Adli Para Cezası Nedir? Tanımı, Çeşitleri ve Hukuki Sonuçları

adi para cezası nedir bağcılar avukat sinan karabacak

Adli para cezası, işlenen bir suç karşılığında ceza mahkemesi tarafından hükmedilen ve hükümlünün Devlet Hazinesine belirli bir miktar parayı ödemesini içeren cezai yaptırım türüdür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesine göre adli para cezası, beş günden az, yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı için takdir edilen miktarla çarpılmasıyla hesaplanır.

02/03/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle yapılan değişiklik sonrasında bir günlük karşılık en az 100, en fazla 500 Türk Lirası olarak uygulanmaktadır. Adli para cezası, doğrudan kanunda öngörülebileceği gibi, belirli şartların varlığı halinde kısa süreli bir hapis cezasının yerine de hükmedilebilir; ödenmemesi durumunda ise hükümlünün hapis cezasıyla karşı karşıya kalması mümkündür.

Bu makalede adli para cezasının türleri, hesaplanma yöntemi, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin şartları, tekerrür ve erteleme ile ilişkisi, taksitlendirme usulü ve ödenmemesinin sonuçları; 5237 sayılı TCK, 5271 sayılı CMK ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (CGTİHK) hükümleri ile güncel Yargıtay içtihatları ışığında ele alınmaktadır. Somut bir dosyada adli para cezasına ilişkin hesaplama, çevirme veya infaz sorunlarıyla karşılaşan kişilerin, hak kaybı yaşamamak için adli para cezası konusunda deneyimli bir ceza avukatından hukuki destek alması önerilir.

Adli Para Cezasının Türleri Nelerdir?

Adli para cezası, kanun metnindeki düzenleniş biçimine göre üç farklı şekilde karşımıza çıkar. Bu ayrım, cezanın ertelenip ertelenemeyeceğinden tekerrüre esas alınıp alınmayacağına kadar birçok sonucu doğrudan etkilediği için önem taşır.

1. Doğrudan (asıl) adli para cezası: Kanun maddesi doğrudan adli para cezası öngördüğünde hâkimin hapis cezası seçeneği bulunmaz; ceza baştan itibaren adli para cezası olarak belirlenir.

2. Seçimlik (alternatif) adli para cezası: Kanun maddesinde “hapis veya adli para cezası” şeklinde seçimlik bir yaptırım öngörülmüşse, mahkeme sanığın kişiliğini, geçmişini ve olayın özelliklerini değerlendirerek iki cezadan birini tercih eder.

3. Hapis cezasından çevrilen adli para cezası: Kanunda yalnızca hapis cezası öngörülmüş olsa bile, TCK’nın 50. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde, hükmedilen kısa süreli hapis cezası sonradan adli para cezasına dönüştürülür. Bu üçüncü tür, uygulamada en çok karışıklığa yol açan ve aşağıdaki bölümlerde ayrıntılı olarak incelenen türdür.

Adli Para Cezası Nasıl Hesaplanır?

Adli para cezası “gün esası” adı verilen bir sistemle, iki aşamalı olarak hesaplanır. Hâkim önce suçun ağırlığına, işleniş biçimine ve failin kusuruna göre bir tam gün sayısı belirler; bu sayı kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde en az beş, en fazla yedi yüz otuz gündür. Ardından bu gün sayısı, failin ekonomik ve şahsi durumuna göre takdir edilen bir günlük karşılık miktarı ile çarpılır.

5237 sayılı Kanunun 52/2. maddesinde, 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 9. maddesiyle yapılan değişiklikle bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, eski uygulamadaki 20-100 TL aralığından en az 100, en fazla 500 Türk Lirası aralığına yükseltilmiştir. Hâkim bu aralıkta bir rakam belirlerken sanığın geliri, malvarlığı, bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı ve genel ekonomik koşulları gibi somut verileri gözetmek zorundadır; salt kalıp ifadelerle günlük miktarın belirlenmesi bozma nedenidir.

UnsurAlt SınırÜst Sınır
Tam gün sayısı5 gün730 gün
Bir gün karşılığı miktar100 TL500 TL
Örnek hesap90 gün × 150 TL13.500 TL

TCK’nın 52/3. maddesi uyarınca kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur; bu iki unsurdan biri eksik bırakılırsa hüküm hukuka aykırı hale gelir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 52. maddesinin tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kısa Süreli Hapis Cezasının Adli Para Cezasına Çevrilmesi Şartları

TCK’nın 49/2. maddesi uyarınca bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları “kısa süreli hapis cezası” olarak kabul edilir ve bu cezaların aynı Kanun’un 50. maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine, dolayısıyla adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Ancak bu çevirme her zaman hâkimin takdirine bağlı değildir; kanun bazı hallerde çevirmeyi zorunlu kılmıştır.

Yargıtay kararları ışığında kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına zorunlu olarak çevrilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır:

  1. Hükümlünün, suç tarihinden önce kesinleşmiş bir hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması.
  2. Hükmedilen hapis cezasının otuz gün veya daha az süreli olması; ya da failin suç tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olması koşuluyla hükmedilen cezanın bir yıl veya daha az süreli olması.
  3. Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçimlik olarak öngörülmemiş olması ya da seçimlik olsa dahi mahkemenin temel cezayı zaten adli para cezası dışındaki bir yaptırımla belirlememiş olması.
  4. Failin kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki pişmanlığı ve suçun işleniş özelliklerinin, adli para cezasına çevirmeye elverişli bulunması.

Bu zorunluluğun kapsamı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/1528 E., 2014/62 K. sayılı kararında somut biçimde ortaya konmuştur. Karara konu olayda, suç tarihinde 65 yaşından büyük olan sanık hakkında taksirle yaralama suçundan hükmedilen 5 aylık kısa süreli hapis cezası doğrudan ertelenmiş, ancak TCK’nın 50/3. maddesindeki zorunlu çevirme hükmünün gözetilmediği tespit edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu tür durumlarda hapis cezasının, aynı Kanun’un 50/1. maddesinde sayılan seçenek yaptırımlardan biri olan adli para cezasına da çevrilebileceğini, kanun koyucunun ikinci fıkrada yalnızca “seçimlik cezada hapis tercih edilmişse adli para cezasına çevrilemeyeceği” yönünde bir yasak öngördüğünü, üçüncü fıkradaki zorunlu çevirme hükmünde ise böyle bir sınırlamaya yer vermediğini vurgulamıştır.

Benzer bir uyuşmazlık, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2021/247 E., 2021/635 K. sayılı kararına da konu olmuştur. Bu kararda, kasten yaralama suçuna teşebbüsten yargılanan ve haksız tahrik hükümleri de uygulanan sanığa verilen 27 günlük kısa süreli hapis cezasının, TCK’nın 50/3. maddesindeki zorunluluk gereği adli para cezasına çevrilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, bu yaptırımlardan adli para cezasına çevrilemeyeceğine dair kanunda herhangi bir yasaklayıcı hüküm bulunmadığına hükmedilmiştir.

Zorunlu çevirmenin en sık uygulama alanı bulduğu suç tiplerinden biri de basit tehdit suçudur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2018/4430 E., 2018/15158 K. sayılı kararında, daha önce hapis cezasına mahkûm olmamış bir sanığa tehdit suçundan verilen 1 aylık hapis cezasının TCK’nın 50/3, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca adli para cezasına çevrilmesi gerektiğine hükmederek, yerel mahkemenin bu zorunluluğu gözetmeden kurduğu hükmü kanun yararına bozmuştur.

Aynı zorunluluk, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) konu olan hapis cezaları için geçerli değildir; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2019/4509 E., 2019/15700 K. sayılı kararında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/3-752 E., 2014/200 K. sayılı kararına atıfla, CMK’nın 231/7. maddesindeki “açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez” hükmünün, TCK’nın 50/3. maddesindeki zorunlu çevirmeye açık bir istisna oluşturduğunu belirtmiştir; hüküm ancak denetim süresi içinde yeni bir suç işlenip açıklandığı aşamada, mahkemenin takdiriyle seçenek yaptırıma çevrilebilir.

Taksirle İşlenen Suçlarda Adli Para Cezasına Çevirme (TCK 50/4)

Taksirli suçlar bakımından TCK’nın 50/4. maddesi, kasıtlı suçlardan farklı ve daha geniş bir imkân tanımaktadır: taksirle işlenen bir suçtan hükmolunan hapis cezası, süresi bir yılı aşan uzun süreli bir ceza olsa dahi, diğer koşulların varlığı halinde adli para cezasına çevrilebilir. Bu imkânın tek istisnası, cezanın bilinçli taksir hükümleri uyarınca belirlenmiş olmasıdır; bilinçli taksirde bu çevirme uygulanmaz.

Bu kuralın gözden kaçırılması, özellikle trafik kazası sonucu ölüm veya yaralanmayla sonuçlanan davalarda ciddi hukuka aykırılıklara yol açmaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/8649 E., 2024/472 K. sayılı kararında, taksirle öldürme suçundan yargılanan sanıklara hükmedilen 4 yıl 2 ay ve 2 yıl 6 aylık uzun süreli hapis cezalarının TCK’nın 50/4. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinin gözetilmediğini, ayrıca çevirme yapılırken günlük miktarın dayanağı olan 52/2. madde ile taksitlendirmenin dayanağı olan 52/4. maddenin karar yerinde gösterilmediğini ve taksit ihtarının infazı kısıtlayıcı biçimde kurulduğunu tespit ederek hükmü bu yönlerden düzelterek onamıştır.

Karar, adli para cezasına çevirme işleminin yalnızca “çevrilsin” denilmesinden ibaret olmadığını, tam gün sayısının, günlük miktarın ve taksit ihtarının her birinin ayrı ayrı ve doğru madde numaralarına dayandırılarak kurulması gerektiğini göstermesi bakımından öğreticidir.

Tekerrür Halinde Hapis Cezası Adli Para Cezasına Çevrilebilir mi?

Uygulamada sıklıkla gözden kaçan bir nokta, sanığın tekerrüre esas bir sabıkasının bulunmasının, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine engel olup olmadığıdır. Bu konuda suçun kanun maddesinde seçimlik ceza öngörülüp öngörülmediğine göre iki farklı sonuç ortaya çıkmaktadır.

Suç tanımında yalnızca hapis cezası öngörülüyorsa, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/137 E., 2022/447 K. sayılı kararına göre, tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrilmesine kanuni bir engel yoktur. Karar, TCK’nın 58/3. maddesindeki “tekerrür halinde seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunur” kuralının, yalnızca suç tanımında zaten seçimlik ceza bulunan hallerde uygulanabileceğini; seçimlik ceza öngörmeyen suçlarda ise kıyas yoluyla sanık aleyhine bir sınırlama getirilemeyeceğini vurgulamaktadır.

Buna karşılık, suç tanımında hapis veya adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüşse durum farklıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/224 E., 2022/401 K. sayılı kararında, tekerrüre esas sabıkası bulunan ve eşine karşı silahla kasten yaralama suçundan yargılanan sanık hakkında, TCK’nın 58/3. maddesindeki emredici hüküm gereği hapis cezasının seçilmesi zorunlu olduktan sonra, bu hapis cezasının aynı Kanun’un 50/2. maddesindeki yasak nedeniyle adli para cezasına çevrilemeyeceği, ancak TCK’nın 50/1. maddesinde sayılan adli para cezası dışındaki diğer seçenek yaptırımlara (örneğin belirli yerlere gitmekten yasaklanmaya) çevrilmesine herhangi bir kanuni engel bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Başka bir deyişle, tekerrür halinde seçimlik suçlarda kanun koyucunun yasağı yalnızca adli para cezasına çevirmeyle sınırlıdır; diğer seçenek tedbirlerin uygulanması mümkündür.

Adli Para Cezası Ertelenebilir mi? HAGB ile Farkı

Adli para cezaları, TCK’nın 51. maddesindeki cezanın ertelenmesi kurumunun doğrudan konusu olamaz; erteleme yalnızca hapis cezaları için öngörülmüştür. Bir hapis cezası önce TCK’nın 50. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmişse, ortaya çıkan bu adli para cezası artık erteleme kapsamı dışında kalır; zira TCK’nın 50/5. maddesine göre uygulamadaki asıl mahkûmiyet, çevrilen bu adli para cezası veya tedbirdir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ise farklı bir kurumdur. CMK’nın 231. maddesi uyarınca HAGB için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, mahkemece belirlenen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, suçun mağdura veya kamuya verdiği zararın giderilmesi ve mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması aranır; sanığın HAGB’yi kabul etmemesi halinde bu kurum uygulanamaz. HAGB’de hüküm hukuki sonuç doğurmaz ve beş yıllık denetim süresi sonunda dava düşer; adli sicile işlemez.

Erteleme kurumunda ise mahkûmiyet kesinleşir, adli sicile işlenir, yalnızca cezanın infazı belirli şartlara bağlı olarak ertelenir. Denetim süresi içinde HAGB’ye konu bir hapis cezasının açıklanması gerektiğinde dahi, yukarıda açıklandığı üzere CMK’nın 231/7. maddesindeki özel hüküm nedeniyle TCK’nın 50/3. maddesindeki zorunlu çevirme uygulanmaz; hüküm ancak mahkemenin somut olay değerlendirmesiyle seçenek yaptırıma çevrilebilir. HAGB kararının şartları ve sonuçları hakkında ayrıntılı bilgiye ayrı bir makalemizden ulaşabilirsiniz.

Adli Para Cezasının Taksitlendirilmesi ve Ödeme Süresi

TCK’nın 52/4. maddesi, hükümlünün ekonomik durumunu gözeten bir kolaylık öngörmektedir: hâkim, ekonomik ve şahsi hallerini değerlendirerek hükümlüye, kararın kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere ödeme için mehil verebileceği gibi, cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksitlendirme yapılması halinde taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit sayısı dörtten az olamaz.

Mahkeme, kararında taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğini ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğini açıkça belirtmek zorundadır. Bu ihtarın eksik bırakılması ya da infazı fiilen kısıtlayacak ek ibarelerle genişletilmesi, yukarıda 12. Ceza Dairesinin 2020/8649 E., 2024/472 K. sayılı kararında da görüldüğü gibi, kararın bozulması ya da düzeltilerek onanması sonucunu doğurabilmektedir.

Adli Para Cezası Hesaplamasında Yargıtay’a Yansıyan Hatalar

Adli para cezasının hesaplanması, birden fazla artırım ve indirim işleminin art arda uygulandığı davalarda pratikte sıkça hataya açık bir alandır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/8625 E., 2026/1217 K. sayılı kararında, taksirle yaralama suçundan kurulan bir hükümde, TCK’nın 89/2-b maddesi uyarınca yapılması gereken 1/2 oranındaki artırımın yanlışlıkla bir kat oranında uygulandığını, bu hatanın TCK’nın 62/1. maddesindeki indirim ve CMK’nın 251/3. maddesindeki basit yargılama usulü indirimine de yansıyarak, günlüğü 20 TL üzerinden hesaplanan sonuç cezanın 4.500 TL yerine 6.000 TL olarak belirlendiğini tespit etmiş ve kararı kanun yararına bozarak doğru tutarları hüküm fıkrasına işlemiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2025/12331 E., 2026/3910 K. sayılı kararında, hakaret suçundan TCK’nın 125/4. maddesi uyarınca yapılan artırım ve 62/1. maddesi uyarınca yapılan indirim sonucunda ulaşılması gereken 87 günlük adli para cezasının, hesap hatası nedeniyle 93 gün olarak belirlendiği ve bunun sonucunda günlüğü 20 TL üzerinden 1.740 TL yerine 1.860 TL adli para cezasına hükmedildiği belirlenerek, hüküm bu yönüyle düzeltilmiştir.

Bu iki karar, adli para cezası hesaplamasının yalnızca gün sayısı ile günlük miktarın çarpılmasından ibaret olmadığını; her bir artırım ve indirim işleminin doğru sırayla, doğru oranlarla ve doğru madde numaralarına dayanılarak uygulanması gerektiğini, aksi halde kesinleşmiş bir hükmün dahi kanun yararına bozma yoluyla düzeltilebildiğini göstermektedir.

Adli Para Cezası Ödenmezse Ne Olur?

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesi, adli para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek sırayı düzenler:

  1. Hükümlüye, Cumhuriyet başsavcılığı infaz bürosu tarafından otuz günlük ödeme süresi tanınır.
  2. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ve mal beyanında da bulunulmazsa, hükümlünün rızası aranmaksızın her gün karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilebilir.
  3. Kamuya yararlı işte çalışma kararına uyulmaz ya da hükümlü bu yolu kabul etmezse, ödenmeyen kısım doğrudan hapis cezasına çevrilir; çevirme birebir orandadır, yani otuz günlük ödenmemiş adli para cezası otuz gün hapis cezası olarak infaz edilir.
  4. Hükümlünün infaz sırasında yaptığı kısmi ödemeler, infaz edilecek hapis süresinden mahsup edilir.

Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle çevrilen hapis cezası, TCK’nın 50. maddesindeki seçenek yaptırımlara ilişkin cezalardan farklı bir infaz rejimine tabidir ve tekrar adli para cezasına çevrilemez. Bu nedenle ödeme gücü bulunmayan hükümlülerin, süresi içinde taksitlendirme veya mehil talebinde bulunması büyük önem taşır.

Adli Para Cezası Kararına Karşı İstinaf Yolu ve Kesinlik Sınırı

CMK’nın 272. maddesi uyarınca, hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, doğrudan hükmedilen ve sonuç olarak 15.000 Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri kesindir; bu kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Bu sınır, 2024 yılında yapılan değişiklikle önceki tutarına göre önemli ölçüde yükseltilmiştir. Buna karşılık, bir hapis cezasının TCK’nın 50. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi halinde, ortaya çıkan adli para cezasının miktarı ne olursa olsun, hükmün dayandığı asıl hapis cezası üzerinden istinaf yoluna başvurulabilir; çünkü kesinlik değerlendirmesi çevrilen tutar üzerinden değil, hükmedilen asıl ceza üzerinden yapılır.

Adli Sicile İşlenmesi ve Zamanaşımı

Adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca adli sicile işlenir ve cezanın tamamen infaz edilmesi ya da düşmesiyle birlikte arşiv kaydına alınır; adli sicilden tamamen silinmesi ise kanunda öngörülen ek sürelerin geçmesine bağlıdır. Ceza zamanaşımı bakımından ise adli para cezaları, TCK’nın 68. maddesindeki genel süreler içinde zamanaşımına uğrar; hapis cezasından çevrilmiş bir adli para cezasının zamanaşımı süresi de çevrilmeden önceki hapis cezasının niteliğine göre belirlenir.

Adli Para Cezası ile İdari Para Cezası Arasındaki Fark

Adli para cezası ile idari para cezası, uygulamada sıkça karıştırılan iki farklı yaptırım türüdür.

KriterAdli Para Cezasıİdari Para Cezası
Veren makamCeza mahkemesiİdari makam (kolluk, belediye, kurum vb.)
DayanağıTCK ve ceza kanunlarıKabahatler Kanunu ve idari mevzuat
Adli sicile işlenmesiİşlenirİşlenmez
Ödenmemesi halindeHapis cezasına çevrilebilirGenel hükümlere göre icra yoluyla tahsil edilir, hapse çevrilmez
Kanun yoluİstinaf/temyiz (CMK)İtiraz (Kabahatler Kanunu, sulh ceza hâkimliği)

Bu tabloda görüldüğü gibi en belirleyici fark, ödenmemesi halinde ortaya çıkan sonuçtadır: idari para cezası ödenmediğinde yalnızca cebri icra yoluna gidilirken, adli para cezasının ödenmemesi hükümlü için hapis riski doğurur.

Sık Sorulan Sorular

Adli para cezası nedir?

Adli para cezası, işlenen bir suç nedeniyle ceza mahkemesi tarafından hükmedilen ve hükümlünün Devlet Hazinesine belirli bir miktar ödemesini gerektiren, TCK’nın 52. maddesinde düzenlenmiş cezai yaptırım türüdür.

Adli para cezası 2026 yılında nasıl hesaplanır?

Mahkeme önce 5 ile 730 gün arasında bir tam gün sayısı belirler, ardından bu sayıyı, 7499 sayılı Kanun’la güncellenen 100 ile 500 Türk Lirası arasındaki bir günlük karşılık miktarıyla çarpar. Örneğin 90 gün üzerinden ve günlüğü 150 TL olarak belirlenen bir ceza, toplamda 13.500 TL adli para cezasına karşılık gelir.

Bir gün karşılığı adli para cezası kaç TL’dir?

02/03/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle TCK’nın 52/2. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında bir gün karşılığı miktar en az 100, en fazla 500 Türk Lirasıdır; bu değişiklik öncesinde uygulanan 20-100 TL aralığı artık geçerli değildir.

Hapis cezası hangi hallerde adli para cezasına çevrilir?

TCK’nın 50. maddesi uyarınca bir yıl veya daha az süreli (kısa süreli) hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir. Daha önce hapis cezasına mahkûm olmamış bir kişiye verilen 30 gün ve altı hapis cezası, ya da 18 yaşından küçük veya 65 yaşından büyük kişilere verilen 1 yıl ve altı hapis cezası, aynı maddenin 3. fıkrası gereğince zorunlu olarak seçenek yaptırıma çevrilir.

Taksirle işlenen suçlarda adli para cezasına çevirme sınırı var mıdır?

Hayır. TCK’nın 50/4. maddesi uyarınca taksirle işlenen suçlarda hükmolunan hapis cezası, süresi bir yılı aşan uzun süreli bir ceza olsa dahi adli para cezasına çevrilebilir; bu imkân yalnızca bilinçli taksir hallerinde uygulanmaz.

Sabıkalı (tekerrüre esas) bir kişinin hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir mi?

Suç tanımında yalnızca hapis cezası öngörülüyorsa evet, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/137 E., 2022/447 K. sayılı kararına göre tekerrür bu çevirmeye engel değildir. Ancak suç tanımında hapis ile adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüşse, TCK’nın 58/3. maddesi gereği hapis cezası seçilmek zorunda olduğundan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/224 E., 2022/401 K. sayılı kararı uyarınca bu hapis cezası artık adli para cezasına çevrilemez; ancak diğer seçenek tedbirlere çevrilebilir.

Adli para cezası ertelenebilir mi?

Hayır, adli para cezaları doğrudan ertelemenin konusu olamaz; erteleme yalnızca hapis cezaları için uygulanır. Bir hapis cezası önce adli para cezasına çevrilmişse, ortaya çıkan bu ceza artık erteleme kapsamı dışındadır.

Adli para cezası ile HAGB arasındaki fark nedir?

HAGB’de hüküm hukuki sonuç doğurmaz, beş yıllık denetim süresi sonunda dava düşer ve adli sicile işlemez. Adli para cezasına ilişkin mahkûmiyette ise hüküm kesinleşir ve adli sicile işlenir; sadece ödeme koşullarında kolaylık sağlanabilir.

Adli para cezası taksitle ödenebilir mi?

Evet. TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca hâkim, hükümlünün ekonomik durumunu gözeterek bir yıla kadar mehil verebilir veya cezayı en az dört, en çok yirmi dört ay içinde ödenecek taksitlere bölebilir.

Adli para cezası ödenmezse ne olur?

5275 sayılı Kanunun 106. maddesi uyarınca önce otuz günlük ödeme süresi tanınır, bu sürede ödenmezse kamuya yararlı işte çalıştırmaya çevrilebilir; bu da uygulanamazsa ödenmeyen kısım birebir oranda (1 gün adli para cezası = 1 gün hapis) hapis cezasına çevrilir.

Adli para cezası kararına karşı istinaf yoluna gidilebilir mi?

Doğrudan hükmedilen ve 15.000 TL’ye kadar olan (bu tutar dahil) adli para cezası mahkûmiyetleri CMK’nın 272. maddesi gereğince kesindir, istinaf yolu kapalıdır. Ancak hapis cezasından çevrilen adli para cezalarında istinaf yolu, tutar ne olursa olsun açıktır.

Adli para cezası adli sicile işler mi?

Evet, adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca adli sicile işlenir; idari para cezalarından farklı olarak bu kayıt kişinin adli sicil belgesinde görünür.

Adli para cezası ile idari para cezası arasındaki temel fark nedir?

Adli para cezasını ceza mahkemesi verir, adli sicile işler ve ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilebilir. İdari para cezasını ise idari makamlar verir, adli sicile işlemez ve ödenmemesi halinde yalnızca genel hükümlere göre cebri icraya konu olur.

Ofisimizin sunduğu diğer hizmetlerimiz ve ekibimiz hakkında bilgi almak için hakkımızda sayfamızı, güncel içerikler için hukuki makaleler bölümümüzü, tüm site içeriğine ulaşmak için anasayfamızı inceleyebilir, sorularınız için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

72 Yorumlar

  1. Geri bildirim: Hakaret Suçu (TCK-125)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir