Organ veya Doku Ticareti Suçu Cezası Nedir? (TCK-91)

organ veya doku ticareti suçu

İçindekiler

Rızası olmadan kişiden organ almak TCK m.91/1 uyarınca beş yıldan dokuz yıla, doku almak ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir; suçun bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezasına çıkar.

Organ ve doku ticareti, insan onurunu ve vücut bütünlüğünü doğrudan zedeleyen, uluslararası hukuk belgelerinde de açıkça yasaklanan ciddi bir suç türüdür. Türk hukukunda bu suç, 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 91. maddesinde vücut dokunulmazlığına karşı suçlar (TCK 86-91) bölümünde düzenlenmiş; 92. maddesinde zorunluluk hali, 93. maddesinde ise etkin pişmanlık hükümlerine ilişkin özel düzenlemelere yer verilmiştir.

I. Kanun Metni (TCK m. 91, 92, 93)

Organ veya doku ticareti

Madde 91- (1) Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın, kişiden organ alan kimse, beş yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun konusunun doku olması halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Hukuka aykırı olarak, ölüden organ veya doku alan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Organ veya doku satın alan, satan, satılmasına aracılık eden kişi hakkında, birinci fıkrada belirtilen cezalara hükmolunur.

(4) Bir ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan organ veya dokuyu saklayan, nakleden veya aşılayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(6) Belli bir çıkar karşılığında organ veya doku teminine yönelik olarak ilan veya reklam veren veya yayınlayan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(7) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(8) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun ölmesi halinde, kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Zorunluluk hali

Madde 92- (1) Organ veya dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak, hakkında verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Etkin pişmanlık

Madde 93- (1) Organ veya dokularını satan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Bu suç haber alındıktan sonra, organ veya dokularını satan kişi, gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve diğer suçluların yakalanmasına hizmet ve yardım ederse; hakkında verilecek cezanın, yardımın niteliğine göre, dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

Ceza Miktarları Özet Tablosu

FıkraFiilCeza
m.91/1 (organ)Rızası olmadan kişiden organ almak5 – 9 yıl hapis
m.91/1 (doku)Rızası olmadan kişiden doku almak2 – 5 yıl hapis
m.91/2Hukuka aykırı olarak ölüden organ veya doku almak1 yıla kadar hapis
m.91/3Organ veya doku satın almak, satmak, satışa aracılık etmek5 – 9 yıl hapis (organ) / 2 – 5 yıl hapis (doku)
m.91/4Suçun bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi8 – 15 yıl hapis + 10.000 güne kadar adli para cezası
m.91/5Hukuka aykırı organ/dokuyu saklamak, nakletmek, aşılamak2 – 5 yıl hapis
m.91/6Çıkar karşılığı organ/doku teminine yönelik ilan veya reklam vermek1 yıla kadar hapis
m.91/8Fiil sonucunda mağdurun ölmesiKasten öldürme hükümleri uygulanır

II. Organ veya Doku Ticareti Suçunda Korunan Hukuki Değer

Organ veya doku ticareti suçuyla kanun koyucu, birden fazla hukuki değeri eş zamanlı olarak koruma altına almaktadır. Bunların başında insan onuru ve vücut dokunulmazlığı gelmektedir. Anayasa’nın 17. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi kapsamında güvence altına alınan bu değerler, kişinin bedeninin ticari bir nesne hâline getirilmesine karşı korunmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.11.2023 tarihli ve 2018/543 Esas, 2023/606 Karar sayılı kararında bu koruma çok yönlü biçimde açıklanmıştır: korunan değer yalnızca yaşama hakkı ve vücut bütünlüğü değil, aynı zamanda kişinin irade hürriyeti, insan onuru ve kişinin ekonomik çaresizliğinin istismar edilmesinin önlenmesidir. Kararda, hem 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’da (ODNK) hem de TCK’da kişinin aydınlatılmış rızasının ön plana çıkarıldığı, insan onurunun kültürler üstü bir değer olarak amaçlandığı vurgulanmıştır.

III. Organ veya Doku Ticareti Suçunda Suçun Unsurları

A. Maddi Unsurlar

1-Fail

Organ veya doku ticareti suçunda TCK m. 91, herhangi bir özel faillik niteliği aramaksızın ‘herkes’ tarafından işlenebilecek şekilde düzenlenmiştir. Bu itibarla suç, özgü suç değildir; fail gerçek kişi olan herhangi bir kimse olabilir. Bununla birlikte tıp doktorları, sağlık personeli veya sağlık kurumu yöneticileri, bu suçu mesleği veya görevi kötüye kullanarak işlediklerinde ayrıca TCK m. 257 kapsamında da sorumlulukları gündeme gelebilir.

Tüzel kişilerin (şirket, dernek, vakıf vb.) suçun doğrudan faili olması mümkün değildir. Ancak suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilebilir (TCK m. 60).

Uygulamada organ ticareti suçu, tek bir failin değil; vericiyi bulan aracı, sahte evrak düzenleyen kişi, hastane sürecini yürüten yakınlar ve bazen ameliyatı gerçekleştiren sağlık personelinin birlikte yer aldığı çok kişili bir organizasyon şeklinde ortaya çıkmaktadır; bu kişilerin hukuki konumu aşağıda “İştirak” başlığı altında ayrıca ele alınmıştır.

2-Mağdur

Organ veya doku ticareti suçunda suçun mağduru; organı veya dokusu hukuka aykırı biçimde alınan ya da kendisine hukuka aykırı organ veya doku nakledilen gerçek kişidir. Mağdur, hayatta olan bir insan olabileceği gibi, kadavra üzerinde gerçekleştirilen hukuka aykırı organ alımlarında da suç oluşabilir.

Öte yandan, organ satışına rıza gösteren kişi de belirli koşullar altında suçtan zarar gören olarak kabul edilebilir; özellikle ekonomik açıdan zayıf durumda olup iradesinin saptırıldığına dair olgular mevcutsa bu değerlendirme önem kazanmaktadır.

3-Suçun Konusu

Organ veya doku ticareti suçunda suçun konusu, organ veya dokudur. 1238 sayılı Kanun çerçevesinde organ; kalp, böbrek, karaciğer, akciğer, pankreas gibi insan vücudundan bütün olarak alınabilen ve başka bir vücuda nakledilmesi mümkün olan parçalardır. Doku ise kemik, kıkırdak, damar, sinir, göz, cilt, kan ve türevleri gibi hücre topluluklarını ifade etmektedir.

4-Fiil

Organ veya doku ticareti suçunda kanun, suçun maddi unsurunu oluşturan fiilleri birden fazla seçimlik hareket olarak düzenlemiştir. Suçun oluşması için aşağıdaki hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir:

  1. Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın organ veya doku alınması (m.91/1),
  2. Hukuka aykırı olarak ölüden organ veya doku alınması (m.91/2),
  3. Organ veya dokunun satın alınması, satılması veya satışına aracılık edilmesi (m.91/3),
  4. Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş organ veya dokunun saklanması, nakledilmesi veya aşılanması (m.91/5),
  5. Çıkar karşılığında organ veya doku teminine yönelik ilan veya reklam verilmesi ya da yayınlanması (m.91/6).

Bu seçimlik hareketlerden en sık uygulamaya konu olanı m.91/3’teki alım-satım ve aracılık fiilidir. Bu fıkra bakımından önemli olan, organ veya dokunun hukuka uygun ya da hukuka aykırı alınmış olması değil, para veya başkaca bir maddi menfaat karşılığında tedavüle tabi tutulmasıdır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 23.09.2014 tarihli ve 2013/26896 Esas, 2014/18492 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ödemenin ne zaman yapıldığının, hatta yapılıp yapılmadığının önemi yoktur; organ veya dokunun fiilen alınmasına dahi gerek bulunmamaktadır (bu ilkenin teşebbüs bakımından sonuçları aşağıda IV/1 başlığında ayrıca incelenmiştir).

Ayrıca madde gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, m.91/3’teki suç çok faillidir; tipikliğin gerçekleşmesi için en az iki tarafın (alıcı-satıcı ya da taraflardan biri ile aracı) bulunması gerekir ve bu suç tek bir kişi tarafından işlenemez.

5-Hukuka Aykırılık

Organ veya doku ticareti suçunun oluşması için fiilin hukuka aykırı olması gerekmektedir. 1238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun (ODNK) ile bu kanuna dayalı olarak çıkarılan Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleştirilen organ ve doku nakli işlemleri hukuka uygun kabul edilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.11.2023 tarihli ve 2018/543 Esas, 2023/606 Karar sayılı kararında bu mevzuatın uygulama koşulları ayrıntılı biçimde ortaya konmuştur. Buna göre:

  • ODNK’nın 5. maddesi uyarınca on sekiz yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ veya doku alınması yasaktır.
  • ODNK’nın 6. maddesi uyarınca on sekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ veya doku alınabilmesi için vericinin, en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak biçimde önceden verdiği yazılı ve imzalı ya da en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı ve bir hekim tarafından onaylanan bir tutanağın bulunması zorunludur.
  • ODNK’nın 7. maddesi, organ ve doku alacak hekimlere; vericiyi tehlikeler ile tıbbi, psikolojik, ailevi ve sosyal sonuçlar konusunda aydınlatma, bedel veya çıkar karşılığı verilmek istenen organ ve dokuları almayı reddetme ve vericinin evli olması hâlinde eşinin bu karardan haberdar olup olmadığını araştırma yükümlülüğü yüklemektedir.
  • ODNK’nın 8. maddesi uyarınca, vericinin yaşamını mutlak surette sona erdirecek veya tehlikeye sokacak organ ve dokuların alınması yasaktır.
  • Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği’nin 16. maddesine göre canlıdan organ nakli, kural olarak alıcının en az iki yıldır fiilen birlikte yaşadığı eşi ile dördüncü dereceye kadar (dördüncü derece dâhil) kan ve kayın hısımlarından yapılabilir; akraba dışı canlıdan organ nakli ise ancak naklin yapılacağı ildeki Etik Komisyonun -il emniyet müdür yardımcısı, bir tabip, bir psikiyatri uzmanı, bir avukat ve bir sosyal hizmet uzmanından oluşan- onayıyla mümkündür.

Bu şartlara aykırı biçimde gerçekleştirilen bir organ veya doku alımı, verenin rızası bulunsa dahi hukuka aykırı kabul edilmekte ve TCK m.91 kapsamında cezalandırılmaktadır. Uygulamada akrabalık şartının aşılması amacıyla sahte evrak kullanılması sıkça görülen bir yöntemdir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 15.12.2021 tarihli ve 2021/2450 Esas, 2021/8908 Karar sayılı kararında, böbrek nakli için hastaneye başvuran verici ile alıcının tahlil aşamasında akraba olmadıklarının anlaşılması üzerine yakalandıkları ve mahkumiyet hükmünün onandığı; Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27.12.2023 tarihli ve 2022/7415 Esas, 2023/6033 Karar sayılı kararında ise alıcının kızı ile organ vericisinin nakil öncesinde evlendirilmesi suretiyle Yönetmelik’teki akrabalık şartının yapay biçimde oluşturulmaya çalışıldığı bir olayda mahkumiyete hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

B. Manevi Unsurlar

Organ veya doku ticareti suçu, ancak kastla işlenebilen bir suçtur. Failin, organ veya dokunun hukuka aykırı biçimde alındığını ya da para veya menfaat karşılığında tedavüle konu edildiğini bilerek hareket etmesi gerekir. Bu unsurun ispatı, uygulamada özellikle organ satın alınması eylemine “bilerek ve isteyerek” katılan hasta yakınları bakımından tartışmalıdır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 13.03.2019 tarihli ve 2017/2959 Esas, 2019/3450 Karar sayılı kararında, sanığın kardeşi tarafından organ satın alınması eylemine bilerek katıldığına dair dosyada somut bir delil bulunmadığının anlaşılması hâlinde beraat kararı verilmesi gerektiği, aksi yöndeki mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği vurgulanmıştır.

IV. Organ veya Doku Ticareti Suçunda Suçun Özel Görünüş Biçimleri

1-Teşebbüs

Organ veya doku ticareti suçu, TCK m.91/3 gerekçesinde de vurgulandığı üzere, organ veya dokunun para ya da başkaca bir maddi menfaat karşılığında tedavüle konu edilmesiyle tamamlanan bir suçtur; naklin fiilen gerçekleşmesi veya bedelin ödenmesi aranmaz. Bu nedenle mahkeme uygulamasında teşebbüs hükümlerinin failin lehine uygulanamayacağı istikrarlı biçimde kabul edilmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 23.09.2014 tarihli ve 2013/26896 Esas, 2014/18492 Karar sayılı kararında, verici olarak gösterilen kişinin hastanın biyolojik babası olmadığının tespiti üzerine nakil gerçekleşmemiş olsa dahi, para karşılığı anlaşmanın kurulmasıyla suçun tamamlandığı; yerel mahkemenin TCK m.35/2 uyarınca teşebbüsten indirim uygulamasının hatalı olduğu belirtilmiştir.

Aynı ilke, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 13.10.2021 tarihli ve 2021/2355 Esas, 2021/6901 Karar sayılı kararında da tekrarlanmış; etik kuruldan onay alınamaması nedeniyle nakil gerçekleşmeyen bir olayda mahkemenin teşebbüs indirimi uygulamasının aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılamadığı, ancak bu uygulamanın esasen isabetsiz olduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 20.12.2023 tarihli ve 2021/7857 Esas, 2023/5805 Karar sayılı kararında da, naklin gerçekleşmemiş olması nedeniyle TCK m.35’in uygulanması gerektiği yönündeki temyiz isteminin, suçun anlaşmayla tamamlandığı gerekçesiyle reddedildiği görülmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 26.03.2025 tarihli ve 2022/4947 Esas, 2025/3312 Karar sayılı güncel kararında da aynı ilke benimsenerek, sanıklara tayin edilen cezadan TCK m.35 gereğince indirim yapılmasının yerinde görülmediği sonucuna varılmıştır.

2-İştirak (Şeriklik)

Organ veya doku ticareti suçunda iştirakin tüm biçimleri mümkündür. Ameliyatı gerçekleştiren cerrah, koordinasyonu sağlayan sağlık personeli, alıcı ve vericiyi buluşturan aracı veya finanse eden kişi, ayrı ayrı fail, müşterek fail, azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla cezalandırılabilir. Uygulamada özellikle sahte kimlik veya nüfus cüzdanı temin ederek nakil sürecine katılan kişilerin hukuki konumu tartışmalıdır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 20.12.2023 tarihli ve 2021/7857 Esas, 2023/5805 Karar sayılı kararında, hukuken geçerli olmayan rızaya dayalı olarak organ naklinin gerçekleşmesi veya nakil konusunda anlaşmaya varılması üzerinde birden fazla kişinin etkisinin bulunmasının, her biri için TCK m.37’de düzenlenen müşterek faillik sorumluluğunu doğuracağı; nüfus cüzdanının sahte olarak düzenlenmesine aracılık etmek gibi icrai hareketlerin, TCK m.39’daki yardım etme hükümleri kapsamında değerlendirilerek cezada indirim yapılamayacağı vurgulanmıştır.

Bu ilke, aynı kararın birden fazla bölümünde ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27.12.2023 tarihli ve 2022/7415 Esas, 2023/6033 Karar sayılı kararında da tutarlı biçimde tekrarlanmıştır.

V-Organ veya Doku Ticareti Suçu Şikayete Tabi Suç Mudur?

Organ veya doku ticareti suçu TCK m. 91, 92 ve 93’te yer alan düzenlemeler incelendiğinde, söz konusu suç bakımından şikâyete tabi bir suç rejiminin benimsenmediği anlaşılmaktadır. Kanun koyucu bu suçu takibi şikâyete bağlı suçlar arasında saymamıştır; dolayısıyla organ veya doku ticareti suçu, savcılık tarafından re’sen (doğrudan) soruşturulabilen bir suçtur.

VI-Organ veya Doku Ticareti Suçunda Görevli Mahkeme

Organ veya doku ticareti suçunda görevli mahkeme, öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. TCK m.91/1 ve m.91/3’te organ bakımından öngörülen dokuz yıla kadar hapis cezası ile m.91/4’teki örgütlü işleniş hâlinde öngörülen on beş yıla kadar hapis cezası dikkate alındığında, bu suç bakımından yargılama kural olarak Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülmektedir; incelenen Yargıtay kararlarının büyük bölümünde de ilk derece mahkemesi Ağır Ceza Mahkemesi olarak görülmektedir. Daha hafif nitelikli fiiller (örneğin m.91/2 ve m.91/6) bakımından ise Asliye Ceza Mahkemesi görevli olabilmektedir.

Yargılama usulü bakımından ayrıca dikkat edilmesi gereken bir husus, istinaf sonrası temyiz yolunun her olayda açık olmadığıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 11.05.2022 tarihli ve 2021/7284 Esas, 2022/3610 Karar sayılı kararında, beş yıl veya daha az hapis cezasını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-b maddesi uyarınca temyiz edilemeyeceği, dolayısıyla bu tür kararların kesin nitelikte olduğu belirtilmiştir.

VII-Organ veya Doku Ticareti Suçunda Zamanaşımı

Organ veya doku ticareti suçunda dava zamanaşımı süresi, TCK m.66 uyarınca ilgili fıkrada öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. m.91/1 ve m.91/3’te organ bakımından öngörülen dokuz yıla kadar hapis cezası, TCK m.66/1-d kapsamında on beş yıllık dava zamanaşımına tabidir. Doku bakımından öngörülen beş yıla kadar hapis cezası ile m.91/2, m.91/5 ve m.91/6 fıkralarındaki cezalar ise TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıllık zamanaşımına tabidir. m.91/4’teki örgütlü işleniş hâli on beş yıla kadar hapis cezası öngördüğünden, yine on beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Uygulamada organ ticareti suçuna sıklıkla eşlik eden resmi belgede sahtecilik suçu (TCK m.204/1) bakımından ise sekiz yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 20.12.2023 tarihli ve 2021/7857 Esas, 2023/5805 Karar sayılı kararında, birden fazla sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığı dosyalarda, hâkim karşısındaki son beyan tarihinden itibaren TCK m.66/1-e’de öngörülen sekiz yıllık zamanaşımı süresinin inceleme tarihinden önce dolduğu gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar verildiği görülmektedir.

VIII-Organ Ticareti Suçu ile Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun İçtimaı

Organ ve doku ticareti suçunun önemli bir bölümü, alıcı ile vericinin Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği’nin 16. maddesinde aranan akrabalık şartını görünüşte sağlamak amacıyla sahte kimlik veya nüfus cüzdanı düzenlenmesiyle birlikte işlenmektedir. Yargıtay, bu iki fiili farklı hukuki değerleri koruyan bağımsız suçlar olarak değerlendirmekte ve gerçek içtima kurallarına göre her iki suçtan da ayrı ayrı ceza tayin edilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 20.12.2023 tarihli ve 2021/7857 Esas, 2023/5805 Karar sayılı kararında, sanıklar hakkında hem organ veya doku ticareti suçundan hem de resmi belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulmasının isabetli olduğu; ancak resmi belgede sahtecilik suçu bakımından TCK m.66/1-e’de öngörülen sekiz yıllık zamanaşımı süresinin dosyaların büyük bölümünde dolmuş olması nedeniyle bu suç yönünden kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Aynı ilke, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 13.03.2019 tarihli ve 2017/2959 Esas, 2019/3450 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.

IX-Organ veya Doku Ticareti Suçunda HAGB, Uzlaşma, Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezası

A. Organ veya Doku Ticareti Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

CMK m. 231 uyarınca HAGB‘nin uygulanabilmesi için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması gerekmektedir. TCK m.91’de sayılan fıkralarda suçun iki yıldan daha az cezayı gerektirmesi ve diğer koşulların yerine getirilmesi halinde HAGB‘ye hükmedilebilir.

B. Organ veya Doku Ticareti Suçunda Uzlaşma

CMK m. 253’te uzlaştırma kapsamındaki suçlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Organ veya doku ticareti suçu bu liste içinde yer almadığı gibi, kamu düzenine ve insan onuruna karşı suçlar arasında yer alması nedeniyle uzlaştırma kapsamı dışındadır. Bu nedenle, organ veya doku ticareti suçu bakımından uzlaşma yoluna gidilemez.

C. Organ veya Doku Ticareti Suçunda Cezanın Ertelenmesi

TCK m. 51 uyarınca cezanın ertelenmesi için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olması halinde cezanın ertelenmesi mümkün olacaktır.

D. Organ veya Doku Ticareti Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme

TCK m. 50’ye göre bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları, koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebilir. TCK m. 91/2 ve TCK m.91/6 fıkraları kapsamında verilen ceza adli para cezasına çevrilebilir.

X-Organ veya Doku Ticareti Suçu Bakımından Zorunluluk Hali (TCK-92)

Zorunluluk hali

Madde 92- (1) Organ veya dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak, hakkında verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

TCK m. 92, organ veya doku ticareti suçuna özgü, yalnızca satıcı bakımından uygulanabilecek özel bir düzenlemedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.11.2023 tarihli ve 2018/543 Esas, 2023/606 Karar sayılı kararında ve bunu izleyen dairesel kararlarda açıklandığı üzere, kanun koyucu bu maddeyle TCK m.25/2’deki genel zorunluluk halinin ağır şartlarından (tehlikenin ağırlığı ile vasıta arasında orantı bulunması gibi) ayrılan özel bir cezasızlık hali öngörmüştür; madde başlığında “zorunluluk hali” ifadesi kullanılmış olsa da içerik itibariyle organlarını satanlar yönünden düzenlenmiş kişisel bir cezasızlık nedeni söz konusudur.

Alıcı ve Organ Nakli Yapılan Hasta Yakınları TCK m.25/2’den Yararlanabilir mi?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.11.2023 tarihli ve 2018/543 Esas, 2023/606 Karar sayılı kararında, TCK m.92’nin açık biçimde ve yalnızca organ veya dokusunu satan kişi bakımından düzenlenmiş özel bir zorunluluk hali olduğu; bunun dışında kalan hareketler bakımından, özellikle organ veya doku satın alan hasta ile bu sürece bilerek katılan hasta yakınları yönünden TCK m.25/2’deki genel zorunluluk halinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.

Kurul, aksi yorumun organ ve doku ticaretiyle mücadeleyi zayıflatacağını ve organ hastaları ile yakınları açısından suçun işlenmesine teşvik edici bir etki doğuracağını vurgulamıştır. Kararın somut olayında, böbrek hastası olan alıcı ile ona böbrek teminine aracılık eden babasının 35.000 TL karşılığında gerçekleştirdiği organ nakli nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükümleri, bu gerekçeyle onanmıştır.

Aynı ilke, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27.12.2023 tarihli ve 2022/7415 Esas, 2023/6033 Karar sayılı kararında da benimsenmiş; alıcının kızının organ vericisiyle nakil öncesinde evlendirilmesi yoluyla akrabalık ilişkisi yaratılmaya çalışılan bir olayda, yerel mahkemenin hastaların hayatî tehlikesine dayanarak verdiği “ceza verilmesine yer olmadığı” kararının hukuka aykırı olduğu, aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bozulamamakla birlikte esasen mahkûmiyet kurulması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 20.12.2023 tarihli ve 2021/7857 Esas, 2023/5805 Karar sayılı kararında da, birden fazla dosya bakımından tekrarlanan bu ilkeyle, organ satın alan hastaların ve bu sürece bilerek katılan yakınlarının TCK m.25/2’den yararlanamayacağı istikrarlı biçimde vurgulanmıştır.

Bu içtihat netleşmeden önce, Yargıtay bozma kararlarıyla mahkemelerden alıcının hastalığının hayatî tehlike arz edip etmediğinin, organ nakli dışında başka bir tedavi imkânı bulunup bulunmadığının bilirkişi incelemesiyle araştırılmasını istemekteydi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 13.03.2019 tarihli ve 2017/2959 Esas, 2019/3450 Karar sayılı kararında, böbrek hastası alıcı bakımından TCK m.25/2’nin uygulanma koşullarının araştırılmadan hüküm kurulmasının bozma nedeni yapıldığı; 13.10.2021 tarihli ve 2021/2355 Esas, 2021/6901 Karar sayılı kararında ise, hastaların yaşamlarını sürdürebilmeleri için organ naklinin zorunluluk teşkil edip etmediğinin Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak raporla belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. 14.11.2023 tarihli Ceza Genel Kurulu kararıyla bu tartışma sona ermiş ve alıcı yönünden ne TCK m.25/2’nin ne de -yalnızca satıcıya özgü olan- TCK m.92’nin uygulanamayacağı kesinleşmiştir.

TCK m.92 Satıcı Bakımından Ne Zaman Uygulanır?

TCK m.92’nin satıcı lehine uygulanabilmesi için de sınırlar bulunmaktadır; madde, organ ve doku ticaretiyle mücadeleyi etkisiz kılacak biçimde geniş yorumlanamaz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27.12.2023 tarihli ve 2022/8807 Esas, 2023/6026 Karar sayılı kararında, ekonomik sıkıntısına kendi iradesiyle (somut olayda bir araba alışverişinden doğan borç nedeniyle) sebep olan ve organını satmaktan başka bir yolla bu sıkıntıyı giderme imkânı bulunan sanığın TCK m.92’den yararlanamayacağı; tehlikenin ağırlığı ile kullanılan vasıta (hayati bir organın satışı) arasında orantı bulunmadığı ve eylemin, kişinin bedeni üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlarının aşılması niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.

Bu nedenle organını satmaya karar veren kişinin ekonomik sıkıntısının kendi kusurundan kaynaklanmaması ve organını satmaktan başka bir çıkış yolunun bulunmaması, TCK m.92’nin uygulanabilmesi bakımından belirleyici ölçütlerdir.

XI-Organ veya Doku Ticareti Suçu Bakımından Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık

Madde 93- (1) Organ veya dokularını satan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Bu suç haber alındıktan sonra, organ veya dokularını satan kişi, gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve diğer suçluların yakalanmasına hizmet ve yardım ederse; hakkında verilecek cezanın, yardımın niteliğine göre, dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

TCK m.93, organ veya doku ticareti suçlarına özgü etkin pişmanlık hükümlerini düzenlemektedir. Bu madde; suçu işleyen kişinin (organlarını satan kişinin) suçun ortaya çıkmasına katkıda bulunması karşılığında ceza verilmemesini ya da cezasından belirli oranlarda indirim yapılmasını öngörmektedir. Söz konusu düzenleme, özellikle örgütlü suçlulukla mücadelede önemli bir işlevsel değer taşımaktadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 28.09.2022 tarihli ve 2020/10398 Esas, 2022/6011 Karar sayılı kararında, karaciğerini yüksek bedelli vaatler (işyeri veya nakit para, ev, araba ve tedavi masrafları) karşılığında satan ancak kendisine yapılan ödemenin eksik kalması üzerine durumu bizzat şikâyet eden sanığın TCK m.93/1’deki etkin pişmanlık hükmünden yararlandığı ve hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin isabetli olduğu kabul edilmiştir.

Kararda, belirleyici unsurun bildirimin resmî makamların olaydan haberdar olmasından önce yapılmış olması olduğu; satıcının bildirime ekonomik bir nedenle (ödemenin eksik kalması) yönelmiş olmasının sonuca etkili olmadığı vurgulanmıştır. Bu suç ile ilgili ceza süreçlerinde İstanbul Ceza Avukatı ile iletişime geçilmesi sürecin seyrini değiştirebilir.

Sık Sorulan Sorular

Organ veya doku ticareti suçunun cezası nedir?

TCK m.91/1 uyarınca rızası olmadan kişiden organ almak beş yıldan dokuz yıla, doku almak iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Organ veya dokunun satın alınması, satılması veya satışına aracılık edilmesi de m.91/3 uyarınca aynı cezaya tabidir; suçun bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezasına çıkar.

Organ vermeye rıza göstermek suçu ortadan kaldırır mı?

Hayır, tek başına değil. Organ veya doku nakli, ancak 1238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun ile ilgili yönetmeliklere uygun biçimde, yasal prosedür çerçevesinde gerçekleştirilirse hukuka uygun sayılır; bu koşullar dışında verilen rıza organ ticareti suçunu ortadan kaldırmaz.

Organ satın almak veya satmak ayrı bir suç mudur?

Evet ve aynı cezaya tabidir. TCK m.91/3 uyarınca organ veya doku satın alan, satan veya satışına aracılık eden kişi hakkında, birinci fıkrada organ alma fiili için öngörülen cezalar uygulanır.

Organ ticareti suçu ne zaman tamamlanmış sayılır?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 23.09.2014 tarihli ve 2013/26896 Esas, 2014/18492 Karar sayılı kararına göre önemli olan organ veya dokunun para ya da başka bir menfaat karşılığında tedavüle konu edilmesidir; ödemenin yapılıp yapılmadığı ve organın fiilen alınıp alınmadığı önem taşımaz, suç bu aşamada tamamlanır. Bu ilke Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 26.03.2025 tarihli ve 2022/4947 Esas, 2025/3312 Karar sayılı güncel kararında da teyit edilmiştir.

Ekonomik sıkıntı nedeniyle organını satan kişi cezalandırılır mı?

TCK m.92 uyarınca organını satan kişinin sosyal ve ekonomik koşulları gözetilerek indirim yapılabilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir. Ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2022/8807 E. – 2023/6026 K. sayılı kararına göre bu istisna dar yorumlanır; ekonomik sıkıntıya kendi kusuruyla, örneğin borçlanarak, sebep olan ve başka çıkış yolu bulunan kişi bu korumadan yararlanamaz.

Organ ticaretini resmî makamlara bildiren satıcı cezalandırılır mı?

Hayır. TCK m.93/1 uyarınca organ veya dokusunu satan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu merciine bildirerek suçluların yakalanmasını kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmolunmaz; Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2020/10398 E. – 2022/6011 K. sayılı kararında bu etkin pişmanlık hükmü uygulanmıştır.

Organ veya doku ticareti suçuna teşebbüs mümkün müdür?

Hayır. Organ veya doku ticareti suçu bakımından genel kabul, teşebbüs hükümlerinin uygulanmayacağı yönündedir.

Organ veya doku ticareti suçuna iştirak mümkün müdür?

Evet. İştirakin tüm biçimleri mümkündür; ameliyatı gerçekleştiren cerrah, koordinasyonu sağlayan sağlık personeli, alıcı ve vericiyi buluşturan aracı veya süreci finanse eden kişi ayrı ayrı fail, müşterek fail, azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla cezalandırılabilir.

Organ veya doku ticareti suçu şikâyete tabi midir?

Hayır. Kanun koyucu bu suçu şikâyete bağlı suçlar arasında saymamıştır; organ veya doku ticareti suçu savcılık tarafından resen soruşturulur.

Organ veya doku ticareti suçunda tüzel kişilerin sorumluluğu var mıdır?

Tüzel kişiler suçun doğrudan faili olamaz; ancak TCK m.91/7 uyarınca suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, TCK m.60 uyarınca tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunabilir.

Organ satın alan hasta veya yakınları TCK m.25/2’deki genel zorunluluk halinden yararlanabilir mi?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.11.2023 tarihli ve 2018/543 Esas, 2023/606 Karar sayılı kararına göre, TCK m.92 yalnızca organ veya dokusunu satan kişi bakımından düzenlenmiş özel bir hükümdür; organ satın alan hasta ve bu sürece bilerek katılan yakınları, TCK m.25/2’deki genel zorunluluk halinden de yararlanamaz.

Organ ticareti suçu ile resmi belgede sahtecilik suçu birlikte mi cezalandırılır?

Evet. Uygulamada akrabalık şartını görünüşte sağlamak için sahte kimlik veya nüfus cüzdanı düzenlenmesi sık görülür. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 20.12.2023 tarihli ve 2021/7857 Esas, 2023/5805 Karar sayılı kararına göre bu iki fiil ayrı suçlar olup gerçek içtima kuralları uygulanır; ancak resmi belgede sahtecilik suçu TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, bu suç yönünden zamanaşımı dolmuş olabilir.

Organ veya doku ticareti suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?

TCK m.66 uyarınca organ bakımından öngörülen dokuz yıla kadar hapis cezası ile örgütlü işleniş hâlindeki on beş yıla kadar hapis cezası, on beş yıllık dava zamanaşımına tabidir. Doku bakımından öngörülen cezalar ile m.91/2 ve m.91/6 fıkralarındaki cezalar ise sekiz yıllık zamanaşımına tabidir.

Organ veya doku ticareti suçunda görevli mahkeme hangisidir?

Öngörülen cezanın üst sınırı gözetildiğinde bu suç kural olarak Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır; daha hafif nitelikli bazı fiiller bakımından Asliye Ceza Mahkemesi de görevli olabilir. Ayrıca beş yıl veya daha az hapis cezasını artırmayan istinaf kararları CMK m.286/2-b uyarınca kesin olup temyiz edilemez.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir