İçindekiler
Anlaşmalı boşanma, eşlerin hem boşanma kararına hem de boşanmanın velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat gibi tüm sonuçlarına birlikte karar vererek mahkemeye başvurduğu boşanma yoludur. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenir; evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasını, eşlerin ortak başvurusunu ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesini ve hâkimin hazırlanan protokolü uygun bulmasını şart koşar. Çekişmeli boşanmadan farkı, tarafların mahkemeye anlaşmış olarak gelmesi nedeniyle davanın genellikle tek celsede sonuçlanmasıdır. Bu yazıda anlaşmalı boşanmanın yasal şartlarını, yetkili mahkemeyi, protokolün içeriğini, dava sürecini, kararın kesinleşmesinden sonra protokolde değişiklik yapılıp yapılamayacağını ve konuyla ilgili güncel Yargıtay kararlarını ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
Anlaşmalı Boşanma Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası, eşlerin belirli koşulları sağlamaları hâlinde mahkemeye birlikte başvurarak ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi yoluyla boşanabilmesine olanak tanır. Buna anlaşmalı boşanma denir.
Çekişmeli boşanmadan temel farkı şudur ki anlaşmalı boşanmada eşler, velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat gibi konularda önceden anlaşmış olarak mahkemeye gelirler. Bu nedenle dava genellikle tek celsede sonuçlanır.
Anlaşmalı Boşanmanın Yasal Şartları (TMK 166/3)
Anlaşmalı boşanma yoluna başvurabilmek için Türk Medeni Kanunu’nun aradığı dört temel koşul vardır.
TMK’nın 166/3 Maddesi anlaşmalı boşanma hakkında aşağıdaki düzenlemeyi içermektedir.
“Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.”
Yukarıdaki kanun metnine göre anlaşmalı boşanma davası açmak için gerekli şartlar şunlardır:
Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması
Anlaşmalı boşanmaya başvurabilmek için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bu süre resmî nikâh tarihinden itibaren hesaplanır. Daha kısa süren evliliklerde bu yol kapalıdır; eşler genel veya özel boşanma sebeplerinden birine dayanmak zorunda kalır.
Evlilik 1 yılını doldurmadıysa boşanma davası hiç açılamaz mı? Hayır, açılabilir — sadece anlaşmalı yol kapalıdır. Evliliğiniz henüz bir yılını doldurmadıysa, evlilik birliğinin temelinden sarsılması gerekçesiyle (TMK m.166/1-2) her zaman çekişmeli boşanma davası açabilirsiniz; bu davada evlilik süresine ilişkin herhangi bir asgari şart aranmaz, mahkeme tarafların kusur ve geçimsizlik olgularını inceleyerek karar verir. Çekişmeli sürecin nasıl işlediğini evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Eşlerin Birlikte Başvurması ya da Davayı Kabul Etmesi
Boşanma kararının her iki eş tarafından özgür iradeyle verilmesi şarttır. Eşler ya birlikte dava açar ya da bir eşin açtığı davayı diğeri kabul eder. Mahkeme, eşleri bizzat dinler; bu görüşmede hâkim, tarafların gerçekten anlaştığına ve beyanlarının baskı altında verilmediğine kanaat getirmek zorundadır.
Hâkimin Tarafları Dinlemesi ve Protokolü Uygun Bulması
Eşlerin hazırladığı boşanma protokolünü hâkim inceler. Protokolde çocukların ve her iki tarafın menfaatlerinin yeterince korunup korunmadığını değerlendirir. Hâkim, protokolde değişiklik yapılmasını isteyebilir; taraflar bu değişiklikleri kabul ederse dava yine de anlaşmalı olarak sonuçlanır. Taraflar bizzat mahkemede hazır bulunmak zorundadır; vekilin varlığı bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.
Anlaşmalı Boşanma Davasında Yetkili Mahkeme (TMK 168)
Anlaşmalı boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir; yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesinde düzenlenmiştir.
Madde 168– Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Buna göre dava, davacının yerleşim yerinde, davalının yerleşim yerinde veya eşlerin dava açılmadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yerde açılabilir. Bu üç seçenek taraflara tercih hakkı tanır. Önemli bir ayrıntı, bu yetki kuralının kesin (kamu düzenine ilişkin) bir yetki kuralı olmamasıdır; davalı süresinde yetki itirazında bulunmazsa dava, açıldığı yer mahkemesinde görülmeye devam eder.
Protokolün doğru hazırlanması kadar davanın doğru mahkemede açılması da sürecin sorunsuz ilerlemesi için önemlidir; özellikle taraflardan biri İstanbul dışında ikamet ediyorsa ya da yakın zamanda adres değiştirmişse, yetkili mahkemenin belirlenmesinde anlaşmalı boşanma dava avukatından hukuki destek almak gereksiz usul itirazlarının ve zaman kaybının önüne geçer.
Boşanma Protokolü Nedir ve Neler İçermelidir?
Boşanma protokolü, eşlerin boşanmanın tüm hukuki sonuçlarını nasıl düzenleyeceklerini kararlaştırdıkları yazılı belgedir. Bu belge, davanın bel kemiğidir; eksik veya hatalı bir protokol davanın uzamasına ya da reddedilmesine yol açabilir.
Protokolde yer alan hususlar hukuken ikiye ayrılır. TMK 166/3, hâkimin yalnızca “boşanmanın malî sonuçları” (yani TMK’nın hemen ardından gelen “Boşanmada tazminat ve nafaka” başlıklı 174 ve 175. maddelerinde düzenlenen tazminat ve nafaka) ile çocukların velayeti ve kişisel ilişki düzenlemesini uygun bulmasını arar; bunlar zorunlu unsurlardır. Mal rejiminin tasfiyesi (mal paylaşımı) ise TMK 202 vd. hükümlerine tabi, boşanmadan bağımsız ayrı bir hukuki kurumdur ve boşanmanın fer’ilerinden sayılmaz; bu nedenle protokolde yer alması zorunlu değildir. Ancak uygulamada mal paylaşımı, ziynet eşyası, aile konutu ve kadının soyadı gibi konuların da protokolde açık biçimde düzenlenmesi, ileride yeni davaların açılmasını önler.
Velayet ve Kişisel İlişki Düzenlemesi
Ortak çocuk varsa protokolde mutlaka şunlar yer almalıdır:
- Çocuğun velayetinin kime bırakıldığı
- Velayet hakkına sahip olmayan tarafın çocukla ne zaman, nasıl görüşeceği (hafta sonları, tatiller, bayramlar)
- Çocuğun olağanüstü harcamaları (sağlık, eğitim) için özel düzenleme yapılıp yapılmadığı
Mahkeme, protokoldeki velayet düzenlemesini her zaman çocuğun üstün yararı açısından denetler. Hâkimin protokolü uygun bulmaması hâlinde bu kısım yeniden müzakere edilebilir.
Velayetin tek bir tarafa bırakılması zorunlu değildir; taraflar anlaşırsa ortak velayet de talep edilebilir. Ortak velayete karar verilebilmesi için tarafların bu konuda mutabık olması, düzenlemenin çocuğun üstün yararına aykırı olmaması ve çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimini olumsuz etkilememesi aranır; hâkim gerek görürse uzman (pedagog/psikolog) raporu isteyebilir. Anlaşmalı boşanma, tarafların zaten mutabık kaldığı bir dava türü olduğundan, ortak velayet talebinin en sık gündeme geldiği ve en uygun koşulları taşıdığı dava tipidir.
Nafaka Düzenlemesi: Tedbir, İştirak ve Yoksulluk Nafakası
Protokolde yer alması gereken nafaka kalemleri şunlardır:
- Tedbir nafakası: Dava süresince geçimini sağlayamayacak eş veya çocuk için talep edilebilir.
- İştirak nafakası: Velayeti almayan tarafın çocuğun giderlerine katkısıdır; TMK 328. madde uyarınca çocuk ergin oluncaya (eğitimi devam ediyorsa daha uzun süre) kadar devam eder, her ay peşin ödenecek miktarı protokole yazmak zorunludur.
- Yoksulluk nafakası: TMK 175. madde uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan eş için süresiz olarak talep edilebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Taraflar anlaşmalı boşanmada bu nafakayı talep etmeyebilir ya da belirli bir miktarda kararlaştırabilir. Yoksulluk nafakasının şartları hakkında asgari ücretle çalışan eşin yoksulluk nafakası alıp alamayacağı üzerine yazımızda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Protokolde nafaka konusunda taraflarca herhangi bir talepte bulunulmadığı bildirildiği hâlde, hâkimin bu konuda bir değişiklik önerisi de yapmadan kendiliğinden nafakaya hükmetmesi usule aykırıdır; çünkü hâkimin protokole müdahalesi ancak tarafların kabul edeceği bir değişiklik önerisi şeklinde olabilir, doğrudan ek bir yükümlülük getiremez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2011/11577 E. – 2012/7503 K. (28.03.2012):
Taraflar anlaşmalı boşanmada nafaka istemediklerini bildirmişse ve hâkim bu konuda bir değişiklik önerisinde bulunmamışsa, buna rağmen ortak çocuk için tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır; hâkim, TMK 166/3 uyarınca protokole ancak tarafların kabul edeceği bir değişiklik önerisiyle müdahale edebilir, doğrudan ek bir yükümlülük getiremez.
Mal Paylaşımı
Eşler, evlilik süresinde edindikleri mallara ilişkin tasfiyeyi protokolde düzenleyebilir ya da bu konuyu ayrı bir dava olarak ileriki tarihe bırakabilir. Mal paylaşımı konusunda anlaşmak, ileride açılacak uzun ve maliyetli bir mal rejimi davasının önüne geçer. Protokolde yer alan mal paylaşımı maddelerinin taşınmaz/taşınır bazında kalem kalem, tapu/plaka bilgileriyle açık biçimde yazılması önemlidir; aksi hâlde ileride madde yorumundan kaynaklanan uyuşmazlıklar çıkabilir.
Maddi ve Manevi Tazminat (TMK 174)
Taraflar, birbirinden tazminat talep edip etmeyeceklerini ya da ne kadar tazminat alacaklarını da protokolde belirleyebilir. TMK 174. madde bu konuyu düzenler:
Madde 174– Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
“Tazminat talep etmiyorum” şeklindeki bir ibare de hukuki açıdan geçerlidir; ancak bu beyan yalnızca beyan anında mevcut olan talepleri kapsar (bkz. aşağıda sonradan doğan çocuk nafakası ile ilgili bölüm).
Ziynet Eşyası
Düğünde takılan altın ve ziynet eşyalarının kime ait olduğu konusunda Yargıtay içtihadı 2024 yılında değişmiştir. Eski uygulamada bu eşyalar, aksi ispatlanmadıkça kadına bağışlanmış sayılırdı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli güncel kararıyla bu “bağışlama karinesi” terk edilmiştir. Güncel içtihada göre önce tarafların kendi aralarındaki anlaşmaya, o yoksa ispatlanan yerel örf ve adete bakılır; bunlar da yoksa cinsiyete özgü olan takılar (bilezik, kolye, gerdanlık, küpe, kadın/erkek yüzüğü, erkek saati, kol düğmesi gibi) kime takılmış olursa olsun doğası gereği ait olduğu cinsiyetteki eşe, çeyrek/yarım/tam altın, cumhuriyet altını ve nakit para gibi cinsiyete özgü olmayan değerler ise kime takıldıysa ona ait kabul edilir. Bu eşyalara ilişkin talep, mal rejimi hükümlerinden bağımsız, ayrı bir alacak konusudur ve boşanmanın fer’ilerinden sayılmaz; dolayısıyla zorunlu bir protokol unsuru değildir. Ancak uyuşmazlığı baştan önlemek için protokolde ziynet eşyalarının kime ait olduğu ve iade edilip edilmeyeceği yukarıdaki güncel ölçütlere göre açıkça yazılmalıdır; aksi hâlde bu konu boşanmadan sonra ayrı bir “ziynet eşyası alacağı davası” ile ileri sürülebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/5704 E. – 2024/2402 K. (04.04.2024):
Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir; ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunması olağan kabul edilir; bunun aksini iddia eden taraf iddiasını ispatla mükelleftir.
Aile Konutu
Eşlerden birinin adına kayıtlı olsa da üzerinde aile konutu şerhi bulunan taşınmazın boşanma sonrası akıbeti de zorunlu bir unsur değildir, ancak protokolde ayrıca düzenlenebilir; konutun kime bırakılacağı, satılıp satılmayacağı ya da kullanım/kira hakkı gibi hususların netleştirilmesi önerilir. Aile konutu şerhinin kapsamı ve eş rızası hakkında aile konutu üzerine hazırladığımız yazımızda ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Kadının Soyadı (TMK 173)
Boşanma kararıyla birlikte kadın, kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; ancak kocasının soyadını kullanmaya devam etmek isteyebilir. TMK 173. madde bu hususu düzenler:
Madde 173– Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
Kadın kocasının soyadını kullanmaya devam etmek istiyorsa bu talebini boşanma davası sırasında ayrıca hâkimden istemelidir; talep protokolde de belirtilebilir, ancak nihai kararı hâkim verir.
Anlaşmalı Boşanma Süreci Nasıl İşler?
Anlaşmalı boşanma süreci, çekişmeli boşanmaya kıyasla çok daha hızlıdır. Genel akışı şöyle özetleyebiliriz:
1. Hazırlık Aşaması
Her iki eş velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat konularında uzlaşır. Bu aşamada bir avukattan destek almak, ileride telafisi güç hataların önüne geçer. Özellikle imzalanan protokolün içerdiği hükümlerin hukuki sonuçları hakkında bağımsız bir değerlendirme almanız önerilir.
2. Dava Dilekçesinin ve Protokolün Hazırlanması
Boşanma protokolü ile birlikte dava dilekçesi hazırlanır ve yetkili aile mahkemesine sunulur. Anlaşma protokolünü her iki eş de imzalar. Uygulamada eşlerden biri davacı taraf olurken diğeri davalı taraf olarak konumlanır. Eşler duruşmada protokol hükümlerini onayladıklarını ve boşanma isteklerini mahkemeye bildirirler.
3. Duruşma
Hâkim eşleri sırayla dinler. Bu görüşmede tarafların beyanlarının iradeye uygun olup olmadığını, özellikle de çocuklar söz konusuysa protokolün çocuğun yararını gözetip gözetmediğini değerlendirir. Taraflar bizzat mahkemede hazır bulunmak zorundadır; vekilin varlığı bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.
4. Kararın Kesinleşmesi
Hâkim protokolü uygun bulursa boşanma kararı verir. Anlaşmalı boşanma kararları gerekçeli kararın yazılmasını müteakip taraflara tebliğ edilir. Taraflar iki hafta içinde karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmazsa (anlaşmalı boşanmadan vazgeçme iradesi göstermezse) anlaşmalı boşanma kararı kesinleşir. Karar kesinleştikten sonra, mahkeme kalemi tarafından nüfus müdürlüğüne kararın kesinleştiği yönünde bilgi verilerek tarafların boşandığı hususu nüfusa işlenir.
Kesinleşme öncesinde eşlerden birinin iradesini geri alması mümkündür; bu durumda dava anlaşmalı boşanma olarak değil, çekişmeli boşanma olarak görülmeye devam eder. Aşağıdaki iki karar bu noktayı somut olaylarla göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/9746 E. – 2026/1856 K. (18.02.2026):
Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin, boşanmanın malî sonuçları ve çocukların durumu hususundaki irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm yoktur; taraflardan biri kesinleşmeden önce kararı istinaf veya temyiz ederse dava, TMK 166/1-2 uyarınca çekişmeli boşanma olarak görülmeye devam eder.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2016/4885 E. – 2016/4905 K. (14.03.2016):
TMK 166/3 şartları oluşmadan (deliller toplanmadan, tanıklar dinlenmeden) anlaşmalı boşanmaya karar verilemez. Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin irade beyanından dönmesini engelleyen yasal bir hüküm yoktur; kesinleşmeden önce anlaşmanın bozulması hâlinde hüküm bütünüyle geçersiz hâle gelir (HUMK m. 439/2) ve dava çekişmeli boşanmaya (TMK m. 166/1-2) döner.
Anlaşmalı Boşanma Masrafları ve Avukatlık Ücreti (2026)
Anlaşmalı boşanma davasının 2026 yılı mahkeme masrafları, UYAP Harç Hesaplama sistemine göre toplam 4.808,00 TL‘dir. Bu tutar başvurma harcı, peşin harç, gider avansı ve vekalet pulundan oluşur; aşağıdaki tabloda kalem kalem gösterilmiştir.
| Masraf Kalemi | Tutar (2026) |
| Başvurma Harcı | 732,00 TL |
| Peşin Harç | 732,00 TL |
| Gider Avansı | 3.180,00 TL |
| Vekalet Pulu | 164,00 TL |
| Toplam | 4.808,00 TL |
Bu tutar yalnızca mahkeme masraflarını kapsar, avukatlık ücretini içermez. Anlaşmalı boşanma davaları aile mahkemesinde görüldüğünden, Türkiye Barolar Birliği’nin 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde (AAÜT) asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen 45.000 TL maktu ücret esas alınır. Bu, avukata ödenecek asgari bedeldir; taraflar ile avukat arasında bu tutarın üzerinde bir ücret serbestçe kararlaştırılabilir.
Anlaşmalı Boşanma İçin Gerekli Evraklar
Dava dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunulması gereken temel belgeler şunlardır:
- Taraflara ait nüfus cüzdanı veya kimlik kartı fotokopisi
- İmzalı boşanma protokolü (asıl, iki nüsha)
- Anlaşmalı boşanma dava dilekçesi
- Varsa müşterek çocuklara ait nüfus kayıt örneği
- Dava avukat aracılığıyla takip edilecekse, boşanma davasına özel düzenlenmiş vekaletname
- Taraflardan biri yurt dışında ikamet ediyor veya yabancı uyruklu ise, apostil şerhli ve yeminli tercümesi yapılmış evlilik belgesi
Kesinleşme Sonrası: Protokol Değiştirilebilir mi, Nafaka Artırılabilir mi?
Anlaşmalı boşanma kararı kesinleştikten sonra protokolün kural olarak istikrar kazandığı doğrudur; ancak bu, protokolün her koşulda değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Çocuklarla ilgili düzenlemeler ve nafaka, koşulların değişmesi hâlinde ayrı davalarla yeniden değerlendirilebilir. Aşağıdaki dört başlık, uygulamada en sık karşılaşılan senaryoları göstermektedir.
Kişisel İlişki Düzenlemesi Sonradan Ek Kararla Değiştirilemez
Anlaşmalı boşanma davasında kabul edilen ve kesinleşen çocuklarla kişisel ilişki düzenlemesi, ilk derece mahkemesi tarafından verilen bir “ek karar” ile genişletilemez veya değiştirilemez; bu tür bir değişiklik için yeniden dava açılması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/9671 E. – 2026/1930 K. (19.02.2026):
Anlaşmalı boşanma davasında kabul edilip kesinleşen çocuklarla kişisel ilişki düzenlemesi, ilk derece mahkemesince verilecek bir “ek karar” (HMK m. 305/A-1) ile genişletilemez veya değiştirilemez; bu ekleme asıl hükmün tamamlanması değil genişletilmesi niteliğinde sayılır ve ancak yeniden dava açılarak talep edilebilir.
İştirak Nafakası Artırım Davası (TMK 330-331)
Protokolde kararlaştırılan iştirak nafakası, kesinleşmeden sonra bile ayrı bir dava ile artırılabilir. TMK 330 ve 331. maddeler bu konuyu düzenler:
Madde 330– Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir.
Madde 331– Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.
Uygulamada en sık görülen artırım gerekçesi, çocuğun yaşça büyümesi nedeniyle eğitim ve bakım giderlerinin artması ile tarafların malî durumundaki değişikliktir. Aşağıdaki iki Yargıtay kararı, aynı konuda verilmiş birbirini destekleyen içtihatlardır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/12717 E. – 2015/19144 K. (30.11.2015):
İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, genel ihtiyaçlar ile ana ve babanın malî durumuna göre takdir edilir (TMK 327, 330, 331). Nafaka takdirinde, çocuğun yaşça büyümesi nedeniyle artan ihtiyaçları ile ana ve babanın malî durumundaki değişiklik araştırılıp, önceki takdirde sağlanan dengeyi koruyacak, hakkaniyete uygun bir miktara hükmedilmelidir; sırf düşük bir artışa hükmedilmesi bozma sebebidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2014/13163 E. – 2015/252 K. (12.01.2015):
Anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden yıllar sonra çocukların büyümesiyle eğitim ve öğrenim koşullarının değişmesi, ihtiyaçlarının artması sonucunu doğurur; mahkeme bu değişimi ve davalının gelirindeki artışı birlikte gözeterek, önceki denge korunacak şekilde nafakayı yükseltmelidir (TMK 327, 330, 331).
“Nafaka İstemiyorum” Dedim, Sonradan Doğan Çocuk İçin Nafaka Talep Edebilir miyim?
Protokoldeki “nafaka ve tazminat istemiyorum” beyanı, yalnızca beyan anındaki tarafları ve mevcut durumu bağlar; boşanmadan sonra doğan bir çocuk için bu feragat geçerli sayılmaz. TMK 329. madde, küçüğe fiilen bakan ana veya babaya, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açma hakkı tanır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/16352 E. – 2015/20176 K. (14.12.2015):
Anlaşmalı boşanma sırasında nafaka ve tazminat istenmediği bildirilse dahi, bu beyan boşanmadan sonra doğan bir çocuğu kapsamaz; küçüğe fiilen bakan taraf, TMK 329/1 uyarınca diğer eşe karşı çocuk adına iştirak nafakası davası açabilir ve mahkeme tarafların ekonomik durumu ile çocuğun ihtiyaçlarını gözeterek hakkaniyete uygun (TMK 4) bir nafaka takdir etmelidir.
Kararın Kesinleşmesinden Uzun Süre Sonra İtiraz: Dürüstlük Kuralı
Kararın kesinleşmesinin üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra kararın kaldırılmasını istemek, tek başına geçersiz sayılmaz; ancak mahkeme bu talebi dürüstlük kuralı (TMK 2. madde) çerçevesinde, somut olayın koşullarıyla birlikte değerlendirir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/9038 E. – 2025/11633 K. (22.12.2025):
Davacının, hukuki ve fiili bir engel olmadığı hâlde anlaşmalı boşanma kararının karşı tarafa tebliğini 14 yıldan fazla süre geciktirip ardından kararın kaldırılmasını istemesi, TMK 2. maddedeki dürüstlük kuralına açıkça aykırıdır; ancak bu süre boyunca tarafların fiilen birlikte yaşamaya devam etmiş olması, boşanma iradesinin samimiyetini etkileyen ayrı bir olgu olarak mahkemece ayrıca değerlendirilmelidir.
Protokolde Hata veya Aldatma (İrade Sakatlığı) Varsa Ne Olur?
Protokolün belirli bir maddesi hataya, hileye veya aldatmaya dayalı olarak imzalanmışsa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca o madde yönünden iptal talep edilebilir. Bu tür bir talep genellikle “anlaşmalı boşanma protokolünün iptali” davası ile ileri sürülür. Önemli olan nokta, protokolün yalnızca hatalı/aldatmaya dayalı maddesinin geçersiz sayılması, boşanmanın ve protokolün geri kalanının ayakta kalmasıdır — 2026 tarihli güncel bir Yargıtay kararı bu ayrımı somut bir taşınmaz uyuşmazlığı üzerinden göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2026/147 E. – 2026/3575 K. (02.04.2026):
Anlaşmalı boşanma protokolünün mal tasfiyesine ilişkin bir maddesi, karşı tarafın aldatması sonucu (TBK m. 36) hatalı düzenlenmiş olsa dahi, bu durum yalnızca o maddenin geçersizliğine yol açar; protokolün ve boşanmanın diğer hükümleri, taraflar boşanma iradesinde hemfikir olduğu sürece ayakta kalır. Mahkeme, kesinleşmiş boşanma kararının eki sayılan protokol hükümlerinin dışına çıkarak, protokolde yer almayan bir talebi kabul edemez.
Anlaşmalı Boşanma mı, Çekişmeli Boşanma mı?
Bu sorunun yanıtı büyük ölçüde koşullarınıza bağlıdır. Aşağıdaki tabloya göre genel bir değerlendirme yapabilirsiniz:
| Anlaşmalı Boşanma | Çekişmeli Boşanma | |
| Süre | Genellikle tek celse | Aylar, bazen yıllar |
| Maliyet | Daha düşük | Daha yüksek |
| Kontrol | Tarafların elinde | Mahkemenin elinde |
| Gereklilik | Her iki tarafın rızası | Bir tarafın rızası yeterli |
| Çocuklar için | Daha az çatışma | Uzun süreç çocukları etkiler |
Eşinizle temel konularda uzlaşamıyorsanız, özel boşanma sebeplerinden biri (zina, terk, şiddet vb.) mevcutsa ya da ciddi bir mal uyuşmazlığı varsa çekişmeli dava daha uygun olabilir. Bu konuda evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle açılacak davalar hakkındaki yazımıza göz atabilirsiniz.
Sürecin ilerleyişi tek yönlü değildir: çekişmeli olarak açılan bir dava da, taraflar sonradan anlaşırsa anlaşmalı boşanmaya dönüştürülebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/8694 E. – 2025/10088 K. (24.11.2025):
Çekişmeli olarak açılan ve karara bağlanan bir boşanma davasında, karar kesinleşmeden önce taraflar bir anlaşma protokolü sunarak anlaşmalı boşanma iradesi gösterirse, mahkeme protokol hükümlerini dikkate alarak ve tarafları duruşmaya çağırıp bizzat dinleyerek anlaşmalı boşanma yönünde hüküm kurmalıdır.
Anlaşmalı Boşanmada Sık Yapılan Hatalar
Protokolü Avukatsız Hazırlamak
Protokol bir sözleşmedir ve içerdiği hükümler boşanma kararıyla birlikte hukuki sonuç doğurur. “Nafaka istemiyorum” ya da “mallardan vazgeçiyorum” gibi ifadeler, bazı haklardan feragat edildiği anlamına gelebilir.
Velayet Düzenlemesini Eksik Bırakmak
Çocukların tatil, hastalık, okul değişikliği gibi durumlar için protokolde yeterli ayrıntı bulunmaması, ileride taraflar arasında yeni anlaşmazlıklara zemin hazırlar.
Mal Paylaşımını Kalem Kalem Yazmamak
Taşınmaz ve taşınırların tapu/plaka bilgisi verilmeden, genel ifadelerle (“tüm mallar” gibi) düzenlenen protokol maddeleri, ileride hangi malın kastedildiği konusunda uyuşmazlığa yol açabilir. Yukarıda ele alınan 2026 tarihli Yargıtay kararı, taşınmazın yanlış parsel numarasıyla yazılmasının nasıl uzun bir dava sürecine dönüştüğünü göstermektedir.
Nafaka Miktarını Güncellenebilir Şekilde Düzenlememek
Protokolde kararlaştırılan nafaka miktarının yıllar içinde yetersiz kalması, boşanma sonrasında nafaka artırım davası açılmasına neden olabilir. Bu durum protokolün “hatalı” olduğu anlamına gelmez; ancak miktarın gözden geçirilmesi gerektiğinde bunun ayrı bir dava süreci gerektirdiği bilinmelidir.
Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Örneği
……………….. AİLE MAHKEMESİNE
DAVACI : [Ad Soyad] [TCKN No]
[Açık Adres]
DAVALI : [Ad Soyad] [TCKN No]
[Açık Adres]
KONU : Anlaşmalı Boşanma Talebimizden İbarettir.
AÇIKLAMALAR :
Davalı ile …/…/…… tarihinde evlenmiş bulunmaktayız. Evlilik birliğimizden …… adında …… yaşında [çocuk varsa ekleyin / ortak çocuğumuz bulunmamaktadır] müşterek çocuğumuz mevcuttur.
Davalı taraf ile evlendiğimiz tarihten başlamak üzere fikri açıdan sürekli bir gerginlik ve tartışma hali içerisinde bulunduk. Söz konusu bu tartışmalar ve gerginlikler yıllar boyunca artarak süregelmiştir. En nihayetinde ise bizim için ortak hayat sürdürülemez hale gelmiştir.
Açıklanan nedenle anlaşmak suretiyle boşanmaya karar vermiş bulunmaktayız.
Bu hususta EK-1’de sunmuş olduğumuz “Anlaşmalı Boşanma Protokolü” uyarınca karşılıklı olarak boşanmayı kabul ediyoruz.
“Anlaşmalı Boşanma Protokolü” uyarınca boşanmanın mali sonuçlan hususunda anlaşmaya vardık.
Kendim için tazminat ve nafaka talebi bulunmamaktadır. Müşterek çocuğumuz olmadığı için velayet problemi gündeme gelmeyecektir.
Yine aramızda paylaşılacak bir mal varlığı değeri bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalı ile birbirimizden mal rejimi hükümleri kapsamında herhangi bir alacak talepleri bulunmamaktadır.
Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız sebeplerle huzurdaki işbu davayı açmak zorunluluğu hasıl olmuştur.
H. NEDENLER : TMK, HMK vs. ilgili yasal mevzuat hükümleri
H. DELİLLER: Nüfus kayıtlan, yemin vs. tüm yasal deliller.
SONUÇ/İSTEM: Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenlerle her iki tarafça imza altına alınan anlaşmalı boşanma protokolü çerçevesinde davanın kabulü ile davalı taraf ile boşanmamıza karar verilmesini arz ve talep ederiz. …/…/….. (tarih)
DAVACI (İsim-Soyisim)
İMZA
Anlaşmalı Boşanma Protokol Örneği
ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ
Davacı eş ………… …………………. ve davalı eş ………… ……………………….. karşılıklı olarak anlaşma sureti ile boşanmaya karar vermiş olup işbu protokol taraflar arasında tanzim edilmiştir. Bu protokol uyarınca;
I. BOŞANMA HUSUSU
Davacı eş ………… …………………. ve davalı eş ………… ……………………….. karşılıklı olarak BOŞANMAYI kabul etmektedirler.
II. VELAYET HUSUSU
Tarafların evlilik birliğinden doğan müşterek çocukları olmadığı için velayet hususu gündeme gelmeyecektir.
III. NAFAKA VE TAZMİNAT HUSUSU
Tarafların birbirlerinden nafaka, maddi ve manevi tazminat talebi bulunmamaktadır.
IV. ORTAK MALLAR VE KİŞİSEL EŞYA PAYLAŞIMI
Tarafların evlilik birliği içerisinde edinmiş oldukları ve paylaşacakları herhangi bir mal varlığı ya da ziynet eşyası talebi yoktur. Bu sebeple tarafların birbirlerinden herhangi bir alacak talebi bulunmamaktadır.
Dört maddeden oluşan işbu protokol taraflarca okunarak hür iradeleri ile imza altına alınmıştır. ../…/…….. (tarih)
Sık Sorulan Sorular
Avukat olmadan anlaşmalı boşanma yapılabilir mi?
Yasal olarak mümkündür; ancak protokolün hukuki geçerliliğini ve haklarınızın eksiksiz korunduğunu güvence altına almak için bir avukattan destek almanız tavsiye edilir.
Anlaşmalı boşanmada eşlerden biri fikir değiştirebilir mi?
Duruşmadan önce her iki taraf da kararından vazgeçebilir. Duruşma sırasında taraflardan biri beyanını geri alırsa dava anlaşmalı boşanma olarak sonuçlanamaz; çekişmeli boşanmaya dönüşür.
Yurt dışında evlenilmişse anlaşmalı boşanma Türkiye’de yapılabilir mi?
Evet. Türk mahkemeleri, taraflardan en az birinin Türk vatandaşı olması ya da Türkiye’de yerleşim yeri bulunması koşuluyla yargı yetkisine sahiptir.
Anlaşmalı boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Anlaşmalı boşanma davasında yetkili mahkeme, TMK 168. madde uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer aile mahkemesidir. Taraflar bu seçeneklerden birini tercih edebilir; davalı süresinde yetki itirazında bulunmazsa dava açıldığı yerde görülmeye devam eder, çünkü bu kesin (kamu düzenine ilişkin) bir yetki kuralı değildir.
Protokolde kararlaştırılan iştirak nafakası sonradan artırılabilir mi?
Evet, anlaşmalı boşanma protokolünde kararlaştırılan iştirak nafakası, çocuğun ihtiyaçlarının artması veya tarafların malî durumunun değişmesi hâlinde ayrı bir dava ile artırılabilir. TMK 331. madde, durumun değişmesi hâlinde hâkimin istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyebileceğini düzenler. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de (2015/12717 E., 2015/19144 K.) çocuğun yaşça büyümesi ve eğitim giderlerinin artmasını, önceki protokolde kararlaştırılan nafakanın yetersiz kalabileceğine gerekçe olarak kabul etmiştir.
“Nafaka istemiyorum” dedim, sonradan doğan çocuğum için nafaka talep edebilir miyim?
“Nafaka istemiyorum” beyanı, boşanma anındaki mevcut duruma ilişkindir; boşanmadan sonra doğan bir çocuk için bu feragat geçerli sayılmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2015/16352 E., 2015/20176 K.), anlaşmalı boşanma sırasında nafaka istenmediği bildirilse dahi, boşanmadan sonra doğan çocuğa fiilen bakan tarafın TMK 329/1 uyarınca çocuk adına iştirak nafakası davası açabileceğine hükmetmiştir.
Protokolde hata veya aldatma varsa protokol iptal edilebilir mi?
Evet; protokolün belirli bir maddesi hataya, hileye veya aldatmaya (irade sakatlığına) dayalı olarak imzalanmışsa, TBK 36. madde uyarınca o madde yönünden iptal talep edilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2026/147 E., 2026/3575 K. sayılı güncel kararında, taşınmaz paylaşımına ilişkin bir protokol maddesinin aldatma sonucu hatalı düzenlendiği tespit edilmiş, ancak yalnızca o maddenin geçersizliğine hükmedilmiş; protokolün ve boşanmanın tamamı geçerliliğini korumuştur.
Anlaşmalı boşanma davası tek celsede mi biter?
Taraflar hazırlıklı geldiğinde ve hâkim protokolü ilk duruşmada uygun bulduğunda dava genellikle tek celsede sonuçlanır. Ancak protokolde eksik veya belirsiz bir madde varsa, hâkim değişiklik önerebilir ve bu ek bir duruşmayı gerektirebilir. Kararın kesinleşmesi için ayrıca tebliğ ve iki haftalık istinaf süresinin geçmesi beklenir; duruşmanın kısalığı sürecin tamamının aynı gün biteceği anlamına gelmez.
Çekişmeli açılan bir boşanma davası sonradan anlaşmalı boşanmaya dönüştürülebilir mi?
Evet. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025/8694 E., 2025/10088 K. sayılı kararına göre, çekişmeli olarak açılan ve karara bağlanan bir boşanma davasında, karar kesinleşmeden önce taraflar bir anlaşma protokolü sunarak anlaşmalı boşanma iradesi gösterirse, mahkeme tarafları duruşmaya çağırıp bizzat dinleyerek anlaşmalı boşanma yönünde hüküm kurmalıdır.
Anlaşmalı boşanma kararı kesinleştikten çok sonra iptalini istemek mümkün müdür?
Kural olarak mümkün değildir; ancak Yargıtay dürüstlük kuralını (TMK 2. madde) somut olayın özel koşullarıyla birlikte değerlendirir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025/9038 E., 2025/11633 K. sayılı kararında, davacının kararın kendisine tebliğini 14 yıldan uzun süre geciktirip ardından kararın kaldırılmasını istemesi dürüstlük kuralına aykırı bulunmuş, ancak bu süre boyunca tarafların fiilen birlikte yaşamış olması nedeniyle yargılamaya devam edilmesine karar verilmiştir.
1 yıl dolmadan boşanma davası açılabilir mi?
Evet, ancak yalnızca çekişmeli yolla. Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması yalnızca anlaşmalı boşanma için TMK m.166/3’te aranan bir şarttır; bu süre dolmadan taraflar anlaşarak boşanamaz. Buna karşılık evlilik birliğinin temelinden sarsılması gerekçesiyle açılan çekişmeli boşanma davası için (TMK m.166/1-2) herhangi bir asgari evlilik süresi yoktur, evlendikten hemen sonra bile dava açılabilir.
Anlaşmalı boşanmada protokolün doğru ve eksiksiz hazırlanması, davanın tek celsede sorunsuz sonuçlanmasının en önemli güvencesidir; aksi hâlde yukarıda ele alınan Yargıtay kararlarında görüldüğü gibi, kesinleşmeden sonra da uzun soluklu davalarla karşılaşılabilir. İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Aile hukuku alanındaki diğer makalelerimize Aile Hukuku kategori sayfamızdan, tüm hukuki makalelerimize ise Hukuki Makaleler sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.


4 Yorumlar