Ceza Muhakemesinde (CMK-253) Uzlaştırma Nedir?

uzlaştırma nedir

İçindekiler

Uzlaştırma nedir? 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun (CMK) 253-255. maddelerinde düzenlenen uzlaştırma, kanunda sayılan suçlarda şüpheli veya sanık ile mağdur ya da suçtan zarar görenin, tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşarak uyuşmazlığı ceza yargılaması dışında sona erdirmesini sağlayan bir ceza muhakemesi kurumudur. CMK’nın 253. maddesi 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun ile kapsamlı biçimde değiştirilmiş; madde, en son 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun ile de güncellenmiştir. Devletin cezalandırma tekeline dayanan klasik yargılama yönteminin yanında tarafların iradesine alan açan bu kurum, mağdurun zararının hızla giderilmesini, failin ise mahkûmiyet almadan sürecin sonlandırılmasını mümkün kılar.

Bu rehberde uzlaştırmanın ne olduğu, hangi suçlarda uygulandığı, birden fazla mağdur ya da bir suçun başka bir suçla birlikte işlendiği hâllerde uzlaştırmanın nasıl işlediği, süreç, sonuçları ve konuya ilişkin Yargıtay içtihatları ele alınmaktadır. Her dosya kendine özgü koşullar taşıdığından, somut olayınıza ilişkin bir ceza avukatına danışmanız önerilir.

Uzlaştırma Nedir?

Uzlaştırma, CMK’nın 253-255. maddelerinde düzenlenen ve kanunda sayılan, kural olarak daha az ağır görülen suçlarda, ceza davası açılmadan önce ya da yargılama sürerken tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasına imkân tanıyan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Suç şüphesi ortadan kalkmaz; ancak taraflar bir edim (örneğin zararın giderilmesi ya da özür) üzerinde anlaşırsa, fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilir. “Uzlaştırma” süreci, “uzlaşma” ise bu sürecin olumlu sonucunu ifade eder. Uzlaştırma zorunlu bir aşamadır: kapsamdaki suçlarda bu yola gidilmeden dava açılamaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.07.2018 tarihli ve 35-337 sayılı kararında uzlaştırmayı “uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi” olarak; “bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurum” olarak tanımlamıştır.

Uzlaştırmanın Hukuki Niteliği ve Felsefi Temeli

Uzlaştırma kurumu iki yönlüdür. Bir yandan, gerçekleştiğinde davanın açılmasını engelleyen veya açılmış davayı düşüren bir muhakeme hukuku kurumudur. Öte yandan, sonucu itibarıyla cezalandırmayı ortadan kaldırdığı için maddi ceza hukuku bakımından da etki doğurur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.11.2024 tarihli ve 2021/383 Esas, 2024/330 Karar sayılı kararında da vurguladığı üzere, “uzlaşma”nın biçimi itibarıyla bir ceza yargılaması müessesesi olduğu açık ise de sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği tartışmasızdır. Bu çift yönlü yapı, uzlaştırmanın yalnızca usule ilişkin bir formalite olmadığını; failin cezai sorumluluğunun akıbetini doğrudan belirleyen esaslı bir kurum olduğunu gösterir.

Kurumun felsefi temeli, geleneksel fail merkezli ceza adaleti anlayışından farklı olarak mağdur, fail ve toplumu birlikte gözeten “onarıcı adalet” düşüncesine dayanır. Kanun koyucu, CMK’nın 253. maddesinin gerekçesinde bu amacı açıkça ortaya koymuş; uzlaşmanın hedefinin, failin ve mağdurun arasındaki çekişmeyi çözerek hem adaleti sağlamak hem de mağduru tatmin etmek olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.11.2007 tarihli ve 212-229 sayılı kararında, Türk ceza yargılaması sistemine alınan uzlaşmanın, sadece sanığa değil aynı zamanda ve öncelikle mağdurun zedelenen hukukunun düzeltilmesine hizmet amacı güttüğünü ve taraflar arasında suç nedeniyle oluşan husumetin giderilmesini de temin ederek toplum huzurunu tesis etmeyi hedeflediğini belirtmiştir. Bu nedenle uzlaştırma teklifinin doğru değerlendirilmesi, hem mağdur hem de şüpheli açısından kritik öneme sahiptir.

Uzlaştırma ile Arabuluculuk Aynı Şey mi?

Uygulamada en sık karıştırılan konulardan biri, uzlaştırma ile arabuluculuk arasındaki farktır. Arabuluculuk, hukuk uyuşmazlıklarına (örneğin işçi-işveren veya ticari alacak ihtilaflarına) ilişkin bir alternatif çözüm yöntemidir. Uzlaştırma ise yalnızca ceza muhakemesine özgüdür ve bir suç şüphesinin varlığını gerektirir. Arabuluculukta amaç özel hukuk alacağının çözümüyken; uzlaştırmada amaç, suçtan doğan uyuşmazlığın cezai sonuç doğurmadan giderilmesidir. İki kurumun süreci, görevli kişileri (arabulucu / uzlaştırmacı) ve hukuki sonuçları birbirinden ayrıdır.

Hangi Suçlar Uzlaştırmaya Tabidir?

Kanun koyucu her suçu uzlaştırmaya uygun görmemiştir. Uzlaştırma kapsamına kural olarak üç grup girer: soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar, CMK’nın 253/1-b maddesinde açıkça sayılan belirli suçlar (şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın) ve mağdurun ya da suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.

CMK’nın 253. maddesinin üçüncü fıkrası, şikâyete bağlı olsa dahi üç istisna öngörmektedir: cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip suçu (TCK madde 123/A) ve hakaret suçu (TCK madde 125). Bu üç suç grubunda, taraflar isteseler dahi uzlaştırma yoluna gidilemez; bu istisna özellikle önemlidir, zira uygulamada hakaret suçunun uzlaşmaya tabi olduğu yönünde hatalı bir kanaat yaygındır.

Ayrıca uzlaştırma kapsamındaki bir suç, kapsam dışı başka bir suçla birlikte işlenmişse kural olarak uzlaştırma hükümleri uygulanmaz. Kanun koyucu, 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun ile bu kurala yeni bir istisna eklemiştir: önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde, artık uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanabilecektir. Bu, “birlikte işlenen suç” istisnasının önödeme kapsamındaki suçlar özelinde yumuşatıldığı, henüz yeni sayılabilecek ve rakip kaynakların büyük kısmında yer almayan bir düzenlemedir.

Aşağıdaki tablo, uzlaştırmaya tabi başlıca suçları, ilgili maddeyi, şikâyete bağlı olup olmadığını ve öngörülen ceza miktarını göstermektedir.

Uzlaşmaya Tabi Suçların Tablosu

SIRA NOSUÇUN ADIMADDE/FIKRAŞİKÂYETE TABİ Mİ?KANUNDA ÖNGÖRÜLEN CEZA MİKTARI
1Kasten yaralama86/1HayırBir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası
2Kasten yaralama86/2EvetAltı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezası, suçun kadına karşı işlenmesi halinde dokuz aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezası
3Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi88––
4Taksirle yaralama89/1EvetDört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası
5Taksirle yaralama89/2Evet, (bilinçli taksir halinde hayır)Birinci fıkraya göre belirlenen cezanın, yarı oranında artırılması
6Taksirle yaralama89/3Evet (bilinçli taksir halinde hayır)Birinci fıkraya göre belirlenen cezanın bir kat artırılması
7Taksirle yaralama89/4Evet (bilinçli taksir halinde hayır)Dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası
8Tehdit106/1 birinci cümleHayırAltı aydan iki yıla kadar hapis cezası
9Tehdit106/1 ikinci cümleHayırDokuz aydan iki yıla kadar hapis cezası
10Tehdit106/1 üçüncü cümleEvetİki aydan altı aya kadar hapis cezası veya adli para cezası
11Konut dokunulmazlığının ihlali116/1EvetAltı aydan iki yıla kadar hapis cezası
12Konut dokunulmazlığının ihlali116/2EvetAltı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası
13Konut dokunulmazlığının ihlali116/4HayırBir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
14İş ve çalışma hürriyetinin ihlali117/1, 119/1-cEvetAltı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası
15Kişilerin huzur ve sükununu bozma123/1EvetÜç aydan bir yıla kadar hapis cezası
16Kişinin hatırasına hakaret130/1EvetÜç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası
17Kişinin hatırasına hakaret130/2EvetÜç aydan iki yıla kadar hapis cezası
18Haberleşmenin gizliliğini ihlal132/1EvetBir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
19Haberleşmenin gizliliğini ihlal132/2Evetİki yıldan beş yıla kadar hapis cezası
20Haberleşmenin gizliliğini ihlal132/3EvetBir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
21Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması133/1Evetİki yıldan beş yıla kadar hapis cezası
22Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması133/2EvetAltı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası
23Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması133/3Evetİki yıldan beş yıla kadar hapis ve dört bin güne kadar adlî para cezası
24Özel hayatın gizliliğini ihlal134/1EvetBir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
25Özel hayatın gizliliğini ihlal134/2Evetİki yıldan beş yıla kadar hapis cezası
26Hırsızlık141/1HayırBir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
27Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde veya bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla hırsızlık144/1-a,1-bEvetİki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası
28Kullanma hırsızlığı146/1Evet–
29Mala zarar verme151/1EvetDört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası
30Hakkı olmayan yere tecavüz154/1EvetAltı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası
31Güveni kötüye kullanma155/1EvetAltı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası
32Güveni kötüye kullanma155/2HayırBir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası
33Bedelsiz senedi kullanma156/1EvetAltı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası
34Dolandırıcılık157/1HayırBir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası
35Dolandırıcılık daha az cezayı gerektiren hal159/1EvetAltı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası
36Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf160/1EvetBir yıla kadar hapis veya adlî para cezası
37Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi165HayırAltı aydan üç yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası
38Açığa imzanın kötüye kullanılması209/1EvetÜç aydan bir yıla kadar hapis cezası
39Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali233/1EvetBir yıla kadar hapis cezası
40Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması234/1HayırÜç aydan bir yıla kadar hapis cezası
41Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması234/2HayırBirinci fıkra kapsamında verilen cezanın bir katı oranında artırılması
42Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması234/3EvetÜç aydan bir yıla kadar hapis cezası
43Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması239/1EvetBir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası
44Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması239/2EvetBir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası
45Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması239/3HayırBirinci fıkraya göre belirlenen cezanın üçte biri oranında artırılması

Birden Fazla Suçun Birlikte İşlenmesi Hâlinde Uzlaştırma: Aynı Mağdur mu, Farklı Mağdur mu?

Bir şüpheli, uzlaştırma kapsamındaki bir suçu, kapsam dışı başka bir suçla birlikte işlemişse, uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, iki suçun aynı mağdura mı yoksa farklı mağdurlara mı yöneldiğine bağlıdır. CMK’nın 253. maddesinin üçüncü fıkrası, “aynı mağdura karşı” işlenen suçlarda uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağını, farklı mağdurlara karşı işlenen suçlarda ise uzlaşma kapsamındaki suç bakımından uzlaşmanın mümkün olduğunu öngörmektedir.

Bu ayrımın doğru yapılabilmesi için “mağdur” ile “suçtan zarar gören” kavramlarının birbirinden ayrılması gerekir: mağdur, suçun konusunun ait olduğu kişidir; suçtan zarar gören ise suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş olmakla birlikte suçun mağduru sayılmayan kişidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.02.2022 tarihli ve 2020/332 Esas, 2022/121 Karar sayılı kararında, resmî belgede sahtecilik ile dolandırıcılık suçlarının birlikte işlendiği bir olayda, belgede sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olması nedeniyle bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, yani kamu olduğunu; buna karşılık dolandırıcılık suçunda hileli davranışlarla aldatılan gerçek kişinin bu suçun mağduru olduğunu belirtmiştir.

Aynı kararında Kurul, iki suçun mağdurlarının (kamu ve gerçek kişi) farklı olması nedeniyle, uzlaştırma kapsamındaki dolandırıcılık suçu bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanabileceğine hükmetmiştir. Karar, sahtecilik ve dolandırıcılığın aynı somut olayda birlikte işlenmesinin, tek başına uzlaşmayı engellemediğini; belirleyici ölçütün iki suçun mağdurunun aynı gerçek kişi olup olmadığı olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Birden Fazla Mağdur veya Failin Bulunduğu Hâllerde Uzlaştırma

CMK’nın 253. maddesinin yedinci fıkrasına göre, birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kural olarak mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. Ancak bu kuralın mutlak olmadığı, taksirle yaralama suçu (TCK madde 89/4) bakımından Yargıtay içtihadıyla netleştirilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.11.2024 tarihli ve 2021/383 Esas, 2024/330 Karar sayılı kararında, tek bir taksirli fiille birden fazla kişinin yaralanmasını düzenleyen TCK’nın 89/4. maddesinin, aynı nev’iden fikri içtimaya ilişkin genel kural karşısında özel bir içtima hükmü olduğunu; bu nedenle CMK’nın 253/7. maddesindeki “mağdurların hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi” şartının kapsamına girmediğini belirtmiştir.

Kurul, birden fazla mağduru bulunan taksirle yaralama suçunda her bir mağdurun diğerlerinden bağımsız olarak ayrıca uzlaşabileceğine; mağdurlardan sadece biri uzlaşmayı reddederse failin eyleminin TCK’nın 89/4. maddesi değil, 89/1, 2 ve 3. fıkraları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ve uzlaşmak isteyen mağdur ile fail arasında uzlaştırma işlemlerinin yine de tamamlanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu içtihat, “hepsinin kabulü” kuralını taksirle yaralamada mutlak olmaktan çıkarır: bir mağdurun reddi, diğer mağdurların uzlaşma hakkını ortadan kaldırmaz.

Kanun, birden fazla failin bulunduğu hâller için de ayrı bir hüküm içerir. CMK’nın 255. maddesine göre, aralarında iştirak ilişkisi bulunsun ya da bulunmasın, birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır; diğer failler hakkında yargılama, uzlaşmayan failler yönünden kaldığı yerden devam eder.

Uzlaştırmanın Geçerlilik Şartları

Bir dosyada uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için üç temel şartın bir arada bulunması gerekir:

  1. Suçun kapsamda olması: Fiilin, yukarıdaki tabloda görülen uzlaştırmaya tabi suçlardan biri olması gerekir. Kapsam dışı suçlarda uzlaştırma uygulanmaz.
  2. Soruşturulabilir/kovuşturulabilir olması: Ortada yeterli şüphe uyandıran bir fiil bulunmalı; şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi geçirilmemiş olmalıdır.
  3. Gönüllülük (irade serbestisi): Taraflar herhangi bir baskı altında kalmadan karar vermelidir. Uzlaşma teklifinden itibaren tarafların yedi gün içinde kararını bildirmesi gerekir; bu süre içinde yanıt verilmezse teklif reddedilmiş sayılır.

Gönüllülük şartının kim tarafından kullanılabileceği de uygulamada tartışma konusu olmuştur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2018/4558 Esas, 2018/17633 Karar sayılı kararında, vekâletnamede uzlaşmaya ilişkin özel yetki bulunması hâlinde, vekile yapılan uzlaştırma teklifinin geçerli olduğunu ve vekilin müvekkili adına uzlaşma iradesini kullanabileceğini belirtmiştir. Bu içtihada göre belirleyici ölçüt, vekâletnamedeki özel yetkidir: bu yetki varsa vekile yapılan teklif geçerli sayılır ve süre bu tebligattan itibaren işlemeye başlar. Uygulamada bu, dosyaya sunulan vekâletnamenin kapsamının önceden kontrol edilmesini gerekli kılar.

Uzlaştırma Süreci Nasıl İşler?

Uzlaştırma, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında gündeme gelebilir ve belirli adımlardan oluşur:

  1. Dosyanın büroya gönderilmesi: Suçun uzlaştırma kapsamında olduğu anlaşıldığında dosya, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesindeki uzlaştırma bürosuna gönderilir.
  2. Uzlaştırmacı atanması: Büro, siciline kayıtlı uzlaştırmacılar arasından tarafsız bir uzlaştırmacı görevlendirir.
  3. Teklif ve kabul: Uzlaştırmacı, taraflara uzlaşma teklifini ulaştırır. Taraflar yedi gün içinde kabul veya ret yönünde irade bildirir.
  4. Müzakere: Teklif kabul edilirse, uzlaştırmacının yönetiminde gizli müzakereler yürütülür ve taraflar bir edim üzerinde anlaşmaya çalışır.
  5. Rapor: Süreç olumlu ya da olumsuz sonuçlandığında uzlaştırmacı bir rapor düzenleyerek büroya verir. Bu rapor, sürecin akıbeti ve zamanaşımının yeniden işlemeye başlaması bakımından belirleyicidir.

Uzlaşmada Edim Türleri

Uzlaşma her zaman “para ödemek” anlamına gelmez. Taraflar çok çeşitli edimler üzerinde anlaşabilir; aşağıdaki örnekler çoğaltılabilir:

  • Maddi veya manevi zararın tamamen ya da kısmen giderilmesi,
  • Bir kamu kurumuna ya da hayır kurumuna bağış yapılması,
  • Mağdurdan veya toplumdan kamuya açık biçimde özür dilenmesi,
  • Bir eğitim programına katılma ya da belirli bir süre gönüllü çalışma.

Edim, derhal yerine getirilebileceği gibi ileri tarihli ya da taksitli de kararlaştırılabilir; ancak bu esneklik sınırsız değildir. CMK’nın 253. maddesinin 12. fıkrası, uzlaştırmacının dosyayı aldıktan itibaren süreci en geç otuz gün içinde sonuçlandırmasını, uzlaştırma bürosunun ise bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabileceğini öngörmektedir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 11.05.2022 tarihli ve 2021/14214 Esas, 2022/8033 Karar sayılı kararında, “sanığın hesabındaki bloke kalktıktan sonra 5 iş günü içinde ödeme yapması” gibi belirsiz bir zamana bağlı, şarta bağlı uzlaşma raporlarının usule aykırı olduğunu belirtmiştir. Karara göre CMK’da şarta bağlı uzlaşmaya ilişkin bir hüküm bulunmamakta olup, uzlaştırmacının otuz (gerekirse kırk-elli) günlük süresi içinde kalmak kaydıyla ileri tarihli bir edimin ifası kabul edilebilir; bu süreyi aşan ve gerçekleşmesi belirsiz bir olaya bağlanan uzlaştırma raporları usule uygun kabul edilemez ve dosyanın yeniden uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerekir.

Uzlaştırmaya Hâkim Olan İlkeler

  • Gizlilik: Uzlaştırma müzakereleri gizli yürütülür. Müzakerelere katılmaktan haklı bir mazeret olmaksızın imtina eden taraf, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
  • Delil yasağı: Müzakereler sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz. Bu güvence, tarafların açık konuşabilmesini sağlar.
  • Tekrar yasağı: Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması hâlinde aynı suç için yeniden uzlaştırma yoluna gidilemez.
  • Kişisellik: Birden çok kişinin birlikte işlediği suçlarda yalnızca uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.

Uzlaşma Sağlanırsa Ne Olur?

Taraflar anlaşır ve edim derhal yerine getirilirse, soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesine karar verilir. Edim ileri tarihe bırakılmış veya taksitlendirilmişse, fail edimini yerine getirene kadar süreç askıda tutulur (kamu davasının açılmasının ertelenmesi ya da durma kararı); edim tam olarak yerine getirildiğinde aynı sonuç doğar. Buna karşılık fail kararlaştırılan edimi yerine getirmezse, uzlaşma gerçekleşmemiş sayılır ve soruşturma ya da kovuşturmaya kaldığı yerden devam edilir. Uzlaşmanın en önemli avantajı, failin hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmadan dosyanın kapanması ve böylece sabıka kaydı doğmamasıdır.

Uzlaşma Sağlanamazsa Sonuçları

Uzlaşma teklifinin reddedilmesi ya da müzakerelerin olumsuz sonuçlanması hâlinde “uzlaşmama” durumu ortaya çıkar:

  • Dava süreci: Savcılık iddianame düzenler ve kamu davası açılır. Fail, mahkemece suçlu bulunursa hapis ya da adli para cezası alabilir.
  • Yargılama giderleri: Uzlaşmayı reddeden ve sonunda mahkûm olan sanık, uzlaştırmacı ücreti ve tebligat gibi giderleri ödemek durumunda kalabilir.
  • HAGB ile ilişki: Uzlaşmanın reddedildiği durumlarda failin sonradan pişmanlık göstererek zararı gidermesi, HAGB gibi lehe kurumların değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Uzlaştırma ve Dava Zamanaşımı

Uzlaştırma süreci, dava zamanaşımını da etkiler. Taraflardan birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihte zamanaşımı durur. Teklif reddedilirse durmuş olan zamanaşımı ret tarihinde yeniden işlemeye başlar. Teklif kabul edilip müzakere aşamasına geçilirse, zamanaşımı müzakereler boyunca durmaya devam eder ve uzlaştırmacının raporunu büroya verdiği tarihte yeniden işler.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/15 Esas, 2022/627 Karar sayılı kararında, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kalmasının müzakere sürecinin başlamaması nedeniyle olduğu hâllerde ayrıca bir uzlaşma raporu düzenlenmesinin gerekmediğini; bu gibi durumlarda dava zamanaşımının, katılanın uzlaşma teklifini reddettiği tarihte yeniden işlemeye başladığını belirtmiştir. Karar, zamanaşımının “durma” anı ile “yeniden işleme” anının teklifin akıbetine göre nasıl belirleneceğini netleştirmesi bakımından, özellikle zamanaşımı sınırına yaklaşan dosyalarda savunma açısından kritik öneme sahiptir.

Sonradan Kapsamına Alınan Suçlarda Lehe Kanunun Uygulanması

Uzlaştırma kapsamı, kanun koyucu tarafından zaman içinde defalarca genişletilmiştir (örneğin tehdit, hırsızlık, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçları farklı tarihlerde kapsama alınmıştır). Bu genişlemelerin, hâlihazırda derdest olan ya da yargılaması devam eden dosyalara nasıl etki edeceği ayrı bir sorundur; özellikle bir suçun, kapsam dışı başka bir suçla “birlikte işlenmesi” nedeniyle uzlaştırılamadığı, ancak birlikte işlenen o diğer suçun sonradan uzlaşma kapsamına alındığı hâllerde bu soru önem kazanır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.02.2021 tarihli ve 2017/375 Esas, 2021/35 Karar sayılı kararında, kasten yaralama ile tehdit suçlarının birlikte işlendiği; suç tarihinde tehdidin henüz uzlaşma kapsamında bulunmaması nedeniyle CMK’nın 253. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kasten yaralama suçu bakımından da uzlaştırma yoluna gidilemediği; ancak yargılama sırasında yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile tehdidin de uzlaşma kapsamına alınması ve tehditten verilen beraat kararının kesinleşmesi üzerine, birlikte işlenen suç engelinin ortadan kalktığı bir olayı incelemiştir.

Kurul, TCK’nın “zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesindeki lehe kanunun geçmişe uygulanması ilkesi uyarınca, sanık lehine sonradan ortaya çıkan bu durumun gözetilmesi ve kasten yaralama suçu bakımından uzlaştırma işlemlerinin CMK’nın 253. maddesindeki esas ve usule göre yeniden yerine getirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu içtihat, uzlaştırma kapsamının sonradan genişlemesinin, henüz kesinleşmemiş dosyalarda sanık lehine sonuç doğurabileceğini göstermektedir.

Uzlaştırmacı Kimdir ve Nasıl Atanır?

Uzlaştırmacı, tarafları bir araya getirip müzakereyi yöneten tarafsız bir kişidir. Hukuk fakültesi mezunları, eğitim ve sınav sürecinin ardından Adalet Bakanlığı’nın tuttuğu uzlaştırmacı siciline kaydolur. Dosya uzlaştırma bürosuna geldiğinde, büro bu sicilden bir uzlaştırmacı görevlendirir. Uzlaştırmacının görevi taraflardan birini kayırmak değil; gönüllülük temelinde, tarafların özgür iradesiyle bir edim üzerinde anlaşmasını kolaylaştırmaktır. Bu tarafsızlık, sürecin meşruiyetinin temelini oluşturur.

Uzlaştırma ile Şikâyetten Vazgeçme Aynı Şey mi?

İki kurum sıkça karıştırılsa da farklıdır. Şikâyete bağlı bir suçta mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, doğrudan davanın düşmesine yol açar ve karşılığında bir edim gerektirmez. Uzlaştırma ise yapılandırılmış bir süreçtir; uzlaştırmacı atanır, taraflar bir edim üzerinde anlaşır ve bu anlaşma yerine getirildiğinde dosya kapanır. Ayrıca şikâyetten vazgeçme yalnızca şikâyete bağlı suçlarda mümkünken, uzlaştırma kapsamı kanunda sayılan resen kovuşturulan bazı suçları da içerir. Dolayısıyla uzlaştırma, şikâyetten vazgeçmeye göre hem daha kapsamlı hem de mağdurun somut bir karşılık elde etmesini sağlayan bir yoldur. Soruşturma ve kovuşturmanın usul kurallarına dair bilgiyi ceza muhakemesi İstanbul bağlamında bulabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Uzlaşma teklifini kabul etmek zorunda mıyım?

Hayır. Uzlaştırma gönüllülük esasına dayanır; taraflar teklifi reddedebilir. Ancak teklife yedi gün içinde yanıt verilmezse, teklif reddedilmiş sayılır.

Her suçta uzlaşmaya gidilebilir mi?

Hayır. Yalnızca kanunda sayılan suçlar ile şikâyete bağlı suçlar uzlaştırmaya tabidir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip suçu (TCK madde 123/A) ve hakaret suçu (TCK madde 125), şikâyete bağlı olsalar dahi uzlaştırma kapsamı dışındadır.

Uzlaşmada mutlaka para mı ödenir?

Hayır. Edim para olabileceği gibi özür dileme, bağış, eğitim programına katılma veya gönüllü çalışma gibi farklı biçimlerde de kararlaştırılabilir.

Uzlaşma sabıkaya işler mi?

Hayır. Uzlaşma sağlanıp dosya kapandığında ortada bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığından sabıka kaydı oluşmaz.

Vekilim benim adıma uzlaşmayı kabul edebilir mi?

Vekilin uzlaşmaya ilişkin özel yetkisi varsa, vekile yapılan uzlaştırma teklifi geçerli sayılır ve vekil müvekkili adına uzlaşma iradesini kullanabilir; Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2018/4558 Esas, 2018/17633 Karar sayılı kararı bu yönde bir içtihattır.

Uzlaştırmacı ücretini kim öder?

Uzlaşma sağlanırsa uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır ve Devlet Hazinesi tarafından karşılanır; taraflardan ayrıca ücret talep edilmez. Uzlaşma sağlanamaz ve sanık mahkûm olursa bu giderler yargılama gideri olarak sanıktan tahsil edilebilir.

Uzlaşma sağlanırsa ayrıca tazminat davası açılabilir mi?

Uzlaşma belgesinde tazminat talebinden açıkça feragat edilmediyse, hukuk mahkemesinde ayrı bir tazminat davası açma hakkı saklı kalır; uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar için her hâlükârda dava açılabilir.

Uzlaştırma süreci ne kadar sürer?

Uzlaştırmacı, dosyayı aldıktan itibaren süreci en geç otuz gün içinde sonuçlandırmalıdır; uzlaştırma bürosu, sorumlu Cumhuriyet savcısının onayıyla bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.

Uzlaştırma görüşmelerinde söylenenler sonradan aleyhe delil olarak kullanılabilir mi?

Hayır. Müzakereler sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz; bu güvence tarafların açık konuşabilmesini sağlar.

Uzlaşma teklifi reddedilirse dosyaya ne olur?

Savcılık iddianame düzenler ve kamu davası açılır; ret, sanık veya şüpheli aleyhine tek başına delil sayılmaz. Uzlaşmayı reddedip mahkûm olan sanık, uzlaştırmacı ücreti gibi yargılama giderlerini ödemek durumunda kalabilir.

Şarta bağlı bir uzlaşma raporu (örneğin “borç ödendiğinde uzlaşırım” şeklinde) geçerli midir?

Hayır. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/14214 Esas, 2022/8033 Karar sayılı kararına göre CMK’da şarta bağlı uzlaşmaya ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır; uzlaştırmacının kanuni süresi (otuz gün, gerekirse uzatmalarla birlikte en fazla yetmiş gün) içinde kalmayan ve gerçekleşmesi belirsiz bir olaya bağlanan uzlaştırma raporları usule aykırıdır ve dosyanın yeniden uzlaştırma bürosuna gönderilmesini gerektirir.

Farklı suçların birlikte işlenmesi her zaman uzlaşmayı engeller mi?

Hayır. Uzlaştırma kapsamındaki bir suç, kapsam dışı başka bir suçla birlikte fakat farklı mağdurlara karşı işlenmişse, uzlaşma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanabilir; engel yalnızca iki suçun aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi hâlinde söz konusudur.

Bir suç sonradan uzlaşma kapsamına alınırsa, önceden açılmış davalarda uzlaştırma uygulanır mı?

Evet, TCK’nın 7. maddesindeki lehe kanunun geçmişe uygulanması ilkesi gereğince, henüz kesinleşmemiş bir dosyada birlikte işlenen suçlardan biri sonradan uzlaşma kapsamına alınmışsa, diğer suç bakımından da uzlaştırma engeli ortadan kalkabilir ve uzlaştırma işlemlerinin yeniden yapılması gerekebilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer yazılarımızı görmek için Hukuki Makaleler sayfasını, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

77 Yorumlar

  1. Geri bildirim: Hakaret Suçu (TCK-125)
  2. Geri bildirim: Etkin Pişmanlık Nedir?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir