|

Ceza Yargılamasında Taraflar: Şüpheli, Sanık, Mağdur, Müşteki ve Katılan

ceza yargılamasında taraflar

Ceza Yargılamasında Taraflar: Bir ceza dosyasıyla ilk kez karşılaşan kişilerin en çok karıştırdığı konulardan biri, sürecin taraflarına verilen adlardır. Aynı kişi, dosyanın aşamasına göre farklı bir sıfatla anılabilir; örneğin soruşturmada “şüpheli” olan kişi, dava açıldığında “sanık” hâline gelir. Bu sıfatların ne anlama geldiğini ve ne zaman değiştiğini bilmek, hem kendi konumunuzu hem de karşı tarafın konumunu doğru anlamanızı sağlar. Bu yazıda, ceza yargılamasının temel taraf sıfatlarını tek tek açıklıyor ve aralarındaki farkları ortaya koyuyoruz.

Ceza Yargılamasında Taraf Sıfatını Belirleyen Şey: Sürecin Aşaması

Ceza yargılaması iki ana evreden oluşur: Cumhuriyet savcısının yürüttüğü soruşturma evresi ve mahkemede görülen kovuşturma (dava) evresi. Taraf sıfatlarının çoğu, dosyanın bu iki evreden hangisinde olduğuna göre değişir. Soruşturma evresinin sıfatları “şüpheli” ve “mağdur/müşteki”; kovuşturma evresinin sıfatları ise “sanık” ve “katılan”dır. Bu mantığı kavradığınızda, sıfatların neden değiştiği de anlaşılır hâle gelir.

Ceza Yargılamasında Tarafların Temel Sıfatları

KavramTanımı
ŞüpheliSoruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir. Bu sıfat, savcılığın soruşturma başlatmasıyla doğar.
Sanıkİddianamenin kabulüyle kovuşturma (dava) evresine geçildiğinde, hüküm kesinleşene kadar suç isnadı altındaki kişidir.
MağdurSuçtan doğrudan zarar gören kişidir.
Müşteki (Şikâyetçi)Suçtan zarar gören veya mağdur adına şikâyette bulunan kişidir. Bu sıfat, kolluğa veya savcılığa şikâyetle kazanılır.
KatılanKovuşturma aşamasında davaya katılma talebi kabul edilen müşteki/mağdurdur.

Şüpheli ile Sanık Arasındaki Fark

Şüpheli ve sanık, çoğu zaman aynı kişiyi ifade eder; aralarındaki fark, dosyanın bulunduğu aşamadan kaynaklanır. Suç şüphesi altındaki kişi, soruşturma sürdüğü müddetçe şüpheli olarak anılır. Savcı, soruşturma sonunda yeterli şüpheye ulaşır ve iddianame düzenlerse, iddianamenin mahkemece kabulüyle dosya kovuşturma evresine geçer; bu andan itibaren aynı kişi sanık sıfatını kazanır ve bu sıfat hüküm kesinleşene kadar sürer. Bu ayrımın pratik bir sonucu vardır: ceza, yalnızca hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan sanık bakımından söz konusu olur. Savunma hakkı her iki aşamada da geçerlidir; şüpheli de sanık da müdafi yardımından yararlanma, susma ve lehine delil toplanmasını isteme haklarına sahiptir. Sanığın savunmasını üstlenen avukata müdafi denir.

Mağdur, Müşteki ve Katılan Arasındaki Fark

Suçtan etkilenen tarafın sıfatları da sürece göre farklılaşır ve çoğu zaman birbirine karıştırılır.

Mağdur, suçtan doğrudan zarar gören kişidir. Mağdurluk, herhangi bir başvuru yapılmasını gerektirmeyen, suçun işlenmesiyle doğan bir konumdur; yani mağdur olmak için şikâyetçi olmak şart değildir.

Müşteki (şikâyetçi), suçtan zarar gören veya mağdur adına yetkili makamlara (kolluğa ya da savcılığa) başvurarak şikâyette bulunan kişidir. Mağdurdan farkı, sürece aktif biçimde dahil olma iradesi taşımasıdır; müşteki sıfatı, şikâyet başvurusuyla kazanılır. Ceza yargılamasında davayı açan taraf müşteki değildir; kamu davasını Cumhuriyet Başsavcılığı açar. Bu yönüyle ceza yargılamasındaki müşteki, hukuk mahkemesindeki davacı ile karıştırılmamalıdır; davacı, hukuk davasında talepte bulunan taraftır.

Katılan, kovuşturma aşamasına geçildikten sonra, müşteki veya mağdurun davaya katılma talebinin mahkemece kabul edilmesiyle kazanılan sıfattır. Katılan olmak, sürece pasif biçimde dahil olmaktan öte haklar sağlar: katılan, kanun yollarına (istinaf, temyiz) başvurabilir ve davada bir vekille temsil edilebilir. Bu nedenle, suçtan zarar gören kişiler için katılma talebinde bulunmak çoğu zaman önemli bir adımdır.

Birleşik Sıfatlar: Aynı Kişi Hem Mağdur Hem Sanık Olabilir mi?

Uygulamada, özellikle karşılıklı işlenen suçlarda (örneğin iki kişinin birbirini darp ettiği veya birbirine hakaret ettiği olaylarda) bir kişi aynı dosyada hem suçlanan hem de zarar gören konumunda olabilir. Bu durumlarda birleşik sıfatlar ortaya çıkar:

  • Mağdur şüpheli: Soruşturma aşamasında, hem suç şüphesi altında olan hem de suçtan zarar gören; ancak şikâyetçi olmayan kişi.
  • Müşteki sanık: Kovuşturma aşamasında, hem hakkında dava açılmış hem de karşı taraftan şikâyetçi olan kişi.
  • Katılan sanık (müdahil sanık): Müşteki sanığın, davaya katılma talebinin kabul edilmesiyle aldığı sıfat.

Bu sıfatlar, karşılıklı suçlamaların bulunduğu davalarda kişinin hem savunma yapabilmesini hem de kendi mağduriyetini ileri sürebilmesini sağlar.

Müşteki ile Tanığın Farkı

Müşteki, çoğu zaman olayın tanığı da olduğundan, müşteki ile tanık karıştırılabilir. Ancak müşteki, sürecin bir tarafıdır ve şikâyet iradesi taşır; tanık ise olaya ilişkin bilgisini aktaran, taraf olmayan kişidir. Müştekinin olaya ilişkin beyanı, özellikle olayı doğrudan gördüğü hâllerde, yargılamada bir beyan delili olarak değerlendirilebilir.

Şikâyetin ve Şikâyetten Vazgeçmenin Rolü

Bazı suçlar yalnızca şikâyete bağlıdır; bu suçlarda müştekinin şikâyeti olmadan soruşturma yapılamaz ve şikâyetten vazgeçilmesi soruşturmayı veya davayı sona erdirir. Buna karşılık re’sen (kendiliğinden) soruşturulan suçlarda, müştekinin şikâyetçi olmaması veya sonradan vazgeçmesi süreci tek başına durdurmaz; bu suçlarda kamu adına soruşturma ve kovuşturma devam eder. Bir suçun şikâyete bağlı olup olmadığı, o suçun görüldüğü mahkeme ve uygulanacak usul kadar belirleyici olabilir; bu nedenle dosyanın niteliğine göre değerlendirilmesi gerekir. Hangi mahkemenin görevli olduğu konusunda ceza mahkemeleri ve yargı teşkilatı sayfamızdan yararlanabilirsiniz.

Re’sen Takip Edilen Suçlarda Soruşturma Aşamasındaki Şikâyetçi Değilim Beyanı Kovuşturma Aşamasında Geri Alınabilir mi? (Yargıtay 12. Ceza Dairesi Kararı) Emsal Yargıtay Kararı ve Analizi

Resen Takip Edilen Suçlarda Soruşturmadaki Vazgeçme Davaya Katılmaya Engel Değildir

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2012/2847 E. – 2013/3033 K., 13.02.2013 T.

Kararın Özeti

Taksirle öldürme suçundan açılan kamu davasında; ölenin eşi (şikâyetçi), soruşturma aşamasında şikâyetinden vazgeçmiştir. Kovuşturma (mahkeme) aşamasında ise şikâyetçi davaya katılma talebinde bulunmuş, ancak yerel mahkeme “soruşturmada vazgeçtiği” gerekçesiyle bu talebi reddederek sanık hakkında beraat kararı vermiştir. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay, suçun şikâyete bağlı olmadığını (resen takip edildiğini) ve şikâyetçinin suçtan doğrudan zarar gördüğünü belirterek yerel mahkemenin ret kararını hukuka aykırı bulmuştur. Yargıtay, şikâyetçiyi “katılan” sıfatıyla kabul edip yaptığı esasa ilişkin incelemede sanığın taksirinin bulunmadığı gerekçesiyle beraat hükmünü onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Taksirle öldürme suçu, niteliği gereği soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmayan, resen (kendiliğinden) takip edilen bir suçtur. Eşi vefat eden müşteki, bu suçtan doğrudan doğruya zarar gören kişi konumundadır. Resen takip edilen suçlarda, soruşturma aşamasında şikâyetçi olunmadığının veya vazgeçildiğinin beyan edilmesi, kovuşturma aşamasında kamu davasına katılma hakkını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yerel mahkemenin katılma talebini reddetmesi hatalıdır; ancak şikâyetçi temyiz dilekçesiyle katılma iradesini ortaya koyduğundan, CMK m. 237/2 uyarınca Yargıtay tarafından davaya katılmasına karar verilerek esasa geçilmiştir.

“…soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçmesinin yargılama sırasında davaya katılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeyip, hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan şikayetçinin, 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede…”

Değerlendirme

Bu karar, ceza muhakemesinde “şikâyete bağlı suçlar” ile “resen takip edilen (şikâyete bağlı olmayan) suçlar” arasındaki en temel farklardan birini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hatırlanacağı üzere Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin kararında (şikâyete bağlı taksirle yaralama suçunda) soruşturmadaki vazgeçmenin kovuşturmada katılma ve temyiz hakkını tamamen öldürdüğü kabul edilmişti. Ancak 12. Ceza Dairesi’nin bu kararında, suç “taksirle öldürme” yani resen takip edilen bir suç olduğu için kural tamamen değişmektedir.

Resen takip edilen suçlarda, mağdur veya suçtan zarar görenlerin soruşturma aşamasında karakolda veya savcılıkta “şikâyetçi değilim” demesi hukuken sadece bir temenni niteliğindedir; devletin yargılama yapma görevini ve kişinin mahkeme aşamasında davaya müdahil olup hak arama hürriyetini (CMK m. 237) engellemez. Vekil açısından çıkarım; müvekkilin soruşturma aşamasında şikâyetten vazgeçmiş olması, davanın resen takip edilen bir suç olması durumunda mahkemede katılan sıfatı alarak dosyayı takip etmesine ve olası bir beraat/mahkûmiyet kararına karşı kanun yoluna (istinaf/temyiz) başvurmasına engel teşkil etmez. Yerel mahkeme bu talebi reddetse dahi, üst mahkeme bu sıfatı doğrudan tanıyabilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/2847 E. – 2013/3033 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Mahkemesi : Bigadiç Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Beraat

Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar …ve… ve müşteki… tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılma isteminde bulunmasına rağmen, soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçmesinin yargılama sırasında davaya katılmasına engel teşkil edeceği gerekçesiyle bu istemi reddedilen, 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesi uyarınca “katılma istemi reddedilen” sıfatıyla hükmü temyiz hakkı bulunan, eşi olan müteveffanın ölmesi nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçmesinin yargılama sırasında davaya katılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeyip, hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan şikayetçinin, 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
08/01/2009 tarihli keşif tutanağının 1. ve 2. sayfası zabıt katibince imzalanmamış ise de, bu tutanaklarda hakim imzasının bulunması ve tutanakların sahteliği yolunda bir iddianın da bulunmaması gözetilerek bu husus mahallinde ikmali mümkün eksiklik mahiyetinde görülerek, tebliğnamedeki bu nedenle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suç açısından failin taksirinin bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanların kusur durumuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün ONANMASINA, 13/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hukuki Destek

Bir ceza dosyasında hangi sıfatla yer aldığınız — şüpheli, sanık, müşteki ya da katılan — sahip olduğunuz hakları ve atmanız gereken adımları doğrudan etkiler. Katılma talebinin zamanında yapılması veya savunmanın doğru kurgulanması gibi konular, sürecin sonucunu değiştirebilir. Durumunuza özel değerlendirme için bir İstanbul ceza avukatı ile görüşebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

4 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir