|

Cinsel Taciz Suçu Cezası Nedir? (TCK-105)

cinsel taciz suçu cezası nedir avukat sinan karabacak

Cinsel taciz suçu, 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitabı’nın ‘Kişilere Karşı Suçlar’ başlıklı bölümünde, ‘Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar’ alt başlığı altında 105. maddede düzenlenmiştir. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

Bu suçun koruduğu hukuki değer, kişinin cinsel özgürlüğü ve cinsel dokunulmazlığıdır. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişi dokunulmazlığı ve vücut bütünlüğü ile 20. maddesinde korunan özel hayatın gizliliği bu suç tipiyle doğrudan bağlantılıdır. Devlet, bireyin rızası olmaksızın cinsel amaçlı davranışlara maruz kalmamasını sağlamakla yükümlüdür. Cinsel taciz suçu, cinsel saldırı (TCK m. 102) ve çocukların cinsel istismarı (TCK m. 103) suçlarından farklı olarak vücuda temas içermeyen ancak kişinin onurunu ve cinsel özgürlüğünü zedeleyen hareketleri kapsamaktadır. Bu yönüyle suç, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar arasında daha hafif bir şekli oluşturmaktadır.

I-Cinsel Taciz Suçunun Unsurları

A-Cinsel Taciz Suçunun Maddi Unsurları

1-Fail

Cinsel taciz suçu, özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Fail; kadın, erkek ya da hukuki cinsiyeti ne olursa olsun herhangi bir birey olabilir. Öte yandan, suçun nitelikli hâllerinde failin belirli sıfatlara sahip olması (kamu görevlisi, vasi, işveren vb.) daha ağır bir yaptırımın uygulanmasına yol açmaktadır. Ancak bu sıfatlar suçun temel unsurunun değil, nitelikli hâlinin koşuludur.

2-Mağdur

Suçun mağduru, cinsel amaçlı taciz eylemine maruz kalan kişidir. Mağdur, onbeş yaşını doldurmuş ya da doldurmamış her yaştan erkek veya kadın olabilir. Mağdurun cinsiyeti veya yaşı suçun oluşumu bakımından belirleyici değildir; ancak mağdurun çocuk olması (18 yaşından küçük) nitelikli hâli oluşturmaktadır. Yargıtay uygulamasında faile yakın kişilerin (eş, sevgili vb.) mağdur olup olamayacağı tartışılmış; ancak cinsel dokunulmazlığın herkes için geçerli olduğu kabul edilerek bu kişiler bakımından da suçun oluşabileceği benimsenmiştir.

3-Fiil (Hareket)

Suçun temel eylemi ‘cinsel amaçlı taciz’ hareketidir. Kanun, taciz eylemini ayrıca tanımlamamış; bu alanı öğreti ve içtihada bırakmıştır.

Yargıtay ve hukuk öğretisine göre ‘taciz’, kişinin rızası olmaksızın, cinsel amaçla gerçekleştirilen ve onun huzurunu kaçıran, rahatsızlık veren her türlü söz, jest, mimik, yazılı ya da elektronik mesaj, telefon görüşmesi veya benzeri davranıştır.

Fiilin temel unsurları şunlardır:

  • Fiilin bedeni temas içermemesi (temas içerirse cinsel saldırı veya çocuğun cinsel istismarı suçları gündeme gelir)
  • Cinsel amaç taşıması
  • Mağdurun rızasının bulunmaması
  • Mağdurun rahatsız edilmesi, huzurunun bozulması

Taciz eylemi tek bir hareketle gerçekleşebileceği gibi süregelen bir davranış biçiminde de tezahür edebilir. Yargıtay bazı kararlarında ‘süreklilik’ unsurunu ararken, doktrinin büyük çoğunluğu ve daha güncel içtihat tek bir hareketin de suçu oluşturabileceğini kabul etmektedir. Müstehcen mesaj atmak, ısrarcı telefon aramak, müstehcen fotoğraf göndermek, takip etmek, cinsel içerikli sözler söylemek bu suçun tipik görünümlerindendir. Ancak her somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.

4-Nedensellik Bağı

Failin eylemi ile mağdurun maruz kaldığı taciz arasında nedensellik bağının varlığı aranır. Bu suçta zarar suçu niteliği değil, tehlike suçu tartışması da söz konusu olmakla birlikte, uygulamada mağdur üzerindeki etkinin somutlaştırılması ispat kolaylığı sağlamaktadır.

B-Cinsel Taciz Suçunun Manevi Unsurları

Cinsel taciz suçu, ancak kasıtla işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Suçun manevi unsuru olası kasıt ile işlenmesinin mümkün olup olmadığı tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay çoğunlukla doğrudan kastın arandığı görüşündedir.

Kanun metninde ‘cinsel amaçlı’ ifadesine yer verilmesi, suçun özel kastla işlenebilen bir suç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle failin cinsel bir amaç gütmesi zorunludur; salt rahatsız etme, provokasyon veya şaka amacıyla yapılan eylemlerde bu kastın bulunmadığı savunulabilir. Ancak kastın ispatında fiilin niteliği belirleyici rol oynayacaktır. Saikın önemi: Failin güdüsü (romantik ilgi, intikam alma vb.) suçun oluşumunu etkilemez; önemli olan hareketin nesnel olarak cinsel bir anlam taşıyıp taşımadığıdır.

II-Cinsel Taciz Suçunda Nitelikli Haller

TCK’nın 105. maddesinin ikinci fıkrası cinsel taciz suçunun nitelikli hâllerini düzenlemiştir. Bu hâllerde temel suça göre verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır.

A. Kamu Görevinin, Vesayet veya Hizmet İlişkisinin Sağladığı Nüfuzun Kötüye Kullanılması

Bu nitelikli hâl, failin kamu görevlisi sıfatından, vasi ya da kayyım olmasından ya da hizmet ilişkisinden (işveren-çalışan, öğretmen-öğrenci gibi) doğan otorite ve nüfuzu kullanarak taciz eylemini gerçekleştirmesini kapsamaktadır. Nüfuz kötüye kullanılmalıdır; yani bu sıfat ve ilişki tacizi kolaylaştırmalı ya da mağdurun direncini kırmalıdır.

Kamu görevlisi kavramı TCK m. 6/1-c anlamında yorumlanmalıdır. Öğretmenin öğrencisine, askeri amirin astına, memurun vatandaşa yönelik taciz eylemleri bu bent kapsamındadır.

B. Aynı İşyerinde Çalışmanın Sağladığı Kolaylıktan Yararlanma

Fail ve mağdurun aynı işyerinde çalışması, faillerin mağdura erişimini kolaylaştırmaktadır. Yasa koyucu, işyerinin bu kolaylığını suistimal eden tacizi daha ağır biçimde cezalandırmayı öngörmüştür. Failin ve mağdurun hiyerarşik olarak aynı ya da farklı konumlarda olması arasında fark bulunmamaktadır; önemli olan aynı işyerinde çalışmaktır. İş hayatında oldukça sık karşılaşılan bir nitelikli hâldir.

C. Posta veya Elektronik Haberleşme Araçlarından Yararlanma

Posta yoluyla (mektup, kart vb.) veya elektronik iletişim araçları (e-posta, SMS, WhatsApp, sosyal medya mesajları, telefon vb.) kullanılarak gerçekleştirilen taciz eylemleri bu bent kapsamındadır. Teknolojik gelişmeler gözetilerek konulmuş bu nitelikli hâl, özellikle dijital taciz vakalarında uygulama alanı bulmaktadır.

Yargıtay, sosyal medya platformları üzerinden gerçekleştirilen müstehcen mesajlar ve ısrarcı iletişim girişimlerini bu bent kapsamında değerlendirmektedir.

D. Fiilin Çocuğa Karşı İşlenmesi

TCK m. 105/1’nin son cümlesine göre fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde de ceza yarı oranında artırılır. Çocuk, 18 yaşını doldurmamış kişidir (TCK m. 6/1-b). Bu nitelikli hâl, çocuğun cinsel gelişiminin ve psikolojik bütünlüğünün korunmasını amaçlamaktadır. Mağdurun 15 yaşından küçük olması ya da 15-18 yaş arasında olması bu nitelikli hâlin uygulanması bakımından fark yaratmamaktadır; her iki durumda da bu hüküm uygulanır. Ancak fiilin niteliğine göre çocuğun cinsel istismarı (TCK m. 103) suçunun oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

III. Cinsel Taciz Suçunda Suçun Özel Görünüş Biçimleri

A. Teşebbüs

Cinsel taciz suçuna teşebbüs teorik olarak mümkündür; ancak uygulamada bu suçun icra hareketlerinin bölünebilir olduğu hâllerde gündeme gelebilir. Örneğin failin mağdura mesaj atmaya kalkışmasının dış müdahale nedeniyle engellenmesi teşebbüs kapsamında değerlendirilebilir. Tek eylemle oluşan durumlarda fiilin suç teşkil edip etmediği tartışılır; suç teşkil etmiyorsa teşebbüs de söz konusu olmayacaktır.

B. İştirak

Cinsel taciz suçu iştirak hükümlerine (TCK m. 37-41) tabi olup birden fazla kişinin birlikte hareket ederek bu suçu işlemesi mümkündür. Azmettirme ve yardım etme biçimlerinde iştirak de gerçekleşebilir. Özellikle elektronik ortamda organize edilen grup taciz girişimlerinde iştirak hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.

C. İçtima

Suçun birden fazla mağdura karşı ya da aynı mağdura farklı zamanlarda tekrarlanan eylemlerle işlenmesi zincirleme suç (TCK m. 43) hükümlerini doğurabilir. Mağdurun birden fazla olması hâlinde gerçek içtima kuralları uygulanır. Taciz eyleminin başka bir suçla birlikte işlenmesi (örneğin tehditle taciz) durumunda fikri içtima (TCK m. 44) ya da gerçek içtima söz konusu olabilir; bu husus somut olayın koşullarına göre belirlenir.

D. Etkin Pişmanlık

Cinsel taciz suçu bakımından kanunda özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Genel hükümler çerçevesinde failin pişmanlığı, cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınabilecektir.

IV. Cinsel Taciz Suçunda Şikayet

TCK m. 105/1 açık bir şekilde ‘mağdurun şikâyeti üzerine’ ifadesine yer vererek suçun takibini şikayete bağlamıştır. Bu nedenle temel cinsel taciz suçu (m. 105/1) şikayete bağlı bir suçtur; mağdurun şikâyeti olmaksızın kamu davası açılamaz. Şikâyet hakkı, suçun ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır (TCK m. 73/1). Şikayetten vazgeçme davayı düşürür ve şikâyetten vazgeçmeye sanığın onay vermesi gerekmez; ancak sanığın kabul etmemesi hâlinde yargılamaya devam edilir.

V. Cinsel Taciz Suçunda Özel Usul Hükümleri

A. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

HAGB, CMK m. 231’de düzenlenmiş olup mahkumiyete rağmen sanığa belirli koşullar altında ikinci bir şans tanıyan bir kurumdur. 5271 sayılı CMK m. 231/5 uyarınca HAGB‘nin uygulanabilmesi için mahkûm olunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adlî para cezası olması gerekmektedir.

Cinsel taciz suçunun temel hâlinde (m. 105/1) öngörülen ceza üst sınırı iki yıl hapis ya da adli para cezası olduğundan ve yasa koyucu bu suç bakımından HAGB uygulanmasını açıkça yasaklamamış olduğundan, koşulların gerçekleşmesi hâlinde HAGB uygulanabilmektedir.

B. Uzlaşma

CMK m. 253 ve devamında düzenlenen uzlaşma kurumu, bazı suçlarda tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmaları suretiyle yargılamanın sonlandırılmasına imkân tanımaktadır.

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, CMK m. 253/3 uyarınca uzlaşma kapsamı dışında tutulmuştur. Bu nedenle cinsel taciz suçu (TCK m. 105), uzlaşmaya tabi değildir ve bu suçlarda uzlaştırma prosedürü uygulanmaz.

C. Cezanın Ertelenmesi

TCK m. 51 uyarınca işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Erteleme bir hak değil, hâkimin takdir yetkisine bırakılmış bir bireyselleştirme aracıdır.

Cinsel taciz suçunun temel hâlinde (m. 105/1) verilen hapis cezasının koşulların varlığı hâlinde ertelenebileceği kabul edilmektedir. Ancak hâkimin sanığın kişiliğini, pişmanlığını ve gelecekteki davranışları konusundaki değerlendirmesini yapması gerekmektedir. Nitelikli hâllerde artırımın ardından iki yılı geçen cezalarda erteleme mümkün olmayacaktır.

D. Adli Para Cezası

TCK m. 105/1, hâkime seçimlik ceza tanımış olup suçun temel hâlinde hem hapis hem de adlî para cezası öngörülmüştür. Dolayısıyla hâkim, hapis cezasına hükmedebileceği gibi doğrudan adlî para cezasına da hükmedebilir.

Nitelikli hâller bakımından ise kanun yarı oranında artırım öngörmekte; bu artırım hem hapis hem de adlî para cezası bakımından uygulanacaktır. TCK m. 52 hükümleri çerçevesinde adlî para cezasının hesaplanmasında gün sayısı ve günlük gelir miktarı belirlenecektir. Hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi (TCK m. 50) de kısa süreli hapis cezaları bakımından değerlendirilebilir. Bu durumda sanığın lehine seçenekli yaptırımların kullanılması yargılamanın bireyselleştirme ilkesi açısından önem taşır.

VI. Cinsel Taciz Suçu Genel Değerlendirme

TCK m. 105’te düzenlenen cinsel taciz suçu; cinsel özgürlük ve dokunulmazlığın korunması amacıyla bedeni temasa gerek olmaksızın cinsel amaçlı taciz eylemlerini kapsamlı biçimde yaptırım altına almaktadır.

Suç, özgü fail gerektirmeyen, manevi unsur olarak özel kastı (cinsel amaç) zorunlu kılan ve şikâyete bağlı bir suç tipidir. Nitelikli hâllerle daha ağır yaptırımlar öngörülmüş; özellikle güç ilişkisinin kötüye kullanılması, işyeri ortamı, elektronik iletişim araçları kullanılmak suretiyle işlenmesi nitelikli hâl olarak sayılmıştır.

Usul hukuku açısından değerlendirildiğinde cinsel taciz suçu; uzlaşmaya tabi olmamakta, şikâyete bağlı olması nedeniyle kovuşturmanın devamı için mağdurun iradesi belirleyici olmakta, koşulların varlığı hâlinde HAGB ve cezanın ertelenmesi uygulanabilmekte, yargılama görevi ise Asliye Ceza Mahkemesi’nde bulunmaktadır.

Dava zamanaşımı süresinin sekiz yıl olması, bilhassa kanıt toplanmasında güçlük yaşanan mağdurlar açısından önem taşımaktadır. Suçun dijital platformlara taşınması ve elektronik delil değerlendirmesinin giderek ağırlık kazanması, bu suç tipinin uygulama alanının güncel gelişmeler ışığında sürekli olarak genişlediğine işaret etmektedir.

İstanbul / Bakırköy bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir