İçindekiler
Özgü Suç Nedir? Tanım ve Unsurları
Özgü suç, kanuni tanımında failin belirli bir sıfat, görev, meslek veya ilişkiye sahip olmasını zorunlu kılan suç tipidir; bu niteliği taşımayan kişi fiili birebir gerçekleştirse dahi asıl fail sıfatını kazanamaz ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 40/2’deki “bağlılık kuralı” uyarınca ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. 5237 sayılı TCK’da özgü suçlar ayrı bir başlık altında tanımlanmamış olsa da kavram, öğreti ve Yargıtay içtihadıyla yıllar içinde netleşmiştir.
Bu makalede özgü suçun unsurları, gerçek/görünüşte özgü suç ayrımı, sıkça karıştırılan “bizzat işlenebilen suç” ve “çok failli suç” kavramlarından farkı, iştirak (bağlılık kuralı) ve hata hükümlerinin uygulanışı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve özel daire kararları eşliğinde ele alınmaktadır.
Aşağıdaki değerlendirmeler somut olayın özelliklerine göre farklılaşabileceğinden, bir eylemin özgü suç kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda bir ceza avukatına danışılması önerilir; iştirak kurumunun genel çerçevesi için iştirak (suç ortaklığı) başlıklı makaleye, suçun ağırlaştırıcı/hafifletici hâlleri için ise nitelikli bir hali konu başlığına bakılabilir.
Özgü suçlarda failin taşıması gereken nitelik üç ana grupta toplanabilir:
1. Kamu Görevlileri Tarafından İşlenen Özgü Suçlar
TCK’nın en belirgin özgü suç kategorisini kamu görevlilerince işlenen suçlar oluşturur. Zimmet (m. 247), irtikâp (m. 250), görevi kötüye kullanma (m. 257) ve ihaleye fesat karıştırma (m. 235) gibi suçlar yalnızca ilgili sıfatı taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi olmayan birinin bu fiilleri gerçekleştirmesi hâlinde eylem ya başka bir suç tipine girer ya da cezasız kalır.
2. Aile İçi İlişkilerden Doğan Özgü Suçlar
Aile bireylerini korumaya yönelik bazı suç tipleri de özgü suç niteliği taşır. Aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali (m. 233), failde aile bireyi ya da nafaka borçlusu sıfatının bulunmasını zorunlu kılar. Benzer biçimde terk (m. 97) suçunda da ebeveyn ya da velayet hakkına sahip kişi sıfatı aranır. Bu suçlarda aile ilişkisi, suçun ağırlaştırıcı nedeni değil bizzat kurucu unsurudur.
3. Meslek ve Görevle İlgili Özgü Suçlar
Hekimler, avukatlar, eczacılar ve bankacılar gibi belirli mesleki sıfatı haiz kişilerin işleyebileceği suçlar da özgü suç kapsamındadır. Reçetede sahtecilik veya meslek sırrının ifşası gibi suç tiplerinde failin ilgili mesleği icra ediyor olması şarttır; aynı fiili sıradan bir vatandaşın gerçekleştirmesi farklı bir suç tipini gündeme getirebilir ya da cezai sorumluluk doğurmayabilir.
Özgü Suçların Tasnifi: Gerçek ve Görünüşte Özgü Suç Ayrımı
Ceza hukuku doktrini özgü suçları, failin niteliğinin suçun varlığı üzerindeki etkisine göre ikiye ayırır.
- Gerçek özgü suçlarda failin belirli bir sıfata sahip olması suçun kurucu unsurudur; fail bu sıfata sahip değilse fiil hiçbir şekilde o suçu oluşturmaz veya bambaşka bir genel suçun kapsamına girer. İşkence suçu (TCK m. 94) ancak bir kamu görevlisi tarafından işlenebilir; kamu görevlisi olmayan bir kişinin benzer eylemleri kasten yaralama veya eziyet suçunu oluşturabilir, fakat işkence suçunu oluşturamaz. Aynı kural rüşvet ve zimmet suçları için de geçerlidir.
- Görünüşte (nisbi) özgü suçlarda ise fiil aslında herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur; failin belirli bir sıfata sahip olması, suçun daha ağır veya daha hafif cezayı gerektiren nitelikli bir hâli olarak düzenlenmiştir. Resmî belgede sahtecilik suçunu (TCK m. 204) herkes işleyebilir (m. 204/1); ancak suç, bir kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenirse ceza artırılır (m. 204/2).
Bu ayrım Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/189 E., 2019/350 K. sayılı kararında da doğrudan işlenmiş; Kurul, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçunun özgü suç niteliğinde olduğunu ve bu suçun sadece kamu görevlisi olan, bu nedenle özel fail sayılan kişiler tarafından işlenebileceğini, özel faillik niteliğini taşımayan suç ortaklarının ise TCK m. 40/2’deki bağlılık kuralı uyarınca sadece azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabileceğini vurgulamıştır.
| Kriter | Gerçek Özgü Suç | Görünüşte (Nisbi) Özgü Suç |
|---|---|---|
| Failin sıfatının rolü | Suçun kurucu unsuru | Suçu ağırlaştıran/hafifleten nitelikli hâl |
| Sıfat yoksa sonuç | Suç hiç oluşmaz veya başka bir suça girer | Suçun temel hâli yine oluşur |
| Örnek | İşkence (TCK 94) — yalnızca kamu görevlisi | Resmi belgede sahtecilik (TCK 204) — herkes işleyebilir, kamu görevlisi işlerse ceza artar |
Özgü Suç ile Karıştırılan Kavramlar
Uygulamada özgü suç kavramı, yapısı benzer görünen fakat hukuki sonuçları farklı olan iki kurumla sıklıkla karıştırılmaktadır.
Bizzat İşlenebilen Suçlar
Özgü suçtan farklı olarak bizzat işlenebilen suçlarda (öğretide “kendi eliyle işlenebilen suçlar” olarak da anılır) aranan şey failin özel bir sıfat taşıması değil, fiilin bizzat failin kendi bedensel/kişisel hareketiyle gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Bu suç tipinde herhangi bir kimse fail olabilir, fakat suçun tipiklik unsuru ancak failin bizzat kendisi tarafından icra edilerek gerçekleşebilir; bir başkasını araç olarak kullanmak suretiyle (dolaylı faillik yoluyla) bu suçlar işlenemez. Özgü suçta belirleyici olan kim olduğu (sıfat), bizzat işlenebilen suçta belirleyici olan ise fiilin nasıl gerçekleştirildiğidir (bizzat icra). Bu iki kategori bazı suçlarda üst üste de binebilir, ancak kavramsal olarak birbirinden bağımsızdır ve doğru ayrım, suça iştirakin hangi biçimlerinin (dolaylı faillik dâhil) mümkün olup olmadığını doğrudan etkiler.
Çok Failli Suçlar
Özgü suçla karıştırılan bir diğer kurum çok failli suçlardır. Çok failli suçlarda kanuni tanımın gerçekleşmesi için birden fazla kişinin fiile katılması suçun kurucu unsurudur (örneğin bir kısım suçlarda aranan asgari katılımcı sayısı); bu asgari sayıdaki kişiler TCK’nın iştirake ilişkin hükümleri anlamında “şerik” değil, doğrudan suçun zorunlu unsurunu oluşturan taraflardır.
Özgü suçta ise tek bir failin sıfatı yeterlidir, birden fazla kişinin fiile katılması aranmaz; iştirak eden diğer kişilerin sorumluluğu bağlılık kuralına göre belirlenir. Dolayısıyla “özgü suç” failin niteliğine, “çok failli suç” ise fiile katılan kişi sayısına odaklanan, birbirinden bağımsız iki sınıflandırma ölçütüdür.
Özgü Suçlarda İştirak: Bağlılık Kuralı (TCK m. 40/2)
Özgü suçların en karmaşık ve yargı pratiğinde en çok tartışılan yönü iştirak (suç ortaklığı) konusudur. TCK m. 40/2 uyarınca kabul edilen bağlılık kuralı burada devreye girer:
“Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/189 E., 2019/350 K. sayılı kararına göre bağlılık kuralının sonuçlarını maddeler hâlinde şu şekilde sıralamak mümkündür:
- Özel faillik niteliğini taşımayan bir kimse (örneğin sivil bir vatandaş), özgü bir suçun (örneğin zimmet veya kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği) faili veya müşterek faili olamaz.
- Özel niteliği taşımayan kişi, özgü suçu işleyen kamu görevlisini bu suça azmettirebilir veya ona yardım edebilir; bu durumda sivil kişi de aynı suçtan cezalandırılır, ancak “fail” değil “azmettiren” veya “yardım eden” sıfatıyla sorumlu olur.
- Şerik sıfatıyla sorumluluk için, suç ortağının failin özel niteliğini bildiği hâlin ispatlanması gerekir; failin kamu görevlisi olduğunu bilmeyen şerik, bu bilgisizlik nedeniyle azmettiren veya yardım eden olarak dahi sorumlu tutulamaz, eylemi ancak başka bir suçun (örneğin adi resmî belgede sahteciliğin) kapsamında değerlendirilebilir.
- Failliğin şerikliğe göre önceliği ilkesi gereği, özel faillik niteliği taşımayan bir kişi aynı zamanda o suçun temel şeklini (nitelik aranmayan hâlini) kendisi işlemişse, öncelikle kendi işlediği bu temel suçtan sorumlu tutulur; kamu görevlisinin işlediği nitelikli/özgü şekle iştirakten ayrıca ceza verilmez.
Bu ilke yalnızca kamu görevlilerine ilişkin suçlarla sınırlı değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/1176 E., 2020/437 K. sayılı kararında, TCK m. 155/2’deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu bakımından da aynı çerçeve uygulanmıştır: Kurul, bu suçun failinin sözleşme ilişkisi gereği suç konusu malın zilyetliği kendisine devredilen kişi olduğunu, bu nedenle suç tipinin özgü suç niteliği taşıdığını belirtmiş; malın zilyetliğini devralmayan diğer suç ortaklarının ise TCK m. 40/2 uyarınca ancak azmettiren ya da yardım eden olarak sorumlu tutulabileceğine hükmetmiştir. Aynı kararda, malın maliki ile müşterek veya iştirak hâlinde mülkiyete konu malların ortaklarının da bu suçun faili olamayacağı ayrıca vurgulanmıştır.
Zimmet suçuna iştirak bakımından ise Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/7950 E., 2017/2271 K. sayılı kararında, zimmet suçunun oluşması için malın kamu görevlisinin görevi nedeniyle yedinde (gözetim ve sorumluluğunda) bulunması gerektiğini ve kamu görevlisi olmayan iştirakçilerin yalnızca azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabileceğini belirterek, malın memurun sorumluluğunda bulunup bulunmadığı araştırılmadan kurulan mahkûmiyet hükümlerini bozmuştur.
Bu karar, özgü suç teorisinin iki temel ayağını tek olayda birleştirmesi bakımından öğreticidir: zimmetin maddi unsuru (malın memurun yedinde bulunması) ile bağlılık kuralı (sivil iştirakçinin asla fail sayılamaması) birlikte değerlendirilmiştir.
Özgü Suçlarda Hata ve Yanılma
Failin kendi özel niteliğini bilmemesi ya da yanılgıya düşmesi hâlinde ne olacağı sorusu, ceza hukukunda önemli tartışmalara konu olmaktadır. TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bu durumda, failin kendi sıfatını bilmemesi ya da yanlış değerlendirmesi kasıt unsurunun oluşumunu etkileyebilir.
Öğretide hâkim görüş, failin örneğin kamu görevlisi olduğunu bilerek zimmet suçunu işlemesi gerektiği yönündedir; kişinin bu sıfatı taşıdığını bilmeden hareket etmesi kasıtlı sorumluluğu ortadan kaldırabilir.
Aynı ilke şerikler için de geçerlidir: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/189 E., 2019/350 K. sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, özgü suçun işlenmesine iştirak eden kişilerin azmettiren ya da yardım eden olarak sorumlu olabilmesi için failin özel niteliğini bilmeleri şarttır; suç ortağının iştirak iradesinin kapsamına failin kanuni tanımda belirtilen niteliği de girer. Bu değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılmalı, özellikle failin meslek bilgisi ve deneyimi göz önünde bulundurulmalıdır.
Uygulamadan Örnekler: Yargıtay Kararları Işığında Özgü Suç Kriterleri
Yargıtay, özellikle kamu görevlileri tarafından işlenen suçlarda özgü suç niteliğini titizlikle incelemektedir. Maddeler hâlinde saymak gerekirse, bir eylemin özgü suç kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespitinde Yargıtay uygulamasında öne çıkan kriterler şunlardır:
- Failin sıfatı somut olarak belgelenmelidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/18056 E., 2014/30436 K. sayılı kararında, tebligat görevini yerine getiren bir posta dağıtıcısının PTT personeli mi yoksa hizmet alımıyla çalıştırılan yüklenici firma elemanı mı olduğu araştırılmadan görevi kötüye kullanmadan kurulan mahkûmiyeti bozmuştur; Yargıtaya göre “kamu görevlisi gibi cezalandırılma” istisnası dar yorumlanır ve sanığın istihdam türü belirlenmeden bu suçun faili olup olamayacağı tartışılamaz.
- “Kamu görevlisi gibi sayılma” düzenlemeleri dar ve sınırlı yorumlanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2013/6354 E., 2014/10420 K. sayılı kararında, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun kooperatif yönetim kurulu üyelerini yalnızca kooperatifin para, mal, bilanço ve belgeleri üzerindeki eylemlerde kamu görevlisi saydığını, icra yazılarına cevap vermeme gibi bu kapsam dışındaki eylemlerde ise yöneticinin kamu görevlisi gibi cezalandırılamayacağını belirtmiştir; aynı kişi bir eylemde kamu görevlisi sayılırken başka bir eylemde sayılmayabilir.
- Özgü suçun faili olmayan kişi, ceza sorumluluğundan kurtulsa dahi hukuki sorumluluktan kurtulmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/2180 E., 2015/7599 K. sayılı kararında, özel hastanede çalışan ve memur sayılmayan bir doktorun görevi ihmal suçunun (memurlara özgü bir suç olması nedeniyle) faili olamayacağına, ancak bu durumun tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağına hükmetmiştir.
- Malın failin görevi nedeniyle yedinde/zilyetliğinde bulunması, özgü suçun maddi unsurudur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/7950 E., 2017/2271 K. sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/1176 E., 2020/437 K. sayılı kararı, sırasıyla zimmet ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarında bu unsurun araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
- Şerikin sorumluluğu için failin özel niteliğini bilmesi şarttır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/189 E., 2019/350 K. sayılı kararında, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğine iştirak eden kişinin, failin memur olduğunu bilmediği hâllerde azmettiren veya yardım eden olarak dahi sorumlu tutulamayacağı, kusur ilkesinin bunu gerektirdiği açıklanmıştır.
Uygulamada sıklıkla gözden kaçan bir nokta, özgü suça iştirak eden bir kişinin aynı zamanda o fiilin temel/adi şeklini bizzat kendi başına işlemiş olması hâlidir; bu ihtimalde failliğin şerikliğe önceliği ilkesi gereği kişi öncelikle kendi işlediği temel suçtan sorumlu tutulur, ayrıca özgü suça iştirakten ceza verilmez.
Özgü Suçların Önemi ve Hukuki Sonuçları
Bazı suçların özgü suç olarak düzenlenmesi, korunan hukuki yararla doğrudan ilişkilidir. Devlet, kamu hizmetlerinin dürüstlük ve tarafsızlıkla yürütülmesini korumak için kamu görevlilerine daha ağır sorumluluklar yükler; tıp, hukuk ve eczacılık gibi mesleklerde sır ifşası da sıradan bir dedikodunun aksine bir “güven ilişkisi” ve “sadakat borcu“nun ihlalidir.
Özgü suçlarda failin kimliği, suçun tipikliğine doğrudan etki eder. İştirak hükümleriyle birleştiğinde, özel faillik sıfatı taşımayan sivil kişiler de kamu görevlilerine ilişkin suçlardan azmettiren veya yardım eden sıfatıyla ağır yaptırımlarla karşılaşabilir. Bir eylemin özgü suç olup olmadığını tespit etmek yalnızca kavramsal bir sınıflandırma değil; iştirak iradesinin kapsamını, kusur isnadının sınırlarını ve nihayetinde kimin fail, kimin şerik olarak yargılanacağını belirleyen kritik bir adımdır. Ceza davası ile ilgili süreçleriniz için ceza hukukunda deneyimli bir avukat ile çalışmak önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Özgü suç nedir?
Özgü suç, kanuni tanımında failin belirli bir nitelik, sıfat veya ilişkiye sahip olmasının zorunlu kılındığı suç tipidir. Bu niteliği taşımayan kişi fiili birebir gerçekleştirse dahi asıl fail sıfatını kazanamaz, TCK m. 40/2 uyarınca ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.
Gerçek özgü suç ile görünüşte (nisbi) özgü suç arasındaki fark nedir?
Gerçek özgü suçta failin sıfatı suçun kurucu unsurudur; sıfat yoksa suç hiç oluşmaz (örneğin işkence, TCK 94). Görünüşte özgü suçta ise fiil herkes tarafından işlenebilir, failin sıfatı yalnızca suçu ağırlaştıran veya hafifleten bir nitelikli hâldir (örneğin resmî belgede sahtecilik, TCK 204).
Özgü suç ile bizzat işlenebilen suç arasındaki fark nedir?
Özgü suçta belirleyici olan failin taşıdığı özel sıfattır; bu sıfatı taşımayan hiç kimse fail olamaz. Bizzat işlenebilen suçta ise herkes fail olabilir, fakat suçun ancak failin kendi bedensel/kişisel hareketiyle icra edilmesi zorunludur; bir başkası araç olarak kullanılmak suretiyle (dolaylı faillik yoluyla) işlenemez.
Özgü suç ile çok failli suç aynı şey midir?
Hayır. Özgü suç, failin taşıması gereken niteliğe odaklanır ve tek bir failin sıfatı yeterlidir. Çok failli suçta ise kanuni tanımın gerçekleşmesi için birden fazla kişinin fiile birlikte katılması suçun zorunlu unsurudur; bu iki sınıflandırma birbirinden bağımsız ölçütlerdir.
Özgü suçlara hangi örnekler verilebilir?
Zimmet (TCK 247), irtikâp (TCK 250), görevi kötüye kullanma (TCK 257) ve ihaleye fesat karıştırma (TCK 235) gibi kamu görevlilerince işlenebilen suçlar; aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali (TCK 233) ve terk (TCK 97) gibi aile içi ilişkilerden doğan suçlar ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK 155/2) tipik özgü suç örnekleridir.
Özgü suçlarda iştirak (bağlılık kuralı) nasıl işler?
TCK m. 40/2 uyarınca özgü suçlarda ancak o suçun faili olabilen kişi fail olarak sorumlu tutulabilir; işlenişine iştirak eden diğer kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/189 E., 2019/350 K. sayılı kararı bu kuralı kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçu üzerinden ayrıntılı biçimde açıklamıştır.
Özel faillik niteliği taşımayan biri özgü suçun faili olabilir mi?
Hayır, müşterek fail olamaz. Ancak özgü suçu işleyen kişiyi bu suça azmettirebilir veya ona yardım edebilir; bu durumda fail değil, azmettiren veya yardım eden sıfatıyla cezalandırılır.
Failin kendi özel niteliğini bilmemesi ne sonuç doğurur?
TCK 30’daki hata hükmü çerçevesinde değerlendirilir; failin kendi sıfatını bilmemesi ya da yanlış değerlendirmesi kasıt unsurunun oluşumunu etkileyebilir. Şerikler bakımından da aynı ilke geçerlidir: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/189 E., 2019/350 K. sayılı kararına göre, failin özel niteliğini bilmeyen suç ortağı azmettiren veya yardım eden olarak dahi sorumlu tutulamaz.
Özel hastanede çalışan doktor “görevi ihmal” suçunun faili olabilir mi?
Hayır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/2180 E., 2015/7599 K. sayılı kararına göre görevi ihmal memurlara özgü bir suçtur; özel hastanede çalışan ve memur olmayan doktor bu suçun faili olamaz, ancak hukuki (tazminat) sorumluluğu saklıdır.
Taşeron/yüklenici firma çalışanı görevi kötüye kullanma suçunun faili olabilir mi?
Kural olarak hayır ve bu husus somut olarak araştırılmalıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2014/18056 E., 2014/30436 K. sayılı kararına göre, hizmet alımıyla çalıştırılan yüklenici firma elemanının kamu görevlisi sayılıp sayılmadığı belirlenmeden mahkûmiyet kurulamaz.
Kooperatif yönetim kurulu başkanı her eylemde kamu görevlisi sayılır mı?
Hayır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2013/6354 E., 2014/10420 K. sayılı kararına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu yönetim kurulu üyelerini yalnızca kooperatifin para, mal, bilanço ve belgeleri üzerindeki eylemlerde kamu görevlisi sayar; bu kapsam dışındaki eylemler özgü suçu oluşturmaz.
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu neden özgü suç sayılır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/1176 E., 2020/437 K. sayılı kararına göre bu suçun faili, sözleşme ilişkisi gereği suç konusu malın zilyetliğinin kendisine devredildiği kişidir; malın zilyetliğini devralmayan diğer suç ortakları TCK m. 40/2 uyarınca ancak azmettiren ya da yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.
Özgü suç ile genel suç arasındaki fark neden önemlidir?
Bu ayrım, bir eylemin hangi suçu oluşturacağını, kimin fail kimin azmettiren/yardım eden sayılacağını ve dolayısıyla ceza sorumluluğunun sınırlarını doğrudan belirlediği için büyük önem taşır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.


75 Yorumlar