Tacirlerin Elektrik Arızası (Voltaj Dengesizliği) Nedeniyle Uğradığı Zararların Tazmini ve Dava Öncesi Yapılması Gerekenler

Tacirlerin Elektrik Arızası (Voltaj Dengesizliği) Nedeniyle Uğradığı Zararların Tazmini ve Dava Öncesi Yapılması Gerekenler

İçindekiler

Elektrik arızası ve voltaj dengesizliği nedir? Sanayileşmenin, otomasyonun ve dijital altyapının zirveye ulaştığı günümüz ticari hayatında, kesintisiz ve kaliteli enerji arzı ticari işletmelerin sürdürülebilirliği için hayati bir öneme sahiptir. Elektrik şebekesinde meydana gelen elektrik arızası, ani voltaj dalgalanmaları (voltaj dengesizliği, yüksek veya alçak gerilim), iş yerlerinde bulunan hassas elektronik teçhizatın, endüstriyel makinelerin, server sistemlerinin ve robotik üretim hatlarının kalıcı şekilde hasar görmesine yol açmaktadır.

Tacirler için bu durum yalnızca cihaz bedeli ile sınırlı kalmamakta; işin durması, üretimin aksaması, siparişlerin yetiştirilememesi ve iş gücü kaybı gibi çok daha ağır üretim kaybı (yoksun kalınan kâr) zararlarını da beraberinde getirmektedir. Bu makalede, iş yerinde voltaj dengesizliği (elektrik arızası) nedeniyle zarar gören tacirlerin elektrik dağıtım şirketlerine karşı açacağı tazminat davalarının hukuki altyapısını ve dava öncesinde yapılması gereken kritik iş ve işlemleri ele alacağız.

I-Görevli Mahkeme Neden Asliye Ticaret Mahkemesidir?

Elektrik abonesi olan kişi bir tüketici olduğunda açılacak davalar 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında Tüketici Mahkemelerinde görülürken; zarar gören kişi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca tacir ise ve voltaj dengesizliği (elektrik arızası) iş yerinde (ticari işletmede) meydana geldiyse görevli mahkeme kesin olarak Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Tüketici Kanunu’nun (6502 sayılı TKHK) 3. maddesi uyarınca tüketici; ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmeyen gerçek ya da tüzel kişidir. Tacir, elektriği ticari işletmesinin faaliyeti kapsamında kullandığından TKHK’nın koruması kapsamına girmez. Bu nedenle görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi değil; her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğduğu hallerde Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Elektrik dağıtım faaliyeti ile tacirin işletmesi arasındaki ilişki “ticari iş” niteliğinde olduğundan, bu tür uyuşmazlıklarda tüketici mahkemelerinin görev yapması hukuken imkansızdır. Görevli mahkemenin yanlış seçilmesi, davanın usulden reddine ve ciddi zaman kayıplarına yol açacaktır.

Hukuki Dayanak ve Kusursuz Sorumluluk: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; elektrik dağıtım şirketleri (EDAŞ), şebekeyi teknik kurallara uygun, kararlı ve kaliteli bir biçimde işletmekle yükümlüdür. Elektrik enerjisinin dalgalanmasından ötürü meydana gelen zararlarda dağıtım şirketinin kusursuz sorumluluğu (tehlike sorumluluğu) söz konusudur. Ancak davanın kazanılması, dava öncesinde atılacak stratejik ve usuli adımlara sıkı sıkıya bağlıdır.

II-Hukuki Dayanak: Dağıtım Şirketinin Sorumluluğu

1-TBK m.69 — Yapı Eseri Sahibinin Kusursuz Sorumluluğu

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre elektrik dağıtım altyapısı (hatlar, trafo merkezleri, sayaçlar ve dağıtım panoları) Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesi anlamında yapı eseri niteliği taşımaktadır. Bu madde uyarınca yapı eserinin sahibi, eserin bakımındaki eksiklikten doğan zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumludur. Dağıtım şirketinin kusurunu ayrıca ispat etme yükümlülüğü bulunmamaktadır; zararın voltaj değişiminden kaynaklandığını ve dağıtım şirketinin bu altyapının sahibi ya da işleticisi olduğunu kanıtlamak yeterlidir.

Yargıtay, sanayi kuruluşunun elektrik kesintisi ve düşük voltaj nedeniyle yaşadığı üretim kaybı ile ek maliyetin dağıtım şirketinden tazminine ilişkin kararlarında (örn. eski BK m.58/1; TBK m.69 karşılığı) bu yaklaşımı benimsemiştir. İlgili Yargıtay kararında şu tespite yer verilmiştir: “BK’nun 58/1. maddesi (TBK’nun 69. maddesi) gereğince bir yapı eserinin sahibi o şeyin korunmasındaki kusurundan dolayı oluşan zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumludur.” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2014/20882 E. – 2015/16398 K. Sayılı İlamı)

2-TBK m.71 — Tehlike Sorumluluğu ve Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) Sorumluluğu

TBK m.71, “önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden” doğan zararlarda işletme sahibini ve işleteni kusursuz (tehlike) sorumlu tutar; TBK m.69’dan (yapı eserinin bakım eksikliği) farklı olarak burada zarar, işletmenin faaliyetinin kendisinden (elektrik dağıtım panosu, trafo işletimi gibi) doğar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2022/6250 E. – 2023/1481 K. sayılı, 16.05.2023 tarihli kararında, bir işyerinin elektrik panosundan çıkan yangının Organize Sanayi Bölgesi (OSB) yönetiminin tehlike sorumluluğu kapsamında tazminle sonuçlandığı görülmektedir; zira 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu‘nun 20. maddesi uyarınca OSB’ler kendi sınırları içinde elektrik dağıtım ve işletme yetkisine sahiptir ve bu yetkiyi kullandıkları ölçüde “dağıtım şirketi” ile aynı hukuki konuma girerler (karar detayı için bkz. VIII. bölüm, karar 5).

3-6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Hizmet Kalitesi Yönetmeliği

6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun çeşitli maddeleri, dağıtım lisansı sahibi şirketlere güvenli, kesintisiz ve teknik standartlara uygun elektrik dağıtım yükümlülüğü getirmektedir. EPDK’nın çıkardığı Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği (HKY) üç maddesiyle doğrudan ilgilidir:

  • HKY m.11 (Bildirimli Kesintiler): Kesintileri “bildirimli” (programlanmış, önceden duyurulmuş) ve “bildirimsiz” olarak ikiye ayırır; bildirimi yapılmadan gerçekleştirilen bir kesinti tazminat hesabında bildirimsiz kesinti olarak değerlendirilir ve dağıtım şirketinin sistem işletim gelir tavanından kesinti başına 1.600 TL (usulsüz durumlarda 5 katı) düşülür — bu, EPDK nezdindeki idari yaptırımdır, tacirin dava yoluyla talep edeceği tazminattan ayrıdır.
  • HKY m.26 (Kullanıcı Hasarının Tazmini): Teçhizat hasarı için kullanıcı, zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 30 gün içinde dağıtım şirketine başvurmalıdır; şirket bu başvuru üzerine teknik rapor düzenler ve haklı bulunan taleplerde onarım/servis yönlendirmesini 3 iş günü, onarım masrafı ödemesini 10 iş günü içinde bildirir. Madde, 23.10.2025 tarihli Resmî Gazete ile revize edilmiştir; başvuru usulüne artık uzaktan haberleşmeli sayaç kayıtları ve aynı trafodan beslenen diğer kullanıcıların başvuruları da teknik rapora dahil edilmektedir.
  • HKY m.27 (Tazminat Ödemeleri): Yıllık kesinti, uzun süreli kesinti ve ticari kalite tazminatlarının ödeme usul ve sürelerini düzenler (madde tümüyle 23.10.2025 tarihinde yeniden yazılmıştır). Kritik sınırlama, maddenin 7. fıkrasındadır: “Bu Yönetmelik … elektrik enerjisinin kullanılamamasına bağlı oluşan üretim, mal ve hizmet kayıplarını kapsamamaktadır.” Yani m.27’deki otomatik/idari tazminat mekanizması yalnızca kesinti süresi/sayısı bazlı standart tazminatı kapsar; tacirin üretim kaybı (yoksun kalınan kâr) talebi bu yönetmelik dışında kalır ve ancak TBK m.69/m.71 temelli genel hukuk davasıyla istenebilir — bu makalenin V. bölümündeki tazminat kalemleri ayrımının mevzuat dayanağı tam olarak budur.

Bu sınırların aşılması hem EPDK nezdinde idari işlem hem de mahkeme nezdinde tazminat talebinin hukuki temelini oluşturmaktadır. Ancak aşağıda VIII. bölümde görüleceği üzere, kesinti süre/sayısının yönetmelikteki eşik değerin altında kalması, mahkeme uygulamasında genel hukuk davalarında da davacı aleyhine güçlü bir karine oluşturmaktadır.

III-Voltaj Dengesizliği (Elektrik Arızası) Nedeniyle Tazminat Davası Açılmadan Önce Yapılması Gereken Zorunlu İş ve İşlemler

Asliye Ticaret Mahkemesinde açılacak bir tazminat davasının başarıya ulaşması, voltaj dengesizliği ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağının (nedensellik ilişkisinin) şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilmesine bağlıdır. Dava öncesi yapılması gereken işlemler şunlardır:

1 — Anlık Belgeleme: Olay Tarih, Saat ve Koşullarının Tespiti

Voltaj dengesizliğinin yaşandığı an ya da zarar tespit edildiği ilk saatlerde yapılacak belgeleme, ilerideki davada en güçlü destekleyici delili oluşturur. Bu nedenle:

  • Varsa işyerindeki enerji yönetim sisteminin (SCADA, BMS, PLC kayıt sistemleri) log kayıtları derhal yedeklenmeli ve mühürlü ortamda saklanmalıdır.
  • Güç kalitesi ölçüm cihazı (power quality analyzer) yoksa işyerindeki akıllı sayaç veya pano ölçüm değerleri ilgili tarih-saat bilgisiyle fotoğraflanmalıdır.
  • Hasarlı teçhizat, devre dışı kalan makine veya duran üretim hattı fotoğraf ve video ile belgelenmelidir.
  • Komşu işletmelerin benzer etkilenme kayıtları varsa (arıza çağrıları, şikâyetler) bunlar da toplanmalıdır.

2 — Dağıtım Şirketinin Arıza Kayıtlarının Temini

Dağıtım şirketi, şebeke üzerinde meydana gelen voltaj olaylarını kayıt altına almak zorundadır. Bu kayıtlar hem delil hem de nedensellik bağının kurulması açısından merkezi öneme sahiptir. Dava öncesinde aşağıdaki adımlar izlenmelidir:

  • Olay tarih ve saatini belirterek dağıtım şirketinin müşteri hizmetleri aracılığıyla yazılı arıza talebi açılmalı ve talep numarası kayıt altına alınmalıdır.
  • “Belirtilen tarih ve saatte tesisatımın bulunduğu bölgede voltaj dalgalanması/gerilim yükselmesi/kesinti yaşanıp yaşanmadığı” hususunu içeren noter kanalıyla ihtarname gönderilmeli; şirketin cevabı da ileride delil olarak kullanılmak üzere saklanmalıdır.

3 — Yetkili Servis ve Teknik Ekspertiz Raporu

Hasar gören teçhizat için yetkili teknik servis ya da bağımsız bir teknik eksper aracılığıyla rapor düzenletilmesi, davanın temel belgesi niteliğindedir. Bu raporda:

  • Arızanın teknik nedeni açıkça belirtilmeli; raporun “voltaj değişimi”, “gerilim dalgalanması” veya “aşırı gerilim” gibi elektrik kalitesi sorununa atıfta bulunması sağlanmalıdır.
  • Hasar görmüş teçhizatın orijinal alım bedeli, piyasa rayiç değeri ve onarım/yenileme maliyeti raporlanmalıdır.
  • Rapor akredite bir kuruluş ya da yetkili servis tarafından düzenlenmeli ve imzalanmalıdır.

4 — Üretim Kaybı ve Bağlı Zararların Belgelenmesi

Salt teçhizat hasarının ötesinde işin durması, üretim hattının aksaması ve bunların yol açtığı ekonomik zararlar da tazminat talebine konu edilebilir. Yargıtay, dağıtım şirketlerinin bu tür dolaylı ticari zararlardan sorumlu olabileceğini kabul etmekle birlikte, nedensellik bağının ve zarar miktarının ayrıntılı biçimde belgelenmesini aramaktadır. Bu nedenle:

  • Voltaj olayının yaşandığı gün ve sonrasındaki üretim durma süresi; makine log kayıtları, vardiya defteri, üretim raporları ve işçi ifadeleriyle belgelenmelidir.
  • Üretilemeyen/teslim edilemeyen ürüne ilişkin sipariş belgesi, sevk irsaliyesi ve fatura eşleştirmesi yapılmalıdır.
  • Varsa müşterilere ödenen gecikme cezası veya sözleşme cezası belgeleri eklenmelidir.
  • Hammadde, yarı mamul kayıpları ayrı kalemlerde faturalandırılmalı veya stok kayıt çıktılarıyla desteklenmelidir.
  • Zarar kalemlerinin tamamı mali müşavir tarafından imzalı ve kaşeli bir hesaplama tablosuna dönüştürülmelidir.

5 — HMK m.400 Kapsamında Dava Öncesi Delil Tespiti

Hasarlı teçhizatın onarılması, imha edilmesi ya da üretim hattının yeniden devreye alınması zorunluysa delillerin kaybolmaması için dava açılmadan önce mahkemeden delil tespiti talep edilmesi kritik önem taşımaktadır.

HMK m.400 uyarınca; taraflardan her biri, ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir. Delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı durumlarda hukuki yarar var sayılır.

  • Talep; asıl davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemeden (Asliye Ticaret Mahkemesi) veya delilin bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesinden yapılabilir.
  • Delil tespiti davası ivedi ve acil işlerden olduğu için adli tatilde de açılabilmektedir.
  • Tespit kararı; mahkeme tarafından görevlendirilecek bilirkişi aracılığıyla hasarlı teçhizatın incelenmesini, üretim hattının durumunun tespitini ve gerekirse elektrik altyapısı kayıtlarının celp edilmesini kapsayabilir.

7 — Zorunlu Arabuluculuk (TTK m.5/A — Dava Şartı)

Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılacak tazminat davası ticari dava niteliğinde olduğundan, TTK m.5/A uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Bu zorunluluk yerine getirilmeksizin açılan dava, mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmektedir.

  • Yetkili arabuluculuk merkezine başvuruda tazminat talep kalemleri (teçhizat hasarı, üretim kaybı, diğer bağlı zararlar) ayrıntılı biçimde belirtilmelidir.
  • Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir; bu tutanak dava şartının yerine getirildiğini kanıtlayan belgedir.
  • Anlaşmazlıkla sonuçlanan arabuluculuk sürecinin ardından dava açma süresi işlemeye devam eder.

IV-İspat Yükü ve Nedensellik Bağı

Davacı tacir; (1) voltaj dengesizliğinin veya gerilim dalgalanmasının varlığını, (2) zarar ile voltaj olayı arasındaki nedensellik bağını, (3) zarar miktarını ispat etmek zorundadır. Dağıtım şirketinin kusurunu ayrıca ispat etmek gerekmemektedir; TBK m.69 kapsamındaki kusursuz sorumluluk bu yükü ortadan kaldırmaktadır.

Mahkeme, teknik ve mali zararın tespiti için bilirkişi atayacaktır. Teknik bilirkişi voltajın standart değerlerin dışına çıkıp çıkmadığını, bu durumun zarar ile nedensellik bağını incelerken; mali bilirkişi teçhizat hasar bedelini ve üretim kaybını hesaplayacaktır. Bilirkişi raporlarına itiraz hakkı saklı olmakla birlikte itirazın gerekçeli ve karşı teknik rapor destekli olması etkinliğini artıracaktır.

V-Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri

Açılacak ticari davada elektrik dağıtım şirketinden talep edilebilecek temel zarar kalemleri iki ana grupta toplanır:

Zarar TürüKapsadığı DetaylarTemel İspat Aracı
Fiili Zarar (Maddi Hasar)Elektronik kart yanmaları, motor arızaları, server göçmesi, tamir ve parça değişim bedelleri.Yetkili servis raporu, tamir faturası, mahkeme delil tespiti raporu.
Yoksun Kalınan Kâr (Üretim Kaybı)Makinelerin çalışmaması sebebiyle üretime ara verilen süredeki net kazanç kaybı, gecikme cezaları.Ticari defterler, SMMM raporu, üretim logları, müşteri sözleşmeleri.

VI-Zamanaşımı

TBK m.72 uyarınca haksız fiilden doğan tazminat davasında zamanaşımı süresi; zararı ve faili öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl, herhâlükârde 10 yıldır. Voltaj olayının öğrenildiği tarih ve servis raporunun alındığı tarih birlikte değerlendirilerek 2 yıllık sürenin başlangıcı belirlenmelidir. Sürenin geçirilmesi kesin hak kaybına yol açacağından zaman yönetimi kritik önem taşımaktadır.

VII-Sonuç ve Hukuki Danışmanlık

TVoltaj dengesizliğinden kaynaklanan teçhizat hasarı ve üretim kaybı, yalnızca teknik bir sorun değil; somut tazminat hakkı doğuran bir hukuki uyuşmazlıktır. Dağıtım şirketinin TBK m.69 kapsamındaki kusursuz sorumluluğu ve 6446 sayılı EPK’dan doğan hizmet kalitesi yükümlülükleri, tacirlere güçlü bir hukuki zemin sunmaktadır.

Ancak bu zeminden etkin biçimde yararlanabilmek için dava öncesi sürecin eksiksiz yönetilmesi şarttır: anlık belgeleme, akredite servis raporu, üretim kaybı hesabının belgelenmesi, zorunlu arabuluculuk ve gerektiğinde delil tespiti. Bu adımların doğru atılması, davanın hem usul hem esas açısından sağlam temellere oturmasını sağlar. Her dava kendine özgü teknik ve hukuki koşullar barındırdığından, sürecin başından itibaren enerji ve ticaret hukuku alanında uzman bir avukatla çalışılması hem hak kayıplarını önler hem de etkin sonuç almayı kolaylaştırır. Ticari cihaz hasarlarında ispat sürecini kurgulamak için bir voltaj dengesizliği tazminat avukatı ile dava öncesi delil tespiti yapılmalıdır.

VIII-Tacirlerin Voltaj Dengesizliği Nedeniyle Uğradığı Zararların Tazmini Sebebi ile Açılan Davalar Hakkında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararları

1-Voltaj Dengesizliği Nedeniyle Elektrik Dağıtım Şirketinin Tazminat Sorumluluğu Bulunduğu Hakkında

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/9785 E – 2024/10027 K. Sayılı İlamının Yorumlanması

Voltaj Dalgalanmasından Doğan Zararda Dağıtım Şirketinin Sorumluluğu (Sigortacının Rücuu)

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2024/9785 E. – 2024/10027 K., 22.10.2024 T.

Kısaca: Şebekeden gelen elektriksel darbe nedeniyle hasar gören sigortalı işyerinin bedelini ödeyen sigortacı, TTK m.1472 halefiyeti ile dağıtım şirketine rücu edebilir; dağıtım şirketinin “zarar müşterinin kendi tesisinden kaynaklandı” savunması somut delille ispatlanmadıkça illiyeti kesmez.

Kararın Özeti

İş yeri sigortacısı, sigortalısının iş yerinde voltaj dalgalanması sonucu oluşan 90.502,83 TL hasarı ödedikten sonra, TTK m.1472 uyarınca halef sıfatıyla dağıtım şirketine rücu etmiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, BAM istinafı esastan reddetmiş, Yargıtay kararı onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Bilirkişi raporuna göre zarar, davalının sorumluluğundaki şebekeden gelen ve davalı firmanın sistemlerinde de fider açtıran elektriksel darbeden kaynaklanmıştır. Davalının “hasar, müşterinin mülkiyetindeki trafoda yapılan kademe ayarı müdahalesinden doğmuş olabilir” savunması illiyet bağını kesecek nitelikte bulunmamış; sigortacının halefiyeti hukuka uygun kabul edilmiştir.

“…davalının meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasında ve davacının TTK’nın 1472. maddesi gereğince … halefi olarak kabul edilmesinde hukuka aykırılık görülmediği…”

Değerlendirme

Karar iki açıdan yol göstericidir. Birincisi, voltaj kaynaklı zararlarda sigortacının rücu davası da aynı kusursuz sorumluluk rejimine tabidir; sigortacı, ödediği bedel oranında zarar görenin halefi olur ve dağıtım şirketine doğrudan başvurabilir. İkincisi, dağıtım şirketinin sıkça başvurduğu “zarar müşterinin kendi tesisinden/müdahalesinden kaynaklandı” savunması, somut ve tatmin edici delille ispatlanmadıkça illiyeti kesmez. Şebekeden gelen darbenin davalının kendi sisteminde de fider açtırmış olması, kaynağın şebeke olduğunu destekleyen güçlü bir teknik bulgudur.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/9785 E – 2024/10027 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1407 E., 2021/1792 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü/İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/301 E., 2021/282 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde iş yeri sigortası poliçesi ile sigortalı bulunan … San. ve Tic. Ltd. Şti.’de 28.06.2017 tarihinde voltaj dalgalanması sonucu hasar meydana geldiğini, sigortalının müvekkil şirkete başvuru yaptığını ve hasar dosyası açıldığını, yapılan ekspertiz çalışması ile sigortalı işyerinde meydana gelen hasarın sigorta poliçesi özel ve genel şartlar çerçevesinde teminat limiti gereği 90.502,83 TL’ye giderebileceğinin tespit edildiğini ve bu bedelin sigortalıya ödendiğini, ödenen miktarın tahsili amacıyla Trabzon İcra Dairesi’nin 2019/3803 Esas sayılı dosyasında takibe girişildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyan ederek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, kesinti yaşandığı iddia edilen tarih aralığında bölgedeki elektrik dağıtım şebekesindeki akım, gerilim ve frekans değerlerinin standart değerler dâhilinde olduğunu, cihaz hasarına sebebiyet verebilecek herhangi bir gerilim dalgalanmasına ya da elektrik kesintisine rastlanmadığını, müşteri tarafından gerilim düşüklüğü nedeni ile müvekkiline şifahen başvuruda bulunulduğunu ancak şirket tarafından bir çalışma yapılması beklenilmeden müşteri tarafından irtibata geçilen özel elektrik firmaları vasıtası ile işletme sorumluluğu müvekkilinde bulunmayan ve mülkiyeti müşteriye ait trafoda kademe ayarının değiştirildiğini ve söz konusu manevra sırasında trafo çıkışındaki gerilim değerinin yükseltildiğini ve buna bağlı olarak hasar meydana gelmiş olabileceğinin değerlendirildiğini beyan ederek davanın reddi ile müvekkili şirket lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyetinden alınan 25.05.2021 tarihli rapora göre dava konusu zararın davalının sorumluluğundaki elektrik şebekesinden gelen ve davalı firmanın da sistemlerinde fider açmasına sebep olan elektriksel darbe sebebi ile meydana geldiği ve bu sebeple dava dışı sigortalının iş yerinde meydana gelen zararın toplam 89.821,33 TL olduğu, davacının 92.310,41 TL üzerinden takip başlattığı, takip konusu alacağın likit olmayıp miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğu değerlendirilmiş ve davanın kısmen kabulü ile Trabzon İcra Müdürlüğü’nün 2019/3803 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 89.821,33 TL asıl alacak üzerinden devamına, dava konusu alacağın likit olmayıp miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davaya konu kesintinin olduğu iddia edilen tarih aralıklarında dağıtım şebekesindeki akım, gerilim ve frekans değerlerinin standart değerler dahilinde olduğunu ve cihaz hasarına sebebiyet verebilecek herhangi bir dalgalanmaya rastlanılmadığını, gerilim düşüklüğü nedeniyle müvekkil şirkete şifaen başvuruda bulunulduğunu ancak müvekkil şirket tarafından çalışma yapılması beklenilmeden özel elektrik firmaları vasıtasıyla trafoya müdahalede bulunulduğunu, bunun sonucunda cihaz hasarlarının meydana geldiğini, işletmenin işletme sorumlusu olarak bir elektrik mühendisi ile sözleşme imzalayarak şirkete sunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğuna yönelik bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun, denetime elverişli olduğu, emsal 2021/291 Esas 2021/430 Karar sayılı ilamına göre de davalının meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasında ve davacının TTK’nın 1472. maddesi gereğince sigortalı zarar görenin halefi olarak kabul edilmesinde hukuka aykırılık görülmediği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinafında ileri sürdüğü sebepler ile kararın bozulmasını talep etmiştir

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; işyeri sigorta poliçesinden kaynaklı rücuen tazminata yönelik itirazın iptali davasıdır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 310 ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

2-Voltaj Dengesizliği Nedeniyle Elektrik Dağıtım Şirketinin Tazminat Sorumluluğu Bulunduğu Hakkında

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/2664 E. – 2026/705 K. Sayılı İlamının Yorumlanması

İç Tesisat ve Süre Savunmaları İlliyeti Kesmez; Dağıtım Şirketi TBK m.69 Gereği Sorumludur

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/2664 E. – 2026/705 K., 12.03.2026 T. (Kesin)

Kısaca: Dağıtım şirketinin iç tesisat kusuru, yönetmelikteki 10 günlük başvuru süresinin kaçırılması veya kaçak akım rölesi/regülatör eksikliği gibi soyut savunmaları, bilirkişi raporunda iç tesisatın da incelenip bozukluk bulunmadığı tespit edildiğinde TBK m.69 kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Kararın Özeti

Bir özel okulda, şebekeden gelen ani voltaj yükselmesi sonucu akıllı tahtaların besleme kartları yanmıştır. Dağıtım şirketi başlangıçta 21.726,56 TL onarım bedeli ödemiş; bakiye zarar için açılan itirazın iptali davasında ise sorumluluğu reddetmiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, BAM istinafı kesin olarak reddetmiştir.

Yargıtayın (BAM’ın) Gerekçesi

Bilirkişi kök ve ek raporunda iç tesisat da incelenmiş, bozukluk bulunmamış; zararın davalının bakım-gözetim yükümlülüğündeki kablolarda oluşan yüksek voltaj/dalgalanmadan kaynaklandığı saptanmıştır. Davalının ileri sürdüğü tüm savunmalar (HKY m.26’daki 10 günlük başvuru süresi, kaçak akım rölesi/regülatör eksikliği, iç tesisat kusuru) reddedilmiştir. Özellikle süre savunması bakımından, yönetmelikteki başvuru süresinin genel hükümlere göre dava açmaya engel olmadığı vurgulanmıştır.

“…10 günlük süreye ilişkin söz konusu düzenleme davacının genel hükümler çerçevesinde dava açmasına engel teşkil etmemektedir.”

Değerlendirme

Bu karar, dağıtım şirketlerinin standart savunma repertuvarını tek tek karşılaması bakımından son derece öğreticidir. TBK m.69 kusursuz sorumluluğunda şirket, ancak davacının kusuru, üçüncü kişinin kusuru veya mücbir sebebi tatmin edici delille ispatlayarak kurtulabilir; soyut “iç tesisat hatalı olabilir”, “regülatör yoktu”, “kaçak akım rölesi yoktu” iddiaları bu yükü karşılamaz. Pratik ders nettir: Davacı/vekil, bilirkişi raporunda iç tesisatın da incelenip bozukluk bulunmadığının açıkça yer almasını sağlamalıdır; bu, illiyet savunmalarını peşinen etkisiz kılar. Ayrıca yönetmelikteki başvuru süresinin (10/30 gün) kaçırılması esas hakkını düşürmez; genel zamanaşımı içinde dava açılabilir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/2664 E. – 2026/705 K. Sayılı İlamı Tam Metni

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/2664
KARAR NO : 2026/705
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/07/2025
NUMARASI : 2023/645 E – 2025/558 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 12/03/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket …. Ltd. Şti. unvanları ile “Cevizlik Mah. … Sk. No:.. Bakırköy/ İstanbul” adresinde eğitim faaliyeti vermekte olan bir özel okul olduğunu, davalı taraf ile abonelik sözleşmesi kapsamında sözleşme tarafı …. Ltd. Şti olmakla birlikte üyelik devri tarafına yapılmamışsa da ilgili işyerinin “Cevizlik Mah. … Sk. No:.. Bakırköy/ İstanbul” ruhsat devri mevcut olduğunu, dolayısıyla elektrik kesintisi sebebi ile doğrudan zarar gören firmanın müvekkili …. LTD. ŞTİ. olduğunu, müvekkilinin ilgili işletmenin ruhsatını 17.09.2019 tarihinde devir almış olup ilgili adreste bu tarihten itibaren faaliyet gösterdiğini, dava konusu müvekkilin maddi zararına sebebiyet veren olay ise şu şekilde olduğunu; okulların faaliyet gösterdiği 07.09.2021 tarihinde sabah saatlerinde … Alarm sistemine gelen bildirime göre Cevizlik Mah. … SK. NO:.. Bakırköy/İstanbul adresinde yer alan okul binasında elektrik kesintisi yaşandığını, gün içerisinde elektriğin gelip gittiğinin görüldüğünü, çevre kontrol edildiğinde elektrik çalışması olduğunu, okul binasına gelen kabloda arıza olduğu ve tamir edilmeye çalışıldığı bilgisinin alındığını, kuruma sonrasında elektrik verilmişse de aynı akşam yeniden binada kesinti yaşandığını, bu kesintiler sebebi ile elektrik aksamlı cihazlar ve elektrik panosunda yer alan sayacın yandığını, bu kapsamda sayaç değişikliği gerçekleştirildiğini, bina içerisinde elektrikçilerce yapılan tespitlerde binaya gelmesi gereken elektriğin farklı faz sayısında verildiği ve bu sebeple müvekkilinin cihazlarının zarar gördüğünün tespit edildiğini, zarar gören cihazların tespitinin yapıldığını, bunlarla ilgili tutanak tutulduğunu, bazı cihazların onarım/tamir ile çalışması mümkün olmayıp parça değişimi gerekirken, bazı cihazların ise parça değişimiyle eski haline gelmesi mümkün olmayıp yerine yenisinin konulması gerektiğini, tutanak, arıza tespit evrakları, meydana gelen zararı gösteren arıza onarım faturalarının dosya halinde, 15.09.2021 tarihli talep yazısı ile …’a sunulmuş olup uğranılan zararların giderilmesinin istenildiğini, uğranılan zararların elektrik kesintisi ve arızası nedeni ile meydana geldiği dağıtıcı şirket tarafından da kabul edildiğini, müvekkilinin tüm zararlarının karşılanmayıp sadece 21.726,56 TL onarım masrafının 04/10/2021 tarihinde müvekkili şirket hesabına ödendiğini, zararının sadece bir kısmının karşılanıp büyük bir kısmının karşılanmaması üzerine tarafınca Bakırköy 40. Noterliği 5.11.2021 tarih … yevmiye numarası ile …’ a karşı ihtarname gönderildiğini, buna karşılık müvekkile hiçbir ödeme yapılmadığını, tarafınca İstanbul 6. İcra Dairesi … Esas numarası ile uğranılan ve tazmin edilmeyen zararın giderilmesi için icra takibine geçildiğini, fakat karşı tarafça yasal süresi içerisinde icra takibine itiraz edildiğini, itirazın iptali kapsamında arabuluculuğa başvuru yapılmış ve ticari dava şartı arabuluculuk 2023/100764 arabuluculuk dosya numarası ile görüşme yapılmışsa da karşı tarafla anlaşma sağlanamamış olduğunu, arz ve izah olunan tüm bu nedenlerle; İstanbul 6.İcra Dairesi … Esas numaralı dosyada, borçlu tarafça icra takibine yapılan itirazın iptaline ve İlgili takibin takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile devamına, davalının takip konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, iddia olunan hasarın tazmini için mevzuatın öngördüğü şartların, ihtilaf konusu olayda mevcut olmadığını, ilgili mevzuatta öngörülen koşulların sağlanmadığından davacı sigorta şirketinin usul ve yasaya uyarlı olmayan talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, icra takibi ve itirazın iptali davasının süresinde olmadığını, zamanaşımı nedeniyle de davanın reddinin gerektiğini, iddia olunan hasarın davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ait elektrik tesisatından kaynaklandığını, iddia olunan zarar ile davalı müvekkili şirketin dağıtım faaliyeti arasında illiyet bağı bulunmamakta olduğunu, davacı yanca talep konusu edilen meblağın fahiş olup işbu meblağın tespitinde hangi kriterlerin esas alındığının açık olmadığını, davacının dava konusu edilen hasarı, zenginleme aracı olarak kullanmalarının önüne geçilmesi gerektiğini, iddia olunan hasar öncesinde, hasar gören emtianın durumu, yaşı, cinsi, markası, geçmiş hasar durumu, periyodik bakımlarının yapılıp yapılmadığı ve değerinin net olarak davacı tarafından ortaya konulması gerektiğini, açıklanan hususlar doğrultusunda müvekkil şirket tarafından dava konusu takibe yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olmadığının ortada olduğunun, son olarak faize ve faiz oranına itiraz ettiklerini beyan ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerle haksız ve yersiz davanın reddine, davacı tarafın haksız icra takibi nedeniyle % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, alanında uzman elektrik mühendisinden alınan bilirkişi raporu ile “ani voltaj yükselmesinden besleme kartlarının yandığı” tespit edildiği, dolayısıyla davalının kusurlu olduğu, nitekim davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığı, davacı tarafından talep edilen zarar miktarının da kadri maruf olduğunun anlaşıldığı, alacağın likit olmayıp yargılama ile belirlendiği gerekçesi ile;
1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına,
2-Alacak likit olmayıp yargılama ile belirlendiğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” karar vermiştir.
Kararı davalı … vekili istinaf etmiştir. İstinaf dilekçesinde; iddia olunan hasarın tazmini için mevzuattaki şartların dava konusu olayda mevcut olmadığını,21/12/2012 tarihli EPDK Elektrik Dağıtım ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğinin 26/1. maddesi, ”Kullanıcının kendi hatasından kaynaklanmaması kaydıyla kullanıcıya ait teçhizatta ortaya çıkan ve dağıtım şebekesinden kaynaklanan hasara ilişkin zararın tazmini için kullanıcı tarafından dağıtım şirketine zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 10 (on) iş günü içerisinde talepte bulunulabilir.” şeklindeki hükmü ile hasarın tazmini için özel bir süre öngörüldüğünü, ihtilaf konusu olayda ise davacı tarafından, öngörülen yasal süre içinde, davalı müvekkili şirkete başvuruda bulunulmadığından , bu yönüyle değerlendirmeyen yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, söz konusu hasarın dağıtım şebekesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, olay günü diğer aboneler tarafından voltaj durumu ile ilgili bir başvurunun yapılmadığını, bilirkişilerin hasar bedeli ödemesi yaptığından bahisle müvekkili şirketin, voltaj dalgalanmasından mütevellit sorumlu olacağına dair kanaatlerinin dayanağının da hatalı olduğunu, bilirkişi raporu , somut ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeden uzak şekilde tanzim edilmiş olmakla hatalı olup buna rağmen yerel mahkeme tarafından kabul edilerek hükme dayanak alındığını, iddia olunan hasar davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ait elektrik tesisatından kaynaklanmakta olup, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru veya sorumluluğu bulunmadığını, davalı müvekkili şirketin sorumluluk alanı, trafo ile bina bağlantı noktası kofra arasındaki hat olduğu, kofra sonrasındaki elektrik hattı ise bina içi tesisattır ve sorumluluğun mal sahibine ait olduğunu, somut olay bakımından, mahallinde keşif icrası ile tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespiti akabinde, sorumluluk noktasında değerlendirme yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda, elektrik iç tesisatının durumu değerlendirilmemiş olup eksik araştırma ve inceleme ile tanzim olunan rapor yerel mahkeme tarafından hükme dayanak alındığını, davacı dava dilekçesinde, elektrik kesintisi nedeniyle zarar meydana geldiğini iddia etmişse de işbu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, Elektrik İç Tesisat Yönetmeliği gereğince, binanın sayaç girişinde tesisatı besleyen hatta ve daire içine ya da sayaç girişine Kaçak Akım Rölesi (KAR) koyulması ve görevini ifa edecek şekilde bulundurulması zorunlu olup, genellikle bu önlemin alınmadığı durumlarda cihaz hasarı ve yangınla karşılaşılmaktadır ki; Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği bu sorumluluğu abonelere yüklediğinden kaçak/ağır akım rölesinin bulunmadığı veya olması gerektiği şekilde çalışmadığı durumlarda da oluşan hasardan davalı müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağı, kaçak akım rölesinin koyulmasından davacı sigorta şirketinin sigortalısı sorumlu olduğu için meydana gelen hasardan da kendisinin sorumlu olacağını, bilirkişi raporunda, dava konusu mahalde, dava konusu olay tarihi itibari ile çalışır vaziyette bir regülatör olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmamış olup, kesin kabuller ile eksik araştırma ve inceleme neticesinde tanzim olunan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, iddia edilen zarar ile davalı müvekkili şirketin dağıtım faaliyeti arasında illiyet bağı bulunmadığından, davalı şirkete herhangi bir sorumluluk yüklenmesi mümkün değilken, yerel mahkemenin aksi yönde hüküm kurmuş olması sebebiyle işbu kararın kaldırılması gerektiği, davacının bakım sözleşmesi veya formu sunmasına muvafakatleri bulunmadığından cihazın bakım ve onarımının yapıldığını ispat edememiş olan davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının ağır kusuru söz konusu olacağından kesinlikle davayı kabul etmemekle birlikte, illiyet bağı kesilecek ve davalı müvekkili şirketin sorumluluğu söz konusu olamayacağını, davacının talep ettiği tutarın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap ve son beyan dilekçesinde; kendilerinin istinaf talebi olmadığını ve davalı istinafının reddini istemiştir.
6100 sayılı HMK’nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Dava, voltaj dalgalanması nedeniyle davacının elektrik aletlerinde meydana geldiği ileri sürülen zararın tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
İstanbul 6.İcra Dairesi … Esas numaralı dosyada davacı şirket ile dava dışı faaliyeti vermekte olan bir özel okul olduğunu, davalı taraf ile abonelik sözleşmesi kapsamında sözleşme tarafı …. Ltd. Şti tarafından davalı … aleyhine 70.800,00 TL elektrik kesintisi nedeniyle zarar alacağı,11.556,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 82.356,00 TL nın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmış, itirazın iptali davasının ise sadece …. Ltd. Şti tarafından açıldığı görülmüştür.
23/09/2024 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle;” Davacının mahal yerindeki 3 adet “…” tahtalarının, davalının temin ettiği enerjideki ani voltaj yükselmesinden besleme kartlarının yandığı, bu nedenle tahtaların çalışmaz hale geldiği, onarımlarının da mümkün olmadığından söz konusu tahtaların yenisi ile değiştirilmesinin gerektiği, söz konusu hasarların davalının temin ettiği enerjideki ani voltaj yükselmesinden kaynaklandığı, davacı, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi … E. sayılı dosya ile 70.800,00 TL asıl alacak ve 11.556,00 TL faiz tutarı olmak üzere toplamda 82.356,00 TL talebinin olduğu, hasar gören “…” tahtalarının, 3 adet x 20.000,00TL = 60.000,00 TL + 10.800,00 TL KDV = 70.800,00 TL asıl alacak tutarın serbest piyasa fiyatları baz alınarak fiyatın kadri maruf olduğu, %9 oranında yasal faiz tutarının da 11,521,97-TL ilavesiyle, davacının, davalıdan toplamda 82.321,97 TL talep edebileceği” belirtilmiştir.
Daha sonra alınan 10/06/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle;” Davacının mahal yerindeki 3 adet “…” tahtalarının, davalının temin ettiği enerjideki ani voltaj yükselmesinden besleme kartlarının yandığı, bu nedenle tahtaların çalışmaz hale geldiği, onarımlarının da mümkün olmadığından söz konusu tahtaların yenileri ile değiştirilmesinin gerektiği, söz konusu hasarların davalının temin ettiği enerjideki ani voltaj yükselmesinden kaynaklandığı, davacı, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi … E. sayılı dosya le 70.800,00 TL asıl alacak ve 11.556,00 TL faiz tutarı olmak üzere toplamda 82.356,00 TL talebinin olduğu, hasar gören “…” tahtalarının, 3 adet x 20.000,00TL = 60.000,00 TL + 10.800,00 TL KDV = 70.800,00 TL asıl alacak tutarın serbest piyasa fiyatları baz alınarak fiyatın kadri maruf olduğu, %9 oranında yasal faiz tutarının da 11.521,97 TL ilavesiyle, davacının, davalıdan toplamda 82.321,97 TL talep edebileceği” belirlenmiş,kök rapordaki aynı tespitlere dayanıldığı görülmüştür.
Olay ve dava tarihi itibariyle tarihinde yürürlükte bulunan EPDK Elektrik Dağıtımı Ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin “Hizmet Kalitesi Ve Kesintisiz Hizmet Sağlanması /Hizmet Kalitesi” başlıklı 11. Maddesinde ” Dağıtım lisans sahibi tüzel kişi ,ilgili mevzuat uyarınca bölgesinde bulunan tüm müşterilere eşit, taraflar arasında ayırım gözetmeksizin yeterli ,kaliteli ve sürekli elektrik enerjisi sunacak şekilde hizmet verir “hükmü bulunmaktadır.
Kullanıcı Zararının Tazmini ” başlıklı 26. Maddesinde aynen (1) Kullanıcının kendi hatasından kaynaklanmaması kaydıyla kullanıcıya ait teçhizatta ortaya çıkan ve dağıtım şebekesinden kaynaklanan hasara ilişkin zararın tazmini için kullanıcı tarafından dağıtım şirketine zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 10 (on) iş günü içerisinde talepte bulunulabilir.” denilmektedir. Ancak 10 günlük süreye ilişkin söz konusu düzenleme davacının genel hükümler çerçevesinde dava açmasına engel teşkil etmemektedir.
BK’nın 69. maddesine dayanan bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğuna dayalı tazminat isteminden ibarettir. Enerji nakil hatları da maddede belirtilen yapı eseri kapsamında olduğundan enerji nakil hattının sahibi bu tesisin korunmasından, bu bağlamda bakım eksikliğinden doğan zarardan kusursuz olarak sorumludur.
TBK’nın madde 69’da öngörülen sorumluluğun söz konusu olması için, yapı eserinin yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden bir zararın doğması gerekir. Anılan maddedeki sorumluluk kusura dayanmayan kusursuz sorumluluk hallerinden olup, yapı eseri sahibi ancak, davacının kusuru, üçüncü kişinin kusuru ve mücbir sebebin varlığının ispatı halinde sorumluluktan kurtulabilir. Ancak mevcut durumda davalı tarafından kendisini sorumluluktan kurtaracak davacının kusuru, üçüncü kişinin kusuru ve mücbir sebebin varlığı gibi illiyet bağını kesecek hususlar tatmin edici delillerle bu aşamada ispatlanamamıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalı tarafça elektrik dağıtım işlevi sırasında davalının bakım ve gözetim ödevinin bulunduğu kablolarda yüksek voltaj ve dalgalanma sonrası kablo arızasının meydana oluşması nedeniyle davacı işyerine normalden yüksek voltaj verilmesi sonucunda dava konusu zarara neden olan hasarın oluştuğu anlaşılmaktadır.
Alınan bilirkişi kök ve ek raporunda iç tesisatın da değerlendirildiği, iç tesisatta bozukluk belirlenmediği, olayda davalı voltaj sisteminden kaynaklanın gelişmenin bulunduğu açığa çıktığından, dava konusu elektrikli aletlerin masraf kayıtlarının kadri maruf olduğu ve davacının zararına esas olayda davalı kurum voltaj sisteminden kaynaklanan gelişmenin bulunduğu açıklığa kavuşmuş, davacının zarar gören söz konusu elektrikli aletlerinin masraf kayıtları olan fatura tutarlarının kadri maruf oluğu belirlenmiştir.
Bu doğrultuda davacının karşılanmayan zararının asıl alacak yönünden 70.800,00 TL olduğu, ,ayrıca davalının Bakırköy 40. Noterliği 5.11.2021 tarih … yevmiye nolu ihtarnamesi ile takip öncesi temerrüde düştüğü, bu yönüyle davacının takipte 70.800,00 TL asıl alacak ve 11.556,00 TL işlemiş faiz tutarı olmak üzere toplamda 82.356,00 TL alacaklı olduğu belirlenmekle, kök ve ek bilirkişi raporu taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ,mahkemenin kararı ise usul ve hukuka uygun bulunmuştur.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalı …’ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı …’ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 5.625,74 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.210,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.415,74 TL’nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/03/2026

3-Elektrik Kesintisi Nedeniyle İş Yerinde Meydana Gelen Üretim Kaybından Elektrik Dağıtım Şirketinin Sorumlu Olduğu, Ancak İş Yerinde Jeneratör Sistemi Bulunmadığı İçin Tazminattan İndirim Yapılması Gerektiği Hakkında

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/2071 E. – 2024/141 K. Sayılı İlamının Yorumlanması

Üretim Kaybında Jeneratör Bulundurmamak Müterafik Kusurdur; Tazminattan İndirim Yapılır

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/2071 E. – 2024/141 K., 11.01.2024 T.

Kısaca: Üretim kaybı davasında dağıtım şirketinin sorumluluğu kabul edilse dahi, işletmede jeneratör/yedek enerji kaynağı bulunmaması müterafik kusur sayılır (bu kararda %30 indirim) ve tazminat yalnızca kesintilerin yönetmelikteki eşik değeri aştığı döneme ilişkin olarak hükmedilir.

Kararın Özeti

24 saat elektrikle kalsit üretimi yapan davacı, bir yıl içinde çok sayıda uzun süreli kesinti nedeniyle üretim ve işçilik kaybı zararının tazminini istemiştir. Mahkeme, davalının sorumluluğunu kabul etmekle birlikte, işletmede yedek enerji kaynağı (jeneratör) bulunmamasını müterafik kusur sayarak tazminattan %30 indirim yapmış; yalnızca kesintilerin eşik değeri aştığı yıla (2015) ilişkin zarara hükmetmiştir. Yargıtay, faiz başlangıcını düzelterek kararı onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Dağıtım şirketinin sorumluluğu sabittir; ancak basiretli tacirden beklenen önlemleri almamak, zararın artmasında zarar görenin payı olarak değerlendirilir. Ayrıca tazminat, kesintilerin mevzuattaki eşik değeri aştığı dönemle sınırlıdır; eşik içinde kalan yıllar için sorumluluk doğmaz.

“…jeneratör sistemi kurulmamasının meydana gelen zararda davacının müterafik kusurunu oluşturduğu, bu halde tazminattan indirim yapılması gerektiği…”

Değerlendirme

Bu karar, üretim kaybı (yoksun kalınan kâr) taleplerinin iki yönlü sınırını gösterir. Birincisi, müterafik kusur: Sürekli ve kritik enerji ihtiyacı olan üretim tesislerinde jeneratör/yedek kaynak bulundurmamak, TBK m.52 kapsamında indirim sebebidir (burada %30). İkincisi, eşik değer filtresi: Her kesinti değil, yalnızca Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’ndeki sınırları aşan kesintiler tazminata esas alınır. Vekil açısından çıkarım, üretim kaybı davasında kesinti kayıtlarının eşik değer analizine tabi tutulması ve müvekkilin yedek enerji altyapısı konusundaki durumunun baştan değerlendirilmesidir; aksi halde talep ciddi oranda budanabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/2071 E. – 2024/141 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1477 E., 2022/1565 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
SAYISI : 2020/252 E., 2022/242 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düsünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin 24 saat elektrik enerjisi kullanarak kalsit üretimi yaptığını, 2015 yılı Ocak-Haziran aylarında 60 kez uzun süreli, belirsiz şekilde kısa süreli elektrik kesintileri olduğunu, 01.07.2015-20.08.2015 tarihleri arasında da 53 kez uzun süreli kesintiler yaşandığını, davalı … şirketinin gerekli hizmeti sunamadığını, müvekkilinin üretim ve gelir kaybı ile işçilik maliyeti zararları oluştuğunu, zararlarının tazmini talep edilmesine karşın ödeme yapılmadığını, davalının kesintiler nedeniyle uğranılan zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, son 5 yıl içerisinde oluşan zarara ilişkin şimdilik 10.000,00 TL’nin zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 03.07.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 251.767,68 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirket tarafından elektrik kesintilerinin olması durumunda devreye girecek yedek enerji kaynağının olmaması ve jenaratör sistemi kurulmamasının meydana gelen zararda davacının müterafik kusurunu oluşturduğu, bu halde tazminattan indirim yapılması gerektiği, zarardan (üretim kaybı ve işçilik kaybı alacaklarından) %30 oranında kusur indirimi uygulanarak davanın kısmen kabulü ile 1.108,93 TL elektrik tazminatı alacağı, 154.075,45 TL üretim kaybı zararı ve 21.385,68 TL işçilik kaybı zararı olmak üzere toplamda 176.570,06 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda jeneratör bulunması gerektiğinin belirtilmediğini, teknik inceleme olmadan indirim yapıldığını, tüm makinaların jeneratörle çalıştırılmasının mümkün olmadığını, sarfiyat miktarına göre jeneratörlerin işletme maliyetinin yüksek olduğunu, ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabul edilmesini, indirim yapılamayacağını, 20.08.2015 tarihinden itibaren ticari faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili; elektrik kesintilerinin doğal olduğunu, davacının zararını gösteren somut delil bulunmadığını, fire vermeden üretim ve satış yapılamayacağını, jeneratör kullanmamasının zarara sebebiyet verdiğini, müvekkili şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporunun 2015 yılı ile ilgili olarak hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, dava dilekçesinde asıl alacağın ticari faizi ile tahsilini talep reddedilmesine rağmen, Mahkemece faize ilişkin hüküm kurulmaması ve davalı yönünden ise bilirkişi raporuna göre davacının zararının oluştuğu 2015 yılına ilişkin hüküm kurulması gerekirken, elektrik kesintilerinin eşik değer içerisinde kaldığı 2012, 2013 ve 2016 yılları içinde tazminata hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle; tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulüne, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulü ile 1.108,93 TL elektrik tazminatı alacağı, 89.102,00 TL üretim kaybı zararı ve 17.351,86 TL işçilik kaybı zararından takdiren %30 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak toplamda 75.293,96 TL toplamda avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrar etmiş, ayrıca yeniden verilen kararda faiz başlangıç tarihinin belirtilmediğini, tüm yıllar için zararın ispatlandığını, sadece 2015 yılı zararına hükmedilmesinin doğru olmadığını ifade ederek, kararın bozulmasını talep etmistir.

2. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; elektrik kesintisinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Hizmet Kalitesi” başlıklı 11 inci maddesi ve “Elektrik Kesintileri” başlıklı 12 nci maddesi

3. Değerlendirme

1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile 2015 yılı haricindeki elektrik kesintilerinin eşik değer içerisinde kaldığının, 2015 yılına ilişkin zarar miktarından davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince; kabul edilen tutarın dava tarihinden işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, faizin işlemeye başladığı tarihin kararda belirtilmemesi, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.

Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı tarafın faiz başlangıcına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının A-1 bendinde yer alan “toplamda 75.293,96 TL alacağın” ifadesinden sonra gelmek üzere “dava tarihinden itibaren işleyecek” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 3.867,30 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

4-Elektrik Kesintisi Nedeniyle İş Yerinde Meydana Gelen Üretim Kaybından Elektrik Dağıtım Şirketinin Sorumlu Olduğu, Ancak İş Yerinde Jeneratör Sistemi Bulunmadığı İçin Tazminattan İndirim Yapılması Gerektiği Hakkında

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2008/10473 E. – 2009/5992 K. Sayılı İlamının Yorumlanması

Habersiz Kesintide Basiretli Tacirin Önlem Almaması %50’ye Varan İndirim Sebebidir

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2008/10473 E. – 2009/5992 K., 18.06.2009 T.

Kısaca: Habersiz yapılan elektrik kesintisi dahi, basiretli tacirin önlem alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; jeneratör gibi önleyici tedbir alınmaması zarardan %50’ye varan indirim sebebidir — bu, müterafik kusur ilkesinin yerleşik ve eski tarihli bir uygulamasıdır.

Kararın Özeti

Davacı, davalının kamuoyunu bilgilendirmeden yaptığı elektrik kesintileri nedeniyle üretim ve soğutma kaybı zararının tazminini istemiştir. Mahkeme, davalının zarardan sorumlu olduğunu kabul etmiş; ancak davacının basiretli tacir olarak jeneratör gibi önleyici tedbirleri almamasını gözeterek, BK m.44 (TBK m.52) uyarınca zarardan %50 indirim yapmış ve Yargıtay kararı onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Kesinti habersiz yapılmış olsa da, tacir basiretli bir iş adamı gibi davranıp olağan kesinti riskine karşı önlem almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali, zararın paylaştırılmasını gerektirir.

“…basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, önleyici tedbir almadığı … gözetilerek zarar miktarından %50 oranında indirim yapıldığı…”

Değerlendirme

Bu karar (eski tarihli olmakla birlikte) müterafik kusur ilkesinin yerleşik kökenini göstermesi bakımından değerlidir ve bir önceki kararla aynı doğrultudadır. İndirim oranının buradaki %50 ile diğer karardaki %30 arasında değişmesi, oranın somut olaya, işletmenin niteliğine ve önlem almamanın ağırlığına göre takdir edildiğini ortaya koyar. Habersiz kesinti dahi tacirin kendi önlem yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; ancak bu, sorumluluğu tümden kaldırmaz, yalnızca paylaştırır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2008/10473 E. – 2009/5992 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.


– K A R A R –
Davacı vekili, davalının kamuoyunu ve taraflarını bilgilendirmeden elektrik kesintisi yapması nedeniyle 55.882.63 YTL üretim kaybı ve 140.00 YTL de soğutmadan … kayıp olmak üzere toplam 56.022.63 YTL zararlarının bulunduğunu beyan ederek bu miktarın zararın meydana geldiği tarihten itibaren %32 oranında banka reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kesinti olmadan elektrik dağıtımının mümkün olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranarak elektrik kesintilerinden etkilenmemek için jeneratör sistemi kurması gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı kurum tarafından düzenlenen yazıya göre 2006 Haziran ayı içerisinde yapılan elektrik kesintileri nedeniyle davacı tarafından üretime ara verildiği, habersiz yapılan bu kesintiler nedeniyle davacının ekonomik kayba uğradığı ve davalının BK.nun 96.maddesi gereğince zararı karşılamakla yükümlü olduğu bilirkişi heyeti tarafından zarar miktarının 16.827.84 YTL olduğu, ancak davacının da TTK.nun 20.maddesi anlamında tacir olup, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, önleyici tedbir almadığı, BK.nun 98/2.maddesinin yollamasıyla BK.nun 44.maddesi gözetilerek zarar miktarından %50 oranında indirim yapıldığı, davalının 13.07.2006 tarihinde davacının zarar tazminine ilişkin yazısına cevap verdiği ve en geç bu tarihte temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.413.92 YTL’nin 13.07.2006 tarihinden itibaren %23 ve değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 18.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

5-Sigortacının Rücu Davasında Klima Hasarında Koruma Sistemi Kurmamanın Müterafik Kusur Sayıldığı Hakkında

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/3315 E. – 2013/4230 K. Sayılı İlamının Yorumlanması

Klima Hasarında Sigortacının Rücu Hakkı ve Termik Manyetik Koruma Eksikliğinin Müterafik Kusur Sayılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3315 E. – 2013/4230 K., 06.03.2013 T.

Kısaca: Dağıtım hattındaki arızadan kaynaklanan voltaj dalgalanmasıyla hasar gören klimaların bedelini ödeyen sigortacı, dağıtım şirketine karşı rücu davası açabilir; ancak sigortalı işyerinde termik manyetik koruma sistemi kurulmamış olması, zararın artmasında %20 oranında müterafik kusur sayılır.

Kararın Özeti

Davacı sigorta şirketi; sigortaladığı işyerindeki klimaların, davalı dağıtım şirketinin hattında 19.06.2010 tarihinde meydana gelen arıza sonucu oluşan voltaj dalgalanmasıyla hasarlandığını, sigortalısına 7.341,24 TL ödediğini ileri sürerek bu bedelin rücuen tahsilini talep etmiştir. Davalı, zararın kendi tesislerindeki kesinti/arızadan kaynaklanmadığını, kesintisiz elektrik vermenin mümkün olmadığını ve abonelerin gerekli tedbirleri alması gerektiğini savunmuştur. Mahkeme, hasarın elektrik kesintisinden meydana geldiğini ve davalının sorumlu olduğunu kabul etmiş; ancak sigortalı işyerin, cihazları devre dışı bırakacak termik manyetik koruma sistemi kurmamış olmasını müterafik kusur sayarak zarardan %20 indirim yapmış ve 5.896,99 TL’nin tahsiline karar vermiştir. Yargıtay, bu kararı onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Değerlendirme

Bu karar iki açıdan önem taşır. Birincisi, sigortacının rücu hakkı bu kararla da (VIII. bölümdeki 4. Hukuk Dairesi kararıyla aynı doğrultuda, farklı bir daire tarafından da) teyit edilmektedir — sigortalı zarar görenin yerine geçen sigortacı, dağıtım şirketine doğrudan başvurabilir. İkincisi, müterafik kusur değerlendirmesi yalnızca “jeneratör yokluğu” ile sınırlı değildir; burada dikkate alınan somut eksiklik termik manyetik koruma sistemidir. Mahkemeler, işyerinin hangi somut teknik koruma önlemini (jeneratör, termik manyetik röle, kaçak akım rölesi, regülatör) atladığına bakarak orantılı bir indirim uygulamaktadır (bu kararda %20; diğer kararlarda %30-%50 arası). Dava öncesi hazırlıkta müvekkilin işyerinde hangi koruma ekipmanının bulunup bulunmadığının net biçimde tespit edilmesi, olası indirim riskinin baştan öngörülmesi açısından belirleyicidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/3315 E. – 2013/4230 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada … Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen …/11/2011 tarih ve 2011/736-2011/1407 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirkete elektronik cihaz sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan işyerindeki klimaların 19.06.2010 tarihinde davalıya ait elektrik hattında oluşan arızalar nedeni ile meydana gelen voltaj dalgalanmaları sonucu hasarlandığını, hasar nedeniyle sigortalısına 7.341,24 TL ödendiğini ileri sürerek anılan meblağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu zararın müvekkili şirketin dağıtım tesislerindeki kesinti ya da arızadan kaynaklanmadığını, dağıtım faaliyeti yürüten davalı şirkette zaman zaman elektrik kesintilerinin yaşanabileceğini, kesintisiz elektrik vermenin mümkün olmayacağını, abonelerin gereken tedbirleri almaları gerektiğini, hasar miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hasarın elektrik kesintisinden meydana geldiği bu sebeple davalının hasardan sorumlu olduğu, ayrıca sigortalı iş yerinin elektrikli cihazların elektrik şebekelerindeki gerilim düşümleri ve voltaj dalgalanmaları ile elektrik kesintilerinden daha az etkilenmesi için elektriğin yeniden şebekeye verilmesinde bu cihazları devre dışı bırakarak, hasar görmesini önleyecek çalışma güçleri ile uyumlu termik manyetik koruma sistemlerini kurması gerekirken, kurmayarak hasarın artmasında müterafik kusuru bulunduğu bu nedenle hasar miktarından takdiren %20 indirim yapılarak davanın kısmen kabulü ile 5.896,99 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 314,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

6-Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Elektrik Panosundan Çıkan Yangında TBK m.71 Tehlike Sorumluluğu Gereği OSB’nin Sorumlu Olduğu Hakkında

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/6250 E. – 2023/1481 K. Sayılı İlamının Yorumlanması

OSB’nin Elektrik Dağıtım Panosundan Çıkan Yangında TBK m.71 Tehlike Sorumluluğu

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2022/6250 E. – 2023/1481 K., 16.05.2023 T.

Kısaca: Organize Sanayi Bölgesi (OSB) yönetimleri, 4562 sayılı Kanun m.20 uyarınca kendi sınırları içinde elektrik dağıtımını yürütme yetkisine sahiptir; bu yetkiyi kullanırken TBK m.71’deki tehlike sorumluluğuna tabi olurlar ve elektrik panosuna yapılan yetkisiz müdahale sonucu çıkan yangından, bakım-gözetim yükümlülüğünü ihmal ettikleri ölçüde sorumlu tutulurlar.

Kararın Özeti

İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde parke imalatı yapan davacının işyerine, davalı OSB’nin sorumluluğundaki elektrik panosundan çıkan yangın sirayet etmiş; makine, ekipman ve hammaddeler zarar görmüş, işyeri 3 ay süreyle çalışamamıştır. Davacı hem site yönetimi niteliğindeki kooperatife hem de OSB’ye dava açmış; İlk Derece Mahkemesi davayı kooperatif yönünden reddetmiş, OSB yönünden kabul ederek toplam 1.171.386,00 TL zarar ile 10.000,00 TL gelir kaybının tahsiline karar vermiştir. İstinaf ve Yargıtay bu kararı onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Bilirkişi incelemesinde, elektrik panosu içindeki sigortalara dışarıdan müdahale edilerek Elektrik İç Tesisat Yönetmeliği’ne aykırı biçimde çoklu bakır tel sarılmak suretiyle amperaj değerinin yükseltildiği, bu şekilde sigortaların aşırı yüklenmede devreyi kesme (koruma) görevini yerine getiremez hale getirildiği tespit edilmiştir. Panonun kilit altında tutulduğu ve yalnızca OSB çalışanlarının erişimine açık olduğu anlaşıldığından, kusur davacıya veya kooperatife değil OSB’ye atfedilmiştir. Yargıtay, tehlike sorumluluğunu düzenleyen TBK m.71’e dayanarak, işletme sahibi/işletenin kusursuz sorumlu olduğunu, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru) varlığı hâlinde sorumluluktan kurtulabileceğini; somut olayda böyle bir kurtuluş sebebinin ispatlanamadığını belirtmiştir.

“…burada işletme sahibi veya işletene kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. İşletme sahibi veya işleten, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.”

Karar hakkında Av. Sinan Karabacak’ın açıklaması: Organize sanayi bölgeleri de kendi yetki sahaları içinde elektrik dağıtım işini ilgili yönetmeliklerin verdiği yetki çerçevesinde yürütür. Yani elektrik dağıtım şirketlerinin yetki sahası dışında kalan küçük adacıklar şeklindeki OSB’ler de, kendi sınırları içinde elektrik dağıtımını bizzat yapabilir; bu durumda tazminat davası dağıtım şirketine değil, OSB yönetimine yöneltilmelidir.

Değerlendirme

Bu karar makaleye, II. bölümde ele alınan TBK m.69 (yapı eseri sorumluluğu) yanında ikinci bir hukuki dayanak ekler: TBK m.71 — tehlike sorumluluğu. m.69 dağıtım altyapısının bakım eksikliğine odaklanırken, m.71 bizzat “önemli ölçüde tehlike arz eden” elektrik dağıtım faaliyetinin işletilmesinden doğan zararı kapsar; pratikte dava dilekçesinde her iki dayanağın birlikte gösterilmesi savunmayı daraltır. Ayrıca husumet açısından kritik bir uyarı: davacının işyeri bir OSB sınırları içindeyse, sorumlu taraf genel dağıtım şirketi değil, o bölgede fiilen dağıtımı yürüten OSB yönetimidir — somut olayda yanlış davalıya (site yönetim kooperatifine) yöneltilen talep, husumet yokluğundan reddedilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/6250 E. – 2023/1481 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/149 E., 2022/1930 K.
DAVA TARİHİ : 22.11.2018
KARAR : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1121 E., 2021/997 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davanın davalı kooperatif yönünden reddine, davalı OSB yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalılardan OSB vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı OSB vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden esas hakkında; davanın davalı kooperatif yönünden reddine, davalı OSB yönünden kabulüne karar verilmiştir.

I. DAVA
Davacı; parke imalatı işi yaptığını, faaliyetini sürdürdüğü alanın İkitelli Organize Sanayi Bölgesi içerisinde ve davalı kooperatifin yetki sınırları dahilinde kaldığını, 03.09.2018 tarihinde akşam 22:00 sularında elektrik panosundan çıkan yangının dükkanına sirayet etmesi sonucu makine ve ekipmanlarının, eşyalarının ve parkelerin zarar gördüğünü, hammaddelerin birçoğunun yanarak yok olduğunu, delil tespit dosyası ile yangının davalı OSB’nin sorumluluğunda bulunan elektrik panosundan kaynaklandığının tespit edildiğini, çıkan yangın nedeniyle 3 ay süreyle çalışamayarak gelir kaybına uğradığını, zararının giderilmesinden davalıların birlikte sorumlu olduklarını ileri sürerek; delil tespit dosyası ile belirlenen 1.037.760,00 TL tutarındaki zararından şimdilik 90.000,00 TL’nin ve 150.000,00 TL gelir kaybından şimdilik 10.000,00 TL’nin yangın tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; yangın nedeniyle uğradığı zarar yönünden talebini ıslah edip 1.171.386,00 TL’ye yükseltmiş, 1.171.138,00 TL ile 10.000 TL kazanç kaybının yangın tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı OSB’den tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı kooperatif; işletme kooperatifi olup halen İkitelli Keresteciler Sitesinin yönetimini yürüttüğünü, tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, yangın raporu ile davacıya ait işyerindeki talaş deposunun yangının başlangıç noktası olarak tespit edildiğini, yanan kabloların sadece dıştaki PVC kılıfının yandığının tespit edildiğini, dolayısıyla yangının kablolardan kaynaklanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı OSB; yangının sorumluluğunda bulunan elektrik panosundan kaynaklandığına dair somut bir delilin bulunmadığını, kendilerine ait olan tüm panoların kilitli şekilde muhafaza edildiğini, bu panolara ekipler dışında müdahale edilmesinin söz konusu olamayacağını, meydana gelen yangın sonucu zarar gören davacıya ait işyerinin tavanından geçen ve diğer aboneleri besleyen enerji kabloları üzerinde yapmış oldukları inceleme sonucu; kabloların dış kılıflarında kararma ve yanıklar olduğu, kabloların içerisinde bulunan iletken bakır tellerin renk ve vasıflarını koruduğu, bakır teller arasındaki yalıtkan plastik malzemelerde herhangi bir erime ve yapışmanın olmadığı, bu nedenlerle tarafına kusur atfedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi; Organize Sanayi Bölgelerinde bulunan işyerlerine elektrik dağıtımını gerçekleştiren tesislerin bakım, onarım ve işletme yükümlülüğünün OSB’lere ait olduğu, davaya konu yangının davalı OSB’nin yetki ve sorumluluğu altında bulunup davacının işletmesi içinde yer alan, diğer işyerlerinin beslendiği elektrik pano ve tesisatından kaynaklandığı, sigorta panosunun içindeki NH bıçaklı sigortaların bazılarına müdahalede bulunulup, Elektrik İç Tesisat Yönetmeliği’ne aykırı olacak şekilde çoklu bakır tel sarılmak suretiyle amperaj değerinin yükseltilmiş olduğu, böylece tesisatta meydana gelebilecek herhangi bir arıza anında devreyi kesme görevini gerçekleştiremez duruma getirildiği, kilit altında tutulan sigorta panosuna davalı OSB çalışanları dışında herhangi bir kişinin müdahalesinin söz konusu olamayacağı gerekçesiyle; davanın davalı OSB yönünden kabulü ile toplam zarar miktarı olan 1.171.386,00 TL’nin ve 10.000 TL gelir kaybının tahsiline; davalı kooperatif yönünden davanın reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
Davalı OSB vekili; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının EPDK mevzuatı göz ardı edilerek hazırlandığını ileri sürerek istinaf talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi; davalı OSB’nin yetki ve sorumluluğu altında bulunan elektrik dağıtım tesislerinin işletilmesi kapsamında bakım ve gözetim yükümlülüğünün bulunduğu, yangının davalı OSB’nin sorumluluğundaki elektrik pano ve tesisatından kaynaklandığının tespit edildiği, olayın meydana gelmesinde davalı OSB’nin kusurlu olduğu gerekçesiyle, davalı OSB vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun (faiz başlangıcına ilişkin) kısmen kabulüne karar vermiştir.

V. TEMYİZ
Davalı OSB vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 20 nci maddesinin birinci fıkrasında; “OSB’lerin ihtiyacı olan elektrik, su, kanalizasyon, doğalgaz, arıtma tesisi, yol, haberleşme, spor tesisleri gibi alt yapı ve genel hizmet tesislerini kurma ve işletme, kamu ve özel kuruluşlardan satın alarak dağıtım ve satışını yapma, üretim tesisleri kurma ve işletme hakkı sadece OSB’nin yetki ve sorumluluğundadır…” hükmüne yer verilmiştir.

Sorumluluk hukukunun tarihsel gelişim süreci içerisinde, kusur sorumluluğundan kusursuz sorumluluğa uzayan bir yol izlenmiştir; teknik ilerlemeler ve tehlikelerin artması karşısında, kusura dayanan sübjektif sorumluluk tek başına etkili bir koruma sağlamaya elverişsiz kalmıştır. Kusursuz sorumluluk, hakkaniyet sorumluluğu, özen sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 71. maddesinde; “Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur… Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arz eden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arz eden işletme sayılır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Burada işletme sahibi veya işletene kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. İşletme sahibi veya işleten, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.

3. Değerlendirme
Dosya kapsamında alınan taraf ve Yargıtay denetimine elverişli, konunun uzmanlarınca hazırlanmış bilirkişi heyeti raporu ile yangının çıkış noktasının davalı OSB’nin yetki ve sorumluluğu altında bulunan elektrik dağıtım panosu olarak tespit edilmiş olmasına, pano içinde bulunan sigortalara dıştan müdahale edilmek suretiyle aşırı yüklenme halinde koruma görevini kaybetmiş olmasına, olayın meydana gelmesinde elektrik dağıtım işini gerçekleştiren davalı OSB’nin tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğu bulunduğu gibi bakım ve onarım yükümlülüğünü yerine getirmeyerek aynı zamanda munzam kusurlu olmasına göre, davalı OSB vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 8.400 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalı Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine, 16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

7-Kesinti Süre ve Sayısının Yönetmelikteki Eşik Değeri Aşmaması Nedeniyle Davanın Reddedildiği ve Tedarik Şirketine Husumet Yöneltilemeyeceği Hakkında

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/376 E. – 2025/4527 K. Sayılı İlamının Yorumlanması

Eşik Değer Aşılmadıkça Tazminat Doğmaz; Perakende Satış Şirketine Husumet Yöneltilemez

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/376 E. – 2025/4527 K., 02.10.2025 T.

Kısaca: Habersiz/plansız elektrik kesintisi nedeniyle açılan üretim kaybı davasında, kesinti süre ve sayısı Hizmet Kalitesi Yönetmeliği Tablo 9’daki eşik değerleri (orta gerilim kullanıcıları için yıllık 24 saat / 56 adet) aşmadığından dava reddedilmiştir; ayrıca yalnızca elektrik satan/faturalandıran tedarik (perakende satış) şirketine husumet yöneltilemeyeceği, sorumluluğun münhasıran dağıtım şirketine ait olduğu teyit edilmiştir.

Kararın Özeti

Seramik imalatı yapan davacı, elektrik satış sözleşmesi imzaladığı tedarik şirketi ile bölgedeki dağıtım şirketine karşı, habersiz ve plansız kesintiler nedeniyle üretim kaybı ve itibar kaybı zararının tazminini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi, tedarik şirketine karşı davayı husumet yokluğundan reddetmiş; dağıtım şirketine karşı ise, hükme esas bilirkişi raporunda 168 günlük dönemde kesinti süresinin (16 dakika olarak hesaplanmış) ve sayısının (11 adet) yönetmelikteki eşik değerleri aşmadığını, davacının kullandığı jeneratörün de üretim için yeterli güçte olmadığını tespit ederek davayı reddetmiştir. İstinaf ve Yargıtay bu kararı onamıştır.

Gerekçe

Dava tarihinde yürürlükte olan Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin 16. maddesinde (günümüzde m.27’ye karşılık gelir), “Bildirimsiz kesintiler için Tablo 9’da belirlenen sınır değerler aşıldığında dağıtım şirketi… kullanıcıya başvurusuna gerek duyulmaksızın tazminat öder” hükmü yer almaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının Yargıtay, taraf ve mahkeme denetimine elverişli olduğu, davalı dağıtım şirketi tarafından yapılan kesintilerin süre ve sayısının yönetmelikteki eşik değerleri aşmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle karar onanmıştır.

“…Yönetmelik gereği perakende satış yapan davalıya husumet yöneltilemeyeceği, … davalı dağıtım şirketi tarafından yapılan kesintilerin süre ve sayısının Yönetmelik’te belirlenen eşik değerleri aşmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz taleplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.”

Değerlendirme

Bu karar, dağıtım şirketlerinin en sık başvurduğu savunmalardan biri olan eşik değer savunmasının mahkemece nasıl kabul gördüğünü somut biçimde gösterir. II. bölümde açıklanan HKY m.27/7 fıkrası, yönetmelikteki otomatik tazminat mekanizmasının üretim/mal/hizmet kayıplarını kapsamadığını söyler; ancak uygulamada mahkemeler, eşik değerin altında kalan kesintiyi TBK temelli genel hukuk davalarında da zararın ciddiyetini/illiyeti değerlendirirken belirleyici bir karine olarak kullanmaktadır. Bu nedenle davacı tarafın stratejisi yalnızca kesinti kaydı sunmakla sınırlı kalmamalı; kesintinin eşik değeri gerçekten aştığını gösteren bağımsız bir teknik hesaplama ile desteklenmelidir. İkinci önemli ders husumet ile ilgilidir: iki ayrı şirketin (tedarik/perakende satış + dağıtım) birlikte davalı gösterildiği olaylarda, tedarik şirketi yalnızca faturalandırma yapar ve dağıtım altyapısından sorumlu değildir; dava yalnızca dağıtım şirketine yöneltilmelidir, aksi hâlde tedarik şirketi yönünden dava husumet yokluğundan reddedilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/376 E. – 2025/4527 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/126 E., 2024/3069 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/133 E., 2023/716 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin fabrikasında seramik imalatı yapıldığını, müvekkili şirket ile davalı Satış A.Ş. arasında 28.04.2017 tarihli Elektrik Satış Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin ise fabrikanın içinde bulunduğu bölgede elektrik dağıtım lisansına sahip olan dağıtım şirketi olduğunu, müvekkili şirketin davalılar tarafından tedarik edilen elektrik enerjisinde meydana gelen habersiz ve plansız kesintiler nedeniyle çok ciddi maddi zarara uğradığını ve itibar kaybı yaşadığını, elektrik kesintileri sebebiyle üretimin jeneratör yardımıyla kısmen devam ettirilmeye çalışıldığını, siparişlerin sevkiyatının geciktiğini ve bazı siparişlerin iptal edilmesi sebebiyle kâr mahrumiyeti yaşandığını ileri sürerek; şimdilik 10.000,00 TL maddi zararın ihtarnamenin tebliğ tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı tedarik şirketi vekili; davacının bulunduğu bölgede dağıtım hizmetinin diğer davalı tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin sadece perakende satış faaliyeti yürüttüğünü, enerji nakil hattındaki voltaj yükselmesi, düşmesi veya kesinti kaynaklı hasar ve talepten müvekkili sorumlu tutulamayacağından husumet itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı dağıtım şirketi vekili; Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin 16. maddesinde kullanıcılara ödenecek tazminatın hesaplanması ve ödenmesine dair usul ve esasların belirlendiğini, davacı şirketin adresinde kesintiler olduğunun tespit edilmesi halinde Yönetmelik’in ekinde Tablo 9 olarak gösterilen eşik süre ve sayı değerlerinin altında kalıp kalmadığının bilirkişi marifetiyle tespitini talep ettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi; Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin 16/1 maddesinde, bildirimsiz kesintiler için tabloda belirlenen sınır değerler aşıldığında dağıtım şirketinin kullanıcıya başvurusuna gerek duyulmaksızın tazminat öder hükmünün yer aldığını, bu tabloya göre orta gerilim kullanıcıları için bir takvim yılında bildirimsiz kesinti süresinin 24 saat ve bildirimsiz eşik kesinti sayısının 56 adet olabileceğinin belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davaya konu tarihler arasında geçen 168 gün içinde bildirimsiz kesinti süresinin 16… dakika ve kesinti sayısının 11 adet olarak tespit edildiğini, kesinti süre ve sayısının eşik sayısını aşmadığını, davacı jeneratörü çalıştırmış ise de jeneratör gücünün üretim için yeterli olmadığını, bu nedenle davacının dağıtım şirketinden tazminat talebinde bulunamayacağını, perakende satış yapan şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın tedarik şirketi yönünden husumet nedeniyle reddine, dağıtım şirketi yönünden reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesi; hükme esas alınan raporda tespit edildiği üzere, davalı dağıtım şirketi tarafından yapılan kesinti süre ve sayısının Yönetmelik’te belirlenen eşik değerlerini aşmadığı, ilk raporlarda maddi hata sonucu kesinti süresinin hatalı hesaplandığı, voltaj dalgalanması iddiasının ise kanıtlanamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Yönetmelik’in ilgili maddesinde, eşik sınırının altında kalınması durumunda tazminat ödenebilmesi için kullanıcının dağıtıcıya başvuru yapma şartının arandığını, bilirkişi raporunun elektrik yönünden yapılan incelemesinde fahiş hata olduğunu, borçtan dolayı yaşanan kesinti düşüldüğünde 27 saatlik bir elektrik kesintisi olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin fırınının 24 saat yanması gerektiğinden, davalıların bildirimsiz eşik sınırına bakılmaksızın müvekkilinin zararlarını karşılaması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, bildirimsiz elektrik kesintisi ve voltaj dalgalanması nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin 16. maddesinde; “Bildirimsiz kesintiler için Tablo 9’da belirlenen sınır değerler aşıldığında dağıtım şirketi bu maddede belirlenen esaslar çerçevesinde kullanıcıya başvurusuna gerek duyulmaksızın tazminat öder…” denilmiştir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve özellikle Yönetmelik gereği perakende satış yapan davalıya husumet yöneltilemeyeceği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının Yargıtay, taraf ve mahkeme denetimine açık, denetlenebilir olduğu, davalı dağıtım şirketi tarafından yapılan kesintilerin süre ve sayısının Yönetmelik’te belirlenen eşik değerleri aşmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz taleplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

8-Eşik Değerin Aşılmaması ve Hasar Faturalarının İddia Edilen Makinelerle Uyuşmaması Nedeniyle Davanın Reddedildiği Hakkında (En Güncel İçtihat)

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1421 E. – 2026/246 K. Sayılı İlamının Yorumlanması

Eşik Değer Aşılmadığı Gibi Hasar Faturaları da İddia Edilen Makinelerle Örtüşmüyorsa Dava Reddedilir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/1421 E. – 2026/246 K., 20.01.2026 T. (en güncel içtihat)

Kısaca: Bir krom madeni işletmesinin habersiz kesinti nedeniyle açtığı ~693.555,80 TL’lik üretim kaybı davası, hem kesintilerin yönetmelikteki eşik değeri (imar alanı dışı orta gerilim kullanıcıları için yıllık 36 saat / 72 kez) aşmaması hem de sunulan hasar faturalarının dava dilekçesindeki hasarlı makinelerle uyuşmaması nedeniyle reddedilmiştir.

Kararın Özeti

Davacı, davalı dağıtım şirketinden aldığı elektrikte yaşanan habersiz ve plansız kesintiler nedeniyle makine motorlarında oluşan zararın tazminini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi; 2018-2019 yıllarındaki kesinti adedi ve sürelerinin yönetmelikteki yıllık eşik değerleri aşmadığını, ayrıca davacının sunduğu makine faturalarının dava dilekçesinde hasarlandığı belirtilen makinelerle uyumlu olmadığını, servis arıza kayıtlarının da sunulmadığını tespit ederek davayı reddetmiştir. İstinaf ve Yargıtay 20.01.2026 tarihinde bu kararı onamıştır.

Gerekçe

Yönetmeliğin 16. maddesi ile ekli Tablo 9’da, imar alanı dışındaki orta gerilim kullanıcıları için 1 yıl içerisinde eşik kesinti süresinin toplam 36 saat veya toplam 72 kez olarak belirlendiği; davalı tarafından yapılan bildirimsiz kesintilerin süre ve sayısının, olay tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelikte belirlenen eşik değerleri aşmadığı tespit edilmiştir. Davacının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a dayanma ve kırsal/kentsel abone statüsü itirazları da kabul görmemiştir.

“…davalı … tarafından yapılan bildirimsiz kesintilerin süre ve sayısının, olay tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelikte belirlenen eşik değerleri aşmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.”

Değerlendirme

Bu en güncel karar (20.01.2026), eşik değer savunmasının kararlı biçimde uygulandığını bir kez daha teyit ederken, ikinci ve daha da kritik bir ret sebebini gözler önüne serer: hasar iddiası ile ispat belgeleri birebir eşleşmelidir. Salt “kesinti oldu, makinelerim bozuldu” iddiası yeterli görülmemiş; her hasarlı ekipman için ayrı fatura, seri numarası/marka bilgisi ve servis arıza kaydının dilekçedeki iddiayla örtüşmesi aranmıştır. Vekil için pratik ders nettir: üretim kaybı/makine hasarı davasında delil dosyası hazırlanırken toplu bir hasar tutarı sunmak yerine, her makine için ayrı fatura–servis raporu–seri no eşleştirmesi yapılmalıdır. Ayrıca eşik değer tablosunun bölgeye göre değiştiği (imar alanı içi/dışı, kırsal/kentsel abone ayrımı) unutulmamalı; dava öncesinde işyerinin doğru abone kategorisinde değerlendirildiği ayrıca kontrol edilmelidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1421 E. – 2026/246 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/460 E., 2025/182 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/145 E., 2022/490 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra; işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davalı şirketten elektrik hizmeti alan müvekkilinin, tedarik edilen elektrik enerjisinde meydana gelen habersiz ve plansız kesintiler nedeniyle çok ciddi maddi zarara uğradığını, kesintilerin yaşandığı dönemlerde makinelerin ani bir şekilde durması sonucunda üretimin durduğunu, elektrik kesintisi nedeniyle makina motorlarında oluşan zararın yaklaşık 693.555,80 TL olduğunu ileri sürerek; şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın hasar tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; yetkili mahkemenin Adana Mahkemeleri olduğunu, enerji kesintilerine dair iddiaları kabul etmediklerini, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) 16. maddesinde, kullanıcılara ödenecek tazminatın hesaplanması ve ödenmesine dair usul ve esasların belirlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi; Yönetmeliğin 16/1 maddesinde, bildirimsiz kesintiler için tabloda belirlenen sınır değerler aşıldığında, dağıtım şirketinin kullanıcıya başvurusuna gerek duyulmaksızın tazminat ödeyeceğinin hüküm altına alındığını, ilgili yıllarda yaşanan kesinti adedi ve sürelerin Yönetmeliğin 16. maddesi ile ekli Tablo 9’da belirtilen yıllık eşik değerleri aşmadığını, bu nedenle davacının krom madenine ilişkin talep edebileceği bir üretim kaybının olmadığını, ayrıca davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu makinalara ilişkin faturaların dava dilekçesinde hasarlandığı belirtilen makinalar ile uyumlu olmadığını, davacı tarafça bu cihazlara ilişkin faturalar ile servis arıza kayıtlarının da sunulmadığını, bu nedenle makinalara ilişkin oluştuğu iddia edilen zararın da ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesi; hükme esas alınan raporda tespit edildiği üzere, davalı tarafından yapılan kesinti süre ve sayısının Yönetmelikte belirlenen eşik değerleri aşmadığı, Yönetmeliğin davacının dava dilekçesinde belirttiği 2018-2019 yıllarında yürürlükte olduğu, ilgili Yönetmelik hükümlerine göre inceleme ve değerlendirme yapılmasının isabetli olduğu, makinelerde oluşan zarar iddiasının ise kanıtlanamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı şirketin, mevzuata aykırı biçimde bildirimsiz ve uzun süreli elektrik kesintileri yaptığını, bildirimsiz elektrik kesintileri nedeniyle tesiste yer alan yüksek voltajlı çok sayıda makinenin, elektriğin ani gidiş-gelişi sebebiyle bozulduğunu, mevcut bilirkişi heyetince yürürlükten kalkmış mevzuata göre değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin faaliyet gösterdiği mahallenin merkeze bağlanmış olup köy/kırsal statüsünden çıktığını, bu nedenle kırsal kullanıcı statüsünde olmadığı halde kırsal kullanıcı verileri kullanılarak hesaplama yapıldığını, tüketici sıfatına haiz müvekkile sağlanan ayıplı hizmet (bildirimsiz kesinti) nedeniyle ortaya çıkan zararın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında giderilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, bildirimsiz elektrik kesintisi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmeliğin 16. maddesinde; “Bildirimsiz kesintiler için Tablo 9’da belirlenen sınır değerler aşıldığında dağıtım şirketi bu maddede belirlenen esaslar çerçevesinde kullanıcıya başvurusuna gerek duyulmaksızın tazminat öder…” denilmiştir. Buna göre; Yönetmeliğin 16. maddesinde belirtilen Tablo 9’da, 1 yıl içerisinde eşik kesinti süresi ve sayısının imar alanı dışındaki orta gerilim kullanıcıları için bildirimsiz toplam 36 saat veya toplam 72 kez olarak belirlendiği, bu değerlerin aşılması durumunda dağıtım şirketi tarafından tazminat hesabı yapılacağı belirtilmiştir. Somut olay incelendiğinde, davalı tarafından yapılan bildirimsiz kesintilerin süre ve sayısının, olay tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelikte belirlenen eşik değerleri aşmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sekiz Kararın Birlikte Değerlendirilmesi

Kararlar birlikte okunduğunda, tacirlerin voltaj/kesinti zararı davalarında üç katmanlı bir tablo ortaya çıkar:

Meseleİçtihadın Yaklaşımı
Sorumluluğun temeliTBK m.69 (yapı eseri) veya TBK m.71 (tehlike sorumluluğu, örn. OSB); kusur ispatı gerekmez
Şirketin kurtuluş yoluYalnızca davacı/üçüncü kişi kusuru veya mücbir sebebin tatmin edici ispatı
“İç tesisat / süre / röle” savunmalarıSoyut kaldıkça illiyeti kesmez
Doğru davalının seçimiTedarik/perakende satış şirketine husumet yöneltilemez; OSB sınırındaki olaylarda davalı OSB’dir
Sigortacının rücuuTTK m.1472 halefiyeti ile aynı rejime tabi
Üretim kaybında/koruma eksikliğinde müterafik kusurJeneratör veya termik manyetik koruma sistemi yokluğu → %20–50 arası indirim
Kesinti zararının kapsamıYönetmeliğin m.27 otomatik tazminatı yalnızca eşik değeri aşan kesintileri kapsar; üretim/mal/hizmet kaybı yönetmelik dışıdır (m.27/7)
Eşik değerin altında kalan kesintilerMahkeme uygulamasında TBK bazlı davada da davacı aleyhine güçlü karine oluşturur (bkz. karar 7-8)
İspat titizliğiHer hasarlı ekipman için ayrı fatura–servis raporu–seri no eşleşmesi aranır; toplu/genel hasar tutarı yeterli görülmez (bkz. karar 8)

Özetle: Sorumluluğun kurulması davacı için kolaylaştırılmış (kusursuz sorumluluk), ancak tazminatın miktarı ve hatta varlığı; doğru davalının seçilmesine, eşik değerin gerçekten aşıldığının ispatına, tacirin kendi önlem yükümlülüğüne ve delillerin somut/eşleşmeli olmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Maddi hasar (cihaz/teçhizat) taleplerinde illiyet ispatı ve fatura-hasar eşleşmesi belirleyiciyken, üretim kaybı taleplerinde müterafik kusur ve eşik değer filtresi öne çıkar. En sağlam strateji, illiyeti bilirkişi raporuyla (iç tesisat dahil) net kurmak, doğru davalıyı (dağıtım şirketi/OSB, tedarik şirketi değil) belirlemek, eşik değer aşımını bağımsız hesaplamayla desteklemek ve üretim kaybı talebini yedek enerji altyapısı gerçeğiyle uyumlu biçimde temellendirmektir.

IX-Soru-Cevap

Voltaj dalgalanması nedeniyle ticari dava açma süresi (zamanaşımı) nedir?

Elektrik dağıtım şirketinin sorumluluğu haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık temeline dayanır. Genel olarak zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde 10 yıllık zamanaşımı süreleri uygulanır. Ancak delillerin kaybolmaması adına hukuki işlemler derhal başlatılmalıdır.

Tüketici mahkemesinde açılan dava reddedilir mi?

Evet. Davacının tacir olması ve zararın iş yerinde (ticari işletmede) meydana gelmesi durumunda Tüketici Mahkemesi görevsizlik kararı verir. Bu tür davaların mutlaka Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerekir.

Voltaj dalgalanması nedeniyle ticari davalarda arabuluculuğa başvuru zorunlu mudur?

Evet. Her türlü ticari davada dava öncesi arabulucu yoluna başvuru yapılması zorunludur.

Voltaj dalgalanması nedeniyle dava açmadan önce elektrik dağıtım şirketine başvuru zorunlu mudur?

Elektrik Piyasasında Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetlerine İlişkin Kalite Yönetmeliği’nin 26’ıncı maddesi “Kullanıcı, elektrik dağıtım sisteminden kaynaklanan kalite sorunları nedeniyle teçhizatında oluşan hasara ilişkin zararın tazmini için zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 30 (otuz) gün içerisinde dağıtım şirketine talepte bulunur.” şeklindedir. Ancak söz konusu bu düzenleme genel hükümler çerçevesinde dava açılması engel teşkil etmemektedir.

Kesintiler yönetmelikteki eşik değerin altında kalırsa hiç tazminat alınamaz mı?

Yönetmeliğin m.27 kapsamındaki otomatik/idari tazminat mekanizması, kesinti süre ve sayısı eşik değeri aşmadıkça işlemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2025/4527 K. ve 2026/246 K. sayılı güncel kararlarında, eşik altı kesintiler genel hukuk (TBK) davalarında da davacı aleyhine güçlü bir karine oluşturmuştur. Ancak bu kesin bir ret anlamına gelmez; kesintinin fiilen eşiği aştığı bağımsız bir bilirkişi hesaplamasıyla ispatlanabilirse tazminat talebi mümkündür.

Elektrik tedarik (perakende satış) şirketine dava açılabilir mi?

Hayır. Tedarik/perakende satış şirketi yalnızca elektrik satışı ve faturalandırması yapar; dağıtım altyapısından sorumlu değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4527 K. sayılı kararında bu şirkete husumet yöneltilemeyeceği açıkça vurgulanmıştır. Dava, münhasıran bölgedeki dağıtım lisansına sahip dağıtım şirketine yöneltilmelidir.

İşyerim Organize Sanayi Bölgesi (OSB) sınırları içindeyse dava kime açılmalı?

OSB sınırları içindeki elektrik arızalarında dava, genel dağıtım şirketine değil, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu m.20 uyarınca bölgede elektrik dağıtımını bizzat yürüten OSB yönetimine açılmalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/1481 K. sayılı kararında, elektrik panosuna yetkisiz müdahale sonucu çıkan yangından OSB, TBK m.71 tehlike sorumluluğu gereği sorumlu tutulmuştur.

TBK m.69 ile TBK m.71 arasındaki fark nedir?

TBK m.69, dağıtım hattı/altyapının (yapı eserinin) bakım eksikliğinden doğan zararı; TBK m.71 ise bizzat elektrik dağıtımı gibi önemli ölçüde tehlike arz eden bir faaliyetin işletilmesinden doğan zararı kapsar. İkisi de kusursuz sorumluluk türüdür ve davacı/üçüncü kişi kusuru veya mücbir sebep dışında kurtuluş kanıtına kapalıdır; dava dilekçesinde her iki dayanağın birlikte gösterilmesi savunma imkanlarını daraltır.

Jeneratör veya koruma sistemi bulunmaması davayı tamamen kaybettirir mi?

Hayır, kaybettirmez; ancak tazminattan indirim (müterafik kusur) sebebidir. Yargıtay kararlarında jeneratör/yedek enerji kaynağı yokluğunda %30-%50, termik manyetik koruma sistemi yokluğunda %20 oranında indirim uygulanmıştır. Dağıtım şirketinin sorumluluğu ortadan kalkmaz, yalnızca tacirin kendi önlem yükümlülüğü oranında paylaştırılır.

Hasar gören makineler için sadece toplu bir zarar tutarı sunmak yeterli midir?

Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2026/246 K. sayılı en güncel kararında, her hasarlı ekipman için ayrı fatura, seri numarası/marka bilgisi ve servis arıza kaydının dava dilekçesindeki iddiayla birebir eşleşmesi arandığı; toplu/genel bir hasar tutarının tek başına ispat için yeterli görülmediği vurgulanmıştır.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir