İçindekiler
1. Şua İzni Nedir? Tanım ve Kavram
“Şua” sözcüğü Arapça kökenlidir ve ışın anlamına gelmektedir. Türk Dil Kurumu’na göre ışıktan ayrılan kollardan her birine şua denilmektedir. Sağlık mevzuatında bu terim, iyonlaştırıcı radyasyonun yoğun kullanıldığı tıbbi birimlerde ön plana çıkmaktadır.
Şua izni (ışın izni), sağlık kuruluşlarının radyoloji, nükleer tıp ve radyoterapi gibi bölümlerinde iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalarak teşhis ve tedavide çalışan personele, yıllık izinlerine EK OLARAK tanınan, ücretli ve zorunlu bir sağlık iznidir. Bu izinden feragat edilemez yani bu hak, gönüllü olarak bile olsa bırakılamaz; işveren tarafından kaldırılamaz veya kısıtlanamaz.
2. Yasal Dayanak ve Mevzuat
Şua izninin hukuki temeli birbiriyle uyumlu birden fazla düzenlemeden oluşmaktadır:
3153 Sayılı Kanun (Radiyoloji, Radiyom Ve Elektrikle Tedavi Ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun)
“Radiyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun” olarak bilinen 3153 sayılı Kanun, şua izninin birincil yasal dayanağıdır. 19 Nisan 1937 tarihli bu kanun, radyoloji alanında çalışanların korunmasına ilişkin temel hükümleri içermektedir. Nizamname’nin 24. maddesi, radyasyonla çalışanların yılda dört hafta kesintisiz dinlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Avrupa Sosyal Şartı (2004)
Türkiye’nin 2004 yılında onayladığı Avrupa Sosyal Şartı, çalışanların sağlığa zararlı koşullara karşı korunması ve azaltılmış çalışma süreleri gibi ilkeleri güvence altına almaktadır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu — Madde 103/3
Kamu görevlileri açısından şua izninin yasal dayanağını oluşturmaktadır. Radyoaktif ışınlarla çalışan kamu görevlilerine her yıl yıllık izinlerine ilave olarak bir ay sağlık izni verileceği açıkça düzenlenmiştir.
3. Kimler Şua İzni Kullanabilir?
Şua izninden yararlanabilmek için temel koşul, görevi gereği iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmaktır. Aşağıdaki birimlerde çalışan tüm sağlık personeli bu haktan yararlanabilir:
- Radyoloji ve görüntüleme birimleri (röntgen)
- Nükleer tıp bölümleri
- Radyoterapi (ışın tedavisi) merkezleri
- Girişimsel radyoloji üniteleri
- Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Çalışanları
- Radyoaktif madde ile tedavi veya araştırma yapılan diğer birimler
4. Kimler Hak Kazanamaz
MR (Emar) Personeli: Manyetik Rezonans (MR) cihazları iyonlaştırıcı radyasyon üreten cihazlar kapsamında değildir. Bu nedenle, sadece MR cihazı kullanan teknisyenlerin yasal olarak radyasyon görevlisi sayılmaları ve şua izni kullanma hakkı talep etmeleri mümkün değildir.
Ultrasonografi ve Doppler Personeli: Bu tıbbi görüntüleme cihazları ses dalgalarıyla çalıştığından ve ortama iyonlaştırıcı radyasyon yaymadığından, sadece bu birimlerde görev yapan hekim ve teknisyenler şua izninden yararlanamamaktadır.
Kardiyovasküler Tanı Birimleri Personeli: EKG, Efor testi, Holter veya Ekokardiyografi (EKO) gibi birimlerde görevli personel, çalışma süreleri boyunca radyasyona maruz kalmadıkları için bu yasal korumanın dışındadır.
İdari ve Destek Personeli: Radyoloji veya nükleer tıp bölümlerinde çalışsalar dahi, iyonlaştırıcı radyasyon kaynaklarıyla veya radyoaktif maddelerle doğrudan teması olmayan, denetimli alanlara sürekli giriş çıkış yapmayan tıbbi sekreterler, kayıt görevlileri, hasta danışmanları ve temizlik personelleri şua izni alacağına hak kazanamazlar.
5. Şua İzni Koşulları
Zorunlu Koşullar (hepsinin bir arada bulunması gerekir)
- Kamu veya özel sektöre bağlı sağlık kuruluşunda çalışıyor olmak
- Görev sırasında iyonlaştırıcı radyasyona fiilen maruz kalmak (kontrollü alanda çalışmak)
- Teşhis ve tedavi bölümünde çalışıyor olmak
- İlgili tıbbi birimde aktif hizmet vermek
6. Aranmayan Koşullar
- Belirli bir kıdem veya çalışma süresi şartı (kamu görevlileri için)
- İşverenin takdir yetkisi — hak otomatik doğar
ℹ️ Not Özel sektörde 4857 sayılı Kanun’a tabi işçiler açısından şua iznine hak kazanabilmek için 1 yıllık çalışma süresini doldurma şartı aranmaktadır. Kamu görevlileri için böyle bir süre koşulu bulunmamaktadır.
7. Şua İzni Süresi
- İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir. (Radiyoloji, Radiyom Ve Elektrikle Tedavi Ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun’un Ek 1’inci Maddesi) Bu çalışanların, kontrollü alanlarda kişisel koruyucu ekipman ve dozimetre kullanması zorunludur. (İyonlaştırıcı Radyasyon Ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Madde 7)
| Sağlık İzni Tablosu Sıra No | Çalışma Süresi | Sağlık İzni Süresi |
| 1 | 0-50 Saat | 1 Gün |
| 2 | 51-100 Saat | 2 Gün |
| 3 | 101-150 Saat | 3 Gün |
| 4 | 151-200 Saat | 4 Gün |
| 5 | 201-250 Saat | 5 Gün |
| 6 | 251-300 Saat | 6 Gün |
| 7 | 301-350 Saat | 7 Gün |
| 8 | 351-400 Saat | 8 Gün |
| 9 | 401-450 Saat | 9 Gün |
| 10 | 451-500 Saat | 10 Gün |
| 11 | 501-550 Saat | 11 Gün |
| 12 | 551-600 Saat | 12 Gün |
| 13 | 601-650 Saat | 13 Gün |
| 14 | 651-700 Saat | 14 Gün |
| 15 | 701-750 Saat | 15 Gün |
| 16 | 751-800 Saat | 16 Gün |
| 17 | 801-850 Saat | 17 Gün |
| 18 | 851-900 Saat | 18 Gün |
| 19 | 901-950 Saat | 19 Gün |
| 20 | 951-1000 Saat | 20 Gün |
| 21 | 1001-1050 Saat | 21 Gün |
| 22 | 1051-1100 Saat | 22 Gün |
| 23 | 1101-1150 Saat | 23 Gün |
| 24 | 1151-1200 Saat | 24 Gün |
| 25 | 1201-1250 Saat | 25 Gün |
| 26 | 1251-1300 Saat | 26 Gün |
| 27 | 1301-1350 Saat | 27 Gün |
| 28 | 1351-1400 Saat | 28 Gün |
| 29 | 1401-1450 Saat | 29 Gün |
| 30 | 1451-1500 Saat | 30 Gün (En fazla |
***Kaynak: (İyonlaştırıcı Radyasyon Ve Radyonüklit Kullanılarak Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik EK-2)
8. Şua İzni Alacağında Uygulanacak Faiz Türü
Şua izni alacaklarına dava veya temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmaktadır.
9. Şua İzni Alacağında Zamanaşımı
Şua izin alacağı iş akdinin feshiyle muaccel hale gelir ve zamanaşımı süresi de fesih tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. Şua izin alacağında zamanaşımı süresi beş yıldır.
10. TENMAK (TAEK) Kurum Görüşünün Alınması Zorunluluğu
Çalışanın radyasyona maruz kalıp kalmadığının tespiti yüksek teknik bilgi gerektirdiğinden, mahkemeler ihtilaf halinde Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumundan (eski adıyla Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) görüş sormak zorundadır. Kurum tarafından hazırlanan değerlendirmelerde işçinin uzmanlık alanı, çalışma düzeni, dozimetre raporları ve hastane kayıtları incelenerek personelin şua iznine tabi olup olmadığı belirlenmektedir. Eksik araştırmayla, yalnızca tanık beyanlarına veya uzman olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilmesi Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.
11. Şua İzin Alacağı Hakkında Yargıtay Kararları
A. Hasta Bakıcı Olarak Çalışan Personel Şua İzin Alacağına Hak Kazanamaz.
<<<… Uyuşmazlık, davacının 3153 sayılı Kanun ile ilgili Tüzük ve Yönetmelik hükümleri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda şua iznine hak kazanıp kazanamayacağı ile çalışma süresinin belirlenmesine ilişkindir. Davacının yaptığı iş ve dosyadaki ispat olgusu değerlendirilerek davanın reddine dair kararın ONANMASINA…>>> (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7227 E. – 2025/8188 K. Sayılı İlamı)
” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7227 E. – 2025/8188 K. Sayılı İlamı İçtihat Metni“
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3401 E., 2025/987 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 28. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/384 E., 2021/133 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya bağlı işyerinde işçi olarak çalıştığını, çalıştığı ameliyathanede yoğunluk ve personel yetersizliği sonucunda hem alet kullanması hem de orada bulunması nedeniyle radyolojik ışınlara maruz kaldığını, bu şekilde çalışan kişilerin haftalık çalışma sürelerinin 35 saat olduğunu ayrıca işyerinde üç vardiya şeklinde çalışma gösterilmekteyse de süre olarak daha fazla çalışıldığını iddia ederek şua izni ve fazla çalışma alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini, husumet itirazlarının bulunduğunu, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını; davacının hastabakıcı olarak çalıştığını, iş ve görev tanımı gereği radyasyon yayan cihazlara maruz kalmadığını bu sebeple radyasyon görevlisi sayılamayacağını ve radyasyon görevlilerine tanınan şua izninden yararlanamayacağını; davacı ile … arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının özlük dosyasının ihaleyi alan firmalarda olduğunu, talep edilen alacaklardan davalının sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yaptığı iş ve dosyadaki ispat olgusu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının, ameliyathanede hasta hizmetlisi olarak çalıştığını ve bu bölümün radyasyon yayan cihazlar kullanılması nedeniyle denetimli alan olduğunu,
2. Tanıkların beyanlarıyla davacının radyasyon yayan cihazlarla çalıştığının ispatlandığını, bu durumda yapılması gerekenin davacının maruz kaldığı radyasyon miktarının tespit edilmesi olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 3153 sayılı Kanun ile ilgili Tüzük ve Yönetmelik hükümleri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda şua iznine hak kazanıp kazanamayacağı ile çalışma süresinin belirlenmesine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
B. Radyoloji Teknikeri Olarak Çalışan Personel Şua İzin Alacağına Hak Kazanır.
<<<… Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi, fazla çalışma, yıllık ücretli izin ve şua izni ücreti alacaklarının ispatı ile hesaplanması noktalarında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek mahkemece fazla çalışma alacağına karar verilirken taleple bağlı kalınmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, .…>>> (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6761 E. -2025/8100 K. Sayılı İlamı)
“ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6761 E. -2025/8100 K. Sayılı İlamı İçtihat Metni“
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/762 E., 2025/1157 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 47. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/225 E., 2024/148 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.09.2010 tarihinden 15.11.2017 tarihine kadar davalı işyerinde radyoloji teknikeri olarak aylık net 2.250,00 TL ücret ile çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın sona erdirildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ve Şua izni alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirkete ait iş yerinde hasta danışmanı olarak çalıştığını, işten kendi isteğiyle ayrıldığını, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin17.05.2023 tarihli ortadan kaldırma kararı uyarınca, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden bildirilmeden feshedildiği, fazla çalışma yaptığı, yıllık ücretli izinlerini kullanmadığı, şua izni alacaklarının da ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek mahkemece fazla çalışma alacağına karar verilirken taleple bağlı kalınmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının radyoloji teknikeri olduğuna ilişkin diploma ya da sair mesleki yeterlilik belgesinin olmadığını,
2. Davacının hizmet süresinin hatalı hesaplandığını, davalı işyerinde kesintisiz şekilde çalışmadığını,
3. Mahkemece yapılan emsal ücret araştırmasında bildirilen emsal ücretlerinin eğitim görmüş çalışanlara ilişkin olduğunu, davacıya emsal olmalarının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi, fazla çalışma, yıllık ücretli izin ve şua izni ücreti alacaklarının ispatı ile hesaplanması noktalarında toplanmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
C. Şua İzin Alacağı İş Akdinin Feshiyle Muaccel Olur
<<<… fesihle birlikte muaccel olan yıllık ücretli izin ve şua izni alacaklarına ilişkin davanın erken açıldığı değerlendirilerek ve Yargıtayın yerleşik içtihatları da dikkate alınarak yıllık ücretli izin ve şua izni ücreti alacaklarına ilişkin davanın fesihten evvel açıldığı gerekçesiyle yıllık ücretli izin ve şua izni ücreti talepleri yönünden davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. İstinaf mahkemesi tarafından verilen karar Yargıtay tarafından ONANMIŞTIR.…>>> (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4838 E. – 2025/8455 K. Sayılı İlamı)
” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4838 E. – 2025/8455 K. Sayılı İlamı İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/820 E., 2025/328 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/227 E., 2023/409 K.
Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı hastanede 01.09.2004- 28.04.2017 tarihleri arasında radyasyon onkolojisi bölümünde profesör doktor olarak kesintisiz çalıştığını, 14.03.2017 tarihinde gerekçesiz olarak sözlü fesih bildirimi ile ihbar öneli de verilmek suretiyle işten çıkarıldığını, kullanmadığı yıllık izni ve hiç kullanmadığı şua izni alacağı bulunduğunu, öte yandan davacının fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödenmediğini belirterek fazla çalışma, yıllık ücretli izin, şua izni ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının fazla çalışma yapmadığını, olası fazla çalışma ücretlerinin de kendisine ödenen aylık ücretinin içerisinde olduğunu, davacının radyasyonlu alanlarda çalışmadığını, her ne kadar radyasyon onkolojisi uzmanı olarak istihdam edilmiş ise de fiilen röntgen ve radyum ile ya da iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışmadığını ve radyasyonlu alanlarda bulunmadığını, bu hususun müvekkili tarafından davacıya tedbiren verilen dozimetre kayıtlarıyla sabit olduğunu, davacının günlük 7,5 saatin üzerinde çalışmadığını, davacının yıllık ücretli izinlerini dahi kullanmayıp bu izin sürelerinde hak ediş üreterek daha fazla kazanç elde etmeyi tercih ettiğini, davacının hiçbir zaman şua izni kullanmak istemediğini, işverenine bu yönde bir talepte bulunmadığını, işvereninden yıllık ücretli izin alacağı da olmadığını, davacının bir kısım yıllık ücretli iznini kullandığını, iş sözleşmesinin feshinden sonra da bakiye yıllık ücretli izin alacağını işvereninden tahsil ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından Gebze 8. İş Mahkemesinin 2017/140 Esas sayılı dosyasından verilen ve 04.09.2018 tarihinde kesinleşen işe iade kararı üzerine 02.10.2018 tarihinde işe iade müracaatında bulunulduğu, davalının işe iadeyi kabul etmediği ve 01.11.2018 tarihinde boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı ödemesi yaptığı, davacının yapılan ödemelerin eksik olduğundan bahisle eksik ödenen boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatının tahsilini talep ettiği, davalının cevap dilekçesinde 01.11.2018 boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı ve 4 ay uzatılmış kıdem tazminatı farkının eksiksiz olarak ödendiğini iddia ettiği, yargılama neticesinde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek bakiye işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine hükmedildiği, kararın henüz kesinleşmediği, davacının iş sözleşmesinin, işe iade kararı sonrası davacının müracaatı üzerine davalının boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatını ödemekle eylemli olarak davacıyı işe başlatmayacağını belirttiği 01.11.2018 tarihinde feshedildiği, işbu davanın ise geçersiz sayılan fesih sonrası işe iade davasının derdest olduğu 08.06.2017 tarihinde açıldığı, işe iade kararı üzerine davacının işe iade için müracaat etmiş olmasına göre ilk feshin ortadan kalktığı, iş sözleşmesi 01.11.2018 tarihinde feshedilmiş olmakla yıllık ücretli izin ve şua izni alacaklarına ilişkin işbu davanın iş sözleşmesinin feshinden önce açıldığı, buna göre feshe bağlı olan, fesihle birlikte muaccel olan yıllık ücretli izin ve şua izni alacaklarına ilişkin davanın erken açıldığı, davacının davalı nezdinde radyasyon onkolojisi uzmanı olarak çalıştığı, tanık beyanlarına göre davacının ayrı bir odası olduğu, hastaların radyasyonla tedavisine ilişkin planlamayı yaptığı, ışınlama sırasında hastaların yanında olmadığı, acil bir durum olması hâlinde müdahale etmesi gerektiği ancak davacının böyle bir durum nedeniyle ışınlama esnasında müdahale ettiğini gösteren delil bulunmadığı, dozimetre kayıtlarının sıfır olduğu, buna göre davacının hekimlik görevini radyasyon kaynağından ayrı bir yerde yapması, radyasyonla teşhis ve tedavi işleminde fiilen çalışmaması, tedaviyi planlaması, acil durumlarda müdahale etmesi gerektiği ifade edilmiş ise de dosya kapsamında müdahale ettiğini gösteren delil olmaması ve dozimetre kayıtlarının da sıfır olmasına göre davacının 35 saati aşan çalışmasının fazla çalışma kabul edilemeyeceği, davacı tarafın ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinden feragat ettiğinden ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle yıllık ücretli izin ve şua izni alacağının usulden reddine, fazla çalışma alacağının reddine, ulusal bayram ve genel tatil alacağının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde radyasyon onkoloji uzmanı olarak çalıştığı, dosya kapsamına göre, davacının zorunlu dozimetre uygulamasına tâbi olduğu, bunun da toplum bireyleri için belirlenen dozun üstünde radyasyona maruz kalma olasılığının bulunduğunu gösterdiği, çalıştığı bölüm ve yaptığı işin mahiyeti ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında davacının davalı işyerinde yürüttüğü çalışmasının 3153 sayılı Radyoloji, Radiyom ve Elektrikle Tedavi ve Diğer Fizyoterapi Müesseseleri Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince davalı tarafça işyeri çalışma düzenini ve koşullarını gösterir puantaj kaydı ya da eşdeğer bir belge ibraz edilmediğinden ve ibraz edilen bordrolarda fazla çalışma yapıldığını gösterir tahakkuklar mevcut olmadığından, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının davalı işyerindeki haftalık çalışma süresinin 40 saat olarak tespit edilmesinin yerinde olduğu, dosya kapsamında mevcut olan 23.11.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının fazla çalışma ücreti alacağının brüt 78.906,61 TL (%30 indirimle brüt 55,234,62 TL) olarak hüküm altına alınması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince feshe bağlı olan, fesihle birlikte muaccel olan yıllık ücretli izin ve şua izni alacaklarına ilişkin davanın erken açıldığı değerlendirilerek ve Yargıtayın yerleşik içtihatları da dikkate alınarak yıllık ücretli izin ve şua izni ücreti alacaklarına ilişkin davanın fesihten evvel açıldığı gerekçesiyle yıllık ücretli izin ve şua izni ücreti talepleri yönünden davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak esas hakkında yeni hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının yıllık ücretli izin ve şua izni bakımından usul kazanılmış hakkı bulunduğunu, davalı tarafından istinaf aşamasında işe iade davasının bekletici mesele yapılmasının istenmediğini, her hâlükârda ıslah yeni bir ek dava niteliği taşıdığından ıslah tarihi itibarıyla işe iade davası kesinleştiğinden bu alacakların reddinin hatalı olduğunu,
2. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; işe iade davası kesinleşmeden açılan alacak davasının erken açılan dava olup olmadığı, buna bağlı olarak yıllık ücretli izin ve şua izni alacaklarının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru olup olmadığı ve ücret miktarı noktasındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
D. MR cihazı teknisyeni olarak çalışan personelin şua izni kullanma hakkı bulunmadığı anlaşılmakla şua izni talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
<<<… Dosya arasında bulunan davacıya ait dozimetre sonuçlarına göre davacının ölçüm yapılan tüm dönemlerde radyasyona maruz kalmadığı, keşif sırasında beyan ettiği üzere de bu alanda tek yetkili kurum olan Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun radyasyon cihazı olarak kabul etmediği MR cihazı teknisyenliği yaptığı, davacının şua izni kullanma hakkı bulunmadığı anlaşılmakla şua izni talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin kabulüne karar verilmesi hatalıdır…>>> (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2019/1755 E. – 2019/5564 K. Sayılı İlamı)
” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2019/1755 E. – 2019/5564 K. Sayılı İlamı İçtihat Metni“
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; müvekkilinin 17.02.2003-17.01.2012 tarihleri arasında davalı … Hastanesinde çalıştığını, en son almış olduğu ücretin 2.700 TL net olduğunu, müvekkilinin “Radyoloji Teknikeri” olduğunu, Vehbi Koç Vakfı hastane hizmetlerini daha sonra kurduğu Amerikan Hastanesi Sağlık Hizmetleri Ve Ticaret A.Ş. üzerinden yürütmeye devam ettiğini, davalı işyerinin sorumluluktan kurtulmak için müvekkilini MR kadrosunda gösterdiğini fakat gerçekte MR Tomografi ve diğer Röntgen cihaz çekimlerinin aynı alanda olması sebebiyle müvekkilinin yüksek dozda Radyasyona maruz kaldığım, müvekkilinin mevzuat hükümleri ve Yargıtay kararlarında belirtilen süre olan haftada 27.5 saat çalışması gerekirken müvekkilinin haftada 48 saat çalıştırıldığım ve yine yasal hükümler ve Yargıtay kararlarına bakıldığında müvekkilinin yapmış olduğu iş nedeniyle daimi olarak günde 5 saatten fazla çalışamayacağını, haftada 27.5 saat üzeri mesailerin fazla çalışma olarak hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin yapmış olduğu fazla çalışmaların ücretlerinin ödenmediğini, müvekkilini “ŞUA İZNİ” nin kullandırılmadığını Radyoloji Random ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Tüzüğünün 24. Maddesi gereğince müvekkilinin senede 4 hafta muntazaman devamlı bütün olarak tatil yapmasının mecburi olduğunu ve uygulanmadığını, kullandırılmayan ŞUA izninin ücretinin de ödenmediğini, müvekkili için kanunca zorunlu kılınan Fiili Hizmet Zammının da uygulanmadığını, davalı işverenlikçe, müvekkilinin sigorta bildiriminin 32A veya 32E kodunda bildirilmesi gerekirken İA kodunda yanlış olarak bildirimde bulunulduğunu, bu durumda %12.5 prim ödenmesi gerekirken %11 oranında prim ödendiğini, eksik kısmın en yüksek mevduat faiziyle ödenmesi gerektiğini iddia ederek; bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkil hastanede 17.02.2003-10.01.2012 tarihleri arasında MR teknikeri olarak değil MR teknisyeni olarak çalıştığını, (11/01/2012 tarihli hizmet belgesinde beyan etmiş olduğu görülmüştür) bu nedenle 3153 Sayılı Kanun kapsamında olmadığını, davacının 10.01.2012 tarihli dilekçesinde 17.02.2012 tarihinden itibaren MR teknisyeni olarak çalıştığım ve kıdem tazminatını alarak emekliliğe ayrılmak istediğini belirttiğini, bu taleple birlikte tüm yasal haklarının ödendiğini, davacının kullanmış olduğu cihazın İyonlaştırıcı etkisinin bulunmadığını, bu nedenle 3153 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanamayacağını, radyasyon konusunda Türkiye’de tek yetkili kurumun Türkiye atom Enerjisi Kurumu olduğunu ve bu kurumca MR teknisyenlerinin Radyasyon Görevlisi olarak kabul edilmediğini, davacının iddia ettiği gibi MR cihazı ve Tomografi ve diğer röntgen cihazlarının aynı odada bulunmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla davacının çalıştığı dönemde hiçbir şekilde radyasyona maruz kalmadığını, davacının 3153 Sayılı yasada belirtilen çalıma saatlerinin kendisine uygulanmasını talep edemeyeceğini, dolayısıyla fazla çalışmasının olmadığını, ayrıca geriye dönük 5 yıl dışındaki işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının hiçbir alacağının olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalıya ait işyerinde 17/02/2003-04/05/2012 tarihleri arasında çalıştığı, dozimetre taktığı, davacının radyasyona maruz kalarak çalışan ve ilgili mevzuata tabi olan işçi olduğu, özel sektör ve kamu ayrımı yapmaksızın davacı … Meşe Üstoğlu’nun 17/02/2003 – 30/01/2010 tarihine kadar olan mesaileri haftalık 27,5 saat üzerinden, 30/01/2010 – 11/01/2012 tarihleri arasında mesailerinin haftalık 35 saat olduğu, ayrıca radyasyon ortamında çalıştığı her bir yıl için normal kanuni izinlerine ilaveten 1 ay daha radyasyon izni (şua) kullanması gerektiği ve davacının fazla çalışma yaptığı tüm dosya kapsamındaki tanık beyanlarıyla da sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında şua izni ve fazla mesai ücret alacağı nedeniyle uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacı radyasyona tabi personel olduğu gerekçesiyle 3153 sayılı yasa kapsamında şua izni talebinde bulunmuş, davalı tarafından davacının şua izni kullanma hakkı bulunan personel olmadığı, bu nedenle talebinin reddi gerektiği savunulmuştur. Mahkemece davacının dozimetre takması ve radyasyona tabi personel olduğu gerekçesiyle şua izni talebinin kabulüne karar verilmiştir. Yargılama aşamasında davalı işyerinde keşif yapılmış, davacı keşif sırasında son 5 yıldır MR teknisyeni olarak sadece MR cihazı kullandığını beyan etmiştir. Dosya arasında bulunan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun 12/10/2005 tarihli yazısında “MR cihazları iyonlaştırıcı radyasyon üreten cihazlar değildir ve bu cihazları kullanan personel radyasyon görevlisi değildir” şeklinde görüş belirtilmiştir.
Ayrıca yine Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun 12/04/2011 tarihli ve 5010 sayılı Radyoloji Cihazları Lisansları konulu görüş yazısında da “Sağlık alanında kullanılan başlıca iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları radyolojide tek tüplü röntgen, mobil tektüplü röntgen, çift tüplü röntgen, c-kollu skopi, u-kollu skopi, o-kollu skopi, mamografi, anjiyografi, kemik yoğunluk ölçüm, bilgisayarlı tüm vücut tomografi, bilgisayarlı beyin tomografi, mikro tomografi, mikrofilm cihazları, panoramikcihazlar ile panoramik diş, periapikal diş, periapikal mobil diş, volümetrikdiş tomografi cihazları, radyoterapide teleterapi, lineer hızlandırıcı, brakiterapi, x ışını tedavi, cyberknife, gama knife, simulator, CT simulator, kan ışınlama cihazları ve (prostat, göz vb) tedavi uygulamalarının yapıldığı ameliyathanelerde kullanılan kapalı radyoaktif kaynaklar; nükleer tıpta PET, PET/CT, SPECT, SPECT/CTcihazları ile 1-131 tedavi odaları ve RIA laboratuvarlarında kullanılan radyoaktif kaynaklardır. Diğer taraftan MR cihazları iyonlaştırıcı radyasyon üreten cihazlar değildir ve bu cihazları kullanan personel radyasyon görevlisi değildir” denilerek, hangi cihazların radyasyon kaynağı sayıldığı tek tek sayma suretiyle belirtilmiş ve dosya arasında bulunan 2005 tarihli görüşünün halen devam ettiği anlaşılmıştır.
Esasen 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyonla Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde Radyasyon görevlisi; “Radyasyon kaynağı ile yürütülen faaliyetlerden dolayı görevi gereği, 24/03/2000 tarihli ve 23999 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğinde toplum üyesi kişiler için belirtilen doz sınırlarının üzerinde radyasyona maruz kalma olasılığı olan kişi” olarak tarif edilmiştir.
Keza Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği’nin 2 nci maddesinde de radyasyon görevlisi “Sürekli olarak denetimli alanlarda veya radyasyon kaynaklarıyla çalışan kişi” olarak tarif edilmiş ve denetimli alanlarda veya radyasyon kaynaklarıyla geçici olarak veya ara sıra çalışan kişilerin radyasyon görevlisi sayılmayacakları açıkça belirtilmiştir.
Dosya arasında bulunan davacıya ait dozimetre sonuçlarına göre davacının ölçüm yapılan tüm dönemlerde radyasyona maruz kalmadığı, keşif sırasında beyan ettiği üzere de bu alanda tek yetkili kurum olan Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun radyasyon cihazı olarak kabul etmediği MR cihazı teknisyenliği yaptığı, davacının şua izni kullanma hakkı bulunmadığı anlaşılmakla şua izni talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3- Davacı fazla mesai ücreti talebinde bulunmuş, mahkemece davacının fazla mesai ücreti davacının radyasyon görevlisi olduğu gerekçesiyle 3153 sayılı yasadaki düzenlemelere göre hesaplanan bilirkişi raporuna itibarla hüküm altına alınmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere davacı radyasyon görevlisi olmayıp fazla mesai hesabının 3153 sayılı yasadaki düzenlemeler dikkate alınarak hesaplanması hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken iş tanık beyanlarını değerlendirmek ve davacının haftalık yasal mesai süresinin 45 saat olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/03/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
12. Sık Sorulan Sorular
Şua izni ertesi yıla devredilebilir mi?
Hayır. Şua izni bağlı olduğu takvim yılı içinde kullandırılmak zorundadır ve sonraki yıla devredilememektedir. Kullandırılmayan izin için maddi tazminat hakkı doğmaktadır.
Şua izni yıllık izinle aynı anda kullanılabilir mi?
Evet. Şua izni yıllık ücretli izinle birleştirilerek ya da ayrı ayrı kullanılabilir. Her iki durumda da çalışan ücretini tam olarak almaya devam eder.
Yönetici şua iznini reddedebilir mi?
Hayır. İşveren veya yönetici, yasal bir çalışma hakkı olan şua iznini reddedme yetkisine sahip değildir. Ret durumunda çalışan hukuki yollara başvurabilir
Doz sınırı aşılmasa da şua izni kullanılabilir mi?
Evet. Yargıtay ve güncel mevzuat, yıllık doz sınırının aşılıp aşılmamasının yalnızca iznin kullanım zamanına ilişkin olduğunu, iznin kendisine hak kazanma için bir ön koşul oluşturmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Şua iznine hak kazanmak için asgari çalışma süresi var mı?
Kamu görevlileri için asgari süre şartı bulunmamaktadır. Özel sektörde 4857 sayılı Kanun kapsamındaki işçiler için ise 1 yıllık çalışma koşulu aranmaktadır.
Şua izni fiili hizmet süresi zammı ile birlikte uygulanabilir mi?
Evet. Şua izni ve fiili hizmet süresi zammı birbirinden bağımsız iki haktır. Radyasyon ortamında çalışan personel her ikisine birden hak kazanabilmektedir.
İstanbul / Bakırköy bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. İş hukuku alanındaki hizmetlerimiz için İstanbul İş Hukuku Avukatı sayfamızı, diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.
