İçindekiler
Kaçak elektrik iddiasına dayalı menfi tespit davalarında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden elektrik dağıtım şirketindedir. Aboneden kaçak kullanmadığını ispat etmesi beklenemez; dağıtım şirketinin, abonenin kaçak veya usulsüz elektrik tükettiğini somut delillerle ortaya koyması gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/15853 E. – 2018/6366 K. (Yargıtay Karar Arama Sitesi) sayılı kararı bu kuralı açıkça teyit etmiş; dağıtım şirketinin kendi kayıt hatasına ve dış muhafaza (tel kafes) mührüne dayanarak yaptığı kaçak tahakkukunu hukuka aykırı bularak kararı abone lehine bozmuştur.
Yargıtay’dan Emsal Karar: Kaçak Elektrik İddiasında İspat Yükü ve Tazminat Şartları
Elektrik dağıtım şirketleri tarafından düzenlenen “Kaçak/Usulsüz Elektrik Tespit Tutanakları”, aboneler için yüksek tutarlı tahakkuklara ve uzun hukuki süreçlere yol açabilmektedir. Ancak bu tutanaklar her zaman mutlak doğru kabul edilmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2016/15853 E. – 2018/6366 K. sayılı kararı; ispat yükünün dağıtım şirketinde olduğunu, teknik mühür ayrımlarının abone aleyhine yorumlanamayacağını ve abone aleyhine tazminata hükmedilmesinin sıkı şartlara bağlı olduğunu ortaya koyan emsal niteliğinde bir karardır.
Kararın Künyesi
| Mahkeme | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi |
| Esas / Karar No | 2016/15853 E., 2018/6366 K. |
| Karar Tarihi | 05.06.2018 |
| Dava Türü | Menfi tespit (borçlu olmadığının tespiti) |
| Konu | Kaçak/usulsüz elektrik tahakkuku, ispat yükü, İİK m.72 tazminatı |
| Sonuç | Bozma — abone (davacı) lehine |
Olayın Özeti
Bir iş yerinde, dağıtım şirketi görevlilerince yapılan kontrolde, abonenin kullandığı sayacın sistemdeki seri numarasıyla uyuşmadığı ve ölçü trafolarının bulunduğu hücre kapısındaki mührün kırık olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine dağıtım şirketi 28.004,70 TL kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirmiş; abone de borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul ederek aboneyi usulsüz tüketimden sorumlu tutmuş ve dağıtım şirketi lehine tazminata hükmetmiş; Yargıtay ise bu kararı bozmuştur.
Kaçak Elektrik İddiasında İspat Yükü Kimdedir?
Yargıtay, menfi tespit (borçlu olmadığının tespiti) davalarında temel kuralı net biçimde ortaya koymuştur:
- İspat yükü alacaklıdadır: Menfi tespit davalarında, abonenin kaçak elektrik kullandığını ispat yükümlülüğü, alacaklı olduğunu iddia eden elektrik dağıtım şirketine aittir. Abonenin “kaçak kullanmadığını” ispatlaması gerekmez.
- Sistem hataları aboneye yüklenemez: Abone, dağıtım şirketince daha önce takılan sayacı kullanmaya devam ediyorsa, ancak şirket bu sayacı sisteme yanlış seri numarasıyla kaydetmişse, bu bir kayıt/sistem hatasıdır ve “kaçak kullanım” sayılamaz.
Somut olayda sayaç dağıtım şirketinin kendi görevlilerince değiştirilmiş, ancak sisteme hatalı kaydedilmiştir. Yargıtay, bu durumda Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 13/a maddesine dayanılarak yapılan kaçak tahakkukunu hukuki dayanaktan yoksun bulmuştur. Uyuşmazlık ve dava sürecinin sağlıklı yürütülmesi için sürecin başında enerji hukuku davalarında ispat stratejisi hazırlamak çok önemlidir.
Kaçak Elektrik ile Usulsüz Elektrik Kullanımı Arasındaki Fark Nedir?
İki kavram sıkça karıştırılır; ancak hukuki sonuçları farklıdır:
| Kavram | Tanım | Dayanak |
|---|---|---|
| Kaçak elektrik tüketimi | Yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden elektrik tüketilmesi. | Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği m.13/a |
| Usulsüz elektrik tüketimi | Sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu hâlde, ilgili kuruma haber verilmeden elektrik tüketilmesi. | Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği m.14/c |
Bu ayrım kritik önemdedir: Enerji sayaçtan geçerek tüketiliyorsa kaçak tüketimden söz edilemez. Mühürle ilgili eksiklik varsa ancak şartları oluşmuşsa usulsüz tüketim gündeme gelir.
Mühür Kırıklığı Her Zaman “Usulsüz Kullanım” mıdır?
Dağıtım şirketleri, mührün kopuk veya kırık olmasını çoğu zaman doğrudan usulsüz kullanım saymaktadır. Yargıtay bu noktada teknik ve belirleyici bir ayrım yapmıştır:
- Hücre kapısı mührü ile ölçü devresi mührü farklıdır: Kırılan mühür, doğrudan sayaç veya ölçü devrelerine ait değil de bunları çevreleyen dış tel kafesin (hücre kapısının) mührü ise, bu durum yönetmelik kapsamında “usulsüz elektrik tüketimi” oluşturmaz. Somut olayda keşif ve bilirkişi raporuyla, kırık mührün bu dış kafes kapısına ait olduğu belirlenmiştir.
- Enerjinin sayaçtan geçmesi belirleyicidir: Tüketimin usulüne uygun şekilde sayaçtan geçtiği bilirkişi raporuyla sabitse, yalnızca dış muhafaza mührünün kırık olması aboneyi sorumlu kılmaz.
Bu nedenle Yargıtay, m.14/c kapsamında usulsüz tüketim tespitinin de yerinde olmadığına hükmetmiştir.
Abone Aleyhine %20 Tazminata Hangi Şartlarda Hükmedilir?
Mahkemeler, abonenin açtığı davayı reddettiğinde bazen dağıtım şirketi lehine tazminata hükmedebilmektedir. Yargıtay bu uygulamanın sınırlarını çizmiştir:
- İcra takibi şartı: İİK m.72 uyarınca alacaklı (dağıtım şirketi) lehine tazminata hükmedilebilmesi için, öncelikle borçlu aleyhine başlatılmış somut bir icra takibinin bulunması gerekir. Takip yoksa tazminat da olmaz. Somut olayda dağıtım şirketince başlatılmış bir icra takibi yoktur.
- İhtiyati tedbirin niteliği: Abonenin yalnızca “elektriğinin kesilmemesi” için aldığı ihtiyati tedbir, alacaklının parasını geç almasına yol açan bir tedbir değildir. Bu nedenle böyle bir tedbir, aboneye tazminat yükümlülüğü getirmez.
- Maddi hata not edilmiştir: Kararda, gerekçede İİK m.72/4’e, hükümde ise m.72/5’e atıf yapılması maddi hata sayılmış ve bu yöndeki temyiz itirazı reddedilmiştir.
Kararın Sonucu
Yargıtay; abonenin kaçak ve usulsüz tüketimde bulunmadığı, dağıtım şirketinin kendi kayıt hatasını ve dış kafes mührünü gerekçe göstererek tahakkuk yapamayacağı ve tazminat şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle, ilk derece kararını abone lehine bozmuştur. Bu karar, haksız kaçak/usulsüz tahakkukla karşılaşan aboneler için güçlü bir emsal teşkil etmektedir.
Karardan Çıkan Temel İlkeler
| İlke | Açıklama |
|---|---|
| İspat yükü | Menfi tespit davasında ispat yükü dağıtım şirketindedir. |
| Sistem/kayıt hatası | Şirketin sayacı sisteme yanlış kaydetmesi kaçak sayılmaz. |
| Mühür ayrımı | Dış tel kafes (hücre kapısı) mührünün kırıklığı usulsüz tüketim oluşturmaz. |
| Sayaçtan geçen enerji | Enerji sayaçtan geçiyorsa kaçak tüketimden söz edilemez. |
| Tazminat (İİK m.72) | İcra takibi yoksa ve tedbir alacağı geciktirmiyorsa şirket lehine tazminat verilemez. |
Sonuç Olarak Değerlendirme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2016/15853 E., 2018/6366 K. sayılı kararı; dağıtım şirketlerinin kendi kayıt hatalarını veya teknik detayları (dış kafes mührü vb.) bahane ederek aboneye kaçak tahakkuku yapamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Hakkında haksız tutanak düzenlenen abonelerin, keşif, bilirkişi incelemesi ve uzman görüşüyle bu iddiaları çürütmesi ve haksız tazminat yüklerinden kurtulması mümkündür. İspat yükünün dağıtım şirketinde olduğunu ileri sürmek için kaçak elektrik davası avukatı ile savunma kurgulanmalıdır.
Kaçak bedelinin nasıl hesaplandığı ve dağıtım şirketinin doğru tahakkuk yükümlülüğü için Kaçak Elektrik Cezası Hesaplama: Doğru Tespit ve Tahakkuk Yükümlülüğü yazımızı inceleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Kaçak elektrik iddiasında ispat yükü kimdedir?
İspat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden elektrik dağıtım şirketindedir. Abonenin kaçak kullanmadığını ispatlaması gerekmez; şirketin kaçak veya usulsüz tüketimi somut delillerle kanıtlaması gerekir.
Mührün kırık olması kaçak elektrik kullanıldığını gösterir mi?
Hayır. Özellikle kırılan mühür, sayaç veya ölçü devresine değil de bunları çevreleyen dış tel kafesin (hücre kapısının) mührü ise ve enerji sayaçtan geçerek tüketilmişse, bu durum tek başına kaçak veya usulsüz kullanım oluşturmaz.
Sayacın sisteme yanlış kaydedilmesi abonenin kusuru mudur?
Hayır. Sayacı değiştiren ve sisteme kaydeden taraf dağıtım şirketi olduğundan, seri numarasının sisteme yanlış girilmesi şirketin kayıt hatasıdır ve aboneye kaçak tüketim olarak yansıtılamaz.
Abone aleyhine %20 tazminata hangi şartlarda hükmedilir?
İİK m.72 uyarınca dağıtım şirketi lehine tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle abone aleyhine başlatılmış somut bir icra takibi bulunmalıdır. İcra takibi yoksa ve abonenin aldığı tedbir yalnızca elektriğin kesilmemesine yönelikse, şirket lehine tazminata hükmedilemez.
Haksız kaçak elektrik tahakkukuna karşı ne yapılabilir?
Abone, öncelikle dağıtım şirketine itiraz edebilir; sonuç alamazsa menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini talep edebilir. Keşif, bilirkişi incelemesi ve uzman görüşü ile tutanağın dayanaksız olduğu ortaya konabilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/15853 E. – 6366 K. Sayılı İlamı
Kararın Tam Metni — Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/15853 E., 2018/6366 K.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Esas: 2016/15853 | Karar: 2018/6366 | Tarih: 05.06.2018 | Mahkemesi: Ticaret Mahkemesi
“İçtihat Metni”
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, davacı vekili tarafından duruşma istemli, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 05.06.2018 tarihinde davacı vekili Av. … geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekilin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; elektrik abonesi olduğu davalı şirkete bağlı görevliler tarafından 23.03.2013 tarihinde gerçekleştirilen kontrolde ölçü ve gerilim trafolarının hücre kapısındaki mühürün kırık olduğu gerekçesiyle usulsüz elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, hal böyle iken davalı şirketin kaçak elektrik kullanıldığını ileri sürerek 28.004,70 TL kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirdiğini, davalı şirket tarafından talep edilen bedelin haksız olduğunu ileri sürerek; kaçak kullanım bedelinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davacının kullandığı elektrik sayacının 10.12.2009 tarihinde değiştirildiğini, 23.03.2013 tarihinde yapılan kontrolde sayacın değiştirilen sayaç olmadığının ve kullanılan hücre mühürlerinin kırılmış olduğunun tespit edildiğini, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13/a maddesi uyarınca yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden elektrik enerjisi tüketilmesinin kaçak elektrik enerjisi tüketimi, aynı yönetmeliğin 14/c maddesi uyarınca sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu halde haber vermeden elektrik enerjisi tüketilmesinin usulsüz elektrik enerjisi tüketimi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının kullandığı elektrik sayacının, sayaç endeksinin okunamaması ve faz sigortasının çalışmaması nedeniyle 10.12.2009 tarihinde sökülerek yerine yeni bir sayaç takıldığı, 23.03.2013 tarihinde yapılan kontrolde ise ölçü akım ve gerilim trafolarının hücre kapısındaki mühürün kırık olduğunun ve kullanılan elektrik enerjisinin sayaçtan geçtiğinin tespit edildiği, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi” başlıklı 14/son maddesine göre de; davacının bu durum nedeniyle elektrik enerjisi tespitinden önce davalıya başvuru yapıp belgelendirmediği, böylelikle yönetmeliğin 14/c maddesine göre; “Sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu halde ilgili tüzel kişilere haber vermeden elektrik enerjisi tüketilmesi” nedeniyle davacının usulsüz elektrik enerjisi tüketmiş sayıldığı, aldırılan bilirkişi raporu ile tahakkuk ettirilmesi gereken bedelinin 25.812 TL olduğu, elektriğin kesilmemesi yönünde verilen 29.04.2014 tarihli ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağına geç kavuşan davalının İİK’nun 72/4 maddesi uyarınca tazminata hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkete 25.812 TL borçlu olduğunun tespitine, davalının 2004 sayılı İİK.nun 72/5 maddesi gereğince tazminat talebinin kabulü ile reddedilen 25.812 TL’nin %20’si olan 5.162,40 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı aleyhine henüz bir takip yapılmadığından kabul edilen kısım yönünden davacının davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle gerekçede İİK’nun 72. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davalı lehine tazminata hükmedildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında İİK’nun 72. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davalı lehine tazminata hükmedildiğinin yazılmış olmasının maddi hataya dayalı olduğunun anlaşılmasına göre; davalı tarafın temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı tarafın kaçak elektrik tutanağı nedeniyle tahakkuk ettirilen bedele yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava; kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen kaçak tüketim bedeli nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Kural olarak menfi tespit davalarında, ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden tarafa düşer. Davalı şirket; 23.03.2013 tarihinde davacı aboneye ait işyerinde yapılan kontrol sırasında, sayacın 10.12.2009 tarihinde değiştirilen sayaç olmadığının ve kullanılan hücre mühürlerinin kırılmış olduğunun belirlenmesi üzerine kaçak elektrik tesbit tutanağının düzenlendiğini, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13/a maddesi uyarınca yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden elektrik enerjisi tüketilmesinin kaçak elektrik enerjisi tüketimi, aynı yönetmeliğin 14/c maddesi uyarınca sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu halde idareye haber vermeden elektrik enerjisi tüketilmesinin ise usulsüz elektrik enerjisi tüketimi olduğunu savunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacıya ait aboneliğin kurulu bulunduğu işyerindeki sayacın arızalanması nedeniyle davalı şirket tarafından 10.12.2009 tarihinde sökülerek yerine 9020394 seri nolu Köhler marka kombi sayacın takıldığı, davalı şirkete bağlı görevliler tarafından 23.13.2013 tarihinde yapılan kontrol sırasında abonenin 10.12.2009 tarihinde takılan yeni sayacı kullanmasına rağmen sistemde sayaç seri numarasının 7020394 olarak kayıtlı olduğu belirlenerek sistemden düzeltme yapılması için mühürleme formunun tanzim edildiği, aynı görevliler tarafından ölçü akım ve gerilim trafolarının hücre kapısındaki mühürün kırık olması nedeniyle usulsüz elektrik tesbit tutanağının tanzim edildiği, akabinde davalı şirket tarafından kaçak elektrik tüketim tahakkukunun yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacı abonenin daha önce değiştirilen sayacı kullanmakta olduğunun davalı şirkete bağlı görevliler tarafından tespit edilmiş olmasına göre; davalı şirketin, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13/a maddesindeki düzenleme çerçevesinde, davadaki menfi tesbit isteminin konusunu oluşturan kaçak tüketim bedeli tahakkuk ettirmesinin, hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunun kabulü gerekir.
Diğer taraftan, davalı şirkete bağlı görevliler tarafından ölçü akım ve gerilim trafolarının bulunduğu hücre kapısındaki mühürün kırık olduğu, enerjinin sayaçtan geçtiği belirlenerek usulsüz elektrik tesbit tutanağı düzenlenmiş ise de, mahkemece yapılan keşif ve aldırılan bilirkişi raporu ile tutanakta geçen hücre kapısının, ölçü akım ve gerilim trafoları ile sayacın bulunduğu yeri çevreleyen tel kafese ait kapı olduğu belirlenmiştir. Bu durumda, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 14/c maddesi uyarınca, sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu halde idareye haber vermeden elektrik enerjisi tüketildiği yönündeki tespit de yerinde değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacının, kaçak (ve usulsüz) elektrik tüketiminde bulunmamış olması nedeniyle açmış olduğu menfi tesbit davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
3- Davacı tarafın davalı lehine hükmedilen tazminata yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
İİK’nun 72. maddesinin 3. fıkrası;”İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.” hükmünü,
Aynı maddenin 4. fıkrası ise;”Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.” hükmünü içermektedir.
Maddenin 3. ve 4. fıkralarının çok açık metninden anlaşıldığı üzere; borçlu aleyhine hükme bağlanan bir menfi tesbit davasında alacaklı lehine tazminata karar verilebilmesi, öncelikle alacaklının bir icra takibi yapmış olması koşuluna bağlanmıştır. Somut olayda; davalı (alacaklı) tarafından, davacı (borçlu) aleyhine aleyhine dava konusu tahakkuk nedeniyle icra takibi yapıldığına ilişkin bir iddia bu davada ileri sürülmemiş, mahkemece de varlığı tesbit edilmemiştir.
Öte yandan, yargılama sırasında davacının aldığı ihtiyati tedbir kararı ise, elektriğin kesilmemesine yönelik olup, davalının alacağını geç alması sonucunu doğuracak nitelikte değildir.
Bu durumda; İİK’nun 72. maddesinin 4. fıkrasındaki tazminat için gerekli yasal koşulların gerçekleştiğinden söz edilemez. Mahkemece, açıklanan bu yönler gözardı edilerek davalı lehine tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı tarafın temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davacı taraf yararına BOZULMASINA, 1.630 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı tarafa iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

5 Yorumlar