İçindekiler
Şua izni (ışın izni), iyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarının kullanıldığı kontrollü alanlarda çalışan sağlık personeline yıllık ücretli iznine ek olarak verilen, ücretli ve zorunlu bir sağlık iznidir. Devlet memurları bakımından süresi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 103. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yılda bir ay; özel sektörde çalışan işçiler bakımından Yargıtay uygulamasında yılda dört hafta, yani 28 gün olarak hesaplanmaktadır. 13.04.2023 tarihli ve 32162 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik ise sağlık izni süresini, bir takvim yılında kontrollü alanda fiilen çalışılan saate göre 1 gün ile 30 gün arasında kademeli olarak belirlemektedir. Radyasyonla çalışan personelin haftalık çalışma süresi 3153 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi gereği 35 saattir.
Bu rehber; şua iznine kimlerin hak kazandığını, izin süresinin nasıl hesaplandığını, izin kullandırılmadığında doğan şua izin alacağının hesaplanma yöntemini, muacceliyet ve zamanaşımı kurallarını, ispat araçlarını ve dava yolunu Yargıtay ile Danıştay kararları ışığında ele almaktadır. Şua izni uyuşmazlıkları teknik bilirkişi incelemesi ve kurum görüşü gerektirdiğinden, somut olayınıza ilişkin olarak bir avukata danışmanız önerilir.
Yasal dayanak: Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun (3153 sayılı Kanun, 19.04.1937) • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.103/3 • İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik (12.04.2023 tarihli ve 7077 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı)
1. Şua İzni Nedir? Tanım ve Amaç
Şua izni, iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırma yapılan birimlerde görev yapan sağlık personelinin vücudunda biriken radyasyon etkisinin azaltılması amacıyla, yıllık ücretli izinden ayrı olarak tanınan ücretli sağlık iznidir. “Şua” sözcüğü Arapça kökenlidir ve ışın anlamına gelir; Türk Dil Kurumu’na göre ışıktan ayrılan kolların her birine şua denir. Mevzuatta izin, 2022 yılından itibaren “sağlık izni” olarak adlandırılmakta; uygulamada ve yargı kararlarında ise “şua izni” veya “ışın izni” terimleri kullanılmaya devam etmektedir.
Şua izninin iki temel niteliği vardır. Birincisi, izin feragat edilemez niteliktedir: çalışan gönüllü olarak dahi bu hakkından vazgeçemez, işveren bu izni kaldıramaz veya kısıtlayamaz. İkincisi, izin bir dinlenme ve koruma hakkı olduğundan kural olarak ücrete dönüşmez; ücret alacağına dönüşmesi ancak izin hiç kullandırılmadan iş sözleşmesinin sona ermesi hâlinde söz konusu olur.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/10959 E., 2019/13946 K. sayılı kararında iznin amacını açıkça ortaya koymuştur: şua izni, insan vücudunun radyasyondan arındırılması için verildiğinden, bölüm bölüm kullandırılması mümkün değildir. Bu gerekçe, şua izninin niçin klasik bir dinlenme izninden farklı ve daha katı kurallara tabi olduğunu açıklayan temel içtihadî dayanaktır.
2. Şua İzninin Yasal Dayanağı ve 2021-2023 Mevzuat Değişikliği
Şua izninin hukuki dayanağı 2021-2023 yılları arasında köklü biçimde değişmiştir. On yıllar boyunca iznin doğrudan kaynağı olan Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname, 24.06.2021 tarihli ve 4144 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlükten kaldırılmış ve karar 25.06.2021 tarihli ve 31522 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yılda dört hafta kesintisiz izin ve günde beş saat çalışma kuralını içeren Nizamname’nin 24. maddesi, bu tarih itibarıyla mevzuattan çıkmıştır. Günümüzde yürürlükte olan düzenleme, 12.04.2023 tarihli ve 7077 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kabul edilen ve 13.04.2023 tarihli ve 32162 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’tir.
Bu değişim, şua izni uyuşmazlıklarında hangi döneme hangi rejimin uygulanacağı sorusunu kritik hâle getirmiştir. Geçmişe dönük alacak davalarında, talep edilen her yıl için o yılda yürürlükte olan düzenlemeye bakılması gerekir:
| Dönem | Yürürlükteki düzenleme | İzin süresi rejimi |
|---|---|---|
| 19.04.1937 – 25.06.2021 | Nizamname m.24 + 3153 sayılı Kanun | Yılda dört hafta kesintisiz izin |
| 25.06.2021 – 26.04.2022 | Nizamname mülga; 3153 sayılı Kanun Ek m.1 ve 657 sayılı Kanun m.103/3 yürürlükte | Memurda bir ay; işçide dört haftalık uygulamanın sürdüğü kabul edilmektedir |
| 26.04.2022 – 13.04.2023 | 5530 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Yönetmelik | Kontrollü alanda fiilen çalışılan saate göre kademeli süre (EK-2) |
| 13.04.2023 – bugün | 7077 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Yönetmelik | Kontrollü alanda fiilen çalışılan saate göre kademeli süre (EK-2), en çok 30 gün |
2022 tarihli Yönetmelik’in sağlık izni hükümlerine karşı açılan iptal davası, düzenlemenin 2023 Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılması nedeniyle sonuçsuz kalmış; Danıştay 12. Dairesinin 2022/2821 E., 2024/2214 K. sayılı kararıyla dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Bu durum, 2022 sonrası dönemde uyuşmazlığın ağırlık merkezinin düzenlemenin geçerliliğinden uygulanma biçimine kaydığını göstermektedir.
Mevcut yasal çerçeve dört sütun üzerine oturmaktadır:
- 3153 sayılı Kanun ve Ek Madde 1. 30.01.2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5947 sayılı Kanun ile eklenen Ek 1. madde şu hükmü taşır: “İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir.” Aynı madde, doz limitlerinin aşılması hâlinde izinle geçirilecek sürelerin yönetmelikle belirleneceğini öngörmektedir.
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.103/3. “Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir ay sağlık izni verilir.” Kamu görevlileri bakımından iznin kanuni dayanağı budur.
- İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik. Yönetmeliğin 7. maddesi haftalık 35 saatlik çalışma süresini, 8. maddesi ise sağlık iznini düzenler. Yönetmelik, iyonlaştırıcı radyasyon ve radyonüklit kullanarak sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlar ile burada çalışan personeli kapsadığından kamu ve özel ayrımı yapmaksızın uygulanır.
- Avrupa Sosyal Şartı. Türkiye’nin 2004 yılında onayladığı Şart, çalışanların sağlığa zararlı koşullara karşı korunmasını ve tehlikeli işlerde azaltılmış çalışma süresi ya da ilave ücretli izin sağlanmasını güvence altına alır.
3. Kimler Şua İznine Hak Kazanır?
Şua iznine hak kazanmanın belirleyici ölçütü unvan veya bölüm adı değil, kontrollü alanda iyonlaştırıcı radyasyona fiilen maruz kalarak çalışmaktır. Yönetmelik, yıllık dozun 1 mSv’i aşma olasılığı bulunan alanları gözetimli alan, 6 mSv’i aşma olasılığı bulunan ve girişi özel kurallarla denetlenen alanları ise kontrollü alan olarak tanımlar. Sağlık izni yalnızca kontrollü alanlarda çalışanlara verilir.
Uygulamada şu birimlerde görev yapan personel kural olarak kapsamdadır:
- Radyoloji ve tıbbi görüntüleme birimleri (röntgen, bilgisayarlı tomografi, floroskopi)
- Nükleer tıp bölümleri
- Radyoterapi (ışın tedavisi) merkezleri
- Girişimsel radyoloji üniteleri
- Anjiyografi ve kalp kateterizasyon laboratuvarları
- Ağız, diş ve çene radyolojisi çalışanları
- Ameliyathanede skopi (C-kollu röntgen) cihazı ile fiilen çalışan personel
- Radyoaktif madde ile tedavi veya araştırma yapılan diğer birimler
Hak kazanma bakımından yargı uygulamasında aranan ölçütler maddeler hâlinde şöyle sıralanabilir:
- Kamu veya özel bir sağlık kuruluşunda çalışıyor olmak,
- Görev tanımı gereği iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışmak ya da kontrollü alanda fiilen bulunmak,
- Maruziyetin dozimetre kayıtları, kurum görüşü veya bilirkişi raporu ile ortaya konulabilir olması,
- Özel sektörde çalışan işçiler bakımından en az bir yıllık çalışma süresini doldurmuş olmak,
- İznin talep edildiği dönemde ilgili birimde aktif olarak hizmet veriyor olmak.
Radyoloji teknikeri ve teknisyenleri bu ölçütleri tipik olarak karşılayan meslek grubudur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6761 E., 2025/8100 K. sayılı 20.10.2025 tarihli kararında, radyoloji teknikeri olarak çalışan personelin şua izni ücreti alacağına hak kazandığını kabul eden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Karara konu uyuşmazlıkta fazla çalışma, yıllık ücretli izin ve şua izni ücreti alacakları birlikte talep edilmiş; Daire, ispat ve hesaplama yönünden yerel mahkeme değerlendirmesini yerinde bulmuştur.
4. Kimler Şua İzninden Yararlanamaz?
Şua izninden yararlanamayan personel grubu, iyonlaştırıcı olmayan teknolojilerle çalışanlar ile radyasyon kaynağıyla doğrudan teması bulunmayanlardır. Bu ayrım kavramsal değil teknik bir ayrımdır: cihazın iyonlaştırıcı radyasyon üretip üretmediği belirleyicidir.
- MR (manyetik rezonans) personeli: MR cihazları manyetik alan ve radyo dalgası kullanır, iyonlaştırıcı radyasyon üretmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2019/1755 E., 2019/5564 K. sayılı kararında, dozimetre sonuçlarına göre davacının ölçüm yapılan tüm dönemlerde radyasyona maruz kalmadığı ve bu alanda tek yetkili kurumun radyasyon cihazı olarak kabul etmediği MR cihazı teknisyenliği yaptığı gerekçesiyle şua izni talebinin reddi gerektiğine hükmetmiştir. MR ve röntgen ünitelerinin aynı koridorda bulunması tek başına hak doğurmaz; belirleyici olan, personelin kontrollü alandaki fiili çalışmasıdır.
- Ultrasonografi ve Doppler personeli: Ses dalgasıyla çalışan bu cihazlar ortama iyonlaştırıcı radyasyon yaymadığından, yalnızca bu birimlerde görev yapan hekim ve teknisyenler izinden yararlanamaz.
- Kardiyovasküler tanı birimleri personeli: EKG, efor testi, Holter veya ekokardiyografi birimlerinde görevli personel radyasyona maruz kalmadığından kapsam dışındadır. Buna karşılık anjiyografi ve kateter laboratuvarında çalışanlar, iyonlaştırıcı radyasyon kullanıldığı için kapsam içindedir.
- İdari ve destek personeli: Radyoloji veya nükleer tıp bölümlerinde görevli olsalar dahi radyasyon kaynağıyla doğrudan teması bulunmayan, kontrollü alana sürekli giriş çıkış yapmayan tıbbi sekreterler, kayıt görevlileri, hasta danışmanları ve temizlik personeli şua izin alacağına hak kazanamaz.
Hasta bakıcı, hasta hizmetlisi ve benzeri destek kadrolarında çalışanların durumu uygulamada en çok uyuşmazlık doğuran konulardan biridir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7227 E., 2025/8188 K. sayılı 22.10.2025 tarihli kararında, ameliyathanede hasta bakıcı olarak çalıştığını ve radyolojik ışınlara maruz kaldığını ileri süren davacının şua izni talebinin reddine ilişkin kararı onamıştır. Kararda, davacının yaptığı iş ve dosyadaki ispat olgusu birlikte değerlendirilerek sonuca varılmış; yalnızca tanık beyanına dayanan maruziyet iddiası yeterli görülmemiştir. Bu karar, kapsamın kadro adına göre değil fiilen yapılan işe ve ispat edilen maruziyete göre belirlendiğini göstermesi bakımından önemlidir.
5. Şua İzni Süresi: 4 Hafta mı, 30 Gün mü, Kademeli Tablo mu?
Şua izni süresi, çalışanın statüsüne ve talebin ilgili olduğu döneme göre değişir; uygulamadaki karışıklığın temel sebebi de budur. Kamu görevlileri bakımından 657 sayılı Kanun m.103/3 yılda bir ay sağlık izni öngörür. Özel sektörde çalışan işçiler bakımından Yargıtay, izni yılda dört hafta olarak kabul etmekte ve alacağı 4 × 7 = 28 gün üzerinden hesaplamaktadır. Yürürlükteki Yönetmelik ise sağlık izni süresini takvim yılı içinde kontrollü alanda fiilen çalışılan saate bağlayarak 1 ile 30 gün arasında kademelendirmiştir.
Hesaplamada 30 gün ile 28 gün arasındaki farkın pratik sonucu büyüktür. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/3575 E., 2017/4156 K. sayılı 02.03.2017 tarihli kararında, şua izni alacağının yıllık dört hafta, yani 28 gün üzerinden hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yıllık 30 gün üzerinden hesaplanmasını bozma sebebi saymıştır. Bu nedenle işçilik alacağı davalarında bilirkişi raporunun hangi gün sayısı üzerinden düzenlendiği mutlaka denetlenmelidir.
Yönetmelik uyarınca uygulanan kademeli süre tablosu şöyledir:
| Sıra No | Kontrollü Alanda Çalışma Süresi | Sağlık İzni Süresi |
|---|---|---|
| 1 | 0-50 Saat | 1 Gün |
| 2 | 51-100 Saat | 2 Gün |
| 3 | 101-150 Saat | 3 Gün |
| 4 | 151-200 Saat | 4 Gün |
| 5 | 201-250 Saat | 5 Gün |
| 6 | 251-300 Saat | 6 Gün |
| 7 | 301-350 Saat | 7 Gün |
| 8 | 351-400 Saat | 8 Gün |
| 9 | 401-450 Saat | 9 Gün |
| 10 | 451-500 Saat | 10 Gün |
| 11 | 501-550 Saat | 11 Gün |
| 12 | 551-600 Saat | 12 Gün |
| 13 | 601-650 Saat | 13 Gün |
| 14 | 651-700 Saat | 14 Gün |
| 15 | 701-750 Saat | 15 Gün |
| 16 | 751-800 Saat | 16 Gün |
| 17 | 801-850 Saat | 17 Gün |
| 18 | 851-900 Saat | 18 Gün |
| 19 | 901-950 Saat | 19 Gün |
| 20 | 951-1000 Saat | 20 Gün |
| 21 | 1001-1050 Saat | 21 Gün |
| 22 | 1051-1100 Saat | 22 Gün |
| 23 | 1101-1150 Saat | 23 Gün |
| 24 | 1151-1200 Saat | 24 Gün |
| 25 | 1201-1250 Saat | 25 Gün |
| 26 | 1251-1300 Saat | 26 Gün |
| 27 | 1301-1350 Saat | 27 Gün |
| 28 | 1351-1400 Saat | 28 Gün |
| 29 | 1401-1450 Saat | 29 Gün |
| 30 | 1451-1500 Saat | 30 Gün (en fazla) |
Kaynak: İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik EK-2 Sağlık İzni Tablosu.
Tablonun uygulanmasında üç nokta çoğu zaman gözden kaçar:
- Ölçüt toplam hizmet süresi değil, kontrollü alanda fiilen çalışılan süredir. Bir hastanede on yıldır çalışıyor olmak tek başına 30 günlük izne hak kazandırmaz; belirleyici olan ilgili takvim yılında kontrollü alanda geçirilen saattir.
- İzin, hak kazanıldığı yılın çalışmasına göre ertesi yıl kullanılır. 01.01.2025-31.12.2025 arasındaki kontrollü alan çalışması, 2026 yılında kullanılacak sağlık izni süresini belirler.
- Fiilen yapılan nöbet ve fazla çalışma saatleri hesaba dâhildir; buna karşılık fiilen görev yapılmayan nöbet süreleri, kontrollü alana idari amaçla yapılan kısa girişler ve görüntüleme işlemiyle ilgisi olmayan personelin arızi bulunuşları hesaba katılmaz.
6. Şua İzni Nasıl Kullanılır? Bölünemezlik ve Devredilemezlik Kuralı
Şua izni kesintisiz kullandırılmak zorundadır ve bağlı olduğu takvim yılı içinde tüketilmelidir. Yönetmeliğin 8. maddesi sağlık izninin bölünemeyeceğini, yıl geçişlerinde üst üste kullanılamayacağını ve ertesi yıla aktarılamayacağını açıkça düzenlemektedir. Bu kural, iznin dinlenme değil arınma amacına dayanmasının doğrudan sonucudur.
Bölünemezlik ilkesinin içtihadî dayanağı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/10959 E., 2019/13946 K. sayılı kararıdır. Daire bu kararında, şua izninin insan vücudunun radyasyondan arındırılması için verildiğini, bu nedenle bölüm bölüm kullandırılmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Uygulamada işverenlerin izni birkaç güne bölerek kullandırması sık rastlanan bir durumdur; bu tür parçalı kullanımlar iznin usulüne uygun kullandırıldığı anlamına gelmez.
Devredilememe kuralı da yargı denetiminden geçmiştir. Danıştay 12. Dairesinin 2023/3008 E., 2025/2739 K. sayılı 27.05.2025 tarihli kararında, sağlık izninin ertesi yıla aktarılamayacağına ilişkin düzenleme hukuka uygun bulunmuş; kararda iznin, iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile çalışan personelin zaman kaybedilmeksizin dinlendirilmesi suretiyle sağlığının korunması amacıyla getirildiği, hak edildiği zamanda kullanılmayıp sonraki yıla aktarılmasının ise iznin kullanım amacıyla çeliştiği vurgulanmıştır.
Şua izni, yıllık ücretli izin süreleri ve izin ücreti rejiminden bağımsızdır ve yıllık izinle birleştirilerek ya da ayrı ayrı kullanılabilir. İki iznin birleştirilmesi, şua izninin yıllık izne mahsup edilmesi anlamına gelmez: alacak hesabında yıllık izin ile şua izni ayrı ayrı hesaplanır, biri diğerinden düşülmez.
7. Haftalık 35 Saatlik Çalışma Süresi ve Fazla Çalışma İlişkisi
İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırma yapılan yerlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 3153 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi uyarınca 35 saat, günlük karşılığı 7 saattir. Bu sınır 30.01.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir; öncesinde mülga Nizamname uyarınca günde beş saatlik çalışma esası uygulanmaktaydı. Yönetmeliğin 7. maddesi de aynı 35 saatlik sınırı tekrar etmektedir.
Bu sürenin pratik önemi, şua izni davalarının hemen tamamında fazla çalışma alacağının birlikte talep edilmesinden kaynaklanır: radyasyon görevlisi bakımından haftalık 35 saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılır ve zamlı ücrete tabidir. Alacak kalemlerinin birlikte ileri sürüldüğü davalarda hesabın dayanağı genellikle puantaj kayıtları, personel devam kontrol sistemi verileri ve tanık beyanlarıdır; bu nedenle fazla çalışma ücretinin hesaplanması ve ispatı kurallarının şua izni talebiyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Kontrollü alanda çalışan personel bakımından kişisel koruyucu ekipman ve dozimetre kullanımı zorunludur. Bu yükümlülük yalnızca idari bir gereklilik değil, aynı zamanda işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcunun kapsamı içinde yer alan bir iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğüdür. Dozimetre takibinin yapılmaması, ileride açılacak bir alacak davasında ispat yükünün işveren aleyhine değerlendirilmesine yol açabilir.
8. Şua İzni Kullandırılmazsa Ne Olur? Şua İzin Alacağı
Şua izni hiç kullandırılmadan iş sözleşmesi sona ererse, kullandırılmayan izin süresi karşılığı ücret bir alacak hâline gelir ve işverenden talep edilebilir. İş sözleşmesi devam ederken şua izninin ücrete dönüştürülmesi mümkün değildir; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020/5049 E., 2021/5141 K. sayılı 25.02.2021 tarihli kararında, şua izninin dinlenme hakkı olması nedeniyle çalışırken ücrete dönüşmesinin mümkün olmadığı ve iş sözleşmesinin devam ettiği sürede muaccel olmayacağı belirtilmiştir.
İznin kullandırılmaması yalnızca bir alacak doğurmaz; aynı zamanda çalışma koşullarının uygulanmaması niteliğinde görüldüğü ölçüde işçiye 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında haklı nedenle derhal fesih imkânı tanıyabilir. Bu yola başvurulduğunda işçinin haklı feshinde kıdem tazminatı hakkı da gündeme gelir. Radyasyon maruziyetine bağlı olarak sağlık sorunu ortaya çıkmışsa ayrıca işçinin sağlık sebebiyle derhal fesih hakkı değerlendirilmelidir.
Şua izni alacağının ispatında yük dağılımı şöyledir: işçi, radyasyonla çalıştığını ve kontrollü alandaki maruziyetini ortaya koymakla; işveren ise izni kullandırdığını belgeyle kanıtlamakla yükümlüdür. İzin defteri, imzalı izin talep formu veya izin çizelgesi sunulamıyorsa, iznin kullandırıldığı savunması kural olarak sonuç doğurmaz.
9. Şua İzin Alacağının Hesaplanması ve Örnek Hesap
Şua izin alacağı, işçinin son ücreti üzerinden ve yıllık izin ücretinde olduğu gibi çıplak (temel) ücret esas alınarak hesaplanır. Kıdem tazminatında kullanılan giydirilmiş ücret burada uygulanmaz; bu ayrım, kıdem tazminatının hesabında esas alınan giydirilmiş ücret ile şua izni alacağının hesabı arasındaki en belirgin farktır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/32289 E., 2019/4787 K. sayılı kararında, şua izni alacağının davacının son ücreti üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilmiştir.
Hesaplamanın adımları şöyledir:
- Tam yıl sayısı belirlenir. Her dolan bir yıl için dört haftalık hak doğar; tam yıl oluşturmayan artık süreler bakımından hak doğmaz. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/24594 E., 2019/19085 K. sayılı kararında, tam yıl oluşturmayan sürelerdeki çalışma bakımından şua iznine hak kazanılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
- Asgari çalışma süresi kontrol edilir. Özel sektörde bir yıllık çalışma süresi dolmadan hak doğmaz; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/7114 E., 2018/21499 K. sayılı kararında, çalışma süresi bir yılın altında kalan davacının şua iznine hak kazanamayacağına hükmedilmiştir. Kamu görevlileri bakımından böyle bir asgari süre koşulu aranmaz.
- Gün sayısı hesaplanır. Tam yıl sayısı 28 ile çarpılır (4 hafta × 7 gün).
- Günlük çıplak ücret bulunur. Son aylık brüt ücret 30’a bölünür.
- Fiilen kullandırılan şua izni günleri düşülür. İşverenin belgelediği kullanım günleri toplam alacaktan mahsup edilir.
- Yıllık izin ile karıştırılmaz. Şua izni, yıllık ücretli iznin yerine değil ona ek olarak hesaplanır.
Örnek hesap: Bir özel hastanede 6 yıl 4 ay kesintisiz radyoloji teknikeri olarak çalışan ve iş sözleşmesi feshedilen personelin son aylık brüt ücreti 45.000 TL olsun. Tam yıl sayısı 6’dır; 4 aylık artık süre hesaba katılmaz. Hak edilen gün sayısı 6 × 28 = 168 gündür. Günlük çıplak ücret 45.000 ÷ 30 = 1.500 TL’dir. Buna göre brüt şua izin alacağı 168 × 1.500 = 252.000 TL olarak hesaplanır. Çalışma süresi boyunca fiilen 20 gün şua izni kullandırıldığı belgelenirse, hesap 148 gün üzerinden yapılır ve alacak 222.000 TL’ye iner.
Asgari ücretle çalışan bir personel bakımından tablo şöyledir: 2026 yılı brüt asgari ücret 33.030,00 TL, günlük brüt tutar 1.101,00 TL’dir. Bu durumda bir yıllık şua izin alacağı 28 × 1.101,00 = 30.828,00 TL olur. Görüldüğü üzere alacak, çalışma süresi uzadıkça hızla büyüyen bir kalemdir.
10. Muacceliyet, Zamanaşımı ve Faiz
Şua izin alacağı iş sözleşmesinin feshiyle muaccel hâle gelir; zamanaşımı süresi de fesih tarihinden itibaren işlemeye başlar. Uygulamada şua izin alacağı için beş yıllık zamanaşımı süresi kabul edilmektedir. Alacağın muacceliyeti fesih şartına bağlı olduğundan, iş sözleşmesi devam ederken veya fesih tarihinden önce açılan davalar erken açılmış dava sayılır.
Bu sonucun en güncel ve en açık örneği Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4838 E., 2025/8455 K. sayılı 04.11.2025 tarihli kararıdır. Karara konu olayda radyasyon onkolojisi uzmanı olarak çalışan davacı, işe iade davası derdestken şua izni ve yıllık ücretli izin alacağı talebiyle dava açmış; işe iade sonrası işverenin işe başlatmaması üzerine iş sözleşmesi daha sonraki bir tarihte feshedilmiştir. Daire, feshe bağlı olan ve fesihle birlikte muaccel hâle gelen yıllık ücretli izin ile şua izni alacaklarına ilişkin davanın fesihten önce açıldığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesini yerinde bulmuş ve bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Bu nedenle işe iade davasının kesinleşmesi ve sonuçları beklenmeden açılan alacak davalarında ciddi bir usul riski bulunmaktadır.
Faiz yönünden şua izin alacağına yasal faiz uygulanır; bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı bu alacak bakımından söz konusu değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/2547 E., 2019/12571 K. sayılı kararında, şua izni alacağı için uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğu belirtilmiştir. Faiz, alacağın muaccel olduğu tarihten ya da temerrüde düşürülme tarihinden itibaren işletilir; dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihinin doğru gösterilmesi hak kaybını önler.
11. Şua İzni Uyuşmazlıklarında İspat: Dozimetre, TENMAK Görüşü ve Bilirkişi
Şua izni uyuşmazlıklarının kaderini çoğu zaman esasa ilişkin tartışmalar değil, maruziyetin teknik olarak ispatı belirler. Çalışanın iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalıp kalmadığının tespiti uzmanlık gerektirdiğinden, mahkemeler ihtilaf hâlinde Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumundan (eski adıyla Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) görüş almaktadır. Kurum değerlendirmesinde işçinin unvanı ve görev tanımı, çalışma düzeni, dozimetre raporları ile hastane kayıtları birlikte incelenir.
İspat araçları önem sırasına göre şöyledir:
- Kişisel dozimetre kayıtları: Ölçüm dönemlerine ait doz raporları, maruziyetin en güçlü ve en objektif delilidir. Dozimetre sonuçlarının sıfır olması, talebin reddi yönünde belirleyici bir olgu olarak değerlendirilmektedir.
- Kurum görüşü: Cihazın iyonlaştırıcı radyasyon üretip üretmediğine ilişkin teknik değerlendirme, ancak yetkili kurumdan alınacak görüşle kesinleşir.
- Çalışma düzeni belgeleri: Puantaj kayıtları, personel devam kontrol sistemi verileri ve nöbet çizelgeleri, kontrollü alanda geçirilen fiili sürenin hesabında kullanılır.
- Bilirkişi raporu: Radyasyon fiziği veya iş sağlığı alanında uzman bilirkişi incelemesi, hesabın denetlenebilirliği bakımından zorunludur.
- Tanık beyanı: Tek başına yeterli değildir; teknik delillerle desteklenmediğinde sonuca etkili olmamaktadır.
Eksik araştırmayla, yalnızca tanık beyanlarına veya uzman olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilmesi Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır. Hak kaybına uğramamak ve uzun yargılama süreçlerinde mağduriyet yaşamamak için şua izni alacağının takibinde uzman bir iş hukuku avukatından destek alınması önemlidir.
12. Dava Yolu: İşçi ve Memur Ayrımı
Şua izin alacağının talep edileceği yol, çalışanın statüsüne göre tamamen farklıdır ve yanlış yola başvurulması ciddi hak kaybına yol açar.
Özel sektörde çalışan işçiler bakımından: Şua izin alacağı bir işçilik alacağı olduğundan, dava açılmadan önce 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamazsa son tutanağın aslı veya örneği dava dilekçesine eklenerek iş mahkemesinde dava açılır. Yetkili mahkeme, davalı işverenin dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesidir. Alacak belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak ileri sürülebilir; fesih tarihi kesinleşmeden dava açılmaması gerektiği yukarıda açıklanmıştır. Alt işveren (taşeron) işçisi olarak çalışılan hâllerde asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu gündeme geleceğinden husumetin doğru yöneltilmesi önem taşır. Fesih sonrası talep edilen diğer kalemler arasında ihbar tazminatının hesabında dikkate alınan süreler de sıklıkla yer alır.
Kamu görevlileri bakımından: Şua izni talebi idari bir işlem konusu olduğundan yol idari yargıdır. Personelin önce kurumuna yazılı başvuruda bulunması, başvurunun açıkça veya zımnen reddi üzerine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca kural olarak 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açması gerekir. Kamu görevlisi bakımından iznin kullandırılmaması hâlinde ücrete dönüşme kuralı işçilerdeki gibi otomatik işlemediğinden, iznin zamanında talep edilmesi ve reddin belgelenmesi kritik önemdedir.
13. Şua İzni ile Fiili Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma Payı) Arasındaki Fark
Şua izni ile fiili hizmet süresi zammı birbirinden bağımsız iki ayrı haktır ve biri diğerinin kullanılmasına engel değildir. Şua izni bir iş hukuku kurumu iken, fiili hizmet süresi zammı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 40. maddesinde düzenlenen bir sosyal güvenlik kurumudur. Radyoaktif ve radyoiyonizan maddelerle yapılan işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayısına, bu işlerde geçen her 360 günlük çalışma için 90 gün eklenir.
| Karşılaştırma ölçütü | Şua İzni (Sağlık İzni) | Fiili Hizmet Süresi Zammı |
|---|---|---|
| Yasal dayanak | 3153 sayılı Kanun, 657 sayılı Kanun m.103/3, İyonlaştırıcı Radyasyon Yönetmeliği | 5510 sayılı Kanun m.40 |
| Niteliği | Ücretli izin hakkı | Prim gün sayısına ekleme (yıpranma payı) |
| Ölçüsü | Memurda yılda bir ay; işçide yılda dört hafta (28 gün); yönetmelikte kontrollü alan saatine göre en çok 30 gün | Her 360 gün için 90 gün |
| Muhatap kurum | İşveren / kurum | Sosyal Güvenlik Kurumu |
| Kullanılmaması hâlinde | Fesihle birlikte ücret alacağına dönüşür | Emeklilik hesabında eksik prim günü olarak kalır |
| Uyuşmazlık yolu | İş mahkemesi (işçi) / idare mahkemesi (memur) | SGK’ya başvuru ve iş mahkemesinde hizmet tespiti |
Şua izni kullanmamış olmak, fiili hizmet süresi zammından yararlanmaya kural olarak engel değildir. Bununla birlikte uygulamada iki kurumun kayıtları birlikte değerlendirildiğinden, kontrollü alanda çalışıldığını gösteren belgelerin her iki talep bakımından da düzenli biçimde saklanması gerekir.
14. Sık Karıştırılan Kavramlar
| Kavram | Kaynağı | Süresi | Ücrete dönüşür mü? |
|---|---|---|---|
| Şua izni (sağlık izni) | 3153 sayılı Kanun, 657 m.103/3, Yönetmelik | Memurda 1 ay; işçide 4 hafta (28 gün); yönetmelikte en çok 30 gün | Evet, fesihle birlikte |
| Yıllık ücretli izin | 4857 sayılı Kanun m.53 vd. | Kıdeme göre 14-26 gün | Evet, fesihle birlikte |
| Hastalık izni / istirahat raporu | 657 m.105, 4857 m.25/I | Rapor süresi kadar | Hayır |
| Fiili hizmet süresi zammı | 5510 m.40 | Her 360 güne 90 gün | Hayır, prim gününe eklenir |
| Fazla çalışma ücreti | 4857 m.41, 3153 Ek m.1 | Haftalık 35 saati aşan süre | Zamlı ücret olarak ödenir |
12. Sık Sorulan Sorular
Şua izni kaç gündür?
Şua izni, devlet memurları bakımından 657 sayılı Kanun’un 103. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yılda bir aydır. Özel sektörde çalışan işçiler bakımından Yargıtay uygulamasında yılda dört hafta, yani 28 gün olarak hesaplanır. Yürürlükteki İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik ise süreyi kontrollü alanda fiilen çalışılan saate göre 1 ile 30 gün arasında kademelendirmiştir.
Şua izni ertesi yıla devredilebilir mi?
Hayır. Şua izni bağlı olduğu takvim yılı içinde kullandırılmak zorundadır, bölünemez ve ertesi yıla aktarılamaz. Danıştay 12. Dairesinin 2023/3008 E., 2025/2739 K. sayılı 27.05.2025 tarihli kararında, iznin ertesi yıla aktarılamayacağına ilişkin düzenleme hukuka uygun bulunmuştur. Kullandırılmayan izin, iş sözleşmesinin feshiyle birlikte ücret alacağına dönüşür.
Şua izni yıllık izinle aynı anda kullanılabilir mi?
Evet. Şua izni yıllık ücretli izinle birleştirilerek ya da ayrı ayrı kullanılabilir; her iki durumda da çalışan ücretini tam olarak almaya devam eder. Ancak alacak hesabında şua izni ile yıllık izin birleştirilmez, ayrı ayrı hesaplanır ve biri diğerinden mahsup edilmez.
MR teknisyeni şua izni alabilir mi?
Hayır. Manyetik rezonans cihazları iyonlaştırıcı radyasyon üretmediğinden, yalnızca MR cihazı kullanan teknisyenler radyasyon görevlisi sayılmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2019/1755 E., 2019/5564 K. sayılı kararında, dozimetre sonuçlarına göre radyasyona maruz kalmadığı ve MR cihazı teknisyenliği yaptığı tespit edilen davacının şua izni kullanma hakkı bulunmadığına hükmedilmiştir.
Hasta bakıcı ve ameliyathane personeli şua iznine hak kazanır mı?
Kadro adı tek başına belirleyici değildir; kontrollü alanda iyonlaştırıcı radyasyona fiilen maruz kalındığının ispatlanması gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7227 E., 2025/8188 K. sayılı 22.10.2025 tarihli kararında, ameliyathanede hasta bakıcı olarak çalışan davacının şua izni talebinin reddine ilişkin karar onanmıştır. Skopi cihazıyla fiilen çalışan ve dozimetre takibine tabi personel bakımından ise hak doğabilir.
Şua izni alacağı nasıl hesaplanır?
Şua izin alacağı, işçinin son çıplak ücreti üzerinden ve her tam çalışma yılı için 28 gün esas alınarak hesaplanır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/32289 E., 2019/4787 K. sayılı kararında alacağın son ücret üzerinden hesaplanması gerektiği; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/3575 E., 2017/4156 K. sayılı 02.03.2017 tarihli kararında ise hesabın yıllık 30 gün değil dört hafta (28 gün) üzerinden yapılması gerektiği belirtilmiştir. Fiilen kullandırılan izin günleri toplamdan düşülür.
Şua izni alacağında zamanaşımı kaç yıldır?
Şua izin alacağı iş sözleşmesinin feshiyle muaccel hâle gelir ve zamanaşımı süresi fesih tarihinden itibaren işlemeye başlar. Uygulamada bu alacak için beş yıllık zamanaşımı süresi kabul edilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020/5049 E., 2021/5141 K. sayılı 25.02.2021 tarihli kararında, iznin çalışılırken ücrete dönüşmesinin mümkün olmadığı ve iş sözleşmesi devam ederken muaccel olmayacağı belirtilmiştir.
Şua izni davası fesihten önce açılabilir mi?
Hayır. Fesihle muaccel olan bir alacak olduğundan, iş sözleşmesi sona ermeden açılan dava erken açılmış dava sayılır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4838 E., 2025/8455 K. sayılı 04.11.2025 tarihli kararında, işe iade davası derdestken açılan ve fesih tarihinden önceki tarihi taşıyan davada yıllık ücretli izin ile şua izni taleplerinin usulden reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur.
Şua izni alacağına hangi faiz uygulanır?
Şua izin alacağına yasal faiz uygulanır; bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz bu alacak bakımından söz konusu değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/2547 E., 2019/12571 K. sayılı kararında, şua izni alacağı için uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğu belirtilmiştir. Faiz, alacağın muaccel olduğu tarihten veya temerrüt tarihinden itibaren işletilir.
Şua iznine hak kazanmak için asgari çalışma süresi var mı?
Kamu görevlileri için asgari süre şartı bulunmamaktadır. Özel sektörde 4857 sayılı Kanun kapsamındaki işçiler bakımından ise bir yıllık çalışma süresinin doldurulması aranır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/7114 E., 2018/21499 K. sayılı kararında, çalışma süresi bir yılın altında kalan davacının şua iznine hak kazanamayacağı belirtilmiştir.
Yönetici şua iznini reddedebilir mi?
Hayır. Şua izni feragat edilemez nitelikte zorunlu bir sağlık iznidir; işveren veya yönetici bu izni kaldırma, kısıtlama ya da reddetme yetkisine sahip değildir. Talebin reddi hâlinde işçi iş mahkemesinde, kamu görevlisi ise idare mahkemesinde hukuki yollara başvurabilir.
Doz sınırı aşılmasa da şua izni kullanılabilir mi?
Evet. Yıllık doz sınırının aşılıp aşılmaması iznin kullanım zamanına ve ek tedbirlere ilişkin bir ölçüttür; iznin kendisine hak kazanmanın ön koşulu değildir. Belirleyici olan, personelin kontrollü alanda iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı ile fiilen çalışmasıdır.
Şua izni fiili hizmet süresi zammı ile birlikte uygulanabilir mi?
Evet. Şua izni ve fiili hizmet süresi zammı birbirinden bağımsız iki haktır. Radyasyon ortamında çalışan personel her ikisine birden hak kazanabilir; 5510 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca radyoaktif ve radyoiyonizan maddelerle yapılan işlerde geçen her 360 gün için prim ödeme gün sayısına 90 gün eklenir.
Şua izni özel hastanede çalışanlara da verilir mi?
Evet. İyonlaştırıcı Radyasyon ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik, iyonlaştırıcı radyasyon ve radyonüklit kullanarak sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlar ile burada çalışan personeli kapsar; kamu-özel ayrımı yapmaz. Özel sağlık kuruluşlarında çalışan personel bakımından ek koşul, bir yıllık çalışma süresinin doldurulmuş olmasıdır.
Şua izni kullandırılmaması haklı fesih sebebi olur mu?
Şua izninin kullandırılmaması, çalışma koşullarının uygulanmaması niteliğinde görüldüğü ölçüde işçiye 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında haklı nedenle derhal fesih imkânı tanıyabilir. Bu durumda işçi kıdem tazminatına hak kazanır; ihbar tazminatı ise haklı nedenle derhal fesihte talep edilemez.
16. Sonuç ve Değerlendirme
Şua izni, iyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarının kullanıldığı kontrollü alanlarda çalışan sağlık personeline yıllık izninden ayrı olarak tanınan, feragat edilemez nitelikte ücretli bir sağlık iznidir. Süresi devlet memurları bakımından 657 sayılı Kanun m.103/3 uyarınca yılda bir ay, özel sektör işçileri bakımından Yargıtay uygulamasında yılda dört hafta (28 gün), yürürlükteki yönetmelik bakımından ise kontrollü alanda fiilen çalışılan saate göre en çok 30 gündür. Kullandırılmayan izin, iş sözleşmesinin feshiyle birlikte ücret alacağına dönüşür; alacak son çıplak ücret üzerinden hesaplanır, yasal faize tabidir ve fesih tarihinden itibaren işleyen beş yıllık zamanaşımı süresi içinde talep edilmelidir.
Uyuşmazlıkların sonucunu belirleyen asıl unsur, maruziyetin teknik olarak ispatıdır: dozimetre kayıtları, kurum görüşü ve çalışma düzeni belgeleri, tanık beyanından çok daha belirleyicidir. Doğru dava yolunun seçilmesi, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi ve özellikle fesih tarihinin kesinleşmesinden önce dava açılmaması, hak kaybını önleyen kritik adımlardır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

