Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Cezası Nedir? (TCK-104)

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu sezası nedir avukat sinan karabacak

İçindekiler

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, cebir, tehdit veya hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş ancak on sekiz yaşını doldurmamış bir çocukla rızaya dayalı cinsel ilişkiye giren kişinin, şikâyet üzerine iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırıldığı; failin mağdurla arasında evlenme yasağı bulunması veya evlat edinme öncesi bakım ya da koruyucu aile ilişkisi içinde olması hâlinde ise cezanın on yıldan on beş yıla çıktığı ve suçun şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulduğu bir suç tipidir. Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 104. maddesinde, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” bölümü altında düzenlenmiştir.

1. Yasal Düzenleme

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitabı’nın “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde, Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar alt başlığı altında 104. maddede düzenlenmiştir. On beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını tamamlamamış bir çocukla cebir, tehdit veya hile olmaksızın cinsel ilişkiye giren kişi, şikâyet üzerine iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; failin mağdurla evlenme yasağı bulunması veya evlat edinme öncesi bakım ya da koruyucu aile ilişkisi içinde olması hâlinde ise ceza on yıldan on beş yıla kadar hapse çıkar ve suç şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 104- (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/11/2005 tarihli ve E: 2005/103, K: 2005/89 sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) (Ek: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

Maddenin ikinci fıkrası, ilk hâliyle Anayasa Mahkemesinin 23.11.2005 tarihli ve 2005/103 Esas, 2005/89 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş, boşluk 18.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 60. maddesiyle günümüzdeki hâliyle yeniden doldurulmuştur.

Bu kronoloji, suç tarihi 2014 öncesine denk gelen dosyalarda TCK m.7/2’de düzenlenen zaman bakımından uygulama (lehe kanun) ilkesinin ayrıca değerlendirilmesini gerektirir; nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2022/6497 Esas, 2023/2845 Karar sayılı kararında, suç tarihi 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceye rastlayan bir olayda, sanığın hukuki durumunun TCK m.7/2 ışığında değişiklik öncesi hükümlere göre belirlenmesi gerektiğini teyit etmiştir.

2. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Unsurları

A. Maddi Unsurlar

1. Fail: TCK m.104 bakımından fail herhangi bir kişi olabilir; kanun metninde failin niteliğine ilişkin özel bir sınırlama bulunmadığından suç, özgü suç niteliği taşımaz ve herkes tarafından işlenebilir. Mağdurun cinsiyetine ilişkin de bir kısıtlama öngörülmediğinden hem erkek hem kadın fail olabilir. Failin ergin veya reşit olması aranmaz; ancak failin de suça sürüklenen çocuk (SSÇ) sıfatını taşıması hâlinde ceza sorumluluğu ve lehe hükümlerin uygulanması ayrıca değerlendirilir.

2. Mağdur: Mağdur, on beş yaşını bitirmiş ancak henüz on sekiz yaşını doldurmamış çocuktur. On beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel eylemler TCK m.103 kapsamında çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturur; bu nedenle mağdurun suç tarihindeki yaşının kesin biçimde belirlenmesi, suçun vasfını doğrudan etkiler.

Nüfus kaydındaki doğum tarihiyle fiili doğum tarihi arasında çelişki bulunan veya doğum tarihi resmî kurumda tahmini olarak kaydedilmiş mağdurlarda, mahkemelerin Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu raporuna başvurduğu, raporlar arasında çelişki varsa nüfus kaydının ancak somut tıbbi veriyle tashih edilebileceği ve mağdurun yaşının fıkra fıkra (örneğin ilk ilişki tarihinde 15 yaşından küçük, sonraki ilişkilerde büyük) ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği uygulamada istikrar kazanmıştır.

Ayrıca mağdurun on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte akıl hastalığı, zekâ geriliği gibi bir nedenle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmemiş olduğu hâllerde, rızası bulunsa dahi eylem TCK m.103/1-a kapsamında değerlendirilir; bu ihtimalde failin mağdurun bu durumunu bilip bilmediği ayrıca araştırılır.

3. Fiil (Hareket): Suçun maddi unsurunu oluşturan eylem, mağdurla “cinsel ilişki” kurmaktır. Yargıtay’a göre cinsel ilişki kavramı yalnızca vajinal veya anal yoldan gerçekleşen organ sokulmasını kapsar; oral yoldan veya organ sokulması içermeyen diğer davranışlar bu madde kapsamında değildir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2014/4639 Esas, 2016/1324 Karar sayılı kararında, sanığın cinsel organını mağdurun ağzına sokması şeklindeki rızaya dayalı eyleminin yasal anlamda “cinsel ilişki” tanımına girmediğini, bu nedenle ne reşit olmayanla cinsel ilişki ne de cinsel istismar suçunu oluşturduğunu belirterek beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Aynı doğrultuda Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/6294 Esas, 2024/11264 Karar sayılı kararında, on beş yaşından büyük mağdurenin vajinasına rızaen parmak sokulması şeklinde gerçekleşen olayda, eylemin TCK m.104 kapsamındaki “cinsel ilişki” tanımına girmediğini, kanuni unsurları itibarıyla oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Uygulamada sıklıkla gözden kaçan bir başka nokta da, cinsel ilişkinin rızaya dayalı olsa dahi kamera veya cep telefonuyla kayda alınmasının, tarafların rızası bulunsa bile ayrıca müstehcenlik suçunu (TCK m.226) gündeme getirebilmesi ve bu durumda gerçek içtima kurallarına göre ayrı bir sorumluluk doğmasıdır.

4. Rıza ve Hukuka Uygunluk: Kanun, on beş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkinin cebir, tehdit ve hileden arınmış olmasını suçun kurucu unsuru saymaktadır; bununla birlikte mağdurun gösterdiği rıza hukuki geçerlilik taşımaz ve suçun oluşumunu ortadan kaldırmaz, yalnızca uygulanacak hükmü (TCK m.103 yerine TCK m.104) belirler. Uygulamada mağdurenin ilişkiye rıza gösterip göstermediği sıklıkla ceza yargılamasının en tartışmalı noktasını oluşturur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/588 Esas, 2025/423 Karar sayılı kararında, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, taraflar arasındaki uzun süreli duygusal ilişki ve mahkemedeki son beyanında rızasını açıkça ifade etmesi karşısında, eylemin cebir veya iradeyi sakatlayan bir nedenle gerçekleştirildiğine dair kesin delil bulunmadığından “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği suçun TCK m.104/1 kapsamında kaldığına ve şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine karar vermiştir.

Benzer şekilde Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/286 Esas, 2021/573 Karar sayılı kararında da, mağdurenin aşamalı beyanlarındaki çelişkiler ve sanığın rızaya aykırı ilişki iddiasını destekleyen kesin bir delilin bulunmaması karşısında, eylemin zora dayalı gerçekleştiği iddiasının şüphede kaldığı ve bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğuna hükmedilmiştir.

Öte yandan failin mağdureye “seninle evleneceğim” şeklindeki beyanları, tek başına TCK anlamında bir “hile” olarak kabul edilmemekte; hile sayılabilmesi için mağdurun iradesini kökten sakatlayan, gerçek dışı ve kasıtlı bir aldatma hareketinin varlığı aranmaktadır.

B. Manevi Unsur

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, kastla işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, mağdurun on beş ile on sekiz yaş aralığında olduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir.

Uygulamada en çok tartışılan mesele, failin mağdurun yaşı konusundaki yanılgısıdır. TCK m.30/1 uyarınca, suçun maddi unsurlarına ilişkin kaçınılmaz bir hata hâlinde kast ortadan kalkar. Yargıtay içtihadına göre bir yaş hatası savunmasının kabul görebilmesi için:

  1. Failin mağduru reşit sanmasını haklı kılacak somut, dış görünüşe ve davranışa dayalı emareler bulunmalı,
  2. Mağdurun kendisini büyük yaşta göstermesi, sahte belge ibraz etmesi veya buna benzer aktif bir yanıltma davranışı sergilemiş olmalı,
  3. Failin bu yanılgısının, dosyadaki diğer delillerle (tanışma şekli, ortam, önceki iletişim) çelişmemesi gerekmektedir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2017/5799 Esas, 2021/974 Karar sayılı kararında, mağdurenin nüfus kaydı ile tıbbi rapor arasında yaş uyuşmazlığı bulunan ve suça sürüklenen çocuğun “mağdurenin kendisine on sekiz yaşında olduğunu söylediği” yönünde savunması olan bir olayda, TCK m.30’da düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı hiç tartışılmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2023/4341 Esas, 2023/6745 Karar sayılı kararında ise, sanığın mağdurenin on beş yaşını bitirmiş olduğunu zannettiği savunması karşısında, mağdurenin on beş yaşından küçük olduğunu bilerek hareket ettiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğuna hükmedilmiştir; aynı kararda mahkemenin, sanığın rızayla evine gelen mağdureye karşı yalnızca cinsel eylemle sınırlı bir süre boyunca hareket serbestisini kısıtlamasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı da ayrıca vurgulanmıştır.

C. Suçun Özel Görünüş Biçimleri

1. Teşebbüs: TCK m.104 kapsamındaki suça, icra hareketleri kısmen tamamlanmakla birlikte fail elinde olmayan nedenlerle sonuçlanmamışsa teşebbüs hükümleri (TCK m.35) uygulanabilir. Suçun tamamlanması için organ sokulması suretiyle gerçekleşen tam bir cinsel birleşme arandığından, bu aşamaya ulaşılmadan sona eren eylemler teşebbüs olarak nitelendirilebilir.

2. İştirak: Suça iştirak genel hükümler çerçevesinde mümkündür. Azmettirme ve yardım etme açısından da genel iştirak kuralları uygulanır; yardım eden konumundaki kişilerin fiilden haberdar olup olmadığı ve fiile somut katkısı ayrıca ispatlanmalıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/9858 Esas, 2023/4344 Karar sayılı kararında, mağduru misafir eden ve cinsel ilişkiye dair bilgisi bulunmadığı anlaşılan sanıklar hakkında yardım etme suçundan mahkûmiyet kurulamayacağını, bu kişilerin sorumluluğunun ancak somut ve kesin bir katkı ispatlandığında söz konusu olabileceğini teyit etmiştir.

3. İçtima: Aynı mağdura karşı farklı zamanlarda birden fazla cinsel ilişki gerçekleştirilmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri (TCK m.43) uygulanabilir; ceza bu durumda dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. Ancak mağdurun on beş yaşını doldurmadan önceki ve doldurduktan sonraki eylemleri farklı bir rejime tabidir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/46 Esas, 2023/303 Karar sayılı kararında, çocuğun nitelikli cinsel istismarı (TCK m.103/2) ile reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK m.104/1) suçlarının korunan hukuki değer, hareket unsuru ve muhakeme şartları bakımından kökten farklı olduğunu, bu nedenle mağdurun on beş yaşını doldurmadan önceki eylemlerin cinsel istismar, doldurduktan sonraki eylemlerin ise reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturacağını ve bu iki suçun TCK m.43 anlamında “aynı suç” sayılamayacağını, dolayısıyla zincirleme suç çatısı altında birleştirilemeyip gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğini karara bağlamıştır.

Aynı ilke Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/303 Esas, 2023/151 Karar sayılı kararında da benimsenmiş; bu doğrultuda direnme kararı isabetli bulunarak dosya, uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2023/9315 Esas, 2023/6503 Karar sayılı kararıyla mağdurun on beş yaşından küçük olduğu dönemdeki eylemlerden çocuğun nitelikli cinsel istismarı, on beş yaşını doldurduktan sonraki eylemlerden ise ayrıca reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkûmiyet hükmü onanarak kesinleşmiştir.

Buna karşılık, mağdurun on beş yaşını doldurmadan önceki dönemde işlenen birden fazla eylem tek başına ele alındığında, bu eylemler kendi içinde TCK m.44’te düzenlenen fikri içtima kuralına göre birleşebilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2022/6497 Esas, 2023/2845 Karar sayılı kararında, sanığın mağdureye yönelik şantaj ve cinsel istismar eylemlerinin kül hâlinde TCK m.44 delaletiyle zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar suçunu oluşturduğuna, mağdurenin on beş yaşını doldurmasından sonraki eylemlerin ise ayrı bir suç olarak reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğuna hükmedilmiştir.

3. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Suçun Nitelikli Halleri

A. Evlenme Yasağının Varlığı (m. 104/2)

Kanunun ikinci fıkrası, suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde uygulanır. Bu durumda öngörülen ceza on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasıdır ve suçun takibi şikâyete bağlı olmayıp re’sen soruşturulur. Türk Medeni Kanunu’nun 129. maddesi uyarınca evlenme yasağı öngörülen akrabalık ilişkileri; üstsoy ile altsoy arasındaki ilişki, kardeşler arasındaki ilişki, amca-dayı-hala-teyze ile yeğen arasındaki ilişki ve belirli kayın hısımlıklarıdır.

Maddenin amacı, ensest ilişkilerle daha etkin mücadele edilmesi ve çocukların cinsel sömürüsünün önlenmesidir; bu nedenle uygulama alanı, resmî evlilik ya da yalnızca dinî nikâh gibi biçimsel ilişkilerle değil, doğrudan TMK m.129’da sayılan hısımlık bağının varlığıyla sınırlıdır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/16571 Esas, 2022/11683 Karar sayılı kararında, eşcinsel olarak gerçekleşen ve taraflar arasında Türk Medeni Kanunu anlamında hiçbir akrabalık bağı bulunmayan bir olayda, eylemin TCK m.104/2’deki nitelikli hâli değil, TCK m.104/1’deki şikâyete tabi temel suçu oluşturacağını; kanunilik ilkesi ve kıyas yasağı gereği bu fıkranın uygulanabilmesi için mutlaka TMK m.129’da sayılan biyolojik veya hukuki bir hısımlık bağının bulunması gerektiğini vurgulamıştır.

B. Evlat Edinme Öncesi Bakım veya Koruyucu Aile İlişkisi (m. 104/3)

Bu fıkra kapsamındaki durum, fiilin, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen ya da koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesidir. Bu hâlde de ikinci fıkradaki ceza (10 ila 15 yıl hapis) şikâyet aranmaksızın uygulanır. Söz konusu düzenleme, devlet koruması altındaki çocukları, bu güven ilişkisini kötüye kullanan kişilere karşı korumayı amaçlamaktadır.

Fiilin niteliğine göre öngörülen ceza aralıkları ve şikâyet rejimi aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Fiilin NiteliğiMaddeCeza AralığıŞikâyet Rejimi
Temel hâl (15-18 yaş, rızaya dayalı)TCK 104/12 yıldan 5 yıla kadar hapisŞikâyete bağlı
Evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesiTCK 104/210 yıldan 15 yıla kadar hapisŞikâyet aranmaksızın re’sen
Evlat edinme öncesi bakım veya koruyucu aile ilişkisiTCK 104/310 yıldan 15 yıla kadar hapis (104/2’ye göre)Şikâyet aranmaksızın re’sen

4. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Şikâyete Tabi Midir?

A. Temel Kural: Şikâyete Bağlılık

TCK m.104/1 kapsamındaki suç, şikâyete bağlı suçlar arasında yer alır. Soruşturma ve kovuşturma başlatılabilmesi için mağdurun (mağdur çocuksa kanuni temsilcisinin) şikâyette bulunması zorunludur. Şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır (TCK m.73/1); bu süre geçirildikten sonra yapılan şikâyet üzerine açılan kamu davası, süresinde şikâyet bulunmadığı gerekçesiyle düşer.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/15421 Esas, 2023/3686 Karar sayılı kararında, mağdurenin on beş yaşını ikmal ettiği tarihten itibaren TCK m.73/1’deki altı aylık kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılan şikâyet üzerine kurulan mahkûmiyet hükmünü, şikâyetin süresinde olmaması nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozmuştur.

Mağdurun kendisinin küçük olması nedeniyle atanan vekilin yetkisi de mağdurun iradesiyle sınırlıdır: Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/6294 Esas, 2024/11264 Karar sayılı kararında, kovuşturma aşamasında sanıktan şikâyetçi olmadığını açıkça beyan eden mağdurenin bu iradesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen mağdure vekilinin kamu davasında katılan sıfatının ve hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığına hükmetmiştir.

B. Şikâyetten Bağımsız Takip: Nitelikli Haller

İkinci (m.104/2) ve üçüncü fıkra (m.104/3) kapsamındaki nitelikli hâllerde suç, şikâyete bağlı olmaksızın re’sen soruşturulur ve kovuşturulur. Bu istisnai düzenleme, söz konusu hâllerdeki güven ilişkisinin ve toplumsal değerlerin korunmasına duyulan ihtiyacın, bireysel şikâyet iradesinin üzerinde tutulduğunu göstermektedir.

5. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Zamanaşımı

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda dava zamanaşımı süresi, TCK m.66 uyarınca öngörülen ceza üst sınırına göre belirlenir. Temel hâlde (m.104/1) ceza üst sınırı 5 yıl olduğundan, TCK m.66/1-e gereği dava zamanaşımı 8 yıldır. Failin mağdurla evlenme yasağı bulunması (m.104/2) veya evlat edinme öncesi bakım ya da koruyucu aile ilişkisi içinde olması (m.104/3) hâlinde ceza üst sınırı 15 yıla çıktığından, bu nitelikli hâllerde dava zamanaşımı 15 yıldır.

Zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve altı aylık şikâyet süresinden bağımsız bir kavramdır; TCK m.67/2 uyarınca soruşturma ve kovuşturma işlemleri bu süreyi keser ve zamanaşımı kesildiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/6294 Esas, 2024/11264 Karar sayılı kararında, TCK m.104/1 kapsamındaki bir eylem için öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin, zamanaşımını kesen son işlem olan mahkûmiyet kararı tarihinden itibaren dolduğunu tespit ederek kamu davasının düşmesine karar vermiştir.

Aynı doğrultuda Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/9858 Esas, 2023/4344 Karar sayılı kararında da, reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna yardım etmekten yargılanan sanıklar bakımından zamanaşımını kesen son işlem tarihinden temyiz incelemesine kadar 8 yıllık sürenin dolduğu belirlenerek beraat hükümleri zamanaşımı nedeniyle düşürülmüştür; aynı kararda ayrıca, hapis cezasının kısa süreli olmadığı gözetilmeden TCK m.53/4 delaletiyle m.53/1’in uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak hatalı bulunduğu vurgulanmıştır.

6. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda HAGB, Uzlaşma, Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezası

A. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

HAGB, CMK m.231 kapsamında düzenlenmiş olup belirli koşulların varlığı hâlinde mahkeme tarafından hükmedilen cezanın açıklanmasının beş yıl süreyle geri bırakılmasına imkân tanır. TCK m.104/1 kapsamındaki suçlarda hükmolunan cezanın iki yılın altında olması ve diğer yasal koşulların sağlanması hâlinde HAGB kararı verilebilir. Nitelikli hâllerin söz konusu olduğu ikinci ve üçüncü fıkra kapsamındaki suçlarda öngörülen ceza on ila on beş yıl hapis olduğundan, bu ağırlıkta bir ceza için HAGB koşulları sağlanamaz.

B. Uzlaşma

5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi, uzlaşma kapsamındaki suçları sınırlı biçimde saymıştır ve cinsel suçlar genel olarak bu kapsamın dışında tutulmuştur. TCK m.104 kapsamındaki reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, CMK m.253/3 hükmü gereğince uzlaşmaya tabi değildir.

C. Cezanın Ertelenmesi

TCK m.51 uyarınca, hükmedilen iki yıl veya daha az süreli hapis cezalarının ertelenmesi mümkündür. TCK m.104/1 kapsamında hükmolunan cezanın iki yıl veya altında kalması hâlinde —örneğin takdiri indirim nedenlerinin uygulanması sonucu— erteleme kurumundan yararlanılabilir. Nitelikli hâller bakımından cezanın on yılın altına indirilmesi pratikte mümkün olmadığından erteleme uygulaması neredeyse gündeme gelmez.

D. Adli Para Cezasına Çevirme

TCK m.50 uyarınca, bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir. TCK m.104/1 kapsamındaki temel suçta öngörülen alt sınır iki yıl hapis olduğundan, istisnai indirim hâlleri dışında adli para cezasına çevirme imkânı oldukça sınırlıdır. Nitelikli hâller bakımından öngörülen on yılın üzerindeki hapis cezaları ise adli para cezasına çevrilme olanağı tanımaz.

7. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Farkı

Mağdurun rızasıyla failin evine veya bir başka mekâna gitmiş olması, tek başına kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun (TCK m.109) oluşumuna yol açmaz. Yargıtay içtihadına göre bu iki suçun bir arada değerlendirilebilmesi için:

  1. Mağdurun hareket özgürlüğünün, cinsel eylemin gerçekleştirildiği süreden bağımsız ve ayrı bir davranışla kısıtlanmış olması,
  2. Failin, cinsel eylem dışında mağduru alıkoyan, bir yere kapatan veya oradan ayrılmasını fiilen engelleyen ek bir hareketinin bulunması,
  3. Mağdurun on beş yaşından küçük olması nedeniyle rızasının zaten hukuken geçersiz sayıldığı hâllerde bu geçersizliğin alıkoyma açısından da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2023/4341 Esas, 2023/6745 Karar sayılı kararında, kendi rızasıyla sanığın evine gelen mağdureye karşı yalnızca cinsel eylemin gerçekleştirildiği süreyle sınırlı bir hareket kısıtlamasının, kişinin vücudunun suçun konusu olması dışında hürriyetini kısıtlayan başkaca bir davranış bulunmadıkça kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağını, bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Buna karşılık mağdurun on beş yaşından küçük olduğu ve rızasının bu nedenle hukuken geçersiz sayıldığı hâllerde durum farklıdır; Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2023/4341 Esas, 2023/6745 Karar sayılı kararının bir başka bölümünde de, mağdurenin yaşı nedeniyle rıza açıklamaya hukuken ehil bulunmadığı durumlarda cinsel eylemin gerçekleştiği sırada mağdurenin özgürlüğünden yoksun bırakılmış sayılabileceği kabul edilmiştir.

8. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Bakımından Değerlendirme

TCK m.104, on beş ile on sekiz yaş arasındaki çocukların cebir, tehdit veya hile olmaksızın rıza göstermesi durumunda gerçekleştirilen cinsel ilişkileri suç olarak tanımlamakta; bu çocukların cinsel bütünlüğünü ve gelişimini korumayı amaçlamaktadır. Bu suç ayrıca Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlığı altında da düzenlenmiştir.

Temel suç bakımından öngörülen iki ila beş yıllık hapis cezası ve şikâyete tabi olma koşulu gözetildiğinde, kanunun bu alana ilişkin diğer düzenlemelerle kıyaslandığında görece daha hafif bir koruma mekanizması kurguladığı değerlendirilebilir. Ne var ki ikinci ve üçüncü fıkralardaki nitelikli hâller, güven ilişkisinin ya da yakın akrabalığın istismarını çok daha ağır biçimde yaptırıma bağlamaktadır; nitelikli hâllerde hükmedilen ceza, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesi uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara özgü infaz rejimine tabi olduğundan koşullu salıverilme için cezanın dörtte üçünün infaz kurumunda geçirilmesi gerekir.

HAGB ve erteleme kurumlarının uygulanabilirliği somut olayın koşullarına bağlı olmakla birlikte, suçun uzlaşmaya tabi olmadığı, görevin ise temel suçta asliye ceza mahkemesi, nitelikli hâllerde ağır ceza mahkemesine ait olduğu hususları belirleyici niteliktedir.

Her somut olayın kendine özgü koşulları göz önünde bulundurulduğunda, bu suçla karşılaşan mağdurlar, mağdur yakınları ve fail konumundaki şüpheliler ya da sanıkların İstanbul’da sanık müdafiliği yapan deneyimli bir avukattan hukuki danışmanlık almaları büyük önem taşımaktadır.

9. Sık Sorulan Sorular

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun cezası nedir?

Temel hâlde (TCK m.104/1) iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür ve bu ceza şikâyete bağlıdır. Failin mağdurla arasında evlenme yasağı bulunması (m.104/2) veya failin evlat edinme öncesi bakım ya da koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma yükümlülüğü taşıması (m.104/3) hâlinde ceza on yıldan on beş yıla kadar hapse çıkar ve suç şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulur.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete tabi midir?

Temel hâli (m.104/1) evet, şikâyete bağlıdır; şikâyet hakkı fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Ancak failin mağdurla evlenme yasağı bulunması veya evlat edinme öncesi bakım/koruyucu aile ilişkisi içinde olması hâlinde (m.104/2-3) suç şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulur.

TCK 103 ile TCK 104 arasındaki fark nedir?

Ayırt edici ölçüt mağdurun yaşı ve rızanın hukuki geçerliliğidir. On beş yaşını tamamlamamış bir çocuğa yönelik her cinsel davranış, rıza aranmaksızın TCK m.103 kapsamında istismar sayılır; on beş ile on sekiz yaş arasındaki bir çocukla cebir, tehdit veya hile bulunmaksızın girilen cinsel ilişki ise TCK m.104 kapsamında değerlendirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mağdurun 15 yaşını doldurmadan önce ve sonra yaşanan cinsel ilişkilerin zincirleme suç oluşturmadığını, her birinin ayrı suç olarak cezalandırılması gerektiğini karara bağlamıştır (YCGK, 2022/46 E. – 2023/303 K.).

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?

TCK m.66’daki genel kurallara göre, temel hâlde (üst sınır 5 yıl) dava zamanaşımı 8 yıldır; evlenme yasağı veya koruyucu aile/evlat edinme öncesi bakım ilişkisi bulunan nitelikli hâllerde (üst sınır 15 yıl) ise zamanaşımı 15 yıldır.

Oral yoldan gerçekleşen cinsel davranış bu suçu oluşturur mu?

Hayır. Yargıtay’a göre ‘cinsel ilişki’ kavramı yalnızca vajinal veya anal yoldan gerçekleşen cinsel birleşmeyi kapsar; oral yoldan gerçekleşen rızaya dayalı cinsel davranışlar TCK m.104 kapsamındaki reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturmaz. Aynı davranış, cebir-tehdit-hile içermiyorsa ve mağdur 15 yaşını doldurmuşsa cinsel istismar suçunu da oluşturmaz (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/4639 E. – 2016/1324 K.).

Evlenme yasağı nitelikli hâli, akraba olmayan eşcinsel ilişkilerde uygulanır mı?

Hayır. Yargıtay’a göre TCK m.104/2’deki evlenme yasağına dayalı nitelikli hâl, yalnızca Türk Medeni Kanunu’nun 129. maddesinde tanımlı akrabalık/hısımlık ilişkileri için öngörülmüştür; taraflar arasında böyle bir akrabalık bağı bulunmuyorsa ilişkinin eşcinsel olması bu nitelikli hâlin uygulanmasını gerektirmez. Bu husus Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/16571 Esas, 2022/11683 Karar sayılı kararında açıkça belirtilmiştir.

Mağdur ilişkiye rıza gösterdiğini sonradan inkâr ederse ne olur?

Rıza ve irade konusunda kesin delille giderilemeyen bir şüphe bulunuyorsa, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/588 Esas, 2025/423 Karar sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/286 Esas, 2021/573 Karar sayılı kararı, uzun süreli rızaya dayalı ilişkilerde zorlamaya dair kesin delil bulunmadığı olaylarda eylemin TCK m.104 kapsamında kaldığına hükmetmiştir.

Fail, mağdurun 18 yaşından büyük olduğunu düşünüyorsa ceza sorumluluğu değişir mi?

TCK m.30/1 uyarınca, failin mağdurun yaşı konusundaki kaçınılmaz bir hatası kastı ortadan kaldırabilir. Ancak Yargıtay bu konuda katı davranmakta, failin yanılgısının somut olay koşullarında gerçekten kaçınılmaz olduğunun ispatlanmasını aramaktadır; nitekim Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2017/5799 Esas, 2021/974 Karar sayılı kararında, hata hükmü hiç tartışılmadan doğrudan mahkûmiyet kurulmasını bozma nedeni saymıştır.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda HAGB uygulanır mı?

Temel hâlde (m.104/1), hükmolunan ceza iki yılın altında kalır ve diğer yasal koşullar sağlanırsa HAGB mümkündür. Evlenme yasağı veya koruyucu aile/evlat edinme öncesi bakım ilişkisi bulunan nitelikli hâllerde ise ceza on yıldan başladığından HAGB koşulları hiçbir şekilde sağlanamaz.

Reşit olmayanla cinsel ilişki davası hangi mahkemede görülür?

Temel hâl Asliye Ceza Mahkemesinde, evlenme yasağı veya koruyucu aile/evlat edinme öncesi bakım ilişkisi bulunan nitelikli hâller ise Ağır Ceza Mahkemesinde görülür.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu birlikte oluşabilir mi?

Yalnızca mağdurun rızasıyla bir mekâna gidip cinsel eylemin gerçekleştirilmesi, tek başına kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaz; bu suçun oluşabilmesi için cinsel eylemden bağımsız, mağdurun hareket özgürlüğünü ayrıca kısıtlayan ek bir davranış aranır. Bu ayrım Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2023/4341 Esas, 2023/6745 Karar sayılı kararında ortaya konulmuştur.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir