İçindekiler
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hayata karşı suçlar bölümü altındaki 82. maddesi, kasten öldürme suçunun nitelikli hallerini düzenlemektedir. TCK. m. 82/1-a Kasten öldürme suçunun nitelikli hali olan “tasarlayarak” öldürme suçunu düzenlenmektedir.
Tasarlayarak İnsan Öldürme Suçu Cezası
Tasarlayarak insan öldürme suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır.
Yargıtay Kararları Işığından Tasarlayarak İnsan Öldürme Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar
Kasten öldürme suçunun nitelikli hallerinden olan tasarlayarak adam öldürme suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur.
Maddeler halinde saymak gerekirse tasarlayarak insan öldürme suçunun nitelikli halinin oluşması için;
- Suçun işlenmesine sebatla ve koşulsuz olarak karar verilmesi,
- İşlenmeye niyet edilen suçun soğukkanlı ve sükunetle düşünülmesi,
- Suç kararı ile eylem arasında zaman geçmesi,
- Ulaşılan ruhi sükunete rağmen bu karardan vazgeçilmeyip ısrarla fiilin icrasına başlanması.
hususlarının bir arada bulunması gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2023/288 E. – 2024/170 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
İTİRAZ – TUTUKLU
İtirazname No : 2022/67477
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 154-456
I. HUKUKİ SÜREÇ
Sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-a, 35/2, 53, 63 ve 54. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.12.2021 tarihli ve 230-521 sayılı resen istinafa tabi olan hükme yönelik olarak sanık müdafii tarafından da istinaf talebinde bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 04.04.2022 tarih ve 154-456 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 15.12.2022 tarih ve 7455-10034 sayı ile; temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiş,
Daire Üyesi S. Giray; sanığın suçu tasarlayarak işlediğine ilişkin dosyada yeterli somut ve kesin bir delil bulunmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 18.01.2023 tarih ve 67477 sayı ile; “(…) İlk derece mahkemesi tarafından sanığın öldürme kararını ne zaman verdiğine dair bir tespitte bulunulmadığı, sanığın suçta kullandığı silahı olay günü satın aldığının kabul edildiği, mağdurun beyanlarında sanığın olay gününden önce kendisini öldüreceği yönünde herhangi bir söz veya tehdidinden bahsetmediği, tüm dosya kapsamından, sanığın olay gününden önce mağduru öldürmeye karar verdiğinin ve bu yönde bir hazırlık yaptığının kesin olarak tespit edilemediği, oysa tasarlama hâlinin kabulü için öldürme kararının şarta bağlı olmadan alınması, ruhsal dinginliğe ulaşıldığını kabule elverişli makul bir süre geçmesine karşın eylem kararlılığından dönülmemesi ve belli bir hazırlık yapılarak sebat ve ısrarla bir plan dâhilinde öldürme fiilinin gerçekleştirilmesi gerekmekte olup, somut olayda tasarlamanın varlığı için aranan şartların gerçekleşmediği nazara alınarak sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasının usul ve yasa aykırı olduğu,” görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 14.06.2023 tarih, 477-4218 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu tasarlayarak işleyip işlemediğinin belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Olay yeri inceleme raporundan; 21.03.2020 tarihinde Fevzi Çakmak Mahallesi, Hekimsuyu Caddesi üzerinde ateşli silahla yaralama meydana geldiğinin bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiği, kaldırım üzerinde iki adet 9 mm çapında boş kovan bulunduğu,
Görüntü izleme tutanağından; güvenlik kamerası görüntülerine göre saat 22.18.21’de mağdurun kameranın görüş alanına girdiği, saat 22.18.53’te sanığın koşarak mağdurun yanına geldiği ve silahını mağdura doğrulttuğu, saat 22.18.57’de mağdurun yere düştüğü,
Adli Tıp Kurulu 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 21.05.2021 tarihli rapordan; batın içi kanamaya, mide ve bağırsakta perforasyona, bilateral hemopnömotoraksa, sağ 9. kot ve torakal 8. vertebra korpus kırıklarına neden olan ateşli silah yaralanmasının, kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, saptanan birden fazla kemik kırığının müştereken hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur … kollukta; sanıkla dört yıl önce tanıştığını, zamanla aralarında duygusal bağ oluştuğunu fakat olaydan dört ay önce sanıktan ayrıldığını, sanığın durumu kabullenemediğini, üç yıldır çalıştığı iş yerini, geliş gidiş saatlerini sanığın bildiğini, olay günü saat 22.15 sıralarında işten tek başına çıktığını, yolda yürürken sanığı gördüğünü, sanığı görmesiyle adımlarını sıklaştırdığını, sanığın karşısına geçerek kendisine silah doğrulttuğunu, “Dur, yapma!” diye bağırmasına karşın sanığın, karın ve sırt bölgelerine ateş ederek kendisini yaraladığını, yere kapaklandığını, iki el silah sesi duyduğunu, gözlerini açtığında sanığı kaçarken gördüğünü, olaydan bir dakika sonra iş arkadaşı …’ın taksiyle kendisini hastaneye götürdüğünü,
Mahkemede; sanıkla geçmişte arkadaşlık kurduğunu ancak olay tarihinden önce bu arkadaşlığı sonlandırıp sanıktan ayrıldığını, sanığın bu durumu bir türlü kabullenemediğini, telefonla sık sık mesajlar attığını, sanığın aramalarına cevap vermediğini, mesajlarını engellediğini, olay sabahı sanığın kendisini Gazi Kent Ormanı’na çağırdığını, yüzleştirme yapacağını söylediğini ve sosyal medyadan kendisine ölümü çağrıştıran şarkılar gönderdiğini, sanığın çağırdığı yere gitmediği gibi mesajına da cevap vermediğini, akşam iş yerinden çıktığında sanığı kendisini beklerken gördüğünü, görmezden gelip yolun karşına geçtiğini, ancak sanığın kendisini takip ettiğini ve hiçbir şey söylemeden silahını çekip kendisine ateş ettiğini, bu sırada sanığa, sadece; “Yapma!” diyebildiğini, sanığın iki el önden, iki el de arkadan ateş ettiğini ve kaçarak olay yerinden gittiğini, o an için yanında kimsenin bulunmadığını,
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine hitaben yazdığı 28.02.2022 havale tarihli dilekçelerinde; sanıkla yaklaşık beş yıl süreyle arkadaş olduklarını, evlenmeyi düşündüklerini ancak anlaşamadıkları için ayrıldıklarını, olay günü sanığın bir anlık öfkeyle kendisine ateş etmiş olabileceğini, pişman olan sanığın bundan sonra kendisine zarar vermeyeceğini bildiğini, maddi ve manevi zararlarını karşılayan sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini,
Tanık … kollukta; mağdurla aynı iş yerinde çalıştıklarını, mağdurun eskiden arkadaş olduğu sanıktan beş ay önce ayrıldığını, durumu kabullenemeyen sanığın sosyal paylaşım siteleri vasıtasıyla mağdura çok sayıda tehdit içerikli mesajlar gönderdiğini, yine mağdurdan duyduğuna göre sanığın bir keresinde mağduru kaçırdığını, annesinin polise başvurması üzerine sanığın mağduru serbest bıraktığını, mağdurun ilaç içerek intihara kalkıştığını, olay akşamı mağdura kendisini eve bırakmayı teklif ettiğini, ancak mağdurun kabul etmediğini, mağdurdan ayrıldıktan birkaç dakika sonra iki el silah sesi işittiğini, dönüp baktığında mağduru yerde gördüğünü, koşup kendisini hastaneye götürdüğünü,
Mahkemede; olay tarihinde mağdurdan birkaç dakika önce iş yerinden ayrıldığını, daha uzaklaşmadan mağdurun; “Yapma!” dediğini işittiğini, ardından dört el silah sesi duyduğunu, geri döndüğünde sanığın olay yerinden kaçarak ayrıldığını, mağdurun da yerde yattığını gördüğünü, mağdurun sanığa; “Yapma!” dışında bir şey söylemediğini,
Sanık müdafiince dinlenilmesi talep edilen tanıklardan … mahkemede; sanığı aynı memleketli olmaları dolayısıyla tanıdığını, mağdurun annesinin sanığı kızından ayrılması ile ilgili tehdit ettiğini sanığın bu yüzden silah taşıdığını, olayı görmediğini, sanığın mağdurla evlenmek istediğini ancak mağdurun buna yanaşmadığını, sanıktan intikam almak için sanığı karakola şikayet ettiklerini bildiğini,
Tanık … mahkemede; sanıkla yakın arkadaş olduklarını, sanığın mağduru çok sevdiğini ancak mağdurun sanığı maddi yönden kullandığını, mağdurun annesinin de sanığa; “Kızımı üzersen ben de seni üzerim!” diyerek sanığı tehdit ettiğini, sanığın bu nedenle silah aldığını, olayı görmediğini,
İfade etmişlerdir.
Sanık … kollukta; mağdurun dört yıllık eski kız arkadaşı olduğunu, olaydan iki ay önce mağdurla ayrıldıklarını, olay sabahı mağdura sosyal paylaşım sitesinden kendisini sevdiğini belirten bir mesaj gönderdiğini, mağdurun ise; “Namussuzsun, şerefsizsin, seni öldürürüm, beni kapına getirtme!” şeklinde sözlerle kendisine cevap verdiğini, sinirlenerek dışarı çıktığını, içki içtiğini, saat 18.00 Nurtepe’de Metin isimli bir şahıstan tabanca satın aldığını, yeşil alana oturarak içki içmeye devam ettiğini, saat 21.30 sıralarında mağdurun çalıştığı iş yerine gittiğini, mağduru iş çıkışı bir erkekle konuşurken gördüğünü, şahsın mağdurun yanından uzaklaşmasından sonra mağdurun yanına gittiğini, mağdurun kendisine; “Seni sevmiyorum, seni kullandım.” demesi üzerine bir anlık öfkeyle korkutmak için duvara ateş ettiğini, gözleri bozuk olduğu için mermilerin mağdura isabet etmiş olabileceğini, aslında maksadının silahla intihar etmek olduğunu, mağdura zarar verme amacının olmadığını, pişman olduğunu,
Sulh ceza hâkimliğinde; mağdurla yaklaşık 4 yıldır birlikte olduklarını, mağdurla evlenmeyi planladığını, Gazi Mahallesi’nde kendisine ev tuttuğunu, geceleri işten çıktığında yanına geldiğini, birlikte vakit geçirdiklerini, işleri bozulup iflas edince mağdur ve annesinin kendisine yönelik tavırlarının birden değiştiğini, mağdurun kendisinden ayrıldığını, biraz zaman geçmesini talep ettiğini, iki ay kadar beklediğini, olay sabahı mağdura kendisini sevdiğini belirten bir mesaj gönderdiğini, mağdurun ise; “Seni öldürürüm, kapına gelirim, namussuz, şerefsiz!” şeklinde sözlerle cevap verdiğini, bunun üzerine içki içtiğini, saat 18.00 sıralarında Nurtepe’de Metin isimli bir şahıstan 1.700 TL’ye bir tabanca satın aldığını, içki içmeye devam ettiğini, tabancayı intihar etmek maksadıyla satın aldığını, saat 21.30 sıralarında konuşmak için mağdurun iş yerinin önüne gittiğini, iş çıkışında mağdurun bir erkeğe sarılıp bu şahsı öptüğünü, mağdurun kendisiyle görüştüğü dönemde de bu kişiyle görüştüğünü öğrendiğini, yanlarına gittiğinde mağdurun kendisine; “Seni sevmiyorum, seninle dalga geçtim.” dediğini, korkutmak amacıyla tabancayı mağdurun yan tarafına doğrulttuğunu, hatırladığı kadarıyla bir el ateş ettiğini, gözlerinde bozukluk bulunduğunu, net görmediğini, kesinlikle mağduru hedef alarak ateş etmediğini, merminin duvardan sekip mağdura isabet etmiş olabileceğini, olay yerinden uzaklaştığını, aynı silahla kendisini vurmaya çalıştığını ancak silahta mermi bulunmadığı için silahın ateş almadığını,
Mahkemede; mağdurun eski kız arkadaşı olduğunu, aralarındaki bazı sorunlar yüzünden ayrıldıklarını, olay tarihinde yurt dışına gideceğini, mağduru tesadüfen gördüğünü, mağdurun yanında bir başka erkeğin bulunduğunu, bu şahsın mağduru öptükten sonra mağdurun yanından ayrıldığını, mağdurla konuşmak için yanına gittiğini, yanındaki şahsı sorduğunu, mağdurun ise; “Sana ne, yeni kocam!” diye cevap verdiğini, bu durumu hazmedemediğini, taşıdığı ruhsatsız tabancasını çıkarıp, iki metre mesafeden mağdura iki el ateş ettiğini, ardından paniğe kapılarak olay yerinden ayrıldığını, bir anlık öfkesine yenilerek böyle bir eylem gerçekleştirdiğini, pişman olduğunu savunmuştur.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Kasten öldürme suçu TCK’nın 81. maddesinde; “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş,
“Nitelikli hâller” başlıklı 82. maddesinde;
“(1) Kasten öldürme suçunun;
a) Tasarlayarak,
…İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” düzenlemesiyle de tasarlayarak öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli hâlleri arasında sayılmıştır.
Gerek madde metninde gerekse gerekçesinde tasarlama kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır. Öğretide tasarlamayı açıklama bakımından soğukkanlılık ve planlama teorisi olarak iki görüş ileri sürülmüştür. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak öldüren şahısta bir soğukkanlılık gözlenmektedir. Bu kişinin başkasını öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ondaki ruhsal kötülüğü göstermektedir. Ayrıca fail, öldürme kararını önceden almış olmasına, araya zaman girmiş olmasına karşın, soğukkanlılığını korumuş ve bu karardan vazgeçmemiştir. Planlama teorisine göre ise, tasarlama ile işlenen öldürme suçlarında, suç, önceden kararlaştırılmış, hazırlanmış ve planlanmıştır. Bu hazırlık, pusu kurmak, mağduru ya da maktulü bulmak, hile ile öldüreceği yere getirmek şeklinde olabilecektir. Burada fail, önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek için suçta kullanacağı araçları seçip, temin etmekte ve bu suçu nasıl işleyeceği konusunda plan yapmaktadır.
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde, Ceza Genel Kurulunun 09.07.2002 tarihli ve 138-301 ile 03.12.2002 tarihli ve 247-414 sayılı kararlarıyla; “Failin bir kimseye karşı bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, suçu işlemeden önce soğukkanlı bir şekilde düşündükten sonra ulaştığı ruhsal sükûnete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması halinde tasarlamadan söz edilebilir. Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte, ancak tasarladığı suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır.” sonucuna ulaşılmıştır.
Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için; “Failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi” gerekmektedir. Nitekim CGK’nın istikrar kazanmış çok sayıda kararı da bu doğrultudadır.
Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.
B. Somut Olaya İlişkin Hukuki Değerlendirme
Sanıkla mağdurun birkaç yıl süren duygusal arkadaşlıklarının bulunduğu, suç tarihinden yaklaşık dört ay önce mağdurun sanıkla olan bu ilişkisine son verdiği, sanığın bu durumu kabullenemediği, mağdurun arkadaşı tanık …’ın anlatımına göre, sanığın sosyal paylaşım siteleri vasıtasıyla mağdura çok sayıda tehdit içerikli mesaj gönderdiği, sanık ve mağdurun ifadelerine göre de olay sabahı sanığın mağdura mesaj gönderdiği, mağdurun anlatımına göre sanığın bu mesajla mağduru ormanlık alana çağırdığı ve mesajına ölümü çağrıştıran bir şarkı eklediği, mağdurun bu buluşma yerine gitmediği gibi sanığın mesajına cevap da vermediği, olay akşamı mağdurun çalıştığı iş yerine giden sanığın, mağdurun işten çıkış saatini beklediği, mağdurun işten çıkıp evine gitmek üzere kaldırımda yürüdüğü sırada mağdura koşarak yaklaştığı ve mağdurun göğüs bölgesini hedefleyip birkaç kez ateş ettiği, ardından olay yerinden koşarak uzaklaştığı, mağdurun iç organ yaralanması nedeniyle yaşamsal tehlike geçirdiği, isabet eden mermilerin mağdurun yaşamına ağır derecede etkili kemik kırıkları oluşturduğunun ilgili raporda belirtildiği, tanıklar … ve …’in, sanığın suçta kullandığı tabancayı olaydan önceki tarihlerde edindiği ve silahla dolaştığını beyan ettikleri, sanığın ise olay sabahı mağdura duyduğu sevgiye ilişkin bir mesaj gönderdiğini, mağdurun bu mesaja hakaretle karşılık vermesi üzerine sinirlenerek içki içmeye başladığını, olay akşamı saat 18.00 sıralarında tabanca satın alarak mağdurun çalıştığını bildiği iş yerine gittiğini, mağdurun kendisine yine hakaret etmesi üzerine mağdurun arkasındaki duvarı hedefleyerek ateş ettiğini, mağduru öldürmek maksadıyla ateş etmediğini savunduğu kabul edilen olayda;
Mağdurun aylar önce sanıkla olan arkadaşlığını bitirmesine karşın sanığın bu durumu kabullenememesi, mağdura sosyal paylaşım siteleri ve cep telefonu vasıtasıyla tehdit içerikli mesajlar ve ölümü çağrıştıran şarkılar göndermesi, bizzat sanık müdafiince dinlenilmesi talep edilen tanıklar … ve …’in, sanığın suçta kullandığı tabancayı savunmasının aksine olay günü almadığını, aksine olaydan önceki tarihlerde dahi yanında silahla dolaştığını belirtmeleri, sanığın olay sabahı mağduru tenha bir ormanlık alana buluşma bahanesiyle çağırmış olması, mağdurun bu davete icabet etmemesi ve sanığın mesajlarına da cevap vermemesi üzerine mağdurun çalıştığı yeri bilen sanığın olay akşamı mağdurun iş yerinin yakınına giderek mağduru beklemeye başlaması, iş yerinden çıkan mağdurun yanına koşarak gittikten sonra mağdurla aralarında herhangi bir konuşma geçmeden, tabancasını mağdura doğrultması, mağdurun göğüs ve karın bölgesini hedefleyerek birden fazla kez ateş etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın kendisi ile birliktelik kurmak istemeyen mağduru öldürme hususunda olaydan günler önce karar alıp bu maksatla tabanca temin ettiği ve düşünüp planladığı bu suçu işlemeden önce uzunca bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûte rağmen kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başladığı, belirlenmiş kurgu dâhilinde planladığı fiili icra ederek mağduru tasarlayarak öldürmeye kalkıştığı ancak işlemeyi kastettiği bu suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlamasına karşın elinde olmayan sebeplerle tamamlayamaması nedeniyle sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan tasarlayarak kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı ile Üyesi …;
“İhtilaf konusu ile ilgili teorik açıklamalara genel hatlarıyla katıldığımızdan lüzumsuz tekrardan kaçınılarak bazı hususlara vurgu yapılmakla yetinilecektir.
Her iki kanunda da kasten (insan) öldürme suçunun nitelikli hâllerinden biri olarak düzenlendiği hâlde ne mülga 765 sayılı TCK’nın 450.maddesinde ‘taammüd’ ne de mer’i TCK’nın 82. maddesinde ‘tasarlama’ tanımlanmıştır. Madde gerekçelerinde de bu kavramla tam olarak neyin murad edildiğine dair bir işaret verilmiş değildir. Şu kadar ki 1858 tarihli Osmanlı Ceza Kanunnamesinin 169.maddesine göre ‘taammüden katl’; ‘Bir kimse(nin) katl fiilini ikadan mukaddem zihninde tasavvur ve tasmim etmiş bulunmasıdır.’
Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te ‘Tasavvur: Zihinde şekillendirme, fikren kurma, tasarım’, ‘Tasmim’ ise ‘Kesin olarak kararlaştırma, kat’i olarak niyet etme’ anlamına gelmektedir. Verilen edebi misal, konuya açıklık getirmesi bakımından etkileyici bulunmakla aynen alınmıştır ve şöyledir:
‘Öyle bir şiddeti tasmim ile çıktım ki yola
Karşıma çıksa eğer seng i mezarım dönmem. (Abdülhak Hamid)’ (Misalli Büyük Türkçe Sözlük, Kubbealtı Lügati, İlhan Ayverdi).
Gerek TCK ve CMK’da gerekse uygulamada sistemsel olarak kavramları otantik anlam dünyalarında yaşatmak hususunda yeterince hassasiyet gösterilmediğinden her iki kavramın da aynı manaya geldiği kabul edilegelmiştir.
Hâl böyle olunca ‘taammüd’ün/’tasarlama’nın tanım ve unsurları doktrin ve yargısal kararlarla belirlenmeye çalışılmıştır. Doktrinde konuya ilişkin teori ve tartışmalara yukarıda yer verilmiştir. Yüksek Yargıtayın olaysal değerlendirmelerinde farklılıklar gözlense de, ayrıntılı açıklamalar içeren CGK’nın 17.9.2002 tarihli ve 1-143/306 sayılı kararına göre ‘taammüd’ün/’tasarlama’nın unsurları şunlardır:
a. Suçun işlenmesine sebatla ve koşulsuz olarak karar verilmesi,
b. İşlenmeye niyet edilen suçun soğukkanlı ve sükunetle düşünülmesi,
c. Suç kararı ile eylem arasında zaman geçmesi,
d. Ulaşılan ruhi sükunete rağmen bu karardan vazgeçilmeyip ısrarla fiilin icrasına başlanması.
Mes’ele ile ilgili olarak soğukkanlılık ya da planlama teorilerinden hangisinin daha makbul olduğu yönündeki teorik tartışmalar kapsamında söylenmeyen söz kalmamış gibidir. Ancak konunun, kast ve kusurluluk temelinde çözülmesi gerektiği açıktır. Çünkü; TCK’nın ‘Cezanın belirlenmesi’ kenar başlıklı 61. maddesinin birinci fıkrasının f bendine göre; ‘hakim, somut olayda; ‘failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını…’ göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.’ TCK’nın 82/1-a maddesinde kasten öldürme suçunun tasarlayarak işlenmesinin nitelikli hâl kabul edilmesinde de kanun vazıı, aynı prensibe dayanmaktadır ve yerindedir. Sanığın verdiği anlık kararla/kastla, aynı anda suçu işlediği hallerdeki kastı ifade eden ‘ani kast’ ile, esas itibarıyla suç işleme kararı-kastın oluşumu ile fiilin ikası arasında, girilen haksızlık yolundan dönme muhakeme ve imkânını sağlayacak bir sürenin geçmesinin öngörüldüğü ‘düşünce kastı’/ ‘taammüd’/’tasarlama’nın oluşum süreci bağlamında kınanabilirlik bakımından da aynı hukuki sonuca bağlanmasının ceza adaleti ve orantılılık (TCK madde 3) ilkeleriyle bağdaşmayacağı açıktır. Bu cümleden olarak tasarlamanın belirlenmesi bakımından temel şartın, daha önce işlenmesine kesin olarak karar verilen suçun/haksızlığın işlenmesinden vazgeçilmesi seçeneğinin soğukkanlı ve sükunetle düşünülmesi, muhakeme edilmesi imkânını sağlayacak makul bir sürenin geçmesidir. Bu süre zarfında sanık girdiği haksızlık yolundan dönme olanağına kavuşmuş olmasına rağmen bunu tercih etmeyerek suçun işlenmesi hususunda oluşturduğu tasavvur ve planlama doğrultusunda, birtakım zihni ve fiziki hazırlıklara devam etmek suretiyle, bir yandan toplum için tehlikeli kişiliğini ortaya koyarken diğer yandan da hedef şahsın en savunmasız anını kollayarak sonucu garanti altına almak istemektedir. Bu şartlar tahakkuk ettikten sonra, tespiti de mümkün olmayan ‘fiilin icrasının ulaşılan ruhi sükunet içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin’ bir önemi olamaz.
Ve nihayet tasarlamanın koşulları itibarıyla gerçekleşip gerçekleşmediği her somut olay özelinde, karineler ve varsayımlara dayanılarak değil somut olay ve olgularla, hukuka uygun delillerle açıkça ortaya konmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Ana hatları itibarıyla olayın sübutunda bir ihtilaf bulunmaktadır. Ancak hukuki vasıflandırma bakımından şu tespitlerin yapılması gerekir;
– Sanık ve mağdurenin yaklaşık dört yıl süren gönül ilişkilerinin olaydan dört ay kadar önce mağdure tarafından bitirilmek istendiği ancak sanığın ilişkiyi devam ettirmek amacıyla olay gününe kadar mağdureye mesaj atmaya devam ettiği, mağdurenin sanığı engellemediği, mesaj içeriklerinin tespit edil(e)mediği, aşama ifaleri de çelişkiler barındıran mağdurenin; ‘sanığın olay günü attığı mesajla kendisini ormanlık alana çağırdığı ve mesajına ölümü çağrıştıran bir şarkı eklediği’ yönündeki beyanın, somut olgu ve delillerle saptanamadığı,
– Mağdurenin çalıştığı iş yerinin ve dolayısıyla iş giriş ve çıkış saatlerinin sanık tarafından zaten bilindiği,
– Adli sicil kaydına göre esasen suç işlemeye meyyal bir yapıda olduğu söylenebilecek olan sanığın tanık beyanına göre önceden de silahının bulunduğu anlaşılan olayda:
Suçta kullandığı tabancayı olay günü satın aldığını belirten ve ‘kesin kararlılık taşıdığı hususun, saplantı boyutunda da olsa mağdure ile süregelen duygusal ilişkisini devam ettirmek’ olduğunda kuşku bulunmayan sanığın, mağduru koşulsuz/kesin olarak öldürme kararını ne zaman verdiğine, ruhi sükunete eriştikten sonra bir muhakeme yaparak bu kararından dönmesine imkan sağlayacak makul bir sürenin geçip geçmediğine ve bu süre zarfında verilen kesin karar ve oluşan tasavvur doğrultusunda hazırlıklar yaptığına dair, karine ve varsayımlar dışında şüpheleri bertaraf edecek somut vakıa, olgu ve delil bulunmadığından ‘in dubio pro reo’ ilkesi gereğince şüpheli durumun sanık aleyhine yorumlanamayacağı da gözetilerek tasarlamanın yasal şartlarının oluşmadığı kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.” görüşüyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2024 tarihinde yapılan birinci müzakerede karar için yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 29.05.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Tasarlayarak İnsan Öldürme Suçunun Tehevvür Halinde İşlenmesi
Tasarlayarak İnsan Öldürme Suçu bakımından tehevvür hali suçun suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar süre olmasını yani failin suçu tasarlamadan kızgınlık ve öfke hali ile işlenmesini ifade eder. Böyle bir durumda Yargıtay uygulamasına göre insan öldürme suçunun tasarlayarak öldürme şeklindeki nitelikli hali oluşmaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/270 E. – 2014/197 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Mahkemesi : MANİSA 1. Ağır Ceza
Günü : 05.06.2012
Sayısı : 180-198
Tasarlayarak kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanıklar B.. S..’un 5237 sayılı TCK’nun 38/1. maddesi delaletiyle 82/1-a, 35/2, 29, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis; K.. S..’un aynı kanunun 37/1. maddesi delaletiyle 82/1-a, 35/2, 29, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis; E.. G..’in aynı kanunun 37/1. maddesi delaletiyle 82/1-a, 35/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis; G.. S..’un ise aynı kanunun 82/1-a, 35/2, 39/1, 29, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26.04.2011 gün ve 3-138 sayılı kısmen re’sen temyize tâbi olan hükmün sanıklar müdafileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.03.2012 gün ve 6809-2053 sayı ile ;
“Suçun tasarlanarak işlendiğinin kabulü için; sanıkların eylemlerini gerçekleştirmeye olay tarihinden önce karar vermeleri, kararlarında sebat ve ısrar göstermeleri ve karar ile icra arasında makul bir süre geçmesinin gerektiği, somut olayda ise mağdur Murat’ın kahvehanede bulunduğunu olaydan kısa bir süre önce, sanık Güven’in haber vermesiyle öğrenen diğer sanıkların öldürme kararı vermeleri ile eylem arasında, sanıkların kararlarını soğukkanlı bir şekilde tekrar gözden geçirmeleri için yeterli sürenin geçmediği, sanıkların içinde bulundukları tehevvür hali devam etmekte iken öldürme kararını verip, hemen akabinde de icra ettikleri ve böylece tasarlamanın unsurlarının oluşmadığı düşünülmeden suçun nitelendirmesinde hataya düşülerek, yazılı biçimde tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan hükümler kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 05.06.2012 gün ve 180-198 sayı ile;
“…Geçmiş zamana yayılan husumet, olayın oluş şekli ve özelikle eylemin bir tetikçiye yaptırılmış olması, sanıkların bu tür suçlar içerisindeki yaşam tarzları birlikte değerlendirildiğinde aniden oluşan bir olayın akabinde ve henüz ani gelişen bu olayın yarattığı tehevvür içerisinde değil, soğukkanlılıkla önceden planlanmış bir vaziyette olayın gerçekleştirildiği kabul edilerek sanıklar hakkında tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması doğrudur.” gerekçesiyle direnerek, ilk hükümdeki gibi karar vermiştir.
Kısmen re’sen temyize tabi olan bu hükmün sanıklar müdafileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının 05.03.2013 gün ve 177004 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar K.. S.., B.. S.. ve E.. G.. hakkında maktul Mehmet..’ı olası kastla öldürme, mağdurlar Faruk , Ercan ve Cengiz ’u olası kastla yaralama, sanık E.. G.. hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle, sanık G.. S.. hakkında maktul Mehmet ’ı olası kastla öldürme, mağdurlar Faruk , Ercan ve Cengiz ’u olası kastla yaralama suçlarından verilen beraat hükümleri ise temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup inceleme, sanıklar hakkında katılan M.. G..’yü tasarlayarak kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan hükümle ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların üzerlerine atılı teşebbüs aşamasında kalan katılan M.. G..’yü kasten öldürme suçunu tasarlayarak işleyip işlemediklerinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanıklar B.. S.. ve K.. S..’un kardeş, sanık G.. S..’un ise bu sanıkların amca çocukları olduğu, sanık E.. G..’in de mahkemenin oluşa uygun kabulü ile sanık Bilgi’nin eylemi gerçekleştirmesi için azmettirdiği tetikçi tabir edilen kişi olduğu,
Sanık B.. S.. ile mağdur arasında alacak verecek meselelerinden dolayı olay tarihinden yaklaşık 8-9 ay öncesine dayanan bir ihtilaf bulunduğu, 04.07.2008 tarihinde B.. S..’un evinin av tüfeği ile kurşunlandığı, bu olayla ilgili olarak katılan M.. G.. ve arkadaşları hakkında ayrı soruşturma yürütüldüğü, katılanın bu olaydan sonra ayrıca kardeşi E.. G.. ile birlikte husumetin devamı niteliğinde sanık G.. S..’u darp edip dişini kırdığının iddia edildiği, ancak bu olayla ilgili adli makamlara yapılmış resmi bir müracaatın bulunmadığı,
Sanık G.. S..’un olay günü olayın meydana geldiği kahvehaneye cezaevinden yeni çıkan kahvehane sahibi Cengiz Yavuz’u ziyaret etmek için geldiği, katılanın sanık Güven’i görüp onu kahvehaneden kovduğu,
Sanık Güven’in kahvehaneden ayrılmasından yaklaşık 20 dakika sonra tanık anlatımları ile sanık Kutlu’nun kullandığı, arka sol koltuğunda sanık Emre’nin oturduğu aracın kahvehanenin önüne geldiği, sanık Emre’nin hiçbir şey söylemeden kahvehanenin önünde oturmakta olan katılan M.. G..’yü hedef alarak ateş etmeye başladığı, bu şekilde yaklaşık 7-8 el ateş ettiği,
Açılan ateş sonucu isabet alan Mehmet ’ın kaldırıldığı hastanede vefat ettiği, katılan M.. G..’nün kolundan ve elinden vücudunda kemik kırığı meydana gelecek ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek biçimde yaralandığı, yine olay yerinde bulunan mağdurlar Faruk , Cengiz ve Ercan ’unda çeşitli yerlerinden yaralandıkları,
Olaydan sonra bir müddet sanıklara ulaşılamadığı, mağdur ve tanıkların beyan ve teşhisleriyle kimliklerinin belirlendiği,
Suçta kullanılan silahın sanıklar B.. S.. ve K.. S..’un amca çocukları olan Ö.. S..’un evinde toprağa gömülü halde bulunduğu, Ö.. S..’un ifadesinde silahı sanık K.. S..’un bahçesine gömdüğünü söylediği,
Sanıklar Bilgi ve K.. S..’un aşamalarda suçlamaları kabul etmedikleri ve olay yerinde bulunmadıklarını, olay saatinde köyde arkadaşları ile piknikte olduklarını savundukları, bunu doğrulayan bazı tanıklar da gösterdikleri,
Sanık G.. S.. aşamalarda kahvehaneden çıktıktan sonra köye geri döndüğünü ve sanık Bilgi’yi aramadığını savunduğu,
Sanık E.. G..’in tüm aşamalarda silahla eteş ettiğini kabul ettiği ancak önce bunu kişisel bir husumetten dolayı yaptığını, olay günü aracı olaydan habersiz olan Ö.. S..’un kullandığını savunduğu, ancak 11.03.2010 tarihli celsede; “Olay hakkında samimi itirafta bulunmak istiyorum, olay planlıdır. Arabada benden başka sanıklar K.. S.., G.. S.. ve B.. S.. bulunmaktaydı. Arabayı süren kişi K.. S.. idi. B.. S.. hem olaya bizleri azmettirdi hem de yanımızda geldi. G.. S.. ise olay yerine bizi yönlendirmiştir. Güven olay öncesinde diş doktoruna gitmiş, daha sonra da cezaevinden çıkan Cengiz ’a geçmiş olsun demek için kahvehaneye gitmiş, ancak müşteki Murat onu dövmeye kalkışmış, bunun üzerine Bilgi’ye telefon açarak ‘nerdesiniz gelin hasımlarımız burada yine üzerime yürüdü’ gibi sözler söyleyince B.. S.. bu olayı organize etti. B.. S.. önce bu olayı amcaoğlu Ö.. S..’a teklif etmiş, o kabul etmeyince beni buldu. Ben de o sırada kendi ailemin maruz kaldığı bir yaralama olayı sebebiyle saklanıyordum ve sanıklara sığınmıştım, bundan istifade beni bu olaya azmettirdiler” şeklinde beyanda bulunduğu, ancak daha sonra bu beyanından da döndüğü,
Anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK’nun 82. maddesinde “(1) Kasten öldürme suçunun;
a) Tasarlayarak,
. ..İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde tasarlayarak öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli halleri arasında sayılmıştır.
Gerek madde metninde, gerekse gerekçesinde “tasarlama” kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır. Öğretide tasarlamayı açıklama bakımından soğukkanlılık ve planlama teorisi olarak iki görüş ileri sürülmüştür. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak öldüren şahısta bir soğukkanlılık gözlenmektedir. Bu kişinin başkasını öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ondaki ruhsal kötülüğü göstermektedir. Ayrıca fail, öldürme kararını önceden almış olmasına, araya zaman girmiş olmasına karşın, soğukkanlılığını korumuş ve bu karardan vazgeçmemiştir. Planlama teorisine göre ise, tasarlama ile işlenen öldürme suçlarında, suç; önceden kararlaştırılmış, hazırlanmış ve planlanmıştır. Bu hazırlık; pusu kurmak, mağduru ya da maktulü bulmak, hile ile öldüreceği yere getirmek şeklinde olabilecektir. Burada fail, önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek için suçta kullanacağı araçları seçip, temin etmekte ve bu suçu nasıl işleyeceği konusunda plan yapmaktadır.
765 sayılı TCK’nun yürürlükte olduğu dönemde, Ceza Genel Kurulunun 09.07.2002 gün ve 138-301 ile 03.12.2002 gün ve 247-414 sayılı kararlarıyla; “failin bir kimseye karşı bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, suçu işlemeden önce soğukkanlı bir şekilde düşündükten sonra ulaştığı ruhsal sükûnete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması halinde tasarlamadan söz edilebilir. Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte, ancak tasarladığı suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır” sonucuna ulaşılmıştır.
Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için;
1-Failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması,
2-Düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması,
3-Failin gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi gerekmektedir.
Nitekim Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 530-1, 24.12.2013 gün 664-ve 622, 16.04.2013 gün ve 3-144, 26.06.2012 gün ve 67-258, 12.06.2012 gün ve 560-227, 25.01.2011 gün ve 122-7, 16.02.2010 gün ve 251-25, 02.02.2010 gün ve 239-14, 15.12.2009 gün ve 200-290, 03.10.2006 gün ve 30-210, 13.11.2001 gün ve 239-247 ile 28.04.1998 gün ve 117-155 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanıklar Bilgi, K. ve Güven ile katılan arasında husumet bulunduğu, sanık Güven’in tesadüfen kahvehanede gördüğü katılanın kendisini kahvehaneden kovması üzerine diğer sanıkları aramasından yaklaşık 20 dakika sonra gerçekleşen somut olayda, sanıkların öldürme kararı vermeleri ile icrası arasında çok kısa bir zaman geçtiği, diğer bir anlatımla ruhi sukunete ulaşarak kararlarını tekrar gözden geçirmeleri için yeterli sürenin bulunmadığı, içinde bulundukları tehevvür hali devam etmekte iken öldürme kararını verip hemen akabinde icra ettikleri anlaşıldığından, tasarlamanın şartlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir. Diğer yandan olayda, eylemi gerçekleştirmek için bir başka kişinin kullanılması da tasarlamanın varlığının kabulü için tek başına yeterli olmayıp varılan bu sonucu değiştirmeyecektir. Nitekim Ceza Genel Kurulu’nun 24.10.1995 gün ve 270-301 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün somut olayda tasarlamanın unsurlarının oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Genel Kurul Üyesi; “yerel mahkeme direnme hükmünün isabetli olduğu ve onanması gerektiği” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.06.2012 gün ve 180-198 sayılı direnme hükmünün somut olayda tasarlamanın unsurlarının oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2014 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Yargıtay kararına göre yaşanan tartışmadan 20 dakika sonra meydana gelen suçta sanığın suçu işleme kararı ile suçun işlendiği zaman aralığının kısa olduğuna vurgu yapılarak tasarlamanın şartlarının oluşmadığına vurgu yapmıştır. Yargıtay kararındaki diğer bir önemli husus ise bu kısa zaman aralığında suçu işleyecek başka bir üçüncü kişinin temin edilip kullanılması da tasarlamanın varlığı için yeterli görülmemesidir.
Tasarlayarak İnsan Öldürme Suçunda İştirak
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016/4745 E. – 2017/5336 K. Sayılı ilamında; ktif icrai harekette bulunmayan ancak fikir birliği içinde diğer faille hareket ve suçun oluşmasına ortam sağlayan sanığın yardım eden sıfatıyla değil, müşterek fail sıfatıyla tasarlayarak kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiği yönünde hüküm kurmuştur.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016/4745 E. – 2017/5336 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tasarlayarak öldürme
HÜKÜM : Sanık … yönünden;
– Tasarlayarak öldürme suçundan TCK.nun 82/1-a, 62, 53. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası,
Sanık … yönünden;
– Tasarlayarak öldürme suçundan TCK.nun 82/1-a, 62, 53, 58. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası,
– Tasarlayarak öldürmeye yardım suçundan TCK.nun 82/1-a, 39, 62, 53. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar …, … ve …’ın maktül …’a yönelik eylemlerinin sübutu kabul, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, sanıkların savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık … müdafiinin eylemin sabit olmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddine, ancak;
Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanıklardan Ebubekir ile …’ın kardeş, …’ın da halalarının çocuğu olduğu, aralarındaki ticari ilişkinin niteliği tartışmalı olmakla birlikte sanıklar Ebubekir ve Ramazan ile maktûl Alparslan’ın bir dönem simit fırını çalıştırdıkları, daha sonra işyerinin satıldığı ve payının bir bölümü ödenmekle berabe. …’ın … soyadlı sanıklardan alacaklı kaldığı, her iki tarafın da hesabı farklı yapması nedeniyle bu paranın ödenmesi ile ilgili sorunlar yaşadıkları, Ramazan ve Ebubekir’in borçları olmadığını hatta maktûlün kendilerinden tehditle haraç istediğini iddia ettikleri, bu çerçevede sanıkların kendisine başkaca ödeme yapmamak amacıyla Alparslan’dan kurtulmaya karar verdikleri, aralarında iletişim trafiği yaşandığı belirlenen olay günü akşamı sanıkların Ebubekir’in evinde toplandıkları, maktûlle iletişime geçerek görüşme yapma bahanesiyle eve çağırdıkları, Alparslan’ın da bir süre sonra … isimli arkadaşı ile araçla Ebubekir’in evinin önüne geldiği, maktülün evde sanıkların eşleri olabileceğini ve kısa süre içinde geri döneceğini söyleyerek arkadaşını dışarda araçta bırakmak suretiyle herhangi bir tedbir almaksızın eve geldiği, kapıyı Ebubekir’in açtığı ve maktülü içeriye buyur ettiği, sanık …’ın da oturma odasında oturduğu, Ramazan’ın ise mutfakta silahla birlikte saklandığı, sanık … Alparslan ile sohbet ederek oyalarken, Ebubekir’in mutfağa geçip haber vermesi üzerine Ramazan’ın önceden hazırladığı pompalı tüfekle salona girerek açtığı ateş sonucu Alparslan’ı öldürdüğü olayda;
1)Sanıkların suç işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar verdiği ve bu kararını soğukkanlılıkla sürdürdüğü, ulaştıkları ruhî sükunete rağmen kararlarından vazgeçmediği ve suç kararı ile eylem arasında belli bir zaman geçtiği hususlarında her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, kasten öldürme suçunun tasarlanarak işlendiğinin kabulü ile sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
2)Sanıkların aralarında yaptığı işbölümü doğrultusunda, maktûlün herhangi bir endişe duymaksızın ve tedbir almaksızın bulundukları eve girmesinin sağlanması, olağan bir görüşme havası yaratılarak önlem alma ve savunma yapmasının imkansız hale getirilmesi ve olayın cereyan tarzına göre fikir ve eylem birliği içerisinde dayanışmalı olarak hareket ederek fiil üzerinde birlikte hakimiyet tesis eden sanıklardan …’ın da 5237 sayılı TCK.nun 37. maddesine göre fail olarak cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yardım eden olarak kabulü ile cezasından aynı yasanın 39. maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
3)Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında mahkemenin bu maddeyle yaptığı uygulamanın hukuka aykırı olduğunun anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Ramazan ve Ebubekir müdafiileri ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan
kısmen re’sen de temyize tabi olan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA, 27.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi ve Analizi
İki Kararın Birlikte Okunması: Tasarlamanın Ölçütü “Yöntem” Değil, “Zaman”dır
Yukarıda yer verilen iki Ceza Genel Kurulu kararı (2023/288 E.–2024/170 K. ile 2013/270 E.–2014/197 K.) birlikte okunduğunda, tasarlamanın belirlenmesinde asıl ölçütün failin gösterdiği hazırlığın “görünürdeki ağırlığı” değil, suç kararı ile fiilin icrası arasında ruhi sükûnete ulaşmaya yetecek bir zaman aralığının geçip geçmediği olduğu açıkça görülür. İlk kararda günlere yayılan bir süreç (silahın önceden temini, mağdurun iş çıkışının kollanması, önceden buluşmaya çağırma) tasarlamanın kabulüne dayanak yapılmış; ikinci kararda ise tartışmadan yalnızca yirmi dakika sonra ve hatta bir tetikçi kullanılarak işlenen eylemde, failin içinde bulunduğu tehevvür (öfke) hâli sürdüğü için tasarlama reddedilmiştir.
Buradaki ince çizgi şudur: bir tetikçi tutmak ya da silah temin etmek gibi “planlı” görünen davranışlar tek başına tasarlamayı kurmaz. Belirleyici olan, failin kararını verdikten sonra serinkanlılıkla yeniden düşünüp vazgeçebileceği bir zaman dilimini geçirmiş olması ve buna rağmen kararından dönmemesidir. Yöntem ne kadar sofistike olursa olsun, karar “ani” ve öfkenin sıcaklığında alınmışsa nitelikli hâl oluşmaz.
Tartışmalı Yön: İlk Kararın Çok Dar Çoğunlukla Çıkması ve Güçlü Karşı Oy
2024 tarihli kararın, ilk müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığı için ikinci müzakerede ve oy çokluğuyla alınmış olması dikkat çekicidir; üstelik Genel Kurul Başkanı dâhil önemli sayıda üye karşı oy kullanmıştır. Karşı oyun özü güçlüdür: dosyada failin öldürme kararını tam olarak ne zaman ve koşulsuz biçimde verdiği somut delillerle ortaya konulamamıştır; failin saplantısının “ilişkiyi sürdürmek” olduğu, “öldürmek” olduğunun kesin kanıtlanamadığı noktasında şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesinin işletilmesi gerektiği savunulmuştur. Bu, tasarlama tartışmalarında çoğunluk görüşünün her zaman tek doğru olmadığını; aynı maddi olgulardan iki farklı sonuca ulaşılabildiğini gösterir.
Savunma Açısından Sonuç
Bu içtihatlar, tasarlamaya yönelik savunmanın zaman ve karar anı üzerine kurulması gerektiğini ortaya koyar. Savunmada; öldürme kararının kesin ve koşulsuz olarak hangi anda alındığının dosyada kanıtlanamadığı, hazırlık gibi görünen davranışların (silah taşıma, buluşma) başka bir amaca (ilişkiyi sürdürme, korkutma) da hizmet edebileceği, kararın öfke/tehevvür içinde aniden doğmuş olabileceği değerlendirilebilir. Tasarlamanın kanıtlanamadığı durumda fiil, basit kasten öldürmeye (TCK 81) dönüşür ve ağırlaştırılmış müebbet yerine müebbet hapis söz konusu olur. Hangi suç tiplerinde nasıl bir yol izlendiğini öğrenmek için İstanbul ceza avukatı sayfası başlangıç noktası olabilir.
İştirak Kararı Üzerine: “Tetiği Çekmeyen” de Fail Olabilir
Makalede yer verilen Yargıtay 1. Ceza Dairesi Kararı (2016/4745 E.–2017/5336 K.), iştirak bakımından kritik bir ilkeyi pekiştirir: maktulü güven ortamı yaratarak eve sokan, olayı kurgulayan ve fiil üzerinde diğer faille birlikte hâkimiyet kuran kişi, bizzat icrai harekette bulunmasa dahi “yardım eden” değil müşterek fail olarak sorumludur. Fail ile yardım eden arasındaki ayrım, eyleme katkının “fiil üzerinde hâkimiyet” düzeyine ulaşıp ulaşmadığında düğümlenir. Bu ayrımın pratik önemi büyüktür: müşterek faillikte müebbet/ağırlaştırılmış müebbet söz konusuyken, yardım edende (TCK 39) ceza önemli ölçüde indirilir. İkincil konumdaki bir sanığın savunmasında, fiil üzerinde hâkimiyet kurmadığı ve katkısının yardım düzeyinde kaldığı vurgulanmalıdır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer yazılarımızı görmek için Hukuki Makaleler sayfasını, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

5 Yorumlar