi tazminat davası açılabilir.

23. Hizmet Tespit Davası

Sigorta primleri hiç ödenmemiş veya eksik bildirilmiş olan çalışmalar için açılan tespit davasıdır. Hizmet sürelerinin SGK’ya tescil ettirilmesi; emeklilik hakkı, sigorta koruması ve kıdem hesabı açısından doğrudan belirleyicidir. Bu davalarda 10 yıllık hak düşürücü süre kritik önem taşır.

III. İŞ HUKUKUNDAN KAYNAKLI DAVALARDA SÜREÇ

1. Ücretsiz İlk Değerlendirme

Telefon, WhatsApp veya yüz yüze görüşmede olayın özeti paylaşılır. Hukuki dayanak, zamanaşımı riski ve olası kazanım oranı değerlendirilir; strateji belirlenmeden hiçbir ücret alınmaz.

2. Delil Derleme ve Dosya Hazırlığı

İş sözleşmesi, ücret bordroları, SGK hizmet dökümü, yazışmalar, tanık bilgileri ve sağlık raporları sistematik biçimde derlenir. Eksik belgeler için resmi kurumlardan bilgi talebi yapılır.

3. Zorunlu Arabuluculuk (Dava Şartı)

7036 s.K. gereği dava açmadan önce arabuluculuk zorunludur. İşe iade davaları için haksız fesih bildiriminden itibaren 1 ay içinde başvurulmazsa dava hakkı düşer. Arabuluculukta imzalanan tutanak mahkeme ilamı niteliği taşır.

4. İş Mahkemesinde Dava

Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa dava dilekçesi hazırlanarak İstanbul iş mahkemelerine sunulur. Tüm duruşmalar takip edilir, bilirkişi raporlarına itirazlar hazırlanır.

5. İstinaf ve Temyiz

Aleyhte karar için Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekirse Yargıtay nezdinde denetim yoluna gidilir.

6. İcra Takibi

Lehe kararın verilmesi sonrası icra takibi başlatılarak alacağın tahsili sağlanır.

IV. İş Mahkemeleri Davaları Ne Kadar Sürer?

İş hayatında yaşanan uyuşmazlıklar (kıdem tazminatı, ödenmeyen ücretler, işe iade talepleri vb.) taraflar arasında çözülemediğinde konu İş Mahkemelerine taşınır. Hak arayışına giren işçi veya işverenlerin aklına gelen ilk ve en kritik soru ise şudur: “İş mahkemesi davası ne kadar sürer?”

İş hukukunda temel felsefe, işçinin emeğinin karşılığına bir an önce kavuşabilmesi için yargılamanın hızlı yapılması (ivedilik ilkesi) olsa da, pratik uygulamada süreçler yasal hedeflerden daha uzun sürebilmektedir. Bu makalede, iş mahkemesi davalarının ortalama sürelerini, süreci etkileyen aşamaları ve davanın uzamasına neden olan faktörleri kapsamlı bir şekilde inceleyeceğiz.

1. Yasal Hedef: Hedef Süre Uygulaması Nedir?

Adalet Bakanlığı tarafından yargıda şeffaflığı ve hızı artırmak amacıyla başlatılan Yargıda Hedef Süre uygulaması kapsamında, mahkemelerdeki dava türleri için ideal tamamlanma süreleri belirlenmiştir.

  • Yasal Hedef: İş mahkemelerinde açılan standart bir alacak (kıdem, ihbar, fazla mesai) davası için belirlenen hedef süre ortalama 200 ila 450 gün (yaklaşık 7 ila 15 ay) arasındadır.
  • İşe İade Davaları Özel Durumu: İş Kanunu uyarınca, işe iade davalarının çok daha hızlı sonuçlanması gerekir. Kanuni olarak seri muhakeme usulüne tabi olan bu davaların yerel mahkemede 2 ay içinde sonuçlandırılması hedeflenir.

Ancak bu süreler mahkemelerin dosya yüküne, adliyenin büyüklüğüne ve davanın niteliğine göre “bağlayıcı” değil, “hedef” niteliğindedir.

2. Gerçekçi Süreler: Pratik Uygulamada Davalar Ne Kadar Sürer?

Türkiye’deki büyükşehir (İstanbul, Ankara, İzmir vb.) adliyelerindeki yoğunluk göz önüne alındığında, bir iş mahkemesi davasının yerel mahkeme aşaması (ilk derece mahkemesi) genellikle şu sürelerde tamamlanır:

Standart İşçilik Alacağı Davaları

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve UBGT (Ulusal Bayram ve Genel Tatil) ücreti gibi teknik inceleme ve hesaplama gerektiren davalar:

Ortalama Süre: 12 ay ile 24 ay (1 – 2 yıl) arasında sürer.

İşe İade Davaları

Yasal hedefi 2 ay olsa da, tanıkların dinlenmesi, işyeri kayıtlarının incelenmesi ve bilirkişi raporu alınması gibi süreçler nedeniyle:

Ortalama Süre: 6 ay ile 12 ay arasında sürer.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Davaları

Bu davalar iş hukukunun en uzun süren dava türleridir. Nedeni; kusur oranlarının tespiti, maluliyet (engellilik) oranının Adli Tıp Kurumu veya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sağlık kurullarından raporlanması zorunluluğudur. Raporların alınması ve itiraz süreçleri zaman alır.

Ortalama Süre: 1 yıl ile 3 yıl arasında sürebilmektedir.

3. İş Mahkemesi Davalarının Aşamaları ve Zamansal Dağılımı

Bir iş davasının başından sonuna kadar geçtiği evreler, sürenin neden uzadığını anlamak açısından önemlidir. Süreç kronolojik olarak şu aşamalardan oluşur:

Aşama 1: Zorunlu Arabuluculuk Süreci (3 – 4 Hafta)

İş davalarında (iş kazası hariç) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.

  • Arabulucu, başvurudan itibaren 3 hafta içinde süreci tamamlamak zorundadır. Zorunlu hallerde bu süre en fazla 1 hafta uzatılabilir.
  • Anlaşma sağlanırsa süreç birkaç haftada biter. Anlaşma sağlanamazsa “Son Tutanak” düzenlenir ve dava açma hakkı doğar.

Aşama 2: Dilekçeler Teatisi (2 – 3 Ay)

Dava dilekçesinin verilmesi, işverenin cevap dilekçesi sunması, işçinin cevaba cevap vermesi ve işverenin ikinci cevap dilekçesi aşamasıdır. Her dilekçe için taraflara yasal olarak 2 haftalık süreler tanınır. Tebliğatların gidip gelmesi bu aşamayı 2-3 aya yayar.

Aşama 3: Ön İnceleme ve Tahkikat Duruşmaları (6 – 12 Ay)

Mahkeme tarafların anlaştığı ve anlaşamadığı hususları belirler (Ön İnceleme). Ardından delillerin toplandığı, tanıkların dinlendiği “Tahkikat” aşamasına geçilir. İş mahkemelerinde duruşma araları mahkemenin yoğunluğuna göre 3 ila 5 ay sonrasına verilebilir. Genellikle 3-4 duruşmada tanıklar dinlenir.

Aşama 4: Bilirkişi İncelemesi ve Raporlama (3 – 6 Ay)

İşçilik alacakları hesap uzmanlığı gerektirdiğinden dosya bilirkişiye gönderilir. Bilirkişinin raporu hazırlaması, raporun taraflara tebliği ve tarafların rapora itiraz etmesi (ve gerekirse ek rapor alınması) sürece en az 3-6 ay ekler.

Aşama 5: Karar ve Gerekçeli Kararın Yazılması (1 – 2 Ay)

Hakim son duruşmada hükmü açıklar. Ancak mahkemenin bu kararın hukuki dayanaklarını anlattığı “Gerekçeli Karar”ı yazması yoğunluğa bağlı olarak birkaç hafta veya ay sürebilir.

4. İstinaf ve Yargıtay (Üst Mahkeme) Süreci Ne Kadar Ekler?

Yerel mahkemenin kararı açıklaması davanın tamamen bittiği anlamına gelmez. Taraflardan biri kararı beğenmezse İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) yoluna başvurabilir.

  • İstinaf Aşaması: Yerel mahkeme kararından sonra dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi’ne gitmesi, orada sıraya girmesi ve incelenmesi ortalama 1.5 ila 2.5 yıl sürer.
  • Temyiz (Yargıtay) Aşaması: Kanunda belirtilen parasal sınırların üzerindeki davalar için istinaftan sonra Yargıtay yolu açıktır. Yargıtay incelemesi de dosya yoğunluğuna göre ortalama 1 yıl civarında ek süre demektir.

Özetle: Yerel mahkemede 1.5 yılda biten bir dava, istinaf ve temyiz aşamalarından geçerse kesinleşmesi toplamda 3.5 – 4 yılı bulabilir.

5. Davanın Uzamasına Neden Olan Temel Faktörler

Aynı türdeki iki davanın biri 8 ayda biterken diğerinin 3 yıl sürmesinin arkasında belirli pratik sebepler yatar:

  • Tebligat Gecikmeleri: Dava dilekçesinin veya duruşma günlerinin taraflara (özellikle adres değiştiren veya kapanan şirketlere) tebliğ edilememesi süreci doğrudan kilitler.
  • Tanıkların Duruşmaya Gelmemesi: Dinlenmesine karar verilen tanıkların duruşma gününde hazır olmaması durumunda, mahkeme zorla getirme kararı çıkarır veya sonraki duruşmaya erteler. Bu da davayı en az 4 ay uzatır.
  • Kurumlardan Evrak Beklenmesi: Mahkemenin; SGK’dan hizmet dökümü, bankalardan maaş hesap hareketleri veya işyerinden şahsi özlük dosyası istemesi durumunda, bu kurumların cevap verme hızı davayı doğrudan etkiler.
  • Bilirkişi Raporlarına İtirazlar: Raporlar geldikten sonra taraflar matematiksel hatalar veya eksiklikler iddiasıyla itiraz ederler. Hakimin itirazları haklı bulup dosyayı yeni bir bilirkişiye veya ek rapora göndermesi süreci uzatır.

V. İş Hukuku Avukatının Rolü Nedir?

İş dünyası; işçiler ve işverenler arasındaki dinamik, sürekli gelişen ve yasal düzenlemelerle sıkı sıkıya sınırlandırılmış ilişkilerden oluşur. Türkiye’de işçi ve işveren arasındaki hak ve yükümlülükler başta 4857 sayılı İş Kanunu olmak üzere, Türk Borçlar Kanunu, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu gibi geniş bir mevzuat ağıyla örülmüştür. Bu karmaşık ve teknik yapıda, tarafların yasal haklarını korumak, olası uyuşmazlıkları önlemek veya mahkeme süreçlerini doğru yönetmek adına İş Hukuku Avukatı hayati bir rol üstlenir.

İş hukuku avukatının temel görevi; sadece dava açmak veya mahkemede savunma yapmak değildir. O, iş ilişkisinin kurulmasından sona ermesine kadar geçen tüm süreçlerde yasal bir rehber ve stratejisttir. Bu makalede, iş hukuku avukatının hem işçi hem de işveren nezdindeki kritik rollerini kapsamlı bir şekilde ele alacağız.

1. İşçi Açısından İş Hukuku Avukatının Rolü

İş hukuku, doğası gereği ekonomik ve sosyal olarak daha güçsüz konumda olan işçiyi koruma felsefesine (işçinin korunması ilkesi) dayanır. Ancak bir işçinin haklı olması, o hakkı tek başına kolayca alabileceği anlamına gelmez. İş hukuku avukatı, işçinin hak arama mücadelesinde şu rolleri üstlenir:

  • Hak ve Alacak Analizi Yapmak: İşten çıkarılan veya istifa etmek zorunda kalan işçinin hangi haklara (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, UBGT ücreti vb.) sahip olduğunu net bir şekilde hesaplar ve hukuki yol haritasını çizer.
  • Zorunlu Arabuluculuk Sürecini Yönetmek: İş davalarında arabuluculuk bir dava şartıdır. Avukat, arabuluculuk masasında işçinin haklarının altında bir rakama ikna edilmesini veya usuli hatalarla hak kaybına uğramasını engeller; masada işçiyi profesyonelce temsil eder.
  • İspat Stratejisi Geliştirmek: İş davalarında işçi, iddia ettiği alacakları (örneğin fazla mesai yaptığını veya maaşının bir kısmının elden ödendiğini) ispat etmekle yükümlüdür. Avukat; işyeri yazışmaları, WhatsApp mesajları, banka dökümleri ve tanık beyanları gibi delilleri hukuka uygun şekilde organize ederek mahkemeye sunar.
  • İşe İade Süreçlerini Takip Etmek: Geçersiz bir gerekçeyle işten çıkarılan işçinin işe iade davası açma sürecini ve bu davanın getirdiği yasal süreleri (özellikle fesih bildiriminden itibaren başlayan 1 aylık hak düşürücü süreyi) titizlikle takip eder.

2. İşveren Açısından İş Hukuku Avukatının Rolü (Koruyucu Avukatlık)

İşverenler için iş hukuku avukatının rolü çoğunlukla “koruyucu ve önleyici hukuk” eksenindedir. Bir şirketin iş hukuku mevzuatına aykırı eylemleri, ilerleyen süreçte çok ciddi tazminat yükleri ve idari para cezalarıyla karşılaşmasına neden olabilir.

  • Sözleşmelerin ve Özlük Dosyalarının Hazırlanması: İş ilişkisinin başında doğru iş sözleşmesinin (belirli/belirsiz süreli, kısmi süreli, uzaktan çalışma vb.) hazırlanması, gelecekteki uyuşmazlıkların %80’ini başlamadan bitirir. Avukat, işçi özlük dosyalarının eksiksiz tutulmasını ve yasal mevzuata (KVKK dahil) uygunluğunu sağlar.
  • Fesih Süreçlerinin Hukuki Altyapısını Kurmak: Bir işçinin iş akdi feshedilecekse, bunun haklı veya geçerli nedene dayandırılması, yasal ihtar süreçlerinin işletilmesi ve savunmasının alınması gerekir. Avukat, işverenin haksız fesih konumuna düşmemesi için fesih mekanizmasını hukuki olarak kurgular.
  • İşyeri İç Yönetmeliklerinin Oluşturulması: Şirket içi disiplin yönetmeliklerinin, çalışma prensiplerinin ve mobbing önleme mekanizmalarının yasalara uygun olarak hazırlanmasında aktif rol oynar.
  • Şirketi Risklerden Korumak: Rutin insan kaynakları uygulamalarını denetleyerek; fazla mesai onay formları, bordro imzalama usulleri ve yıllık izin defterleri gibi belgelerin hukuki geçerliliğini sağlar.

3. Dava ve Uyuşmazlık Çözümündeki Rolü

İş hukuku avukatı, uyuşmazlığın mahkeme aşamasına taşınması durumunda adeta bir süreç yöneticisidir. İş mahkemelerinde yargılama usulü, sıkı filtrelere ve sürelere tabidir.

  • Dilekçeler Teatisi ve Süre Takibi: Dava ve cevap dilekçelerinin hazırlanması, delillerin hasredilmesi ve karşı tarafın iddialarına çürütücü hukuki argümanlar üretilmesi süreçlerini yürütür. 2 haftalık yasal cevap sürelerinin kaçırılması telafisi imkansız zararlar doğurabilir.
  • Duruşmalarda Temsil ve Tanık Sorgusu: Tahkikat duruşmalarında müvekkilini temsil eder, mahkemenin yönlendirmelerine müdahale eder ve gerekirse karşı tarafın tanıklarına olayın gerçek yüzünü ortaya çıkaracak nitelikli sorular yöneltir.
  • Bilirkişi Raporlarının Denetlenmesi: İş mahkemelerindeki dosyalar neredeyse istisnasız olarak hesap uzmanı bilirkişilere gider. Avukat, gelen bilirkişi raporundaki matematiksel hataları, kanuna veya Yargıtay içtihatlarına aykırı hesaplamaları tespit ederek rapora bilimsel ve hukuki gerekçelerle itiraz eder.
  • Üst Mahkeme (İstinaf ve Yargıtay) Süreçleri: Yerel mahkemenin verdiği hatalı kararlara karşı Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) ve Yargıtay nezdinde kanun yollarına başvurarak yargılamanın en üst düzeyde doğru sonuçlanmasını hedefler.

İstanbul / Bakırköy bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.