Mevzuatımızda kıdem tazminatı 4857 Sayılı İş Kanununun 120. Maddesinde yapılan atfıyla; 1475 Sayılı (Mülga) Kanunun 14. Maddesince düzenlenmektedir.
Kıdem tazminatı kabaca İş Kanununda belirtilen asgari çalışma süresini (1 yıl) dolduran işçinin, iş sözleşmesinin belirli bir nedenle son bulması durumunda, işveren tarafından işçiye veya mirasçılarına, çalışma süresine göre bir giydirilmiş aylık brüt ücreti tutarında ödenen parasal karşılık olarak tanımlanmaktadır.
Kıdem tazminatı, işinden belli koşullarla ayrılan ya da çıkartılan işçi için bir nevi işsizlik sigortası olarak görülebilecekken, bir taraftan ise işçinin işten çıkarılmasını zorlaştıran (işveren açısından) bir nevi iş güvencesi amacını gerçekleştirdiği söylenebilir.
Bir işçinin uzun yıllar boyunca aynı işyerinde çalıştığı varsayımında işçi artık işiyle ilgili tüm girift, zor ve incelik gerektiren hususlarda uzmanlaşacaktır. İşçi çalıştığı her yıl için yaptığı işiyle ilgili daha çok deneyim sahibi olacak, yeni bir işçi ile kıyaslandığı durumda, işini daha kısa bir sürede ve artık uzman olarak, iş görme sırasında çıkabilecek problemleri öngörüp tüm bunları engelleyerek iş görme edimini yerine getirecektir. Bu durum ise işveren açısından işin daha hızlı daha güvenilir ve daha verimli bir şekilde işin yapılması anlamına gelecektir.
Kıdem tazminatının gündeme geliş nedenleri yukarıda sayıldığı gibi zaman geçtikçe işçinin iş görme edimini daha hızlı, daha verimli yerine getirmesi ve işiyle ilgili uzmanlık kazanmasıdır. İşveren tarafından, nasıl ki işçinin çalıştığı zaman içinde işinde uzmanlaşıp, verimli bir şekilde çalışması beklenecekse, işçinin de bu uzmanlaşma ile birlikte ücreti yanında, bu uzmanlaşmanın karşılığı olarak parasal bir talep içinde olması gayet doğaldır. Gayet tabii olan bu talebin sonucu olarak işçiler için kıdem tazminatı uygulaması öngörülmüştür.
Dünyada kıdem tazminatı uygulamalarına örnek olarak: Almanya’da 1927 yılında 12 milyon işçinin kıdem tazminatı hakkının tanındığı toplu iş sözleşmeleri kapsamında bulunduğu bilinmektedir. 1932 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Yönetim Kurulu tarafından işçilere kıdem tazminatı ödenmesi yönünde bir rapor hazırlanmıştır. 1940 yılına gelindiğinde 40’a yakın ülkede ihbar öneli ve kıdem tazminatı hakkını tanıyan yasalar çıkarılmıştır. Refah devleti uygulamalarının ortaya çıkması ile kıdem tazminatı daha fazla yaygınlık kazanmaya başlamıştır.
Ülkemizde kıdem tazminatı dünyadaki gelişmelere paralel olarak 1936 yılında çıkarılan 3008 sayılı İş Kanunu ile kabul edilmiştir. Bu kanunda işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için beş yıllık çalışması şart koşulmakla ödenecek tazminat miktarı beş yıllık çalışma sonrasındaki her yıl için on beş günlük ücret tutarı olarak belirlenmiştir. Daha sonra sırasıyla 1950, 1975 ve 2004 yılında çıkarılan iş yasalarıyla kıdem tazminatı düzenlemeleri bugünkü halini almıştır.
İstanbul / Bağcılar bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
