İçindekiler
A- Şeriklik Nedir? Genel Olarak Şeriklik Kavramı
Suç, kural olarak tek bir kişi tarafından işlenebileceği gibi, birden fazla kişinin irade ve eylemlerinin bir araya gelmesiyle de gerçekleşebilir. İşte bu noktada karşımıza çıkan “şeriklik” kurumu, ceza hukukunun en tartışmalı ve teknik alanlarından birini oluşturmaktadır. Şeriklik; birden fazla kişinin aynı suçun işlenmesine farklı biçimlerde katılması olgusunu ifade eder ve bu katılımın hukuki sonuçlarının belirlenmesi hem teorik hem de pratik açıdan büyük önem taşır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), şerikliği 37 ila 41. maddeleri arasında düzenlemiş; fail, müşterek fail, azmettiren ve yardım eden gibi kavramları açık bir sistematik içinde tanımlamıştır. Bu düzenleme, önceki 765 sayılı Kanun’un nispeten muğlak ve eksik tutumunu gidermeye yönelik olup modern ceza hukuku ilkelerine uygun bir yapı ortaya koymaktadır.
Bu makalede şeriklik kavramı; fail ve şerik arasındaki temel ayrım, şerikliğin türleri olan iştirak, azmettirme ve yardım etme kurumları ile Yargıtay’ın bu konudaki yerleşik içtihadı çerçevesinde ele alınacaktır.
B- Faillik ve Şeriklik Ayrımı
Ceza hukukunda “fail” kavramı, suçun kanuni tanımındaki eylemi bizzat gerçekleştiren kişiyi ifade eder. Buna karşın “şerik”, suçun icrasında doğrudan yer almaksızın başkasının suç işlemesini sağlayan ya da kolaylaştıran kişidir. Bu ayrım salt teorik bir mesele olmaktan öte, sanığın cezalandırılma biçimi ve miktarı bakımından somut ve kritik sonuçlar doğurmaktadır.
TCK’nın benimsediği sisteme göre şeriklik, faillikten bağımsız bir suç oluşturmaz; şerik, başkasının işlediği suça katılmaktadır. Bu nedenle şeriklik, “bağımlı katılım” şeklinde nitelendirilir ve asıl fiilin hukuka aykırı olması ön koşuluna bağlıdır. Diğer bir anlatımla fail cezalandırılabilir nitelikte bir eylem gerçekleştirmemişse, şerikin de cezalandırılması mümkün değildir; bu ilke doktirinde “aksesuar ilkesi” olarak adlandırılmaktadır.
C- Müşterek Faillik (TCK m. 37)
TCK’nın 37. maddesine göre, “Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.” Müşterek faillik, birden fazla kişinin ortak bir suç işleme kararıyla ve işbölümü çerçevesinde birlikte hareket etmesi halidir. Bu kurumda her bir fail, suçun tamamından sorumlu tutulur; zira irade birliği ve eylem bütünlüğü mevcuttur.
Müşterek failliğin oluşabilmesi için şu unsurların bir arada bulunması gerekir:
a) Ortak suç işleme kararı (sübjektif unsur),
b) Suçun icrasına ortak ve işlevsel katkı (objektif unsur),
c) Her fiilin icra hareketleri kapsamında değerlendirilebilir olması.
D- Azmettirme (TCK m. 38)
Azmettirme, başkasını suç işlemeye yönlendirme, teşvik etme ya da karar verdirme eylemidir. TCK m. 38/1 uyarınca, “Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, o suçun cezası ile cezalandırılır.” Azmettirenin cezası, failin aldığı cezayla eşit olduğundan bu kurum ceza hukuku pratiğinde son derece belirleyici bir işlev görmektedir.
Azmettirmenin unsurları şöyle sıralanabilir: (i) Azmettirenin, failin henüz o suçu işleme kararı almamış olması; (ii) Azmettiren ile fail arasında nedensellik bağı, yani azmettirmenin failin suç kararı almasında belirleyici etken olması; (iii) Azmettirenin kastının, failin belirli bir suçu işlemesine yönelik olması.
Önemle belirtmek gerekir ki azmettirme; “tavsiye”, “genel teşvik” ya da “moral destek” sağlamaktan farklıdır. Azmettirmenin, failin iradesi üzerinde somut ve belirleyici bir etki yaratması şarttır. Aksi hâlde yalnızca genel bir yönlendirmeden söz edilebilir ki bu, hukuken şeriklik kapsamında değerlendirilemez.
Azmettirmenin özel bir görünüm biçimi olan “dolaylı azmettirme”, azmettirenin faili bizzat değil, bir aracı kişi aracılığıyla yönlendirmesidir. TCK sistemi bu hâli de azmettirme kapsamında değerlendirmekte; dolaylı azmettirenin de aynı cezayı almasını öngörmektedir.
E- Yardım Etme (TCK m. 39)
Yardım etme, şerikliğin en geniş kapsamlı ve uygulamada en sık karşılaşılan biçimidir. TCK m. 39 uyarınca, “Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir.”
TCK m. 39/2, yardım etmenin hangi eylemlerle gerçekleşebileceğini somut olarak saymıştır:
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Fiilin işlenmesinden sonra yardım edeceğini vaat etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
e) Fiilin işlenmesinde kullanılan araç ve gereçleri sağlamak.
Yardım etme, maddi ve manevi yardım olarak ikiye ayrılır. Maddi yardım; araç-gereç sağlama, mekân temin etme, ulaşım kolaylığı gibi fiziksel katkıları kapsar. Manevi yardım ise faili teşvik etme, kararlılığını pekiştirme veya suçun işleneceğini bilerek sessiz kalma gibi psikolojik destekten oluşur.
F- Şeriklikte Özel Durumlar
1. Zincirleme Suçta Şeriklik
Zincirleme suçlarda şerikliğin kapsamı tartışmalı bir alan oluşturmaktadır. Yargıtay’ın benimsediği görüşe göre, şerikin yalnızca katıldığı suç eylemlerinden sorumlu tutulması esas ilkedir. Şerik, birden fazla suç eyleminin yalnızca bir kısmında yer almışsa yalnızca o eylemlerden sorumlu olacak; ancak bu eylemlerin zincirleme suç teşkil etmesi hâlinde TCK m. 43 uyarınca cezası artırılacaktır.
2. Özgü Suçlarda Şeriklik
Özgü suçlar, yalnızca belirli sıfat ya da özelliklere sahip kişiler tarafından işlenebilen suçlardır; zimmet, görevi kötüye kullanma ve ihtilas bunların başında gelmektedir. TCK m. 40/2’ye göre, özgü suçlarda fail olabilme niteliğini taşımayan kişi bu suça şerik olabilir; ancak ceza bakımından indirim hükümleri uygulanabilir. Yargıtay, bu meseleyi titizlikle ele almakta; kamu görevlisi olmayan bir kişinin zimmet suçuna yardım etmesi hâlinde TCK m. 39 hükmü kapsamında sorumlu tutulması gerektiğine karar vermektedir.
3. Gönüllü Vazgeçme ve Etkin Pişmanlık
TCK m. 41 uyarınca şerik, suçun icrasından önce gönüllü olarak vazgeçmesi hâlinde bu suçtan cezalandırılmaz. Ancak şerikin vazgeçmesi, failin suçu işlemesine engel olamamışsa bu durumda yalnızca kendi katıldığı eylemlerden sorumlu tutulur. Etkin pişmanlık hâllerinde ise TCK’nın ilgili maddelerindeki indirim hükümleri şerik için de ayrıca değerlendirilir.
G- Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Değerlendirme
Şeriklik kurumunun pratikte en çok sorun yaratan yönlerinden biri, müşterek faillik ile yardım etme arasındaki ince sınırın belirlenmesidir. Yargıtay bu iki kurumun ayrımında “işlevsel hâkimiyet” ölçütünü esas almaktadır: Fail, suçun icrasını kontrol edebiliyorsa ve suçun seyrini yönlendirebiliyorsa müşterek fail; yalnızca katkı sağlayıp suç üzerinde egemenlik kuramıyorsa şerik olarak değerlendirilir.
Azmettirme ile yardım etme arasındaki sınır da uygulamada sıkça tartışılmaktadır. Özellikle “teşvik” içerikli söylemlerin azmettirme mi yoksa manevi yardım mı teşkil ettiği meselesi, her olayın özgün koşulları ışığında değerlendirilmek durumundadır. Yargıtay, bu konuda yıllar içinde incelikli bir içtihat geliştirmiş; failin suç işleme kararını tamamen azmettirene borçlu olduğu hâlleri azmettirme, mevcut bir kararı güçlendirme ya da pekiştirmeyi ise yardım etme olarak nitelendirmiştir.
Savunma avukatlığı perspektifinden değerlendirildiğinde, şeriklik iddiasıyla yargılanan müvekkillerin haklarının korunması son derece teknik bir meseleye dönüşmektedir. İddianamede yer alan şeriklik nitelendirmesinin doğru olup olmadığının, kastın gerçekten var olup olmadığının, nedensellik bağının somut delillerle ortaya konup konmadığının titizlikle sorgulanması; ceza hukuku savunuculuğunun temel gerekliliklerindendir.
H. Yorum ve Sonuç
Türk ceza hukukunda şeriklik kurumu; müşterek faillik, azmettirme ve yardım etme olmak üzere üç temel görünüm biçimiyle karşımıza çıkmakta ve her biri birbirinden farklı cezai sonuçlar doğurmaktadır. TCK’nın 37-41. maddeleri arasında kapsamlı biçimde düzenlenen bu alan, hem teorik açıdan hem de yargı pratiği bakımından tartışmaların canlılığını koruduğu dinamik bir hukuki zemin sunmaktadır.
Yargıtay’ın bu alandaki içtihadı, yıllar içinde “işlevsel hâkimiyet”, “kastın yöneldiği suç”, “nedensellik bağı” ve “gönüllü vazgeçme” gibi kavramlar etrafında şekillenmiş ve şeriklik hukukunun sınırlarını somut ilkelerle belirlemiştir. Bu ilkeler, hem savcılık makamının iddianame düzenlemesinde hem de savunma avukatlarının hukuki strateji oluşturmasında belirleyici bir işlev görmektedir.
Şeriklik iddiasıyla karşı karşıya kalan ya da bu yönde bir suçlamayla muhatap olan bireylerin, uzman bir ceza avukatından destek alması; yalnızca teknik bir tercih değil, hak kaybını önlemek adına zorunlu bir adımdır. Her somut olayın kendine özgü koşulları, şeriklik değerlendirmesini köklü biçimde değiştirebilmekte ve savunma stratejisinin bu çerçevede kurgulanması belirleyici sonuçlar doğurabilmektedir.
I. Konu İle İlgili Yargıtay Kararları
1-Suçun İşlenmesine Gözcü Olarak Katılan Kişi Müşterek Fail Sıfatıyla Mı Yoksa Yardım Eden Sıfatıyla Mı Ceza Alır?
<<<…Müşterek faillikte faillerin hepsinin her eylemi ayrı ayrı tek tek bizzat gerçekleştirmesi, cebir veya tehdidi hepsinin ayrı ayrı uygulayıp malları hep birlikte almaları gerekmez. Aralarında yaptıkları fonksiyonel iş bölümü uyarınca faillerin kendi üstüne düşeni yapması sonunda bunların toplanarak sonucu oluşturması halinde hepsinin müşterek faili olarak cezalandırılmaları gerekeceği açıktır. İçlerinden birisi tehdit veya müessir fiili gerçekleştirirken diğerlerinin müdahale edecek mesafede sadece durmaları bile korkutucu etki yapacağından ve müştekinin direncini kıracağından bu nitelikli hal tüm sanıklara uygulanacaktır.
Gözcünün şerik mi müşterek fail mi olduğu suçun işlenmesindeki üstlendikleri fonksiyonlara göre belirlenecektir. Bu durum 5237 sayılı Kanun’un 37. madde gerekçesinde “müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur” şeklinde gösterilmiştir. Şayet gözcünün fiili olmadan yağama suçunun gerçekleştirmesi mümkün değilse gözcü müşterek faildir aksi takdirde şeriktir (benzer görüşler için bkz Koca/Üzülmez Özel Hükümler 2015 age s.621). Mesela gözcü olay yerine gelmemiş ancak müdahale edecek veya birileri gelirken haber verecek mesafede ise bu husus mağdur üzerindeki korkutucu gücü ve mağdurun kendisini savunmasını zorlaştırarak direncini kırdığı gibi mağdurdan malı cebir veya tehdit ile almaya çalışan faile de güç ve destek verecek, fail bundan cesaret alacak, daha cesur ve saldırgan hale gelecektir. Faillerin iştirak iradesi içerisinde birbirlerinden cesaret alarak bu eylemi gerçekleştirmiş olmalarıdır. Bu nedenle bu tür durumdaki gözcüde müşterek faildir ve üstelik nitelikli yağma (birden fazla kişi ile yağma TCK 149/1-c ) oluşur.Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelecek olursak; sanığın yanında temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ile birlikte kamera kayıtlarından da görüldüğü üzere mağdurun yalnız başına yürüdüğü sırada 34 .. … plaka numaralı aracın kendisini takip ettiği, araçtan inen temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’nın elindeki bıçakla tehditte bulunarak mağdurun telefonunu zorla aldığı, kaçarak sanık …’in kullandığı bahse konu araca bindiği ve olay yerinden uzaklaştıkları olayda sanık …’in eyleminin müşterek faillik kapsamında kaldığı görüldüğünden tebliğnamede bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir…”>>> (Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2022/5182 E. , 2024/2304 K. Sayılı Kararı) https://karararama.yargitay.gov.tr/
2-Suçun İşlenişi Sırasında Suç Vasfının Değişmesi Halinde Müşterek Failin Durumu
<<<…Olay günü temyiz dışı vefat eden sanık … ile sanık …’in hırsızlık maksadı ile müşteki …’nın evine gittikleri, sanık …’in araç içinde dışarda beklediği sanık …’ın müştekinin evine girerek müştekinin silahını çaldığı, ancak evinde hırsızla karşılaşan müştekinin durumu fark ederek “hırsız var!” diye bağırması üzerine sanığın kaçarak dışarı çıktığı, karşısına çıkan müşteki tanık …’a çaldığı silahı yönelterek tehditte bulunduğu, vefat eden sanık … yönünden eyleminin yağma suçuna dönüştüğü ancak sanık … ile hırsızlık suçunu planlama aşamasında birlikte olan ve olay yerine de gelen sanık …’in yukarı çıkmadığı, gözcü olarak araçta beklediği, ani gelişen ve yağmaya dönüşen suçtan sanık … haberdar olmadığı gibi eyleme de katılmadığı, üstelik yağma suçunda kullanılan silahın tesadüfen
hırsızlık suçuna konu olan tabanca olduğu bu tabancanın müştekinin evinde bulunduğundan bilgisinin dahi olmadığı bu durumda hırsızlık suçunu planlayan şeriklerin görmedikleri alanlardaki gerçekleşen eylemin ancak doğal sonuçlarından yani öngörülebilen sonuçlarından sorumlu oldukları, planlamadıkları olayın doğal sonuçlarından da olmayan eylemlerinden sorumlu olmayacakları, öğreti de “bir suçun işlenişine sonradan iştirak eden kişinin müşterek fail olarak sorumlu tutulabilmesi için suçun işlenişine bulunduğu katkıyla bu suçun bütünü üzerinde müşterek bir fiil hakimiyeti sağlaması gerekir. Bir başka ifade ile suçun işlenişine sonradan iştirak eden şahıs suçun işlenişine bulunduğu katkıyla önceden müstakil fail olarak suçun icra hareketlerini gerçekleştirmeye başlayan şahsın gerçekleştirdiği vakıalar üzerinde de müşterek hakimiyet kurmalıdır ki, müşterek fail olarak sorumlu tutulabilsin. (Prof.Dr. İ. Özgenç – TCK Genel Hükümler 12. Bası, sahife 522)” Müştekinin evinin dışında bekleyen ve aniden gelişen yağma suçuna iştirak iradesi bulunmayan sanık …’in yağma suçundan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla tebliğnamedeki sanık … yönünden yağma suçunu işlediğine dair bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir...>>> (Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2019/10670 E. , 2020/1564 K. Sayılı Kararı)
3-Tasarlayarak İnsan Öldürme Suçunda Şeriklik Hakkında
<<<…1-Sanık Gürhan’ın tasarlayarak adam öldürme ve sanık Ahmet’in tasarlayarak adam öldürmeye yardım suçlarından kurulan ve resen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
2-Sanık Adnan hakkında tasarlayarak adam öldürmeye yardım suçundan kurulan hüküm yönünden;
a)Sanık Gürhan’ın, gayri resmi yaşadığı maktülenin kızı Sibel’in kendisinden ayrılıp başkası ile resmi nikahla evlenmesine maktülenin sebep olduğunu düşünerek maktüleye karşı yaralama, ateş etme gibi eylemleri gerçekleştirdiği, maktuleyi öldürmeye karar verip plan yaptığı, sanık Ahmet’den aldıkları av tüfeği ve tanık Eşe’ye ait motosikleti yanlarına alarak olaydan iki gün önce Antalya ilinden sanık Adnan ile birlikte Uşak iline geldikleri, maktülenin evinin bulunduğu bölgede keşif yaptıkları, olay sabahı da sanık Adnan’ın kullandığı motosikletle yüzlerinde kaşkol sarılı şekilde maktülenin evinin önüne geldikleri, sanık Gürhan av tüfeği ile odun indirmekte olan maktüleye birden fazla ateş ederek öldürdüğü ve olay yerinden birlikte kaçtıkları olayda;
Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık Adnan’ın sanık Gürhan ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket edip, suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurarak, müşterek fail olarak öldürme olayına katıldığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK.nun 37.maddesi uyarınca fail olarak cezalandırılması gerekirken suça yardım eden olarak cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini,…>>> (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2009/3034 E., 2010/8132 K. Sayılı Kararı)
İstanbul / Bağcılar bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

2 Yorumlar