İçindekiler
Voltaj Dengesizliği Nedeniyle Cihaz Hasarlarında Dağıtım Şirketi Mi Sorumludur? Elektrik enerjisi, modern yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olup, bu hizmetin güvenli ve kesintisiz şekilde sunulması büyük önem taşır. Ancak uygulamada sıkça karşılaşılan voltaj dalgalanmaları, ani elektrik kesintileri ve yüksek gerilim sorunları, tüketicilerin elektronik cihazlarında ciddi hasarlara yol açabilmektedir. Bu tür zararların hangi kurum tarafından karşılanacağı ise çoğu zaman uyuşmazlık konusu olmaktadır.
Bu yazıda, özellikle voltaj dengesizliği nedeniyle meydana gelen cihaz hasarlarında dağıtım şirketinin sorumluluğu, Yargıtay içtihatları ışığında ele alınacaktır. İnceleme konusu yapılan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1509 E. – 2025/2641 K. sayılı kanun yararına bozma kararı, bu alandaki sorumluluğun sınırlarını net şekilde ortaya koymaktadır.
A-Elektrik Enerjisi Hizmetinde Aktörler: Üretim, Dağıtım ve Tedarik Şirketleri
Elektrik piyasasında faaliyet gösteren şirketler farklı görev ve sorumluluklara sahiptir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na göre; üretim şirketleri -elektrik enerjisi üretir- dağıtım şirketleri -elektriği tüketiciye ulaştıran altyapıyı işletir- tedarik (perakende satış) şirketleri -elektriği tüketiciye satar ve faturalandırır-
Bu ayrım, özellikle zarar sorumluluğu bakımından büyük önem taşır. Zira her şirket yalnızca kendi faaliyet alanından doğan zararlardan sorumludur.
B-Voltaj Dengesizliği ve Cihaz Hasarları
Elektrik şebekesinde meydana gelen ani gerilim yükselmeleri (yüksek voltaj), voltaj dalgalanmaları ve elektrik kesintisi sonrası ani enerji verilmesi gibi durumlar, özellikle buzdolabı, televizyon, kombi ve bilgisayar gibi elektronik cihazlarda kart yanması ve devre arızaları gibi hasarlara neden olmaktadır. Bu tür zararların kaynağı çoğunlukla dağıtım şebekesindeki teknik sorunlar olduğundan, hukuki sorumluluğun da doğru belirlenmesi gerekir.
C-İncelemeye Konu Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararının Özeti
İnceleme konusu olayda; tüketici elektrik kesintisi ve sonrasında yaşanan voltaj dalgalanması nedeniyle buzdolabının yandığını ileri sürmüştür. Tüketici Hakem Heyeti, zararın tazminine karar vermiştir. Ancak dava, elektrik üretim şirketine yöneltilmiştir.
İlk derece mahkemesi, tüketicinin elektrik faturasını ödediği şirketi sorumlu tutmuş; ancak bu yaklaşım Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur.
1-Yargıtay’ın Tespiti: Sorumlu Dağıtım Şirketidir
Yargıtay kararında, elektrik hizmetinden doğan zararların hangi şirket tarafından karşılanacağı açık şekilde ortaya konulmuştur. Kararda yer alan önemli tespit şu şekildedir: “…Elektrik Piyasasında Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetlerine İlişkin Kalite Yönetmeliği’nin 5. maddesi uyarınca, dağıtım şirketi, dağıtım faaliyeti gösterdiği bölgede bulunan kullanıcılara sunduğu hizmetin kalitesinden sorumludur…” Yine aynı karar kapsamında şu değerlendirme yapılmıştır: “…Kullanıcı teçhizatı hasarının tazmin edilebilmesi için söz konusu hasarın dağıtım sisteminden kaynaklandığının tespit edilmesi gereklidir…” https://karararama.yargitay.gov.tr/
Bu tespitler doğrultusunda Yargıtay, somut olayda üretim şirketine husumet yöneltilemeyeceğini, sorumluluğun dağıtım şirketine ait olduğunu, mahkemenin yanlış değerlendirme ile davayı reddettiğini belirterek kararı kanun yararına bozmuştur.
2-Husumet (Taraf Sıfatı) Meselesi
Kararın en önemli yönlerinden biri de husumet (taraf sıfatı) konusundadır. Yargıtay bu hususu şu şekilde açıklamıştır. “…Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir…”
Bu doğrultuda tüketici zararını yanlış şirkete yöneltirse dava reddedilebilir. Mahkeme, taraf sıfatını re’sen (kendiliğinden) dikkate almak zorundadır.
3-Elektrik Dağıtım Şirketinin Hukuki Sorumluluğu
Elektrik dağıtım şirketinin sorumluluğu, yalnızca sözleşmeden değil aynı zamanda hizmet kusurundan kaynaklanır.
Elektrik Piyasası Kalite Yönetmeliği’nin 26. maddesine göre:
- Dağıtım şirketi, sistemden kaynaklanan zararları tazmin etmekle yükümlüdür.
- Hasarın dağıtım sisteminden kaynaklandığı teknik raporla tespit edilmelidir.
- Tüketici, zararın oluştuğu tarihten itibaren 30 gün içinde başvuru yapmalıdır.
D-Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Bu tür uyuşmazlıklarda tüketicilerin en sık yaptığı hatalar şunlardır:
- Yanlış şirkete başvuru yapılması (üretim veya tedarik şirketine),
- Hasarın teknik olarak ispatlanamaması,
- Süresi içinde başvuru yapılmaması,
- Fatura ve servis belgelerinin sunulmaması,
- Yetkili servise başvuru yapılmaması,
Yargıtay kararında da görüldüğü üzere, özellikle yanlış hasım gösterilmesi, davanın sonucunu doğrudan etkilemektedir.
E-Tüketiciler İçin Hukuki Yol Haritası
Voltaj dengesizliği nedeniyle cihazı zarar gören tüketiciler şu adımları izlemelidir:
- Dağıtım şirketine yazılı başvuru yapılmalı
- Hasara ilişkin yetkili servisten teknik servis raporu alınmalı
- Fatura ve ödeme belgeleri saklanmalı
- Talep reddedilirse:
- Tüketici Hakem Heyeti veya
- Tüketici Mahkemesi’ne başvurulmalıdır
F-Sonuç: Sorumluluk Açıkça Dağıtım Şirketine Aittir
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli bu önemli kararı, elektrik kaynaklı cihaz hasarlarında sorumluluğun doğru belirlenmesi açısından yol göstericidir. Karardan çıkan temel sonuç şudur: Voltaj dalgalanması ve elektrik kesintisi kaynaklı zararlar, eğer dağıtım sisteminden kaynaklanıyorsa, sorumluluk dağıtım şirketine aittir. Üretim veya tedarik şirketlerine yöneltilen talepler, husumet yokluğu nedeniyle reddedilebilir. Dağıtım şirketinin kusurunu ortaya koymak için voltaj dengesizliği davalarında enerji hukuku avukatı desteğiyle dava açılabilir.
G-Voltaj Dengesizliği Nedeniyle Tazminat Taleplerine İlişkin Yargıtay Kararları
1-Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/22829 E. – 2017/1915 K. Sayılı İlamının Yorumlanması
Mesken Abonesinin Voltaj Dengesizliği Davasında Görevli Mahkeme Tüketici Mahkemesidir
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/22829 E. – 2017/1915 K., 23.02.2017 T.
Kararın Özeti
Davacının evinde, dağıtım şirketine ait hattaki nötr kablosunun kopması sonucu abonelerin yüksek voltaja maruz kalması nedeniyle yangın çıkmış ve 16.252 TL zarar doğmuştur. Dava Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmüş ve reddedilmiştir. Yargıtay, davacının dağıtım şirketinin mesken abonesi olduğunu saptayarak, uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinin görev alanında olduğunu belirtmiş ve hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Davacı ile dağıtım şirketi arasındaki mesken aboneliği, ilişkiyi tüketici işlemi haline getirir. Önemli olan nokta, davaya konu olayda yer alan diğer davalılarla (hafriyat şirketi vb.) abonelik ilişkisi bulunmaması, mahkemenin görevini değiştirmez.
“…bu davalılar hakkındaki davanın da davalı elektrik dağıtım şirketine tebaen özel mahkeme niteliğindeki Tüketici mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.”
Değerlendirme
Bu karar, voltaj dengesizliği davalarında görev itirazının stratejik önemini ortaya koyar. Mesken abonesinin dağıtım şirketine karşı açtığı tazminat davası, zarar haksız fiilden doğsa dahi Tüketici Mahkemesinde görülür. Üstelik dava birden fazla davalıya yöneltilmişse, aboneyle sözleşmesi olmayan davalılar da asıl davalıya tebaen aynı mahkemede yargılanır; bu, davanın bölünmesini önleyerek usul ekonomisi sağlar. Yanlış mahkemede açılan dava, esasa girilmeden görevsizlikle reddedilebileceğinden, dava açılmadan önce abonelik tipinin (mesken/ticarethane) doğru tespiti kritik öneme sahiptir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/22829 E. – 2017/1915 K. Sayılı İlamı Tam Metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/22829 E. – 2017/1915 K. Sayılı İlamı
MAHKEMESİ: ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, 06.08.2009 tarihinde evinde yangın çıktığını, ev ve ev içerisindeki birçok eşyanın zarar görüp kullanılamaz hale geldiğini, … Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan tespit sonucunda toplam 16.252 TL zarar meydana geldiğini, yangın söndürüldükten sonra yapılan araştırmada yangının davalı Tedaş’a ait elektrik tellerindeki nötr kablosunun kopması neticesinde abonelerin yüksek voltaja maruz kaldığı ve yangının bu nedenle çıktığının tespit edildiğini, kolluk tarafından alınan tanık beyanlarında, davalı … hafriyata ait tıra kepçe yüklenmesi sırasında elektrik telinin kopmuş olabileceğinin beyan edilmesi karşısında işleten olarak davalı … hafriyatın, aracı kullanan olarak da davalı …’un sorumlu olduğunu, zarardan davalıların müşterek kusur ve kusursuz sorumlulukları olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 16.252 TL zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava; davacının evinde çıkan, davalı dağıtım şirketinin elektrik hatlarından kaynaklandığı ileri sürülen, yangın nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Temyize konu öncelikli uyuşmazlık; davaya “Asliye Hukuk Mahkemesi”nde bakılmasının doğru olup olmadığı hususunda toplanmaktadır.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
4077 sayılı yasanın 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak sözkonusu olmaz.
Somut olayda, Dairemizin 20.01.2016 günlü 2015/2625 E. 2016/351 E.K. sayılı geri çevirme kararı sonrasında dosya içerisine alınan belgelerden davacının davalı elektrik dağıtım şirketinin mesken elektrik abonesi olduğu anlaşılmıştır.
Bu duruma göre; uyuşmazlığın çözümü Tüketici Mahkemelerinin görevi içerisindedir. Davacı ile diğer davalılar … hafriyat Ltd. Şti ve … arasında sözleşme (mesken aboneliği) ilişkisi bulunmaması mahkemenin görevine etkili olmayıp, bu davalılar hakkındaki davanın da davalı elektrik dağıtım şirketine tebaen özel mahkeme niteliğindeki Tüketici mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davaya konu olayın 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı ve aynı yasanın 23. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün Tüketici Mahkemelerinin görevi içerisinde olduğu gözetilerek, o yerde ayrı bir Tüketici Mahkemesi varsa görevsizlik kararı verilmesi, yok ise davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde işin esası hakkında hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2-Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/20988 E. – 2017/10050 K. Sayılı İlamının Yorumlanması
Abone Olmayan Fiili Kullanıcı da Dağıtım Şirketine Karşı Hakem Heyetine Başvurabilir
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/20988 E. – 2017/10050 K., 14.06.2017 T.
Kararın Özeti
Elektrik akımının fazla gelmesi nedeniyle kombisi arızalanan kullanıcı, 625 TL servis ücreti için Tüketici Hakem Heyetine başvurmuş ve lehine karar çıkmıştır. Dağıtım şirketi, aralarında abonelik sözleşmesi bulunmadığını ileri sürerek kararın iptalini istemiştir. Yargıtay, kaçak tutanağı bulunmadığına göre kullanıcının fiili kullanıcı olduğunu kabul ederek, başvuru hakkının varlığını onamış ve kanun yararına temyiz talebini reddetmiştir.
Yargıtayın Gerekçesi
Abonelik sözleşmesinin yokluğu tek başına başvuru hakkını ortadan kaldırmaz. Kaçak kullanımı gösteren bir tutanak da bulunmadığından, kişi davaya konu adreste fiili kullanıcı sayılır.
“Fiili kullanıcının da, uğradığı zararın tazmini amacıyla davacı … idaresi aleyhine Hakem Heyeti’ne başvurabileceği açıktır.”
Değerlendirme
Bu karar, tazminat talebinin resmi abonelik kaydına bağlı olmadığını göstermesi bakımından değerlidir. Uygulamada dağıtım şirketleri, sıklıkla “adınıza abonelik yok” savunmasıyla sorumluluktan kurtulmaya çalışır. Yargıtay, elektriği fiilen kullanan ve zarar gören kişinin de korunduğunu ortaya koymuştur. Bu durum özellikle kiracılar, abonelik devri tamamlanmamış kullanıcılar veya abonelik üçüncü kişi üzerine kayıtlı konutlarda oturan tüketiciler bakımından önemlidir. Burada belirleyici ölçüt, kaçak kullanım tutanağının bulunmaması yani kullanımın hukuka uygun ve fiili olmasıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/20988 E. – 2017/10050 K. Sayılı İlamı Tam Metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/20988 E. – 2017/10050 K. Sayılı İlamı
Taraflar arasındaki Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Kararına İtiraz davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı tarafından kanun yaranına temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı tarafından, elektrik akımının fazla gelmesinden dolayı kombisinin arızalandığı, servis ücreti olarak 625 TL ödediği iddia edilerek, masraflarının karşılanması amacıyla …. Tüketici Hakları Hakem Heyeti Başkanlığı’na başvuru yapıldığı, Hakem Heyeti tarafından başvurunun kabulüne 625 TL’nin davalı tüketiciye aidesine karar verildiği, ancak taraflar arasında imzalanmış abonelik sözleşmesi bulunmadığı, Hakem Heyetinin görevsiz olarak karar verdiği, ayrıca bahse konu dönemde herhangi bir elektrik arıza kaydı olmadığı, bahse konu arızanın tüketicinin sorumluluğunda bulunan iç hatta meydana geldiğini iddia ederek, …. Hakem Heyeti Başkanlığınca verilen 12/12/2014 tarih ve 12157 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporuna göre kombideki arızanın kullanım hatasında olmayıp, davacı tarafından dağıtımı yapılan elektrik voltaj akımından kaynaklandığı, arızanın elektrik akımından kaynaklandığına göre, tüketicinin elektrik akımından dolayı meydana gelen zararın elektrik dağıtımı yapan davacı şirketin tazmin etmesi gerekmekte olup, tüketicinin oluşan zararının tazminine ilişkin …. Tüketici Hakları Hakem Heyeti Başkanlığınca verilen kararın yerinde olduğu anlaşıldığından; davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir.
Davadaki uyuşmazlık; taraflar arasında abonelik sözleşmesi olup olmadığı ile davalının uğradığı zararın davacı tarafça tazmininin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; her ne kadar davacı taraf, davalı ile aralarında herhangi bir abonelik sözleşmesi olmadığını belirtmiş ise de; dosya arasında davalının kaçak kullanımı olduğuna dair herhangi bir kaçak tutanağı da bulunmadığına göre, davalının davaya konu adreste fiili kullanıcı olduğunun kabulü gerekir. Fiili kullanıcının da, uğradığı zararın tazmini amacıyla davacı … idaresi aleyhine Hakem Heyeti’ne başvurabileceği açıktır. Öyle ise, mahkemece, davacının davasının reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle mahkemece usul ve yasaya uygun karar verildiği anlaşılmakla; kanun yararına temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK.nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3-Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/1182 E. – 2021/12606 K. Sayılı İlamının Yorumlanması
Enerji Nakil Hatları Yapı Eseridir; Dağıtım Şirketinin Sorumluluğu Kusursuzdur (TBK m.69)
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2021/1182 E. – 2021/12606 K., 07.12.2021 T.
Kararın Özeti
Davacının tavuk çiftliğinde elektrik kesintisi yaşanmış, jeneratör düşük voltaj alarmı vererek durmuş ve havalandırma çalışmadığı için 27.000 tavuk telef olmuştur. Yerel mahkeme ve BAM, jeneratörün çalıştırılmamasını çiftlik sahibine kusur olarak yükleyip davayı reddetmiştir. Yargıtay, dağıtım şirketinin sorumluluğunun TBK m.69 kapsamında kusursuz (objektif) sorumluluk olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Enerji nakil hatları yapı eseri niteliğindedir; bu faaliyet niteliği gereği tehlike taşır. Zarar ile hat arasında uygun illiyet bağının kurulması sorumluluk için yeterlidir; malikin kusurlu olup olmaması, gerekli özeni gösterip göstermemesi sonucu değiştirmez. Zarar görenin kendi davranışı ise illiyeti kesmez, yalnızca tazminat miktarında indirim sebebi olabilir.
“…belirtilen hususlar nedensellik bağını kesecek mahiyette olmayıp ancak tazminat miktarının hesabında gözetilecek hususlardandır.”
Değerlendirme
Bu karar, voltaj/kesinti kaynaklı zararlarda sorumluluğun hukuki temelini en net biçimde ortaya koyan içtihatlardandır. Dağıtım şirketinin sorumluluğu sözleşmeye değil, TBK m.69’daki yapı eseri malikinin kusursuz sorumluluğuna dayanır. Pratik sonucu şudur: Davacının kusuru ispatlama yükü yoktur; illiyet bağını ortaya koyması yeterlidir. Şirket ancak mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi illiyeti kesen bir nedeni kanıtlayarak kurtulabilir. Önemli bir ayrım da şudur: Zarar görenin tedbirsizliği (örnekte jeneratörün yeniden çalıştırılmaması) davayı tümden reddettirmez; yalnızca bölüşük kusur oranında indirim sebebidir. Bu, davanın tümden reddi ile karşılaşan zarar görenler için güçlü bir temyiz dayanağıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/1182 E. – 2021/12606 K. Sayılı İlamı Tam Metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/1182 E. – 2021/12606 K. Sayılı İlamı
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 07/12/2021 tarihinde davacı vekili Av. …ile davalı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; sahibi bulunduğu tavuk çiftliğinde 25/06/2018 tarihinde meydana gelen elektrik kesintileri nedeniyle, jeneratörün devreye giremeyip soğutma sisteminin çalışmaması sonucu 27.000 adet tavuğun telef olduğunu, elektrik kesintilerinin voltaj dalgalanmasından kaynaklandığını, uğramış olduğu zarardan davalı şirketin sorumlu bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; olayın meydana gelmesinde sorumluluğunun bulunmadığını, tarafına kusur atfedilemeyeceğini, davacının ağır kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; 16/12/2019 bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak, olay tarihinde yaşanan elektrik kesintisinin davacı tarafından davalı şirkete ihbar edildiği ve akabinde arızanın davalı tarafından aynı gün giderildiği, elektrik kesintisi nedeniyle çiftlikte bulunan jeneratörün devreye girdiği ancak kısa bir süre sonra “düşük voltaj alarmı” vererek çalışmasını durduğu, kümes kontrol panosundan enerjinin kesildiğine dair alarmın verildiği, jeneratör tekrardan çalıştırılmayıp havalandırma fanları devreye girmediği için tavuk ölümlerinin gerçekleştiği, jeneratörün tüm zaman dilimlerinde faal ve her an elektrik kesintisi ya da hatlardan kaynaklı olumsuzluklara karşı çalıştırılmasından çiftlik sahibi davacının sorumlu olduğu, olayın meydana gelmesinden davalının kusurlu veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; Türk Borçlar Kanunu’nun 69 uncu maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.69). Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden “olağan sebep sorumluluğu”dur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Enerji nakil hatları da yapı eseri niteliğinde olup, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur.
Elektrik enerjisinin taşındığı enerji nakil hattı ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15).
Öte yandan; Türk Borçlar Kanunu’nun 52 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.”
Somut olayda; 25/06/2018 tarihinde meydana gelen elektrik kesintileri sonucunda, davacıya ait çiftlikte bulunan jeneratörün devreye girmeyip soğutma sisteminin çalışamaması nedeniyle, çiftlikte bulunan tavukların telef olduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin sorumluluğu TBK’nın 69 uncu maddesine dayalı kusursuz sorumluluk olup, oluşan zarar ile elektrik kesintisi arasında uygun illiyet bağının kurulduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; jeneratörün elektrik kesintisi sonrası devreye girmemesi, davacının diğer tedbirleri almamış olması davacıya kusur olarak atfedilmiş ise de, belirtilen hususlar nedensellik bağını kesecek mahiyette olmayıp ancak tazminat miktarının hesabında gözetilecek hususlardandır.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, tavukların ölümünün elektrik kesintisinden kaynaklandığı, dolayısıyla elektrik kesintisi ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının mevcut olduğu, davalının TBK’nın
69 uncu maddesine dayalı kusursuz sorumluluğunun bulunduğu dikkate alınarak, önceki bilirkişiler dışında seçilecek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınarak, zarar doğuran eylem nedeniyle davacının bölüşük kusurunun bulunup bulunmadığı da araştırılarak, davacının maddi zararının belirlenmesi ve varsa zarar miktarından bölüşük kusuru oranında indirim yapılması suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına, aynı Kanunun 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 3.815 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
4-Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/21443 E. – 2018/9123 K. Sayılı İlamının Yorumlanması
Özel Mülkiyete Tabi Trafodan Kaynaklı Zararlarda İlliyet Bağı Şüpheden Uzak Tespit Edilmelidir
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/21443 E. – 2018/9123 K., 26.09.2016 T.
Kararın Özeti
Davacı, sulama yaparken yüksek gerilim panosuna yaklaştığında, enerjinin yüksek voltajda gelmesiyle panonun patlaması sonucu ağır şekilde yanmış ve kalıcı maluliyet oluşmuştur. Yerel mahkeme, panonun özel mülkiyete tabi tarımsal sulama tesisine ait olduğu ve bakımından tesis sahibinin sorumlu olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay, olay yeri tutanağı ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini ve arıza kaydının araştırılmadığını belirterek hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Enerji nakil hatları TBK m.69 kapsamında imal olunan şey sayılır ve sahibi kusursuz sorumludur. Ancak somut olayda, gerilimin düzensiz gelmesi sonucu trafonun patladığını belirten olay yeri tutanağı ile teknik olarak bunun mümkün olmadığını söyleyen bilirkişi raporu çelişmektedir. Ayrıca olay tarihinde ilgili mahalde arıza kaydı bulunup bulunmadığı dosyadan anlaşılamamaktadır.
“…meydana gelen zarar ile söz konusu eylem arasında herhangi bir irtibat bulunup bulunmadığı … her türlü şüpheden uzak şekilde tespitinin sağlanması…”
Değerlendirme
Bu karar, sorumluluğun kusursuz olmasının zararı otomatik olarak ispatlanmış saymadığını hatırlatması bakımından dengeleyici bir içtihattır. Davacı yine de zarar ile elektrik tesisi arasındaki illiyet bağını ortaya koymak zorundadır. Özellikle zararın kaynağının dağıtım şebekesi mi yoksa özel mülkiyete tabi tesis (branşman hattı sonrası) mi olduğu, sorumluluğun kimde olduğunu doğrudan belirler. Davacı vekili açısından çıkarılacak ders, dosyaya iki temel delili kazandırmaktır: olay tarihine ait arıza/kesinti kaydı ve mahkeme, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli, çelişkisiz bilirkişi raporu. Çelişkili raporlara dayalı ret kararları, bu içtihat ışığında bozma sebebidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/21443 E. – 2018/9123 K. Sayılı İlamı Tam Metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/21443 E. – 2018/9123 K. Sayılı İlamı
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili ,davacılardan … 19.04.2010 tarihinde geçici ikamet ettiği … mezrasında sulama yaparken, elektriklerin kesik olmasından ve uzun süreli elektrik arızasından dolayı elektrik yüksek gerilim panosuna elektriğin gelip gelmediğini kontrol etmek üzere yaklaştığında ve temas ettiğinde, enerjinin panoya çok yüksek voltajda gelmesi nedeniyle panonun patlaması ve alev alması sonucu, elleri, yüzü ve vücudunun büyük bir kısmının ağır şekilde yandığını ve vücudunda kalıcı maluliyet meydana geldiğini, olay sırasında davacı …’un eşi ve çocuklarının onu kaybetme endişesiyle şok geçirdiklerini ve büyük korkular yaşadıklarını, hayati tehlikeyi atlatmasına rağmen sakat kalması ve vücudunun estetiğinin bozulması üzerine birlikte yaşadığı ailesinin derin bir üzüntüye gark olduğunu, müvekkili ….. için 1.000 TL maddi tazminat,50.000 TL manevi tazminat ile, müvekkili …. için 30.000 TL, çocukları…..için de 20.000’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dava; elektrik enerjisi dağıtım hattından kaynaklandığı iddia olunan olay nedeniyle, davacının uğradığı zararın maddi – manevi tazminine ilişkin bulunmaktadır.
BK.nun 58/1.maddesi (TBK.nun 69.maddesi) gereğince imal olunan bir şeyin sahibi o şeyin korunmasındaki kusurundan dolayı oluşan zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumludur. Enerji nakil hatları da maddede belirtilen imal olunan şey kapsamında olduğundan enerji nakil hattının sahibi bu tesisin korunmasından, bu bağlamda bakım eksikliğinden doğan zarardan kusursuz olarak sorumludur. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığı durumunda (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi ) sorumluluktan kurtulabilir.
Somut olayda; davacı olay tarihi olan 19.04.2010 tarihinde davalı kuruma ait elektrik yüksek gerilim panosuna gelen enerjinin yüksek voltajda gelmesi nedeniyle panonun patlaması ve alev alması neticesinde bedensel zarara uğradığını belirtmiş; davalı kurum ise, davacının söz konusu iddiasının somut verilere dayanmadığını, nitekim belirtilen tarihte arıza ihbarı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; her ne kadar, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporu nazara alınarak, söz konusu olayın meydana geldiği panonun müstakil trafolu tarımsal sulama tesisine ait olduğunu, bu tür tesislerin dağıtım şebekesine bağlantısının yapıldığı branşman direğindeki bağlantı noktasından itibaren tesis sahibinin mülkiyetinde olduğu gibi bakım ve onarımından da tesis sahibinin sorumlu olduğunu, davalı elektrik şirketinin tesisle ilgili onarım, bakım gibi bir sorumluluğu bulunmadığının, olayın tesise gelen enerji voltajının dalgalanmasına bağlı olarak gerçekleşmesinin teknik olarak mümkün olmadığı, sonradan yapılmış bir müdahale sonucu oluşan kısa devre sonucu meydana geldiğini, davalı ….. kazada kusurunun olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de; görevlilerce tutulan 19.04.2010 tarihli görgü tespit olay yeri inceleme tutanağında sulama kuyusuna ait elektrik trafosunun geriliminin düzensiz gelmesi sonucu elektrik trafosununun patlamış olduğunun belirtilmiş olup ,iş bu tutanak ile bu dosyada alınan 30.06.2015 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; söz konusu raporların çelişkili olduğu anlaşılmaktadır.
Yine, dosya kapsamında 19.04.2010 tarihinde davacının bulunduğu mahalde arıza kaydının var olup olmadığına dair evraka dosya kapsamından ulaşılamamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar da gözetilmek suretiyle, öncelikle dosya kapsamında yer alan 30.06.2015 tarihli görgü tespit raporu ile olay yeri tutanağı arasındaki çelişkiler de giderilmek suretiyle, meydana gelen zarar ile söz konusu eylem arasında herhangi bir irtibat bulunup bulunmadığı, olayın branşman hattından kaynaklanıp kaynaklanmadığının her türlü şüpheden uzak şekilde tespitinin sağlanması yönünden, alanında uzman bilirkişi heyetinden mahkeme, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması suretiyle, sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/09/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

2 Yorumlar