İçindekiler
Şikayet nedir? Ceza muhakemesi hukukunda soruşturma ve kovuşturma şartlarından biri olan şikayet; bir suçun işlendiğinin, o suçun mağduru veya suçtan zarar gören kişi tarafından yetkili makamlara bildirilmesi ve failin cezalandırılmasının istenmesidir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 73 uyarınca şikayete bağlı suçlarda şikayet süresi, hakkı olan kişinin fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı aydır; bu süre hak düşürücü olduğundan geçirilmesi hâlinde savcılık kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verir ve fail hakkında bir daha aynı fiilden dolayı soruşturma açılamaz.
Şikayete bağlı suçlar, genellikle toplumsal huzuru sarsmaktan ziyade bireyin kişisel alanını ve huzurunu ilgilendiren, haksızlık içeriği görece düşük suçlardır.
A- Şikayet Nedir? Şikayetin Hukuki Niteliği
Şikayet, bir muhakeme şartıdır. Kanunda şikayete bağlı olduğu belirtilen bir suç söz konusu olduğunda, şikayet hakkı kullanılmadan savcılık soruşturma başlatamaz, dava açamaz. Ortada tüm unsurlarıyla tamamlanmış ve failin cezalandırılabileceği bir suç bulunsa dahi, şikayet gerçekleşmeden bu suç takip edilemez. Yanlışlıkla dava açılmışsa mahkeme, şikayet şartı gerçekleşene kadar durma kararı verir; şikayet süresi geçmişse ya da hiç yapılmamışsa davanın düşmesine karar verir.
Şikayete bağlı suçlar, Türk Ceza Kanunu maddelerinin içinde “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır” ibaresiyle belirtilir. Örneğin; basit kasten yaralama (TCK m. 86/2), hakaret (TCK m. 125/1) ve güveni kötüye kullanma (TCK m. 155/1) bu gruptadır. Kanunda bir suçla ilgili şikayete dair açık bir düzenleme yoksa, o suç resen (kendiliğinden, mağdurun iradesinden bağımsız olarak) soruşturulur; zira ceza muhakemesi hukukumuzda asıl olan resen takiptir, şikayete bağlılık ise istisnadır.
Öğretide şikayet farklı şekillerde tanımlanmıştır: Şikayet, “mağdur veya suçtan zarar görenin yetkili mercie başvurarak, suç teşkil eden belirli bir fiil dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma yapılması yönündeki iradesini açıklamasıdır.” Şikayet hakkı, özel hukuktaki sübjektif haklardan değil, bireye tanınmış bir kamu hukuku yetkisidir; bu nedenle kullanıldıktan sonra dönülmesi (vazgeçme) belirli koşullara tabidir ve serbestçe şarta bağlanamaz.
B- Şikayet Hakkının Sahibi ve Kullanılması
Şikayet hakkı, suçtan zarar gören kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır ve ayırt etme gücüne sahip olan herkes bu hakkı bizzat kullanmalıdır.
- Mağdur ve Zarar Gören: Suçtan doğrudan fiziksel, ruhsal veya ekonomik zarar gören herkes bu hakkı kullanabilir.
- Küçükler ve Kısıtlılar: Mağdur çocuksa veya kısıtlıysa, şikayet hakkı velisi veya vasisi tarafından kullanılır. Ancak ayırt etme gücüne sahip çocukların bizzat şikayet hakkı olduğu da doktrinde ve yargı kararlarında kabul edilmektedir.
- Mirasçılar: Şikayet hakkı kural olarak mirasçılara geçmez. Ancak mağdur şikayet ettikten sonra ölürse mirasçılar davaya katılabilir (istisna: kişinin hatırasına hakaret suçunda mirasçılar doğrudan şikayet hakkına sahiptir).
- Vekil Aracılığıyla Şikayet: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 35 uyarınca, kişiye sıkı sıkıya bağlı olan şikayet hakkını suçtan zarar gören yerine vekil sıfatıyla avukatı da kullanabilir. Ne var ki vekil tarafından verilen bir dilekçenin şikayet sayılabilmesi için, o dilekçede kovuşturma yapılması iradesini yansıtan açık bir ifadenin bulunması gerekir; salt şikayetçiyi ilgilendiren başka bir idari başvuru (örneğin meslek disiplin şikayeti) her zaman ceza şikayeti olarak yorumlanmaz.
Şikayet; Cumhuriyet Başsavcılığına, kolluk birimlerine (polis/jandarma), valiliğe, kaymakamlığa veya mahkemelere yazılı bir dilekçe ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü beyanla yapılabilir.
Bu konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.09.2023 tarihli ve 2023/119 Esas – 2023/419 Karar sayılı kararı öğreticidir: Bir hakim hakkında hakaret suçundan yürütülen yargılamada, mağdurun vekili olan avukatın Hakimler ve Savcılar Kuruluna sunduğu dilekçede sanığın söylediği iddia edilen hakaret içerikli sözlere açıkça yer verilmiş ve dilekçenin sonunda sanık hakkında “gereğinin yapılması” talep edilmiştir.
Yerel mahkeme, bu dilekçede hakaret suçunu takip iradesini gösteren açık bir ifade bulunmadığı gerekçesiyle şikayet yokluğundan düşme kararı vermiş olsa da, Yargıtay Ceza Genel Kurulu; dilekçenin içeriği, mağdur müdafiinin duruşmalara katılımı ve olayın bütünü birlikte değerlendirildiğinde bu dilekçenin mağdur adına verilmiş geçerli bir şikayet dilekçesi sayılması gerektiğine hükmederek düşme kararını bozmuştur. Karar, vekil aracılığıyla yapılan şikayetlerde “şikayetçiyim” kalıbının aranmayacağını, kovuşturma talebini yansıtan her türlü açık ifadenin yeterli olduğunu somutlaştırması bakımından önemlidir.
C- Şikayet Süresi: Altı Aylık Hak Düşürücü Süre
TCK m. 73 uyarınca, şikayete bağlı suçlarda şikayet süresi 6 aydır. Bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren başlar.
- Zamanaşımı ile İlişkisi: Şikayet süresi, dava zamanaşımı süresini geçemez.
- Öğrenme Şartı: Mağdur suçu ve faili hiç öğrenememişse 6 aylık süre başlamaz; ancak her hâlükârda dava zamanaşımı süresi dolduğunda şikayet hakkı da sona erer.
- Birden Fazla Hak Sahibi: Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse, bu durum diğerlerinin şikayet hakkını ortadan kaldırmaz; her hak sahibi kendi öğrenme anından itibaren ayrı ayrı süreye tabidir.
- Hak Düşürücü Niteliği: Bu süre geçtikten sonra yapılan şikayetler geçersizdir ve savcılık “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” (KYOK) verir. Zamanaşımından farklı olarak şikayet süresi hak düşürücü nitelikte olduğundan kesilmesi veya durması söz konusu değildir.
D- Şikayetten Vazgeçme
Şikayetten vazgeçme, mağdurun başlattığı süreci durdurma iradesidir. Vazgeçme iki aşamada gerçekleşebilir:
- Soruşturma Aşamasında: Savcılık aşamasında şikayetten vazgeçilirse dosya kapatılır (KYOK verilir).
- Kovuşturma Aşamasında: Mahkeme aşamasında vazgeçilirse davanın düşmesine karar verilir. Bu hak, hükmün kesinleşmesine kadar –gerekirse temyiz aşamasında bile– kullanılabilir.
Vazgeçmenin İki Taraflı Niteliği ve Kabul Şartı
Şikayetten vazgeçmenin en çok yanlış anlaşılan yönü, tek taraflı bir irade beyanıyla davayı otomatik olarak sona erdireceği düşüncesidir. Oysa Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 25.04.2016 tarihli ve 2016/217 Esas – 2016/8619 Karar sayılı ilamına göre, kasten yaralama ve hakaret suçlarından yargılanan bir sanık, müştekinin şikayetinden vazgeçmesine rağmen bu vazgeçmeyi kabul etmediğini beyan etmiş; yerel mahkeme yargılamaya devam ederek mahkûmiyet kararı vermiş, Yargıtay da TCK m. 73/6 uyarınca “vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez” hükmünü hatırlatarak bu kararı yerinde bulmuştur (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/217 E. – 2016/8619 K. sayılı ilamı için bkz. Yargıtay Karar Arama).
Sanığın vazgeçmeyi reddetmesinin arkasındaki mantık basittir: Beraat edeceğine inanan sanık, “affedilmiş” bir kişi olarak değil, yargılanıp temize çıkmış bir kişi olarak anılmak isteyebilir.
Aynı ilkenin şarta bağlanamayacağını gösteren Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 18.09.2012 tarihli ve 2010/33191 Esas – 2012/41294 Karar sayılı kararında, karşılıklı yaralama ve hakaret iddialarının bulunduğu bir dosyada müşteki-sanıklardan biri “beni bu olaylara karıştırmaz ise şikayetçi olmam” diyerek şarta bağlı bir vazgeçme beyanında bulunmuş, Yargıtay bu beyanın koşulsuz olması gerektiğini, şarta bağlanan bir vazgeçmenin hukuken geçerli sayılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2010/33191 E. – 2012/41294 K. sayılı ilamı).
Uygulamada taraflar çoğu zaman vazgeçmeyi bir karşılığa veya gelecekteki bir davranışa bağlamak ister; ancak böyle bir beyan hukuki sonuç doğurmaz ve yargılama sürer.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarihli ve 2018/589 Esas – 2020/421 Karar sayılı kararı ise bu ilkeyi bir adım öteye taşıyarak önemli bir inceliğe dikkat çekmiştir:
Hakaret suçunda katılan, mahkumiyet kararının verilmesinden sonra temyiz aşamasında şikayetinden vazgeçmiş, sanık ise bu vazgeçmeyi kabul etmemiştir. Ceza Genel Kurulu, sanığın suçu işlediğinin sabit olduğu durumlarda dahi, vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık hakkında mahkûmiyet değil, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğini açıklığa kavuşturmuştur; zira TCK m. 73/4 ve 73/6 fıkraları birlikte değerlendirildiğinde, kovuşturma şartı (şikayet) ortadan kalktığından mahkûmiyet için artık kamusal bir zorunluluk kalmamaktadır – “etkilemez” ibaresi sanık lehine yorumlanmalı, sanığın aklanma hakkını kullanmasına rağmen cezalandırılmasına gerekçe yapılmamalıdır.
Bu, mahkemelerin “vazgeçme kabul edilmedi, suç da sabit, öyleyse mahkûm ederim” şeklindeki basit bir çıkarımla değil; suçun sabit olmaması hâlinde beraat, sabit olması hâlinde ise düşme kararı vermesi gerektiği anlamına gelir.
Şikayetten Vazgeçmenin Şekli: Belirli Bir Form Aranmaz
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.01.2023 tarihli ve 2022/297 Esas – 2023/30 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, şikayetten vazgeçmenin kanunda belirlenmiş bir şekli yoktur; vazgeçme Cumhuriyet savcılığı, mahkeme, hâkim, zabıta veya noter huzurunda sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir. Kararda atıf yapılan yerleşik içtihatlara göre önemli olan, vazgeçme iradesinin hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya konmasıdır; meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemek, tek başına zımni bir vazgeçme olarak yorumlanamaz.
Aynı ilke, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26.01.2021 tarihli ve 2020/19292 Esas – 2021/2131 Karar sayılı kararına da yansımıştır: Müşteki duruşmada açıkça şikayetçi olmadığını beyan etmesine rağmen yerel mahkeme, sanığa bu vazgeçmeyi kabul edip etmediğini sormadan mahkûmiyet hükmü kurmuş; Yargıtay, sanığa bu sorunun yöneltilmesi zorunlu olduğunu belirterek hükmü bozmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/19292 E. – 2021/2131 K. sayılı ilamı).
Vazgeçme Ne Zamana Kadar Yapılabilir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.10.2025 tarihli ve 2025/390 Esas – 2025/448 Karar sayılı kararı, vazgeçmenin hükmün kesinleşmesine kadar her aşamada – hatta Yargıtay’daki temyiz incelemesi sırasında bile – yapılabileceğini göstermektedir: Katılan vekili, temyiz aşamasında dosyaya sunduğu dilekçeyle hem kanun yolu başvurusundan hem de şikayetinden vazgeçtiğini bildirmiş, sanık müdafii de bu vazgeçmeyi kabul ettiğini beyan etmiştir. Ceza Genel Kurulu, TCK m. 73/4 ve CMK m. 223/8 uyarınca kamu davasının düşmesine karar vermiştir.
Bu karar, şikayetten vazgeçmenin yalnızca ilk derece yargılaması sırasında değil, dosya Yargıtay’da olsa dahi geçerli sonuç doğurabileceğini pratik biçimde ortaya koymaktadır.
Vazgeçmenin Özellikleri (Özet):
- Kabul Şartı: Sanık vazgeçmeyi kabul etmezse yargılamaya devam edilir; suç sabit olmazsa beraat, sabit olursa (yukarıda açıklanan CGK 2020/421 sayılı kararı uyarınca) mahkûmiyet değil düşme kararı verilir.
- Şekil Serbestisi: Vazgeçme belirli bir forma bağlı değildir; ancak iradenin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konması gerekir.
- Bölünmezlik İlkesi: Mağdur, birden fazla failden yalnızca biri hakkında şikayetten vazgeçse dahi, iştirak halinde işlenen bir suçta bu vazgeçme kural olarak tüm faillere sirayet eder (bkz. aşağıdaki E başlığı).
- Geri Dönülemezlik: Şikayetten bir kez vazgeçildikten sonra, aynı olay ve aynı kişi için tekrar şikayetçi olunamaz.
- Zaman Sınırı: Vazgeçme, hükmün kesinleşmesine kadar –temyiz aşaması dahil– her zaman yapılabilir.
E- Şikayetin Şahsi Olması ve Bölünmezliği
Şikayet dilekçesinde sadece bir failin adının geçmesi yeterlidir; şikayet kişiye değil, fiile yöneliktir. Dolayısıyla olayda ismi geçmeyen diğer ortaklar da bu şikayet kapsamında soruşturulur. TCK m. 73/5 uyarınca, iştirak halinde işlenen suçlarda faillerden biri hakkında yapılan şikayet, kanun gereği diğerlerini de kapsar; aynı kural, şikayetten vazgeçme için de geçerlidir.
Ancak bu “sirayet” (bir failden diğerine yayılma) kuralının sınırsız olmadığına dikkat etmek gerekir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 06.12.2022 tarihli ve 2021/17736 Esas – 2022/17650 Karar sayılı ilamındaki karşı oy yazısında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, vazgeçmenin sirayet edebilmesi için isnat edilen fiilin failler arasında aynı olması ve failler arasında kanunun aradığı anlamda bir iştirak ilişkisinin (fikir ve eylem birliğinin) bulunması şarttır. Somut olayda, marka hakkına tecavüz suçunu iştirak halinde işleyen sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, suçun işlenmesinden sonra failleri korumak amacıyla ayrı bir fiille (suç üstlenme/suçluyu kayırmaya benzer bir davranışla) sürece dahil olan başka bir sanığa sirayet etmemiştir; çünkü bu kişi asıl suçu iştirak iradesiyle işlememiştir.
Başka bir anlatımla, birden fazla kişi aynı mağdura karşı, aynı anda dahi olsa iştirak kuralları çerçevesinde hareket etmemişse, aralarında “aynı fiil” bulunmadığından biri hakkındaki vazgeçme diğerine sirayet etmez. Bu ayrım, özellikle çok sanıklı dosyalarda hangi failin gerçekten iştirak ilişkisi içinde olduğunun titizlikle tespit edilmesini gerektirir.
Şikayetin şahsiliği ilkesinin pratik sonuçları şu şekilde özetlenebilir:
- Şikayet dilekçesinde tüm faillerin adının yazılması zorunlu değildir.
- İştirak halinde işlenen bir suçta faillerden biri hakkındaki vazgeçme, iştirak şartları gerçekleştiği ölçüde diğer faillere de sirayet eder.
- Failler arasında iştirak ilişkisi yoksa (örneğin ayrı ayrı, birbirinden bağımsız fiiller söz konusuysa) bir failin lehine yapılan vazgeçme diğerini etkilemez.
F- Nitelikli Hâllerin Şikayete Tabi Olup Olmadığı
Uygulamada sıkça karıştırılan ve hak kaybına yol açabilen bir konu, bir suçun temel şeklinin şikayete bağlı olmasının, aynı suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerini de otomatik olarak şikayete tabi kılıp kılmadığıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.10.2024 tarihli ve 2024/231 Esas – 2024/325 Karar sayılı kararı, bu konuda uygulamayı bağlayıcı biçimde netleştirmiştir: Sağlık personeline karşı görevi sebebiyle işlenen sair tehdit suçunda, TCK m. 106/1’in üçüncü cümlesinde düzenlenen basit/sair tehdidin temel şekli şikayete tabi olsa da, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ek madde 12 ile getirilen ceza artırımının bu suçu ayrı bir nitelikli hâl olarak düzenlediği ve kanunda bu nitelikli hâlin şikayete tabi olduğuna dair açık bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, sağlık personeline karşı işlenen sair tehdidin re’sen (şikayet aranmaksızın) takip edileceğine karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulu bu kararında istikrarlı içtihadını şöyle özetlemiştir: “Bir suçun temel şeklinin şikâyete tabi olması, aynı suçun nitelikli hâllerinin de şikâyete tabi olduğu anlamına gelmez.” Kanun koyucu bir nitelikli hâli açıkça şikayete bağlamamışsa (örneğinin aksine, TCK m. 106/1’e 7406 sayılı Kanunla eklenen “kadına karşı işlenen tehdit” hükmünde olduğu gibi bunu açıkça öngörmüşse), o nitelikli hâl kural olarak resen soruşturulur.
Bu ilke, özellikle aşağıdaki suç tiplerinde kritik önem taşır:
- TCK m. 86/3’te sayılan nitelikli kasten yaralama hâlleri (örneğin kamu görevlisine karşı işlenmesi) şikayete tabi değildir; oysa aynı maddenin ikinci fıkrasındaki temel şekil şikayete tabidir.
- TCK m. 125/3’te düzenlenen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret, TCK m. 131 gereğince şikayete tabi değildir; temel şekil ise şikayete tabidir.
- Tehdit suçunun (TCK m. 106) nitelikli hâlleri (silahla, birden fazla kişiyle, örgütsel güçten yararlanılarak işlenmesi) resen takip edilirken, malvarlığına yönelik “sair tehdit” temel şekli şikayete tabidir.
Bu nedenle, bir eylemin hangi suçu oluşturduğunun ve şikayete tabi olup olmadığının belirlenmesinde yalnızca suçun genel adına değil, işlendiği somut koşullara (mağdurun sıfatı, işleniş biçimi, kullanılan araç) bakılması gerekir; aksi hâlde şikayet süresini geçirdiğini düşünen bir mağdur, aslında resen takip edilen bir suç nedeniyle hâlâ dava hakkına sahip olabilir.
G- Şikayetin Uzlaşma ile İlişkisi
Güncel mevzuatımız uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçların tamamı (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar hariç) uzlaşma kapsamındadır. Bu durumda savcılık, dosyayı önce Uzlaştırma Bürosuna gönderir; uzlaşma sağlanamazsa yargılama süreci devam eder.
Şikayete bağlılık ile uzlaşma kurumu arasındaki ilişkinin zaman içindeki gelişimini gösteren Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 29.09.2005 tarihli ve 2005/8209 Esas – 2005/19963 Karar sayılı kararı, bu bakımdan hâlâ yol göstericidir: Eşe karşı basit yaralama suçunun işlendiği tarihte (mülga 765 sayılı TCK döneminde) eylem şikayete bağlıyken, yargılama sürerken yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’da bu eylem resen takip edilir hâle gelmiştir.
Yerel mahkeme, suç tarihindeki şikayete bağlılığı sanık lehine kabul etmiş, ayrıca yeni getirilen uzlaşma kurumunu da sanık lehine sayarak uzlaştırma yapılmadan açılan davanın iddianamesini iade etmiştir. Yargıtay bu yaklaşımı onaylayarak, hem lehe kanun ilkesinin hem de uzlaşmanın bir dava şartı olarak uygulanması gerektiğinin altını çizmiştir: Uzlaşma kapsamındaki bir suçta, uzlaştırma prosedürü tüketilmeden dava açılması, CMK m. 174/1-c uyarınca iddianamenin iadesi sebebidir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2005/8209 E. – 2005/19963 K. sayılı ilamı).
H- Şikayet Kavramı Hakkında Hukuki Değerlendirme ve Sonuç
Şikayet kurumu, devletin cezalandırma yetkisini mağdurun iradesiyle dengeleyen bir mekanizmadır. Altı aylık hak düşürücü süre “öğrenme” kriterine dayandığından, hak kayıplarının önlenmesi adına bu tarihin doğru tespiti hayati önem taşır. Özellikle “vazgeçmenin bölünmezliği” kuralı, mağdurların en çok hata yaptığı alanlardan biridir; zira bir failden şikayetini geri almak isteyen mağdur, farkında olmadan diğer iştirakçilerin de cezalandırılmasını engelleyebilir. Aynı şekilde, bir suçun “şikayete tabi” olarak bilinmesi, o suçun her nitelikli hâlinin de aynı kuralı izleyeceği anlamına gelmez; somut olayın doğru nitelendirilmesi, hak kaybını önlemenin ön koşuludur. Ceza davası hakkındaki süreçleriniz için deneyimli bir İstanbul ceza avukatıyla iletişime geçin.
I- Şikayet Kurumu Hakkındaki Yargıtay Kararları
Aşağıda, bu makale boyunca ilgili başlıklar altında incelenen kararların kısa listesi yer almaktadır; kararların tam gerekçeleri ve değerlendirmeleri ilgili bölümlerde işlenmiştir.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/119 E. – 2023/419 K., 12.09.2023 T. (vekil aracılığıyla şikayetin geçerliliği)
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2016/217 E. – 2016/8619 K., 25.04.2016 T. (vazgeçmenin iki taraflı niteliği)
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2010/33191 E. – 2012/41294 K., 18.09.2012 T. (şarta bağlı vazgeçmenin geçersizliği)
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/19292 E. – 2021/2131 K., 26.01.2021 T. (sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulması zorunluluğu)
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2018/589 E. – 2020/421 K., 15.10.2020 T. (vazgeçme reddedilse de suç sabitse mahkûmiyet değil düşme kararı verilmesi)
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/297 E. – 2023/30 K., 26.01.2023 T. (vazgeçmenin şekle bağlı olmaması)
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2025/390 E. – 2025/448 K., 30.10.2025 T. (temyiz aşamasında vazgeçmenin geçerliliği)
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2021/17736 E. – 2022/17650 K., 06.12.2022 T. (vazgeçmenin sirayetinin sınırları)
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2024/231 E. – 2024/325 K., 23.10.2024 T. (nitelikli hâllerin şikayete tabi olup olmadığı)
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2005/8209 E. – 2005/19963 K., 29.09.2005 T. (lehe kanun ve uzlaşmanın dava şartı niteliği)
J- Genel Olarak Şikayete Tabi Suçlar (5237 Sayılı TCK Bağlamında)
| Sıra No | Suç | Madde | Şikayete Tabi Mi | Cezası |
|---|---|---|---|---|
| 1 | Kasten yaralama | 86/2 | Evet | Dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
| 2 | Taksirle yaralama | 89/1 | Evet | Üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
| 3 | Taksirle yaralama | 89/2 | Evet (bilinçli taksir hâlinde hayır) | Birinci fıkraya göre belirlenen cezanın yarı oranında artırılması |
| 4 | Taksirle yaralama | 89/3 | Evet (bilinçli taksir hâlinde hayır) | Birinci fıkraya göre belirlenen cezanın bir kat artırılması |
| 5 | Taksirle yaralama | 89/4 | Evet (bilinçli taksir hâlinde hayır) | Altı aydan üç yıla kadar hapis cezası |
| 6 | Tehdit | 106/1 üçüncü cümle | Evet | Altı aya kadar hapis cezası veya adli para cezası |
| 7 | Konut dokunulmazlığının ihlali | 116/1 | Evet | Altı aydan iki yıla kadar hapis cezası |
| 8 | Konut dokunulmazlığının ihlali | 116/2 | Evet | Altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
| 9 | İş ve çalışma hürriyetinin ihlali | 117/1, 119/1-c | Evet | Altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
| 10 | Kişilerin huzur ve sükununu bozma | 123/1 | Evet | Üç aydan bir yıla kadar hapis cezası |
| 11 | Hakaret | 125/1 | Evet | Üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
| 12 | Hakaret | 125/2 | Evet | Üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
| 13 | Hakaret | 125/3-b, 3-c | Evet | Alt sınırı bir yıl hapis cezası |
| 14 | Kişinin hatırasına hakaret | 130/1 | Evet | Üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
| 15 | Kişinin hatırasına hakaret | 130/2 | Evet | Üç aydan iki yıla kadar hapis cezası |
| 16 | Haberleşmenin gizliliğini ihlal | 132/1 | Evet | Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası |
| 17 | Haberleşmenin gizliliğini ihlal | 132/2 | Evet | İki yıldan beş yıla kadar hapis cezası |
| 18 | Haberleşmenin gizliliğini ihlal | 132/3 | Evet | Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası |
| 19 | Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması | 133/1 | Evet | İki yıldan beş yıla kadar hapis cezası |
| 20 | Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması | 133/2 | Evet | Altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
I-Sık Sorulan Sorular
Şikayet nedir?
Şikayet, ceza muhakemesinde bir soruşturma ve kovuşturma şartıdır; suçun mağduru veya suçtan zarar gören kişinin, suçun işlendiğini yetkili makamlara bildirerek failin cezalandırılmasını istemesidir. Kanunda şikayete bağlı olduğu belirtilen suçlarda şikayet olmadan savcılık soruşturma başlatamaz.
Şikayet süresi ne kadardır?
TCK m. 73 uyarınca şikayete bağlı suçlarda şikayet süresi altı aydır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süre geçtikten sonra yapılan şikayetler geçersizdir ve savcılık kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verir.
Şikayet süresi ne zaman başlar?
Altı aylık süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren başlar. Mağdur suçu ve faili hiç öğrenememişse süre başlamaz; ancak her hâlükârda dava zamanaşımı süresi dolduğunda şikayet hakkı da sona erer.
Şikayetten vazgeçme davayı otomatik olarak düşürür mü?
Hayır. Şikayetten vazgeçme iki taraflı bir hukuki işlemdir; TCK m. 73/6 uyarınca sanık vazgeçmeyi kabul etmezse yargılama sürer. Sanık, beraat ederek aklanmak istediği için vazgeçmeyi reddedebilir.
Şarta bağlı şikayetten vazgeçme geçerli midir?
Hayır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2010/33191 E. – 2012/41294 K. sayılı kararına göre vazgeçme koşulsuz olmalıdır; bir şarta bağlanan vazgeçme beyanı hukuken geçersizdir.
Sanık şikayetten vazgeçmeyi kabul etmezse ne olur?
Yargılamaya devam edilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/589 E. – 2020/421 K. sayılı kararına göre, sanık vazgeçmeyi kabul etmese ve suç sabit olsa dahi bu durumda mahkûmiyet değil, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerekir; suç sabit olmazsa beraat kararı verilir.
Şikayetten vazgeçmenin belirli bir şekli var mıdır?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/297 E. – 2023/30 K. sayılı kararına göre vazgeçme yazılı veya sözlü olarak, savcılık, mahkeme, kolluk ya da noter huzurunda yapılabilir; önemli olan iradenin açık ve tereddütsüz biçimde ortaya konmasıdır. Duruşmaya mazeretsiz gelmemek, tek başına zımni vazgeçme sayılmaz.
Mahkeme, müşteki vazgeçtiğinde ne yapmalıdır?
Sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediğini sormak zorundadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2020/19292 E. – 2021/2131 K. sayılı kararına göre bu soru sorulmadan verilen mahkûmiyet hükmü hukuka aykırıdır.
Şikayetten vazgeçme, dosya Yargıtay’a gittikten sonra da yapılabilir mi?
Evet. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/390 E. – 2025/448 K. sayılı kararında görüldüğü üzere, hükmün kesinleşmemiş olması şartıyla temyiz aşamasında da şikayetten vazgeçilebilir; sanığın da bunu kabul etmesi hâlinde kamu davasının düşmesine karar verilir.
Birden fazla fail varsa şikayetten vazgeçme hepsini kapsar mı?
Kural olarak evet; bölünmezlik ilkesi gereği mağdur, birden fazla failden yalnızca biri hakkında şikayetten vazgeçse dahi bu vazgeçme, iştirak halinde işlenen suçlarda tüm faillere sirayet eder. Ancak Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2021/17736 E. – 2022/17650 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, failler arasında kanunun aradığı anlamda bir iştirak ilişkisi bulunmuyorsa (ayrı fiiller söz konusuysa), biri hakkındaki vazgeçme diğerine sirayet etmez.
Bir suçun temel şekli şikayete tabiyse, nitelikli hâli de şikayete tabi midir?
Hayır, otomatik olarak değil. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/231 E. – 2024/325 K. sayılı kararına göre, bir suçun temel şeklinin şikayete tabi olması, aynı suçun nitelikli (ağırlaştırılmış) hâllerinin de şikayete tabi olduğu anlamına gelmez. Nitelikli hâlin şikayete tabi olduğu kanunda açıkça düzenlenmediyse, o hâl resen takip edilir.
Şikayete tabi suçlar uzlaşma kapsamında mıdır?
Güncel mevzuata göre soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçların tamamı (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar hariç) uzlaşma kapsamındadır; savcılık dosyayı önce Uzlaştırma Bürosuna gönderir.
Mirasçılar şikayet hakkını kullanabilir mi?
Kural olarak hayır; şikayet hakkı mirasçılara geçmez. Ancak mağdur şikayet ettikten sonra ölürse mirasçılar davaya katılabilir; ölmüş kişinin hatırasına hakaret suçunda ise mirasçılar doğrudan şikayet hakkına sahiptir.
Avukat aracılığıyla yapılan bir başvuru her zaman geçerli bir şikayet sayılır mı?
Hayır, otomatik olarak sayılmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/119 E. – 2023/419 K. sayılı kararına göre, vekil tarafından verilen bir dilekçenin şikayet sayılabilmesi için, dilekçede kovuşturma yapılması iradesini yansıtan açık bir ifadenin (fail hakkında gereğinin yapılmasının istenmesi gibi) bulunması gerekir; dilekçenin içeriği ve olayın bütünü birlikte değerlendirilerek bu husus tespit edilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer yazılarımızı görmek için Hukuki Makaleler sayfasını, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.


85 Yorumlar