İçindekiler
A- Şeriklik Nedir? Genel Olarak Şeriklik Kavramı
Suç, kural olarak tek bir kişi tarafından işlenebileceği gibi, birden fazla kişinin irade ve eylemlerinin bir araya gelmesiyle de gerçekleşebilir. İşte bu noktada karşımıza çıkan “şeriklik” kurumu, ceza hukukunun en tartışmalı ve teknik alanlarından birini oluşturmaktadır. Şeriklik; birden fazla kişinin aynı suçun işlenmesine farklı biçimlerde katılması olgusunu ifade eder ve bu katılımın hukuki sonuçlarının belirlenmesi hem teorik hem de pratik açıdan büyük önem taşır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), şerikliği 37 ila 41. maddeleri arasında düzenlemiş; fail, müşterek fail, azmettiren ve yardım eden gibi kavramları açık bir sistematik içinde tanımlamıştır. Bu düzenleme, önceki 765 sayılı Kanun’un nispeten muğlak ve eksik tutumunu gidermeye yönelik olup modern ceza hukuku ilkelerine uygun bir yapı ortaya koymaktadır.
Bu makalede şeriklik kavramı; fail ve şerik arasındaki temel ayrım, şerikliğin türleri olan iştirak, azmettirme ve yardım etme kurumları ile Yargıtay’ın bu konudaki yerleşik içtihadı çerçevesinde ele alınacaktır.
B- Faillik ve Şeriklik Ayrımı
Ceza hukukunda “fail” kavramı, suçun kanuni tanımındaki eylemi bizzat gerçekleştiren kişiyi ifade eder. Buna karşın “şerik”, suçun icrasında doğrudan yer almaksızın başkasının suç işlemesini sağlayan ya da kolaylaştıran kişidir. Bu ayrım salt teorik bir mesele olmaktan öte, sanığın cezalandırılma biçimi ve miktarı bakımından somut ve kritik sonuçlar doğurmaktadır.
TCK’nın benimsediği sisteme göre şeriklik, faillikten bağımsız bir suç oluşturmaz; şerik, başkasının işlediği suça katılmaktadır. Bu nedenle şeriklik, “bağımlı katılım” şeklinde nitelendirilir ve asıl fiilin hukuka aykırı olması ön koşuluna bağlıdır. Diğer bir anlatımla fail cezalandırılabilir nitelikte bir eylem gerçekleştirmemişse, şerikin de cezalandırılması mümkün değildir; bu ilke doktirinde “aksesuar ilkesi” olarak adlandırılmaktadır.
C- Müşterek Faillik (TCK m. 37)
TCK’nın 37. maddesine göre, “Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.” Müşterek faillik, birden fazla kişinin ortak bir suç işleme kararıyla ve işbölümü çerçevesinde birlikte hareket etmesi halidir. Bu kurumda her bir fail, suçun tamamından sorumlu tutulur; zira irade birliği ve eylem bütünlüğü mevcuttur.
Müşterek failliğin oluşabilmesi için şu unsurların bir arada bulunması gerekir:
a) Ortak suç işleme kararı (sübjektif unsur),
b) Suçun icrasına ortak ve işlevsel katkı (objektif unsur),
c) Her fiilin icra hareketleri kapsamında değerlendirilebilir olması.
D- Azmettirme (TCK m. 38)
Azmettirme, başkasını suç işlemeye yönlendirme, teşvik etme ya da karar verdirme eylemidir. TCK m. 38/1 uyarınca, “Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, o suçun cezası ile cezalandırılır.” Azmettirenin cezası, failin aldığı cezayla eşit olduğundan bu kurum ceza hukuku pratiğinde son derece belirleyici bir işlev görmektedir.
Azmettirmenin unsurları şöyle sıralanabilir: (i) Azmettirenin, failin henüz o suçu işleme kararı almamış olması; (ii) Azmettiren ile fail arasında nedensellik bağı, yani azmettirmenin failin suç kararı almasında belirleyici etken olması; (iii) Azmettirenin kastının, failin belirli bir suçu işlemesine yönelik olması.
Önemle belirtmek gerekir ki azmettirme; “tavsiye”, “genel teşvik” ya da “moral destek” sağlamaktan farklıdır. Azmettirmenin, failin iradesi üzerinde somut ve belirleyici bir etki yaratması şarttır. Aksi hâlde yalnızca genel bir yönlendirmeden söz edilebilir ki bu, hukuken şeriklik kapsamında değerlendirilemez.
Azmettirmenin özel bir görünüm biçimi olan “dolaylı azmettirme”, azmettirenin faili bizzat değil, bir aracı kişi aracılığıyla yönlendirmesidir. TCK sistemi bu hâli de azmettirme kapsamında değerlendirmekte; dolaylı azmettirenin de aynı cezayı almasını öngörmektedir.
E- Yardım Etme (TCK m. 39)
Yardım etme, şerikliğin en geniş kapsamlı ve uygulamada en sık karşılaşılan biçimidir. TCK m. 39 uyarınca, “Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir.”
TCK m. 39/2, yardım etmenin hangi eylemlerle gerçekleşebileceğini somut olarak saymıştır:
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Fiilin işlenmesinden sonra yardım edeceğini vaat etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
e) Fiilin işlenmesinde kullanılan araç ve gereçleri sağlamak.
Yardım etme, maddi ve manevi yardım olarak ikiye ayrılır. Maddi yardım; araç-gereç sağlama, mekân temin etme, ulaşım kolaylığı gibi fiziksel katkıları kapsar. Manevi yardım ise faili teşvik etme, kararlılığını pekiştirme veya suçun işleneceğini bilerek sessiz kalma gibi psikolojik destekten oluşur.
F- Şeriklikte Özel Durumlar
1. Zincirleme Suçta Şeriklik
Zincirleme suçlarda şerikliğin kapsamı tartışmalı bir alan oluşturmaktadır. Yargıtay’ın benimsediği görüşe göre, şerikin yalnızca katıldığı suç eylemlerinden sorumlu tutulması esas ilkedir. Şerik, birden fazla suç eyleminin yalnızca bir kısmında yer almışsa yalnızca o eylemlerden sorumlu olacak; ancak bu eylemlerin zincirleme suç teşkil etmesi hâlinde TCK m. 43 uyarınca cezası artırılacaktır.
2. Özgü Suçlarda Şeriklik
Özgü suçlar, yalnızca belirli sıfat ya da özelliklere sahip kişiler tarafından işlenebilen suçlardır; zimmet, görevi kötüye kullanma ve ihtilas bunların başında gelmektedir. TCK m. 40/2’ye göre, özgü suçlarda fail olabilme niteliğini taşımayan kişi bu suça şerik olabilir; ancak ceza bakımından indirim hükümleri uygulanabilir. Yargıtay, bu meseleyi titizlikle ele almakta; kamu görevlisi olmayan bir kişinin zimmet suçuna yardım etmesi hâlinde TCK m. 39 hükmü kapsamında sorumlu tutulması gerektiğine karar vermektedir.
3. Gönüllü Vazgeçme ve Etkin Pişmanlık
TCK m. 41 uyarınca şerik, suçun icrasından önce gönüllü olarak vazgeçmesi hâlinde bu suçtan cezalandırılmaz. Ancak şerikin vazgeçmesi, failin suçu işlemesine engel olamamışsa bu durumda yalnızca kendi katıldığı eylemlerden sorumlu tutulur. Etkin pişmanlık hâllerinde ise TCK’nın ilgili maddelerindeki indirim hükümleri şerik için de ayrıca değerlendirilir.
G- Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Değerlendirme
Şeriklik kurumunun pratikte en çok sorun yaratan yönlerinden biri, müşterek faillik ile yardım etme arasındaki ince sınırın belirlenmesidir. Yargıtay bu iki kurumun ayrımında “işlevsel hâkimiyet” ölçütünü esas almaktadır: Fail, suçun icrasını kontrol edebiliyorsa ve suçun seyrini yönlendirebiliyorsa müşterek fail; yalnızca katkı sağlayıp suç üzerinde egemenlik kuramıyorsa şerik olarak değerlendirilir.
Azmettirme ile yardım etme arasındaki sınır da uygulamada sıkça tartışılmaktadır. Özellikle “teşvik” içerikli söylemlerin azmettirme mi yoksa manevi yardım mı teşkil ettiği meselesi, her olayın özgün koşulları ışığında değerlendirilmek durumundadır. Yargıtay, bu konuda yıllar içinde incelikli bir içtihat geliştirmiş; failin suç işleme kararını tamamen azmettirene borçlu olduğu hâlleri azmettirme, mevcut bir kararı güçlendirme ya da pekiştirmeyi ise yardım etme olarak nitelendirmiştir.
Savunma avukatlığı perspektifinden değerlendirildiğinde, şeriklik iddiasıyla yargılanan müvekkillerin haklarının korunması son derece teknik bir meseleye dönüşmektedir. İddianamede yer alan şeriklik nitelendirmesinin doğru olup olmadığının, kastın gerçekten var olup olmadığının, nedensellik bağının somut delillerle ortaya konup konmadığının titizlikle sorgulanması; ceza hukuku savunuculuğunun temel gerekliliklerindendir.
H. Yorum ve Sonuç
Türk ceza hukukunda şeriklik kurumu; müşterek faillik, azmettirme ve yardım etme olmak üzere üç temel görünüm biçimiyle karşımıza çıkmakta ve her biri birbirinden farklı cezai sonuçlar doğurmaktadır. TCK’nın 37-41. maddeleri arasında kapsamlı biçimde düzenlenen bu alan, hem teorik açıdan hem de yargı pratiği bakımından tartışmaların canlılığını koruduğu dinamik bir hukuki zemin sunmaktadır.
Yargıtay’ın bu alandaki içtihadı, yıllar içinde “işlevsel hâkimiyet”, “kastın yöneldiği suç”, “nedensellik bağı” ve “gönüllü vazgeçme” gibi kavramlar etrafında şekillenmiş ve şeriklik hukukunun sınırlarını somut ilkelerle belirlemiştir. Bu ilkeler, hem savcılık makamının iddianame düzenlemesinde hem de savunma avukatlarının hukuki strateji oluşturmasında belirleyici bir işlev görmektedir.
Şeriklik iddiasıyla karşı karşıya kalan ya da bu yönde bir suçlamayla muhatap olan bireylerin, uzman bir ceza avukatından destek alması; yalnızca teknik bir tercih değil, hak kaybını önlemek adına zorunlu bir adımdır. Her somut olayın kendine özgü koşulları, şeriklik değerlendirmesini köklü biçimde değiştirebilmekte ve savunma stratejisinin bu çerçevede kurgulanması belirleyici sonuçlar doğurabilmektedir. Soruşturma, kovuşturma ve kanun yolu aşamalarını kapsayan İstanbul’da ceza hukuku hizmetleri hakkında ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.
I. Konu İle İlgili Yargıtay Kararları ve Yorumları
1- Suçun İşlenmesine Gözcü Olarak Katılan Kişi Müşterek Fail Sıfatıyla mı Yoksa Yardım Eden Sıfatıyla mı Ceza Alır?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2022/5182 E. – 2024/2304 K. Sayılı İlamı
Olay: Mağdur yalnız yürürken, sanığın kullandığı araç onu takip etmiş; araçtan inen temyiz dışı suça sürüklenen çocuk, bıçak tehdidiyle mağdurun telefonunu zorla almış, ardından kaçarak sanığın kullandığı araca binmiş ve birlikte olay yerinden uzaklaşmışlardır. Kamera kayıtları aracın mağduru takip ettiğini doğrulamıştır. Sanık, aracı suça sürüklenen çocuğa ödünç verdiğini ve olayla ilgisi olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi eylemi nitelikli yağma (TCK m.149/1-c) saymış, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Hukuki mesele: Yağmada aracı kullanan/gözcü konumundaki sanık müşterek fail mi (TCK m.37) yoksa yardım eden mi (TCK m.39) sayılır; birden fazla kişiyle yağma nitelikli hali (m.149/1-c) uygulanır mı?
Yargıtay’ın değerlendirmesi: Daire, müşterek faillikte her failin her eylemi bizzat gerçekleştirmesinin gerekmediğini; fonksiyonel iş bölümü çerçevesinde herkesin kendi üzerine düşeni yapıp sonucu birlikte oluşturmasının yeterli olduğunu belirtmiştir. Gözcünün şerik mi yoksa müşterek fail mi olduğu, suçun icrasındaki rolüne (fonksiyonel hâkimiyetine) göre saptanır: fiili olmadan suç gerçekleşemeyecekse ya da müdahale/destek mesafesinde durarak mağdurun direncini kırıp faile cesaret veriyorsa müşterek faildir. Somut olayda sanık, çocuğu suç mahalline taşıma ve eylemden sonra birlikte kaçma işlevini üstlendiğinden müşterek fail kabul edilmiş; birden fazla müşterek fail bulunduğundan eylem nitelikli yağma (m.149/1-c) sayılmıştır. Daire ayrıca, bu nitelikli halin yalnızca müşterek fail sayısı birden fazla olduğunda uygulanacağını; azmettiren veya yardım edenlerin çokluğunun bu nitelikli hali doğurmayacağını vurgulamıştır. Hüküm onanmıştır.
“Şayet gözcünün fiili olmadan yağma suçunun gerçekleştirmesi mümkün değilse gözcü müşterek faildir, aksi takdirde şeriktir.“
Pratik sonuç: Yağmada gözcü/sürücü, fonksiyonel iş bölümünde üstlendiği role göre nitelendirilir; fiili olmadan suç gerçekleşemiyorsa veya destek/korkutma etkisi yaratıyorsa müşterek faildir. Müşterek fail sayısı birden fazlaysa eylem nitelikli yağma (TCK m.149/1-c) olur; yalnızca azmettiren/yardım eden çoksa bu nitelikli hal uygulanmaz.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2022/5182 E. – 2024/2304 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.01.2021 tarihli ve 2019/521 Esas, 2021/21 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 149/1-a -c, 168/3, 62, 53, 63 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 06.09.2021 tarihli ve 2021/706 Esas, 2021/1950 Karar sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına, beraat etmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay tarihinde mağdurun yalnız başına yürüdüğü sırada 34 .. … plaka numaralı aracın kendisini takip ettiği, araçtan inen temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’nın elindeki bıçakla tehditte bulunarak mağdurun telefonunu zorla aldığı, kaçarak sanık …’in kullandığı bahse konu araca bindiği ve olay yerinden uzaklaştıkları şeklinde kabul edilen somut olayda sanığın nitelikli yağma suçunu işlediğinin sabit kabul edildiği görülmüştür.
2. Sanık … Mahkememizdeki savunmasında “Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, daha önceden bu dosyada segbis ile ifade vermiştim, suçlama bana ayrıntılı olarak anlatılmadığı için başka bir dosyada ki suçlamayla karıştırdım ve buna göre beyanda bulunmuştum, s.s.ç … mahalleden tanıdığım arkadaşımdır, suç tarihinde benden aracımı ödünç istemişti, ben aracı kendisine vermiştim, atılı suçla benim bir ilgim yoktur, ne olmuşsa araç …’dayken olmuştur, beraatimi istiyorum” şeklinde savunmada bulunmuştur.
3. Suça sürüklenen çocuk … Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında: “Suçlamayı kabul etmem. Ben 2019 yılı Ekim ayından bu yana cezaevindeyim. Suç tarihinde cezaevinde olup olmadığını bilmiyorum. İddianamede ismi geçen … arkadaşımdır. Olay tarihi olup olmadığını hatırlamıyorum ama … in arabası ile gezdiğimiz oldu. Ben mağduru tanımıyorum. Kendisinin telefonunu zorla almadım. Bu şekilde birden fazla olayla suçlanıyorum ve ben 10 Ekim 2019 tarihinde cezaevine girdim. Suçlamayı kabul etmiyorum suçsuzum beraatimi istiyorum.” şeklinde savunmada bulunmuştur.
4. Suç tarihinde mağdurun yalnız başına yürüdüğü sırada 34 .. … plaka numaralı aracın geldiği, araçtan inen suça sürüklenen çocuk …’nın elindeki bıçakla tehditte bulunarak mağdurun telefonunu zorla aldığı, kaçarak mezkur araca bindiği ve aracı kullanan sanık … ile birlikte araçla suç mahallinden uzaklaştıkları, Kamera görüntüsü inceleme ve araştırma tutanağına göre suç tarihinde 34 .. … plaka sayılı aracın mağduru takip ettiği, araçtan inerek mağduru takip eden şahsın suça sürüklenen çücuk … olduğu, suç anını gösterir kamera kaydının bulunmadığı dosya arasında mevcutttur.
5. 17.10.2019 tarihli araştırma tutanağı ve ekinde yer alan 06.10.2019 tarihli olay özet kartına göre sanık …’in babası … tarafından 06.10.2019 tarihinde oğlu olan sanık …’in 34 .. … plaka numaralı aracının anahtarını alarak kaçtığı ve bir daha haber alamadığı gerekçesiyle kayıp şahıs ihbarında bulunduğu dosyadan anlaşılmaktadır.
6. 17.10.2019 tarihli fotoğraf teşhis tutanağına göre mağdur …’ın kendisini gasp eden kişinin ssç … olduğunu fotoğrafından teşhis ettiği görülmektedir.
7. Mağdurun Mahkemece alınan beyanında kendisine bıçak çekerek telefonunu alan kişinin suça sürüklenen çocuk … olduğunu, 34 .. … plaka numaralı aracı kullanan kişinin sanık … olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
8. Mağdurun 23.10.2020 tarihli celsede telefonun parası olan 2.500 TL’nin suça sürüklenen çocuk …’un annesi tarafından kendisine verildiğini ve zararın karşılandığını beyan ettiği görülmektedir.
9. Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) 03.12.2019 tarihli 539… No.lu hata ilişkin iletişimin tespiti raporuna göre mezkur hatın … adına kayıtlı olduğu, suç tarihinde hiç bir iletişim kaydı bulunmadığı, Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) 30.12.2019 tarihli imei sorgusuna göre mağdura ait telefon imei numarasına ilişkin suç tarihinde kullanım kaydı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Yağma suçunda birden ziyada şerik varsa birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmiş ise, gerekçede de belirtildiği üzere suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Burada aranan birden fazla kişinin olaya katılmasıdır. Ancak madde metninde belirtilmese de madde gerekçesindeki açık düzenlemeye göre bu katılım alelade katılım değildir. Bilindiği gibi kanunumuz birlikte suç işleme halinde dual (ikili) sistemi kabul etmiş iştiraki faillik (TCK m.37), azmettirme (TCK 38. m.) ve yardım eden (TCK 39. m.) olarak üç ayrı biçimde düzenlemiştir. Suça iştirak bölümünde ayrıntılı açıklandığı üzere her birinin suça katılım şekli ve cezası farklı farklıdır. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için tüm şeriklik halleri değil gerekçede “bu nitelikli hâlin varlığı için, yağma suçunu iki veya daha fazla kişinin müşterek fail olarak işlemesi gerekir” şeklinde açıkça gösterildiği gibi sadece müşterek fail sayısı birden fazla ise bu nitelikli hal uygulanacaktır. Yani şuçu birlikte işleyenlerin sayısı birden fazla ise bu nitelikli hal uygulanacak onun haricinde azmettiren veya yardım edenlerin çok olsada tek kişi fail ise bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. bu durum madde gerekçesinde “ancak, yağma suçunun iştirak hâlinde işlenmesine rağmen, müşterek faillik ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, örneğin diğer suç ortaklarının azmettiren veya yardım eden olması hâllerinde, bu nitelikli unsur dolayısıyla cezada artırma yapılamayacaktır” şeklinde açıkça gösterilmiştir.
Müşterek faillikte faillerin hepsinin her eylemi ayrı ayrı tek tek bizzat gerçekleştirmesi, cebir veya tehdidi hepsinin ayrı ayrı uygulayıp malları hep birlikte almaları gerekmez. Aralarında yaptıkları fonksiyonel iş bölümü uyarınca faillerin kendi üstüne düşeni yapması sonunda bunların toplanarak sonucu oluşturması halinde hepsinin müşterek faili olarak cezalandırılmaları gerekeceği açıktır. İçlerinden birisi tehdit veya müessir fiili gerçekleştirirken diğerlerinin müdahale edecek mesafede sadece durmaları bile korkutucu etki yapacağından ve müştekinin direncini kıracağından bu nitelikli hal tüm sanıklara uygulanacaktır.
Gözcünün şerik mi müşterek fail mi olduğu suçun işlenmesindeki üstlendikleri fonksiyonlara göre belirlenecektir. Bu durum 5237 sayılı Kanun’un 37. madde gerekçesinde “müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur” şeklinde gösterilmiştir. Şayet gözcünün fiili olmadan yağama suçunun gerçekleştirmesi mümkün değilse gözcü müşterek faildir aksi takdirde şeriktir (benzer görüşler için bkz Koca/Üzülmez Özel Hükümler 2015 age s.621). Mesela gözcü olay yerine gelmemiş ancak müdahale edecek veya birileri gelirken haber verecek mesafede ise bu husus mağdur üzerindeki korkutucu gücü ve mağdurun kendisini savunmasını zorlaştırarak direncini kırdığı gibi mağdurdan malı cebir veya tehdit ile almaya çalışan faile de güç ve destek verecek, fail bundan cesaret alacak, daha cesur ve saldırgan hale gelecektir. Faillerin iştirak iradesi içerisinde birbirlerinden cesaret alarak bu eylemi gerçekleştirmiş olmalarıdır. Bu nedenle bu tür durumdaki gözcüde müşterek faildir ve üstelik nitelikli yağma (birden fazla kişi ile yağma TCK 149/1-c ) oluşur.
Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelecek olursak; sanığın yanında temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ile birlikte kamera kayıtlarından da görüldüğü üzere mağdurun yalnız başına yürüdüğü sırada 34 .. … plaka numaralı aracın kendisini takip ettiği, araçtan inen temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’nın elindeki bıçakla tehditte bulunarak mağdurun telefonunu zorla aldığı, kaçarak sanık …’in kullandığı bahse konu araca bindiği ve olay yerinden uzaklaştıkları olayda sanık …’in eyleminin müşterek faillik kapsamında kaldığı görüldüğünden tebliğnamede bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tüm dosya kapsamı, mağdurun beyanı, mağdurun beyanı ile uyumlu kamera tutanakları ve sanığın savunmaları, birlikte değerlendirildiğinde eylemin sabit olduğu belirlendiğinden, araştırılacak başkaca bir hususun bulunmadığı yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 06.09.2021 tarihli ve 2021/706 Esas, 2021/1950 Karar sayılı kararı sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden ve 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
21.02.2024 tarihinde karar verildi.
2- Suçun İşlenişi Sırasında Suç Vasfının Değişmesi Halinde Müşterek Failin Durumu
Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2019/10670 E. – 2020/1564 K. Sayılı İlamı
Olay: İki kişi hırsızlık amacıyla müştekinin evine gitmiş; sanık (gözcü) araçta dışarıda beklemiş, diğer kişi eve girip müştekinin silahını çalmıştır. Müştekinin “hırsız var!” diye bağırması üzerine içerideki kişi kaçarken karşılaştığı tanığa çaldığı silahı doğrultup tehditte bulunmuş ve eylem yağmaya dönüşmüştür. Dışarıda bekleyen gözcü sanık bu ani gelişen yağmadan haberdar değildir; silahın evde bulunduğunu dahi bilmemektedir.
Hukuki mesele: Birlikte hırsızlık planlayan gözcü, suçun icrası sırasında diğer failin eyleminin yağmaya dönüşmesinden (suç vasfının değişmesinden) sorumlu tutulur mu?
Yargıtay’ın değerlendirmesi: Daire, hırsızlığı planlayan şeriklerin görmedikleri alanlarda gerçekleşen eylemin ancak doğal/öngörülebilir sonuçlarından sorumlu olduklarını; planlamadıkları ve doğal sonuç da olmayan eylemlerden sorumlu tutulamayacaklarını belirtmiştir. Bir suçun işlenişine iştirak eden kişinin müşterek fail sayılabilmesi için, bulunduğu katkıyla suçun bütünü üzerinde müşterek bir fiil hâkimiyeti kurması gerekir. Dışarıda bekleyen ve ani gelişen yağmaya iştirak iradesi bulunmayan gözcü sanık, yağma suçundan sorumlu tutulamaz; hakkında yağmadan bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
“Müştekinin evinin dışında bekleyen ve aniden gelişen yağma suçuna iştirak iradesi bulunmayan sanığın yağma suçundan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla…“
Pratik sonuç: Şerikin/müşterek failin sorumluluğu, üzerinde anlaşılan veya öngörülebilen sonuçlarla sınırlıdır. Birlikte kararlaştırılan suç (hırsızlık), icra sırasında bir failin münferit eylemiyle daha ağır bir suça (yağma) dönüşürse, bu sapmadan ancak iştirak iradesi bulunan kişi sorumlu olur; iradesi dışında kalan şerik dönüşen suçtan sorumlu tutulamaz.
Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2019/10670 E. – 2020/1564 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
I-Sanık … hakkında hırsızlık, mala zarar verme ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Olay günü temyiz dışı vefat eden sanık … ile sanık …’in hırsızlık maksadı ile müşteki …’nın evine gittikleri, sanık …’in araç içinde dışarda beklediği sanık …’ın müştekinin evine girerek müştekinin silahını çaldığı, ancak evinde hırsızla karşılaşan müştekinin durumu fark ederek “hırsız var!” diye bağırması üzerine sanığın kaçarak dışarı çıktığı, karşısına çıkan müşteki tanık …’a çaldığı silahı yönelterek tehditte bulunduğu, vefat eden sanık … yönünden eyleminin yağma suçuna dönüştüğü ancak sanık … ile hırsızlık suçunu planlama aşamasında birlikte olan ve olay yerine de gelen sanık …’in yukarı çıkmadığı, gözcü olarak araçta beklediği, ani gelişen ve yağmaya dönüşen suçtan sanık … haberdar olmadığı gibi eyleme de katılmadığı, üstelik yağma suçunda kullanılan silahın tesadüfen hırsızlık suçuna konu olan tabanca olduğu bu tabancanın müştekinin evinde bulunduğundan bilgisinin dahi olmadığı bu durumda hırsızlık suçunu planlayan şeriklerin görmedikleri alanlardaki gerçekleşen eylemin ancak doğal sonuçlarından yani öngörülebilen sonuçlarından sorumlu oldukları, planlamadıkları olayın doğal sonuçlarından da olmayan eylemlerinden sorumlu olmayacakları, öğreti de “bir suçun işlenişine sonradan iştirak eden kişinin müşterek fail olarak sorumlu tutulabilmesi için suçun işlenişine bulunduğu katkıyla bu suçun bütünü üzerinde müşterek bir fiil hakimiyeti sağlaması gerekir. Bir başka ifade ile suçun işlenişine sonradan iştirak eden şahıs suçun işlenişine bulunduğu katkıyla önceden müstakil fail olarak suçun icra hareketlerini gerçekleştirmeye başlayan şahsın gerçekleştirdiği vakıalar üzerinde de müşterek hakimiyet kurmalıdır ki, müşterek fail olarak sorumlu tutulabilsin. (Prof.Dr. İ. Özgenç – TCK Genel Hükümler 12. Bası, sahife 522)” Müştekinin evinin dışında bekleyen ve aniden gelişen yağma suçuna iştirak iradesi bulunmayan sanık …’in yağma suçundan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla tebliğnamedeki sanık … yönünden yağma suçunu işlediğine dair bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık …’ın gerçekleştirdiği yağma fiilinden sonra, mağdura ait tabancayı saklaması için …’e verdiği, …’in ise; 49 gün sonra yakalanıp ifadesinin alınması üzerine tabancayı sakladığı yeri söyleyip ruhsatlı olan suç konusu tabancanın mağdura iadesini sağladığı olayda, sanık hakkında hırsızlık suçunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ve ayrıca sanık … hakkında, soyut tehlike suçu olan 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan mahkumiyet kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın olayı birden fazla kişi ile gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesi gereğince verilen cezada artırım yapılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son. maddesi uyarınca sonuç ceza bakımından kazanılmış hakkının korunmasına, 11/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
3- Tasarlayarak İnsan Öldürme Suçunda Şeriklik (Müşterek Faillik – Yardım Etme Ayrımı)
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2009/3034 E. – 2010/8132 K. Sayılı İlamı
Olay: Gürhan, maktuleyi öldürmeye karar verip plan yapmış; Ahmet’ten aldıkları av tüfeği ve bir tanığa ait motosikletle, olaydan iki gün önce Adnan ile birlikte Uşak’a gelerek maktulenin evi çevresinde keşif yapmışlardır. Olay sabahı Adnan’ın kullandığı motosikletle, yüzleri kaşkollu biçimde maktulenin evi önüne gelmişler; Gürhan av tüfeğiyle maktuleye birden fazla ateş ederek öldürmüş ve birlikte kaçmışlardır. Yerel mahkeme Adnan’ı “tasarlayarak öldürmeye yardım eden” olarak cezalandırmıştır.
Hukuki mesele: Cinayet planına katılan, keşif yapan, olay sabahı faili motosikletle taşıyan ve birlikte kaçan Adnan, yardım eden (TCK m.39) mi yoksa müşterek fail (TCK m.37) mi sayılmalıdır?
Yargıtay’ın değerlendirmesi: Daire, Adnan’ın Gürhan ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğini, suçun işlenişi üzerinde ortak hâkimiyet kurarak müşterek fail olarak öldürme olayına katıldığını kabul etmiştir. Keşfe katılma, olay sabahı faili motosikletle suç mahalline taşıma ve birlikte kaçma, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğunu göstermektedir. Bu nedenle Adnan’ın TCK m.37 uyarınca fail olarak cezalandırılması gerekirken yardım eden sayılması eksik ceza tayinidir ve bozma nedenidir. (Ayrıca tekerrür artırımının yapılmaması da bozulmuştur. Buna karşılık, yalnızca av tüfeğini temin eden Ahmet’in yardım eden sayılması isabetli bulunarak onanmıştır.)
“…sanık Adnan’ın sanık Gürhan ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket edip, suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurarak, müşterek fail olarak öldürme olayına katıldığı…Sanık Gürhan’ın tasarlayarak adam öldürme ve sanık Ahmet’in tasarlayarak adam öldürmeye yardım suçlarından kurulan ve resen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA)“
Pratik sonuç: Suçun icra hareketini (ateş etme) bizzat gerçekleştirmeyen kişi de, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurmuşsa (planlama, keşif, faili suç mahalline taşıma, birlikte kaçma gibi işlevsel katkılarla) yardım eden değil müşterek fail sayılır. Buna karşılık yalnızca araç-gereç sağlama gibi suçun icrası dışında kalan katkılar (av tüfeğini temin eden Ahmet örneği) yardım etme kapsamındadır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2009/3034 E. – 2010/8132 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Fikriye’yi tasarlayarak öldürmekten sanıklar Ahmet, Gürhan ile Adnan’ın yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin (UŞAK). Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.10.2008 gün ve 228/309 sayılı, hüküm resen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay’ca incelenmesi CSavcısı ile sanıklar müdafii tarafla-rından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığındantebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
A-l) Dosya içeriğine ve gösterilen gerekçeye göre; sanık Ahmet’in, sanıklar Gürhan ve Adnan’ın tasarlayarak adam öldürme suçuna yardım eden olarak katıldığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnarhedeki(1) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2- Sanık Adnan 20.07.1993 tarihinde şartla tahliye olduktan sonra 29.08.2009 olan bihakkın tahliye tarihinden önce yargılamaya konu suçu işlediği anlaşılmış ise de, mahkemesine şartla tahliyenin geri alınması hususunda her zaman ihbarda bulunulması mümkün görülmüştür.
B) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar Gürhan, Ahmet ve Adnan’ın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık Gürhan’ın tasarlayarak adam öldürme ve sanık Ahmet’in tasarlayarak adam öldürmeye yardım suçlarının niteliği tayin, takdiri cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, sanık Adnan’ın savunması kabul edilmiş, sanıklar Gürhan ve Ahmet’in savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma ve eleştiri nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık Gürhan müdafıinin sübuta, tahrikin bulunduğuna, sanık Adnan ve Ahmet müdafiilerinin bir sebebe dayanmayan, Cumhuriyet Savcısının ve sair nedenlere dayanan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
1-Sanık Gürhan’ın tasarlayarak adam öldürme ve sanık Ahmet’in tasarlayarak adam öldürmeye yardım suçlarından kurulan ve resen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
2-Sanık Adnan hakkında tasarlayarak adam öldürmeye yardım suçundan kurulan hüküm yönünden;
a)Sanık Gürhan’ın, gayri resmi yaşadığı maktülenin kızı Sibel’in kendisinden ayrılıp başkası ile resmi nikahla evlenmesine maktülenin sebep olduğunu düşünerek maktüleye karşı yaralama, ateş etme gibi eylemleri gerçekleştirdiği, maktuleyi öldürmeye karar verip plan yaptığı, sanık Ahmet’den aldıkları av tüfeği ve tanık Eşe’ye ait motosikleti yanlarına alarak olaydan iki gün önce Antalya ilinden sanık Adnan ile birlikte Uşak iline geldikleri, maktülenin evinin bulunduğu bölgede keşif yaptıkları, olay sabahı da sanık Adnan’ın kullandığı motosikletle yüzlerinde kaşkol sarılı şekilde maktülenin evinin önüne geldikleri, sanık Gürhan av tüfeği ile odun indirmekte olan maktüleye birden fazla ateş ederek öldürdüğü ve olay yerinden birlikte kaçtıkları olayda;
Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık Adnan’ın sanık Gürhan ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket edip, suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyet kurarak, müşterek fail olarak öldürme olayına katıldığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK.nun 37.maddesi uyarınca fail olarak cezalandırılması gerekirken suça yardım eden olarak cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini,
b)Sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunduğu halde, tasarlayarak adam öldürme suçundan kurulan hükümde tekerrür nedeniyle artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi.
Bozmayı gerektirmiş, sanık Adnan müdafiinin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 15.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer yazılarımızı görmek için Hukuki Makaleler sayfasını, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

22 Yorumlar