İçindekiler
Elektrik arızası ve voltaj dengesizliği nedir? Sanayileşmenin, otomasyonun ve dijital altyapının zirveye ulaştığı günümüz ticari hayatında, kesintisiz ve kaliteli enerji arzı ticari işletmelerin sürdürülebilirliği için hayati bir öneme sahiptir. Elektrik şebekesinde meydana gelen elektrik arızası, ani voltaj dalgalanmaları (voltaj dengesizliği, yüksek veya alçak gerilim), iş yerlerinde bulunan hassas elektronik teçhizatın, endüstriyel makinelerin, server sistemlerinin ve robotik üretim hatlarının kalıcı şekilde hasar görmesine yol açmaktadır.
Tacirler için bu durum yalnızca cihaz bedeli ile sınırlı kalmamakta; işin durması, üretimin aksaması, siparişlerin yetiştirilememesi ve iş gücü kaybı gibi çok daha ağır üretim kaybı (yoksun kalınan kâr) zararlarını da beraberinde getirmektedir. Bu makalede, iş yerinde voltaj dengesizliği (elektrik arızası) nedeniyle zarar gören tacirlerin elektrik dağıtım şirketlerine karşı açacağı tazminat davalarının hukuki altyapısını ve dava öncesinde yapılması gereken kritik iş ve işlemleri ele alacağız.
I-Görevli Mahkeme Neden Asliye Ticaret Mahkemesidir?
Elektrik abonesi olan kişi bir tüketici olduğunda açılacak davalar 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında Tüketici Mahkemelerinde görülürken; zarar gören kişi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca tacir ise ve voltaj dengesizliği (elektrik arızası) iş yerinde (ticari işletmede) meydana geldiyse görevli mahkeme kesin olarak Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Tüketici Kanunu’nun (6502 sayılı TKHK) 3. maddesi uyarınca tüketici; ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmeyen gerçek ya da tüzel kişidir. Tacir, elektriği ticari işletmesinin faaliyeti kapsamında kullandığından TKHK’nın koruması kapsamına girmez. Bu nedenle görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi değil; her iki tarafın da tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğduğu hallerde Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Elektrik dağıtım faaliyeti ile tacirin işletmesi arasındaki ilişki “ticari iş” niteliğinde olduğundan, bu tür uyuşmazlıklarda tüketici mahkemelerinin görev yapması hukuken imkansızdır. Görevli mahkemenin yanlış seçilmesi, davanın usulden reddine ve ciddi zaman kayıplarına yol açacaktır.
Hukuki Dayanak ve Kusursuz Sorumluluk: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; elektrik dağıtım şirketleri (EDAŞ), şebekeyi teknik kurallara uygun, kararlı ve kaliteli bir biçimde işletmekle yükümlüdür. Elektrik enerjisinin dalgalanmasından ötürü meydana gelen zararlarda dağıtım şirketinin kusursuz sorumluluğu (tehlike sorumluluğu) söz konusudur. Ancak davanın kazanılması, dava öncesinde atılacak stratejik ve usuli adımlara sıkı sıkıya bağlıdır.
II-Hukuki Dayanak: Dağıtım Şirketinin Sorumluluğu
1-TBK m.69 — Yapı Eseri Sahibinin Kusursuz Sorumluluğu
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre elektrik dağıtım altyapısı (hatlar, trafo merkezleri, sayaçlar ve dağıtım panoları) Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesi anlamında yapı eseri niteliği taşımaktadır. Bu madde uyarınca yapı eserinin sahibi, eserin bakımındaki eksiklikten doğan zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumludur. Dağıtım şirketinin kusurunu ayrıca ispat etme yükümlülüğü bulunmamaktadır; zararın voltaj değişiminden kaynaklandığını ve dağıtım şirketinin bu altyapının sahibi ya da işleticisi olduğunu kanıtlamak yeterlidir.
Yargıtay, sanayi kuruluşunun elektrik kesintisi ve düşük voltaj nedeniyle yaşadığı üretim kaybı ile ek maliyetin dağıtım şirketinden tazminine ilişkin kararlarında (örn. eski BK m.58/1; TBK m.69 karşılığı) bu yaklaşımı benimsemiştir. İlgili Yargıtay kararında şu tespite yer verilmiştir: “BK’nun 58/1. maddesi (TBK’nun 69. maddesi) gereğince bir yapı eserinin sahibi o şeyin korunmasındaki kusurundan dolayı oluşan zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumludur.” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2014/20882 E. – 2015/16398 K. Sayılı İlamı)
2-6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Hizmet Kalitesi Yönetmeliği
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun çeşitli maddeleri, dağıtım lisansı sahibi şirketlere güvenli, kesintisiz ve teknik standartlara uygun elektrik dağıtım yükümlülüğü getirmektedir. EPDK’nın çıkardığı Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği (HKY); voltaj sapmaları, frekans bozulmaları ve gerilim dalgalanmaları için azami sınır değerleri belirlemiştir. Bu sınırların aşılması hem EPDK nezdinde idari işlem hem de mahkeme nezdinde tazminat talebinin hukuki temelini oluşturmaktadır.
III-Voltaj Dengesizliği (Elektrik Arızası) Nedeniyle Tazminat Davası Açılmadan Önce Yapılması Gereken Zorunlu İş ve İşlemler
Asliye Ticaret Mahkemesinde açılacak bir tazminat davasının başarıya ulaşması, voltaj dengesizliği ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağının (nedensellik ilişkisinin) şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilmesine bağlıdır. Dava öncesi yapılması gereken işlemler şunlardır:
1 — Anlık Belgeleme: Olay Tarih, Saat ve Koşullarının Tespiti
Voltaj dengesizliğinin yaşandığı an ya da zarar tespit edildiği ilk saatlerde yapılacak belgeleme, ilerideki davada en güçlü destekleyici delili oluşturur. Bu nedenle:
- Varsa işyerindeki enerji yönetim sisteminin (SCADA, BMS, PLC kayıt sistemleri) log kayıtları derhal yedeklenmeli ve mühürlü ortamda saklanmalıdır.
- Güç kalitesi ölçüm cihazı (power quality analyzer) yoksa işyerindeki akıllı sayaç veya pano ölçüm değerleri ilgili tarih-saat bilgisiyle fotoğraflanmalıdır.
- Hasarlı teçhizat, devre dışı kalan makine veya duran üretim hattı fotoğraf ve video ile belgelenmelidir.
- Komşu işletmelerin benzer etkilenme kayıtları varsa (arıza çağrıları, şikâyetler) bunlar da toplanmalıdır.
2 — Dağıtım Şirketinin Arıza Kayıtlarının Temini
Dağıtım şirketi, şebeke üzerinde meydana gelen voltaj olaylarını kayıt altına almak zorundadır. Bu kayıtlar hem delil hem de nedensellik bağının kurulması açısından merkezi öneme sahiptir. Dava öncesinde aşağıdaki adımlar izlenmelidir:
- Olay tarih ve saatini belirterek dağıtım şirketinin müşteri hizmetleri aracılığıyla yazılı arıza talebi açılmalı ve talep numarası kayıt altına alınmalıdır.
- “Belirtilen tarih ve saatte tesisatımın bulunduğu bölgede voltaj dalgalanması/gerilim yükselmesi/kesinti yaşanıp yaşanmadığı” hususunu içeren noter kanalıyla ihtarname gönderilmeli; şirketin cevabı da ileride delil olarak kullanılmak üzere saklanmalıdır.
3 — Yetkili Servis ve Teknik Ekspertiz Raporu
Hasar gören teçhizat için yetkili teknik servis ya da bağımsız bir teknik eksper aracılığıyla rapor düzenletilmesi, davanın temel belgesi niteliğindedir. Bu raporda:
- Arızanın teknik nedeni açıkça belirtilmeli; raporun “voltaj değişimi”, “gerilim dalgalanması” veya “aşırı gerilim” gibi elektrik kalitesi sorununa atıfta bulunması sağlanmalıdır.
- Hasar görmüş teçhizatın orijinal alım bedeli, piyasa rayiç değeri ve onarım/yenileme maliyeti raporlanmalıdır.
- Rapor akredite bir kuruluş ya da yetkili servis tarafından düzenlenmeli ve imzalanmalıdır.
4 — Üretim Kaybı ve Bağlı Zararların Belgelenmesi
Salt teçhizat hasarının ötesinde işin durması, üretim hattının aksaması ve bunların yol açtığı ekonomik zararlar da tazminat talebine konu edilebilir. Yargıtay, dağıtım şirketlerinin bu tür dolaylı ticari zararlardan sorumlu olabileceğini kabul etmekle birlikte, nedensellik bağının ve zarar miktarının ayrıntılı biçimde belgelenmesini aramaktadır. Bu nedenle:
- Voltaj olayının yaşandığı gün ve sonrasındaki üretim durma süresi; makine log kayıtları, vardiya defteri, üretim raporları ve işçi ifadeleriyle belgelenmelidir.
- Üretilemeyen/teslim edilemeyen ürüne ilişkin sipariş belgesi, sevk irsaliyesi ve fatura eşleştirmesi yapılmalıdır.
- Varsa müşterilere ödenen gecikme cezası veya sözleşme cezası belgeleri eklenmelidir.
- Hammadde, yarı mamul kayıpları ayrı kalemlerde faturalandırılmalı veya stok kayıt çıktılarıyla desteklenmelidir.
- Zarar kalemlerinin tamamı mali müşavir tarafından imzalı ve kaşeli bir hesaplama tablosuna dönüştürülmelidir.
5 — HMK m.400 Kapsamında Dava Öncesi Delil Tespiti
Hasarlı teçhizatın onarılması, imha edilmesi ya da üretim hattının yeniden devreye alınması zorunluysa delillerin kaybolmaması için dava açılmadan önce mahkemeden delil tespiti talep edilmesi kritik önem taşımaktadır.
HMK m.400 uyarınca; taraflardan her biri, ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir. Delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı durumlarda hukuki yarar var sayılır.
- Talep; asıl davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemeden (Asliye Ticaret Mahkemesi) veya delilin bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesinden yapılabilir.
- Delil tespiti davası ivedi ve acil işlerden olduğu için adli tatilde de açılabilmektedir.
- Tespit kararı; mahkeme tarafından görevlendirilecek bilirkişi aracılığıyla hasarlı teçhizatın incelenmesini, üretim hattının durumunun tespitini ve gerekirse elektrik altyapısı kayıtlarının celp edilmesini kapsayabilir.
7 — Zorunlu Arabuluculuk (TTK m.5/A — Dava Şartı)
Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılacak tazminat davası ticari dava niteliğinde olduğundan, TTK m.5/A uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Bu zorunluluk yerine getirilmeksizin açılan dava, mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmektedir.
- Yetkili arabuluculuk merkezine başvuruda tazminat talep kalemleri (teçhizat hasarı, üretim kaybı, diğer bağlı zararlar) ayrıntılı biçimde belirtilmelidir.
- Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde arabulucu tarafından son tutanak düzenlenir; bu tutanak dava şartının yerine getirildiğini kanıtlayan belgedir.
- Anlaşmazlıkla sonuçlanan arabuluculuk sürecinin ardından dava açma süresi işlemeye devam eder.
IV-İspat Yükü ve Nedensellik Bağı
Davacı tacir; (1) voltaj dengesizliğinin veya gerilim dalgalanmasının varlığını, (2) zarar ile voltaj olayı arasındaki nedensellik bağını, (3) zarar miktarını ispat etmek zorundadır. Dağıtım şirketinin kusurunu ayrıca ispat etmek gerekmemektedir; TBK m.69 kapsamındaki kusursuz sorumluluk bu yükü ortadan kaldırmaktadır.
Mahkeme, teknik ve mali zararın tespiti için bilirkişi atayacaktır. Teknik bilirkişi voltajın standart değerlerin dışına çıkıp çıkmadığını, bu durumun zarar ile nedensellik bağını incelerken; mali bilirkişi teçhizat hasar bedelini ve üretim kaybını hesaplayacaktır. Bilirkişi raporlarına itiraz hakkı saklı olmakla birlikte itirazın gerekçeli ve karşı teknik rapor destekli olması etkinliğini artıracaktır.
V-Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri
Açılacak ticari davada elektrik dağıtım şirketinden talep edilebilecek temel zarar kalemleri iki ana grupta toplanır:
| Zarar Türü | Kapsadığı Detaylar | Temel İspat Aracı |
| Fiili Zarar (Maddi Hasar) | Elektronik kart yanmaları, motor arızaları, server göçmesi, tamir ve parça değişim bedelleri. | Yetkili servis raporu, tamir faturası, mahkeme delil tespiti raporu. |
| Yoksun Kalınan Kâr (Üretim Kaybı) | Makinelerin çalışmaması sebebiyle üretime ara verilen süredeki net kazanç kaybı, gecikme cezaları. | Ticari defterler, SMMM raporu, üretim logları, müşteri sözleşmeleri. |
VI-Zamanaşımı
TBK m.72 uyarınca haksız fiilden doğan tazminat davasında zamanaşımı süresi; zararı ve faili öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl, herhâlükârde 10 yıldır. Voltaj olayının öğrenildiği tarih ve servis raporunun alındığı tarih birlikte değerlendirilerek 2 yıllık sürenin başlangıcı belirlenmelidir. Sürenin geçirilmesi kesin hak kaybına yol açacağından zaman yönetimi kritik önem taşımaktadır.
VII-Sonuç ve Hukuki Danışmanlık
TVoltaj dengesizliğinden kaynaklanan teçhizat hasarı ve üretim kaybı, yalnızca teknik bir sorun değil; somut tazminat hakkı doğuran bir hukuki uyuşmazlıktır. Dağıtım şirketinin TBK m.69 kapsamındaki kusursuz sorumluluğu ve 6446 sayılı EPK’dan doğan hizmet kalitesi yükümlülükleri, tacirlere güçlü bir hukuki zemin sunmaktadır.
Ancak bu zeminden etkin biçimde yararlanabilmek için dava öncesi sürecin eksiksiz yönetilmesi şarttır: anlık belgeleme, akredite servis raporu, üretim kaybı hesabının belgelenmesi, zorunlu arabuluculuk ve gerektiğinde delil tespiti. Bu adımların doğru atılması, davanın hem usul hem esas açısından sağlam temellere oturmasını sağlar. Her dava kendine özgü teknik ve hukuki koşullar barındırdığından, sürecin başından itibaren enerji ve ticaret hukuku alanında uzman bir avukatla çalışılması hem hak kayıplarını önler hem de etkin sonuç almayı kolaylaştırır.
VIII-Tacirlerin Voltaj Dengesizliği Nedeniyle Uğradığı Zararların Tazmini Sebebi ile Açılan Davalar Hakkında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararları
Voltaj Dengesizliği Nedeniyle Elektrik Dağıtım Şirketinin Tazminat Sorumluluğu Bulunduğu Hakkında
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/9785 E – 2024/10027 K. Sayılı İlamı
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1407 E., 2021/1792 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü/İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/301 E., 2021/282 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde iş yeri sigortası poliçesi ile sigortalı bulunan … San. ve Tic. Ltd. Şti.’de 28.06.2017 tarihinde voltaj dalgalanması sonucu hasar meydana geldiğini, sigortalının müvekkil şirkete başvuru yaptığını ve hasar dosyası açıldığını, yapılan ekspertiz çalışması ile sigortalı işyerinde meydana gelen hasarın sigorta poliçesi özel ve genel şartlar çerçevesinde teminat limiti gereği 90.502,83 TL’ye giderebileceğinin tespit edildiğini ve bu bedelin sigortalıya ödendiğini, ödenen miktarın tahsili amacıyla Trabzon İcra Dairesi’nin 2019/3803 Esas sayılı dosyasında takibe girişildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyan ederek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, kesinti yaşandığı iddia edilen tarih aralığında bölgedeki elektrik dağıtım şebekesindeki akım, gerilim ve frekans değerlerinin standart değerler dâhilinde olduğunu, cihaz hasarına sebebiyet verebilecek herhangi bir gerilim dalgalanmasına ya da elektrik kesintisine rastlanmadığını, müşteri tarafından gerilim düşüklüğü nedeni ile müvekkiline şifahen başvuruda bulunulduğunu ancak şirket tarafından bir çalışma yapılması beklenilmeden müşteri tarafından irtibata geçilen özel elektrik firmaları vasıtası ile işletme sorumluluğu müvekkilinde bulunmayan ve mülkiyeti müşteriye ait trafoda kademe ayarının değiştirildiğini ve söz konusu manevra sırasında trafo çıkışındaki gerilim değerinin yükseltildiğini ve buna bağlı olarak hasar meydana gelmiş olabileceğinin değerlendirildiğini beyan ederek davanın reddi ile müvekkili şirket lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyetinden alınan 25.05.2021 tarihli rapora göre dava konusu zararın davalının sorumluluğundaki elektrik şebekesinden gelen ve davalı firmanın da sistemlerinde fider açmasına sebep olan elektriksel darbe sebebi ile meydana geldiği ve bu sebeple dava dışı sigortalının iş yerinde meydana gelen zararın toplam 89.821,33 TL olduğu, davacının 92.310,41 TL üzerinden takip başlattığı, takip konusu alacağın likit olmayıp miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğu değerlendirilmiş ve davanın kısmen kabulü ile Trabzon İcra Müdürlüğü’nün 2019/3803 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 89.821,33 TL asıl alacak üzerinden devamına, dava konusu alacağın likit olmayıp miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davaya konu kesintinin olduğu iddia edilen tarih aralıklarında dağıtım şebekesindeki akım, gerilim ve frekans değerlerinin standart değerler dahilinde olduğunu ve cihaz hasarına sebebiyet verebilecek herhangi bir dalgalanmaya rastlanılmadığını, gerilim düşüklüğü nedeniyle müvekkil şirkete şifaen başvuruda bulunulduğunu ancak müvekkil şirket tarafından çalışma yapılması beklenilmeden özel elektrik firmaları vasıtasıyla trafoya müdahalede bulunulduğunu, bunun sonucunda cihaz hasarlarının meydana geldiğini, işletmenin işletme sorumlusu olarak bir elektrik mühendisi ile sözleşme imzalayarak şirkete sunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğuna yönelik bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun, denetime elverişli olduğu, emsal 2021/291 Esas 2021/430 Karar sayılı ilamına göre de davalının meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasında ve davacının TTK’nın 1472. maddesi gereğince sigortalı zarar görenin halefi olarak kabul edilmesinde hukuka aykırılık görülmediği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinafında ileri sürdüğü sebepler ile kararın bozulmasını talep etmiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; işyeri sigorta poliçesinden kaynaklı rücuen tazminata yönelik itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 310 ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Voltaj Dengesizliği Nedeniyle Elektrik Dağıtım Şirketinin Tazminat Sorumluluğu Bulunduğu Hakkında
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/2664 E. – 2026/705 K. Sayılı İlamı
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/2664
KARAR NO : 2026/705
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/07/2025
NUMARASI : 2023/645 E – 2025/558 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 12/03/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket …. Ltd. Şti. unvanları ile “Cevizlik Mah. … Sk. No:.. Bakırköy/ İstanbul” adresinde eğitim faaliyeti vermekte olan bir özel okul olduğunu, davalı taraf ile abonelik sözleşmesi kapsamında sözleşme tarafı …. Ltd. Şti olmakla birlikte üyelik devri tarafına yapılmamışsa da ilgili işyerinin “Cevizlik Mah. … Sk. No:.. Bakırköy/ İstanbul” ruhsat devri mevcut olduğunu, dolayısıyla elektrik kesintisi sebebi ile doğrudan zarar gören firmanın müvekkili …. LTD. ŞTİ. olduğunu, müvekkilinin ilgili işletmenin ruhsatını 17.09.2019 tarihinde devir almış olup ilgili adreste bu tarihten itibaren faaliyet gösterdiğini, dava konusu müvekkilin maddi zararına sebebiyet veren olay ise şu şekilde olduğunu; okulların faaliyet gösterdiği 07.09.2021 tarihinde sabah saatlerinde … Alarm sistemine gelen bildirime göre Cevizlik Mah. … SK. NO:.. Bakırköy/İstanbul adresinde yer alan okul binasında elektrik kesintisi yaşandığını, gün içerisinde elektriğin gelip gittiğinin görüldüğünü, çevre kontrol edildiğinde elektrik çalışması olduğunu, okul binasına gelen kabloda arıza olduğu ve tamir edilmeye çalışıldığı bilgisinin alındığını, kuruma sonrasında elektrik verilmişse de aynı akşam yeniden binada kesinti yaşandığını, bu kesintiler sebebi ile elektrik aksamlı cihazlar ve elektrik panosunda yer alan sayacın yandığını, bu kapsamda sayaç değişikliği gerçekleştirildiğini, bina içerisinde elektrikçilerce yapılan tespitlerde binaya gelmesi gereken elektriğin farklı faz sayısında verildiği ve bu sebeple müvekkilinin cihazlarının zarar gördüğünün tespit edildiğini, zarar gören cihazların tespitinin yapıldığını, bunlarla ilgili tutanak tutulduğunu, bazı cihazların onarım/tamir ile çalışması mümkün olmayıp parça değişimi gerekirken, bazı cihazların ise parça değişimiyle eski haline gelmesi mümkün olmayıp yerine yenisinin konulması gerektiğini, tutanak, arıza tespit evrakları, meydana gelen zararı gösteren arıza onarım faturalarının dosya halinde, 15.09.2021 tarihli talep yazısı ile …’a sunulmuş olup uğranılan zararların giderilmesinin istenildiğini, uğranılan zararların elektrik kesintisi ve arızası nedeni ile meydana geldiği dağıtıcı şirket tarafından da kabul edildiğini, müvekkilinin tüm zararlarının karşılanmayıp sadece 21.726,56 TL onarım masrafının 04/10/2021 tarihinde müvekkili şirket hesabına ödendiğini, zararının sadece bir kısmının karşılanıp büyük bir kısmının karşılanmaması üzerine tarafınca Bakırköy 40. Noterliği 5.11.2021 tarih … yevmiye numarası ile …’ a karşı ihtarname gönderildiğini, buna karşılık müvekkile hiçbir ödeme yapılmadığını, tarafınca İstanbul 6. İcra Dairesi … Esas numarası ile uğranılan ve tazmin edilmeyen zararın giderilmesi için icra takibine geçildiğini, fakat karşı tarafça yasal süresi içerisinde icra takibine itiraz edildiğini, itirazın iptali kapsamında arabuluculuğa başvuru yapılmış ve ticari dava şartı arabuluculuk 2023/100764 arabuluculuk dosya numarası ile görüşme yapılmışsa da karşı tarafla anlaşma sağlanamamış olduğunu, arz ve izah olunan tüm bu nedenlerle; İstanbul 6.İcra Dairesi … Esas numaralı dosyada, borçlu tarafça icra takibine yapılan itirazın iptaline ve İlgili takibin takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile devamına, davalının takip konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, iddia olunan hasarın tazmini için mevzuatın öngördüğü şartların, ihtilaf konusu olayda mevcut olmadığını, ilgili mevzuatta öngörülen koşulların sağlanmadığından davacı sigorta şirketinin usul ve yasaya uyarlı olmayan talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, icra takibi ve itirazın iptali davasının süresinde olmadığını, zamanaşımı nedeniyle de davanın reddinin gerektiğini, iddia olunan hasarın davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ait elektrik tesisatından kaynaklandığını, iddia olunan zarar ile davalı müvekkili şirketin dağıtım faaliyeti arasında illiyet bağı bulunmamakta olduğunu, davacı yanca talep konusu edilen meblağın fahiş olup işbu meblağın tespitinde hangi kriterlerin esas alındığının açık olmadığını, davacının dava konusu edilen hasarı, zenginleme aracı olarak kullanmalarının önüne geçilmesi gerektiğini, iddia olunan hasar öncesinde, hasar gören emtianın durumu, yaşı, cinsi, markası, geçmiş hasar durumu, periyodik bakımlarının yapılıp yapılmadığı ve değerinin net olarak davacı tarafından ortaya konulması gerektiğini, açıklanan hususlar doğrultusunda müvekkil şirket tarafından dava konusu takibe yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olmadığının ortada olduğunun, son olarak faize ve faiz oranına itiraz ettiklerini beyan ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerle haksız ve yersiz davanın reddine, davacı tarafın haksız icra takibi nedeniyle % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, alanında uzman elektrik mühendisinden alınan bilirkişi raporu ile “ani voltaj yükselmesinden besleme kartlarının yandığı” tespit edildiği, dolayısıyla davalının kusurlu olduğu, nitekim davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığı, davacı tarafından talep edilen zarar miktarının da kadri maruf olduğunun anlaşıldığı, alacağın likit olmayıp yargılama ile belirlendiği gerekçesi ile;
“1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına,
2-Alacak likit olmayıp yargılama ile belirlendiğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” karar vermiştir.
Kararı davalı … vekili istinaf etmiştir. İstinaf dilekçesinde; iddia olunan hasarın tazmini için mevzuattaki şartların dava konusu olayda mevcut olmadığını,21/12/2012 tarihli EPDK Elektrik Dağıtım ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliğinin 26/1. maddesi, ”Kullanıcının kendi hatasından kaynaklanmaması kaydıyla kullanıcıya ait teçhizatta ortaya çıkan ve dağıtım şebekesinden kaynaklanan hasara ilişkin zararın tazmini için kullanıcı tarafından dağıtım şirketine zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 10 (on) iş günü içerisinde talepte bulunulabilir.” şeklindeki hükmü ile hasarın tazmini için özel bir süre öngörüldüğünü, ihtilaf konusu olayda ise davacı tarafından, öngörülen yasal süre içinde, davalı müvekkili şirkete başvuruda bulunulmadığından , bu yönüyle değerlendirmeyen yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, söz konusu hasarın dağıtım şebekesinden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, olay günü diğer aboneler tarafından voltaj durumu ile ilgili bir başvurunun yapılmadığını, bilirkişilerin hasar bedeli ödemesi yaptığından bahisle müvekkili şirketin, voltaj dalgalanmasından mütevellit sorumlu olacağına dair kanaatlerinin dayanağının da hatalı olduğunu, bilirkişi raporu , somut ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeden uzak şekilde tanzim edilmiş olmakla hatalı olup buna rağmen yerel mahkeme tarafından kabul edilerek hükme dayanak alındığını, iddia olunan hasar davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ait elektrik tesisatından kaynaklanmakta olup, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru veya sorumluluğu bulunmadığını, davalı müvekkili şirketin sorumluluk alanı, trafo ile bina bağlantı noktası kofra arasındaki hat olduğu, kofra sonrasındaki elektrik hattı ise bina içi tesisattır ve sorumluluğun mal sahibine ait olduğunu, somut olay bakımından, mahallinde keşif icrası ile tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespiti akabinde, sorumluluk noktasında değerlendirme yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda, elektrik iç tesisatının durumu değerlendirilmemiş olup eksik araştırma ve inceleme ile tanzim olunan rapor yerel mahkeme tarafından hükme dayanak alındığını, davacı dava dilekçesinde, elektrik kesintisi nedeniyle zarar meydana geldiğini iddia etmişse de işbu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, Elektrik İç Tesisat Yönetmeliği gereğince, binanın sayaç girişinde tesisatı besleyen hatta ve daire içine ya da sayaç girişine Kaçak Akım Rölesi (KAR) koyulması ve görevini ifa edecek şekilde bulundurulması zorunlu olup, genellikle bu önlemin alınmadığı durumlarda cihaz hasarı ve yangınla karşılaşılmaktadır ki; Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği bu sorumluluğu abonelere yüklediğinden kaçak/ağır akım rölesinin bulunmadığı veya olması gerektiği şekilde çalışmadığı durumlarda da oluşan hasardan davalı müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağı, kaçak akım rölesinin koyulmasından davacı sigorta şirketinin sigortalısı sorumlu olduğu için meydana gelen hasardan da kendisinin sorumlu olacağını, bilirkişi raporunda, dava konusu mahalde, dava konusu olay tarihi itibari ile çalışır vaziyette bir regülatör olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmamış olup, kesin kabuller ile eksik araştırma ve inceleme neticesinde tanzim olunan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, iddia edilen zarar ile davalı müvekkili şirketin dağıtım faaliyeti arasında illiyet bağı bulunmadığından, davalı şirkete herhangi bir sorumluluk yüklenmesi mümkün değilken, yerel mahkemenin aksi yönde hüküm kurmuş olması sebebiyle işbu kararın kaldırılması gerektiği, davacının bakım sözleşmesi veya formu sunmasına muvafakatleri bulunmadığından cihazın bakım ve onarımının yapıldığını ispat edememiş olan davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının ağır kusuru söz konusu olacağından kesinlikle davayı kabul etmemekle birlikte, illiyet bağı kesilecek ve davalı müvekkili şirketin sorumluluğu söz konusu olamayacağını, davacının talep ettiği tutarın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap ve son beyan dilekçesinde; kendilerinin istinaf talebi olmadığını ve davalı istinafının reddini istemiştir.
6100 sayılı HMK’nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Dava, voltaj dalgalanması nedeniyle davacının elektrik aletlerinde meydana geldiği ileri sürülen zararın tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
İstanbul 6.İcra Dairesi … Esas numaralı dosyada davacı şirket ile dava dışı faaliyeti vermekte olan bir özel okul olduğunu, davalı taraf ile abonelik sözleşmesi kapsamında sözleşme tarafı …. Ltd. Şti tarafından davalı … aleyhine 70.800,00 TL elektrik kesintisi nedeniyle zarar alacağı,11.556,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 82.356,00 TL nın tahsiline yönelik yapılan ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmış, itirazın iptali davasının ise sadece …. Ltd. Şti tarafından açıldığı görülmüştür.
23/09/2024 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle;” Davacının mahal yerindeki 3 adet “…” tahtalarının, davalının temin ettiği enerjideki ani voltaj yükselmesinden besleme kartlarının yandığı, bu nedenle tahtaların çalışmaz hale geldiği, onarımlarının da mümkün olmadığından söz konusu tahtaların yenisi ile değiştirilmesinin gerektiği, söz konusu hasarların davalının temin ettiği enerjideki ani voltaj yükselmesinden kaynaklandığı, davacı, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi … E. sayılı dosya ile 70.800,00 TL asıl alacak ve 11.556,00 TL faiz tutarı olmak üzere toplamda 82.356,00 TL talebinin olduğu, hasar gören “…” tahtalarının, 3 adet x 20.000,00TL = 60.000,00 TL + 10.800,00 TL KDV = 70.800,00 TL asıl alacak tutarın serbest piyasa fiyatları baz alınarak fiyatın kadri maruf olduğu, %9 oranında yasal faiz tutarının da 11,521,97-TL ilavesiyle, davacının, davalıdan toplamda 82.321,97 TL talep edebileceği” belirtilmiştir.
Daha sonra alınan 10/06/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle;” Davacının mahal yerindeki 3 adet “…” tahtalarının, davalının temin ettiği enerjideki ani voltaj yükselmesinden besleme kartlarının yandığı, bu nedenle tahtaların çalışmaz hale geldiği, onarımlarının da mümkün olmadığından söz konusu tahtaların yenileri ile değiştirilmesinin gerektiği, söz konusu hasarların davalının temin ettiği enerjideki ani voltaj yükselmesinden kaynaklandığı, davacı, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi … E. sayılı dosya le 70.800,00 TL asıl alacak ve 11.556,00 TL faiz tutarı olmak üzere toplamda 82.356,00 TL talebinin olduğu, hasar gören “…” tahtalarının, 3 adet x 20.000,00TL = 60.000,00 TL + 10.800,00 TL KDV = 70.800,00 TL asıl alacak tutarın serbest piyasa fiyatları baz alınarak fiyatın kadri maruf olduğu, %9 oranında yasal faiz tutarının da 11.521,97 TL ilavesiyle, davacının, davalıdan toplamda 82.321,97 TL talep edebileceği” belirlenmiş,kök rapordaki aynı tespitlere dayanıldığı görülmüştür.
Olay ve dava tarihi itibariyle tarihinde yürürlükte bulunan EPDK Elektrik Dağıtımı Ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği’nin “Hizmet Kalitesi Ve Kesintisiz Hizmet Sağlanması /Hizmet Kalitesi” başlıklı 11. Maddesinde ” Dağıtım lisans sahibi tüzel kişi ,ilgili mevzuat uyarınca bölgesinde bulunan tüm müşterilere eşit, taraflar arasında ayırım gözetmeksizin yeterli ,kaliteli ve sürekli elektrik enerjisi sunacak şekilde hizmet verir “hükmü bulunmaktadır.
Kullanıcı Zararının Tazmini ” başlıklı 26. Maddesinde aynen (1) Kullanıcının kendi hatasından kaynaklanmaması kaydıyla kullanıcıya ait teçhizatta ortaya çıkan ve dağıtım şebekesinden kaynaklanan hasara ilişkin zararın tazmini için kullanıcı tarafından dağıtım şirketine zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 10 (on) iş günü içerisinde talepte bulunulabilir.” denilmektedir. Ancak 10 günlük süreye ilişkin söz konusu düzenleme davacının genel hükümler çerçevesinde dava açmasına engel teşkil etmemektedir.
BK’nın 69. maddesine dayanan bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğuna dayalı tazminat isteminden ibarettir. Enerji nakil hatları da maddede belirtilen yapı eseri kapsamında olduğundan enerji nakil hattının sahibi bu tesisin korunmasından, bu bağlamda bakım eksikliğinden doğan zarardan kusursuz olarak sorumludur.
TBK’nın madde 69’da öngörülen sorumluluğun söz konusu olması için, yapı eserinin yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden bir zararın doğması gerekir. Anılan maddedeki sorumluluk kusura dayanmayan kusursuz sorumluluk hallerinden olup, yapı eseri sahibi ancak, davacının kusuru, üçüncü kişinin kusuru ve mücbir sebebin varlığının ispatı halinde sorumluluktan kurtulabilir. Ancak mevcut durumda davalı tarafından kendisini sorumluluktan kurtaracak davacının kusuru, üçüncü kişinin kusuru ve mücbir sebebin varlığı gibi illiyet bağını kesecek hususlar tatmin edici delillerle bu aşamada ispatlanamamıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalı tarafça elektrik dağıtım işlevi sırasında davalının bakım ve gözetim ödevinin bulunduğu kablolarda yüksek voltaj ve dalgalanma sonrası kablo arızasının meydana oluşması nedeniyle davacı işyerine normalden yüksek voltaj verilmesi sonucunda dava konusu zarara neden olan hasarın oluştuğu anlaşılmaktadır.
Alınan bilirkişi kök ve ek raporunda iç tesisatın da değerlendirildiği, iç tesisatta bozukluk belirlenmediği, olayda davalı voltaj sisteminden kaynaklanın gelişmenin bulunduğu açığa çıktığından, dava konusu elektrikli aletlerin masraf kayıtlarının kadri maruf olduğu ve davacının zararına esas olayda davalı kurum voltaj sisteminden kaynaklanan gelişmenin bulunduğu açıklığa kavuşmuş, davacının zarar gören söz konusu elektrikli aletlerinin masraf kayıtları olan fatura tutarlarının kadri maruf oluğu belirlenmiştir.
Bu doğrultuda davacının karşılanmayan zararının asıl alacak yönünden 70.800,00 TL olduğu, ,ayrıca davalının Bakırköy 40. Noterliği 5.11.2021 tarih … yevmiye nolu ihtarnamesi ile takip öncesi temerrüde düştüğü, bu yönüyle davacının takipte 70.800,00 TL asıl alacak ve 11.556,00 TL işlemiş faiz tutarı olmak üzere toplamda 82.356,00 TL alacaklı olduğu belirlenmekle, kök ve ek bilirkişi raporu taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ,mahkemenin kararı ise usul ve hukuka uygun bulunmuştur.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalı …’ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı …’ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 5.625,74 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.210,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.415,74 TL’nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/03/2026
Elektrik Kesintisi Nedeniyle İş Yerinde Meydana Gelen Üretim Kaybından Elektrik Dağıtım Şirketinin Sorumlu Olduğu, Ancak İş Yerinde Jeneratör Sistemi Bulunmadığı İçin Tazminattan İndirim Yapılması Gerektiği Hakkında
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/2071 E. – 2024/141 K. Sayılı İlamı
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1477 E., 2022/1565 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
SAYISI : 2020/252 E., 2022/242 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düsünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin 24 saat elektrik enerjisi kullanarak kalsit üretimi yaptığını, 2015 yılı Ocak-Haziran aylarında 60 kez uzun süreli, belirsiz şekilde kısa süreli elektrik kesintileri olduğunu, 01.07.2015-20.08.2015 tarihleri arasında da 53 kez uzun süreli kesintiler yaşandığını, davalı … şirketinin gerekli hizmeti sunamadığını, müvekkilinin üretim ve gelir kaybı ile işçilik maliyeti zararları oluştuğunu, zararlarının tazmini talep edilmesine karşın ödeme yapılmadığını, davalının kesintiler nedeniyle uğranılan zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, son 5 yıl içerisinde oluşan zarara ilişkin şimdilik 10.000,00 TL’nin zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 03.07.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 251.767,68 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirket tarafından elektrik kesintilerinin olması durumunda devreye girecek yedek enerji kaynağının olmaması ve jenaratör sistemi kurulmamasının meydana gelen zararda davacının müterafik kusurunu oluşturduğu, bu halde tazminattan indirim yapılması gerektiği, zarardan (üretim kaybı ve işçilik kaybı alacaklarından) %30 oranında kusur indirimi uygulanarak davanın kısmen kabulü ile 1.108,93 TL elektrik tazminatı alacağı, 154.075,45 TL üretim kaybı zararı ve 21.385,68 TL işçilik kaybı zararı olmak üzere toplamda 176.570,06 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda jeneratör bulunması gerektiğinin belirtilmediğini, teknik inceleme olmadan indirim yapıldığını, tüm makinaların jeneratörle çalıştırılmasının mümkün olmadığını, sarfiyat miktarına göre jeneratörlerin işletme maliyetinin yüksek olduğunu, ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabul edilmesini, indirim yapılamayacağını, 20.08.2015 tarihinden itibaren ticari faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili; elektrik kesintilerinin doğal olduğunu, davacının zararını gösteren somut delil bulunmadığını, fire vermeden üretim ve satış yapılamayacağını, jeneratör kullanmamasının zarara sebebiyet verdiğini, müvekkili şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporunun 2015 yılı ile ilgili olarak hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, dava dilekçesinde asıl alacağın ticari faizi ile tahsilini talep reddedilmesine rağmen, Mahkemece faize ilişkin hüküm kurulmaması ve davalı yönünden ise bilirkişi raporuna göre davacının zararının oluştuğu 2015 yılına ilişkin hüküm kurulması gerekirken, elektrik kesintilerinin eşik değer içerisinde kaldığı 2012, 2013 ve 2016 yılları içinde tazminata hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle; tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulüne, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulü ile 1.108,93 TL elektrik tazminatı alacağı, 89.102,00 TL üretim kaybı zararı ve 17.351,86 TL işçilik kaybı zararından takdiren %30 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak toplamda 75.293,96 TL toplamda avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrar etmiş, ayrıca yeniden verilen kararda faiz başlangıç tarihinin belirtilmediğini, tüm yıllar için zararın ispatlandığını, sadece 2015 yılı zararına hükmedilmesinin doğru olmadığını ifade ederek, kararın bozulmasını talep etmistir.
2. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; elektrik kesintisinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Hizmet Kalitesi” başlıklı 11 inci maddesi ve “Elektrik Kesintileri” başlıklı 12 nci maddesi
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile 2015 yılı haricindeki elektrik kesintilerinin eşik değer içerisinde kaldığının, 2015 yılına ilişkin zarar miktarından davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince; kabul edilen tutarın dava tarihinden işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, faizin işlemeye başladığı tarihin kararda belirtilmemesi, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı tarafın faiz başlangıcına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının A-1 bendinde yer alan “toplamda 75.293,96 TL alacağın” ifadesinden sonra gelmek üzere “dava tarihinden itibaren işleyecek” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 3.867,30 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Elektrik Kesintisi Nedeniyle İş Yerinde Meydana Gelen Üretim Kaybından Elektrik Dağıtım Şirketinin Sorumlu Olduğu, Ancak İş Yerinde Jeneratör Sistemi Bulunmadığı İçin Tazminattan İndirim Yapılması Gerektiği Hakkında
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2008/10473 E. – 2009/5992 K. Sayılı İlamı
“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının kamuoyunu ve taraflarını bilgilendirmeden elektrik kesintisi yapması nedeniyle 55.882.63 YTL üretim kaybı ve 140.00 YTL de soğutmadan … kayıp olmak üzere toplam 56.022.63 YTL zararlarının bulunduğunu beyan ederek bu miktarın zararın meydana geldiği tarihten itibaren %32 oranında banka reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kesinti olmadan elektrik dağıtımının mümkün olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranarak elektrik kesintilerinden etkilenmemek için jeneratör sistemi kurması gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı kurum tarafından düzenlenen yazıya göre 2006 Haziran ayı içerisinde yapılan elektrik kesintileri nedeniyle davacı tarafından üretime ara verildiği, habersiz yapılan bu kesintiler nedeniyle davacının ekonomik kayba uğradığı ve davalının BK.nun 96.maddesi gereğince zararı karşılamakla yükümlü olduğu bilirkişi heyeti tarafından zarar miktarının 16.827.84 YTL olduğu, ancak davacının da TTK.nun 20.maddesi anlamında tacir olup, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, önleyici tedbir almadığı, BK.nun 98/2.maddesinin yollamasıyla BK.nun 44.maddesi gözetilerek zarar miktarından %50 oranında indirim yapıldığı, davalının 13.07.2006 tarihinde davacının zarar tazminine ilişkin yazısına cevap verdiği ve en geç bu tarihte temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.413.92 YTL’nin 13.07.2006 tarihinden itibaren %23 ve değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 18.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
IX-Soru-Cevap
Voltaj dalgalanması nedeniyle ticari dava açma süresi (zamanaşımı) nedir?
Elektrik dağıtım şirketinin sorumluluğu haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık temeline dayanır. Genel olarak zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde 10 yıllık zamanaşımı süreleri uygulanır. Ancak delillerin kaybolmaması adına hukuki işlemler derhal başlatılmalıdır.
Tüketici mahkemesinde açılan dava reddedilir mi?
Evet. Davacının tacir olması ve zararın iş yerinde (ticari işletmede) meydana gelmesi durumunda Tüketici Mahkemesi görevsizlik kararı verir. Bu tür davaların mutlaka Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerekir.
Voltaj dalgalanması nedeniyle ticari davalarda arabuluculuğa başvuru zorunlu mudur?
Evet. Her türlü ticari davada dava öncesi arabulucu yoluna başvuru yapılması zorunludur.
Voltaj dalgalanması nedeniyle dava açmadan önce elektrik dağıtım şirketine başvuru zorunlu mudur?
Elektrik Piyasasında Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetlerine İlişkin Kalite Yönetmeliği’nin 26’ıncı maddesi “Kullanıcı, elektrik dağıtım sisteminden kaynaklanan kalite sorunları nedeniyle teçhizatında oluşan hasara ilişkin zararın tazmini için zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 30 (otuz) gün içerisinde dağıtım şirketine talepte bulunur.” şeklindedir. Ancak söz konusu bu düzenleme genel hükümler çerçevesinde dava açılması engel teşkil etmemektedir.
İstanbul / Bakırköy bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Enerji hukuku alanındaki hizmetlerimiz için İstanbul Enerji Hukuku Avukatı sayfamızı, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için https://sinankarabacak.com/hizmetlerimiz/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Bir Yorum