İçindekiler
I. Genel Açıklamalar
Kaçak Elektrik Kullanımı Davasında İhtiyati Tedbir Şartları Nelerdir? Kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla tahakkuk ettirilen fatura bedellerini ödemeyen ya da ödeme güçlüğü içindeki abonelerin elektriğinin kesilmesi, telafisi güç ya da imkânsız zararlara yol açabilmektedir. Bu nedenle söz konusu aboneler için ihtiyati tedbir yolu önemli bir koruma mekanizması işlevi görmektedir.
Kaçak elektrik kullanımı iddiasından kaynaklı davalarda ispat yükü kimin üzerindedir? Hukuki dayanağını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 389 ila 399. maddeleri ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) hükümlerinden alan ihtiyati tedbir kararı, uyuşmazlığın esasına karar verilene dek mevcut durumun korunmasını ya da değiştirilmesini amaçlamaktadır.
A. İhtiyati Tedbirin Şartları Nelerdir?
HMK m. 389/1 uyarınca ihtiyati tedbire hükmedilmesi için aşağıdaki koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir:
- Tedbir talep eden tarafın hakkının mevcut olduğunu kuvvetle muhtemel kılacak ispat araçlarını sunması,
- Hakkın korunmaması hâlinde telafi edilmesi güç ya da imkânsız zararların doğacağına dair ciddi şüphenin bulunması,
Elektriğin kesilmesinin doğuracağı tehlike, özellikle aşağıdaki hallerde açıkça ortaya çıkmaktadır:
- Konut aboneleri bakımından ısınma, aydınlatma ve temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanamaz hale gelmesi,
- Meslek ve işyeri aboneleri açısından ticari ve ekonomik faaliyetin durma noktasına gelmesi,
- Sağlık durumu nedeniyle elektriğe bağımlı bireylerin (hasta, engelli vb.) hayati tehlikeye girmesi,
- Üçüncü şahıslara verilen hizmetlerin (otel, hastane, okul vb.) aksaması.
B. Teminat Şartları Nelerdir?
HMK m. 392 gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesi kural olarak teminat şartına bağlıdır. Mahkeme, tedbir talep eden tarafın karşı taraf ve üçüncü kişilere verebileceği muhtemel zararları karşılamak amacıyla teminat göstermesine hükmedebilir. Ancak talep sahibinin haklılığı kuvvetle muhtemel ise mahkeme teminatsız karar da verebilmektedir.
Kaçak elektrik davalarında mahkemeler, genellikle tahakkuk ettirilen fatura bedelinin bir kısmı oranında (genellikle %20 ila %25 oranında) teminat belirleme yoluna gitmekte; bazı hâllerde ise teminatsız tedbire hükmetmektedir.
C. İhtiyati Tedbire İtiraz Edilebilir mi?
Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf (dağıtım şirketi), kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde itiraz edebilir. İtiraz, kararı veren mahkemede incelenerek karara bağlanır. Mahkemenin itiraz üzerine vereceği karara karşı istinaf yolu açıktır.
II. İhtiyati Tedbirin Asıl Dava Veya Değişik İş Dosyası Üzerinden Talep Edilmesi
A. Dava Açılmadan Önce (Değişik İş Dosyası) Üzerinden İhtiyati Tedbir Talep Edilebilir Mi?
HMK m. 390/2 uyarınca ihtiyati tedbir, esas dava açılmadan önce de talep edilebilir. Bu hâlde ihtiyati tedbir, bir değişik iş (D. İş) dosyası üzerinden yürütülür. Dava öncesi tedbir talebi;
- Elektriğin kesilmesinin yakın olduğu ya da kesilme kararının alındığının öğrenildiği acil durumlarda,
- Abonenin dava açma sürecini tamamlayacak vakti bulunmadığı anlık kriz hallerinde,
tercih edilmektedir.
Değişik iş dosyası üzerinden verilen ihtiyati tedbir kararı, HMK m. 397/1 uyarınca kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde esas davanın açılmaması hâlinde kendiliğinden kalkar. Bu nedenle dava öncesi tedbir alan tarafın bu süreye riayet ederek asıl davayı açması büyük önem taşımaktadır.
B. Dava Sırasında (Asıl Dava Dosyası) Üzerinden İhtiyati Tedbir Talep Edilebilir Mi?
Asıl dava açıldıktan sonra yapılan ihtiyati tedbir talebi, o davanın görüldüğü mahkemede ayrı bir dilekçeyle ya da dava dilekçesinde birlikte sunulabilir. Bu yol;
- Abonenin elektrik kesintisiyle karşılaşmadan önce durumu değerlendirebildiği ve planlamalı biçimde dava açabildiği hallerde,
- Tedbirin kalıcılığını sağlamak ve iki haftalık süre baskısından kurtulmak istediğinde
tercih edilmektedir.
C. İki Yol Arasındaki Farklar Nelerdir?
İki yol arasındaki temel farklar şöyle özetlenebilir:
Değişik İş Dosyası: Dava açmadan önce talep edilir. Acil durumlarda avantajlıdır. Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde asıl davanın açılması zorunludur; aksi hâlde tedbir kalkar. Yargılama giderleri ve vekalet ücreti asıl davadan bağımsız belirlenir.
Asıl Dava İle Birlikte: Dava açılırken ya da dava sırasında talep edilir. Süre baskısı yoktur; tedbir dava boyunca geçerliliğini korur. Tedbir kararı asıl davanın sonucuna göre değerlendirmeye tabi tutulur.
Pratik öneride bulunmak gerekirse; dava açılmadan önce davacı tarafın arabuluculuk yoluna başvurulması gerektiğinden, arabuluculuk sürecinin de kanunen 4-6 hafta arası sürebileceğinden, acil elektrik kesintisi tehdidiyle karşılaşan aboneler için değişik iş üzerinden tedbir, ardından asıl davanın iki hafta içinde ikamesi yolu elektriğin açılması için hızlı bir yol olabilir.
III. Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklı Davalarda İhtiyati Tedbir Talepleri Hakkında Yargıtay/BAM Kararları
1-Kaçak Elektrik Davalarında Elektriğin Kesilmemesi Yönündeki İhtiyati Tedbir Kararlarına Karşı İstinaf Yolunun Açık Olması Gerektiği Hakkında
<<<… Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin yukarıda açıklanan kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlık; elektrik abonesi tarafından elektrik hizmetini veren şirket aleyhine fatura edilen tüketim bedelinin hesaplamalara esas alınan miktar, süreler veya sözleşme, tarife ve diğer parametrelerin yanlış uygulandığı veyahut kaçak elektrik kullanmadığı iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılan davalarda, elektriğin kesilmemesi veya kesilen elektriğin yeniden bağlanması yönündeki talebin kabulü ile verilen ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin karar aleyhine istinaf yoluna başvurulup başvurulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, elektrik abonesi tarafından elektrik hizmetini veren şirket aleyhine tüketim bedelinin yanlış tahakkuk ettirildiği veya kaçak elektrik kullanmadığı iddiasıyla tüketim bedelinden sorumlu olmadığının tesbiti ve elektriğin kesilmemesi/kesilen elektriğin yeniden bağlanması istemiyle açılan davalarda, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi feshedilmemiş olmakla mevcudiyetini koruduğundan ve elektrik hizmetini veren davalı tarafından yaratıldığı iddia edilen muarazanın men’i istemi bulunduğundan, artık davanın müddeabihinin HMK’nın 341 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı dâhilinde kaldığından bahsedilemeyeceğine, dolayısıyla gerek bu davalarda verilen nihai kararlara gerekse ihtiyati tedbir kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabileceğine, ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf başvurusunun miktar itibariyle reddine dair Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararının usul ve kanuna uygun bulunmadığına, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/545 E. 2021/366 K. sayılı kararıyla aynı konuya ilişkin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/1838 E. 2020/1211 K. ve … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2021/15 E. 2021/240 K. sayılı kesin kararları arasındaki arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlıklarının bu şekilde giderilmesine…>>> (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/6582 E. – 2021/10948 K. Sayılı Kararı) https://karararama.yargitay.gov.tr/
2-Elektriğin Kesilmemesi Yönünde İhtiyati Tedbir Kararı Verilmesi Alacağın Geç Alınması Sonucunu Doğuracak Nitelikte Bir Karar Olmadığından İİK m.72/4’te Öngörülen Tazminata Hükmedilmemesi Gerektiği Hakkında
<…İİK’nun 72. maddesinin 3. fıkrası; “İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.” hükmünü,
Aynı maddenin 4. fıkrası ise; “Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.” hükmünü içermektedir.
Maddenin 3. ve 4. fıkralarının çok açık metninden anlaşıldığı üzere; borçlu aleyhine hükme bağlanan bir menfi tespit davasında alacaklı lehine tazminata karar verilebilmesi, öncelikle alacaklının bir icra takibi yapmış olması koşuluna bağlanmıştır. Somut olayda; davalı (alacaklı) tarafından, davacı (borçlu) aleyhine aleyhine dava konusu tahakkuk nedeniyle icra takibi yapıldığına ilişkin bir iddia bu davada ileri sürülmemiş, mahkemece de varlığı tesbit edilmemiştir.
Öte yandan, yargılama sırasında davacının aldığı ihtiyati tedbir kararı ise, elektriğin kesilmemesine yönelik olup, davalının alacağını geç alması sonucunu doğuracak nitelikte değildir.
Bu durumda; İİK’nun 72. maddesinin 4. fıkrasındaki tazminat için gerekli yasal koşulların gerçekleştiğinden söz edilemez. Mahkemece, açıklanan bu yönler gözardı edilerek davalı lehine tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır…>>> (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/15853 E. – 2018/6366 K. Sayılı Karar)
3-Elektriğin Kesilmemesi Yönündeki İhtiyati Tedbir Kararı İçin %15 Teminatın Yeterli Olabileceği Hakkında
<<<… Davada asıl talep İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit talebine ilişkin olup dava konusu borç kaçak elektrik kullanımından kaynaklanmaktadır. Davacı dava dilekçesinde dava konusu kaçak elektrik faturaları nedeniyle elektriğin kesilmemesi yönünde tedbir kararı talep etmiş, mahkemece tedbir talebinin kabulüne % 15 oranında teminat alınmasına karar verilmiş, takdir olunan teminat miktarı süresi içinde mahkeme veznesine yatırılmıştır. Davalı vekili; elektriğin kesilmemesi yönündeki tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmediğini, tedbir şartlarının oluşmadığını beyanla tedbirin kaldırılmasını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise % 100 oranında teminat alınmasını taleple karara itiraz etmiş mahkemece bu yöndeki itirazı reddedilmiş olmakla aynı nedenlerle istinafa başvurmaktadır. Somut olayda; dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri ve dava konusu borcun varlığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, söz konusu faturalar nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağına dair yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmiş ihtiyati tedbir dava konusu iki adet fatura ile sınırlanmış olmakla elektriğin kesilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi HMK 389 md hükmüne uygundur. Mahkemece takdir olunan % 15 oranındaki teminat miktarının yeterli ve somut olaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir…>>> (İstanbul bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/3590 E. – 2023/3574 K. Sayılı Kararı) https://emsal.uyap.gov.tr/
İstanbul / Bağcılar bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

2 Yorumlar