İçindekiler
Haberleşmenin engellenmesi suçu, kişiler arasındaki iletişimin, kamu kurumları arasındaki haberleşmenin ya da basın-yayın organlarının yayınının hukuka aykırı biçimde engellenmesi hâlinde oluşan ve Türk Ceza Kanunu’nun 124. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir; temel hâlde altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasını, kamu kurumları arası haberleşme veya basın-yayın organı söz konusu olduğunda ise bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Anayasanın 22. maddesiyle güvence altına alınan haberleşme hürriyetini koruyan bu suç, bir kişinin mektuplarını yırtmaktan telefon hattını kesmeye, bir gazetenin dağıtımını engellemekten bir televizyon yayınını durdurmaya kadar geniş bir alanı kapsar.
Bu suç, “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünün son maddesidir. Bölümün tamamına ilişkin genel bir bakış için Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) rehberimize göz atabilirsiniz. Somut olayınıza ilişkin doğru stratejinin belirlenmesi için bir ceza avukatına danışmanız önerilir.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçunda Yasal Düzenleme ve Üç Ayrı Fıkra
TCK 124 suçu üç ayrı fıkrada düzenler:
Birinci fıkra (TCK 124/1): Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi hâlinde altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Bu, suçun temel hâlidir.
İkinci fıkra (TCK 124/2): Kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Üçüncü fıkra (TCK 124/3): Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi hâlinde, ikinci fıkraya göre (yani bir yıldan beş yıla kadar hapis) cezaya hükmolunur.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçu ile Korunan Değer
Suçla korunan değer, bireylerin ve toplumun haberleşme hürriyetidir. Anayasanın 22. maddesi, “Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.” hükmüyle bu hakkı güvence altına almış; hakkın ancak hâkim kararıyla veya kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emriyle sınırlanabileceğini öngörmüştür. TCK 124, bu anayasal güvenceyi ceza hukuku alanında somutlaştırır ve hem kişilerin birbirleriyle özgürce iletişim kurabilmesini hem de basın-yayın yoluyla bilgi akışının sürdürülebilmesini korur.
Suçun Unsurları
Haberleşmenin engellenmesi suçunun oluşması için aranan başlıca şartlar şunlardır:
- Haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen bir fiilin gerçekleştirilmesi.
- Engellemenin, haberleşmenin tamamen veya kısmen yapılamaması sonucunu doğurması.
- Failin doğrudan kastla, yani haberleşmeyi engellemeye yönelik bilerek ve isteyerek hareket etmesi.
- Engellemenin kanun veya yetkili bir makamın izniyle hukuka uygun hâle gelmemiş olması.
Fail ve Mağdur
Suçun faili herkes olabilir; kanun fail bakımından özel bir nitelik aramaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Mağdur ise fıkraya göre değişir: Birinci fıkrada haberleşmesi engellenen gerçek kişiler; ikinci fıkrada suçtan zarar gören kamu kurumları; üçüncü fıkrada ise yayını engellenen basın-yayın organının gerçek kişi yönetici ve sahipleridir. Uygulamada, tüzel kişilerin (şirketlerin) suçun temel hâlindeki mağdur kapsamına girmediği kabul edilmektedir; zira birinci fıkra “kişiler arasındaki” ifadesiyle gerçek kişiler arası haberleşmeyi korumaktadır. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için ceza hukukunda taraflar başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Mağdur sıfatının kime ait olduğu, davaya katılma hakkı bakımından da belirleyicidir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2024/3404 E. – 2024/20914 K. sayılı ve 23.12.2024 tarihli kararında, suça sürüklenen bir çocuk hakkında aynı olayda hem hırsızlık hem haberleşmenin engellenmesi suçlarından hüküm kurulan bir dosyada, hırsızlık suçunun doğrudan mağduru olan şirketin haberleşmenin engellenmesi suçu bakımından davaya katılma hakkı bulunmadığını ve bu suç yönünden verilen katılma kararının hukuken geçersiz olduğunu tespit ederek, o suç yönünden hükmü temyiz yetkisi bulunmayan tarafın temyiz isteminin reddine karar vermiştir.
Bu karar, bir olayda birden fazla suç işlenmiş olsa dahi her suçun mağdurunun ayrı ayrı belirlenmesi ve davaya katılma ile temyiz hakkının yalnızca o suçun gerçek mağduruna tanınması gerektiğini göstermektedir.
Maddi Unsur (Fiil)
Birinci fıkra serbest (seçimlik) hareketli bir suçtur; yani kanun belirli bir hareket biçimi saymamış, haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi sonucunu doğuran her türlü fiili kapsamına almıştır. Mektupların yırtılması, telefon hattının kesilmesi, e-postanın ya da internet erişiminin engellenmesi, bir kişiye virüs göndererek iletişiminin kesilmesi bu suça örnek gösterilebilir.
Günümüzde WhatsApp, Instagram gibi mesajlaşma uygulamaları üzerinden kurulan iletişimin engellenmesi, karşı tarafın cihazına kötü amaçlı yazılım bulaştırılması veya yetkisiz erişim (hackleme) yoluyla iletişim sistemlerinin durdurulması da aynı kapsamda değerlendirilir. Engelleme, haberleşmenin tamamen veya kısmen yapılamaması biçiminde gerçekleşebilir. Suçun oluşması için engellemenin hukuka aykırı olması şarttır.
Manevi Unsur (Kast)
Suç yalnızca kasten işlenebilir; taksirle (dikkatsizlik veya tedbirsizlikle) işlenmesi mümkün değildir. Burada çok önemli bir ayrıntı vardır: Failin kastı, doğrudan haberleşmeyi engellemeye yönelik olmalıdır. Örneğin telefon veya internet kablolarını çalmak amacıyla kesen kişinin amacı hırsızlık olduğundan, bu kişi haberleşmenin engellenmesi suçundan değil, hırsızlık suçundan sorumlu olur.
Buna karşılık, bilinçli olarak haberleşmeyi kesmek amacıyla kablo kesen kişi bu suçu işlemiş olur. Bu nedenle failin amacının somut olarak ortaya konması belirleyicidir. Davanız hakkında doğru stratejinin belirlenmesi için ceza müdafi ile süreci yürütmeniz doğru olacaktır.
Yağma ve Hırsızlık Suçlarından Farkı: Telefonun Alınması Meselesi
Uygulamada en çok karıştırılan durumlardan biri, kasten öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma veya yaralama gibi başka bir suçun icrası sırasında mağdurun cep telefonunun alınmasıdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2024/8109 E. – 2025/8495 K. sayılı ve 02.12.2025 tarihli kararında, sanığın kasten öldürme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının icrası sırasında katılana ait cep telefonunu mal edinme kastıyla değil, haberleşmesini engellemek amacıyla aldığı olayda eylemin yağma suçunun değil haberleşmenin engellenmesi suçunun (TCK m.124/1) konusunu oluşturduğuna hükmetmiş; kararda “…cep telefonunu mal edinme kastı ile değil … haberleşmesini engellemek amacıyla aldığı olayda; … yağma suçunun konusunu oluşturmayıp haberleşmenin engellenmesi suçunun konusunu oluşturduğu…” ifadesine yer vermiştir.
Aynı doğrultuda Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2023/19987 E. – 2025/8085 K. sayılı ve 30.09.2025 tarihli kararında, sanığın hürriyetinden yoksun bıraktığı mağdurun başkasına haber vermesini engellemek amacıyla telefonunu cebren aldığı olayda, yağma suçunun oluşması için failin malik gibi tasarruf etme (faydalanma) kastıyla hareket etmesinin şart olduğunu, “…cebir ve tehdit marifetiyle malı alan fail, malik gibi tasarruf etme kastıyla hareket etmelidir.” gerekçesiyle vurgulamış; ilk derece mahkemesinin faydalanma kastı bulunmadığı yönündeki tespitini hukuka uygun bulmuş, ancak mahkemenin bu kez eylemin TCK m.124’teki haberleşmenin engellenmesi suçunu oluşturup oluşturmadığını hiç tartışmadan beraat kararı vermesini eksik gerekçe sayarak hükmü bozmuştur.
Bu iki karardan çıkan sonuç, failin amacına göre farklı suç vasıflarının ortaya çıkabileceğidir:
| Failin Amacı (Kastı) | Suç Vasfı |
|---|---|
| Telefonu kalıcı olarak sahiplenme / mal edinme (malik gibi tasarruf etme) | Yağma veya hırsızlık |
| Mağdurun iletişimini / yardım çağırmasını engelleme | Haberleşmenin engellenmesi (TCK m.124) |
Pratik sonuç olarak, telefonun olaydan sonra ne yapıldığı (geride bırakılması, kapatılması, iade edilmesi gibi davranışlar) failin mal edinme kastının bulunmadığını destekleyen önemli bir delil olarak değerlendirilir. Vasıf tayininde belirleyici olan, telefonun fiziken alınmış olması değil, failin onu hangi amaçla aldığıdır. Ayrıca mahkeme, bir suçun (yağma) unsurlarının oluşmadığını tespit ettiğinde, eylemin başka bir suç tipini (haberleşmenin engellenmesi) oluşturup oluşturmadığını da resen değerlendirmek zorundadır; bu tartışma yapılmadan verilen beraat kararı eksik gerekçe nedeniyle bozulur.
Suça Teşebbüs, Gönüllü Vazgeçme, İştirak ve Etkin Pişmanlık
Haberleşmenin engellenmesi suçu, TCK’nın genel hükümleri çerçevesinde teşebbüse elverişlidir; failin icra hareketlerine başlayıp elinde olmayan nedenlerle engelleme sonucuna ulaşamaması hâlinde TCK m.35 uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanır ve ceza, meydana gelen zarara göre dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir. Örneğin bir kişinin telefon hattını kesmek üzere harekete geçtiği ancak yakalanması nedeniyle hattı kesemediği bir olayda teşebbüs söz konusu olabilir. Fail, engelleme sonucunu kendi iradesiyle gerçekleştirmekten vazgeçerse — örneğin kestiği bir telefon hattını haberleşme kesilmeden önce yeniden bağlarsa — TCK m.36’daki gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır ve yalnızca o ana kadar gerçekleştirdiği fiiller ayrı bir suç oluşturuyorsa bundan sorumlu tutulur.
Suça birden fazla kişinin katılması hâlinde, kanunda suça özgü bir iştirak düzenlemesi bulunmadığından TCK m.37-41’deki genel iştirak hükümleri uygulanır; işbirliği içinde hareket eden herkes fail veya şerik sıfatıyla sorumlu tutulabilir. TCK 124’te ayrıca özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir; bu nedenle engellemenin failin kendi iradesiyle sona erdirilmiş olması, tek başına ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, ancak somut olayın koşullarına göre TCK m.62 uyarınca takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir.
Hangi Haller Hukuka Uygundur?
Her engelleme suç oluşturmaz; engellemenin “hukuka aykırı” olması gerekir. Kanunun veya yetkili bir makamın izin verdiği sınırlamalar suç teşkil etmez. Örneğin cezaevinde cezası infaz edilen bir hükümlünün haberleşmesine, kamu görevinin gereği olarak mevzuata uygun biçimde sınırlama getirilmesi hukuka uygundur ve bu suçu oluşturmaz. Benzer şekilde, hâkim kararıyla uygulanan iletişim tedbirleri de hukuka uygunluk taşır.
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (TCK 132) ile Farkı
Uygulamada karıştırılan iki suç, haberleşmenin engellenmesi (TCK 124) ile haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132) suçlarıdır. Aradaki fark nettir: TCK 124, haberleşmenin yapılmasını engellemeyi cezalandırırken; TCK 132, haberleşmenin içeriğinin öğrenilmesini, ifşa edilmesini veya kaydedilmesini yani gizliliğin ihlalini cezalandırır. Bir mektubu yırtarak ulaşmasını engellemek 124. madde kapsamındayken, mektubu açıp okumak 132. madde kapsamındadır.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçunun Cezası (2026)
Suçun temel hâlinde (124/1) ceza altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kamu kurumları arasındaki haberleşmenin (124/2) veya basın-yayın organının yayınının (124/3) engellenmesinde ise ceza bir yıldan beş yıla kadar hapse yükselir. Temel hâlde, ceza iki yıl veya altında belirlenebileceğinden, koşulların varlığı hâlinde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi mümkündür. TCK 124, ortak hüküm olan TCK 119’un kapsamında yer almaz; suçun cezayı artıran hâlleri kendi içindeki ikinci ve üçüncü fıkralardır.
| Fiilin Niteliği | Madde | Ceza |
|---|---|---|
| Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı engellenmesi | TCK 124/1 | 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası |
| Kamu kurumları arasındaki haberleşmenin engellenmesi | TCK 124/2 | 1 yıldan 5 yıla kadar hapis |
| Basın-yayın organının yayınının engellenmesi | TCK 124/3 | 1 yıldan 5 yıla kadar hapis (124/2 gibi) |
Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı, Görevli Mahkeme ve Davaya Katılma Hakkı
Şikâyet: Haberleşmenin engellenmesi suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyet süresi söz konusu değildir ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.
Uzlaştırma: Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir.
Zamanaşımı: Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.
Görevli Mahkeme: Suçun üç hâli bakımından da yargılamayı yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Davaya Katılma Hakkı: Davaya katılma hakkı, yalnızca o suçun gerçek mağduruna tanınır. Yukarıda değinilen Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2024/3404 E. – 2024/20914 K. sayılı kararında görüldüğü gibi, olayda başka bir suçun (örneğin hırsızlığın) mağduru olan kişi veya şirket, haberleşmenin engellenmesi suçu yönünden davaya katılamaz; aksi yönde verilen bir katılma kararı da hukuken geçersiz sayılır ve bu kişilerin o suça ilişkin hükmü temyiz etme hakkı bulunmaz.
Haberleşmenin Engellenmesi Suçu Değerlendirme
Görüldüğü üzere haberleşmenin engellenmesi suçu (TCK 124), özellikle failin kastının doğru belirlenmesi (haberleşmeyi engelleme mi, hırsızlık ya da yağma mı), mağdur sıfatının ve davaya katılma hakkının doğru tespiti, hukuka uygun sınırlamalarla sınırı ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan farkı bakımından teknik bir alandır. Eylemin hangi suça gireceği ve hangi fıkra kapsamında değerlendirileceği, karşılaşacağınız sonucu kökten değiştirebilir; bu nedenle somut olayınızın Yargıtay Kararları veritabanındaki güncel içtihat ışığında değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Haberleşmenin engellenmesi suçunun cezası nedir?
Temel hâlde (124/1) altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası; kamu kurumları arası haberleşmenin (124/2) veya basın-yayın organının yayınının (124/3) engellenmesinde bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür.
Bu suç şikâyete tabi midir?
Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrendiğinde resen soruşturma başlatır ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.
Bu suçta zamanaşımı süresi ne kadardır?
Dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır.
Bu suçta uzlaştırma uygulanır mı?
Hayır, haberleşmenin engellenmesi suçu uzlaştırma kapsamında değildir.
TCK 124 ile haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132) arasındaki fark nedir?
TCK 124, haberleşmenin yapılmasını engellemeyi cezalandırırken; TCK 132, haberleşmenin içeriğinin öğrenilmesini, ifşa edilmesini veya kaydedilmesini yani gizliliğin ihlalini cezalandırır. Mektubu yırtarak ulaşmasını engellemek 124. madde, mektubu açıp okumak ise 132. madde kapsamındadır.
Mağdurun telefonunu almak hangi suçu oluşturur?
Failin amacına göre değişir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2024/8109 E. – 2025/8495 K. sayılı kararına göre telefon mal edinme kastıyla değil, mağdurun haberleşmesini/yardım çağırmasını engellemek amacıyla alınmışsa yağma değil haberleşmenin engellenmesi suçu (TCK 124) oluşur.
Cebren alınan telefon her zaman yağma suçunu mu oluşturur?
Hayır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2023/19987 E. – 2025/8085 K. sayılı kararına göre yağma için failin malik gibi tasarruf etme (faydalanma) kastıyla hareket etmesi şarttır; telefon haber vermeyi engellemek amacıyla alınmışsa mahkeme eylemin haberleşmenin engellenmesi suçunu oluşturup oluşturmadığını ayrıca tartışmak zorundadır.
Hangi hâllerde haberleşmeye getirilen engel hukuka uygundur?
Kanunun veya yetkili bir makamın izin verdiği sınırlamalar suç oluşturmaz. Örneğin cezaevindeki bir hükümlünün haberleşmesine mevzuata uygun sınırlama getirilmesi veya hâkim kararıyla uygulanan iletişim tedbirleri hukuka uygundur.
Telefon veya internet kablosunu çalmak amacıyla kesen kişi bu suçtan mı sorumlu olur?
Hayır. Failin kastı kabloyu çalıp mal edinmekse, sorumluluğu hırsızlık suçundan doğar; haberleşmenin engellenmesi suçunun oluşması için kastın doğrudan haberleşmeyi engellemeye yönelik olması gerekir.
Bu suçta görevli mahkeme hangisidir?
Suçun üç hâli bakımından da görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Bu suça teşebbüs mümkün müdür?
Evet. Failin icra hareketlerine başlayıp elinde olmayan nedenlerle haberleşmeyi engelleyememesi hâlinde TCK m.35 uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanır ve ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.
Tüzel kişiler (şirketler) bu suçun mağduru olabilir mi ve davaya katılma hakkı var mıdır?
Suçun temel hâlinde (124/1) mağdur, haberleşmesi engellenen gerçek kişidir; tüzel kişiler bu kapsamda mağdur sayılmaz. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2024/3404 E. – 2024/20914 K. sayılı kararında, başka bir suçun (hırsızlığın) mağduru olan bir şirketin haberleşmenin engellenmesi suçu yönünden davaya katılma hakkı bulunmadığı ve bu suça ilişkin verilen katılma kararının hukuken geçersiz olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bu suçta etkin pişmanlık hükümleri uygulanır mı?
TCK 124’te suça özgü bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir; failin engellemeyi kendiliğinden sona erdirmiş olması ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, ancak somut olayın koşullarına göre TCK m.62 uyarınca takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir.
Haberleşmeyi engellemek amacıyla birden fazla kişi birlikte hareket ederse ne olur?
Kanunda suça özgü bir iştirak düzenlemesi bulunmadığından TCK m.37-41’deki genel iştirak hükümleri uygulanır; fiile birlikte hareket ederek katkı sağlayan herkes fail veya şerik sıfatıyla sorumlu tutulabilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


Bir Yorum