Elektrik piyasasında özellikle tesis kuran aboneleri, inşaat firmalarını ve sanayicileri yakından ilgilendiren Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesi, “Geri Ödeme” mekanizmasını Trafo Merkezi Bedelini Geri Ödeme Alma hakkını düzenleyen çok kritik bir hükümdür.
İçindekiler
Elektrik Şebeke Tesis Bedellerinin İadesi: Yönetmelik Madde 21 Kapsamında Trafo Merkezi Bedelini Geri Ödeme Alma Hakları
Elektrik piyasasında yeni bir tesis veya proje için bağlantı talebinde bulunulduğunda, mevcut şebeke imkanlarının yetersiz olması durumunda dağıtım şirketleri, gerekli yatırımı kullanıcıdan (abone/başvuru sahibi) talep edebilmektedir. Ancak, kullanıcı tarafından finanse edilen bu tesislerin mülkiyeti ve kullanım hakkı zamanla dağıtım şirketine geçtiğinden, harcanan bedellerin iadesi yasal bir zorunluluktur.
Yönetmelik Madde 21 Nedir?
Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. Maddesi, dağıtım şirketi adına kullanıcı tarafından inşa edilen veya finanse edilen “bağlantı varlıkları” ve “şebeke tesisleri” için yapılacak geri ödeme koşullarını düzenler. Bu maddeye göre; dağıtım şirketinin yatırım programında olmayan ancak kullanıcı tarafından yapılan harcamalar, belirli bir takvim ve usul çerçevesinde kullanıcıya geri ödenmelidir. İnşa edilen trafo bedelinin iadesi için enerji yatırımı geri ödeme uyuşmazlıklarında avukat ile başvuru yapılabilir.
Geri Ödeme Alınabilecek Temel Durumlar
- Dağıtım Tesislerinin Kullanıcı Tarafından Yapılması: Dağıtım şirketinin onayı ile yapılan tesislerin bedeli, şirketin yatırım planına alındığı tarihten itibaren iade sürecine girer.
- Kapasite Artırımı ve Yeni Bağlantılar: Şebekeye yapılan yatırımın ardından başka kullanıcıların da bu tesisten yararlanması durumunda, maliyetin paylaştırılması ve iadesi söz konusu olur.
- Yatırım Karakteristiklerine Uygunluk: Tesisin, dağıtım şirketinin teknik kriterlerine uygun inşa edilmiş olması iade için ön şarttır.
Geri Ödeme Alınamayacak Durumlar
Yönetmeliğin 21. maddesi her elektrik yatırımını değil, yalnızca dağıtım şirketine devredilen veya devredilecek olan “dağıtım tesisi” niteliğindeki yatırımları kapsar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2024/372 E. – 2025/202 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, aşağıdaki durumlarda geri ödeme talebi reddedilmektedir:
- Tesis Özel Mülkiyette Kalıyorsa: Trafo veya enerji nakil hattı, dağıtım şirketine devredilmeden kullanıcının kendi taşınmazı üzerinde ve münhasıran kendi ihtiyacına hizmet edecek şekilde inşa edilmişse, “dağıtım tesisi” tanımına girmediğinden 21. madde uygulanmaz.
- Geçici Kabul veya Devir Yapılmamışsa: Tesisin dağıtım şirketine fiilen teslim edildiğini (geçici kabul tutanağı, devir protokolü) gösteren belge bulunmuyorsa, geri ödeme talebi dayanaksız kalır.
- Mülkiyet İspatlanamıyorsa: Dağıtım şirketleri, geri ödeme başvurusunda tesisin bulunduğu taşınmazın maliki olunduğunu gösteren belge talep etmekte; bu belge sunulmazsa talebi “aktif husumet yokluğu” gerekçesiyle reddetmektedir.
Geri Ödeme Sürecinde Karşılaşılan Hukuki Sorunlar
Birçok abone veya işletme, yaptığı yatırımın bedelini geri alabileceğini bilmemekte veya dağıtım şirketlerinin “amortisman” ya da “eksik belge” gerekçeleriyle süreci uzatmasıyla karşı karşıya kalmaktadır.
- Endeksleme ve Güncelleme: Geri ödemeye esas bedelin güncel maliyetler ve enflasyon oranları (TÜFE) üzerinden doğru hesaplanmaması.
- Zamanaşımı Riskleri: Dağıtım şirketleri, geri ödeme talebinin üzerinden uzun yıllar geçtiğini ileri sürerek zamanaşımı def’i ileri sürebilmekte; bazı davalarda talebin Türk Borçlar Kanunu’nun 82. maddesindeki sebepsiz zenginleşme hükümlerine (2/10 yıl) tabi olduğu savunulmaktadır.
- Hukuki Nitelendirme: Yapılan tesisin “bağlantı varlığı” mı yoksa “şebeke tesisi” mi olduğu konusundaki uyuşmazlıklar.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre (bkz. aşağıdaki Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/2782 E. – 2023/3120 K. sayılı karar), taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi niteliğinde kabul edilmekte ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu‘nun 149. maddesi uyarınca zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlamaktadır. Aynı Kanunun 479. maddesi, eser sözleşmelerinde iş bedelinin muacceliyetini teslim şartına bağlamaktadır. Dağıtım şirketi geri ödemenin hangi tarihte yapılacağını belirlemediği ve fiilen hiçbir ödeme yapmadığı sürece alacak muaccel hale gelmez; bu nedenle çoğu davada zamanaşımı def’i reddedilmektedir. Bununla birlikte, bazı bölge adliye mahkemesi kararlarında taraflar arasında eser sözleşmesi bulunmadığı yönünde farklı değerlendirmeler de yapılabilmekte, bu tür çelişkili kararlar Yargıtay tarafından bozulmaktadır (bkz. aşağıdaki 6. Hukuk Dairesi 2022/4345 E. – 2023/3915 K. sayılı karar).
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Trafo merkezi bedelinin geri ödemesi talepli davalarda görevli mahkeme, davacının sıfatına göre değişmektedir:
- Davacı Tacir ise (Ticari Şirket): Dağıtım tesisini yaptıran ve geri ödemeyi talep eden taraf bir ticaret şirketi (tacir) ise, uyuşmazlık 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu anlamında ticari dava niteliğindedir ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi‘dir. İncelenen kararların büyük bölümünde ilk derece mahkemesi bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesi olarak görülmüştür (örn. İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi).
- Davacı Tacir Değilse (Gerçek Kişi, Kamu Kurumu, Belediye vb.): Talep sahibi bir tacir sıfatını taşımıyorsa, görevli mahkeme genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2024/372 E. – 2025/202 K. sayılı kararına konu davada davacı bir kamu kurumu olduğundan, uyuşmazlık Asliye Hukuk Mahkemesinde (Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi) görülmüştür.
Yetkili mahkeme bakımından ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel yetki kuralı gereği davalı dağıtım şirketinin yerleşim yerindeki (genel müdürlük veya ilgili bölge müdürlüğünün bulunduğu) mahkeme yetkilidir; uyuşmazlık sözleşmeye dayandığından, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili kabul edilebilir.
Husumet: Davada Doğru Davalı Kimdir?
Trafo merkezi bedelinin geri ödemesi davasında husumet (davalı sıfatı), bölgede faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketine yöneltilmelidir. Dağıtım şirketi, EPDK‘dan aldığı lisansla o bölgede tekel niteliğinde dağıtım faaliyeti yürüttüğünden ve tesisi devralan/geçici kabulünü yapan taraf olduğundan, geri ödeme yükümlüsü de kendisidir.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken iki husus vardır:
- EPDK Davanın Tarafı Değildir: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bir düzenleyici/denetleyici kurumdur; yatırım bedelinin tahsiline yönelik alacak davası EPDK’ya karşı değil, doğrudan dağıtım şirketine karşı açılır. EPDK’nın işlem veya görüş yazılarının iptali talep ediliyorsa bu, ayrı bir idari yargı sürecidir.
- Mülkiyet/Aktif Husumet İtirazına Hazırlıklı Olun: Dağıtım şirketleri savunmalarında sıklıkla, davacının tesisin bulunduğu taşınmazın maliki olduğunu ispat edemediğini ileri sürerek davanın “aktif husumet yokluğu” nedeniyle reddedilmesini talep etmektedir. Bu nedenle dava açılmadan önce tapu kaydı, geçici kabul tutanağı ve varsa devir protokolü gibi belgelerle mülkiyet/yatırımcı sıfatının ispatlanması büyük önem taşır.
Konu ile Alakalı Yargıtay Kararları
Aşağıda, Yönetmeliğin 21. maddesi kapsamında trafo/dağıtım tesisi bedelinin geri ödemesine ilişkin incelenen 6 Yargıtay kararının özeti yer almaktadır:
| Daire / Esas–Karar No | Uyuşmazlık Konusu | Sonuç |
|---|---|---|
| 6. HD 2024/2444 E. – 2025/2083 K. | TM ve YG kablo tesisi yatırım bedelinin iadesi | Kabul – eser sözleşmesi, zamanaşımı işlemedi, TÜFE ile güncellenerek iade |
| 6. HD 2025/290 E. – 2025/2937 K. | Yer altı kablosu tesisi yatırım bedelinin iadesi | Kabul – eser sözleşmesi, zamanaşımı işlemedi |
| 3. HD 2025/2189 E. – 2025/5448 K. | Ortak kullanım hâline gelen tesisin devri | Kabul – güncel bedel + yasal faiz (ticari faiz değil) |
| 3. HD 2024/372 E. – 2025/202 K. | Özel mülkiyette kalan trafonun bedeli | Ret – tesis “dağıtım tesisi” kapsamı dışında kaldığından m.21 uygulanmadı |
| 6. HD 2022/2782 E. – 2023/3120 K. | Zamanaşımının başlangıcı (TBK m.149 ve m.479) | Kabul (Onama) – muacceliyet gerçekleşmediğinden zamanaşımı işlemedi |
| 6. HD 2022/4345 E. – 2023/3915 K. | Eser sözleşmesi niteliği ve zamanaşımı tartışması | Bozma (usulden) – bölge adliye mahkemesi kararında gerekçe-hüküm çelişkisi |
1-Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2444 E. – 2025/2083 K. Sayılı İlamı Yorumlama
Talep: Davacı taraf davalı elektrik dağıtım şirketinin hizmet alanı içinde bulunan projesine ait Trafo Merkezi ve Yüksek Gerilim yer altı kablosu tesisi işine ait geçici kabul işlemlerinin 22.06.2012 tarihinde yapıldığını, tanzim edilen geçici kabul tutanaklarının 21.11.2011 tarihinde onaylandığını, anılan işlerin davalı tarafça uygun görülen proje kapsamında tesis edildiklerini ve geçici kabullerinin yapıldığını, söz konusu elektrik dağıtım varlığının Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesine istinaden TM ve YG yer altı kablosu tesisi işine ait 1.544.154,76 TL yatırım bedelinin 21.10.2011 tarihinden itibaren aylık TFE oranında faiz güncellemesinin yapılarak dava tarihindeki güncel bedelinin tespiti ile yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuki Mesele: Davacının geri ödemesinin yapılmasını talep ettiği yatırım bedelinin Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesine istinaden istenip istenmeyeceği, davacı ile davalı elektrik dağıtım şirketi arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi sayılıp sayılmayacağı, davacının söz konusu yatırım bedelinin güncellenmiş bedeli ile birlikte tahsili talebinin yerinde olup olmadığı hususu ile davacının talebinin zamanaşımı sürelerine tabi olup olmadığı hakkındadır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi: İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş ve davalı elektrik dağıtım şirketinin karara itirazı sonrasında dosya istinaf mahkemesine gönderilmiştir.
İstinaf mahkemesi yaptığı değerlendirmede Güncel Yargıtay kararları gereği taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının yatırım bedelini geri ödeme talebinin Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesine istinaden enflasyon verilerine istinaden güncellenen bedelin istenmesinin uygun olduğu, davalı elektrik dağıtım şirketine dağıtım tesislerinin teslim gerçekleşmesine rağmen iş bedelinin ilgili yönetmelik gereği ne zaman ödeneceği belirlenmediğinden dava konusu alacak için zamanaşımının işlemeyeceğini belirterek davalı elektrik dağıtım şirketinin istinaf talebini reddetmiştir.
Yargıtay tarafından ilgili İstinaf Dairesi tarafından verilen karar ONANMIŞTIR.
Pratik Sonuç: Elektrik dağıtım şirketi tarafından yapılması gereken tesis yatırım işleri, sürecin hızlanması için talep sahibi tarafından yapılıyorsa, taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi olarak nitelendirilir. Talep sahibi tesis yatırım bedelini güncellenmiş enflasyon verilerine göre Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. Maddesine istinaden geri alabilir. Bu talep zamanaşımına tabi değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2444 E. – 2025/2083 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/374 E., 2024/1598 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/24 E., 2022/509 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat …. ile davacı vekili Avukat …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının hizmet alanında mevcut olan “…. İnşaat A.Ş. – Su Kent 77-79 ada ( MY TOWERLAND) projesine ait 8494-8495 no’lu TM ve YG yer altı kablosu tesisi” işine ait geçici kabul işlemlerinin 22.06.2012 tarihinde yapıldığını, tanzim edilen geçici kabul tutanaklarının 21.11.2011 tarihinde onaylandığını, anılan işlerin davalı tarafça uygun görülen proje kapsamında tesis edildiklerini ve geçici kabullerinin yapıldığını, söz konusu dağıtım varlığının Mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesi ve 28.01.2014 tarihli 28896 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesine dayanılarak hazırlanan 27.08.2014 tarihli ve 5187 -2 karar no’lu EPDK Kurul Kararı ile yayımlanan metodoloji ve sair meri mevzuat gereği yatırım bedelinin, iadesinin gerektiğini, davalı şirket yetkilileriyle çeşitli aşamalarda sözlü görüşmelerin yapıldığını, 15.10.2018 tarihli yazı ile yatırım bedelinin iadesinin talep edildiğini, anılan talebin 06.11.2018 tarihli yazı ile reddedildiğini, davalının yazılarında EPDK’nın 24.06.2016 tarihli E. 33833 sayılı yazısı gereği yatırım bedellerinin kat maliklerine ödeneceği, bu nedenle müvekkilinin iade talebinin yerinde olmadığı yönünde değerlendirme yapıldığını, davalının ret cevabına karşılık 01.12.2018 tarihinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na yapılan yazılı başvuruya dava tarihine kadar herhangi bir yanıt verilmediğini, Mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38. maddesi 6 fıkrasının ve Elektrik Piyasası Bağlantı Sistem ve Kullanım Yönetmeliğinin 21. maddesinin anılan yatırım bedelinin iade edilmesine ilişkin hükümleri içerdiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, davalının hizmet alanında mevcut olan Su Kent 77-79 ada ( MY TOWERLAND) Projesi kapsamında 8494-8495 no’lu TM ve YG yer altı kablosu tesisi işine ait 1.544.154,76 TL yatırım bedelinin 21.10.2011 tarihinden itibaren aylık TFE oranında faiz güncellemesinin yapılarak dava tarihindeki güncel bedelinin tespiti ile yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı şirkete müracaat ettiği 2012 yılında yürürlükte olan 04.08.2002 tarihli 24836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Yönetmeliğinin 02.11.2013 tarihli 28809 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle yürürlükten kaldırıldığını, 28.01.2014 tarih 28896 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin” Dağıtım Varlıkları başlıklı 21/1. maddesi, 27.08.2014 tarih 5187-2 sayılı EPDK’nın kurul kararı ile oluşturan “Kullanıcı Tarafından Dağıtım Varlıklarının Tesis Edilme Metedolojisi”nin dağıtım varlıklarının tesis edilme süreci başlıklı 5/4 maddesi ile, dağıtım varlığının geri ödemeye esas bedelinin ne şekilde hesaplanacağına iilşkin hükümlerin getirildiğini, ayrıca EPDK’nın 27.22.2014 tarihli 69959 sayılı yazılarıyla dava konusu talebe ilişkin uygulamaların ne şekilde yapılacağının gösterildiğini, davacı tarafından dava ile yatırım bedelinin talep edildiğini, talep edilen yatırımın bulunduğu parseldeki yapıya ilişkin davacı tarafın mülkiyeti bulunduğunun gösterilmesi gerektiğini, aksi halde ilgili mevzuat gereğince söz konusu yatırım bedelinin talep edilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu 8494-8495 no’lu TM ve OG kablo tesisine ilişkin … İnş. A.Ş. tarafından davalı şirkete … Mah. … ada konutları adresinde yapılacak yapıların elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla 2 x 1600 kVA trafo gücüne ihtiyaçlarının bulunduğu belirtilerek başvuru yapıldığını, bu başvuruyu teminen C2 Tip Müsaade Belgesi’ nin verildiğini, müvekkili şirketin bağlantı görüşüne istinaden … İnş. A.Ş. tarafından hazırlanan projenin onaylandığını, geçici kabulün yapıldığını, … İnşaat A.Ş. tarafından C2 Tip 34,5/ 0,4 kV 2 x 1600 kVA bina tipi 8494-8495 no’lu TM ve OG kablo işinin geçici kabul işlemlerinin tamamlandığını, davacı tarafından 15.10.2018 tarihli yazı ile yatırım bedelinin iadesinin talep edildiğini, davalı şirket tarafından 06.11.2018 tarihli yazı ile, talep edilen tesislerin bulunduğu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına ilişkin belgelerin iletilmesinin istenildiğini, davacı tarafından cevap verilmediğini, EPDK mevzuatına göre davacının mülkiyeti teşvik edici belgeleri sunmaması nedeniyle talebinin olumlu ya da olumsuz sonuçlandırılmadığını, davacının mülkiyetini ispat edici belge sunması gerektiğini, aksi takdirde işbu davanın aktif husumet yönünden reddi gerektiğini belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,”somut olayda, işin yapıldığı tarih 2012 ve öncesi olup işin geçici kabulü de 22.06.2012 tarihinde yapılmıştır. 2014 yılında yürürlüğe girmiş yönetmelik hükümlerinin somut olaya uygulanması mümkün değildir. Davalı yan bilirkişi raporu alındıktan sonraki süreçte, istinaf sürecinde ve mahkememizce onama ve bozma kararlarına karşı beyanda bulunmak üzere verilen sürede geçici kabul tutanaklarının proje keşif bedelini yansıttığını, projede meydana gelen değişiklikler nedeni ile tesislerde farklılık meydana gelebileceğini, geçici kabul tutanağında davacı şirket sorumluluğunda olmayan kalemlerin olduğunu belirterek keşif yapılması talebinde bulunmuştur. Davalı yanın kendi mühendislerinden teşekkül ettirilen heyetçe geçici kabul tutanağında projede gösterilenler ile yerinde kurulan tesisin aynı olduğu tespit edilmiştir. Keşif yapılmasına gerek olmadığı istinaf dairesinin yeni tarihli onama kararlarında da belirtilmiştir. 6 dosyanın tamamı aynı mahiyettedir.” gerekçesi ile;” Davanın kabulüne, 2.930.417,40 TL alacağın, 1.544.145,76 TL’sine dava tarihi olan 27.12.2018 tarihinden, 1.386.271,64 TL’sine ise ıslah tarihi olan 06.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Dava, davacı şirket tarafından gerçekleştirilen ‘… İnşaat A.Ş. -Su Kent 77-79 ADA ( MY TOWERLAND) projesine ait 8494-8495 no’lu TM ve YG yer altı kablosu tesisi projesinde binaya enerji sağlanması için davacı tarafça karşılanan enerji yatırım bedelinin davalıdan tahsili talebine yöneliktir. Güncel Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 2022/2782 E., 2023/3120 K. sayılı onama kararı gereği, taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesi olarak kabul edilmelidir. Davacının ‘… İnşaat A.Ş. -Su Kent 77-79 ADA ( MY TOWERLAND) projesine ait 8494-8495 nol’u TM ve YG yer altı kablosu tesisi yaparak davalıya teslim ettiği açıktır. Davalıya teslim gerçekleşmesine rağmen iş bedelinin ilgili yönetmelik gereği ne zaman ödeneceği belirlenmediğinden dava konusu alacak için zamanaşımı da işlemeyecektir. Yargılama sırasında alınan kök ve ek bilirkişi raporunda, davacının talep ettiği 1.544.145,76 TL bedelin 22.06.2012 geçici kabul tarihinden 27.12.2018 dava tarihine kadar TUİK’in “Parasal Değer Güncelleme Raporu”na göre 2.930.417,40 TL olduğu belirlenmiştir. Bu durumda konuya ait Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 2022/5467 E., 2023/1160 K. sayılı ilamı sonrası, bu kez bu karar akabinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 2022/2782 E., 2023/3120 K. sayılı kararı çerçevesinde, son güncel nitelikli Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 2022/2782 Esas, 2023/3120 Karar sayılı kararı gözetilerek,sözleşmenin eser sözleşmesi kapsamında olduğu, davacının söz konusu yatırım bedelinin güncellenmiş bedeli ile birlikte tahsili talebinin yerinde olduğu, hükme dayanak bilirkişi kök ve ek raporunun denetime elverişli bulunduğu anlaşılmıştır” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde,
a. Dava konusu yatırım bedelinin iadesinin eser sözleşmesi kapsamında nitelendirilemeyeceğini,
b. Müvekkili şirketin bu dava kapsamında sunduğu itirazların savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında yer almadığını,
c. Yerel mahkemenin bir yandan EPDK kurul kararlarının kanuni bir dayanağı olmadığını belirtirken, bir yandan EPDK kurul kararlarına dayanarak tespitlerde bulunduğunu, bu çelişkili değerlendirmelerin hukuka uygun olmadığını, müvekkili şirketin elektrik enerjisi piyasasında faaliyet gösteren bir dağıtım şirketi olarak, düzenleyici ve denetleyici kurum EPDK kararlarına bağlı şekilde faaliyet göstermek zorunda olduğunu,
d. Müvekkili şirketin faaliyet alanı gereğince EPDK düzenlemelerine uymakla yükümlü olduğundan, işbu dava konusu yatırım bedelinin belirlenmesinin EPDK mevzuatı ve birim bedelleri kapsamında yapılmak zorunda olduğunu, aksi halde belirtildiği üzere, haksız olarak bir kişinin sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verileceği gibi kamu zararının da doğacağını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunun olaya uygun ve içerik itibariyle yeterli ve inandırıcı olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
2-Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/290 E. – 2025/2937 K. Sayılı İlamı Yorumlama
Talep: Davacı taraf davalı elektrik dağıtım şirketinin hizmet alanı içinde bulunan projesine ait yer altı kablosu tesisi işine ait geçici kabul işlemlerinin 11.09.2007 tarihinde yapıldığını, tanzim edilen geçici kabul tutanaklarının 18.09.2007 tarihinde elektrik dağıtım şirketi tarafından onaylandığını belirterek Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesine dayanılarak hazırlanan 27.08.2014 tarih ve 5187 -2 Karar no.lu EPDK Kurul Kararı ile yayımlanan metodoloji ve sair meri mevzuat gereği yatırım bedelinin enflasyon verilerine uygun olarak güncellenerek iadesini talep ve dava etmiştir.
Hukuki Mesele: Davacının geri ödemesinin yapılmasını talep ettiği yatırım bedelinin güncellenmesi enflasyon verilerine göre Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesine istinaden istenip istenmeyeceği hakkındadır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi: İlk derece mahkemesi tesisin teslim tarihinde yürürlükte olan 2002 tarihli Yönetmelik’in 38. maddesine uygun yapıldığını, güncellenmiş bedelin 2.228.794,59 TL olduğunu ve mahsuplaşma/ödemelerin hiç başlamadığını belirterek davayı kabul etmiş;
Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili hukuk dairesi davalı tarafın istinaf başvurusunu esastan reddederek yerel mahkeme kararını onamıştır.
Yargıtay, uyuşmazlığı eser sözleşmesine dayalı alacak olarak nitelendirip kararı ONAMIŞ, davalı elektrik dağıtım şirketinin (piyasaya özgü işlem olduğu, EPDK kararlarıyla bağlı olunduğu, muhatabın malik olması gerektiği, zamanaşımı) itirazlarını bozma sebebi görmemiştir.
Pratik Sonuç: Elektrik dağıtım şirketi tarafından yapılması gereken tesis yatırım işleri, sürecin hızlanması için talep sahibi tarafından yapılıyorsa, taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi olarak nitelendirilir. Talep sahibi tesis yatırım bedelini güncellenmiş enflasyon verilerine göre Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. Maddesine istinaden geri alabilir. Bu talep zamanaşımına tabi değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/290 E. – 2025/2937 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/719 E., 2024/1072 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/772 E., 2020/891 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat … ile davacı vekili Avukat … ‘in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin hizmet alanında mevcut olan ‘…’ projesine ait 2398-2399-2400-2402-2403 no.lu … ve … yer altı kablosu tesisi’ işini üstlenerek geçici kabul seviyesine getirdiğini, geçici kabul işlemlerinin 11.09.2007 tarihinde yapıldığını, tanzim edilen geçici kabul tutanaklarının 18.09.2007 tarihinde onaylandığını, mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesi ve 28.01.2014 tarih 28896 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesine dayanılarak hazırlanan 27.08.2014 tarih ve 5187 -2 Karar no.lu EPDK Kurul Kararı ile yayımlanan metodoloji ve sair meri mevzuat gereği yatırım bedelinin davacıya iadesinin gerektiğini, ancak davalıya bu doğrultuda yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 807.307,11 TL yatırım bedelinin 11.09.2007 tarihinden itibaren aylık TFE oranında güncellemesinin yapılarak dava tarihindeki güncel bedelinin tespiti ile yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; EPDK’nın 27.11.2014 tarih 69959 sayılı yazısında dava konusu talebe ilişkin uygulamaların ne şekilde yapılacağının gösterildiğini, davacı tarafından huzurdaki dava ile yatırım bedelinin talep edildiğini ancak talep edilen yatırımın bulunduğu parseldeki yapıya ilişkin davacı tarafın mülkiyetinin bulunduğunun gösterilmesinin gerektiğini, aksi halde ilgili mevzuat gereğince söz konusu yatırım bedelinin talep edilmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına ilişkin belgelerin iletilmesinin davacıdan istenildiğini ancak davacı tarafından bu isteme cevap verilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tesisin davacı şirket tarafından davalı kuruma teslim edildiği tarihte yürürlükte bulunan 04.08.2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesindeki şartlara uygun olarak yapıldığı ve davacı tarafından yapılan tesisin yatırım bedelinin TEDAŞ 2007 teslim yılı birim fiyatlarına göre 807.307,11 TL olduğu, anılan 807.307,11 TL bedelin 11.09.2007 geçici kabul tarihinden 27.12.2018 dava tarihine kadar, bahsi geçen yönetmeliğin 38. maddesi uyarınca, TUİK’in “Parasal Değer Güncelleme Raporu”na göre güncellenmiş tutarının 2.228.794,59 TL olduğu, işin yapımı ve geçici kabulünün eski yönetmeliğin yürürlükte olduğu dönemde gerçekleştiği, mahsuplaşma ve ödemelerin hiç başlamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bu tesisin yapımının, elektrik enerjisi piyasasına özgü bir husus olduğunu ve özel hukuk tip sözleşmeleri kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bu işlemler ile ilgili olarak elektrik piyasası mevzuatı, enerji piyasasının düzenleyici ve denetleyici kurumu EPDK kararlarına uygun hareket edilmesinin zorunlu olduğunu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun 24.06.2016 tarih, E. 33830 sayılı yazısı uyarınca geri ödeme başvurusunda muhatap tarafın, söz konusu tesise ilişkin olarak kullanım yerinin/yerlerinin malikinin/maliklerinin olduğunu, mahkeme tarafından da, dava açıldıktan sonra EPDK tarafından görüş değiştirildiğinin açıkça belirtildiğini, anlaşıldığı üzere davanın açılmasına müvekkilince sebebiyet verilmediğini, dava açıldığı tarihte EPDK kararı kapsamında hareket edilmiş olduğunu, davanın açıldığı tarih olan 27.12.2018’de mevzuat hükümleri ve mahkeme tarafından gerekçeli kararda da belirtildiği üzere dava konusu yatırım bedelinin davacı yan tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığını, temin ve tesisi davalı sorumluluğunda bulunmayan jeneratörlere ilişkin kurul … kablo bedellerin davalıdan talep edilmesinin mümkün olmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3-Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2189 E. – 2025/5448 K. Sayılı İlamı Yorumlama
Talep: Davacı taraf kullanım yerindeki elektrik ihtiyacı için davalı elektrik dağıtım şirketine 2017 yılında başvurduğunu, başvuru neticesinde Elektrik Piyasası Yönetmeliğinin 12. maddesindeki şartların sağlanması durumunda Yönetmeliğin 21. maddesine göre söz konusu yatırımı, kendi imkanlarıyla teknik standartlara uygun olarak yapabileceği ve finanse edebileceğinin bildirildiğini, tüm şartlar yerine getirilerek 160 kVA enerji nakil hattının yaptırıldığını, yapılan hatta üçüncü kişi tarafından bağlantı yapılmasına elektrik dağıtım şirketi tarafından onay verildiği, ortak kullanım hâline gelmiş ve dağıtım şirketince devralınan dağıtım tesisine ait yatırım bedelinin ödenmesi talep ve dava edilmiştir.
Hukuki Mesele: Davacı tarafça yaptırılan ve ortak kullanım haline gelen elektrik dağıtım tesisine ait yatırım bedelinin talep edilip edilemeyeceği, talep edilecek faizin yasal faiz mi ticari faiz mi olduğu ile bedelin hangi değer üstünden ödenmesinin gerektiği hakkındadır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi: İlk derece mahkemesi davacının enerji nakil hattının devir alınmasına ve 3. bir şahsa enerji nakil müsaadesi verilmesine ilişkin davalı şirket işleminin iptali talebinin reddine, terdiden açılan tazminat davasının kabulü ile davaya konu enerji nakil hattının davalı tarafça devir alınmasına, enerji nakil hattı bedeli olan toplam 476.828,73 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı elektrik dağıtım şirketinden tahsiline, davacının ticari faiz uygulanması ve faizin başlangıç tarihine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara elektrik dağıtım şirketi itiraz etmiş,
Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi istinaf incelemesinde uzman bilirkişi heyetinden alınan hüküm kurmaya elverişli yeterlilikteki ve EPDK’nın Ortak Kullanım Haline Gelen Elektrik Dağıtım Tesislerinin Elektrik Dağıtım Şirketlerince Devralınmasına Dair Usul ve Esaslara İlişkin Kararına uygun hesaplama ile enerji nakil hattı bedelinin belirlendiği gerekçesiyle elektrik dağıtım şirketinin istinaf talebinin reddine karar vermiştir.
Yargıtay tarafından ilgili İstinaf Dairesi tarafından verilen karar ONANMIŞTIR.
Pratik Sonuç: Ortak kullanım haline gelen elektrik dağıtım tesislerinin elektrik dağıtım şirketinden güncel bedel ödenerek devralınması istenebilir. Bu tip taleplerde istenecek faiz türü ticari faiz değil yasal faizdir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2189 E. – 2025/5448 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/429 E., 2025/599 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/110 E., 2025/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin … İli, … İlçesi, … Mevkiinde bulunan tesisinin elektrik ihtiyacı için davalı şirkete 2017 yılında başvurduğunu, başvuru neticesinde Elektrik Piyasası Yönetmeliğinin 12. maddesindeki şartların sağlanması durumunda Yönetmeliğin 21. maddesine göre söz konusu yatırımı, kendi imkanlarıyla teknik standartlara uygun olarak yapabileceği ve finanse edebileceğinin bildirildiğini, müvekkilince tüm şartlar yerine getirilerek 160 kVA enerji nakil hattının yaptırıldığını, müvekkili tarafından gerekli izinler alınarak ve kendi imkanları ile finanse edilerek enerji nakil hattı projesinin … Mühendislik şirketine çizdirildiğini, yapılan bu enerji nakil hattı için 17 adet demir direk ve bilimum elektrik tefrişatı sarf edildiğini, her bir demir direğin üzerine inşa edildiği arsa ile ilgili olarak tıpkı elektrik şirketince bu enerji nakil hattı inşa ediliyormuş gibi arsa sahiplerine ödenmesi gereken kamulaştırma bedellerinin de müvekkili tarafından ödendiğini, 12.10.2022 tarihinde mülkiyeti müvekkiline ait enerji nakil hattı güzergahının devamında bulunan bir arsaya dava dışı kişinin bağlantı hattı başvurusu üzerine bu kişiye ait taşınmaza 100 kVa elektrik tesisi için onay verildiğini, mülkiyeti müvekkiline ait olan enerji nakil hattına bağlantı yapılarak dava dışı kişiye ait taşınmaza elektrik hattı çekildiğini, müvekkilinin mülkiyeti kendisine ait olan hattından onayı alınmaksızın başka birine elektrik bağlantı hattı tesis edildiğini öğrenmesi üzerine davalı şirkete başvurduğunu, 250.000,00-300.000,00 TL civarında tutulacak olan mülkiyetinde olan enerji nakil hattının 47.897,66 TL bedelle … tarafından devralınacağını öğrendiğini, müvekkilinin tarafına dayatılan devir protokolünü imzaladığını, davalı şirketçe yapılan bu devre muvafakatı olmadığını, davalının devre ilişkin olarak müvekkiline bir bedel ödemediğini ileri sürerek; müvekkili adına kayıtlı olan enerji nakil hattının devralınmasına ve 3. bir şahsa enerji nakil müsaadesi verilmesine ilişkin davalı şirket işleminin iptaline, aksi halde şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili şirket tarafından davacının özel mülkiyetindeki enerji nakil hattının devrine ilişkin yapılan hesaplamanın mevzuat hükümleri çerçevesinde hukuka uygun bir şekilde yapıldığını, meskun mahal içerisinde bulunan ve ilgili OG kullanıcısı ile aynı veya bitişik parselde yer alan en fazla beş kullanım yerine ayrı kullanıcı olarak müstakil ölçü sistemi ile bağlantı yapılabileceğini, herhangi bir dağıtım merkezine bağlanmadan doğrudan iletim tesisi salt sahalarının dağıtım gerilimi seviyesindeki fiderlerine bağlanması ve TEİAŞ ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşması imzalanması kurul tarafından uygun görülerek bu durumu lisansına derç edilmiş olan üretim tesislerinin iletim tesisinin salt sahasına bağlantısını sağlayan kullanıcı mülkiyetindeki hat başka bir hat kullanıcı tarafından kullanılana ya da dağıtım sistemi ile irtibatlanana kadar bu hatları tesis eden tüzel kişi tarafından işletileceğini, bu hattın başka bir kullanıcı tarafından kullanılması veya dağıtım sistemi ile irtibatlanması halinde söz konusu hat Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 37. maddesinde yer verilen usul ve esaslar çerçevesinde, dağıtım şirketince devir alınır ve kullanıcı dağıtım sistemi kullanıcı haline geleceğini, müvekkili şirketin 37. maddenin (1) b fıkrası uyarınca işlem yaptığını, ancak kullanıcının enerji nakil hattının devrine rıza göstermemesi nedeniyle mezkur Yönetmelik hükmünün 2. fıkrası uyarınca kamulaştırma yoluna gidildiğini, EPDK tarafından kamu yararı kararı alındığını, usul ve esaslara göre devir bedelini belirleyerek davacı tarafa bu bedelin teklif edildiğini, ancak davacının bu bedeli kabul etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirketin adı geçen Yönetmelik ve EPDK hükmüne istinaden davacıya ortak kullanım haline geldiğinden bahisle elektrik bağlantı tesisinin devralınacağını bildirerek, dava harici müşterisine enerji ve abonelik vermiş olduğu halde davacıya herhangi bir bedel ödemediği gibi teklif ettiği 47.897,66 TL bedelin çok düşük olduğu, bu hali ile yargılamaya konu enerji nakil hatlarının davalı şirketçe devralınması karşılığında davacı lehine enerji nakil hattı bedeline hükmedilmesi gerektiği, Mahkemece yargılama aşamasında enerji nakil hatlarının bulunduğu mahal mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, akabinde EPDK’ya müzekkere yazılarak dava tarihi itibariyle … için belirlenen enerji nakil hattı devir birim bedellerinin tablo halinde gönderilmesinin istendiği, bu bedeller tablo halinde geldikten sonra dosyanın yeniden bilirkişilere tevdi edilerek ikinci ek heyet raporun alındığı, bilirkişilerden alınan 09.12.2024 tarihli raporun hükme esas alınmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davacının enerji nakil hattının devir alınmasına ve 3. bir şahsa enerji nakil müsaadesi verilmesine ilişkin davalı şirket işleminin iptali talebinin reddine, terdiden açılan tazminat davasının kabulü ile davaya konu enerji nakil hattının davalı tarafça devir alınmasına, enerji nakil hattı bedeli olan toplam 476.828,73 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının ticari faiz uygulanması ve faizin başlangıç tarihine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirketin ilgili Yönetmelik ve EPDK hükmüne istinaden davacıya ortak kullanım haline geldiğinden bahisle elektrik bağlantı tesisinin devralınacağını bildirerek dava harici müşterisine enerji ve abonelik verdiği halde davacıya herhangi bir bedel ödemediği, Mahkemece enerji bağlantı tesisinin bedelinin tespiti amaçlı mahalinde bilirkişi refakatinde keşif icrası ile konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan hüküm kurmaya elverişli yeterlilikteki ve EPDK’nın Ortak Kullanım Haline Gelen Elektrik Dağıtım Tesislerinin Elektrik Dağıtım Şirketlerince Devaralınmasına Dair Usul ve Esaslara İlişkin Kararına uygun hesaplama ile enerji nakil hattı bedelinin belirlendiği, bilirkişi raporuna istinaden davacı lehine enerji nakil hattı bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davada ön inceleme aşamasına, dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmadan geçildiğini, ön inceleme duruşması tamamlanarak tahkikat aşamasına başlandığını, davacı tarafça İncesu Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada taraflarınca cevap dilekçesi verildiğini, ardından davacı tarafça cevaba cevap dilekçesi verildikten sonra dosyada görevsizlik kararı verildiğini, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesi taraflarına tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verilerek Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/110 Esas sayılı dosyasında görülmeye başlandığını, dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmadan, davacının cevaba cevap dilekçesine karşı ikinci cevap dilekçesinin sunulmasına fırsat tanınmadan tahkikat aşamasına geçilmesinin usule ve yasaya aykırı olup hukuki dinlenilme hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, davacının … İli, … İlçesi, … Mevkiinde bulunan enerji nakil hattının devrine rıza göstermemiş olması nedeniyle Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 37. maddesinin (2) fıkrası uyarınca kamulaştırma yoluna gidildiğini ve EPDK tarafından kamu yararı kararı alındığını, (EK 1; 30.07.2020/9480-30 sayılı kamu yararı kararı). davacı tarafın dava dilekçesinde bu işlemin iptalini talep ettiğini, ancak davanın müvekkili şirkete yöneltilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin idari işlemin iptaline yönelik açılan işbu davanın tarafı olmadığını, bu nedenle taraflarına karşı açılan işbu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekmekteyken davanın kabulüne ilişkin verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece ıslahla talep edilen tüm miktara dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği, bu hususun istinaf dilekçesine ek beyan dilekçesinde ileri sürülmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin yaptığı işlemlerin Yönetmelik ve sair mevzuat düzenlemelerine uygun olduğunu, hükme esas alınan raporda sadece davacının talepleri doğrultusunda hesaplamalar yapıldığını, müvekkili şirketçe uygulanan hesaplama yönteminin, EPDK tarafından 30.12.2017 tarihli ve 30286 sayılı (1. Mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan Kullanıcı Mülkiyetindeki Elektrik Tesislerinin Elektrik Dağıtım Şirketlerince Devralınmasına Dair Usul ve Esaslar madde 8’de belirtilen yöntem ile hesaplandığını, bilirkişilerce raporlarda yapılan hesaplamaların ise, tek tek kullanılan malzemeye göre ve neye göre belirlendiği belli olmayan piyasa fiyatlarına göre hazırlandığını, hükme esas alınan raporların mevzuat hükümlerine aykırı olarak hazırlandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, enerji nakil hattının devralınması ve 3. kişilerin yararlandırılması yönündeki işlemin iptali, olmadığı takdirde enerji nakil hattının değerinin davalıdan tahsili taleplidir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, Mahkemece enerji bağlantı tesisinin bedelinin mahallinde alanında uzman bilirkişi heyetince icra edilen keşif sonrasında alınan EPDK’nun Ortak Kullanım Haline Gelen Elektrik Dağıtım Tesislerinin Elektrik Dağıtım Şirketlerince Devaralınmasına Dair Usul ve Esaslara İlişkin Kararına uygun hesaplama ile enerji nakil hattı bedelinin 09.12.2024 tarihli ek raporla denetime elverişli şekilde belirlenmesine, istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyizde ileri sürülemeyeceği dikkate alındığında, davalının faize yönelik temyiz sebeplerinin yerinde bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4-Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/372 E. – 2025/202 K. Sayılı İlamı Yorumlama
Talep: Davacı, yatırım programları kapsamında stadyum, kültür merkezi ve asfalt plent tesisi projeleri için davalı elektrik dağıtım şirketinden enerji müsaadeleri aldığını, bu tesislerin işletmeye alınabilmesi için trafoların kendi bütçesiyle tesis edildiğini, 2019 yılı Sayıştay denetiminde düzenlenen raporda trafo tesis giderlerinin davalıdan alınması gerektiğinin belirtildiğini ileri sürerek, 3 adet trafoya ait toplam 451.777,48 TL tesis bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Hukuki Mesele: Davacının özel mülkiyetinde bulunan ve kendi ihtiyacına hizmet eden trafoların, Yönetmeliğin 21. maddesi kapsamındaki “dağıtım tesisi” sayılıp sayılmayacağı, dolayısıyla geri ödeme hakkının doğup doğmayacağı hakkındadır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi: İlk derece mahkemesi (Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi), Yönetmeliğin 15. maddesi gereği davacı tarafın dava konusu bedeli davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
İstinaf mahkemesi, talep konusu trafoların davacının özel mülkiyetinde olduğunu, Yönetmelik hükmü uyarınca dağıtım tesisi kapsamı dışında kaldığını, 21. madde hükmünün dağıtım tesisi kapsamındaki tesisler için düzenlenmiş olması karşısında somut olayda uygulanma yerinin bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Yargıtay, dava konusu trafoların davacının mülkiyetinde olan taşınmaz içerisinde yer alması ve davacının kullanımında bulunmasına göre kararı ONAMIŞTIR.
Pratik Sonuç: Yönetmeliğin 21. maddesi kapsamında geri ödeme talep edilebilmesi için tesisin dağıtım şirketine devredilmiş veya devredilecek bir “dağıtım tesisi” niteliğinde olması gerekir. Tesis kullanıcının özel mülkiyetinde kalmaya devam ediyor ve münhasıran kendi ihtiyacına hizmet ediyorsa, geri ödeme talebi reddedilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/372 E. – 2025/202 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1584 E., 2023/2021 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/253 E., 2022/114 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin yatırım programları kapsamında 5.000 seyirci kapasiteli stadyum, Manavgat Kültür Merkezi ve 240 ton saat kapasiteli asfalt plent tesisi yapılması işleri kapsamında davalı şirketten enerji müsadeleri aldığını, yapılan tesislerin işletmeye alınabilmesi ve hizmet verebilmesi için müsade kapsamında trafoların müvekkilinin bütçesiyle tesis edilerek enerji ihtiyacının karşılandığını, 2019 yılı Sayıştay denetimi neticesinde düzenlenen raporda söz konusu trafoların tesis giderlerinin davalıdan alınması gerektiğinin belirtildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 3 adet trafoya ait toplam 451.777,48 TL tesis bedelinin 06.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; mevzuat hükümleri gereğince trafo bedellerinden müvekkilinin sorumluluğu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporu hükme esas alınarak, Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Yönetmeliği 15. maddesi gereği davacı tarafın dava konusu bedeli davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; talep konusu yapılan trafoların davacının özel mülkiyetinde olduğu, Yönetmelik hükmü uyarınca dağıtım tesisi kapsamı dışında kaldığı, davacının iddiasını dayandırdığı 21. madde hükmünün dağıtım tesisi kapsamında kalan tesisler için düzenlenmiş olması karşısında somut olayda uygulanma yerinin bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Sayıştay raporunun takdirinde yerel Mahkemece hataya düşüldüğünü, başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı tarafından yapılan yatırım tesis bedelinin davalı şirketten tahsili talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, alınan bilirkişi raporu ve ek raporunun taraf itirazlarını karşılar nitelikte ve denetime elverişli olmasına, davaya konu trafoların davacının mülkiyetinde olan taşınmaz içerisinde yer olmasına ve davacının kullanımında bulunmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
5-Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/2782 E. – 2023/3120 K. Sayılı İlamı Yorumlama
Talep: Davacı, sözlü anlaşma gereğince yaptırdığı trafo merkezi ve OG kablolarının geçici kabulünün yapılarak davalı elektrik dağıtım şirketine teslim edildiğini, yatırım bedelinin (807.307,11 TL) TÜFE oranında güncellenerek iadesini talep etmiştir. Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını ve mülkiyet ispatı yapılmadığından aktif husumet yokluğu bulunduğunu savunmuştur.
Hukuki Mesele: Eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağında zamanaşımı süresinin hangi tarihte başlayacağı ve davalının zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı hakkındadır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi: İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığını, eser sözleşmelerinde zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağını, taraflar arasında kesin hesap/kesin kabul yapılmadığını belirterek davanın kabulüne karar vermiştir.
Yargıtay, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 149. maddesi uyarınca zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını, aynı Kanunun 479. maddesinde ise eser sözleşmelerinde iş bedelinin muacceliyetinin teslim şartına bağlandığını hatırlatmıştır. Dağıtım şirketinin geçici kabul sonrası ödemeyi hangi tarihte yapacağının belirlenmediği ve davacıya hiçbir ödeme yapılmadığı sürece alacağın muaccel olmayacağına, bu nedenle zamanaşımının işlemeyeceğine hükmederek davalının zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarını yerinde görmemiş ve kararı ONAMIŞTIR.
Pratik Sonuç: Dağıtım şirketi, geri ödemenin hangi tarihte ve ne şekilde yapılacağını belirlemediği sürece yatırım bedeli alacağı muaccel hale gelmez ve zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz. Bu nedenle geçici kabul üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa dahi, dağıtım şirketinin zamanaşımı def’i çoğu zaman reddedilmektedir. Bu karar, konuya ilişkin Yargıtay’ın yerleşik içtihadının temelini oluşturmaktadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/2782 E. – 2023/3120 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/870 E., 2022/597 K.
DAVA TARİHİ : 27.12.2018
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/745 E., 2020/885 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat .. ile davacı vekili Avukat …’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının hizmet alanında mevcut olan Akdeniz İnşaat A.Ş.-Andromeda Gold Projesine ait “8493 no.lu TM ve YG yer altı kablosu tesisi” işine ait geçici kabul işlemlerinin 26/07/2013 tarihinde yapıldığını, tanzim edilen geçici kabul tutanaklarının 25/10/2011 tarihinde onaylandığını ve müdürlüklerine sunulduğunu, söz konusu dağıtım varlığının Mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesi ve 28.01.2014 tarihli 28896 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasa Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesine dayanılarak hazırlanan 27/08/2014 tarih ve 5187-2 karar no’lu EPDK Kurul Kararı ile yayımlanan metodoloji ve sair meri mevzuat gereği yatırım bedelinin iadesinin gerektiğini, davalı şirket yetkilileriyle çeşitli aşamalarda sözlü görüşmeler yapıldığını, 15/10/2018 tarih ve 9223246401 sayı ile yatırım bedelinin iadesi yönündeki taleplerinin 06/11/2018 tarih ve 2018/815 sayı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 24/06/2016 tarih ve E.33833 sayılı yazısı gereği yatırım bedellerinin kat maliklerine ödeneceği bu nedenle kat maliklerinin kimler olduğuna dair taraflarına bilgi verilmesi istenildiği ve davacı müvekkilinin iade talebinin yerinde olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak reddedildiğini, davalı şirketin red cevabına karşılık 01/12/2018 tarihinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na yapılan yazılı başvuruya dava tarihine kadar herhangi bir yanıt verilmediğini beyanla, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile, davalının hizmet alanında mevcut olan ‘Akdeniz İnşaat A.Ş.-Andromeda Gold Konutları’na ait 8493 nolu TM ve YG yer altı kablosu tesisi’ işine ait 679.131,21 TL yatırım bedelinin 21/10/2011 tarihinden itibaren aylık TFE oranında faiz güncellemesi yapılarak dava tarihindeki güncel bedelinin tespiti ile yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin hali hazırda mülga olan ancak davacının müvekkili şirkete müracaat ettiği 2012 yılında yürürlükte olan 04/08/2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin “Sisteme Erişim ve Sistem Kullanım Hakları” başlıklı 38/6. maddesi hükmüne dayandığını, davacının mülkiyetini ispat edici belge sunması, aksi takdirde işbu davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili şirketin EPDK tarafından belirlenen kurallara uygun hareket ettiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… eserin tamamlanıp davalıya eksiksiz olarak teslim edildiği dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmıştır. Eser sözleşmesi feshedilmemiştir. Kaldı ki feshedilmiş dahi olsa uygulanacak zamanaşımı hükümleri yukarıda atıf yapılan emsal kararlar da dikkate alındığında sebepsiz zenginleşme hükümleri değil eser sözleşmesine dair hükümlerdir. Eser sözleşmelerinde zamanaşımın başlangıç anı alacağın muaccel olduğu andır. Mezkur yönetmeliğin 38/6 madde ve fıkrası incelendiğinde kesin kabulün yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Söz konusu eserin eksiksiz olarak meydana getirilmesine ve yıllardır davalının kullanımında olmasına rağmen davalı yanca kesin kabulünün yapılmadığı görülmüştür. Kesin kabulün bu kadar uzun süre davalı takdirine bırakılamayacağı anlaşılmıştır. Yine yönetmeliğin 38/6. maddesi ‘Söz konusu dağıtım tesisinin dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından geçici kabulünün yapıldığı ayı takip eden aydan itibaren, geri ödemenin yapılacağı ilk taksit tarihine kadar geri ödemesi yapılmamış tutar Tüketici Fiyat Endeksi oranında güncellenir. Vadesinde geri ödemesi yapılmamış tutara 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre uygulanacak kanuni faiz oranı uygulanır’ hükmünü getirmiştir. Bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrudur ve denetime uygundur. Davacının talebi de zaten kesin hesabın çıkartılarak alacağın tespitidir. Bu nedenle ıslah ile arttırılan kısım için zamanaşımının başladığından da söz etmek mümkün değildir.” gerekçesiyle “davanın kabulüne, 1.203.799,11 TL alacağın, 679.131,21 TL’sine dava tarihi olan 27/12/2018 tarihinden, 524.667,90 TL’sine ise ıslah tarihi olan 06/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin “eser sözleşmesi” olarak nitelendirilemeyeceğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, dava konusu tesisin işletmeye alındığı, davacının aktif husumeti, davalının ise pasif husumeti bulunduğu, davalı istinaf dilekçesinde alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş ise de İlk Derece Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde ve yasal süre içinde zamanaşımı def’i ileri sürmediği, HMK 357/1. madde gereğince istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def’inin dinlenme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde belirtilen gerekçelerle kararı temyiz etmiştir.
B. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından sözlü anlaşma gereğince yapılan trafo merkezi ve OG Kablolarının geçici kabulünün yapılarak davalıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 149. maddesi uyarınca, zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Yine aynı kanunun 479. maddesinde, eser sözleşmelerinde iş sahibinin edimini oluşturan iş bedelinin muacceliyeti teslim şartına bağlanmıştır. Bu nedenle eser sözleşmelerinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili talepli davalarda, zamanaşımı süresinin işin yüklenici tarafından iş sahibine teslim edildiği tarihten itibaren başladığı kabul edilmektedir. Somut olayda dosya kapsamı, taraf beyanları ve 04.08.2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38. maddesi dikkate alındığında, davacı yükleniciye geçici kabul tarihinden sonra peyderpey taksitler halinde ödeme yapılacağı anlaşılmakta olup, davacıya hiç ödeme yapılmadığı gibi iş bedeli ödemelerinin tarihlerinin de belirlenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda alacağın teslim tarihinden sonra ödemelerin yapılacağı tarihlerde muaccel olacağı açık olup, alacak muaccel olmadığı sürece alacaklıdan alacak hakkını talep etmesi beklenemeyeceğinden alacak muaccel oluncaya kadar zaman aşımı işlemez. Bu nedenlerle davalı vekilinin davada zamanaşımının gerçekleştiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece ve İstinaf mahkemesinin kararlarında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6-Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4345 E. – 2023/3915 K. Sayılı İlamı Yorumlama
Talep: Davacı, dağıtım şirketine teslim ettiği “Su Kent 77-79 ada” projesine ait TM ve YG yer altı kablosu tesisinin yatırım bedelinin TÜFE oranında güncellenerek iadesini talep etmiştir. Davalı, talebin Türk Borçlar Kanunu’nun 82. maddesindeki sebepsiz zenginleşme hükümlerine (öğrenmeden itibaren 2, her hâlde 10 yıl) tabi olduğunu ve zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Hukuki Mesele: Taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi sayılıp sayılmayacağı, zamanaşımı def’inin hangi hükümlere göre değerlendirileceği ve bölge adliye mahkemesi kararının gerekçe-hüküm bütünlüğü hakkındadır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi: İlk derece mahkemesi, ilişkiyi eser sözleşmesi olarak nitelendirip zamanaşımının muacceliyetle başlayacağını kabul ederek davayı kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise taraflar arasında TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bulunmadığını (davacı ile dağıtım şirketi arasında yüklenici-iş sahibi ilişkisi olmadığını, eser sözleşmesinin ancak davacı ile işi yaptırdığı yüklenici arasında söz konusu olabileceğini) belirtmesine rağmen, davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazı ileri sürmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin bir yandan İlk Derece Mahkemesinin eser sözleşmesi nitelendirmesini hatalı bulduğunu, diğer yandan hüküm kısmında “usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı” belirterek istinaf başvurusunu reddettiğini, bu durumun gerekçe ile hüküm arasında çelişki yarattığını tespit ederek kararı usulden BOZMUŞTUR; davalının zamanaşımı itirazı bu nedenle esastan incelenmemiştir. Dosya, yeniden yargılama için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.
Pratik Sonuç: Dağıtım şirketlerinin savunmalarında sıklıkla “taraflar arasında eser sözleşmesi yoktur, bu nedenle alacak sebepsiz zenginleşme hükümlerine (TBK m.82) tabi olup daha kısa sürede zamanaşımına uğramıştır” argümanı ileri sürülmektedir. Bu karar, alt derece mahkemelerinin bu konuda zaman zaman çelişkili veya gerekçesiz değerlendirmeler yapabildiğini göstermektedir; ancak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin yukarıdaki 5. kararda görülen yerleşik ve istikrarlı çizgisi, ilişkiyi eser sözleşmesi olarak nitelendirip zamanaşımını muacceliyet esasına göre değerlendirmek yönündedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4345 E. – 2023/3915 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/871 E., 2022/915 K.
DAVA TARİHİ : 27.12.2018
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/756 E., 2020/886 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; 27.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına karar verilmiştir.
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının hizmet alanında mevcut olan Akdeniz İnşaat A.Ş. – Su Kent 81 ada My Towerland projesine ait 8496 TM ve YG yer altı kablosu tesisi işine ait geçici kabul işlemlerinin 22.08.2012 tarihinde yapıldığını, söz konusu dağıtım varlığının Mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38. maddesi ve Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesine dayanılarak hazırlanan 27.08.2014 tarih ve 5187-2 Karar no.lu EPDK Kurul Kararı ile yayımlanan metodoloji gereği yatırım bedelinin iadesinin gerektiğini, 15.10.2018 tarihli yazı ile talep edilen iadenin 06.11.2018 tarihli yazı ile reddedildiğini belirterek 1.542.898,27 TL yatırım bedelinin faiz güncellemesi yapılarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı 06.10.2020 tarihli dilekçesi ile talebini 2.860.920,68 TL’ye ıslah etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının mülkiyeti tevsik edici belgeleri sunmaması nedeniyle talebinin olumlu ya da olumsuz sonuçlandırılmadığını, davacının mülkiyetini ispat edici belge sunmasının gerektiğini savunmuştur.
2. Davalı vekili 22.10.2020 tarihli dilekçesi ile davacı yanın taleplerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olduğunu, Türk Borçlar Kanunu 82. maddesi uyarınca “sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını, söz konusu tesisin 20.04.2010 tarihinde tamamlanmış olmasına karşın davacı yanın talebini 15.10.2018 tarihli yazı ile ilettiğini, bu kapsamda sebepsiz zenginleşme zamanaşımını geçirdiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklı yapılan eserin yatırım bedelinin iadesi istemine ilişkin olduğunu, eserin tamamlanıp davalıya eksiksiz teslim edildiğini, sözleşmenin feshedilmediğini, kaldı ki feshedilmiş dahi olsa uygulanacak zamanaşımı hükümlerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri değil eser sözleşmesine dair hükümler olduğunu, eser sözleşmelerinde zamanaşımının başlangıcının alacağın muaccel olduğu an olduğunu, davalı yanca kesin kabulün yapılmadığını, taraflarca yapılmış bir kesin hesap/kesin kabul bulunmadığını, bu nedenle ıslah ile arttırılan kısım için de zamanaşımının başladığından söz edilemeyeceğini belirterek davanın kabulüne, 2.860.920,68 TL alacağın davalıdan tahsiline karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafından mevzuat ve EPDK kararlarına uygun şekilde hareket edildiğini, dava konusu yatırım bedelinin iadesinin eser sözleşmesi kapsamında nitelendirilemeyeceğini, bu sebeple alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, eser olarak nitelendirilse bile geçici kabul ile teslim edildiğinden ve taraflar arasında sözleşme bulunmadığından teslim tarihinden itibaren 5 sene geçtiğinden zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi; taraflar arasında TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan eser sözleşmesi bulunmadığını, burada tarafların yüklenici ve iş sahibi konumunda olmadığını, eser sözleşmesinin ancak davacı şirket ile işi yaptırdığı yüklenici arasında söz konusu olabileceğini, mahkemenin bu yöndeki nitelemesinin doğru bulunmadığını, davalı tarafça cevap dilekçelerinde zamanaşımı itirazının ileri sürülmediğini, bu nedenle bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin incelenme imkânı bulunmadığını, EPDK’nın mahkemeye gönderdiği görüş yazısından önceki görüşünden döndüğünü ve davacı şirketin imalat bedellerini talep etme hakkının bulunduğunu belirterek, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf sebeplerinin incelenmediğini, EPDK kararlarına uymak zorunluluğu bulunduğunu, davanın açıldığı tarihte davacının aktif dava husumeti bulunmadığını, davanın eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle talebin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371., 373/2. maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verebilecektir (HMK m. 353/1-b/1). Bu anlatımlar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve talebin eserin yatırım bedelinin iadesi istemine ilişkin olduğu nitelendirmesi yapılarak yargılama yapıldığı, eser sözleşmelerinde zaman aşımının alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağı, kesin hesap yapılmadığından zaman aşımının başlamadığına, Bölge Adliye Mahkemesince ise; taraflar arasında TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan eser sözleşmesi bulunmadığı, tarafların yüklenici ve iş sahibi konumunda olmadığı ve davalının cevap dilekçesinde zaman aşımı itirazında bulunmaması nedeni ile zaman aşımı itirazının incelenemeyeceğine kanaat getirildiği, bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesinin nitelendirmesi ve gerekçesinin hatalı olduğu kanaatine varılmasına rağmen gerekçenin son kısmında mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek hüküm ve gerekçe arasında çelişki yaratacak şekilde HMK’nın 353/1-b/3. maddesindeki koşullar oluşmadan belirtilen madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. HGK’nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde olması, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder. Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin hukuka uygun olmadığı tespit edilerek yeni gerekçe oluşturulmasına rağmen HMK 353/1-b/1 bendine göre hüküm verilmesi gerekçe ile hükmün çelişkisini ortaya çıkarmıştır. Bu durumda hükmün bozulması gerekmiştir. HMK’nın 373/2 maddesi uyarınca, uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından dosyanın yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesi uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Kararın niteliği gereği vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca Dairemizce uygun görülen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Neden Hukuki Destek Almalısınız?
Yönetmeliğin 21. maddesi oldukça teknik bir dille yazılmıştır ve EPDK kararlarıyla sürekli güncellenmektedir. Avukat Sinan Karabacak olarak biz;
- Dağıtım şirketi ile imzalanan bağlantı anlaşmalarının analizini yapıyor,
- İadeye konu tesis bedellerinin mevzuata uygun şekilde güncellenerek hesaplanmasını sağlıyor,
- Dağıtım şirketinin iadeyi reddetmesi durumunda EPDK başvuruları ve adli yargı süreçlerini (Alacak davası) yönetiyoruz.
Önemli Hatırlatılması: Geçmişte kendi imkanlarınızla yaptığınız trafo, kablo hattı veya diğer şebeke elemanları için “ücretsiz devir” protokolü imzalamış olsanız dahi, kanun ve yönetmelik hükümleri emredici olduğundan geri ödeme hakkınız saklı olabilir.
Sık Sorulan Sorular
Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesi neyi düzenler?
Yönetmeliğin 21. maddesi, dağıtım şirketi adına kullanıcı tarafından inşa edilen veya finanse edilen bağlantı varlıkları ve şebeke tesisleri için yapılacak geri ödeme koşullarını düzenler. Dağıtım şirketinin yatırım programında olmayan ancak kullanıcı tarafından karşılanan tesis giderleri, belirli bir takvim ve usul çerçevesinde kullanıcıya geri ödenir.
Trafo merkezi bedelinin geri ödemesini kimler talep edebilir?
Kendi bütçesiyle trafo, kablo hattı veya benzeri dağıtım tesisini inşa ettirip dağıtım şirketine geçici kabulle teslim eden gerçek veya tüzel kişiler (abone, inşaat firması, sanayici, kamu kurumu vb.) geri ödeme talep edebilir. Talebin kabulü için tesisin bulunduğu taşınmazın maliki veya yatırımcısı olunduğunun belgelenmesi gerekir.
Geri ödeme talebi hangi hallerde reddedilir?
Tesis dağıtım şirketine devredilmeyip kullanıcının özel mülkiyetinde kalıyor ve münhasıran kendi ihtiyacına hizmet ediyorsa, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2024/372 E. – 2025/202 K. sayılı kararında belirtildiği gibi dağıtım tesisi tanımına girmediğinden 21. madde uygulanmaz ve talep reddedilir.
Trafo bedelinin geri ödenmesi talebi zamanaşımına uğrar mı?
Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre (6. Hukuk Dairesi 2022/2782 E. – 2023/3120 K.), dağıtım şirketi geri ödemenin hangi tarihte yapılacağını belirlemediği ve fiilen ödeme yapmadığı sürece alacak muaccel hale gelmez; bu nedenle çoğu davada zamanaşımı işlemez ve def’i reddedilir.
Zamanaşımı süresi hangi tarihten itibaren işlemeye başlar?
Türk Borçlar Kanunu’nun 149. maddesi uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihte başlar; aynı Kanunun 479. maddesi eser sözleşmelerinde iş bedelinin muacceliyetini teslim şartına bağlar. Dağıtım şirketi ödeme tarihini belirlemediği sürece muacceliyet gerçekleşmez.
Trafo bedelinin geri ödemesi davasında görevli mahkeme hangisidir?
Davacı tacir (ticari şirket) ise Asliye Ticaret Mahkemesi, davacı tacir sıfatını taşımıyorsa (gerçek kişi, kamu kurumu, belediye vb.) Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Davada husumet kime yöneltilmelidir?
Husumet, bölgede faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketine yöneltilir. EPDK bir düzenleyici kurum olduğundan yatırım bedeli alacağı davasının tarafı değildir; EPDK’nın işlem veya görüşlerinin iptali istenirse bu ayrı bir idari yargı sürecidir.
Geri ödemeye esas bedel nasıl güncellenir?
Geri ödemeye esas yatırım bedeli, geçici kabul tarihinden dava veya ödeme tarihine kadar TÜİK’in Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre güncellenir; vadesinde ödenmeyen tutara ayrıca yasal faiz işletilir.
Kullanıcı ile dağıtım şirketi arasındaki ilişki hukuken nasıl nitelendirilir?
Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihadına göre, kullanıcının kendi bütçesiyle inşa edip dağıtım şirketine teslim ettiği tesis nedeniyle doğan ilişki, Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olarak nitelendirilmektedir.
Geçmişte ücretsiz devir protokolü imzalamış olmak geri ödeme hakkını ortadan kaldırır mı?
Hayır. Yönetmelik hükümleri emredici nitelikte olduğundan, geçmişte trafo, kablo hattı veya diğer şebeke elemanları için ücretsiz devir protokolü imzalanmış olsa dahi, kanuna aykırı bu tür feragatler geri ödeme hakkını genellikle ortadan kaldırmaz.
Sizin de geçmişte veya güncelde elektrik şebekesine yönelik bir yatırımınız olduysa, bu bedelin iadesi için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.


Bir Yorum