TCK 82/1-h Kapsamında Kasten Öldürme Suçu

kasten öldürme cezası

TCK 82/1-h kapsamında kasten öldürme suçu nedir? Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak, işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla işlenen kasten öldürme fiilini düzenleyen nitelikli hâldir ve faili ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesi uyarınca bu cezanın infazında koşullu salıverilme için en az 30 yıl kesintisiz ceza infaz kurumunda geçirilmesi aranır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan bu düzenleme, öldürme fiilinin salt bir hayata son verme eylemi olmaktan çıkıp başka bir suçla amaçsal bir bağ kurduğu, yani “araç suç–amaç suç” ilişkisinin ortaya çıktığı hâlleri kapsar.

Bu yazıda, TCK 82/1-h’nin kanuni unsurları, uygulamada en çok karıştırılan TCK 82/1-a (tasarlayarak öldürme) ile arasındaki sınır, birden fazla failin bulunduğu olaylarda iştirak/yardım etme ayrımı ve TCK 83 (ihmali davranışla öldürme) ile ilişkisi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun konuya ilişkin güncel kararları ışığında ele alınmaktadır. Kasten öldürme suçlarının genel rejimi için Kasten Öldürme Suçu (TCK-81) ve Hayata Karşı Suçlar (TCK 81-85) başlıklı yazılarımıza, suçun diğer nitelikli hâlleri için ise Türk Ceza Hukukunda Suçun Nitelikli Halleri başlıklı yazımıza başvurabilirsiniz.

“Kasten öldürme suçunun; … h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla, … işlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” — 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, madde 82/1-h

1. Kanuni Düzenleme ve Madde Gerekçesi

5237 sayılı TCK’nın 82. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi, kasten öldürme suçunun bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenlemiştir. Madde gerekçesinde bu hâl şu şekilde açıklanmıştır: “İşlenmiş olan bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmekte olan bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla, kişi öldürüldüğünde, amaç suç araç suç ilişkisi söz konusudur.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/549 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararında da bu gerekçe aynen benimsenerek, “suçun bu nitelikli hâlinin oluşabilmesi için, belirtilen amaçlarla bir kişinin öldürülmesi yeterlidir; öldürme suçuyla amaçlananın gerçekleşmesi gerekmez” ilkesi tekrar edilmiştir.

TCK 82/1-h dört ayrı amaç kalıbını kapsar:

(i) İşlenmiş bir suçu gizlemek,

(ii) O suçun delillerini ortadan kaldırmak,

(iii) İşlenmekte olan bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak,

(iv) Yakalanmamak.

Bu dört amaçtan herhangi birinin bulunması, nitelikli hâlin oluşması için yeterlidir; birden fazla amacın birlikte bulunması aranmaz.

2. Korunan Hukuki Değer

TCK 82/1-h ile korunan asıl hukuki değer yine yaşam hakkıdır; ancak düzenlemenin ağırlaştırılmış cezayı gerektirmesinin arkasındaki gerekçe, failin yaşam hakkını sadece bir insanı öldürmek için değil, başka bir suçu (hırsızlık, yağma, cinsel saldırı, kasten yaralama gibi) gizlemek veya bu suçun işlenmesini kolaylaştırmak için araçsallaştırmasıdır. Bu bakımdan madde, dolaylı olarak adaletin işleyişini ve delillerin bozulmadan yargıya ulaşmasını da koruma altına almaktadır; failin adalet mekanizmasını atlatmak amacıyla ikinci bir ağır suça (öldürme) başvurması, kusurun ağırlığını artıran bir unsur olarak kabul edilmiştir.

3. Suçun Unsurları

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/549 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararı ve yerleşik uygulama birlikte değerlendirildiğinde, TCK 82/1-h kapsamında bir kasten öldürme fiilinin nitelikli hâlin oluşması için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır:

  1. Mağdurun kasten öldürülmüş olması (temel unsur TCK 81 çerçevesinde gerçekleşmelidir).
  2. Failin öldürme fiilini, bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak, işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amaçlarından en az birine yönelik olarak gerçekleştirmesi (özel kast).
  3. Amaç suçun (gizlenmek istenen, kolaylaştırılmak istenen veya delili yok edilmek istenen suçun) tamamlanmış olması zorunlu değildir; teşebbüs aşamasında hatta hazırlık hareketleri aşamasında kalması yeterlidir.
  4. Failin öldürme ile amaç suç arasındaki bağlantıyı öznel olarak (kendi ifadesiyle) değil, nesnel olgularla (hazırlık, olay öncesi/sonrası davranışlar, eşya/mal alınması, kaçış planı) ortaya koyması gerekir; bu bağlantının varlığı mahkemece dosyadaki maddi delillerden çıkarılır.
  5. Öldürme fiili ile amaç suç arasında bir bileşik suç ilişkisi kurulmaz; iki fiil ayrı ayrı, bağımsız suçlar olarak değerlendirilir.

Bu beş unsurdan özellikle 2. maddedeki özel kast şartı, TCK 82/1-h’yi TCK 81’deki temel kasten öldürmeden ve TCK 82/1-a’daki tasarlayarak öldürmeden ayıran temel noktadır; genel kast (sadece öldürme iradesi) tek başına bu nitelikli hâlin oluşması için yeterli değildir.

4. TCK 82/1-a (Tasarlama) ile TCK 82/1-h Arasındaki Ayrım

Uygulamada en çok karıştırılan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/549 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararına konu olan mesele, aynı olayda hem tasarlama hem de gizlemek/kolaylaştırmak/yakalanmamak amacının bir arada bulunup bulunamayacağı, bulunuyorsa hangisinin uygulanacağıdır. Söz konusu kararda Kurul, imam olarak görev yapan sanığın, eski eşinin ailesiyle birlikte yaşadığı eve önceden yanına aldığı bıçak ve tahra ile giderek eski kayınpederini ve eski kayınvalidesini öldürdüğü, eski eşini de öldürmeye teşebbüs ettiği bir olayda, mağdurlara (kayınpeder ve kayınvalideye) yönelik eylemin tasarlama mı yoksa TCK 82/1-h mi kapsamında değerlendirileceğini tartışmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/549 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararında tasarlamanın tanımı için önce doktrindeki iki teoriye yer verilmiştir: “soğukkanlılık teorisi”ne göre tasarlayarak öldüren failde bir soğukkanlılık gözlenir; “planlama teorisi”ne göre ise fail, suçta kullanacağı aracı önceden temin edip suçu nasıl işleyeceğine dair bir plan yapar.

Aynı kararda Yargıtay’ın yerleşik ölçütü şöyle özetlenmiştir: tasarlamadan söz edilebilmesi için failin bir kimsenin yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması gerekir. Bu ölçüt, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.04.2013 tarihli ve 3-144 sayılı, 26.06.2012 tarihli ve 67-258 sayılı ile 25.01.2011 tarihli ve 122-7 sayılı kararlarında da aynı doğrultuda benimsenmiştir.

Maddeler hâlinde saymak gerekirse, Yargıtay’a göre bir öldürme fiilinde tasarlamanın (TCK 82/1-a) kabul edilebilmesi için:

  1. Failin belirli bir kişiye karşı öldürme eylemini gerçekleştirmeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması gerekir.
  2. Suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında, soğukkanlı biçimde düşünmeye yetecek kadar bir süre geçmiş olmalıdır.
  3. Fail bu süre içinde ulaştığı ruhi sükûnete rağmen kararından vazgeçmemiş, ısrarla fiilini icraya başlamış olmalıdır.
  4. Fail, gerçekleştirmeyi planladığı fiili önceden belirlediği kurgu dâhilinde icra etmiş olmalıdır.
  5. Failin suçu işlemekten vazgeçip başka bir nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesi hâlinde tasarlamadan söz edilemez.

Somut olayda Kurul, sanığın eski eşine yönelik eylem bakımından bu şartların (önceden bıçak/tahra temini, uzun yolculuk, bekleme, mesaj kontrolü gibi hazırlık hareketleri) gerçekleştiğini, dolayısıyla eski eşe yönelik eylemin tasarlayarak öldürmeye teşebbüs (TCK 82/1-a, 35) kapsamında kaldığını kabul etmiştir.

Buna karşılık, olay sırasında karşısına aniden çıkan ve öldürme planına başlangıçta dâhil olmayan kayınpeder ile kayınvalideye yönelik eylemlerde tasarlama unsurunun her türlü şüpheden uzak biçimde ispatlanamadığı, ancak sanığın bu iki kişiyi eski eşini tasarlayarak öldürme planını gerçekleştirebilmek amacıyla, yani karşısına çıkan engeli etkisiz hâle getirmek ve yakalanmamak/tanık bırakmamak amacıyla öldürdüğü sonucuna varılmış; bu nedenle kayınpeder ve kayınvalideye yönelik eylemlerin TCK 82/1-h kapsamında nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğuna hükmedilmiştir.

Kararda dört Ceza Genel Kurulu üyesi bu değerlendirmeye karşı oy kullanarak, kayınpeder ve kayınvalideye yönelik eylemin de TCK 82/1-a kapsamında tasarlama olarak nitelendirilmesi gerektiği görüşünü savunmuştur; bu karşı oy, sınırın somut olayda ne denli hassas çizildiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Pratik sonuç: Bir öldürme olayında birden fazla mağdur varsa, her mağdura yönelik eylem ayrı ayrı değerlendirilir; aynı olayda bir mağdura karşı tasarlama (TCK 82/1-a), diğerine karşı ise gizlemek/yakalanmamak amacı (TCK 82/1-h) aynı anda uygulanabilir. Kasten öldürmenin diğer nitelikli hâllerinden biri olan tasarlama ile canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme arasındaki farklar için TCK 82/1-b Kapsamında Canavarca Hisle veya Eziyet Çektirerek İnsan Öldürme Suçu yazımıza bakabilirsiniz.

5. Araç Suç–Amaç Suç İlişkisi ve İçtima

TCK 82/1-h’de kasten öldürme “araç suç“, gizlenmek/kolaylaştırılmak istenen veya yakalanmamak amacıyla ortadan kaldırılmak istenen diğer suç ise “amaç suç” niteliğindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/549 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararında bu ilişki şöyle açıklanmıştır: “Anılan bentte, amaç suç açısından belirli bir suç açıkça öngörülmediğinden, bileşik suç söz konusu değildir. Fail, diğer suçu gizlemek, işlenmesini kolaylaştırmak, yakalanmamak veya diğer suçun delillerini ortadan kaldırmak için birini öldürürse, amaç suç bağımsızlığını korur. Bu hâlde fail, her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.”

Bunun pratik sonucu şudur: TCK 82/1-h uygulanan bir olayda fail, hem ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren öldürme suçundan hem de amaç suçtan (örneğin yağma, hırsızlık, cinsel saldırı) ayrı ayrı yargılanır ve cezalandırılır; içtima hükümleri (TCK 44 bileşik suç veya fikri içtima) burada uygulama alanı bulmaz. Aynı kararda ayrıca vurgulandığı üzere, “bu bendin uygulanabilmesi için amaç suçun tamamlanması gerekmediği gibi, suçun teşebbüs derecesinde, hatta hazırlık hareketleri aşamasında kalmış olmasının da önemi yoktur.” Bu nedenle fail amaç suçu (örneğin hırsızlığı) gerçekleştiremeden yakalansa dahi, öldürme fiili TCK 82/1-h kapsamında değerlendirilmeye devam eder.

6. Birden Fazla Failin Bulunduğu Olaylarda İştirak Sorunu

Öldürme olayına birden fazla kişinin karıştığı hâllerde, olay yerinde bulunan ancak öldürme fiilini bizzat gerçekleştirmeyen kişinin sorumluluğunun ne şekilde belirleneceği ayrı bir tartışma konusudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/1046 Esas, 2021/298 Karar sayılı kararına konu olayda, çalıntı bir araçla hayvan hırsızlığı yapmak amacıyla gelen iki sanıktan biri, kendilerini fark edip havaya ateş eden bekçiyi aracıyla ezmiş, bekçi aracın altında sıkışıp boğularak hayatını kaybetmiştir. Aracı kullanmayan, olay yerinde bulunan diğer sanığın bu ölümden TCK 37 uyarınca müşterek fail olarak mı, TCK 39 uyarınca yardım eden olarak mı, yoksa TCK 83 kapsamında ihmali davranışla mı sorumlu tutulacağı Kurul önünde tartışılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/1046 Esas, 2021/298 Karar sayılı kararında Kurul, olayın anlık gelişmesi ve sanığın araç kullanan kişinin eylemine doğrudan müdahale imkânının bulunmaması nedeniyle TCK 37 anlamında müşterek faillik için yeterli delil bulunmadığını, ancak sanığın suçun asıl failinin yanında bulunup ona olay öncesi, sırası ve sonrasında destek olmasının TCK 39. maddede düzenlenen manevi yardım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Kararda ayrıca, TCK 39/2 bentlerinde sayılan yardım etme hâllerinin (“suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek”, “suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya araç sağlamak”, “suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak”) somut olayda hangi ölçüde gerçekleştiğinin tek tek irdelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu kararda dile getirilen karşı oyda ise bir Kurul üyesi, sanığın öldürme suçuna ne müşterek fail ne de yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğinin kabul edilemeyeceğini, olay sonrasında mağdurun araç altında sıkışmış hâlde hayatta olduğu bilindiği hâlde yardım çağrılmamasının TCK 83/3 kapsamında ayrı bir ihmali davranışla öldürme sorumluluğu doğurabileceğini savunmuştur. Bu karşı oy, aynı zamanda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/39 Karar sayılı ilamına da atıfta bulunmuş; anılan kararda bir bebeği icrai hareketle öldürüp öldürmediği şüpheli kalan sanığın, kanundan doğan garantörlük yükümlülüğünü ihmal ederek ölüme neden olması TCK 83 kapsamında değerlendirilmiştir. Suça teşebbüsün genel şartları için Türk Ceza Hukukunda Suça Teşebbüs (TCK-35) yazımıza başvurabilirsiniz.

7. TCK 82/1-h ile TCK 83 (İhmali Davranışla Öldürme) Karşılaştırması

TCK 82/1-h icrai bir hareketle (bıçaklama, ateş etme, çarpma gibi aktif bir eylemle) işlenen bir öldürmeyi düzenlerken, TCK 83’te düzenlenen “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” suçu, failin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi nedeniyle ölüm neticesinin meydana gelmesini cezalandırır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/1046 Esas, 2021/298 Karar sayılı kararında bu ayrım şöyle özetlenmiştir: “TCK’da ölüm neticesinin cezalandırıldığı suçlar, kasten (TCK’nın 81 ve 82. maddeleri) veya taksirle (TCK’nın 85. maddesi) işlenip işlenmediğine, kasten işlenmişse icrai hareketle mi (TCK’nın 81 ve 82. maddeleri), ihmali hareketle mi (TCK’nın 83. maddesi) işlendiğine göre farklı değerlendirmeye tabi tutulmuştur.”

TCK 83’ün uygulanabilmesi için failin, kanuni düzenleme veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğe (garantörlük) sahip olması ya da önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı için tehlikeli bir durum oluşturmuş olması gerekir; bu ihmalin icrai davranışa eşdeğer sayılabilmesi aranır. Aynı kararda, ilgili olayda bekçiyi araçla ezen failin fiilinin icrai (TCK 82/1-h), yanındaki sanığın ise yardım eden (TCK 39) sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiş; taksirle öldürmenin (TCK 85) ayrı bir kusurluluk rejimine tabi olduğu hatırlatılarak kast-taksir ayrımının da gözden kaçırılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Taksirle öldürme suçunun şartları için Taksirle Öldürme Suçu (TCK m.85) yazımızı inceleyebilirsiniz.

8. Yağma ve Hırsızlığı Kolaylaştırmak Amacıyla Öldürme

Uygulamada TCK 82/1-h en sık, öldürme fiilinin bir yağma veya hırsızlık suçuyla birlikte işlendiği olaylarda karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2013/4152 Esas, 2014/2513 Karar sayılı kararına konu olayda sanık, yağma amacıyla yol kenarında park hâlindeki araçların yanında yemek yiyen iki kişiye gizlice yaklaşıp tabancayla ateş etmiş, bir kişiyi öldürmüş, diğerini öldürmeye teşebbüs etmiştir; eylemler yerel mahkemece “yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla kasten öldürme” ve “yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla kasten öldürmeye teşebbüs” olarak nitelendirilmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2013/4152 Esas, 2014/2513 Karar sayılı kararında Daire, TCK 82/1-h’nin uygulanmasında isabetsizlik görmemekle birlikte, sanık hakkında ayrıca yağma suçundan da usulüne uygun bir soruşturma başlatılıp dava açılması, açılırsa bu davanın öldürme davasıyla birleştirilerek delillerin ve sanığın hukuki durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı usul yönünden bozmuştur.

Bu karar, TCK 82/1-h’nin bileşik suç olmaması nedeniyle amaç suçun (somut olayda yağmanın) ayrı bir dava konusu yapılması gerektiğini, iki suçun birbirinden bağımsız yargılama süreçlerine tabi olabileceğini ve mahkemenin her iki suça ait delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini uygulamada göstermesi bakımından önemlidir; savunma açısından da amaç suça ilişkin ayrı dosyanın seyri, öldürme suçundaki nitelendirmeyi doğrudan etkileyebilmektedir.  TCK 82/1-h veya diğer kasten öldürme suçlarıyla ilgili somut bir dosyanız için İstanbul Ceza Avukatı hizmetimiz kapsamında hukuki danışmanlık için iletişime geçebilirsiniz.

9. Karşılaştırma Tablosu

ÖlçütTCK 82/1-a (Tasarlama)TCK 82/1-h (Gizlemek/Kolaylaştırmak/Yakalanmamak)TCK 83 (İhmali Davranışla Öldürme)
Fiilin niteliğiİcrai, önceden planlanmışİcrai, amaç suça bağlıİhmali (yapmama)
Aranan kastGenel kast + sebat/koşulsuz kararÖzel kast (belirli bir amaç)Genel kast, garantörlük ihlali
Zaman unsuruKarar ile eylem arasında süre, ruhi sükûnet şartıZaman unsuru aranmaz, anlık da olabilirYükümlülüğün ihmal edildiği an esas alınır
CezaAğırlaştırılmış müebbet hapisAğırlaştırılmış müebbet hapis20-25 yıl / 15-20 yıl / 10-15 yıl arası (TCK 83/3)
İçtimaAmaç suç yok, tek fiilAmaç suçla içtima uygulanmaz, ayrı ayrı cezalandırmaGarantörlük kaynaklı yükümlülükle sınırlı

10. İspat Meselesi: Failin Beyanı mı, Nesnel Olgular mı?

TCK 82/1-h’nin uygulanmasında en kritik pratik/usuli sorun, failin öldürme amacına ilişkin savunmasının (örneğin “sadece kendimi korumak istedim”, “planım yoktu”) ne ölçüde dikkate alınacağıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/549 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararında bu husus, sanığın kayınpeder ve kayınvalideye yönelik eylemi bakımından “tasarlama unsurunun … her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilemediğinden” TCK 82/1-a’nın uygulanmayacağı, ancak aynı olguların (önceden bıçak/tahra temini, engeli etkisiz hâle getirme, yakalanmamak amacıyla tanık bırakmama) TCK 82/1-h’nin özel kast unsurunu kurmaya yettiği şeklinde çözümlenmiştir. Bu, ceza muhakemesinde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin (in dubio pro reo) her bir nitelikli hâl bakımından ayrı ayrı uygulandığını, bir nitelikli hâlin ispatlanamamasının otomatik olarak beraat anlamına gelmediğini, olayın bütününün başka bir nitelikli hâlin unsurlarını karşılayabileceğini göstermektedir.

Savunma açısından pratik sonuç şudur: TCK 82/1-h iddiasına karşı savunmanın ekseni, öldürme ile amaç suç arasındaki bağın nesnel olgularla kurulamadığını göstermektir. Failin salt “amacım bu değildi” beyanı, olay öncesi hazırlık (silah/alet temini), olay sonrası davranış (eşya alma, kaçış, delil gizleme) gibi maddi olgularla çelişiyorsa mahkemece itibar görmemektedir; bu nedenle savunmanın da aynı ölçüde somut, olayın akışıyla tutarlı bir alternatif açıklama sunması gerekmektedir. Ceza yargılamasında tarafların (şüpheli, sanık, mağdur, katılan) usuli konumu ve bu ispat tartışmasındaki rolleri için Ceza Yargılamasında Taraflar: Şüpheli, Sanık, Mağdur, Müşteki ve Katılan yazımıza bakabilirsiniz.

11. Suçun Yaptırımı

TCK 82/1-h kapsamında mahkûm olan fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Bu ceza, Türk Ceza Kanunu sistematiğindeki en ağır hapis cezasıdır ve 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesi uyarınca koşullu salıverilme için infaz kurumunda kesintisiz olarak en az 30 yıl geçirilmesini gerektirir (ağırlaştırılmış müebbette 5275 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ayrıca sıkı güvenlik tedbirleri de öngörmektedir).

Fail ayrıca TCK 53 uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılır. Amaç suç bakımından ise (örneğin yağma, hırsızlık) ayrı bir mahkûmiyet daha söz konusu olur; iki ceza toplanmaz, her biri kendi hükmü çerçevesinde ayrı ayrı infaz edilir. Failin daha önce kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyeti varsa, mükerrirlere özgü infaz rejimi de gündeme gelebilir; bu konudaki genel esaslar için Suçta Tekerrür (TCK-58) yazımıza bakabilirsiniz. Suça teşebbüs aşamasında kalınması hâlinde TCK 35 uyarınca indirim uygulanır; nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/549 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararında da katılana yönelik eylem, öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

TCK 82/1-h kaç yıl hapis cezası gerektirir?

TCK 82/1-h kapsamında kasten öldürme, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirir; bu, TCK’daki en ağır hapis cezası türüdür ve 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesine göre koşullu salıverilme için en az 30 yıl kesintisiz infaz kurumunda kalınması şartı aranır.

TCK 82/1-h ile TCK 82/1-a (tasarlayarak öldürme) arasındaki fark nedir?

Tasarlayarak öldürmede (TCK 82/1-a) fail, öldürme kararı ile eylem arasında geçen sürede ruhi sükûnete rağmen kararından vazgeçmeyip sebatla eylemi gerçekleştirir; TCK 82/1-h’de ise belirleyici olan zaman unsuru değil, öldürmenin bir başka suçu gizlemek, delilini yok etmek, kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla işlenmiş olmasıdır ve bu amaç anlık gelişen bir olayda da oluşabilir.

Amaç suç tamamlanmazsa TCK 82/1-h yine de uygulanır mı?

Evet. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/549 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, TCK 82/1-h’nin uygulanabilmesi için amaç suçun tamamlanmış olması gerekmez; amaç suçun teşebbüs aşamasında hatta hazırlık hareketleri aşamasında kalmış olması dahi nitelikli hâlin oluşması için yeterlidir.

TCK 82/1-h uygulanan bir olayda fail hem öldürmeden hem amaç suçtan mı cezalandırılır?

Evet. TCK 82/1-h kanun tarafından bileşik suç olarak düzenlenmediğinden, öldürme suçu ile amaç suç (örneğin yağma veya hırsızlık) arasında içtima hükümleri uygulanmaz; fail her iki suçtan ayrı ayrı, birbirine eklenmeksizin cezalandırılır.

Olay yerinde bulunan ama öldürmeyi bizzat gerçekleştirmeyen kişi de TCK 82/1-h’den mi sorumlu tutulur?

Hayır, otomatik olarak değil. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/1046 Esas, 2021/298 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, öldürme fiiline müşterek fail (TCK 37) olarak katılmadığı ancak olay öncesi, sırası veya sonrasında asıl faile destek olduğu tespit edilen kişi, TCK 39 uyarınca “yardım eden” sıfatıyla sorumlu tutulabilir; bu durum somut olayın delillerine göre ayrı ayrı değerlendirilir.

TCK 82/1-h ile TCK 83 (ihmali davranışla öldürme) nasıl ayrılır?

TCK 82/1-h icrai bir hareketle işlenen öldürmeyi düzenlerken, TCK 83 failin kanuni veya sözleşmesel bir yükümlülüğü (garantörlük) ihmal ederek ölüm neticesine sebep olmasını cezalandırır; TCK 83’ün cezası (20-25, 15-20 veya 10-15 yıl arası hapis, TCK 83/3) TCK 82/1-h’nin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından belirgin biçimde daha hafiftir.

Bir olayda hem tasarlama hem gizlemek amacıyla öldürme birlikte uygulanabilir mi?

Evet, birden fazla mağdurun bulunduğu olaylarda her mağdura yönelik eylem ayrı ayrı değerlendirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/549 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararında, aynı olayda bir mağdura yönelik eylem tasarlayarak öldürmeye teşebbüs (TCK 82/1-a), diğer iki mağdura yönelik eylem ise TCK 82/1-h kapsamında nitelikli kasten öldürme olarak ayrı ayrı nitelendirilmiştir.

Failin “amacım öldürmek değildi” savunması mahkemece kabul edilir mi?

Bu savunma tek başına yeterli değildir. Yargıtay uygulamasında failin sübjektif beyanı değil, olay öncesi hazırlık, olay sırasındaki davranışlar ve olay sonrası tutum gibi nesnel/maddi olgular esas alınır; beyan bu olgularla çelişiyorsa mahkemece itibar görmez.

Yağma amacıyla öldürme ayrı bir suç mudur, yoksa yağmanın bir unsuru mudur?

Ayrı bir suçtur. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2013/4152 Esas, 2014/2513 Karar sayılı kararında da görüldüğü gibi, yağmayı kolaylaştırmak amacıyla öldürme TCK 82/1-h kapsamında değerlendirilir ve yağma suçu bundan bağımsız olarak ayrıca soruşturulup kovuşturulur; usul ekonomisi açısından iki dava birleştirilebilir.

TCK 82/1-h suçunda etkin pişmanlık veya haksız tahrik indirimi uygulanabilir mi?

Somut olayın koşullarına göre haksız tahrik (TCK 29) uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilir; ancak TCK 82/1-h’nin özel kast unsuru (belirli bir amaç güdülmesi) genellikle ani, tahrik altında gelişen olaylardan çok, en azından bir ölçüde hazırlık içeren olaylarda ortaya çıktığından, tahrik indirimi tartışması olayın somut akışına göre ayrıca ve dikkatle yapılmalıdır; bu konuda mutlaka bir ceza avukatından destek alınması önerilir.

TCK 82/1-h kapsamındaki suç zamanaşımına uğrar mı?

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda TCK 66 uyarınca dava zamanaşımı süresi 30 yıldır; bu süre boyunca dava açılıp kovuşturma yürütülebilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer yazılarımızı görmek için Hukuki Makaleler sayfasını, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

3 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir