İçindekiler
I. Giriş
Türkiye’de elektrik enerjisinin iletimi ve dağıtımı amacıyla inşa edilen yüksek gerilim hatları ve bu hatlara ait direkler (pilonlar), çoğu zaman özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinden geçirilmekte ya da söz konusu taşınmazlar üzerine yerleştirilmektedir. Elektrik şirketleri, bu uygulamayı zaman zaman herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın, taşınmaz malikinin rızasını almaksızın ve herhangi bir irtifak hakkı tesis etmeksizin gerçekleştirmektedir.
Bu durum, anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkının açık bir ihlali niteliğini taşımakta ve taşınmaz malikleri açısından ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır. Hukuk sistemimizde taşınmaz malikleri bu haksız müdahale karşısında farklı hukuki yollara başvurabilmektedir. Bu makalede; pilon yeri bedeli, irtifak hakkı bedeli ve ecri misil talepli davalar hukuki nitelikleri, kapsamları, aralarındaki farklar ve uygulama esasları bakımından ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
II. Hukuki Çerçeve
A. Anayasal ve Yasal Dayanak
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına almış; bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğini, kamulaştırmanın ise karşılığı peşin ödenmek suretiyle gerçekleştirilebileceğini hükme bağlamıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, kamulaştırma usul ve esaslarını düzenlemekte; 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat ise elektrik iletim ve dağıtım faaliyetlerini yönetmektedir.
B. Elektrik Şirketlerinin Hukuka Aykırı Uygulamaları
Uygulamada elektrik şirketleri; kamulaştırma işlemi yapmaksızın özel mülkiyete ait arsalar üzerine elektrik direği (pilon) dikmekte, yüksek gerilim hattını bu taşınmazların üzerinden geçirmekte ve bunları yaparken taşınmaz maliklerinin rızasını almamaktadır. Bu fiiller; haksız işgal, mülkiyet hakkına tecavüz ve sebepsiz zenginleşme niteliği taşımakta olup taşınmaz malikleri çeşitli hukuki taleplere dayanarak dava açma hakkına sahiptir.
III. Pilon Yeri Bedeli Davası
A. Hukuki Niteliği ve Tanımı
Pilon yeri bedeli davası; özel mülkiyete tabi taşınmaz üzerine herhangi bir hukuki işlem (kamulaştırma, irtifak hakkı tesisi, kira sözleşmesi vb.) yapılmaksızın elektrik direği (pilon) dikilen taşınmaz malikinin, bu direğin kapladığı alan için talep ettiği tazminata yönelik davadır. Bu dava, temelde haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmekte ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin tazminatı niteliğini taşımaktadır.
Yargıtay içtihadına göre pilon yeri bedeli; direğin bizzat kapladığı alanın kamulaştırma bedelidir. Zira bu alan, direğin fiilen işgal ettiği ve artık taşınmaz malikinin yararlanamayacağı kısımdır. Bu nedenle bedel hesabında taşınmazın tamamı değil, yalnızca direğin oturduğu alan esas alınmaktadır.
B. Hesaplama Yöntemi
Pilon yeri bedeli hesaplanırken mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmaktadır. Bilirkişiler; taşınmazın niteliğini, konumunu, büyüklüğünü, emsal taşınmazları, dava tarihindeki piyasa koşullarını ve direğin oturduğu alanın büyüklüğünü dikkate alarak taşınmazın birim değerini tespit eder. Bu birim değer; direğin kaidesi de dahil olmak üzere kapladığı toplam alan ile çarpılarak pilon yeri bedeli belirlenir.
Uygulamada mahkemeler, pilon yeri bedelinin hesaplanmasında taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerini esas almaktadır. Değer tespitinde taşınmazın imar durumu, yakın çevresindeki yapılaşma, ulaşım imkânları ve taşınmazın cins ve niteliği belirleyici rol oynamaktadır.
C. Önemli Özellikler
Pilon yeri bedeli davasının temel özellikleri şunlardır:
- Yalnızca direğin fiilen kapladığı alan için bedel talep edilebilir; hattın geçtiği koridor veya diğer kısımlar bu davanın konusu dışındadır.
- Bu dava; irtifak hakkı bedeli ve ecri misil davasından bağımsız olarak açılabileceği gibi, bu davalarla birlikte de açılabilir.
- Taşınmazın tamamı için değil, direğin oturduğu kısım için bedel ödeneceğinden, bu dava genellikle diğer taleplerle birlikte yürütülür.
- Zamanaşımı açısından; TMK m. 683 kapsamındaki mülkiyet ihlali iddiasına dayalı olduğu için genel zamanaşımı hükümleri uygulanmakla birlikte uygulamada farklılık gösterebilir.
IV. İrtifak Hakkı Bedeli Davası
A. Hukuki Niteliği ve Tanımı
İrtifak hakkı bedeli davası; elektrik iletim hattının taşınmazın üzerinden geçmesi nedeniyle oluşan kalıcı değer kaybı ile kullanım kısıtlamasının karşılığını talep eden bir dava türüdür. Elektrik şirketinin irtifak hakkı tesis etmeksizin hattı geçirmesi halinde taşınmaz maliki bu bedeli tazminat davası yoluyla da talep edebilmektedir.
Yüksek gerilim hatlarının geçtiği taşınmazlarda çeşitli kısıtlamalar ortaya çıkmaktadır: Hat altında ve belirli bir koridor içinde yapı inşa edilememekte, ağaç yetiştirilememekte, tarımsal faaliyet sınırlandırılmakta ve taşınmazın piyasa değeri düşmektedir. İşte bu değer kaybı ve kullanım kısıtlaması, irtifak hakkı bedelinin hesaplanmasında esas alınan unsurları oluşturmaktadır.
B. Hesaplama Yöntemi
İrtifak hakkı bedeli; taşınmazın etkilenen kısmı (hat koridoru) ile taşınmazın birim değerinin çarpılması ve bu çarpım üzerinden hattın taşınmaza verdiği değer kaybı oranının uygulanması suretiyle hesaplanmaktadır. Değer kaybı oranı genellikle %30 ile %60 arasında belirlenmekte olup bu oran; hattın gerilim düzeyine, taşınmazın konumuna, yapılaşma potansiyeline ve diğer özelliklere göre değişmektedir.
Bilirkişi raporu hazırlanırken; taşınmazın hattın geçtiği güzergah boyunca etkilenen kısım tespit edilmekte, bu kısma ait koridor genişliği hesaplanmakta, taşınmazın dava tarihindeki değeri belirlenmekte ve uygulanan değer kaybı oranı gerekçelendirilmektedir. Etkilenen alan yalnızca hat altını değil; güvenlik, tesisin bakım ve onarımı açısından belirlenen koridor genişliğinin tamamını kapsamaktadır.
C. Tek Seferlik Talep Edilebilirliği
İrtifak hakkı bedeli; süregelen bir kullanım bedelinden farklı olarak tek seferlik talep edilebilen bir tazminat niteliğindedir. Bunun temel nedeni, irtifak hakkının bir kez tesis edilmesiyle birlikte taşınmaz üzerindeki kısıtlamaların kalıcı hale gelmesi ve taşınmazın bu kısıtlı haliyle değerlendirilmesidir. Yani taşınmaz maliki; hattın geçmesi nedeniyle oluşan değer kaybının tamamını, tek bir dava ile ve tek seferlik talep etmek durumundadır.
Bu özellik, irtifak hakkı bedelini ecri misilden temelden ayırmaktadır. Ecri misil her yıl için ayrı ayrı istenebilirken, irtifak hakkı bedeli bir kereye mahsus hesaplanmakta ve ödenmektedir. Ödeme yapılması ve irtifak hakkının resmi olarak tesis edilmesiyle birlikte bu talep hakkı sona ermekte; ancak hakkın sona erdirilmesi veya tesisin kaldırılması halinde taşınmaz yeniden eski değerine kavuşabilmektedir.
D. Elektrik Şirketinin Karşı Dava Hakkı
Uygulamada dikkat çekici bir husus şudur: Taşınmaz maliki tarafından irtifak hakkı bedeli veya el atmanın önlenmesi talebiyle dava açılması halinde, elektrik şirketi karşı dava yoluna başvurarak irtifak hakkının resmi olarak kurulmasını talep edebilmektedir.
Elektrik şirketinin irtifak hakkı tesisi karşı davası başarıya ulaşırsa; mahkeme hem taşınmaz maliki lehine irtifak hakkı bedeline hükmedebilmekte hem de elektrik şirketi lehine söz konusu alan üzerinde irtifak hakkının tesisine karar verebilmektedir. Bu durumda taşınmaz maliki, elektrik şirketinin tesisi kaldırmasını artık talep edemeyecek; yalnızca belirlenen irtifak hakkı bedelini alabilecektir. Söz konusu uygulama, fiilen gerçekleştirilen kamulaştırmanın yargı kararıyla meşrulaştırılması anlamına gelmektedir.
Bu nedenle taşınmaz malikleri; yalnızca el atmanın önlenmesi veya irtifak hakkı bedeli davası açmak yerine, hukuki stratejilerini dikkatli biçimde planlamalı ve her iki talebi de değerlendirmelidir. Aksi takdirde karşı dava sonucunda irtifak hakkı kurulabilmekte ve malike yalnızca bedel ödenebilmektedir.
V. Ecrimisil Davası
A. Hukuki Niteliği ve Tanımı
Ecri misil; haksız işgal tazminatı olarak tanımlanmakta olup bir taşınmazın sahibinin rızası olmaksızın kullanılması veya işgal edilmesi halinde malik tarafından talep edilebilecek kullanım bedeline karşılık gelmektedir. Söz konusu kavram, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri ve TMK’nın mülkiyet hakkına ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Elektrik şirketinin rızasız kullanımı söz konusu olduğunda, taşınmaz maliki; direkten dolayı kapladığı alan ve yüksek gerilim hattının geçtiği koridor için, elektrik şirketinin bu taşınmazı kullandığı her yıl karşılığında ecri misil talep edebilmektedir. Ecri misil, aslında kullanım bedelinin karşılığı olduğundan; taşınmazın kira değeri veya kullanım değeri esas alınarak hesaplanmaktadır.
B. Talep Edilebilecek Dönem
Ecri misil talebi, geriye dönük olarak belirli bir dönem için ileri sürülebilir. Yargıtay içtihadı çerçevesinde ecri misil talebi; genel kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Ecri misil, irtifak hakkı bedelinden temel olarak şu bakımdan ayrılmaktadır: İrtifak hakkı bedeli tek seferlik ve kalıcı değer kaybına karşılık gelirken, ecri misil elektrik şirketinin fiilen taşınmazı haksız biçimde kullandığı her yıl için ayrı ayrı talep edilebilmektedir. Bu özelliği nedeniyle ecri misil, uzun süre haksız işgale maruz kalan taşınmaz malikleri açısından oldukça önemli bir tazminat aracıdır.
C. Hesaplama Yöntemi
Ecri misil hesabında mahkeme; bilirkişi aracılığıyla taşınmazın kullanım bedelini tespit ettirmektedir. Hesaplama yapılırken; taşınmazın niteliğine göre emsal kira değerleri, tarım arazisi ise tarımsal gelir kayıpları, arsa niteliğindeyse rayiç kira bedelleri ve taşınmazın işgal edilen yüzölçümü dikkate alınmaktadır. Belirlenen yıllık kullanım bedeli, talep edilen dönem (azami beş yıl) ile çarpılarak toplam ecri misil miktarı hesaplanmaktadır.
Yargıtay kararları incelendiğinde, ecri misil hesabında hem direğin kapladığı alanın hem de hattın güzergahındaki koridor alanının dikkate alınabileceği görülmektedir. Bu yaklaşım; taşınmaz malikinin yalnızca direğin bulunduğu yer için değil, hattın geçtiği tüm etki alanı için kullanım bedeli talep edebilmesine imkân tanımaktadır.
VI. Davaların Karşılaştırılması
A. Temel Farklar
Söz konusu üç dava türü; hukuki nitelikleri, talep konuları, hesaplama yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından önemli farklılıklar içermektedir.
1. Pilon Yeri Bedeli ile İrtifak Hakkı Bedeli Arasındaki Fark
Pilon yeri bedeli; yalnızca direğin oturduğu alanı kapsamakta ve o alan üzerindeki mülkiyetin karşılığı olarak işlev görmektedir. İrtifak hakkı bedeli ise direğin kapladığı alanı değil; hattın geçtiği koridorun tamamını kapsamakta ve taşınmazda oluşan kalıcı değer kaybını yansıtmaktadır.
2. İrtifak Hakkı Bedeli ile Ecri Misil Arasındaki Fark
Bu iki talep arasındaki en temel fark; irtifak hakkı bedelinin tek seferlik, ecri misilsin ise devam eden dönem bazlı bir talep olmasıdır. Belirgin farklılıklar şöyle sıralanabilir:
- İrtifak hakkı bedeli, hattın geçmesi nedeniyle taşınmazın uğradığı kalıcı değer kaybını karşılamaktadır. Ecri misil ise taşınmazın kullanımından yoksun kalınan sürenin kullanım bedelini ifade etmektedir.
- İrtifak hakkı bedeli bir kez ödenir ve ödemeyle birlikte irtifak hakkı resmi olarak kurulur. Ecri misil ise her yıl için ayrı ayrı hesaplanır ve haksız işgalin sürdüğü her dönem için talep edilebilir.
- İrtifak hakkı bedeli, gelecekteki değer kaybını da içeren bir kavram olmakla birlikte ecri misil yalnızca geçmişe yönelik kullanım bedelini kapsar.
- Ecri misil, beş yıllık zaman aşımı süresine tabidir. İrtifak hakkı bedelinde ise talep hakkı, hakkın tesis edilmediği sürece devam etmektedir.
B. Birlikte Talep Edilebilirlik
Üç talep türü; birbirini dışlamamakta, aksine pek çok davada bir arada ileri sürülebilmektedir. Yargıtay, taşınmaz malikinin hem pilon yeri bedeli hem irtifak hakkı bedeli hem de ecri misil taleplerini aynı davada ya da ayrı davalar yoluyla ileri sürebileceğini kabul etmektedir. Öte yandan birlikte talep durumunda her bir kalem için ayrı bilirkişi incelemesi yapılmakta ve ayrı hesaplama yürütülmektedir.
Hem irtifak hakkı bedeli hem de ecri misil talep edildiğinde mahkeme dikkatli bir değerlendirme yapmaktadır. Zira irtifak hakkı bedeli ödenmesi halinde hak tesis edilmiş olmakta ve bu tarihten itibaren ecri misil talebi ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle ecri misil; yalnızca irtifak hakkının henüz kurulmadığı döneme ait kullanım bedeli olarak istenebilmekte; bu tarihten sonrasına ilişkin talep ise artık ecri misil değil, irtifak hakkı bedelinin güncellenmesi şeklinde değerlendirilmektedir.
VII. Usul ve Yargılama Esasları
A. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Pilon yeri bedeli, irtifak hakkı bedeli ve ecri misil davaları; taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmaktadır.
B. Bilirkişi İncelemesi
Bu davaların büyük çoğunluğunda bilirkişi incelemesi zorunludur. Mahkeme; taşınmazın değerini, irtifak hakkı koridorunu, değer kaybı oranını ve ecri misil miktarını belirleyebilmek amacıyla gayrimenkul değerleme uzmanı, elektrik mühendisi ve yahut ziraat mühendisinden oluşan bir bilirkişi kurulu oluşturmaktadır. Taraflar, bilirkişi raporuna itiraz hakkına sahip olup hakkaniyete aykırı bulunan raporlar sonucu davalar bozulabilmektedir.
C. Zamanaşımı
Ecri misil taleplerinde beş yıllık zamanaşımı süresi esas alınmakta; bu süre, taşınmaz malikinin haksız işgalden haberdar olduğu tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Pilon yeri bedeli ve irtifak hakkı bedeli taleplerinde ise işgal sürdüğü müddetçe talep hakkı korunmakla birlikte, dava açılmamasının uzun süre devam etmesi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir. Yargıtay kararlarında zamanaşımı meselesine büyük önem atfedilmekte, bu nedenle taşınmaz maliklerinin haklarını gecikmeksizin kullanmaları önerilmektedir.
D. Faiz
Her üç talep türünde de dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talep edilebilmektedir. Ecri misil taleplerinde her yıla ait bedel üzerinden ayrı ayrı faiz işleyebilmektedir. Bedelin geç ödenmesi nedeniyle oluşan değer kayıplarının telafi edilmesi açısından faiz talebinin davanın başından itibaren ileri sürülmesi büyük önem taşımaktadır.
VIII. Değerlendirme ve Öneriler
A. Taşınmaz Maliki Açısından
Taşınmazı üzerinden elektrik hattı geçirilen veya taşınmazı üzerine pilon dikilen malikler; haklarını korumak amacıyla aşağıdaki adımları izlemelidir:
- Tapu sicil müdürlüğüne başvurularak tapu kaydı incelenmeli ve taşınmaz üzerinde irtifak hakkı tesis edilip edilmediği araştırılmalıdır.
- İrtifak hakkı tesis edilmemişse; pilon yeri bedeli, irtifak hakkı bedeli ve beş yıllık ecri misil taleplerinin tamamı aynı davada birlikte ileri sürülmelidir.
- Elektrik şirketinin karşı dava açarak irtifak hakkı kurulmasını talep edebileceği göz önünde bulundurularak bu olasılığa karşı hazırlıklı olunmalıdır.
- Dava sürecinde bilirkişi raporlarını titizlikle inceleyerek değer düşüklüğü oranı ve kullanım bedeli gibi kritik hesap kalemleri üzerinde itiraz hakkı kullanılmalıdır.
B. Yargıtay İçtihatlarının Önemi
Bu alandaki hukuki uygulamayı şekillendiren Yargıtay kararları, taşınmaz maliklerinin hakları bakımından son derece belirleyici bir işlev görmektedir. Yargıtay; irtifak hakkı kurulmaksızın elektrik hattı geçirilmesini mülkiyet hakkına açık bir tecavüz olarak nitelendirmekte ve hem pilon yeri bedeli hem irtifak hakkı bedeli hem de ecri misil taleplerini haklı ve meşru bulmaktadır. Bu içtihatlar çerçevesinde taşınmaz maliklerinin çok kapsamlı bir korumadan yararlandığı görülmektedir.
IX. Genel Olarak Özet ve Sonuç
Kamulaştırma yapılmaksızın özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerine elektrik direği dikilmesi veya bu taşınmazlar üzerinden yüksek gerilim hattı geçirilmesi; başta Anayasa olmak üzere Kamulaştırma Kanunu ve Türk Medeni Kanunu kapsamında mülkiyet hakkının ağır bir ihlalini oluşturmaktadır. Bu haksız müdahale karşısında taşınmaz malikleri, birbirini tamamlayan üç farklı hukuki yola başvurabilmektedir: pilon yeri bedeli, irtifak hakkı bedeli ve ecri misil.
Pilon yeri bedeli; direğin oturduğu alanın mülkiyet bedelini ifade ederken, irtifak hakkı bedeli hattın geçtiği koridordaki kalıcı değer kaybını karşılamakta ve tek seferlik talep edilmektedir. Ecri misil ise dönemsel bir kullanım bedeli niteliğinde olup beş yıllık zamanaşımına tabi olarak haksız işgalin gerçekleştiği her yıl için ayrı ayrı istenebilmektedir.
Taşınmaz malikleri, bu üç talebi birlikte ileri sürerek haklarını en geniş biçimde koruyabilmektedir. Bununla birlikte elektrik şirketinin karşı dava yoluyla irtifak hakkı kurulmasını talep edebileceği ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Olası hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için alanında uzman bir avukattan destek alınarak mevcut koşullara uygun dava stratejisinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.
X. Pilon Yeri veya Yüksek Gerilim Hattı Nedeniyle Açılan Tazminat ve Ecri Misil Talepli Davalar Hakkında Yargıtay Kararları
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesinde, dava konusu 1408 parsel sayılı taşınmaz üzerinden davalı Kuruma ait yüksek gerilim hattı geçtiği ve bu durumun davalı kurumun da kabulünde olduğu, dava tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde irtifak hakkı tesis edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Hiç kuşkusuz, irtifak hakkı tesis edilmeksizin taşınmaz üzerinden yüksek gerilim hattı geçirilmesi, tapu kaydı maliki olan davacının mülkiyet hakkına bir müdahaledir. O halde, Mahkemece, taşınmaz üzerinde davalı kurumun kullanımına ilişkin bir irtifak hakkı kurulmuş olma ihtimalinde davalı Kurumun ödemesi gereken irtifak bedeli de değerlendirilmek suretiyle, davacının talep ettiği döneme göre hakkaniyete uygun şekilde belirlenecek bir haksız işgal tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2019/913 E. – 2021/2724 K. Sayılı İlamı)
“Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2019/913 E. – 2021/2724 K. Sayılı İlamı İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu dava konusu 1408 parsel sayılı taşınmaz üzerinden davalı … AŞ’ye ait yüksek gerilim hattı geçtiğini, davalı Kurumun müvekkiline bu kullanım karşılığında herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı Kuruma bu hususta ihtarname gönderdiğini ve davalı Kurumun irtifak hakkı tesis edileceğini bildirdiğini, ancak bir irtifak hakkı kurulmadığını ve müvekkiline irtifak bedeli ödenmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kamulaştırma işlemlerinin henüz tamamlanmadığını, ilgili taşınmaz üzerinde irtifak hakkı kurulacağını, talep edilen bedelin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesinde, dava konusu 1408 parsel sayılı taşınmaz üzerinden davalı Kuruma ait yüksek gerilim hattı geçtiği ve bu durumun davalı kurumun da kabulünde olduğu, dava tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde irtifak hakkı tesis edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Hiç kuşkusuz, irtifak hakkı tesis edilmeksizin taşınmaz üzerinden yüksek gerilim hattı geçirilmesi, tapu kaydı maliki olan davacının mülkiyet hakkına bir müdahaledir. O halde, Mahkemece, taşınmaz üzerinde davalı kurumun kullanımına ilişkin bir irtifak hakkı kurulmuş olma ihtimalinde davalı Kurumun ödemesi gereken irtifak bedeli de değerlendirilmek suretiyle, davacının talep ettiği döneme göre hakkaniyete uygun şekilde belirlenecek bir haksız işgal tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazı yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bozma kararı sonrasında Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararında özetle; dava konusu 7558 ada 8 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ya da mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmadığı, keşif sonrası düzenlenen fen, mimar ve elektrik mühendisi bilirkişi kurulu raporuna göre davalı şirket tarafından davaya konu taşınmaz üzerinden geçirilen 3 m genişliğinde 47,10 m uzunluktaki enerji nakil hattının, taşınmazın 141.30 m² alanını etkilediği, Yargıtay ilamında belirtilen bozma gerekçeleri dikkate alınarak dava konusu İstanbul ili,… ilçesi, Kurtköy Mahallesi, 7558 ada 8 No.lu parsel sayılı taşınmaz için asıl dava yönünden 24.01.2009-24.01.2014 tarihleri arasındaki dönem için ecri misil bedeli olarak 40.958,29 TL ve birleştirilen İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/73 E. Dosyası yönünden 1.838,45 TL hesaplandığı, bu bedelden davalının sorumlu bulunduğu anlaşıldığından asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir. (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4807 E. – 2024/6039 K. Sayılı İlamı)
“Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4807 E. – 2024/6039 K. Sayılı İlamı İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/109 E., 2024/166 K.
DAVA TARİHİ : 24.01.2014
İHBAR OLUNAN : Türkiye Elektrik Dağıtım A. Ş. vekili Avukat …
KARAR : Kısmen kabul, kısmen ret
BİRLEŞTİRİLEN İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2021/73 E. SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
vekili Avukat …
İHBAR OLUNAN : Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili Avukat …
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin… ilçesi,…i Mah. 7558 ada 8 parselin maliki olduğunu, taşınmazın üzerinden davalı şirkete ait yüksek gerilim hattı geçmekte olduğunu, bunun herhangi bir yasal nedene dayanmadığını, imar durumu nedeniyle mezkur hattın binada inşaat yapılmasına ve mülkiyet hakkının kullanılmasına engel olduğunu, taşınmazın kiralanmasını güçleştirdiğini ve piyasa rayicini düşürdüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 24.01.2009-24.01.2014 tarihleri arasında tahakkuk eden 61.100,00 TL işgal tazminatının şimdilik 30.000,00 TL’lik kısmının işgalin başlangıç tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleştirilen dosya dava dilekçesinde özetle;… ilçesi, 7558 ada 8 parselde bulunan taşınmaz üzerindeki yüksek gerilim hattından dolayı, 01.03.2016-28.02.2021 dönemleri için toplam 50.000,00 TL ecrimisilin davalıdan kademeli yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yüksek gerilim hattının TEİAŞ’a ait olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, ecrimisilin en fazla 5 yıl için talep edilebileceğini ve davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunarak, davanın husumet ve esastan reddini istemiş; yine 18.03.2014 tarihli cevap dilekçesinde özetle; söz konusu hattın 1991 yılında 1 pafta, 1234 parselde iş yeri bulunan Güven Örsel’in talebi ile tesis edildiğini, 01.01.2002 tarihinden önce yapılmış tesisler için Medeni Kanun’un 653/son maddesine göre idare lehine irtifak hakkının kurulmuş sayılacağını, kabul anlamına gelmemek üzere talep edilen ecrimisilin fahiş olduğunu beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 22.03.2016 tarihli ve 2014/31 Esas, 2016/81 Karar sayılı kararında özetle; mahkemece yapılan değerlendirmede açılan davanın haklı sebeplere dayandığı, davalı … tarafından 05.09.1998 tarihinde hattın tesis edildiği, bilirkişi raporunda A harfiyle belirlenen boyalı kısmın, 3.00 m genişliğinde 47,10 m uzunluğunda, 141,30 m²’lik bir alanı etkilediği ve işgal ettiğinin anlaşıldığı, bu alanda iki katlı bir binanın da yapılabileceği dikkate alındığında, işgal nedeniyle davacının ecrimisil isteyebileceği, bu itibarla toplanan delillere, dava sırasında alınan ve mahkemece de benimsenen 11.02.2016 tarihli ikinci ek rapora ve tüm dosya kapsamına göre; kök raporda A harfi ile işaretlenen yerde fuzuli işgal nedeniyle ecrimisil bedelinin 51.312,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30.11.2020 tarihli kararı ile; dosyadaki mevcut bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma kararı sonrasında Mahkemenin başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararında özetle; dava konusu 7558 ada 8 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ya da mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmadığı, keşif sonrası düzenlenen fen, mimar ve elektrik mühendisi bilirkişi kurulu raporuna göre davalı şirket tarafından davaya konu taşınmaz üzerinden geçirilen 3 m genişliğinde 47,10 m uzunluktaki enerji nakil hattının, taşınmazın 141.30 m² alanını etkilediği, Yargıtay ilamında belirtilen bozma gerekçeleri dikkate alınarak dava konusu İstanbul ili,… ilçesi, Kurtköy Mahallesi, 7558 ada 8 No.lu parsel sayılı taşınmaz için asıl dava yönünden 24.01.2009-24.01.2014 tarihleri arasındaki dönem için ecrismil bedeli olarak 40.958,29 TL ve birleştirilen İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/73 E. dosyası yönünden 1.838,45 TL hesaplandığı, bu bedelden davalının sorumlu bulunduğu anlaşıldığından asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. Dosyadaki mevcut 19.01.2023 tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli olduğunu, bu raporda belirtilen değer üzerinden davayı ıslah ettiklerini, ancak mahkemece daha düşük değer belirlenen ek rapora göre karar verilerek hatalı hüküm kurulduğunu,
b. Hatalı raporu dayanılarak hüküm kurulduğu için aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedildiğini, belirtilen sebeple hükmün ilk raporda belirlenen değer üzerinden düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazların dava konusu taşınmaz ile aynı nitelikte olmadığını,
b. Raporun Yargıtay bozma ilamının gereklerine uygun olmadığını ve bu nedenle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Onama harcı davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Miktar itibariyle karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
El koyma tarihinin 09/10/1956 tarihinden önce olduğu anlaşıldığı takdirde taşınmazın bu kısmı hakkında 221 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. 221 sayılı Kanunun 1.maddesinde “6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın Kamulaştırma Kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır”, 4. maddesinde de; “Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.” hükümleri yer almaktadır. 221 sayılı Yasa 12.01.1961 günü yürürlüğe girdiğinden, davacının da dava hakkı önceki maliklerin halefi sıfatı ile 2 sene sonrası olan 13.01.1963 tarihinde sona ereceğinden, taşınmaza09/10/1956 gününden önce el atıldığı kabul edildiği takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi… (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2016/1369 E. – 2016/4104 K. Sayılı İlamı)
“Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2016/1369 E. – 2016/4104 K. Sayılı İlamı İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, … İli … İlçesi … Köyü 602 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırmasız el koyma nedenine dayalı olarak müdahalenin men’i ile ecrimisilin, aksi kanaat oluşursa el atma tazminatı ve ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne (ecrimisil yönünden kabul, müdahalenin men’i yönünden ret), kamulaştırmasız el atma tazminatı yönünden ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Dava konusu taşınmaza yüksek gerilim hattını taşıyan direğin dikilmesi suretiyle fiilen el konulmuş ise de el koyma tarihi mahkemece kesin olarak belirlenmemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazdan 1954 yılında enerji nakil hattı geçirerek fiilen el konulduğunu bilerek davacının 1997 yılında, bu taşınmazı satın aldığını, müdahalenin men’i ve ecrimisil talep edilemeyeceğini ileri sürmektedir. Taşınmaza fiilen el atmanın 09/10/1956 tarihinden önce olma ihtimali araştırılarak tarafların her türlü delilleri ile o tarihte tesis kurulum ve bakımından sorumlu idarenin belgeleri incelenerek ilk el koyma tarihi ve varsa sonraki değişiklikler zaman yönünden kesin olarak belirlenmelidir.
El koyma tarihinin 09/10/1956 tarihinden önce olduğu anlaşıldığı takdirde taşınmazın bu kısmı hakkında 221 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. 221 sayılı Kanunun 1.maddesinde “6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın Kamulaştırma Kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır”, 4. maddesinde de; “Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.” hükümleri yer almaktadır. 221 sayılı Yasa 12.01.1961 günü yürürlüğe girdiğinden, davacının da dava hakkı önceki maliklerin halefi sıfatı ile 2 sene sonrası olan 13.01.1963 tarihinde sona ereceğinden, taşınmaza 09/10/1956 gününden önce el atıldığı kabul edildiği takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Taşınmaza 09/10/1956 ile 04/11/1983 tarihleri arasında el konulduğu kabul edildiği takdirde, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri (arsa-arazi) belirlenerek buna uygun şekilde Kamulaştırma Kanununun 15.maddesi uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu tarafından değerinin tespit edilmelidir.
Dava konusu taşınmazın belirlenecek el koyma tarihi itibariyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içinde bulunup bulunmadığının, bu tarih itibariyle kesinleşmiş imar planı içinde olmadığının anlaşılması halinde belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber belediye ve altyapı hizmetlerinden (yol, su, elektrik, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vd. gibi) yararlanıp yararlanmadığının, özellikle etrafının meskûn olup olmadığının, taşınmaz belediye nazım imar planı içinde ise, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.04.1998 gün ve 1996/3-1998/1 sayılı kararı uyarınca bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumunun, hangi amaçla plan kapsamına alındığının, yerleşim merkezlerine uzaklığının, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım imkanlarının, kullanma biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma ihtimallerinin belediye başkanlığından sorulduktan, bu konuda taraflara delillerini ibraz etmek üzere süre verildikten ve gerektiğinde hava fotoğrafları da getirtilmek suretiyle dava konusu taşınmazın el koyma tarihindeki niteliği kesin olarak tespit edildikten sonra oluşacak sonucu göre bir karar verilmesi yerine eksik incelemeyle dava konusu taşınmazın arazi olarak kabulü ile bedel tespiti doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, üzere 09.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece, yukarıdaki ilkeler uyarınca taraflara imkan ve süre verilerek, taşınmazın arsa niteliği dikkate alınarak, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmesi, inşaat mühendisi, gayrimenkul değerleme uzmanı, gayrimenkul değerleme uzmanı bulunamazsa emlakçı ve elektrik mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulundan, emsaller ve davaya konu taşınmaz üzerinden enerji nakil hattı geçirildiğinden taşınmazın zeminini davacının sınırlı da olsa kullanabileceği de gözetilerek ilk dönem ecri misil bedelinin tespit edilmesi ve diğer dönem ecri misil bedellerinin ise ilk dönem ecri misil bedeline ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak değerden az olmamak üzere takdir edilmesi ve bu şekilde belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması doğru değildir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/7186 E. – 2020/7693 K. Sayılı İlamı)
“Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/7186 E. – 2020/7693 K. Sayılı İlamı İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu 7558 ada 8 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinden davalı şirkete ait yüksek gerilim hattı geçmesi sebebiyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 24.01.2009-24.01.2014 tarihleri arasında tahakkuk eden 30.000 TL ecrimisilin, işgalin başlangıç tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiş, talebini 51.312 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 51.312 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; dava konusu 7558 ada 8 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ya da mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmadığı, keşif sonrası düzenlenen fen, mimar ve elektrik mühendisi bilirkişi kurulu raporuna göre davalı şirket tarafından davaya konu taşınmaz üzerinden geçirilen 3 m genişliğinde 47,10 m uzunluktaki enerji nakil hattının taşınmazın 141.30 m2 alanı etkilediği, talep edilen dönem için 51.312 TL ecrimisil hesaplandığı, raporda emsal karşılaştırmasının yapılmadığı, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıdaki ilkeler uyarınca taraflara imkan ve süre verilerek, taşınmazın arsa niteliği dikkate alınarak, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmesi, inşaat mühendisi, gayrimenkul değerleme uzmanı, gayrimenkul değerleme uzmanı bulunamazsa emlakçı ve elektrik mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulundan, emsaller ve davaya konu taşınmaz üzerinden enerji nakil hattı geçirildiğinden taşınmazın zeminini davacının sınırlı da olsa kullanabileceği de gözetilerek ilk dönem ecrimisil bedelinin tespit edilmesi ve diğer dönem ecrimisil bedellerinin ise ilk dönem ecrimisil bedeline ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak değerden az olmamak üzere takdir edilmesi ve bu şekilde belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İstanbul / Bakırköy bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Enerji hukuku alanındaki hizmetlerimiz için İstanbul Enerji Hukuku Avukatı sayfamızı, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için https://sinankarabacak.com/hizmetlerimiz/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.
