|

Şikayet Nedir? Türk Ceza Hukukunda Şikayet Kurumu: Mahiyeti, Süresi ve Sonuçları

şikayet nedir bağcılar avukat sinan karabacak

Şikayet nedir? Ceza muhakemesi hukukunda soruşturma ve kovuşturma şartlarından biri olan şikayet; bir suçun işlendiğinin, o suçun mağduru veya suçtan zarar gören kişi tarafından yetkili makamlara bildirilmesi ve failin cezalandırılmasının istenmesidir. Şikayete bağlı suçlar, genellikle toplumsal huzuru sarsmaktan ziyade, bireyin kişisel alanını ve huzurunu ilgilendiren düşük yoğunluklu suçlardır.

A-Şikayet Nedir? Şikayetin Hukuki Niteliği

Şikayet, bir muhakeme şartıdır. Yani, kanunda şikayete bağlı olduğu belirtilen bir suç söz konusu olduğunda, şikayet hakkı kullanılmadan savcılık soruşturma başlatamaz, dava açamaz. Eğer yanlışlıkla açılmışsa, mahkeme şikayet gerçekleşene kadar davayı durdurur veya düşme kararı verir.

Şikayete bağlı suçlar TCK’da maddelerin içinde “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır” ibaresiyle belirtilir. Örneğin; basit kasten yaralama (m. 86/2), hakaret (m. 125/1) ve güveni kötüye kullanma (m. 155/1) bu gruptadır.

B-Şikayet Hakkının Sahibi ve Kullanılması

Şikayet hakkı, suçtan zarar gören kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.

  • Mağdur ve Zarar Gören: Suçtan doğrudan fiziksel, ruhsal veya ekonomik zarar gören herkes bu hakkı kullanabilir.
  • Küçükler ve Kısıtlılar: Eğer mağdur çocuksa veya kısıtlıysa, şikayet hakkı velisi veya vasisi tarafından kullanılır. Ancak ayırt etme gücüne sahip çocukların bizzat şikayet hakkı olduğu da doktrinde ve yargı kararlarında kabul edilmektedir.
  • Mirasçılar: Şikayet hakkı kural olarak mirasçılara geçmez. Ancak mağdur şikayet ettikten sonra ölürse, mirasçılar davaya katılabilir. (İstisna: Ölmüş kişinin hatırasına hakaret suçunda mirasçılar doğrudan şikayet hakkına sahiptir).

Şikayet; Cumhuriyet Başsavcılığına, kolluk birimlerine (polis/jandarma), valiliğe, kaymakamlığa veya mahkemelere yazılı bir dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü beyanla yapılabilir.

C-Şikayet Süresi: Altı Aylık Hak Düşürücü Süre

TCK m. 73 uyarınca, şikayete bağlı suçlarda şikayet süresi 6 aydır. Bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren başlar.

  • Zamanaşımı ile İlişkisi: Şikayet süresi, dava zamanaşımı süresini geçemez.
  • Öğrenme Şartı: Eğer mağdur suçu ve faili hiç öğrenememişse, 6 aylık süre başlamaz; ancak her halükarda dava zamanaşımı süresi dolduğunda şikayet hakkı da sona erer.
  • Hak Düşürücü Niteliği: Bu süre geçtikten sonra yapılan şikayetler geçersizdir ve savcılık “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” (KYOK) verir.

D- Şikayetten Vazgeçme

Şikayetten vazgeçme, mağdurun başlattığı süreci durdurma iradesidir. Vazgeçme iki aşamada gerçekleşebilir:

  1. Soruşturma Aşamasında: Savcılık aşamasında şikayetten vazgeçilirse dosya kapatılır (KYOK verilir).
  2. Kovuşturma Aşamasında: Mahkeme aşamasında vazgeçilirse, davanın düşmesine karar verilir. (Karar kesinleşinceye kadar vazgeçmek mümkündür).

Vazgeçmenin Özellikleri:

  • Kabul Şartı: Sanık vazgeçmeyi kabul etmezse dava devam eder. Çünkü sanık, yargılanıp beraat ederek aklanmak isteyebilir.
  • Bölünmezlik İlkesi: Mağdur birden fazla failden sadece biri hakkında şikayetten vazgeçerse, bu vazgeçme tüm failleri kapsar.
  • Geri Dönülemezlik: Şikayetten bir kez vazgeçildikten sonra, aynı olay ve aynı kişi için tekrar şikayetçi olunamaz.

E-Şikayetin Şahsi Olması

  • Şahsi Olmama: Şikayet dilekçesinde sadece bir failin adının geçmesi yeterlidir. Şikayet, fiile yöneliktir. Dolayısıyla olayda ismi geçmeyen diğer ortaklar da bu şikayet kapsamında soruşturulur.
  • İştirak Halinde Şikayet: İştirak halinde işlenen suçlarda, faillerden biri hakkında yapılan şikayet, kanun gereği diğerlerini de kapsar.

F-Şikayetin Uzlaşma ile İlişkisi

Güncel mevzuatımız uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçların tamamı (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar hariç) uzlaşma kapsamındadır. Bu durumda savcılık, dosyayı önce Uzlaştırma Bürosuna gönderir. Uzlaşma sağlanamazsa yargılama süreci devam eder.

E-Şikayet Kavramı Hakkında Hukuki Değerlendirme ve Sonuç

Şikayet kurumu, devletin cezalandırma yetkisini mağdurun iradesiyle dengeleyen bir mekanizmadır. 6 aylık hak düşürücü süre, “öğrenme” kriterine dayandığı için hak kayıplarının önlenmesi adına bu tarihin tespiti hayati önem taşır. Özellikle “vazgeçmenin bölünmezliği” kuralı, mağdurların en çok hata yaptığı alanlardan biridir; zira bir kişiyi affetmek istemek, istemeden diğer faillerin de ceza almasını engellemekle sonuçlanabilir. Ceza davası hakkındaki süreçleriniz için tarafımızla iletişime geçin.

G-Şikayet Kurumu Hakkındaki Yargıtay Kararları

Şikâyetten Vazgeçme İki Taraflı İşlemdir; Sanık Kabul Etmezse Geçersizdir ve Suç Sabitse Mahkûmiyet Verilebilir

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2016/217 E. – 2016/8619 K., 25.04.2016 T. (Kanun Yararına Bozma – Ret)

Kararın Özeti

Kasten yaralama ve hakaret suçlarında müşteki şikâyetinden vazgeçmiş; ancak sanık vazgeçmeyi kabul etmediğini beyan etmiştir. Yerel mahkeme yargılamaya devam ederek sanığı mahkûm etmiştir. Adalet Bakanlığı, mahkûmiyet yerine düşme kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kanun yararına bozma istemiş; Yargıtay bu istemi reddederek mahkûmiyet hükmünü yerinde bulmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

TCK m.73/6 uyarınca, kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Bu nedenle şikâyetten vazgeçme iki taraflı bir hukuki işlemdir ve hüküm doğurması için sanığın kabulü şarttır. Sanık vazgeçmeyi kabul etmediğinden hukuken geçerli bir vazgeçme yoktur; toplanan delillere göre suç sabit olduğundan mahkûmiyet kararı usul ve yasaya uygundur.

“…sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmemesi nedeniyle, hukuken geçerli bir vazgeçme söz konusu olmadığından … sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı…”

Değerlendirme

Bu karar, vazgeçmenin neden iki taraflı sayıldığını ve bunun pratik sonucunu gösterir: Beraat edeceğine inanan sanık, lekesiz biçimde aklanmak için vazgeçmeyi reddedebilir ve yargılamanın sürmesini isteyebilir. Kararın dikkat çeken yönü, sanık vazgeçmeyi kabul etmediğinde ve suç da sabit olduğunda mahkûmiyet verilebileceğini benimsemesidir. Karar metninde de belirtildiği üzere, doktrinde bu noktada “ceza verilmesine yer olmadığı” yönünde görüşler bulunmakta ve konu tartışmalıdır; ancak bu karar, geçerli bir vazgeçme bulunmadığı için sübut halinde mahkûmiyetin önünde engel görmemektedir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/217 E. – 2016/8619 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

KARAR
Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanık …’nun, 5237 sayılı lürk Ceza Kanunu’nun 86/2, 125/1, 62/1 (iki kez) ve 52/2. (iki kez) maddeleri gereğince 2.000.00 Türk lirası ve 1.500.00 Türk lirası adli para cezalan ile cezalandırılmasına dair Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/06/2015 tarihli ve 2014/485 esas, 2015/437 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/12/2015 tarih ve 369031 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, müşteki sanık Hüseyin Ateş’in 11/04/2014 tarihli duruşmada sanık … hakkında şikayetçi olmadığını beyan etmesi ve sanık …’nun da şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğini beyan etmesi karşısında, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 16/04/2012 tarihli ve 2010/22456 esas, 2012/9908 sayılı ilamında belirtildiği üzere. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesinin 4. fıkrasında, kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda, suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesinin davayı düşüreceği düzenlenmiş, yargılama sonunda suçun sabit olmaması halinde beraat kararı verilmesi olanağının sağlanması için aynı maddenin 6. fıkrasında vazgeçmenin, onu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Buna göre. sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmemesi durumunda, yargılamaya devam edilerek, suçun sabit olmaması halinde beraatine, suçun sabit olduğunun anlaşılması halinde ise. bu husus kararda açıklanarak, kovuşturmanın şikayet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nın, kanun yararına bozma talebinin konusunu içeren 73. maddesinin 4 ve 6. fıkralarında:
“(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.” hükümleri düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere, şikayetten vazgeçmenin hukuki değer ifade etmesi için sanığın bunu kabul etmesi şart koşulmuştur. Doktrinde de bu husus çeşitli şekillerde dile getirilmiştir. Örnek vermek gerekirse; “Şikayetten vazgeçme, failin onu kabul etmesine bağlanmak suretiyle, burada iki taraflı bir hukuki işleme yer verilmiştir. Yani, mağdurun şikayetten vazgeçmesine rağmen, suçsuz olduğuna ve bu nedenle de beraat edeceğine inanan fail bunu kabul etmez ise muhakeme devam edecektir. (Demirbaş, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2014, 10. baskı, s.210)”, “Şikayetten vazgeçme iki taraflı bir işlemdir, şikayetten vazgeçmenin hüküm doğurabilmesi için, failin vazgeçmeyi kabul etmesi gerekir. (Zafer, Hamide, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, İstanbul, 2015, 4.baskı, s.554)”, “Şikayetten vazgeçme iki taraflı bir işlemdir, vazgeçmenin geçerli olabilmesi için bunun sanık tarafından kabul edilmesi gerekir. O nedenle, şikayetten vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık hakkında yargılamaya devam edilerek toplanan delillere göre karar verilmesi gerekirken, davanın düşmesine hükmedilmesi kanuna aykırıdır. Sanığın beraat edeceği düşüncesiyle vazgeçmeyi kabul etmemesi halinde, yapılan yargılama sonucunda suçun sübutu durumunda, şikayetten vazgeçildiği gözetilerek sanık hakkında ceza uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekir, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır.(Hakeri, Hakan, Ceza Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s.119)” şeklinde, şikayetten vazgeçmenin sanık tarafından kabul edilmemesi halinde yargılamaya devam olunacağı belirtilmiş, ancak suçun sübutunun kabul edilmesi halinde mahkumiyet kararı verilip verilemeyeceği hususu muğlak bırakılmıştır.
Yukarıda yer verilen yasal mevzuat ve açıklamalardan, kanunda aksi yazılı olmadıkça, şikayetten vazgeçmenin iki taraflı bir hukuki işlem olup, sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmemesi halinde hukuki değerinin olmayacağının anlaşılması, somut olayda da, mağdur Hüseyin Ateş’in şikayetten vazgeçtiğini açıklaması ve sanık …’nun da şikayetten vazgeçmeyi kabul etmemesi karşısında; sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmemesi nedeniyle, hukuken geçerli bir vazgeçme söz konusu olmadığından, toplanan delillere göre suçun sübut bulması dolayısıyla sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç ve Karar:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 25.04.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Şarta Bağlı Şikâyetten Vazgeçme Geçerli Değildir

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2010/33191 E. – 2012/41294 K., 18.09.2012 T.

Kararın Özeti

Karşılıklı yaralama ve hakaret iddialarının bulunduğu dosyada, bir müşteki-sanık “beni bu olaylara karıştırmaz ise şikayetçi olmam” diyerek şarta bağlı vazgeçmiş; diğeri ise “şikayetçi değildim ancak iftira atınca ben de şikayetçi oldum” demiştir. Yargıtay, şarta bağlı vazgeçmenin geçerli olmadığını ve ikinci beyanın da vazgeçme anlamına gelmediğini belirtmiş; ayrıca esasa ilişkin beraat hükümlerini delil değerlendirmesindeki eksiklik nedeniyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Şikâyetten vazgeçme koşulsuz olmalıdır; bir şarta bağlanan vazgeçme hukuken geçerli sayılmaz. “İftira atınca ben de şikâyetçi oldum” şeklindeki ifade ise bir vazgeçme beyanı değildir. Esasa ilişkin olarak, doktor raporuyla doğrulanan yaralama ve tanık beyanıyla desteklenen hakaret iddialarında, bu delillere neden itibar edilmediği tartışılmadan beraat kararı verilmesi hatalıdır.

“…’beni bu olaylara karıştırmaz ise şikayetçi olmam’ diyerek şartlı olarak şikayetten vazgeçtiği, ancak şartlı şikayetten vazgeçmenin geçerli olmadığı…”

Değerlendirme

Bu karar, vazgeçme beyanının net, kayıtsız ve koşulsuz olması gerektiğini ortaya koyar. Uygulamada taraflar çoğu zaman vazgeçmeyi bir karşılığa veya gelecekteki bir davranışa bağlamak ister (“bir daha yapmazsa”, “o da vazgeçerse”); ancak böyle bir beyan hukuki sonuç doğurmaz ve yargılama sürer. Aynı şekilde, husumetin veya karşı suçlamanın açıklanması da vazgeçme sayılmaz. Vekil açısından çıkarım, müvekkilin vazgeçme iradesinin tutanağa açık ve koşulsuz biçimde geçirilmesini sağlamaktır; aksi halde beyan geçersiz kabul edilir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2010/33191 E. – 2012/41294 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müşteki sanıklardan E.. C..’ nin kendisine yönelik yaralama suçu ile ilgili olarak sanık F.. K.. hakkında 23/12/2008 tarihli duruşmada “beni bu olaylara karıştırmaz ise şikayetçi olmam” diyerek şartlı olarak şikayetten vazgeçtiği, ancak şartlı şikayetten vazgeçmenin geçerli olmadığı yine şikayetçi sanık F.. K..’ ın kendisine yönelik hakaret suçu ile ilgili olarak sanık E.. C.. hakkında aynı tarihli duruşmada “ ben sanıktan şikayetçi değildim ancak Emine, benim hakaret ettiğimi iddia edince, bana iftira atınca bende O’ nun hakkında şikayetçi oldum” şeklinde söylediği sözlerin şikayetten vazgeçme anlamına gelmediği anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. Ancak;
1- Sanık E.. C.. hakkında yaralama suçundan kurulan beraat kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Şikayetçi-sanık Fatma’nın iddiası ve bu iddiayı doğrulayan doktor raporuna göre subut bulan suçtan sanığın mahkumiyeti yerine beraatına karar verilmesi,
2- Sanık F.. K.. hakkında hakaret suçundan kurulan beraat kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Şikayetçi Emine’ nin iddiası ve bu iddiayı doğrulayan tanık B.. C..’ nin beyanına neden itibar edilmediği karar yerinde tartışılmadan atılı suçtan sanığın beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 18.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Müşteki Vazgeçtiğinde Sanığa Vazgeçmeyi Kabul Edip Etmediği Sorulmadan Mahkûmiyet Kurulamaz

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/19292 E. – 2021/2131 K., 26.01.2021 T. (Kanun Yararına Bozma)

Kararın Özeti

Şikâyete bağlı hakaret suçunda müşteki, duruşmada şikâyetçi olmadığını beyan etmiş; sanığın ise vazgeçmeyi kabul etmediğine dair herhangi bir beyanı bulunmamaktadır. Yerel mahkeme, bu vazgeçme beyanını dikkate almadan mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Yargıtay, sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan karar verilemeyeceğini belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Hakaret suçu (kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenenler hariç) TCK m.131/1 uyarınca şikâyete bağlıdır. Müşteki vazgeçtiğinde, vazgeçmenin iki taraflı niteliği gereği sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmalı ve sonucuna göre davanın düşmesine karar verilip verilmeyeceği değerlendirilmelidir. Bu soru yöneltilmeden, vazgeçme beyanı yok sayılarak mahkûmiyet kurulması hukuka aykırıdır.

“…sanığa şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre … düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi yerine … mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır.”

Değerlendirme

Bu karar, vazgeçmenin iki taraflı niteliğinin usuli yansımasını gösterir. Mahkeme, müştekinin vazgeçmesini görmezden gelemez; sanığa tutumunu açıkça sormak zorundadır. İki olasılık doğar: Sanık vazgeçmeyi kabul ederse dava düşer (TCK m.73/4, CMK m.223/8); kabul etmezse yargılama sürer. Bu kararın bir önceki blokta ele alınan içtihatla birlikte değerlendirilmesi, sürecin tamamını ortaya koyar: önce sanığın iradesi sorulur, sonra sonucuna göre düşme veya yargılamaya devam yoluna gidilir. Mahkemenin bu soruyu sormaması başlı başına bozma sebebidir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/19292 E. – 2021/2131 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”
KARAR

Hakaret suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Malkara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/11/2019 tarihli ve 2019/446 esas, 2019/653 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 04/06/2020 gün ve 2020/48904 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “ Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 20/11/2017 tarihli ve 2017/4372 esas, 2017/13189 karar sayılı ilamında yer alan “…sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra, deneme süresi içerisinde yeniden suç işlemesi nedeniyle, kesinleşen kararla mahkum olduğunun belirlenip ihbarda bulunulması üzerine, dosyanın yeniden ele alınarak yapılan 14/12/2016 tarihli sanığın da hazır olduğu duruşmada, mağdur Saniye Karaca’nın şikayetten vazgeçmiş olması nedeniyle, sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, şikayetten vazgeçme beyanı dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır…BOZULMASINA…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda müştekinin 12/11/2019 tarihli oturumda şikayetçi olmadığını beyan ettiği ve sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanının da bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında takibi şikayete bağlı hakaret suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nın 131/1. maddesinde, “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır.” hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun’un 73. maddesinin 4. fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür.” hükümleri düzenlenmiştir.
5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.” hükmü yer almaktadır.
İncelenen somut olayda; mağdurun 12/11/2019 tarihli oturumda şikayetten vazgeçmiş olması karşısında, sanığa şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi yerine şikayetten vazgeçme beyanı dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret suçundan sanık … hakkında, Malkara 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/11/2019 tarihli ve 2019/446 esas, 2019/653 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Sanığa şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulması gerektiğinden, CMK’nın 309. maddesinin 4-b fıkrası gereğince sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 26/01/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Şikâyete Bağlılık ve Uzlaşma Lehe Kanun Olarak Uygulanır; Uzlaştırma Yapılmadan Açılan Dava İddianamenin İadesini Gerektirir

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2005/8209 E. – 2005/19963 K., 29.09.2005 T. (Kanun Yararına Bozma – Ret)

Kararın Özeti

Eşe karşı basit yaralama suçunda, suç tarihinde (765 sayılı TCK dönemi) eylem şikâyete bağlıdır. Yargılama sürerken yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’da bu eylem re’sen takip edilir hale gelmişse de, mahkeme suç tarihindeki şikâyete bağlılığı sanık lehine kabul etmiş; ayrıca yeni getirilen uzlaşma kurumunu da lehe sayarak, uzlaştırma yapılmadan açılan dava nedeniyle iddianameyi iade etmiştir. Yargıtay, bu yaklaşımı yerinde bularak kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.

Yargıtayın Gerekçesi

Eylemin suç tarihinde şikâyete bağlı olması sanık lehinedir ve bu nitelik korunur. 5271 sayılı CMK ile getirilen uzlaşma kurumu da sanık lehine bir düzenleme olduğundan, sanığa bu imkânın tanınması gerekir. Bu nedenle önce uzlaştırma işlemleri yapılmalıdır; uzlaştırma yapılmadan dava açılması, CMK m.174/1-c uyarınca iddianamenin iadesi sebebidir.

“…öncelikle uzlaşma işlemlerinin yapılması gerekir. Uzlaştırma işlemleri yapılmadan dava açılması ise … iddianamenin iadesi nedenidir.”

Değerlendirme

Bu karar iki temel ilkeyi bir arada gösterir. Birincisi lehe kanun uygulaması: Bir eylem sonradan re’sen takibe geçse bile, suç tarihindeki şikâyete bağlılık sanık lehine olduğundan korunur. İkincisi, uzlaşmanın dava şartı niteliği: Uzlaşma kapsamındaki bir suçta, uzlaştırma prosedürü tüketilmeden dava açılamaz; aksi halde iddianame iade edilir. Bu, uzlaşmanın yalnızca bir seçenek değil, soruşturma aşamasında yerine getirilmesi zorunlu bir usul olduğunu ortaya koyar. Karar eski tarihli olmakla birlikte, lehe kanun ve uzlaşmanın dava şartı niteliğine ilişkin yerleşik ilkeleri yansıtması bakımından güncelliğini korur.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2005/8209 E. – 2005/19963 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Eşi basit yaralama suçundan şüpheli Gazi hakkındaki soruşturma evresi sonucunda Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.6.2005 gün ve 2005/30-28909 hazırlık, 2005/11520 esas, 2005/2650 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanunun 174. maddesi gereğince iadesine dair, Adana Birinci Sulh Ceza Mahkemesinin 4.7.2005 gün ve 2005/46 iddianamenin iadesi sayılı karanna vaki itirazın reddine ilişkin, Adana Beşinci Asliye Ceza Mahkemesinin 12.7.2005 gün ve 2005/216 müt. sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 11.8.2005 gün ve 33784 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C.Başsavcılığının 19.8.2005 gün ve 2005/148259 sayılı ihbamamesiyle daireye gönderilmekle okundu;

Mezkur ihbarnamede;

Tüm dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında düzenlenen iddianamedeki niteleme itibarıyla eylemin uzlaşma kapsamında kalan suçlardan olmadığı gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde red kararı verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.

Gereği düşünüldü:

Sanık hakkında, 14.5.2005 tarihinde işlediği şikayete bağlı olan müessir fiil suçundan dolayı 16.6.2005 günlü iddianame ile 765 sayılı TCK.nun 456/4 ve 457/1. maddeleri gereğince tecziyesi için dava açılmış, Adana 1. Sulh Ceza Mahkemesi 4.7.2005 gün ve 2005/46 sayılı kararı ile suç tarihi itibariyle sanığa atılı suçun uzlaşmaya tabi olduğu gerekçesi ile iddianamenin iadesine karar vermiş, bu karara karşı yapılan itiraz ise reddedilmiştir.

1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 73/8 maddesinde şikayete bağlı suçlarda mağdur ile failin uzlaşması halinde kamu davasının açılmayacağı veya açılan davanın düşürüleceği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 ve 254. maddelerinde ise uzlaştırma işleminin ne şekilde yapılacağına ilişkin kurallar düzenlenmiştir.

Sanığa atılı suç, suç tarihinde şikayete bağlıdır. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 86/2. maddesine göre ise re’sen takibi gerektiği, ancak eylemin suç tarihinde şikayete bağlı olması nedeniyle şikayete bağlı bir suç olarak değerlendirilmesi sanık lehinedir. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayfı CMK.da düzenlenen uzlaşma müessesi de sanık

lehine getirilmiş bir düzenleme olup sanığa bu olanağın tanınması gerekir. O halde öncelikle uzlaşma işlemlerinin yapılması gerekir. Uzlaştırma işlemleri yapılmadan dava açılması ise, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 5353 sayılı Kanunla değişik, 174. maddesinin 1. fıkrasının c bendi gereğince iddianamenin iadesi nedenidir.

Bu itibarla;

Adana Birinci Sulh Ceza Muhakemesinin 4.7.2005 gün ve 2005/46 sayılı iddianamenin iadesi kararı ile bu karara karşı yapılan itiraz üzerine Adana Beşinci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 12.7.2005 gün ve 2005/216 müt. sayılı itirazın reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin (REDDİNE), 29.9.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

H-Genel olarak Şikayete Tabi Suçlar (5237 Sayılı TCK Bağlamında)

Sıra NoSuçMaddeŞikayete Tabi MiCezası
1Kasten yaralama86/2EvetDört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası
2Taksirle yaralama89/1EvetÜçaydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası
3Taksirle yaralama89/2Evet (bilinçli taksir halinde hayır)Birinci fıkraya göre belirlenen cezanın, yarı oranında artırılması
4Taksirle yaralama89/3Evet(bilinçli taksir halinde hayırBirinci fıkraya göre belirlenen cezanın bir kat artırılması
5Taksirle yaralama89/4Evet(bilinçli taksir halinde hayırAltı aydan üç yıla kadar hapis cezası
6Tehdit106/1 üçüncü cümleEvetAltı aya kadar hapis cezası veya adli para cezası
7Konut dokunulmazlığının ihlali116/1EvetAltı aydan iki yılakadar hapis cezası
8Konut dokunulmazlığının ihlali116/2EvetAltı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası
9İş ve çalışma hürriyetinin ihlali117/1, 119/1-cEvetAltı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası
10Kişilerin huzur ve sükununu bozma123/1EvetÜç aydan bir yıla kadar hapis cezası
11Hakaret125/1EvetÜçaydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası
12Hakaret125/2EvetÜçaydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası
13Hakaret125/3-b, 3-cEvetAlt sınırı bir yıl hapis cezası
14Kişinin hatırasına hakaret130/1EvetÜçaydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası
15Kişinin hatırasına hakaret130/2EvetÜç aydan iki yıla kadar hapis cezası
16Haberleşmenin gizliliğini ihlal132/1EvetBir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
17Haberleşmenin gizliliğini ihlal132/2Evetİki yıldan beşyıla kadar hapis cezası
18Haberleşmenin gizliliğini ihlal132/3EvetBir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
19Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması133/1Evetİki yıldan beşyıla kadar hapis cezası
20Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması133/2EvetAltı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer yazılarımızı görmek için Hukuki Makaleler sayfasını, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Benzer Yazılar

41 Yorumlar

  1. Geri bildirim: Hakaret Suçu (TCK-125)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir