|

Karşılıksız Yararlanma Suçu Cezası Nedir? (TCK 163)

karşılıksız yararlanma suçu cezası nedir

İçindekiler

I. GENEL AÇIKLAMALAR


Karşılıksız Yararlanma Suçu Cezası Nedir? Karşılıksız yararlanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 163. maddesinde düzenlenmiş olup; bireylerin veya kurumların sunduğu hizmetlerden, altyapı olanaklarından ya da kaynaklardan bedel ödemeksizin veya izinsiz biçimde yararlanan kimselerin cezalandırılmasını amaçlamaktadır. Bu suç tipi, teknik gelişmelere paralel olarak önem kazanmış; otomatlar, telefon şebekeleri ve frekanslar ile abonelik esasına dayalı hizmetler bakımından ayrı ayrı düzenlenmiştir.


TCK m. 163, üç fıkradan oluşmaktadır. Bu makalede, söz konusu üç fıkra kapsamında düzenlenen suç tipleri; suçun unsurları, nitelikli haller, özgü suç niteliği, şikâyete tabi olup olmadığı, uzlaşma, HAGB, erteleme, adli para cezası, ön ödeme, görevli mahkeme ile dava ve ceza zamanaşımı başlıkları altında ayrıntılı olarak ele alınacaktır.


II. KANUN METNİ (TCK m. 163)


Madde 163- (1) Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.


III. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇUNDA KORUNAN HUKUKÎ DEĞER VE SUÇUN GENEL NİTELİĞİ NELERDİR?


TCK m. 163 ile korunan hukukî değer, öncelikle mal varlığıdır. Bununla birlikte enerji, su ve doğalgaz gibi kamu kaynaklarının korunması ve altyapı sistemlerinin güvenliği de bu suç tipiyle güvence altına alınmaktadır. Suç, mülkiyet hakkına karşı işlenen suçlar arasında değerlendirilmekte; madde her üç fıkra bakımından farklı hukuki değerleri aynı anda koruma işlevi görmektedir.


Suçun konusu, birinci fıkrada otomat aracılığıyla sunulan hizmet; ikinci fıkrada telefon hatları, frekanslar ve elektromanyetik dalgalarla yapılan yayınlar; üçüncü fıkrada ise abonelik esasına bağlı elektrik enerjisi, su ve doğal gazdır. Suç tipi bakımından önemli bir ortak özellik, hareketin icra biçimidir: her üç hâlde de bir yararlanma eylemi söz konusu olup bu yararlanma, bedel ödenmeksizin veya hak sahibinin rızası alınmaksızın gerçekleşmektedir.


IV. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇUNUN UNSURLARI NELERDİR?

A. TCK m. 163/1: Otomatlar Aracılığıyla Sunulan Hizmetten Yararlanma

1. Maddi Unsur

TCK m. 163/1’de düzenlenen suçun fiil unsuru, otomatlar aracılığıyla sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapılmaksızın yararlanmaktır. Buradaki ‘otomat’ kavramı geniş biçimde yorumlanmalı; jeton veya para ile çalışan oyun makineleri, yiyecek/içecek otomatları, ulaşım sistemleri, otopark bariyerleri ve benzeri mekanizmaları kapsamaktadır.


Suçun oluşabilmesi için gereken unsurlar şöyle sıralanabilir:
• Hizmetin otomat aracılığıyla sunulması gerekir.
• Hizmet, ancak bedeli ödenerek yararlanılabilir nitelikte olmalıdır.
• Fail, bedel ödemeksizin bu hizmetten fiilen yararlanmış olmalıdır.
• Otomatın işlevini bypass ederek ya da manipüle ederek yararlanma eylemi gerçekleştirilmiş olmalıdır.

Suç, serbest hareketli bir suç değildir; icra biçimi önem taşımakla birlikte kanun, herhangi bir hareket biçimini öngörmemiş; yalnızca ödeme yapılmaksızın yararlanma sonucunu aramıştır. Suç, neticesi harekete bitişik bir suç niteliğindedir. Suçun faili, yararlanma eylemini fiilen gerçekleştiren kişidir.

2. Manevi Unsur


Suç, kasıtla işlenebilen bir suç tipidir. Failin, bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmaksızın yararlandığını bilmesi ve bu sonucu istemesi gerekmektedir. Taksirle işlenebileceğine dair herhangi bir hüküm kanunda yer almadığından, taksirle işlenme hâli suç oluşturmaz. Failin saiki (güdüsü) suçun oluşumu bakımından önem taşımamakta; para biriktirme amacının yanı sıra heyecan ve merak gibi saiklerle de suç işlenebilmektedir.

B. TCK m. 163/2: Telefon Hatları, Frekanslar ve Yayınlardan Yararlanma

1. Maddi Unsur


Bu fıkrada üç ayrı eylem biçimi düzenlenmiştir: telefon hatlarından ve frekanslarından sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanma; elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli yayınlardan izinsiz yararlanma ve elektromanyetik dalgalarla yapılan şifresiz yayınlardan izinsiz yararlanma. Fıkra metninde ‘sahip veya zilyet’ ifadesine yer verilmesi dikkat çekicidir; bu sayede hem mülkiyet hakkı hem de zilyetlik korunmaktadır.

Telefon hatlarından izinsiz yararlanma, bir başkasına ait hat kullanılarak arama yapılması, abonelik ücretinin ödenmemesi için teknik manipülasyon yapılması ya da klonlanmış SIM kart kullanılması gibi eylemleri kapsar. Frekanslardan izinsiz yararlanma kapsamında ise tahsisli frekanslara izinsiz erişim, telsiz haberleşmesine izinsiz müdahale sayılabilir.


Uydu yayıncılığı, kablolu yayın ve şifreli dijital platformlara ait yayınlara karşı yapılan sinyal korsanlığı, kart klonlama ve benzeri yöntemlerle gerçekleştirilen izinsiz yararlanma eylemleri de bu fıkra kapsamında değerlendirilir. Şifreli ya da şifresiz yayın ayrımı, suçun oluşumu için belirleyici değildir; her iki hâlde de izinsiz yararlanma suç teşkil eder

2. Manevi Unsur


Bu fıkrada da suç yalnızca kasıtla işlenebilir. Failin, telefon hattının, frekansın veya yayının sahibinin ya da zilyedinin rızasının bulunmadığını bilmesi ve rızasız yararlanma sonucunu istemesi gerekmektedir. Özellikle şifreli yayınlara yönelik eylemlerde, failin şifrenin aşılması için teknik bir işlem uygulaması ya da bu amaca yönelik araç kullanması kast unsurunun gerçekleştiğine karine oluşturur.

C. TCK m. 163/3: Elektrik, Su ve Doğal Gazdan İzinsiz Yararlanma

1.Maddi Unsur


Bu fıkranın uygulanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur: Birincisi, elektrik enerjisi, su veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın tüketilmesi; ikincisi ise bu tüketimin, tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek biçimde yapılmasıdır. Bu iki koşulun birlikte aranması, fıkrayı diğer fıkralardan ayıran en önemli özelliktir.


Tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketim; sayaç üzerine mıknatıs yerleştirme, sayacı bypass etme, sayacın göstergesini tahrip etme veya sayaç dolabına müdahale gibi eylemleri kapsar. Sayaca herhangi bir müdahale olmaksızın yalnızca fatura ödenmemesi hâlinde bu fıkra değil, özel hukuka ilişkin sözleşme ihlali ya da icra hukuku hükümleri devreye girer.


Bu fıkra kapsamındaki suçun konusu olan mallar sınırlı sayıda (numerus clausus) belirlenmiştir: yalnızca elektrik enerjisi, su ve doğal gaz. Bu üç mal dışındaki kaynakların aynı yöntemle izinsiz tüketilmesi, bu fıkra kapsamında değil; koşullar varsa hırsızlık veya diğer suç tipleri kapsamında değerlendirilebilir.

2.Manevi Unsur


TCK m. 163/3 kapsamındaki suç da kasıt gerektirmektedir. Failin, sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının tespitini engelleyecek biçimde kaynak tükettiğini bilmesi ve bu sonucu istemesi gerekmektedir. Sayaca yönelik müdahale eyleminin kendisi kast unsurunun varlığına güçlü bir karine oluşturur; zira bu tür müdahalelerin kasıtsız ya da sehven gerçekleştirilmesi hayatın olağan akışıyla bağdaşmamaktadır.

V. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇUNDA NİTELİKLİ HALLERİ NELERDİR?


TCK m. 163’te, her üç fıkra bakımından da özel bir nitelikli hal düzenlenmemiştir. Kanun koyucu, temel suç tipini düzenlemekle yetinmiş; ağırlaştırıcı veya hafifletici özel nedenler öngörmemiştir. Ancak genel hüküm niteliğindeki TCK m. 61 çerçevesinde suçun işleniş biçimi, araç, zaman, yer ve fail ile mağdur arasındaki ilişki gibi unsurlar temel ceza belirlenirken hâkim tarafından takdir yetkisi dahilinde gözetilir. Ayrıca TCK’nın genel hükümler kısmındaki ağırlaştırıcı nedenler (örneğin örgüt içinde işlenmesi gibi hâller) uygulanabilir.

VI. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇU ÖZGÜ SUÇ MUDUR?


TCK m. 163’te düzenlenen karşılıksız yararlanma suçu, her üç fıkra bakımından da özgü suç niteliği taşımamaktadır. Suçun faili, herhangi bir kişi olabilir; kanun, failde özel bir sıfat veya nitelik aramamaktadır. Bu nedenle söz konusu suç tipi, seçimlik hareketli ve serbest failliğe açık genel suç kategorisinde yer almaktadır. Kamu görevlileri, özel sektör çalışanları ya da herhangi bir kişi bu suçun faili olabilir.

VII. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇU ŞİKAYETE TABİ MİDİR?


TCK m. 163’te düzenlenen suçların hiçbiri şikâyete bağlı suç değildir; her üç fıkra kapsamındaki suçlar re’sen (kendiliğinden) takip edilen suçlar arasında yer almaktadır. Savcılık, suçun işlendiğini öğrenmesi hâlinde şikâyet koşulu aranmaksızın soruşturma başlatır.


TCK’nın 167. maddesinde şahsî cezasızlık sebepleri veya cezayı azaltan şahsî sebepler bakımından karşılıksız yararlanma suçuna açıkça atıfta bulunulmamıştır. Dolayısıyla m. 167’de öngörülen akrabalar arası şahsî cezasızlık hâlleri bu suça uygulanmaz. Suçtan zarar gören kurumun şikâyetten vazgeçmesi, davanın devamına engel teşkil etmez.

VIII. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇUNDA HAGB, UZLAŞMA, ERTELEME VE ADLİ PARA CEZASINA HÜKMEDİLİR Mİ?


A. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, 5271 sayılı CMK m. 231’de düzenlenmiştir. HAGB kararı verilebilmesi için sanığa verilen hapis cezasının iki yıl veya daha az olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş bulunması, sanığın zararı gidermesi ve mahkemenin kişilik özellikleriyle sosyal durumunu göz önüne alarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması gerekmektedir.


TCK m. 163/1’de öngörülen ceza iki aya altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Bu fıkra bakımından hapis cezasının iki yıl sınırının altında kalması nedeniyle HAGB kararı verilebilir. TCK m. 163/2’de öngörülen ceza altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; iki yıllık üst sınır itibarıyla yine HAGB uygulanabilir. TCK m. 163/3 bakımından ise ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olup üst sınırı üç yıl olduğundan, verilecek somut ceza iki yıl veya daha az ise HAGB uygulanabilir; ancak somut cezanın iki yılı aştığı hâllerde HAGB kararı verilemez.


B. Uzlaşma


Uzlaşma, CMK m. 253 ve devamında düzenlenmiş olup yalnızca kanunda açıkça belirtilen suçlara uygulanabilir. TCK m. 163’te düzenlenen karşılıksız yararlanma suçu, uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında sayılmamıştır. Dolayısıyla her üç fıkra bakımından da uzlaştırma prosedürü işletilemez. Uygulamada zaman zaman uzlaştırma büroları tarafından bu suç dosyalarına yönelik yönlendirme yapılsa da söz konusu işlemin kanuni dayanağı bulunmamaktadır.


C. Cezanın Ertelenmesi


TCK m. 51 uyarınca iki yıl veya daha az hapis cezasına hükmedilmesi hâlinde cezanın ertelenmesi mümkündür. Bu çerçevede TCK m. 163/1 ve 163/2 bakımından alt sınırdan ceza tayin edilmesi veya somut cezanın iki yıl veya altında kalması hâlinde erteleme kararı verilebilir. TCK m. 163/3’te alt sınır bir yıl, üst sınır üç yıl hapis olduğundan; somut olayda belirlenen ceza iki yıl veya daha az ise erteleme uygulanabilir; iki yılı aşan cezalarda erteleme mümkün değildir. Cezanın ertelenebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç ay veya daha fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat edinmesi gerekmektedir.


D. Adli Para Cezası


TCK m. 163/1 ve 163/2, hapis cezasına alternatif olarak adli para cezası öngörmektedir. Mahkeme, bu fıkralar bakımından hapis cezası yerine adli para cezasına hükmedebilir. TCK m. 163/3’te ise yalnızca hapis cezası öngörülmüş; adli para cezası seçeneğine yer verilmemiştir. Bununla birlikte TCK m. 50 uyarınca hükmedilen kısa süreli hapis cezası (bir yıl veya daha az) adli para cezasına çevrilebilir; ancak bu çevirme uygulaması, suçun özgül koşulları ve failin kişiliği dikkate alınarak mahkeme takdirinde değerlendirilir.

IX. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇUNDA ÖN ÖDEME UYGULANIR MI?


Ön ödeme kurumu, TCK m. 75’te düzenlenmiş olup yalnızca cezanın yukarı sınırı altı ay veya daha az hapis cezasını ya da yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlara uygulanır.


TCK m. 163/1 bakımından üst sınırı altı aya kadar hapis ya da adli para cezasıdır. Hapis cezasının üst sınırı altı ay olduğundan ve suç adli para cezasıyla da karşılanabildiğinden, bu fıkra kapsamındaki suç ön ödeme hükümlerine tabidir.

TCK m. 163/2 bakımından ise üst sınırı iki yıl hapis cezası olup bu ceza miktarı ön ödeme için öngörülen altı aylık eşiği aşmaktadır. Dolayısıyla m. 163/2 kapsamındaki suça ön ödeme uygulanamaz.

TCK m. 163/3 bakımından bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olduğundan bu fıkra bakımından da ön ödeme yoluna başvurulamaz.

Ancak TCK m.163/1 dışındaki diğer fıkralar için TCK m.168/5 hükmü uygulama alanı bulur.

TCK m.168/5’inci Maddesi Aşağıdaki Şekildedir:

“Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.”

X. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇUNDA GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?


Görevli mahkemenin belirlenmesinde suç için öngörülen cezanın üst sınırı esas alınmaktadır (CMK m. 10-12).
TCK m. 163/1: Öngörülen ceza iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Bu suç bakımından cezanın üst sınırı altı ay hapis olduğundan görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
TCK m. 163/2: Öngörülen ceza altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Bu suç bakımından da görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
TCK m. 163/3: Öngörülen ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Cezanın üst sınırı üç yıl olduğundan bu suçta da görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

XI. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇU BAKIMIDAN SONUÇ VE DEĞERLENDİRME


TCK m. 163’te düzenlenen karşılıksız yararlanma suçu, modern yaşamın vazgeçilmez unsurları olan enerji kaynakları, iletişim altyapısı ve otomatlaşmış hizmet sistemlerine yönelik izinsiz ya da bedelsiz yararlanma eylemlerini kapsayan geniş kapsamlı bir suç tipidir.


Her üç fıkra bakımından ortak özellik olarak suçların özgü suç niteliği taşımadığı, re’sen takip edildiği ve uzlaştırma kapsamı dışında kaldığı belirtilmelidir. Buna karşılık fıkralar arasında ceza miktarları bakımından önemli farklar bulunmaktadır: En ağır yaptırım m. 163/3 kapsamındaki sayaç manipülasyonu eylemine öngörülmüş; bu fıkrada adli para cezasına da yer verilmemiştir.


Ön ödeme yalnızca m. 163/1 kapsamında mümkün; HAGB her üç fıkrada da somut cezaya göre uygulanabilir; erteleme ise m. 163/1 ve 163/2’de doğrudan, m. 163/3’te ise somut ceza iki yılı aşmıyorsa uygulanabilir niteliktedir.


Uygulamada en fazla karşılaşılan sorunlar; m. 163/3 ile hırsızlık suçu arasındaki sınırın çizilmesi, m. 163/2’nin bilişim suçlarıyla örtüşen yönleri ve özellikle apartman ya da site saatçilerinin izinsiz kullanımı gibi özel durumlarda hangi fıkranın uygulanacağının belirlenmesine ilişkindir. Bu soruların yanıtlanmasında Yargıtay’ın güncel içtihatları belirleyici işlev görmektedir. Bu nedenlerle ceza dosyasının deneyimli bir ceza avukatıyla takip edilmesi gerekmektedir.

XII. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇU HAKKINDA YARGITAY KARARLARI

1-Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/10806 E. – 2011/2783 K. Sayılı İlamı ve Yorumu

Kablolu Yayından Abonesiz Kaçak Yararlanma TCK m.163/2 Kapsamındadır

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2010/10806 E. – 2011/2783 K., 24.06.2011 T. (Kanun Yararına Bozma)

Kararın Özeti

Sanık, kablolu yayın kuruluşuna ait yayından abone olmadan kaçak bağlantı yaparak yararlanmıştır. Yerel mahkeme eylemi TCK m.163/1 kapsamında değerlendirip eksik ceza tayin etmiş; ayrıca ertelenen kısa süreli cezada denetim süresi belirlememiştir. Yargıtay, eylemin TCK m.163/2 kapsamında kaldığını belirterek kararı kanun yararına bozmuş ve denetim süresine ilişkin eksikliği gidermiştir.

Yargıtayın Gerekçesi

Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli/şifresiz yayınlardan sahibinin rızası olmaksızın yararlanma, TCK m.163/2’de özel olarak düzenlenmiştir. Kablolu yayından abonesiz yararlanma da bu fıkra kapsamındadır; m.163/1 yerine m.163/2 uygulanmalıdır.

Değerlendirme

Bu karar, karşılıksız yararlanma suçunun fıkralara göre ayrıştığını ve doğru fıkranın belirlenmesinin önemini gösterir. Otomat/hizmet türü yararlanmalar m.163/1; telefon, yayın ve elektromanyetik dalga türü yararlanmalar m.163/2; abonelik esaslı elektrik, su, doğalgaz türü yararlanmalar ise m.163/3 kapsamındadır. Doğru fıkranın seçilmesi, ceza miktarını ve uygulanacak rejimi doğrudan etkilediğinden, vasıf tayini titizlikle yapılmalıdır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/10806 E. – 2011/2783 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/1, 62. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51/2. maddesi gereğince katılan kurumun zararı olan 128 yeni Türk lirasının ödenmesi şartına bağlı olarak hapis cezasının ertelenmesine dair, Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/10/2007 tarihli ve 2007/304 esas, 2007/728 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre;
1-Sanığın … ve Kablo TV. A.Ş.’ne ait kablolu yayından abone olmadan kaçak bağlantı yaparak faydalanması eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 163/2. maddesi kapsamında kaldığı dikkate alınmadan, yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayin olunmasında,
2-Sanık hakkında verilen 1 ay 20 gün kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmiş olmasına nazaran, 5237 sayılı Kanun’un 51/3. maddesi uyarınca denetim süresi belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesindeİsabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 16.06.2010 gün ve 2010/7323/39059 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 29.06.2010 gün ve KYB.2010/153264 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde bulunduğundan, Bakırköy 13.Asliye Ceza Mahkemesinin 03.10.2007 gün ve 2007/304 esas, 2007/728 sayılı kararının CMK.nın 309.maddesinin 4.fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak koşuluyla BOZULMASINA, ihbarnamenin ikinci bendinde yer alan bozma nedeni yönünden aynı maddenin 4.fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün olduğundan hükme “sanığın 5237 sayılı TCK.nın 51.maddesinin 3.fıkrası uyarınca takdiren 1 yıl müddetle denetim süresine tabi tutulmasına, denetim süresinde sanığa rehberlik edecek uzman kişinin görevlendirilmesine yer olmadığına, denetim süresinin iyi halli olarak geçirildiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılmasına” ibareleri eklenmesine, hükümdeki diğer hususların aynen yerinde bırakılmasına, infazın bu hükme göre yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 24.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

2-Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2017/1602 E. – 2017/2541 K. Sayılı İlamı ve Yorumu

Savcının Etkin Pişmanlığı (TCK m.168/5) Şüpheliye Hatırlatma Yükümlülüğü Bulunmadığı Yönündeki Yaklaşım

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2017/1602 E. – 2017/2541 K., 06.03.2017 T. (Kanun Yararına Bozma)

Kararın Özeti

Kaçak doğalgaz kullandığı tespit edilen şüpheli hakkında düzenlenen iddianame, mahkemece TCK m.168/5’in (zararın tazmini halinde dava açılmaması) şüpheliye hatırlatılmadığı ve tazmin için süre verilmediği gerekçesiyle iade edilmiştir. Yargıtay, bu dönemdeki yaklaşımıyla, savcının böyle bir hatırlatma yükümlülüğü bulunmadığını belirterek iade/ret kararını bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

İddianamenin iade sebepleri CMK m.174’te sınırlı sayıda belirtilmiştir. TCK m.168/5, zararın soruşturma tamamlanmadan tazmini halinde dava açılmayacağını düzenler; ancak savcının bunu şüpheliye hatırlatması gerektiğine dair bir hüküm yoktur. “Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz” (TCK m.4) ilkesi gereği, savcının görevi yalnızca zararın giderilip giderilmediğini araştırmaktır. Dosyada zararın ödenmediği anlaşıldığından iddianame düzenlenmesi yerindedir.

Değerlendirme

Bu karar, etkin pişmanlık hükmünün soruşturma aşamasındaki uygulanışına ilişkin bir dönemin yaklaşımını yansıtır: savcıya aktif bir bildirim/hatırlatma yükümlülüğü yüklenmemiştir. Ancak bir sonraki kararda görüleceği üzere, Yargıtay’ın bu konudaki tutumu zamanla farklılaşmış; savcıya gerçek zararı hesaplatıp şüpheliye bildirimde bulunma yönünde daha aktif bir rol atfedilmiştir. Bu nedenle karar, içtihadın geldiği son nokta bakımından aşılmış sayılmalı ve güncel uygulamada bir sonraki kararla birlikte okunmalıdır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2017/1602 E. – 2017/2541 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/11/2016 tarihli ve 2016/101966 soruşturma, 2016/39866 esas, 2016/33952 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair … 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/11/2016 tarihli ve 2016/647 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/12/2016 tarihli ve 2016/1118 değişik iş sayılı karar aleyhine … Bakanlığınca verilen 26/01/2017 gün ve 74/2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2017 gün ve 2017/6700 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, Mahkemesince 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/5. fıkra hükmünün şüpheliye hatırlatılmadığı ve oluşan zararı tazmin için süre verilmediği gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, karşılıksız yararlanma suçunu işleyen fail hakkında, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı soruşturma tamamlamadan önce gidermesi halinde kamu davası açılmayacağı şeklinde bir düzenleme getirildiği, ancak Cumhuriyet savcılığınca bu hususun faile hatırlatılması ve zararın giderilmesi için süre tanınması gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-c bendinde iddianamenin iadesi sebebi olarak ön ödemeye veya uzlaşmaya tabi suçlarda, ödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceğinin hüküm altına alındığı, bu durumun Cumhuriyet savcısına bir yükümlülük getirdiğinde şüphe bulunmadığı, ancak etkin pişmanlık hükümlerinin soruşturma aşamasında uygulanması bakımından Cumhuriyet savcısının şüpheliye bu hususu hatırlatmasının gerekmediği, zira 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 4. maddesinde yer alan “ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” hükmü nazara alındığında, Cumhuriyet savcısının yapacağı araştırmanın sadece zararın giderilip giderilmediği yönünde olacağı, nitekim dosya kapsamına göre müşteki kurumun 26/10/2016 tarihli cevabi yazısı ile şüpheli tarafından her hangi bir ödemenin yapılmadığının bildirildiği anlaşıldığından, iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 170/2. maddesinde, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa, Cumhuriyet savcısının iddianame düzenleyeceği belirtilip, 174. maddesinde hangi hallerde iddianamenin iade edileceği sınırlı olarak sayılmıştır. Kaçak tespit tutanağında sayaç olmadan by-pass şeklinde bağlantı yapılarak kaçak doğalgaz kullandığı belirlenen şüpheli … hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmakla, toplanan kanıtlar şüpheli hakkında iddianame düzenlenmesi için yeterli şüphe oluşturduğu gibi 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile TCK’nın 168. maddesine eklenen 5. fıkrada, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde kamu davası açılmayacağı düzenlenmiş ise de, soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısının zararın tazmini hakkında bildirimde bulunması gerektiğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı halde, bu konuda bildirimde bulunulmadan dava açıldığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmesi karşısında, itiraz merciince itirazın kabulü yerine aynı gerekçeyle reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, (…) 1. Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen, 05/12/2016 gün ve 2016/1118 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 06/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

3-Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/10963 E. – 2022/19791 K. Sayılı İlamı ve Yorumu

Savcı, Vergili ve Cezasız Gerçek Zararı Hesaplatıp Şüpheliye Tazmin İçin Bildirimde Bulunmalıdır

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2022/10963 E. – 2022/19791 K., 28.11.2022 T. (Kanun Yararına Bozma)

Kararın Özeti

Sayaçsız kaçak su kullanan şüpheli hakkında, savcılık bilirkişiye iki ayrı zarar hesaplatmış (vergisiz 32,34 TL; vergili-cezalı 1.262,93 TL). Savcılık, ön ödeme kapsamında olmamasına rağmen vergisiz 32,34 TL üzerinden ön ödeme önermiş; şüpheli bu tutarı ödeyince TCK m.168/5 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Yargıtay, bu işlemi usule aykırı bularak kararı bozmuş ve soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtayın Gerekçesi

6352 sayılı Kanun sonrası işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında savcılık; müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını bilirkişiye hesaplatmalı, şüpheliye miktarı bildirip usulüne uygun süre vererek, “bu zararı soruşturma tamamlanmadan tazmin edersen hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunmalıdır. Bu, bir dava şartı niteliğindedir. Ön ödeme kapsamında olmayan suçta, üstelik yanlış (vergisiz) tutar üzerinden ön ödeme önerilmesi hukuka aykırıdır.

“…vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle … bildirimde bulunulması gerektiği…”

Değerlendirme

Bu karar, bir önceki kararın aksine, savcıya aktif ve şekil şartına bağlı bir bildirim yükümlülüğü yükler ve güncel/yerleşik yaklaşımı yansıtır. İki kritik nokta öne çıkar. Birincisi, tazmine esas tutar vergisiz borç değil, vergili ve cezasız gerçek zarardır; yanlış kalem üzerinden yapılan ödeme etkin pişmanlık sonucu doğurmaz. İkincisi, karşılıksız yararlanma suçu ön ödeme kapsamında değildir; ön ödeme önerisi başlı başına usule aykırıdır. Şüpheli/müdafi açısından bu karar, gerçek zarar tutarının doğru hesaplanmasının ve usulüne uygun süre/bildirim verilmesinin takip edilmesi gerektiğini; aksi halde KYOK kararının dahi bozulabileceğini gösterir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/10963 E. – 2022/19791 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/05/2019 tarihli ve 2019/2978 soruşturma, 2019/4521 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Manavgat 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/11/2019 tarihli ve 2019/2638 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 05/07/2022 gün ve 18047/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/10/2022 gün ve 2022/105911 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Kanun’un 163/3. maddesindeki “Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” ve aynı Kanun’un 75/1. maddesindeki “Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili…” şeklindeki düzenlemeler uyarınca, bu suç nedeniyle belirlenen cezanın nev’i ve miktarı gereğince ön ödemenin uygulanamayacağı anlaşılmakla,
Dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Başsavcılığınca kaçak kullanıma ilişkin vergili ve cezasız miktarın tespit edilmediği, alınan bilirkişi raporunda vergisiz ve cezasız; vergili ve cezalı şeklinde iki zarar tespiti yapıldığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği, kaldı ki atılı suçun ön ödeme kapsamında olmamasına rağmen vergisiz ve cezasız zarar miktarı üzerinden ön ödeme tebliğinde bulunulmasının kanuni düzenlemelere aykırı olduğu, bu haliyle kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının tespit edilip şüpheliye ödeme yapması için bildirimde bulunulması sonrası, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin, soruşturmanın genişletilmesi yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığı veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle CMK’nın 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı vererek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir, Cumhuriyet başsavcılığı belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hakimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hakimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir.
6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05/07/2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında, 5237 sayılı TCK’nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiğini ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK’nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağını ifade etmek gerekir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, şüpheli … hakkında sayaçsız olarak kaçak su kullandığından bahisle tutulan 25/09/2017 tarihli kaçak su tutanağına istinaden yürütülen soruşturma kapsamında, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca aldırılan bilirkişi raporunda, vergisiz borcun 32,34 TL olarak; vergili ve cezalı kaçak bedelinin ise 1262,93 TL olarak belirlendiği, bu şekilde yapılan zarar tespitinin usule aykırı olduğu ve Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca bu bilirkişi raporunda vergisiz borç olarak belirtilen 32,34 TL’nin şüpheli … tarafından ödenmesi için atılı suç ön ödeme kapsamında da olmamasına karşın şüpheliye ön ödeme önerisinde bulunulması üzerine şüpheli tarafından 32,34 TL’nin Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Manavgat Malmüdürlüğüne ödenmesi üzerine şüpheli hakkında soruşturma tamamlanmadan önce zararın tazmin edildiğinden bahisle TCK’nın 168/5. maddesi gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu karara süresi içinde yapılan itirazın da itiraz merciince reddine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği, ayrıca atılı suçun ön ödeme kapsamında olmamasına rağmen vergisiz miktar olarak belirtilen miktar üzerinden ön ödeme tebliğinde bulunulmasının da yasal düzenlemelere aykırı olduğu, bu haliyle müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının tespit edilip şüpheliye ödeme yapması için bildirimde bulunulmasından sonra sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmediğinden, itirazın bu yönlerden kabulüyle soruşturmanın anılan hususlarda genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (MANAVGAT) 2. Sulh Ceza Hakimliğince kesin olarak verilen 14/11/2019 tarihli ve 2019/2638 D. İş sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 28/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

XIII. KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇU HAKKINDA SORU-CEVAP

Karşılıksız Yararlanma Suçunun Cezası Nedir?

Suçun türüne göre ceza değişir:
-Otomat hizmetleri: 2 ay – 6 ay hapis veya adli para cezası (TCK m.163/1)
-Telefon ve yayınlar: 6 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası (TCK m.163/2)
-Elektrik, su, doğalgaz: 1 – 3 yıl hapis cezası (TCK m.163/3)

Karşılıksız Yararlanma Suçu Nedir?

Karşılıksız yararlanma suçu, bir kişinin elektrik, su, doğalgaz, telefon hattı veya otomat hizmetlerinden bedel ödemeden veya izinsiz şekilde faydalanmasıdır. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 163. maddesinde düzenlenmiştir.

Kaçak Elektrik Kullanımı Hangi Suça Girer?

Elektriğin sayaç müdahalesi ile tüketim miktarı gizlenerek kullanılması, TCK 163/3 kapsamında karşılıksız yararlanma suçu oluşturur. Basit fatura ödememe ise bu suça girmez.

Sayaçla Oynama Suç Mudur?

Evet. Elektrik, su veya doğalgaz sayacına müdahale ederek tüketimi gizlemek doğrudan suçtur ve hapis cezası gerektirir.

Karşılıksız Yararlanma Suçu Şikâyete Bağlı Mı?

Hayır. Bu suç şikâyete bağlı değildir. Savcılık durumu öğrendiğinde re’sen (kendiliğinden) soruşturma başlatır.

Bu Suç Uzlaşmaya Tabi Mi?

Hayır. Karşılıksız yararlanma suçu uzlaştırma kapsamında değildir.

HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) Uygulanabilir Mi?

Evet. Verilen ceza 2 yıl veya altında kalırsa ve diğer şartlar sağlanırsa HAGB kararı verilebilir.

Karşılıksız Yararlanma Suçunda Adli Para Cezası Verilebilir Mi?

-TCK 163/1 ve 163/2 için adli para cezası mümkündür.
-TCK 163/3 (elektrik, su, doğalgaz) için doğrudan para cezası yoktur, ancak kısa süreli hapis cezası çevrilebilir.

Kaçak Elektrik Kullanımı Hırsızlık Mıdır?

Hayır. Yargıtay uygulamasına göre sayaç müdahalesiyle yapılan kaçak kullanım, hırsızlık değil, özel olarak düzenlenmiş karşılıksız yararlanma suçudur.

Ön Ödeme Hangi Durumlarda Uygulanır?

Sadece TCK 163/1 (otomat hizmetleri) kapsamında ön ödeme mümkündür. Diğer fıkralarda uygulanmaz. Diğer fıkralar için TCK m.168/5’inci hükmü uygulanır.

Görevli Mahkeme Hangisidir?

Karşılıksız yararlanma suçlarında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Hakkınızda yürütülen bir ceza sürecinde haklarınızı korumak için bir İstanbul ceza avukatı ile çalışmanın sürece nasıl katkı sağladığını sayfamızda bulabilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Benzer Yazılar

6 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir