Nafakanın Kaldırılması, Azaltılması ve Artırılması Davası (TMK 176): Sebepler, İspat ve Yargıtay Kararları (2026)

nafakanın kaldırılması

İçindekiler

Nafakanın kaldırılması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 176’ncı maddesi uyarınca irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakasının, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden; alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise aile mahkemesi kararıyla sona ermesidir. TMK 176/4’e göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde nafaka artırılabilir veya azaltılabilir; iştirak nafakası için aynı imkân TMK 331’de düzenlenmiştir. Boşanmadan sonra açılan nafaka davalarında TMK 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Bu davalarda harç, vekâlet ücreti ve kanun yolu sınırı nafakanın bir yıllık tutarı veya yıllık farkı üzerinden hesaplanır. Anayasa Mahkemesinin TMK 175’teki “süresiz” ibaresini iptal eden kararı 30.06.2027’de yürürlüğe girecektir ve kesinleşmiş nafakaları kendiliğinden kaldırmaz; bugün mevcut bir nafakayı sona erdirmenin yolu hâlâ TMK 176’ya dayalı davadır.

Bu yazıda yoksulluk nafakasının hangi hâllerde kendiliğinden bittiği, fiili birliktelik ve yoksulluğun ortadan kalkması iddialarının nasıl ispatlandığı, protokolle belirlenen ve dövizle bağlanan nafakaların durumu, artırım davasında ÜFE ve TÜFE tartışması ile davanın yetki, harç, vekâlet ücreti ve kanun yolu kuralları 2020-2026 tarihli Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir. Tedbir, yoksulluk, iştirak ve yardım nafakasının genel çerçevesi için nafaka türleri rehberimize bakabilirsiniz. Her dosyada tarafların gelir durumu ve delilleri farklı olduğundan somut olayınızın değerlendirilmesi için bir avukata danışmanız önerilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 176/3-5: İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

Madde 177: Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Kanun metninin resmi kaynağı: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Nafakanın Kaldırılması İçin Gerekli Şartlar

Yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılabilmesi için TMK 176/3’te sayılan sebeplerden birinin dava tarihinde gerçekleşmiş ve somut delillerle ispatlanmış olması gerekir. Nafakanın kaldırılması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/1980 E., 2020/3397 K. sayılı ve 29.06.2020 tarihli kararında, nafaka iradının tarafların sözleşmesine dayansa bile indirilebileceği veya kaldırılabileceği, ancak kanunda aranan şartlar gerçekleşmeden bunu istemenin hakkın kötüye kullanılması olacağı vurgulanmıştır. Maddeler hâlinde saymak gerekirse yoksulluk nafakasının kaldırılması için;

  1. Nafakanın toptan değil, irat (aylık) biçiminde bağlanmış olması,
  2. Nafaka alacaklısının evlenmeden başka biriyle evlilik benzeri ortak bir hayat kurmuş olması, yoksulluğunun sürekli ve düzenli bir gelirle ortadan kalkmış olması veya haysiyetsiz hayat sürmesi,
  3. Bu değişikliğin nafakanın bağlandığı tarihten sonra ortaya çıkmış ve dava tarihinde mevcut olması,
  4. İddianın tanık beyanları, SGK ve tapu kayıtları, sosyal ve ekonomik durum araştırması gibi somut ve inandırıcı delillerle ispatlanması,
  5. Davanın nafaka yükümlüsü tarafından aile mahkemesinde açılması gerekir.

Nafakanın uzun yıllardır ödeniyor olması, nafaka yükümlüsünün yeniden evlenmesi veya alacaklının ara sıra çalışması bu şartlar arasında yer almaz; bu olgular en fazla azaltma talebinde değerlendirilir.

A- Nafaka Hangi Hâllerde Kendiliğinden Sona Erer?

İrat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası, TMK 176/3 uyarınca nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde, mahkeme kararına gerek olmadan kendiliğinden sona erer. Bu iki hâl dışındaki bütün sebepler için nafaka yükümlüsünün aile mahkemesinde dava açması ve kaldırma kararı alması gerekir.

1- Nafaka Alacaklısının Yeniden Evlenmesi

Nafaka alacaklısı resmî olarak yeniden evlendiğinde yoksulluk nafakası evlenme tarihinden itibaren kendiliğinden kalkar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/8948 E., 2022/826 K. sayılı ve 01.02.2022 tarihli kararında, yoksulluk nafakasının kaldırılması için koşulları bulunuyorsa her zaman dava açılabileceği ve kadının resmen evlenme tarihi itibarıyla yoksulluk nafakasının kendiliğinden kalkacağı belirtilmiştir. Yalnızca dinî nikâh kıyılması resmî evlenme sayılmaz; bu durumda nafaka kendiliğinden bitmez, ancak fiilen evliymiş gibi yaşama sebebiyle kaldırma davası açılabilir.

Nafaka yükümlüsünün kendisinin yeniden evlenmesi ise nafakayı sona erdirmez. Yeni evlilik ve yeni çocuklar, yükümlünün ödeme gücünü etkilediği ölçüde yalnızca azaltma davasında dikkate alınır.

2- Taraflardan Birinin Ölümü

Nafaka alacaklısının veya nafaka yükümlüsünün ölümüyle yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer. Nafaka yükümlülüğü kişiye bağlı olduğundan ölen yükümlünün mirasçılarına geçmez. Ancak ölüm tarihine kadar birikmiş ve ödenmemiş nafaka alacakları sıradan bir para alacağıdır; bu birikmiş alacaklar için mirasçılara karşı takip yapılabilir veya ölen alacaklının mirasçıları bu alacağı talep edebilir.

3- Kendiliğinden Sona Ermede Uygulamada Yapılması Gerekenler

Nafaka kendiliğinden sona erse bile icra dosyasındaki maaş haczi otomatik olarak kalkmaz. Uygulamada nafaka yükümlüsü, alacaklının evlendiğini gösteren nüfus kayıt örneğiyle icra dairesine başvurur; evlenme tarihinden sonraki aylar için takip yapılırsa icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilir. Evlenme tarihi konusunda tereddüt varsa veya alacaklı itiraz ediyorsa aile mahkemesinde nafakanın kalktığının tespiti istenebilir. Evlenme tarihinden sonra bilerek ödenmeye devam eden tutarların geri istenmesi ise ayrı bir alacak davasının konusudur.

B- Fiilen Evliymiş Gibi Yaşama Nedeniyle Nafakanın Kaldırılması

Nafaka alacaklısının resmî nikâh olmaksızın başka biriyle evlilik birliğine benzer, süreklilik gösteren bir ortak hayat kurması TMK 176/3 uyarınca yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılması sebebidir. Bu düzenleme, resmî evlenmenin nafakayı kendiliğinden bitirmesi karşısında nafakayı kaybetmemek için evlenmeden birlikte yaşamayı tercih eden alacaklıyı kapsamak amacıyla getirilmiştir.

1- “Fiili Birliktelik” Ölçütü: Evlilik Benzeri Ortak Hayat

Yargıtay, fiilen evliymiş gibi yaşamayı dar yorumlamakta ve duygusal bir ilişkinin veya zaman zaman birlikte görülmenin yeterli olmadığını kabul etmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/1980 E., 2020/3397 K. sayılı ve 29.06.2020 tarihli kararında, yoksulluk nafakasının kaldırılması için aynen evlilik gibi ortak bir hayat kurularak fiilen birlikte yaşamak gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu dosyada ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi; sosyal medya paylaşımları, otel kayıtları, fotoğraflar ve birlikte yurt dışı tatiline gidilmesi gibi delillerle nafakayı kaldırmış, ancak Yargıtay oyçokluğuyla, kadının aynı evde yaşamasa da farklı yerlerde sık sık bir araya geldiği bir ilişkinin evlenmeden fiilen birlikte yaşama olarak kabul edilemeyeceğine hükmederek kararı bozmuştur.

Aynı yaklaşım daha yeni bir kararda da sürdürülmüştür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/4819 E., 2024/6122 K. sayılı ve 19.09.2024 tarihli kararıyla onanan dosyada, ilk derece mahkemesi kadının bir erkekle sık sık otelde konaklama kaydı bulunduğu ve bu ilişkinin basına yansıdığı gerekçesiyle nafakayı kaldırmıştır. Bölge adliye mahkemesi ise kadının boşandıktan sonra başka biriyle evlenme olmaksızın fiilen birlikte yaşadığına dair somut ve inandırıcı delil bulunmadığını belirterek kaldırma talebini reddetmiş ve yoksulluk nafakasını aylık 2.000,00 TL’den 2.500,00 TL’ye artırmıştır.

2- Fiili Birlikteliğin İspatı ve Kullanılan Deliller

Fiili birlikteliği ispat yükü, nafakanın kaldırılmasını isteyen nafaka yükümlüsündedir. Yargıtay’ın aradığı “evlilik benzeri ortak hayat” için uygulamada aşağıdaki delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir:

  • Alacaklı ile üçüncü kişinin aynı adreste yaşadığını gösteren adres kayıtları, kira sözleşmesi ve abonelik bilgileri,
  • Komşu, muhtar veya site görevlisi gibi görgüye dayalı bilgisi olan tanıkların beyanları,
  • Kolluk aracılığıyla yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırması,
  • Ortak bir çocuğun doğmuş olması ve nüfus kayıtları,
  • Giderlerin ortak karşılandığını gösteren banka hareketleri,
  • Çiftin kendilerini birlikte yaşayan bir aile olarak tanıttığı sosyal medya paylaşımları.

Duyuma dayalı tanık beyanları, tek başına otel kayıtları veya ara sıra çekilmiş fotoğraflar çoğu dosyada yeterli görülmemektedir. Buna karşılık fiili birlikteliğin varlığı kanıtlandığında sonuç kesindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/1087 E., 2023/3922 K. sayılı ve 13.09.2023 tarihli kararına konu dosyada, kadının dava açıldığı tarihte ve hâlen bir başka erkekle fiilen birlikte yaşadığı anlaşıldığından TMK 176 gözetilerek yoksulluk nafakası talebi reddedilmiştir. Aynı ilke boşanma davası sırasında da uygulanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/2432 E., 2022/4638 K. sayılı ve 18.05.2022 tarihli kararında, kadının başka bir erkekle yaşadığı ve ondan çocuğu olduğu iddiası araştırılmadan nafakaya hükmedilmesi eksik inceleme sayılarak bozulmuştur.

C- Yoksulluğun Ortadan Kalkması Nedeniyle Nafakanın Kaldırılması

Nafaka alacaklısının boşanmadan sonra kendisini yoksulluktan kurtaracak sürekli ve düzenli bir gelire veya malvarlığına kavuşması TMK 176/3 uyarınca yoksulluk nafakasının kaldırılma sebebidir. Yargıtay burada gelirin varlığına değil, gelirin sürekliliğine, düzenliliğine ve alacaklıyı muhtaçlıktan gerçekten kurtarıp kurtarmadığına bakmaktadır.

1- Düzenli ve Sürekli Gelir Ölçütü

Nafaka alacaklısının sigortalı bir işe girmesi, yoksulluğun ortadan kalktığı anlamına kendiliğinden gelmez; mahkemenin işin sürekli olup olmadığını ve gelirin yeterliliğini SGK kayıtlarıyla araştırması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4516 E., 2024/3149 K. sayılı ve 06.05.2024 tarihli kararında, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığının, elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının ve kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının SGK kayıtları dikkate alınarak etraflıca araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. İŞKUR programı kapsamında geçici süreyle çalışma veya gündelik işler bu nedenle çoğu dosyada kalıcı gelir sayılmamaktadır.

Asgari ücret düzeyindeki gelir konusunda mahkemelerin yaklaşımı dosyanın özelliklerine göre değişmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/2851 E., 2023/2025 K. sayılı ve 27.04.2023 tarihli kanun yararına bozma kararına konu dosyada ilk derece mahkemesi, kadının asgari ücret düzeyinde gelirinin bulunmasının yoksulluğun ortadan kalktığını göstermediği gerekçesiyle kaldırma davasını reddetmiştir. Tarafların gelirlerinin birbirine denk hâle gelmesi ise kaldırma ihtimalini güçlendirir. Asgari ücretle çalışan eşin nafaka hakkına ilişkin ayrıntılı değerlendirme için asgari ücretle çalışan eşin yoksulluk nafakası yazımıza bakabilirsiniz.

2- Miras Kalması veya Aylık Bağlanması Tek Başına Yetmez

Nafaka alacaklısına miras kalması veya ölen anne-babasından aylık bağlanması, yoksulluk nafakasının kaldırılması için tek başına yeterli değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/5087 E., 2026/7879 K. sayılı ve 09.09.2026 tarihli kararında, kadına İstanbul’da birden çok taşınmaz miras kaldığı gerekçesiyle nafakanın kaldırılmasını bozmuştur. Yargıtay’a göre nafaka alacaklısına sadece miras kalmış olması tek başına yeterli değildir.

Belirleyici olan, bu malvarlığının alacaklıyı muhtaçlıktan tamamen kurtaracak nitelikte sürekli, düzenli ve güvenceli bir gelir sağlayıp sağlamadığıdır. Bu nedenle mahkeme taşınmazların hisse durumunu, güncel değerini, nakde çevrilme imkânını ve gelir getirip getirmediğini gerekirse bilirkişi incelemesiyle tespit etmelidir.

Benzer şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/330 E., 2018/993 K. sayılı ve 13.02.2018 tarihli kararında, babasının ölümüyle kadına aylık bağlanması ve miras kalan taşınmazlar nedeniyle nafakanın tamamen kaldırılması hakkaniyete uygun bulunmamış, TMK 4 uyarınca nafakanın makul oranda indirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kısmi iyileşme kaldırma değil, azaltma sebebidir.

D- Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Nafakanın Kaldırılması

Nafaka alacaklısının boşanmadan sonra toplumun ahlak ve onur anlayışıyla bağdaşmayan, süreklilik gösteren bir yaşam tarzı benimsemesi TMK 176/3 uyarınca yoksulluk nafakasının kaldırılma sebebidir. Haysiyetsiz hayat, tek bir olaydan değil, sürekli hâle gelmiş bir yaşam biçiminden çıkarılır; fuhuş, uyuşturucu ticareti veya suç işlemeyi meslek edinme gibi hâller bu kapsamda değerlendirilir. Kavramın boşanma sebebi olarak nasıl yorumlandığı için suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma yazımıza bakabilirsiniz.

Haysiyetsiz hayat iddiası da somut ve inandırıcı delillerle ispatlanmalıdır. Alacaklının yeni bir duygusal ilişki yaşaması, eğlence mekânlarına gitmesi veya sosyal medya paylaşımları tek başına haysiyetsiz hayat sayılmaz. Uygulamada bu sebep çoğunlukla ceza mahkemesi kararları, kolluk kayıtları ve görgüye dayalı tanık beyanlarıyla desteklendiğinde sonuç doğurur.

E- Nafakanın Azaltılması veya Artırılması (TMK 176/4)

TMK 176/4’e göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde yoksulluk nafakası artırılabilir veya azaltılabilir. Azaltma davasını nafaka yükümlüsü, artırma davasını nafaka alacaklısı açar; iki dava çoğu zaman karşı dava olarak birlikte görülür. Mahkeme, nafakanın bağlandığı tarihteki durumla dava tarihindeki durumu karşılaştırır.

1- Değişikliğin Dava Tarihinde Gerçekleşmiş Olması

Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası, davanın açıldığı tarihteki fiilî ve hukuki duruma göre karara bağlanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/4180 E., 2022/5467 K. sayılı ve 08.06.2022 tarihli kararında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/3-990 E., 2017/954 K. sayılı ve 10.05.2017 tarihli kararına atıfla her davanın açıldığı tarihteki fiilî ve hukuki duruma göre karara bağlanacağı belirtilmiştir.

Dava tarihi itibarıyla davacının ekonomik durumunun kötüleştiği veya davalının durumunun iyileştiği ispatlanamadığından kaldırma veya azaltma davasının reddedilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan gelişmeler için yeni bir dava açılması gerekebilir.

2- Döviz Kurundaki Artış ve Ekonomik Kriz Azaltma Sebebi mi?

Döviz cinsinden bağlanan nafakalarda kurun yükselmesi, öngörülemeyen olağanüstü bir değişiklik niteliği taşımadıkça azaltma sebebi sayılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/6536 E., 2021/6618 K. sayılı ve 29.09.2021 tarihli kararında, protokolle bağlanan aylık 5.000 Euro yoksulluk nafakasını 4.100 Euro’ya indiren karar bozulmuştur. Gerekçede, erkeğin ekonomik durumunda boşanmaya göre kötüleşme olmadığı ve döviz kurundaki değişimin öngörülemeyen ani bir kriz şeklinde gerçekleşmediği belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/9618 E., 2024/2407 K. sayılı ve 04.04.2024 tarihli kararıyla onanan dosyada da anlaşmalı boşanmayla bağlanan aylık 2.500 ABD Doları yoksulluk nafakasının kaldırılması veya indirilmesi talebi reddedilmiştir. Mahkeme, enflasyonun davacıyı etkilediği kadar davalıyı da etkilediğini, davalının çalıştığının ve davacının şirketinin zarar ettiğinin belgeyle ispatlanamadığını kabul etmiştir.

3- Nafaka Yükümlüsünün Gelirinin Azalması

Nafaka yükümlüsünün emekli olması, işini kaybetmesi, ağır bir hastalığa yakalanması veya işyerinin kapanması gibi kalıcı gelir kayıpları azaltma sebebidir. Gelir kaybının yükümlünün kendi iradesiyle, nafakadan kurtulmak amacıyla yaratılmamış olması gerekir; işten kendi isteğiyle ayrılan veya gelirini kayıt dışına taşıyan yükümlünün talebi dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/3561 E., 2025/5092 K. sayılı ve 14.05.2025 tarihli kararına konu dosyada bölge adliye mahkemesi, kaldırma talebini reddetmiş ancak aylık 27.941,32 TL olan yoksulluk nafakasını 20.000,00 TL’ye indirmiştir.

4- Artırım Davası ve Yıllık ÜFE Artışı

Nafaka alacaklısı, paranın alım gücünün düşmesi, ihtiyaçlarının artması veya yükümlünün gelirinin yükselmesi hâlinde TMK 176/4 uyarınca artırım davası açabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/4819 E., 2024/6122 K. sayılı kararıyla onanan dosyada, kadının çalışmadığı, düzenli gelirinin bulunmadığı ve enflasyon karşısında paranın alım gücünün düştüğü gözetilerek yoksulluk nafakası karşı dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 2.000,00 TL’den 2.500,00 TL’ye artırılmış, sonraki yıllarda ÜFE oranında artış uygulanmasına karar verilmiştir.

TMK 176/5’e göre nafakanın gelecek yıllardaki artışı ancak istem hâlinde karara bağlanır ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında esas alınan ölçüt ÜFE’dir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/2581 E., 2023/6169 K. sayılı ve 13.12.2023 tarihli kararında, nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile yükümlünün gelirinde nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde ÜFE oranında artış uygulanması gerektiği belirtilerek TÜFE ibaresi ÜFE olarak düzeltilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/6004 E., 2025/2090 K. sayılı ve 27.02.2025 tarihli kararında da nafakanın cezalandırıcı nitelik taşımaması gerektiği vurgulanmış, kesinleşmeyi izleyen yıllarda yarı oranında artış öngören hüküm bozularak artışın ÜFE oranında belirlenmesi istenmiştir. Yıllık artış hükmü bulunan nafakada da ihtiyaçlar olağanüstü değişmişse artırım davası açılabilir.

F- Anlaşmalı Boşanma Protokolüyle Belirlenen Nafaka Kaldırılabilir mi?

Anlaşmalı boşanma protokolüyle kararlaştırılıp hâkim tarafından onaylanan yoksulluk nafakası da TMK 176’daki şartlar gerçekleşirse kaldırılabilir veya azaltılabilir. Ancak Yargıtay, protokoldeki nafakayı bilerek üstlenen tarafın talebini daha sıkı değerlendirmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/1980 E., 2020/3397 K. sayılı kararında, sırf boşanmayı sağlayabilmek için bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülük üstlenen kişinin sonradan bu yükümlülüğün kaldırılmasını veya azaltılmasını istemesinin iyi niyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilmiştir.

Protokolün aşırı ifa güçlüğü nedeniyle uyarlanması da ancak edimler arasındaki dengenin umulmadık gelişmelerle bozulduğu ispatlanırsa mümkündür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/4819 E., 2024/6122 K. sayılı kararıyla onanan dosyada, erkeğin protokolle üstlendiği konut faturaları, aidat, araç sigortası ve sağlık sigortası giderlerinin uyarlanması talebi; protokolün her iki tarafça imzalanıp kesinleştiği ve dengenin umulmadık gelişmelerle bozulduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Protokol yazılırken nafaka miktarının, artış oranının ve sona erme koşullarının açıkça belirlenmesi bu tür uyuşmazlıkları azaltır; ayrıntılar için anlaşmalı boşanma protokolü yazımıza bakabilirsiniz.

G- Toptan Nafaka Kaldırılabilir mi? İrat Nafaka Toptana Çevrilebilir mi?

TMK 176/1’e göre yoksulluk nafakası toptan veya irat biçiminde ödenebilir; TMK 176/3’teki kaldırma ve 176/4’teki artırma-azaltma imkânı yalnızca irat biçimindeki nafaka için geçerlidir. Toptan ödenen nafaka bir defada ifa edildiğinden alacaklı sonradan evlense veya zenginleşse bile geri istenemez. Boşanma davasında toptan nafaka seçeneğinin değerlendirilmemesi Yargıtay tarafından bozma sebebi yapılmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5554 E., 2024/1958 K. sayılı ve 20.03.2024 tarihli kararında; evlilik süresi, ortak çocuk bulunmaması ve tarafların yaşı gözetilerek toptan ödeme seçeneğinin değerlendirilmemesi bozma sebebi sayılmıştır.

İrat olarak bağlanmış nafaka ise sonradan açılan kaldırma davasında toptan ödemeye dönüştürülemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/2344 E., 2026/4567 K. sayılı ve 22.04.2026 tarihli kararında, 1997’de bağlanan yoksulluk nafakasını kaldırarak yerine toptan 500.000,00 TL nafakaya hükmeden bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuştur.

Gerekçeye göre nafakanın irat veya toptan olarak belirlenmesi hükmün kesinleşmesiyle usulî kazanılmış hak oluşturur ve kaldırma veya azaltma davası nafakanın türünü değiştirmeye elverişli değildir. Aynı kurallar TMK 176 kapsamında irat biçiminde bağlanan maddi tazminat için de geçerlidir; maddi ve manevi tazminatın şartları için boşanmada tazminat yazımıza bakabilirsiniz.

H- Nafakanın Kaldırılması Davası Nasıl Açılır? Yetki, Harç, Vekâlet Ücreti ve Kanun Yolu

Nafakanın kaldırılması, azaltılması veya artırılması davasında görevli mahkeme aile mahkemesi, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla bakan asliye hukuk mahkemesidir. TMK 177’ye göre boşanmadan sonra açılan nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; nafaka alacaklısı aynı zamanda davalı olduğundan kaldırma davası da çoğunlukla onun yerleşim yerinde açılır. Dava için kanunda bir süre öngörülmemiştir; şartlar oluştuğu sürece her zaman açılabilir.

Davanın usule ilişkin temel kuralları şunlardır:

  1. Harç: Nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebi, yıllık nafaka miktarı üzerinden nispi harca tabidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/9618 E., 2024/2407 K. sayılı kararına konu dosyada bölge adliye mahkemesi, eksik nispi harcın tamamlatılması için süre verilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk kararı kaldırmıştır.
  2. Vekâlet ücreti: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nafaka davalarında vekâlet ücreti nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden hesaplanır ve kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/2851 E., 2023/2025 K. sayılı kararında, aylık 225,00 TL’lik yoksulluk nafakasının kaldırılması davası reddedildiğinde davalı lehine reddedilen bir yıllık nafaka tutarı olan 2.700,00 TL yerine 9.200,00 TL vekâlet ücreti verilmesi kanun yararına bozulmuştur.
  3. Kanun yolu sınırı: İstinaf ve temyiz sınırı, kaldırılan nafakanın veya istenen yıllık farkın tutarına göre belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/3561 E., 2025/5092 K. sayılı kararında yıllık 95.295,84 TL’lik indirim tutarı, bölge adliye mahkemesinin karar tarihindeki 544.470,00 TL’lik temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından temyiz dilekçesinin reddi onanmıştır.
  4. Asıl ve karşı dava birlikte: Artırım davası ile kaldırma davası birlikte görüldüğünde hüküm bölünemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/5087 E., 2026/7879 K. sayılı kararında, kaldırılan nafakanın yıllık tutarı kesinlik sınırının altında kalsa da aralarında fiilî ve hukuki irtibat bulunan asıl ve karşı davanın birlikte denetlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
  5. Ödemeye devam: Kaldırma veya azaltma kararı alınıncaya kadar ilamdaki nafaka ödenmeye devam etmelidir. Uygulamada artırma ve azaltma kararları dava tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde kurulmaktadır.

Ödemenin tek taraflı kesilmesi, birikmiş nafaka için ilamlı icra takibine ve İcra ve İflas Kanunu’nun 344’üncü maddesi uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine yol açabilir. Aile hukukundan doğan yükümlülüklerin cezai boyutu için aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu yazımıza bakabilirsiniz. Davanın ortalama süresi ve masraf kalemleri hakkında genel bilgi için boşanma davası ne kadar sürer yazımıza göz atabilirsiniz.

I- İştirak Nafakasının Değiştirilmesi (TMK 331)

İştirak nafakası, TMK 331 uyarınca durumun değişmesi hâlinde istem üzerine yeniden belirlenir veya kaldırılır; TMK 176/3’teki yeniden evlenme ve fiili birliktelik sebepleri çocuk için ödenen iştirak nafakasına uygulanmaz. Velayet sahibi ebeveynin yeniden evlenmesi çocuğun nafaka hakkını sona erdirmez. İştirak nafakası çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla kendiliğinden sona erer; velayetin nafaka yükümlüsüne geçmesi ise kaldırma sebebidir. İştirak nafakasının artırılması ve azaltılmasında Yargıtay’ın ölçütleri için iştirak nafakası yazımıza bakabilirsiniz.

J- AYM’nin TMK 175 Kararı Nafakanın Kaldırılması Davalarını Etkiler mi?

Anayasa Mahkemesinin 2025/156 E., 2026/131 K. sayılı ve 04.06.2026 tarihli kararıyla TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresi iptal edilmiştir; karar 30.09.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 30.06.2027’de yürürlüğe girecektir. İptal kararları geriye yürümediğinden kesinleşmiş nafakalar kendiliğinden sona ermez. Yalnızca AYM kararına dayanılarak bugün açılacak bir kaldırma davasının kabul edilme ihtimali düşüktür; mevcut nafakanın sona erdirilmesi için TMK 176’daki sebeplerden birinin ispatlanması gerekir. Kanun koyucunun getireceği geçiş hükmü bu tabloyu değiştirebilir. Kararın künyesi, gerekçesi ve yürürlük takvimi için süresiz nafaka kalktı mı yazımıza bakabilirsiniz.

K- Nafakanın Kaldırılması Davasında Dosyanın Hazırlanması

Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası, iddiaların dava tarihinde mevcut olduğunu gösteren belgelerle açılmalıdır. Davadan önce şu hazırlıkların yapılması sonucu doğrudan etkiler:

  1. Nafakayı bağlayan ilamın ve varsa protokolün kesinleşme şerhli örneğinin alınması,
  2. Alacaklının SGK hizmet dökümü, tapu, araç ve ticaret sicil kayıtlarının mahkeme aracılığıyla celbi için açık talepte bulunulması,
  3. Fiili birliktelik iddiasında aynı adreste yaşamayı gösteren tanıkların ve adres kayıtlarının belirlenmesi,
  4. Kendi gelirindeki azalmayı gösteren maaş bordrosu, emeklilik belgesi, sağlık raporu veya işyeri kapanış kayıtlarının sunulması,
  5. Talebin “kaldırma, olmazsa azaltma” şeklinde kademeli olarak yazılması,
  6. Yıllık nafaka tutarı üzerinden harcın eksiksiz yatırılması.

Delil eksikliği nedeniyle reddedilen davada karşı taraf lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ödenir; bu nedenle iddiaların dava açılmadan önce somut delillerle desteklenmesi önemlidir. Nafaka ve boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin uyuşmazlıklarda boşanma ve nafaka davalarında avukat desteği almak, delillerin doğru zamanda ve doğru yolla toplanmasını sağlar.

Sonuç

Nafakanın kaldırılması, TMK 176/3 uyarınca alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden; alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesiyle ise aile mahkemesi kararıyla gerçekleşir. Yargıtay fiili birliktelik için aynı evde evlilik benzeri ortak hayat aramakta, yoksulluğun ortadan kalkması için sürekli, düzenli ve güvenceli gelir ölçütünü uygulamaktadır.

2026 tarihli kararlarda miras kalmasının tek başına yetmediği ve irat nafakanın kaldırma davasında toptana çevrilemeyeceği vurgulanmıştır. Tarafların mali durumu değiştiğinde TMK 176/4 uyarınca nafaka artırılabilir veya azaltılabilir. Yıllık artışta yerleşik ölçüt ÜFE’dir. Harç, vekâlet ücreti ve kanun yolu sınırı yıllık nafaka tutarı üzerinden hesaplanır. AYM’nin TMK 175 kararı 30.06.2027’de yürürlüğe girecek olsa da mevcut nafakaları kendiliğinden kaldırmaz.

Sık Sorulan Sorular

Nafaka hangi durumlarda kaldırılır?

TMK 176/3’e göre irat biçimindeki yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafaka yükümlüsünün açacağı dava sonucunda aile mahkemesi kararıyla kaldırılır.

Eski eşim evlenirse nafaka ödemeye devam eder miyim?

Hayır. Nafaka alacaklısı resmî olarak evlendiğinde yoksulluk nafakası TMK 176/3 uyarınca evlenme tarihinden itibaren kendiliğinden kalkar ve ayrıca kaldırma davası açmak gerekmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/8948 E., 2022/826 K. sayılı kararında da resmî evlenme tarihi itibarıyla nafakanın kendiliğinden kalkacağı belirtilmiştir. Yalnızca dinî nikâh kıyılmışsa fiili birliktelik sebebiyle kaldırma davası açılmalıdır.

Eski eşimin sevgilisi varsa nafaka kesilir mi?

Yalnızca bir duygusal ilişkinin varlığı nafakayı kaldırmaz. Yargıtay, fiilen evliymiş gibi yaşama için aynen evlilik gibi ortak bir hayat kurularak birlikte yaşanmasını aramaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/1980 E., 2020/3397 K. sayılı kararında, aynı evde yaşanmayan ve otel kayıtları, fotoğraflar, tatillerle kanıtlanan bir ilişki nafakanın kaldırılması için yeterli görülmemiştir.

Nafaka alan eş işe girerse nafaka kaldırılır mı?

Nafaka alacaklısının sigortalı bir işe girmesi tek başına yeterli değildir; mahkeme gelirin sürekli, düzenli ve alacaklıyı yoksulluktan kurtaracak düzeyde olup olmadığını SGK kayıtlarıyla araştırır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4516 E., 2024/3149 K. sayılı kararında bu araştırmanın yapılmaması bozma sebebi sayılmıştır. Geçici veya gündelik işler çoğu dosyada kalıcı gelir kabul edilmez.

Nafaka alacaklısına miras kalırsa nafaka kaldırılır mı?

Miras kalması tek başına yeterli değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/5087 E., 2026/7879 K. sayılı ve 09.09.2026 tarihli kararına göre belirleyici olan, miras kalan malvarlığının alacaklıyı muhtaçlıktan tamamen kurtaracak sürekli, düzenli ve güvenceli bir gelir sağlayıp sağlamadığıdır. Mahkeme taşınmazların hisse durumunu, değerini ve gelir getirip getirmediğini araştırmalıdır.

Ben yeniden evlendim, nafakayı azaltabilir miyim?

Nafaka yükümlüsünün yeniden evlenmesi yoksulluk nafakasını sona erdirmez. Yeni evlilik ve yeni çocuklar, yükümlünün ödeme gücünü etkilediği ölçüde TMK 176/4 kapsamında açılacak azaltma davasında değerlendirilir. Mahkeme karar verinceye kadar ilamdaki nafaka ödenmeye devam etmelidir.

Emekli olunca nafaka azalır mı?

Emeklilikle gelirin kalıcı olarak azalması TMK 176/4 uyarınca azaltma sebebi olabilir, ancak nafaka kendiliğinden azalmaz. Nafaka yükümlüsünün aile mahkemesinde azaltma davası açması ve gelir kaybını emeklilik belgesi ve maaş kayıtlarıyla ispatlaması gerekir. Mahkeme alacaklının durumunu da birlikte değerlendirir.

Dolar veya Euro ile bağlanan nafaka kur arttı diye azaltılır mı?

Kur artışı, öngörülemeyen olağanüstü bir değişiklik niteliği taşımadıkça azaltma sebebi değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/6536 E., 2021/6618 K. sayılı kararında, protokolle bağlanan 5.000 Euro nafakayı indiren karar, erkeğin ekonomik durumunun kötüleşmediği ve kur değişiminin ani bir kriz şeklinde gerçekleşmediği gerekçesiyle bozulmuştur.

Anlaşmalı boşanmada kabul ettiğim nafakayı kaldırtabilir miyim?

Protokolle belirlenen nafaka da TMK 176’daki şartlar gerçekleşirse kaldırılabilir veya azaltılabilir. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/1980 E., 2020/3397 K. sayılı kararına göre sırf boşanmak için bilerek gücünün üzerinde yükümlülük üstlenen kişinin, şartlar oluşmadan kaldırma istemesi iyi niyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleriyle bağdaşmaz.

Nafaka artırım davası nasıl açılır?

Nafaka alacaklısı, paranın alım gücünün düşmesi, ihtiyaçlarının artması veya yükümlünün gelirinin yükselmesi hâlinde TMK 176/4 uyarınca aile mahkemesinde artırım davası açar. TMK 177’ye göre alacaklının kendi yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Uygulamada artış dava tarihinden itibaren geçerli olur ve istem hâlinde sonraki yıllar için ÜFE oranında artış uygulanır.

Nafakanın kaldırılması davası ne kadar sürer ve kesinleşmeden ödemeyi kesebilir miyim?

Dava süresi mahkemenin iş yüküne, sosyal ve ekonomik durum araştırmasına ve tanık sayısına göre değişir. Kaldırma veya azaltma kararı alınıncaya kadar ilamdaki nafaka ödenmeye devam etmelidir. Ödemenin tek taraflı kesilmesi halinde birikmiş nafaka için icra takibi yapılabilir ve İİK 344 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelebilir.

Nafakanın kaldırılması davasında harç ve avukatlık ücreti nasıl hesaplanır?

Nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebi yıllık nafaka tutarı üzerinden nispi harca tabidir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücreti nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden hesaplanır ve kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/2851 E., 2023/2025 K. sayılı kararında aylık 225,00 TL nafakada vekâlet ücretinin 2.700,00 TL’yi aşamayacağı belirtilmiştir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, aile hukuku başta olmak üzere dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir