|

Elektrik Aboneliğinde Muarazanın Giderilmesi: Önceki Abone Borcu ve İmar Kanunu Geçici 11. Madde

muarazanın giderilmesi

Elektrik Aboneliğinde Muarazanın Giderilmesi Nedir? Elektrik dağıtım ve perakende satış şirketleri ile abone olmak isteyen kişiler arasında, abonelik sözleşmesinin kurulup kurulmayacağı sıklıkla uyuşmazlık konusu olur. Bu uyuşmazlıkların iki tipik kaynağı vardır: birincisi önceki abonenin ödenmemiş (kimi zaman kaçak kullanımdan doğan) borcu nedeniyle yeni başvuru sahibiyle muvazaalı bir ilişki bulunduğu şüphesi; ikincisi ise yapının imar mevzuatına aykırı olması, özellikle yapı kullanma izninin (iskânın) bulunmamasıdır. Her iki durumda da başvuru sahibinin başvurduğu hukuki yol genellikle muarazanın giderilmesi davasıdır.

Muaraza Nedir? Kelime Anlamı ve Hukuki Anlamı

Muaraza, kelime kökeni itibarıyla Arapça “arz” kökünden gelir ve sözlük anlamıyla karşı gelme, karşı koyma, çekişme, bir hak iddiasına itiraz etme anlamlarını taşır. Günlük dilde “iki tarafın bir konuda anlaşmazlığa düşmesi, birinin diğerinin hakkına itiraz etmesi” şeklinde kullanılır.

Hukuk jargonunda ise muaraza, daha teknik ve dar bir anlam kazanır. Hukukta muaraza, bir kimsenin sahip olduğu veya sahip olduğunu ileri sürdüğü bir hakka karşı, başka bir kişinin söz veya eylemle itiraz etmesi, o hakkı inkâr etmesi ya da kullanılmasını engellemesi durumunu ifade eder. Bir başka deyişle muaraza, bir hakkın varlığını veya kapsamını tartışmalı (ihtilaflı) hâle getiren karşı koymadır. Burada henüz hakka fiilen el atılmış (tecavüz edilmiş) olması şart değildir; hakkın huzur içinde kullanılmasını gölgeleyen, belirsizleştiren bir itiraz, çekişme yeterlidir.

Elektrik aboneliği bağlamında muaraza tam da bu noktada doğar: Başvuru sahibi, taşınmazına elektrik (veya su) aboneliği tesis ettirme hakkı bulunduğunu ileri sürerken; elektrik şirketi bu talebe çeşitli gerekçelerle itiraz eder ve sözleşme yapmaktan kaçınır. Şirketin bu itirazı ve sözleşmeden kaçınması, abonelik tesisi hakkını tartışmalı hâle getirdiğinden ortada bir muaraza vardır.

Muarazanın Giderilmesi (Önlenmesi) Davası Nedir?

Muarazanın giderilmesi davası (uygulamada “muarazanın önlenmesi” olarak da geçer), bir hak üzerinde yaratılan çekişmenin mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmasını, hakkın tartışmasız biçimde tespit ve teyit edilmesini amaçlayan bir eda/tespit nitelikli davadır. Bu dava türünde davacı, mahkemeden hem karşı tarafın yarattığı çekişmenin giderilmesini hem de çoğu kez somut bir edimi (örneğin abonelik sözleşmesinin kurulmasını) talep eder.

Elektrik aboneliği uyuşmazlıklarında davacı tipik olarak iki şeyi birlikte ister:

  • Elektrik şirketinin yarattığı muarazanın giderilmesi/önlenmesi,
  • Adına abonelik sözleşmesinin tesis edilmesi ve elektriğin bağlanması.

Yargılama uzun sürebileceğinden, davacılar çoğu zaman dava süresince elektriğin kesilmemesi veya geçici olarak bağlanması için ihtiyati tedbir de talep eder. İhtiyati tedbir, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 389. maddesine dayanır.

Elektrik Aboneliğinde Uyuşmazlık Neden Çıkar?

Elektrik şirketinin abonelik sözleşmesi yapmaktan kaçınmasının başlıca iki gerekçesi öne çıkar:

  1. Önceki abonenin ödenmemiş borcu ve muvazaa şüphesi: Taşınmazda daha önce kayıtlı abonenin yüklü bir elektrik borcu (kaçak elektrik kullanımdan doğan borç dâhil) varsa, şirket; yeni başvuru sahibi ile eski abone arasında danışıklı (muvazaalı) bir ilişki bulunduğundan, eski abonenin borçtan ve kesinti riskinden kurtulmak için başka biri üzerinden yeni abonelik açtırmaya çalıştığından şüphelenebilir.
  2. İmara aykırılık / yapı kullanma izninin bulunmaması: Yapının iskânının (yapı kullanma izin belgesinin) olmaması, ruhsatsız veya kaçak yapı niteliği taşıması, şirketin abonelik tesisinden kaçınmasının ikinci tipik gerekçesidir. Bu noktada İmar Kanunu’nun Geçici 11. maddesi devreye girer.

Aşağıda her iki uyuşmazlık türü, güncel yargı kararları ışığında ayrı ayrı ele alınmaktadır.

1) Önceki Abonenin Borcu Nedeniyle Abonelikten Kaçınma ve Muvazaa İddiası

Bu uyuşmazlık türünde temel hukuki ilke nettir: Abonelik sözleşmesi kişiseldir ve elektrik borcu, sözleşmenin tarafı olan aboneye aittir. Taşınmazın yeni maliki veya yeni kullanıcısı, önceki abonenin (örneğin önceki kiracının) kişisel borcundan kural olarak sorumlu tutulamaz. Elektrik borcu taşınmaza değil, aboneye bağlı kişisel bir borçtur. Dolayısıyla şirket, “önceki abonenin borcu ödenmedikçe yeni abonelik açmam” diyerek sözleşme yapmaktan kaçınamaz; aksi tutum muaraza yaratır.

Bu kuralın istisnası muvazaadır. Eğer yeni başvuru sahibi ile önceki abone arasında, salt borçtan kaçınmak amacıyla kurulmuş danışıklı (muvazaalı) bir ilişki varsa, başvuru sahibinin “yeni ve borçsuz abone” sıfatı korunmayabilir. Ancak muvazaa iddiasını ileri süren tarafın (yani elektrik şirketinin) bunu ispat etmesi gerekir. İspat edilemeyen soyut muvazaa iddiası, sözleşmeden kaçınmayı haklı kılmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin Onama Kararı (2023/5030 E. – 2024/93 K.)

Bu kararda davacı, elektrik aboneliği için başvurmuş; davalı elektrik şirketi ise taşınmazı önceki dönemde kiralayan kullanıcının ödenmemiş fatura borcu bulunduğunu, abonelik devrinin borçtan kurtulmak amacıyla kanuna karşı hile teşkil ettiğini ileri sürerek sözleşmeden kaçınmıştır. İlk derece mahkemesi, taşınmaz maliki davacının önceki abonenin (kiracının) borcundan sorumlu olmadığı, taraflar arasında muvazaalı bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle, önceki abonelerin borcundan sorumlu olmaksızın davacı adına yeni abonelik tesisine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de kararı onamıştır. Daire, dava tarihinde yürürlükte olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Perakende Satış Sözleşmesi” başlıklı hükümlerine dayanarak; taşınmaz maliki olan davacının önceki abonenin borcundan sorumlu tutulamayacağını, davalının iddia ettiği muvazaa olgusunu ispat edemediğini vurgulamıştır. Sonuç olarak yeni ve borçsuz abonelik tesisine ilişkin karar yerinde bulunmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin İhtiyati Tedbir Kararı (2025/2826 E. – 2025/2888 K.)

Bu uyuşmazlıkta davacı, taşınmazını işgal eden ve önceki dönemde kuyu suyu satışı gibi faaliyetlerde bulunan kişilerin elektrik borçları nedeniyle adına abonelik açılmadığını, defalarca başvurmasına rağmen şirketin önceki borçluların borcunu ödemesini şart koştuğunu belirterek menfi tespit talebiyle dava açmış; ayrıca HMK m. 389 uyarınca yargılama süresince elektrik aboneliği tesisi ve elektriğin kesilmemesi için ihtiyati tedbir istemiştir.

İlk derece mahkemesi, davacının ticari faaliyetini sürdürebilmesi için elektriğin zorunlu olduğunu, tahakkuk ettirilen borçların kabul edilmediğini ve bu hususun yargılamayla netleşeceğini değerlendirerek 50.000 TL teminat karşılığında, dava sonuçlanıncaya kadar davacı adına elektrik aboneliği tesisine ve elektriğin kesilmemesine dair ihtiyati tedbir kararı vermiştir. İtiraz üzerine yapılan incelemede; kaçak kullanımdan doğan tutanağa dayalı faturalardan davacının sorumlu olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, elektrik verilmemesinin ticari hayatın devamlılığına olumsuz etkisi bulunduğu ve tedbirin ölçülülük ilkesine uygun olduğu belirtilerek itiraz reddedilmiştir.

İstinaf incelemesinde de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi; yargılama sırasında elektriğin kesilmesi hâlinde işyeri niteliğindeki mekânda ciddi zarar doğacağını, buna karşılık geçici olarak bağlanan elektriğin bedelinin davalı şirketçe tahakkuk ve tahsil edilebileceğini, davanın reddi hâlinde ise geçici elektrik bağlanmasının davacı yönünden kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini değerlendirerek HMK m. 389 koşullarının gerçekleştiği sonucuna varmış ve davalının istinaf başvurusunu HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca kesin olarak reddetmiştir.

Bu iki karardan çıkan ortak ilke: Elektrik borcu kişiseldir; taşınmazın yeni maliki/kullanıcısı önceki abonenin borcundan sorumlu değildir. Muvazaa iddiasını ispat yükü elektrik şirketindedir. İspat edilemeyen muvazaa iddiası, abonelikten kaçınmayı ve dolayısıyla muaraza yaratmayı haklı kılmaz. Yargılama uzadığında, özellikle işyeri gibi elektriğin zorunlu olduğu yerlerde, dava sonuçlanana kadar geçici olarak elektrik bağlanması için ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

2) İmara Aykırılık Nedeniyle Abonelik Uyuşmazlığı: İmar Kanunu Geçici 11. Madde

İkinci tip uyuşmazlık, yapının imar mevzuatına aykırılığından, özellikle yapı kullanma izin belgesinin (iskânın) bulunmamasından kaynaklanır. Kural olarak 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 30 ve 31. maddeleri uyarınca, yapı kullanma izin belgesi bulunmayan yerlerde abonelik tesisi mümkün değildir. Bu kural, kullanma izni alınmamış yapılara su, elektrik, telefon, kanalizasyon, doğal gaz gibi altyapı hizmetlerinin bağlanmasını engeller.

Ancak bu katı kuralın önemli bir istisnası, İmar Kanunu’na 5784 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 11. maddedir. Bu madde, belirli koşulları taşıyan ve kullanma izni henüz alınmamış yapılara, iskân alınıncaya kadar geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabilmesine imkân tanır.

Geçici 11. Maddenin Güncel Düzenlemesi

Geçici 11. maddenin güncel hâline göre; 1/7/2022 tarihine kadar yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara; yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon, doğal gaz gibi altyapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğü belgelenirse, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve maddenin yayımından itibaren başvurulması koşuluyla, kullanma izni alınıncaya kadar ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabilir.

Madde, bu bağlamanın kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini açıkça düzenler: İlgili belediyenin dağıtım şirketlerinden elektriğin kesilmesini talep etmesi hâlinde abonelik iptal edileceğinden, geçici bağlama abone lehine kalıcı bir hak doğurmaz.

Maddenin en kritik cümlesi ise istisnaya ilişkindir: “Yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı, 31/12/2021 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.” Yani 31/12/2021 tarihinden önce inşa edilmiş yapılar bakımından “ruhsatlı olma ve ruhsata uygun yapılmış olma” şartı aranmaz; bu yapılar, ruhsat koşulunu sağlamasa dahi maddedeki diğer koşullar çerçevesinde geçici abonelikten yararlanabilir.

Önemli Güncelleme: 12.10.2004 Tarihi Artık 31.12.2021 Oldu

Bu noktada uygulamada sık karşılaşılan bir hata vardır: Eski tarihli yargı kararları, maddenin önceki metnine atıf yapar. Önceki metinde istisna eşiği 12.10.2004 tarihiydi. 1/7/2022 tarihli ve 7417 sayılı Kanun’un 39. maddesiyle yapılan değişiklikle, maddedeki “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar” ibaresi “1/7/2022 tarihine kadar” şeklinde; “12/10/2004” ibaresi de “31/12/2021” şeklinde değiştirilmiştir.

Pratik sonuç şudur: Ruhsat şartının aranmayacağı yapılar bakımından eşik tarih, 12.10.2004’ten 31.12.2021’e çekilmiştir. Bu değişiklik, geçici abonelikten yararlanabilecek yapı kümesini önemli ölçüde genişletmiştir. Dolayısıyla 2022 öncesi tarihli kararlardaki “12.10.2004” eşiği bugün için güncel değildir ve somut olaya güncel metin uygulanmalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin Bozma Kararı (2015/2058 E. – 2015/12049 K.)

Bu kararda davacı, Hazine’ye ait arazi üzerindeki gecekondu tarzı yapısına (kaçak ve ruhsatsız, iskânsız bir yapı) elektrik aboneliği tesisi için dava açmıştır. İlk derece mahkemesi, o tarihteki düzenlemeye dayanarak 12.10.2004 tarihinden önce yapılan yapılarda iskân ruhsatının aranmayacağından bahisle aboneliğin tesisine ve muarazanın bu şekilde giderilmesine karar vermiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise; yapı kullanma izin belgesi bulunmayan yerlerde kural olarak abonelik tesisinin mümkün olmadığını, ancak İmar Kanunu’na eklenen Geçici 11. madde uyarınca yapının istisna kapsamında olup olmadığının (o dönemki metne göre 12.10.2004 öncesi yapılıp yapılmadığının) somut olarak araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Daire, davacıya ait yapının ilgili eşik tarihten önce yapılıp yapılmadığının ilgili kurumlardan sorularak, delillerle, gerekirse tanık veya keşif yoluyla tespit edilmesi gerektiğini; eşik tarihten önce yapıldığı tespit edilirse abonelik tesisine, sonra yapıldığı anlaşılırsa İmar Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Eksik inceleme nedeniyle ilk derece kararı bozulmuştur.

Not: Bu karar, maddenin değişiklik öncesi metnine (12.10.2004 eşiğine) atıf yapmaktadır. Karardaki yöntem (yapının inşa tarihinin araştırılması ve istisna kapsamında olup olmadığının tespiti) bugün de geçerlidir; ancak somut olaylara uygulanacak eşik tarih artık 31/12/2021‘dir.

İki Uyuşmazlık Türü Arasındaki Temel Fark

Her iki uyuşmazlık da muarazanın giderilmesi davasıyla çözülse de, hukuki dayanak ve incelenecek olgular farklıdır:

ÖlçütÖnceki abone borcu / muvazaaİmara aykırılık / iskânsızlık
Temel hukuki dayanakElektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği; borcun kişiselliği3194 sayılı İmar Kanunu m. 30-31 ve Geçici 11. madde
İncelenecek temel olguYeni abone ile eski abone arasında muvazaa olup olmadığıYapının inşa tarihi ve istisna kapsamına girip girmediği
İspat yüküMuvazaayı iddia eden şirketteİstisna koşullarını (örn. inşa tarihi) ileri süren başvuru sahibinde
Kazanılmış hakBorçsuz abonelik kural olarak tesis edilirGeçici bağlama kazanılmış hak teşkil etmez

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Muaraza ne demektir?

Muaraza, sözlük anlamıyla karşı koyma ve çekişme demektir. Hukukta ise bir kişinin sahip olduğu veya olduğunu ileri sürdüğü hakka, başka birinin söz ya da eylemle itiraz ederek o hakkı tartışmalı hâle getirmesini ifade eder.

Muarazanın giderilmesi davası nedir?

Bir hak üzerinde yaratılan çekişmenin mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmasını amaçlayan davadır. Elektrik aboneliğinde davacı, şirketin yarattığı muarazanın giderilmesini ve adına abonelik sözleşmesi tesis edilmesini birlikte talep eder.

Önceki abonenin elektrik borcundan yeni abone sorumlu mudur?

Kural olarak hayır. Elektrik borcu taşınmaza değil, sözleşmenin tarafı olan aboneye bağlı kişisel bir borçtur. Taşınmazın yeni maliki veya kullanıcısı, önceki abonenin borcundan sorumlu tutulamaz. Bu husus Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2023/5030 E. – 2024/93 K. sayılı kararında da teyit edilmiştir.

Elektrik şirketi muvazaa iddiasıyla abonelik yapmayı reddedebilir mi?

Şirket, yeni abone ile eski abone arasında borçtan kaçınmaya yönelik danışıklı (muvazaalı) bir ilişki bulunduğunu ileri sürebilir; ancak bu iddiayı ispat yükü şirkettedir. İspat edilemeyen muvazaa iddiası, abonelikten kaçınmayı haklı kılmaz.

Dava sürerken elektriğin kesilmemesi için ne yapılabilir?

HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir talep edilebilir. Özellikle işyeri gibi elektriğin zorunlu olduğu mekânlarda, dava sonuçlanıncaya kadar teminat karşılığında geçici olarak elektrik bağlanmasına karar verilebilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 2025/2826 E. – 2025/2888 K. sayılı kararı bu yöndedir.

İskânı (yapı kullanma izni) olmayan binaya elektrik bağlanır mı?

Kural olarak yapı kullanma izin belgesi bulunmayan yerlerde abonelik tesis edilemez. Ancak İmar Kanunu Geçici 11. madde, belirli koşulları taşıyan yapılara iskân alınıncaya kadar geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanmasına imkân tanır. Bu geçici bağlama kazanılmış hak teşkil etmez.

İmar Kanunu Geçici 11. maddedeki tarih hangisidir; 12.10.2004 mü, 31.12.2021 mi?

Güncel düzenlemede eşik tarih 31/12/2021’dir. Önceki metindeki 12.10.2004 tarihi, 7417 sayılı Kanun ile 31/12/2021 olarak değiştirilmiştir. Bu nedenle 12.10.2004 eşiğine atıf yapan eski tarihli kararlar güncel değildir; somut olaylara güncel metin uygulanır.

İlgili Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararlarının Tam Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/5030 E. – 2024/93 K. Sayılı İlamı

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/393 E., 2022/1586 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
SAYISI : 2017/131 E., 2020/195 K.

Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı … EPSAŞ yönünden kabulüne, davalı … EDAŞ yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararın davalılardan Dicle EPSAŞ vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Dicle EPSAŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin elektrik aboneliği yapılması için davalı … EPSAŞ’a başvurduğunu, davalının taşınmazı kiralamış olduğu dönemlere ilişkin borç bulunması nedeniyle abone sözleşmesi yapmadığını ve muaraza çıkardığını ileri sürerek, muarazanın önlenmesi ve elektrik abone sözleşmesinin yapılmasını talep etmiş, 10.11.2017 havale tarihli dilekçesi ile davasını davalı … EPSAŞ’a yöneltmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … EDAŞ vekili; müvekkili ile Dicle EPSAŞ’ın iki farklı tüzel kişiliği olduğunu abonelikten kaynaklanan bütün işlemlere ilişkin husumetlerin Dicle EPSAŞ’a yöneltilmesi gerektiğini, davalı şirketin dağıtım şirketi olup söz konusu fatura borçlarının tahakkuk ve tahsilinin Dicle EPSAŞ tarafından yapılmakta olduğunu dolayısıyla fatura dönem tahakkuklarına ilişkin talep ve iddiaların ancak Dicle EPSAŞ’a husumet yöneltilerek talep edilebileceğini belirterek, davanın husumet yokluğundan reddini istemiştir.


2. Davalı … EPSAŞ vekili; davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacı abonelik sözleşmesinin tarafı olmadığından davada taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafa kesilmiş herhangi bir borç veya cezanın söz konusu olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; abonelik tesisi talep edilen 05044575 ve 05053160 nolu elektrik tesisatlarının bulunduğu davacıya ait binanın 3, 4, 5. katlarının dosyası tefrik edilen davalı ……….,Eğt. Yayın Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.ne kiralandığı, her ne kadar davalı şirketler tarafından muvazaa iddiası ile abonelik tesisinden kaçınılmış ve borç nedeniyle elektrik enerjisi kesilmiş ise de; kiracı sıfatıyla kullanıcı ……., Eğitim San. ve Tic. A.Ş.nin elektrik borcundan sorumlu olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, davacı ile ………,Eğitim San. ve Tic. A.Ş. arasında muvazaalı işlemler olmadığının aralarındaki kira sözleşmesi, Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabı, Şanlıurfa 1. İcra hukuk Mahkemesinin 2014/644 E. sayılı kiralananın tahliyesi ve kira bedelinin ödenmesi talepli icra takip dosyaları ile anlaşılmış olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin 06.04.2018 tarihli ıslah ve talep açıklama dilekçesi doğrultusunda davalı … EDAŞ’a karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine, borçsuz yeni abonelik tesisi talebinin kabulü ile 05044575 ve 05053160 nolu tesisatlar yönünden önceki abonelerin borcundan sorumlu olmaksızın davacı şirket adına yeni abonelikler tesisine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Dicle EPSAŞ vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu 05053160 ve 5044575 tesisat numaralı aboneliklerin ticarethane aboneliği olup söz konusu uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, toplamda 32.135,65 TL elektrik fatura borcunun ödenmediğini, borçtan kurtulmak amacıyla yapılan abonelik devir talebinin kanuna karşı hile oluşturduğunu, vergi dairesine yazılan müzekkereye verilen cevapta arşiv araştırması sonucunda dairelerine ………, Eğitim Yayın Turizm San. A.Ş. ve………,adına 2012-2015 yıllarına ait verilen herhangi bir kira beyannamesinin bulunmadığının bildirildiğini, kira akdinin mutlaka vergi dairesine bildirilmesinin ve kira bedelinin belirtilen usullere uygun bir şekilde banka yoluyla ödendiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, kolluk araştırması yapılarak son 10 yıldır taşınmazın kimler tarafından kullanıldığının ve davacı ile mevcut abone arasında herhangi bir iş ortaklığının – organik bağın olup olmadığının araştırılmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirket ile ……….,Eğitim San. ve Tic. A.Ş. arasında muvazaalı işlemler olmadığının taraflar arasındaki kira sözleşmesi, Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Şanlıurfa 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/644 E. sayılı kiralananın tahliyesi ve kira bedelinin ödenmesi talepli icra takip dosyaları ile anlaşıldığı davacı vekilinin 06.04.2018 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Dicle EPSAŞ vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, önceki abonenin borcu nedeniyle yeni abonelik tesis edilmemesi suretiyle yaratılan muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Dava tarihinde yürürlükte olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Perakende Satış Sözleşmesi” başlıklı ikinci bölümünü 5 inci ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen kararda; belirtilen gerekçeye, taşınmazın maliki olan davacının yukarıda yer verilen Yönetmelik hükmü uyarınca önceki abone olan kiracının borcundan sorumlu tutulamayacak olmasına, davalının önceki abone ile davacı arasında varlığını iddia ettiği muvazaa olgusunu ispat edememesine ve İlk Derece Mahkemesince davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakıldığının anlaşılmasına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/2826 E. – 2025/2888 K. Sayılı İlamı

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 13/11/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul İli, Silivri İlçesi Cumhuriyet Mahallesi … Piknik Alanı Yanında bulunan eski …ada, 1 parsel, yeni … ada 1 parsel arsanın 1/2 hissesini 29/01/2003 tarihinde …’dan satın aldığını, aynı gayrimenkulün diğer yarısını da …’dan Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin izale-i şüyu nedeniyle 10/04/2015 tarihinde aldığını, müvekkilinin gayrimenkulü aldığında arazinin içinde … isimli bir şahsın arazinin piknik alanına bitişik ucunda piknikçilere mangal ve su satarak oradaki eski yapılı 50 m2’lik yapıda yaşadığını, bu alanı işgal ettiğini ve yapıda elektriğin de bağlı olduğunu, arazinin diğer tüm bölümlerinin boş olup, iki adet su kuyusunun bulunduğunu, işgalciyi gayrimenkulden çıkartamadığını, müvekkilinin işgalci …’i çıkartmak için dava açmaya hazırlanırken 202l-2022 yılları içinde öldüğünü ve yerine başka işgalcilerin yerleştiğini ve elektrik abonmanlığının … üzerine olduğunu tespit ettiğini, müvekkilinin bilgisi haricinde taşınmazdaki iki adet kuyudan su sattıklarını, tanker başına 600,00 TL alarak gelir elde ettiklerini, müvekkilinin 02.01.2024 yılında ilgili bölgede 25.245.000m2 alanda Jeotermal Kaynaklar ve Mineralli Sular Ruhsatı aldığını, bu tarihten önce işgalci borçlu …’un burayı terk ettiğini, müvekkilinin söz konusu yerde 21.03.2025 tarihinde sondaj çalışmasına başladığını, herhangi bir aboneliği olmadığını, 4 defa abone olmak için başvuru yaptığını, davalı şirketin kendisine önceki borçluların borçlarını ödemesi gerektiğini belirterek abonelik yapmadığını beyanla HMK m.389/1 uyarınca dava süresince tedbiren elektrik aboneliği tesis edilmesine (abonelik sözleşmesi düzenlenmesine) ve geçici olarak elektrik verilmesine; kaçak kullanımlarda tutanak tutulmasını ve tutanakta imzası olan şahıslardan talep edilebileceğinden müvekkilinin borçlu olmadığını tespitine;Müvekkili adına abonelik tesis edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından; ” davacının ticari faaliyetini sürdürmek için elektriğin olmazsa olmaz koşul olduğu, davacının tahakkuk ettirilen borçları kabul etmediği, bu durumun yargılama neticesinde netleşeceği, yargılama süresince davacının ticari işletmesine elektrik verilmesi yönünde hukuki menfaatinin bulunduğu kanaatine varılmış olup, (Emsal karar: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 3. Hukuk Dairesi’nin 2021/639 esas, 2021/813 karar sayılı kararı) bu hali ile talebin HMK’nın 389 vd. maddeleri gereğince yerinde görüldüğü anlaşılmakla; 50.000 TL teminat karşılığında dava sonuçlanıncaya kadar davacının abonelik tesis edilmesi talebinin kabulü ile, davacıya elektrik aboneliği tesisine ve tedbiren elektriğin kesilmemesi yönünde aşağıdaki şekilde ihtiyati tedbir kararı vermek gerekmiştir.” gerekçeleriyle1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ İLE,Talebe konu İstanbul İli, Silivri İlçesi Cumhuriyet Mahallesi Doktor Kozanoğlu Cd. Muratçeşme Piknik Alanı Yanında bulunan eski …ada, 1 parsel, yeni … ada 1 parsel arsada elektriğin ihtiyaç olduğu gözetilerek telafisi imkansız zararlar oluşmaması için şimdilik takdiren 50.000 TL teminat karşılığında dava sonuçlanıncaya kadar davacının abonelik tesis edilmesi talebinin kabulü ile, davacıya ELEKTRİK ABONELİĞİ TESİSİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından 50.000 TL nakdi teminat veya muteber bir bankanın aynı miktarda kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiğinde, kararın İstanbul Nöbetçi İcra Müdürlüğü tarafından İNFAZINA,3-Mahkememiz iş bu ihtiyati tedbir kararının, teminat bedeli yatırıldığında aleyhine tedbir istenen … Perakende Satış A.Ş.’ye gönderilmesine, karar verilmiştir. Karara itiraz üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda 18.09.2025 tarihli karar ile ” uyuşmazlık konusu konusu alacağın varlık ve miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan tutanağa dayalı olarak tanzim edilen faturalardan dolayı davacının sorumlu olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği ve söz konusu yere elektrik verilmemesinin ticari hayatın devamlılığına olumsuz etki edeceği göz önünde bulundurularak tedbirin ölçülük ilkesi kapsamında alınan bir önlem olduğu ve alınan teminat miktarının yeterli olduğu gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçeği yansıtmadığını, abonelik sözleşmesi yapılabilmesi için gerekli bilgi ve belgelerin davacı tarafça müvekkili şirkete ibraz edilmediğini, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kanunda aranan şartların somut olayda bulunmadığını, uyuşmazlığın esasını halleder şekilde tedbir kararı verilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, muarazanın giderilmesi, elektriğin kesilmemesi ve abonelik sözleşmesi akdedilmesi yönünden ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.HMK 389/1 maddesine göre “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” düzenlemesi mevcuttur.Somut olayda, davacının dava konusu işyerinin bulunduğunu bildirdiği yerde elektrik aboneliğinin kurulması ve davalının yarattığı muarazanın giderilmesini talep ettiği,davacının abonelik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti yapılarak muarazanın giderilmesi hakkında bir karar verilmesinin söz konusu olacağı, bu sırada yargılama aşamasında davacının elektriğinin kesilmesi halinde mekanın işyeri olması gözetildiğinde ciddi zararlar doğacağı bunun yanında elektriğin geçici olarak bağlanması halinde bu elektrik bedelinin davalı tarafça tahsilinin yapılmasının mümkün olduğu,davanın reddi halinde geçici elektrik bağlanmasının davacı yönünden bir kazanılmış hak teşkil oluşmayacağı değerlendirildiğinde, mahkemece HMK’nın 389. maddesindeki koşullar gerçekleştiğinden davacının elektriğin kesilmemesine dair ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinde aykırılık görülmemiştir. Dava konusunun parayla ölçülebilme olanağı olmadığından şimdilik 50.000,00 TL teminat karşılığında davacının çalıştığı belirtilen dava konusu yerde dava sonuna dek kullanım elektrik bedeli davalı tarafça tahakkuk ve tahsil edilecek şekilde elektrik verilmesinin sağlanması gerektiğinden,mahkemece takdir olunan teminat miktarının süresinde yatırıldığı,ayrıca yeterli ve somut olaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/11/2025

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/2058 E. – 2015/12049 K. Sayılı İlamı

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : ANTALYA 3. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/10/2014
NUMARASI : 2014/1159-2014/926

Taraflar arasındaki abonelik tesisi, muarazanın önlenmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 30.06.2015 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av. H.. B.. geldi. Karşı taraf davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının elektrik aboneliği yapılması için davalı şirkete başvurduğunu, davalının abone sözleşmesi yapmadığını, davacının dava dışı belediye ile su abone sözleşmesi yapılmasına rağmen, davalı şirket tarafından elektrik abone sözleşmesi için muaraza çıkarıldığını belirterek, muarazanın önlenmesi ve elektrik abone sözleşmesinin yapılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davacının meskeninin bulunduğu taşınmazın Hazine’ye ait olduğunu, yapı kullanım izin belgesi olmadığını, yapı denetim kurul raporu bulunmadığını, bu durumda abonelik verilmesinin tehlikeli olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile 12.10.2004 tarihinden önce yapılan yapılarda iskan ruhsatının aranmayacağından bahisle davacının evine elektrik aboneliğinin tesisine, muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydının Hazine adına kayıtlı olduğu ve davacının ecrimisil ödediği anlaşılmaktadır.
Mahallinde yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre, davacının gecekondu tarzında bulunan evinin Hazine’ye ait arazide yapıldığı, kaçak ve ruhsatsız olduğu açıklanmıştır.
Dava konusu binanın iskan izninin henüz alınmadığı dosya içeriği ile sabittir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 30 ve 31. maddeleri hükmüne göre, yapı kullanma izin belgesi bulunmayan yerlerde abonelik tesisi mümkün değildir. Ne var ki; davadan önce yürürlüğe girmiş bulunan 26.7.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe giren 5784 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25.maddesinde 3194 Sayılı İmar Kanunu’na eklenen Ek Geçici 11. madde, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup, kanalizasyon kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara yol, su, elektrik, telefon vb.gibi altyapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar geçici abonelik yapılabilir, bu halde elektrik ve su bağlanması abone için kazanılmış hak teşkil etmez. Ancak, yapı ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanamaz” hükmü getirilmiştir.
Bu durumda, mahkemece; davacıya ait evin 12.10.2004 tarihinden önce yapılıp yapılmadığının ilgili kurumlardan sorularak ve davacıdan delilleri varsa ibraz edilmesi istenerek, gerekirse tanık dinlenerek veya keşif yapılarak tespit edilmelidir. Eğer yapının 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olduğunun tespit edilmesi halinde şimdiki gibi abonelik sözleşmesi yapılmasına ilişkin karar verilmeli, aksi halde 12.10.2004 tarihinden sonra yapıldığı anlaşılırsa yukarıda açıklanan 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Abonelik Sözleşmelerinde Muarazanın Giderilmesi Talebi Değerlendirme

Elektrik abonelik sözleşmelerinde muaraza, çoğunlukla iki kaynaktan doğar: önceki abonenin borcuna dayalı muvazaa şüphesi ve yapının imar mevzuatına aykırılığı. Birinci grupta yargı uygulaması istikrarlıdır: Borç kişiseldir, yeni abone önceki abonenin borcundan sorumlu değildir ve muvazaa iddiasını şirket ispatlamak zorundadır. İkinci grupta ise belirleyici olan, yapının İmar Kanunu Geçici 11. maddedeki istisna kapsamına girip girmediği, özellikle güncel eşik tarih olan 31/12/2021’den önce yapılıp yapılmadığıdır. Her iki durumda da başvuru sahibi, muarazanın giderilmesi davasıyla hakkını koruyabilir; yargılama sürerken ise ihtiyati tedbir önemli bir koruma sağlar.

İstanbul / Bakırköy bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Enerji hukuku alanındaki hizmetlerimiz için İstanbul Enerji Hukuku Avukatı sayfamızı, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir