Karşılıksız Yararlanma Suçu Cezası Nedir? (TCK 163)

karşılıksız yararlanma suçu cezası nedir

İçindekiler

I. Genel Açıklamalar

Karşılıksız yararlanma suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 163. maddesinde düzenlenmiş olup fıkrasına göre iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasından bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına kadar değişen yaptırımlar öngörür. Bu suçun en sık karşılaşılan ve uygulamada en çok uyuşmazlık doğuran görünüm biçimi, hiç kuşkusuz kaçak elektrik kullanımıdır. TCK m. 163/3 hükmü, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesini bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırmaktadır. Bu yazıda, kaçak elektrik kullanımının cezai, idari ve hukuki boyutları; suçun unsurları, sayaca müdahale türleri, gerçek zarar hesaplama yöntemi, idari para cezası süreci, etkin pişmanlık uygulaması ve konuya ilişkin güncel Yargıtay içtihatları ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Kaçak elektrik kullanımı Türkiye’de yaygın bir sorundur. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine dayanan sektör raporlarına göre bölgesel kayıp-kaçak elektrik oranları büyük farklılıklar göstermektedir; kayıp-kaçak oranının en düşük olduğu bölgelerde bu oran %3-4 seviyesindeyken, bazı bölgelerde geçmişte %70’lere ulaşan oranların günümüzde kademeli olarak gerilediği görülmektedir. Bu veriler, kaçak elektrik kullanımının hem idari hem cezai boyutuyla halen güncelliğini koruyan bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır.

II. Kanun Metni (TCK m. 163)

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Karşılıksız yararlanma” başlıklı 163. maddesi şu şekildedir:

Madde 163/1: Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Madde 163/2: Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Madde 163/3: (Ek: 2/7/2012-6352/83 md.) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere kanun koyucu, karşılıksız yararlanma suçunu üç farklı fiil grubu etrafında düzenlemiştir: otomatlardan yararlanma (163/1), telekomünikasyon ve yayın hizmetlerinden yararlanma (163/2) ve abonelik esasına dayalı enerji/su/doğal gazdan yararlanma (163/3). Üçüncü fıkra, 6352 sayılı Kanun’un 83. maddesiyle 2012 yılında maddeye eklenmiş olup kaçak elektrik, kaçak su ve kaçak doğal gaz kullanımını doğrudan kapsamına almaktadır.

III. Korunan Hukuki Değer ve Suçun Niteliği

Karşılıksız yararlanma suçuyla korunan hukuki değer, malvarlığı haklarıdır; ancak bu suç, hırsızlık suçundan farklı bir yapıya sahiptir. TCK’nın gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, otomatlara müdahale edilerek ya da telefon/yayın hatlarından kaçak yararlanılarak elde edilen fayda, “taşınabilir bir mal” niteliği taşımadığından hırsızlık suçunun konusunu oluşturmaz; bu nedenle kanun koyucu bu fiiller için ayrı ve kendine özgü bir suç tipi düzenlemiştir.

Elektrik enerjisi bakımından durum tarihsel olarak farklı bir seyir izlemiştir. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın ilk halinde, 141. maddenin ikinci fıkrasında “ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerji de taşınır mal sayılır” hükmü yer almaktaydı ve bu düzenleme uyarınca kaçak elektrik kullanımı hırsızlık suçu (TCK m. 141-142/f) kapsamında cezalandırılıyordu. 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 105. maddesiyle TCK’nın 141. maddesinin ikinci fıkrası ve 82. maddesiyle de 142. maddenin birinci fıkrasının (f) bendi yürürlükten kaldırılmış; aynı Kanun’un 83. maddesiyle bu fiiller TCK m. 163/3 kapsamına, yani karşılıksız yararlanma suçuna taşınmıştır. Bu değişikliğin gerekçesinde, kaçak elektrik kullanımının “yüz kızartıcı suç” olmaktan çıkarılması ve asıl amacın tüketilen enerjinin bedelinin vergisiyle birlikte tahsili olduğunun ortaya konması hedeflenmiştir.

Bu tarihsel değişimin hukuki niteliği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.06.2019 tarihli ve 2018/273 E., 2019/507 K. sayılı kararında etraflıca tartışılmıştır. Karara göre, Türk Medeni Kanunu’nun 762. maddesi uyarınca elektrik enerjisi “doğal güç” niteliğiyle taşınır mal sayılmakla birlikte, 6352 sayılı Kanun’un TCK m. 141/2 ve 142/1-f hükümlerini yürürlükten kaldırması sonucunda, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi artık hırsızlık suçunun konusunu oluşturamaz hâle gelmiştir; bu enerjiye yönelik rızasız ve tüketim miktarını gizleyecek şekildeki müdahaleler, özel hüküm niteliğindeki TCK m. 163/3 kapsamında karşılıksız yararlanma suçunu oluşturur.

IV. Suçun Üç Görünüm Biçimi

1. Otomat Hizmetlerinden Karşılıksız Yararlanma (TCK 163/1)

Bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen otomatik sistemlerden (yiyecek/içecek otomatları, toplu taşıma turnikeleri, oyun makineleri, otopark bariyerleri gibi) ödeme yapılmaksızın yararlanılması bu fıkra kapsamındadır. Ceza, iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Suçun oluşması için failin otomatın teknik işleyişini devre dışı bırakacak bir müdahalede bulunması aranır; burada bir insanın aldatılması söz konusu olmadığından dolandırıcılık suçu değil, karşılıksız yararlanma suçu gündeme gelir.

2. Telefon, Frekans ve Yayınlardan Karşılıksız Yararlanma (TCK 163/2)

Telefon hatları, frekanslar veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli ya da şifresiz yayınlardan, sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanılması altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 24.06.2011 tarihli ve 2010/10806 E., 2011/2783 K. sayılı kararında, kablolu yayın kuruluşundan abone olmaksızın kaçak bağlantı yapılarak yayından yararlanılması olayında, sanığın eyleminin TCK m. 163/1 değil, özel hüküm niteliğindeki 163/2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

3. Elektrik, Su ve Doğal Gazdan Karşılıksız Yararlanma (TCK 163/3)

Bu yazının esas konusunu oluşturan fıkra, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi, su ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesini bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırmaktadır. Bu fıkra, diğer iki fıkradan farklı olarak yalnızca hapis cezası öngörmekte, doğrudan adli para cezası seçeneği sunmamaktadır.

V. Kaçak Elektrik Kullanımı Özelinde Karşılıksız Yararlanma Suçu

1. Suçun Maddi Unsurları: Abonelik İlişkisi, Rıza Yokluğu ve Tüketimin Gizlenmesi

TCK m. 163/3’ün uygulanabilmesi için üç unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir:

a) Abonelik esasına göre yararlanılabilir bir enerji/su/doğal gaz bulunmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/273 E., 2019/507 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, suçun mağduru, elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın “sahibi” olmalıdır; bu sıfat, dağıtım şirketiyle geçerli bir abonelik sözleşmesi kurmuş gerçek veya tüzel kişilerde ya da doğrudan hizmeti sağlayan dağıtım şirketinde bulunabilir. Kararda somut olay bakımından, apartmanın ortak alanındaki merdiven lambasından kablo çekilerek elektrik kullanan sanığın, site yönetiminin abone olduğu ortak elektrik hattından yararlandığı ve bu nedenle TCK m. 163/3’ün uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

b) Kullanım, hakkın sahibinin rızası dışında gerçekleşmelidir. Bu unsur, sayaca veya hatta yapılan fiziki müdahaleyle somutlaşır.

c) Tüketim miktarının belirlenmesi engellenmiş olmalıdır. Bu, suçun en kritik ve en çok tartışılan unsurudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/273 E., 2019/507 K. sayılı kararına göre, bu unsur yalnızca failin kendi sayacına doğrudan müdahale etmesiyle sınırlı değildir; failin, abone olan başka bir kişiye ait sayaçtan geçtikten sonra ayrı bir hat çekerek ve ayrı bir sayaçtan geçirmeksizin kaçak elektrik kullanması hâlinde de kullanılan miktarın belirlenmesi engellenmiş sayılır. Kararın gerekçesinde altı çizildiği üzere, önemli olan kaçak kullanılan elektrik miktarının belli olmamasıdır; kaçak kullanılan elektriğin başkasına ait bir sayaçtan geçmiş olmasının suçun oluşumuna etkisi yoktur.

Bu üç unsurdan herhangi birinin eksik olması hâlinde TCK m. 163/3 uygulanamaz. Nitekim Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 20.02.2017 tarihli ve 2016/19221 E., 2017/1881 K. sayılı kararında, sanığın on yıl boyunca kuruma kayıtlı olmayan ancak eksiksiz tüketim kaydeden bir sayaçla evinden elektrik kullandığı olayda, tüketim miktarının belirlenmesinin engellenmediği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi bozma nedeni yapılmıştır; zira sayaç eksiksiz kayıt tuttuğu sürece, salt abonesizlik tek başına suçun maddi unsurunu oluşturmaz.

2. Abonesiz Kullanım ile Sayaca Müdahaleli Kullanım Arasındaki Kritik Ayrım

Uygulamada en çok karıştırılan nokta, “abonesiz elektrik kullanımı” ile “sayaca müdahale edilerek elektrik kullanımı” arasındaki farktır. Bir kişi, elektrik idaresiyle hiçbir abonelik ilişkisi kurmadan ve tüketimini eksiksiz kaydeden bir sayaç üzerinden elektrik kullanıyorsa, ortada TCK m. 163/3 anlamında bir “tüketim miktarının belirlenmesini engelleme” bulunmadığından, bu fiil ceza hukuku bakımından suç oluşturmayabilir; bu durum çoğunlukla dağıtım şirketi ile kullanıcı arasında bir özel hukuk/borç uyuşmazlığına ve idari yaptırıma konu olur. Buna karşılık, sayaca fiziki veya elektronik müdahale yapılarak gerçek tüketimin gizlenmesi hâlinde suç tamamlanmış olur. Bu ayrımın somut olayda doğru yapılması, savunma stratejisi açısından belirleyicidir.

3. Sayaca Müdahale Türleri

Uygulamada tespit edilen kaçak elektrik kullanım yöntemleri başlıca şu şekillerde sınıflandırılabilir:

  • Sayaç öncesinden hat çekme (bypass): Elektrik hattına, sayaçtan geçirmeksizin doğrudan bağlantı yapılması. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/273 E., 2019/507 K. sayılı kararına konu olayda olduğu gibi, ortak kullanım alanındaki bir hattan kablo çekilerek yapılan bağlantılar bu kategoriye girer.
  • Sayaç iletim mandalının düşürülmesi: Mekanik sayaçlarda, diskin manyetik alan prensibiyle döndüğü sistemde iletim mandalının düşürülmesi hâlinde elektrik akımı diski döndürmeden devresini tamamlar ve tüketim ölçülemez hâle gelir. Bu yöntem, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.11.2018 tarihli ve 2017/318 E., 2018/578 K. sayılı kararına konu olmuştur.
  • Manyetik müdahale: Sayaç mekanizmasının dışarıdan manyetik alanla yavaşlatılması veya durdurulması.
  • Mühür/plomba kırma: Dağıtım şirketince sayaca vurulan mührün veya plombanın kırılarak sayaca erişilmesi. Bu fiilin, somut olayın özelliğine göre TCK m. 203’te düzenlenen mühür bozma suçunu da ayrıca oluşturabileceği gözden kaçırılmamalıdır; bu ihtimalde fail, hem karşılıksız yararlanma hem de mühür bozma suçundan sorumlu tutulabilir.
  • Kesilen elektriğin izinsiz yeniden bağlanması: Ödeme yapılmaması veya kaçak kullanım nedeniyle kesilip mühürlenen bir aboneliğin, dağıtım şirketinin bilgisi ve rızası dışında yeniden bağlanması.

Sayaca herhangi bir müdahalenin bulunup bulunmadığı, teknik bir mesele olduğundan mahallinde keşif yapılarak bilirkişi incelemesiyle ortaya konması gerekir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 27.09.2022 tarihli ve 2022/6412 E., 2022/15604 K. sayılı kararında, mahkemenin sanığın suça konu yerde ne kadar süredir bulunduğunu araştırmadan, mahallinde keşif yaptırmadan ve kurulu güç ile sayaçtaki tüketim miktarının uyumlu olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu almadan hüküm kurmasının eksik kovuşturma niteliğinde olduğuna hükmedilmiştir.

4. İdari Süreç: Tespit Tutanağı, Dağıtım Şirketi ve İdari Para Cezası

Kaçak elektrik kullanımı, ceza yargılamasından bağımsız ve ona paralel yürüyen bir idari süreci de beraberinde getirir. Dağıtım şirketi görevlileri, ihbar veya rutin denetim üzerine sahada bir kaçak ve usulsüz elektrik tespit tutanağı düzenler; bu tutanakta müdahalenin niteliği, sayaç durumu ve varsa fotoğraflı kanıtlar yer alır. Tespit edilen kaçak kullanım bedeli, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 46. maddesi uyarınca aktif enerji bedelinin ilk tespitte 1,5 katı, tekrarında ise 2 katı olarak faturaya yansıtılır. Tüketici, bu bildirime karşı belirli bir süre içinde dağıtım şirketine yazılı itirazda bulunabilir; itiraz reddedilir veya ödeme yapılmazsa süreç icra takibine, elektriğin kesilmesine ve nihayetinde ticaret mahkemesinde açılacak alacak davasına kadar uzanabilir. Kaçak elektrik hukuki sürecinin idari boyutuna, tespit tutanağına itiraz yolları ve dağıtım şirketiyle yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin ayrıntılı bilgiye kaçak elektrik cezası ve suçu rehberi başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Burada altı çizilmesi gereken önemli nokta şudur: idari para cezası ile ceza yargılaması birbirinden bağımsız ve paralel yürüyen iki ayrı süreçtir. Dağıtım şirketinin uyguladığı idari yaptırımın ödenmiş olması, tek başına ceza soruşturmasını sona erdirmez; ceza yargılamasının akıbeti, aşağıda açıklanan etkin pişmanlık hükümlerine tabidir.

5. Gerçek Zarar Hesaplaması: Vergili-Cezasız Ayrımı ve Bilirkişi Süreci

Ceza yargılamasında sanığın zararı giderip gideremeyeceğinin ve etkin pişmanlıktan yararlanıp yararlanamayacağının tespiti için “gerçek zarar” miktarının doğru belirlenmesi kritik önem taşır. Bu noktada, dağıtım şirketinin idari süreçte uyguladığı cezalı ve vergili tutar ile bilirkişi tarafından hesaplanacak cezasız ve vergili gerçek zarar birbirinden farklı kavramlardır ve karıştırılmamalıdır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 27.09.2022 tarihli ve 2022/6412 E., 2022/15604 K. sayılı kararında, mahkemenin katılan kurumun kaçak elektrik kullanımına ilişkin cezasız ve vergili gerçek zararını bilirkişiye hesaplattırması, sanığın yaptığı kısmi ödemeleri bu tutardan düşmesi ve kalan miktarı ödemesi için sanığa makul bir süre tanıması gerektiği; sanığın bu süre içinde kalan zararı gidermesi hâlinde ceza verilmesine yer olmadığına, gidermemesi hâlinde ise mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu hesaplama genellikle mahallinde keşif yapılarak, suça konu yerdeki kurulu güç, mevsim koşulları ve tahmini kullanım süresi dikkate alınarak bilirkişi raporuyla ortaya konur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.11.2018 tarihli ve 2017/318 E., 2018/578 K. sayılı kararına konu olayda, bilirkişi kurulu güce ve mevsim koşullarına göre kaçak kullanım süresini 20 gün, normal tarife üzerinden hesaplanan kaçak elektrik bedelini ise belirli bir tutar olarak tespit etmiş ve bu doğrultuda sanığın hukuki durumu değerlendirilmiştir.

6. Etkin Pişmanlık ve 6352 Sayılı Kanun’un Geçici 2. Maddesi

TCK m. 168/5 hükmü, karşılıksız yararlanma suçunda failin, azmettirenin veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı soruşturma aşamasında tamamen tazmin etmesi hâlinde kamu davasının açılmayacağını, kovuşturma aşamasında tazmin edilmesi hâlinde ise cezanın üçte birine kadar indirileceğini düzenler. Uygulamada mahkemeler, sanığa bu imkânın hatırlatılması ve kurum zararını giderme fırsatının usulüne uygun biçimde bildirilmesi konusunda titiz davranmak zorundadır.

Bu bağlamda ayrıca 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin ikinci fıkrası özel bir geçiş hükmü öngörmüştür: Kanunun yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden önce işlenen ve o dönemde hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilen kaçak elektrik, su veya doğal gaz kullanımı fiillerinde, kovuşturması devam eden veya hükmü kesinleşmiş olsun olmasın, failin zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde ceza verilmeyeceği ve verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağı hükme bağlanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.11.2018 tarihli ve 2017/318 E., 2018/578 K. sayılı kararında, bu düzenlemenin amacının, ilgili suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi hâlinde işin esasına girilmeden davanın sonuçlandırılması olduğu; bu nedenle mahkemenin, bilirkişi tarafından tespit edilen cezasız kaçak kullanım bedelini makul bir süre içinde ödemesi hâlinde sanık hakkında ceza verilmeyeceğine dair usulüne uygun bir bildirim yapması, bildirim yapılmadan doğrudan beraat veya mahkûmiyet kararı verilmemesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 20.02.2017 tarihli ve 2016/19221 E., 2017/1881 K. sayılı kararında da, tekerrüre esas alınan önceki mahkûmiyetin elektrik hırsızlığından olması hâlinde, 6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. maddesi uyarınca şikâyetçi kurumun zararının tazmin edilip edilmediğinin araştırılması ve bu doğrultuda uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiği; aksi hâlde eksik kovuşturmayla hüküm kurulmuş olacağı belirtilmiştir.

Etkin pişmanlık hükmünün soruşturma ve kovuşturma aşamalarında hayatta yalnızca sınırlı sayıda uygulanabildiği, tekrarlanan kaçak kullanım eylemlerinde her seferinde aynı avantajdan yararlanılamayacağı da unutulmamalıdır.

7. Kiracı ve Yeni Malik Gibi Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ancak yeterince ele alınmayan bir mesele, bir taşınmazı kiralayan veya sonradan satın alan kişinin, kendisinden önceki dönemde yapılmış bir sayaç müdahalesinden veya kaçak kullanımdan sorumlu tutulup tutulamayacağıdır. Karşılıksız yararlanma suçu kasten işlenebilen bir suç olduğundan, failin sayaca müdahale edildiğini bilmeden ve bu yönde bir kastı bulunmadan taşınmazı kullanmaya başlaması hâlinde, tüketim miktarının belirlenmesini bilerek ve isteyerek engellediği ispatlanamadıkça cezai sorumluluğu doğmaz. Ancak taşınmazın önceki kaçak kullanım geçmişini bilerek devraldığı ve müdahaleyi sürdürdüğü hâllerde, yeni kullanıcı da fail sıfatıyla sorumlu tutulabilir. Bu tür olaylarda ispat yükü, sanığın sayaca müdahale edildiğini bildiğini veya bilmesi gerektiğini ortaya koymak bakımından iddia makamına aittir.

8. Zincirleme Suç Değerlendirmesi

Kaçak elektrik kullanımının belirli bir süreye yayılan, tekrar eden bir eylem biçiminde gerçekleşmesi hâlinde, TCK m. 43’te düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı da gündeme gelebilir. Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda birden fazla kez aynı kişiye karşı karşılıksız yararlanma suçunun işlenmesi hâlinde, tek bir ceza belirlenip bu cezanın artırılması yoluna gidilebilir. Bu değerlendirme, somut olayda kaçak kullanımın süreklilik arz edip etmediğine ve tek bir suç işleme kararına dayanıp dayanmadığına göre yapılır.

VI. Özgü Suç Niteliği

Karşılıksız yararlanma suçu, herkes tarafından işlenebilen bir suçtur; failin belirli bir sıfat taşıması aranmaz. Bu itibarla bir özgü suç niteliği taşımaz. Suçun faili, hizmeti fiilen kullanan kişidir; abonelik kaydının kimin üzerinde olduğu, faillik sıfatını tek başına belirlemez.

VII. Nitelikli Haller

TCK m. 163 kapsamında ayrı bir nitelikli hâl düzenlemesi bulunmamaktadır; her fıkra kendi ceza aralığını doğrudan öngörmektedir. Ceza belirlenirken TCK m. 61 uyarınca genel nitelikli haller ve temel ceza tayini ilkeleri, somut olayın özelliklerine göre uygulanır; ancak madde metninde kaçak elektrik miktarının büyüklüğü, kaçak kullanım süresinin uzunluğu veya sanığın mükerrer kaçak kullanımı gibi hususlar, doğrudan bir nitelikli hâl olarak değil, temel cezanın somutlaştırılmasında dikkate alınan takdiri unsurlar olarak değerlendirilir.

VIII. Şikâyete Tabi Olma Durumu

Karşılıksız yararlanma suçu, şikâyete bağlı bir suç değildir; re’sen soruşturulan suçlardandır. Savcılık, tespit tutanağı veya ihbar yoluyla fiilden haberdar olduğunda, mağdurun ayrıca şikâyette bulunmasını beklemeksizin soruşturma başlatır. Ancak uygulamada dağıtım şirketlerinin tutanak düzenleyip Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunması, soruşturmanın başlangıç noktasını oluşturur.

IX. HAGB, Uzlaşma, Erteleme ve Adli Para Cezası

Uzlaştırma: Karşılıksız yararlanma suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda uzlaştırma kapsamında sayılan suçlar arasında yer almamaktadır; bu nedenle uzlaştırma prosedürü uygulanmaz.

HAGB: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, sanık hakkında hükmedilen somut cezanın iki yıl veya altında kalması ve diğer yasal şartların (daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, zararın giderilmesi, mahkemenin kanaati) sağlanması hâlinde her üç fıkra bakımından da uygulanabilir.

Cezanın Ertelenmesi: TCK m. 163/1 ve 163/2 kapsamında verilen cezalar doğrudan cezanın ertelenmesi kurumuna konu olabilir; 163/3 bakımından ise hükmedilen somut cezanın iki yılı aşmaması şartıyla erteleme mümkündür.

Adli Para Cezası: TCK m. 163/1 ve 163/2, hapis cezasına seçenek olarak doğrudan adli para cezasını öngörmektedir. TCK m. 163/3’te ise doğrudan adli para cezası seçeneği yer almamakla birlikte, hükmedilen hapis cezasının bir yıl veya daha az olması hâlinde TCK m. 50 uyarınca cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkün olabilir.

X. Ön Ödeme Uygulaması

Ön ödeme müessesesi, yalnızca üst sınırı altı ayı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabildiğinden, TCK m. 163/1 kapsamındaki otomat suçları bakımından mümkündür. TCK m. 163/2 ve 163/3 fıkralarının ceza üst sınırları bu eşiği aştığından, bu fıkralar bakımından ön ödeme uygulanmaz; bunun yerine yukarıda açıklanan TCK m. 168/5 etkin pişmanlık hükmü devreye girer.

XI. Görevli Mahkeme

TCK m. 163’ün her üç fıkrası bakımından da görevli mahkeme, Asliye Ceza Mahkemesidir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun görev kurallarına göre, öngörülen ceza üst sınırının ağırlığı bu suçları Ağır Ceza Mahkemesi’nin görev alanı dışında bırakmaktadır.

XIII. Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 20.02.2017 tarihli ve 2016/19221 E., 2017/1881 K. sayılı kararı, kuruma kayıtlı olmayan ancak eksiksiz tüketim kaydeden bir sayaçla on yıl boyunca elektrik kullanan sanığın eyleminde, tüketim miktarının belirlenmesinin engellenmediği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesini ve ayrıca tekerrüre esas alınan önceki mahkûmiyetin elektrik hırsızlığından olması nedeniyle 6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. maddesi uyarınca uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının araştırılmamasını bozma nedeni yapmıştır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 27.09.2022 tarihli ve 2022/6412 E., 2022/15604 K. sayılı kararı, kaçak elektrik kullanımının tespitinde mahallinde keşif yapılarak bilirkişi incelemesiyle kurulu güç-tüketim uyumunun ve sayaca müdahale bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini; kaçak kullanım tespit edilirse dağıtım şirketinin cezasız ve vergili gerçek zararının bilirkişiye hesaplattırılıp 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi kapsamında sanığa usulüne uygun bildirimde bulunulması gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.06.2019 tarihli ve 2018/273 E., 2019/507 K. sayılı kararı, apartmanın ortak alanındaki koridor lambasından kablo çekmek suretiyle elektrik kullanan sanığın eyleminin, 6352 sayılı Kanun ile TCK m. 141/2 ve 142/1-f hükümlerinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle artık hırsızlık suçunu değil, TCK m. 163/3’te düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunu oluşturduğuna hükmetmiş; bu suretle kaçak elektrik kullanımının hukuki niteliğine ilişkin daire içtihatları arasındaki uygulama birliğini sağlamıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.11.2018 tarihli ve 2017/318 E., 2018/578 K. sayılı kararı, sayaç iletim mandalının düşürülmesi suretiyle kaçak elektrik kullanıldığı olayda, bilirkişi tarafından tespit edilen cezasız kaçak kullanım bedelinin mahkemece belirlenecek makul bir süre içinde ödenmesi hâlinde ceza verilmeyeceğine ilişkin sanığa usulüne uygun bildirimde bulunulması, ödeme yapılmaması hâlinde ise sabit olan suçtan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 24.06.2011 tarihli ve 2010/10806 E., 2011/2783 K. sayılı kararı, kablolu yayın kuruluşundan abonesiz kaçak bağlantı yoluyla yararlanılması olayında, eylemin TCK m. 163/1 değil, özel hüküm niteliğindeki 163/2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 06.03.2017 tarihli ve 2017/1602 E., 2017/2541 K. sayılı kararı, kaçak doğal gaz kullanımı davasında, savcılığın TCK m. 168/5’teki etkin pişmanlık hükmünü şüpheliye soruşturma aşamasında hatırlatma yükümlülüğünün bulunmadığını, “kanunu bilmemenin mazeret sayılmayacağı” ilkesi uyarınca bu yükümlülüğün savcılığa değil yargılama makamına ait olduğunu vurgulamıştır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 28.11.2022 tarihli ve 2022/10963 E., 2022/19791 K. sayılı kararı, sayaçsız kaçak su kullanımı davasında, savcılığın vergisiz zarar tutarı üzerinden ön ödeme önerisinde bulunmasının usule aykırı olduğunu; gerçek zararın vergili ve cezasız tutar üzerinden bilirkişiye hesaplattırılması ve şüpheliye usulüne uygun süre verilerek bildirimde bulunulması gerektiğini belirtmiştir.

XIV. Sık Sorulan Sorular

Kaçak elektrik kullanmak hangi suçu oluşturur?

Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde kullanılması, TCK m. 163/3 uyarınca karşılıksız yararlanma suçunu oluşturur; ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Kaçak elektrik kullanımı hırsızlık suçu mudur?

Hayır. 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile TCK m. 141/2 ve 142/1-f hükümleri yürürlükten kaldırılmış, abonelik esasına göre yararlanılan elektrik enerjisine yönelik bu tür eylemler karşılıksız yararlanma suçu kapsamına alınmıştır. Bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2018/273 E., 2019/507 K. sayılı kararıyla da netleştirilmiştir.

Abonesiz elektrik kullanmak tek başına suç mudur?

Hayır, otomatik olarak değil. Eğer sayaç tüketimi eksiksiz kaydediyor ve gerçek tüketim miktarının belirlenmesi herhangi bir şekilde engellenmiyorsa, salt abonesizlik TCK m. 163/3 anlamında suç oluşturmaz; bu durum çoğunlukla idari yaptırım ve özel hukuk uyuşmazlığı konusu olur.

Sayaca müdahale eden kişi hangi cezalarla karşılaşabilir?

Sayaca fiziki müdahale (mandal düşürme, manyetik müdahale, bypass gibi) suretiyle tüketim miktarının gizlenmesi TCK m. 163/3 kapsamında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Ayrıca dağıtım şirketinin sayaca vurduğu mührün kırılması hâlinde, somut olayın özelliğine göre TCK m. 203’te düzenlenen mühür bozma suçu ayrıca oluşabilir.

Kaçak elektrik bedelini ödersem ceza davası düşer mi?

TCK m. 168/5 uyarınca soruşturma aşamasında zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde kamu davası açılmaz; kovuşturma aşamasında tazmin edilmesi hâlinde ise cezada üçte birine kadar indirim yapılır. Ancak burada esas alınacak tutar, dağıtım şirketinin idari süreçte uyguladığı cezalı tutar değil, bilirkişi tarafından hesaplanacak cezasız ve vergili gerçek zarardır.

İdari para cezası ile ceza davası aynı anda mı yürür?

Evet. Dağıtım şirketinin uyguladığı idari yaptırım (Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği m. 46 uyarınca aktif enerji bedelinin ilk tespitte 2 katı, tekrarında 2,5 katı) ile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ceza soruşturması birbirinden bağımsız, paralel süreçlerdir. İdari cezanın ödenmesi tek başına ceza davasını sona erdirmez.

Kaçak elektrik kullanılan mülkü sonradan kiralayan kişi cezai sorumluluk taşır mı?

Karşılıksız yararlanma suçu kasten işlenebilen bir suç olduğundan, kiracının veya yeni malikin sayaca yapılmış önceki bir müdahaleden habersiz olması ve bu yönde kastının bulunmaması hâlinde cezai sorumluluğu doğmaz.

Karşılıksız yararlanma suçu şikâyete tabi midir?

Hayır. Bu suç re’sen soruşturulur; savcılık, tespit tutanağı veya ihbar yoluyla haberdar olduğunda mağdurun şikâyetini beklemeksizin soruşturma başlatır.

Kaçak elektrik davasında uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır. Karşılıksız yararlanma suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda uzlaştırma kapsamında sayılan suçlar arasında yer almamaktadır.

Kaçak elektrik davasında hangi mahkeme görevlidir?

TCK m. 163’ün her üç fıkrası bakımından da görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Kaçak elektrik davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulanabilir mi?

Evet, hükmedilen somut cezanın iki yıl veya altında olması ve diğer yasal şartların sağlanması hâlinde HAGB kararı verilebilir.

2012 öncesi işlenen kaçak elektrik fiilleri için özel bir imkân var mıdır?

Evet. 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 05.07.2012 tarihinden önce işlenen ve o dönemde hırsızlık suçu kapsamında yargılanan veya hüküm kesinleşen dosyalarda, failin zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde ceza verilmeyeceği ve verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağı hükme bağlanmıştır.

XV. Sonuç ve Değerlendirme

Kaçak elektrik kullanımı, günümüzde hem idari hem cezai boyutuyla sıkça karşılaşılan bir uyuşmazlık türüdür. TCK m. 163/3’ün uygulanabilmesi için abonelik ilişkisinin varlığı, rıza yokluğu ve tüketim miktarının belirlenmesinin engellenmiş olması unsurlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur; bu unsurlardan herhangi biri eksikse suç oluşmaz. Sanık veya şüpheli konumunda olan kişiler bakımından, gerçek zararın doğru hesaplanması, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkânının usulüne uygun biçimde bildirilip bildirilmediğinin denetlenmesi ve idari süreçle ceza sürecinin birbirine karıştırılmaması büyük önem taşır. Bu tür davalarda uzman bir ceza avukatından hukuki destek alınması, hem delillerin doğru değerlendirilmesi hem de zarar giderme sürecinin etkin biçimde yürütülmesi açısından belirleyici olabilir. Konuya ilişkin destek için deneyimli bir ceza avukatı ile iletişime geçebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar