İçindekiler
Evet, asgari ücretle çalışan eş de yoksulluk nafakası alabilir. Boşanma davalarında en çok karıştırılan konulardan biri, çalışan veya asgari ücret düzeyinde gelire sahip eşin nafaka talep edip edemeyeceğidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre belirleyici olan, eşin çalışıp çalışmadığı değil, elde ettiği gelirin onu yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/2-614 Esas, 2010/597 Karar sayılı kararı, bu ilkeyi somut bir olay üzerinden ortaya koyan en açık emsal kararlardan biridir; kurul aynı ilkeyi 1998-2014 yılları arasında art arda sekiz kararında daha tekrarlamış, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise bu ilkeyi 2025 yılında verdiği güncel bir kararla yeniden uygulayarak içtihadın hâlâ güncelliğini koruduğunu göstermiştir. Bu yazıda, asgari ücretli eşin yoksulluk nafakası hakkı, mahkemenin dikkate aldığı somut kriterler ve emsal kararların ayrıntıları ele alınmaktadır.
Yoksulluk Nafakası Nedir?
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle ekonomik olarak zor duruma düşecek eşin korunmasını amaçlayan bir nafaka türüdür. TMK m. 175 uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla, diğer eşten mali gücü oranında süresiz nafaka talep edebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun konuya ilişkin kararında da vurgulandığı üzere, yoksulluk nafakası diğer eşe yüklenen bir ceza veya tazminat niteliğinde değildir; evlilik birliği içinde var olan karşılıklı bakım ve geçindirme yükümlülüğünün boşanma sonrasında sınırlı ölçüde devamı niteliğindedir. Bu nedenle boşanmada kusuru bulunmayan eş dahi nafaka ödemekle yükümlü olabilir; nafaka yükümlülüğü, boşanmadaki kusur durumuna değil, tarafların ekonomik durumuna bağlıdır. Bu tür davalar çoğunlukla evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanan boşanma davalarıyla birlikte açılır.
Yoksulluk Kavramı Nasıl Değerlendirilir?
Kanunda “yoksulluk” kavramının açık bir tanımı bulunmamaktadır; bu nedenle kavramın içeriği büyük ölçüde Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarına göre bir kişinin yoksul sayılabilmesi için, aşağıdaki gibi bireyin maddi varlığını sürdürmesi için zorunlu görülen harcamaları karşılayacak düzeyde bir gelirinin bulunmaması gerekir:
- Yeme
- Giyinme
- Barınma
- Sağlık
- Ulaşım
- Eğitim
- Kültürel ihtiyaçlar
Bu değerlendirme yapılırken yalnızca gelirin mutlak tutarı değil; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, evlilik süresince alışılan yaşam standardı ve günün ekonomik koşulları birlikte dikkate alınır. Bu yüzden aynı gelir düzeyi, İstanbul gibi yaşam maliyeti yüksek bir şehirde farklı, daha küçük bir yerleşim yerinde farklı değerlendirilebilir.
Asgari Ücretle Çalışmak Yoksulluk Nafakasına Engel midir?
Hayır, asgari ücretle çalışıyor olmak tek başına yoksulluk nafakası talebine engel değildir. Uygulamada sıkça yapılan bir hata, çalışan eşin nafaka alamayacağı düşüncesidir; oysa Yargıtay kararları bu görüşü kabul etmemektedir.
“Nafaka alacaklısının asgari ücretle çalışılıyor olması, tek başına yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu değildir. Aldığı ücret kendisini yoksulluktan kurtarmayacak ve insanca yaşayıp geçinme olanağı sağlayamayacak düzeyde olan eş de, diğer koşulları varsa yoksulluk nafakası isteyebilir.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2010/2-614 E., 2010/597 K.
Başka bir ifadeyle, bir eş asgari ücretle çalışıyor olsa bile bu gelir insanca yaşamaya yetecek düzeyde değilse yoksulluk nafakası talep edebilir. Ancak asgari ücret düzeyinde bir gelirin bulunması, nafakayı ortadan kaldırmaz; hükmedilecek nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınan bir olgu olur.
Yargıtay’ın Yerleşik İçtihadı: Aynı İlkeyi Teyit Eden Kararlar
“Asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması, yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu değildir” ilkesi, tek bir kararla sınırlı değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1998-2014 yılları arasında aynı ilkeyi dokuz ayrı kararında art arda tekrarlamıştır; bu da konunun tesadüfi değil, yerleşik ve istikrarlı bir içtihat olduğunu göstermektedir:
| Tarih | Esas No | Karar No |
| 07.10.1998 | 1998/2-656 | 1998/688 |
| 26.12.2001 | 2001/2-1158 | 2001/1185 |
| 01.08.2002 | 2002/2-397 | 2002/339 |
| 28.02.2007 | 2007/3-84 | 2007/95 |
| 16.05.2007 | 2007/2-275 | 2007/275 |
| 11.03.2009 | 2009/2-73 | 2009/118 |
| 13.05.2009 | 2009/3-165 | 2009/186 |
| 10.11.2010 | 2010/2-614 | 2010/597 |
| 24.12.2014 | 2013/2-1364 | 2014/1082 |
Bu istikrarlı içtihat zincirinde 2010/2-614 E., 2010/597 K. sayılı karar, en kapsamlı gerekçeli ve en sık atıf yapılan örnektir; aşağıda bu kararın olay örgüsü ve gerekçesi ayrıntılı olarak incelenmektedir. Aynı ilkenin 2025 yılında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından güncel bir olaya nasıl uygulandığı ise emsal karar incelemesinin hemen ardından ele alınmaktadır.
Emsal Karar İncelemesi: Yargıtay HGK, 2010/2-614 E., 2010/597 K.
Olayın Özeti
Davacı kadın, Kocaeli 1. Aile Mahkemesi’nde boşanma, maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talebiyle dava açmıştır. Mahkeme, davalı kocanın başka kadınlarla ilişkisi bulunduğunu ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu nedenle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve davalının tam kusurlu olduğunu tespit ederek boşanmaya, tazminata ve yoksulluk nafakasına karar vermiştir.
Özel Dairenin Bozma Kararı
Davalı kocanın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (26.05.2009, 2008/3572 E., 2009/9969 K.), davacı kadının çalıştığını, düzenli ve yeterli bir gelirinin bulunduğunu, tarafların gelirlerinin birbirine denk olduğunu belirterek TMK m. 175 koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle nafaka yönünden hükmü bozmuştur. Yerel mahkeme ise nafaka konusunda önceki kararında direnmiştir; dosya bu nedenle Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun Gerekçesi
Hukuk Genel Kurulu, dosyadaki somut verileri incelediğinde Özel Dairenin “gelirler birbirine denk” değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığını tespit etmiştir. Davacı kadının aylık geliri yalnızca 419,15 TL olup, bunun 300 TL’si kira ödemesine gitmektedir; kalan tutar insanca yaşamaya yetecek düzeyde değildir. Kurul ayrıca şu noktaları da gerekçesine eklemiştir:
- Davalı kocanın ekonomik durumunun güçlü olmaması, nafakayı tamamen ortadan kaldırmaz; bu durum yalnızca hükmedilecek miktarın düşük tutulmasında dikkate alınacak bir olgudur.
- Davalının ekonomik durumu ileride düzelse dahi, eldeki davada az miktarda dahi olsa nafakaya hükmedilmezse davacının yeniden nafaka davası açması hukuken mümkün olmayacaktır; bu da davacının mağduriyetine yol açar.
- Davalı kocanın boşanmadaki kusuru, davacı kadının kusurundan daha ağırdır; TMK m. 175’in aradığı “kusuru daha ağır olmama” şartı davacı yararına gerçekleşmiştir.
Bu gerekçelerle Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemenin davacı kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği yönündeki direnme kararını yerinde bulmuş; yalnızca hükmedilen nafaka miktarının yerindeliğine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye göndermiştir.
Konuya İlişkin Güncel Bir Yargıtay Kararı (2025)
Asgari ücretli eşin yoksulluk nafakası hakkı, güncelliğini korumaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2025 tarihli, 2024/3364 E., 2025/6347 K. sayılı kararı, aynı ilkenin 2025 yılında da aynen uygulandığını göstermektedir.
Karara konu olayda Nevşehir Aile Mahkemesi, davacı kadının çalışıyor olması gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebini reddetmiş; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi de istinaf başvurusunu esastan reddederek bu kararı onamıştır. Dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise yapılan yargılama, tanık beyanı ve toplanan delillerden kadının asgari ücret düzeyinde bir gelire sahip olduğunu, davalı erkeğin ise sondaj makinesi operatörü olarak çalıştığını tespit etmiştir.
“Somut olay bakımından tarafların gelirleri karşılaştırıldığında kadının asgari ücret seviyesindeki gelirinin kendisini yoksulluktan kurtarmayacağı anlaşılmaktadır.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/3364 E., 2025/6347 K.
Daire bu değerlendirmeyi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.12.2014 tarihli, 2013/2-1364 E., 2014/1082 K. sayılı kararına dayandırarak yapmış ve kadının çalışıyor olması gerekçesiyle nafaka talebinin reddine ilişkin kararı, kadın yararına bozmuştur. Karar iki açıdan önemlidir: birincisi, 2010 tarihli emsal kararla ortaya konan ilkenin 2025 yılında da aynen uygulandığını göstermektedir; ikincisi, yalnızca “asgari ücretli mi değil mi” sorusuna değil, tarafların gelirlerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir — burada kadının asgari ücreti, sondaj makinesi operatörü olan erkeğin gelirine kıyasla yetersiz bulunmuştur.
Asgari Ücretli Eşin Nafaka Talebinde Dikkate Alınan Kriterler
Yargıtay içtihadı ışığında, asgari ücretle çalışan eşin yoksulluk nafakası talebinde mahkemenin dikkate aldığı başlıca kriterler şunlardır:
- Gelirin zorunlu giderlere oranı: Kira, kredi taksidi, sağlık veya çocuk bakım gideri gibi düzenli ve zorunlu harcamaların gelirin ne kadarını tükettiği.
- Diğer eşin ekonomik gücü: Nafaka yükümlüsünün geliri düşük olsa dahi bu, nafaka hakkını ortadan kaldırmaz; yalnızca miktarı etkiler.
- Evlilik süresince alışılan yaşam standardı: Tarafların evlilik boyunca sürdürdüğü yaşam düzeyi, yoksulluk değerlendirmesinde referans alınır.
- Kusur durumu: Nafaka talep eden eşin kusurunun, diğer eşin kusurundan daha ağır olmaması gerekir.
- Bölgesel yaşam maliyeti: Aynı gelir düzeyi, İstanbul gibi büyükşehirlerde daha yetersiz kabul edilebilir.
Kanunda nafaka miktarının gelirin belirli bir yüzdesi olarak hesaplanacağına dair sabit bir oran bulunmamaktadır; hâkim TMK m. 4 çerçevesinde hakkaniyet ilkesini gözeterek somut olayın koşullarına göre takdir yetkisini kullanır. Taraflar anlaşmayla boşanmayı tercih ediyorsa, yoksulluk nafakasının miktarı ve ödeme şekli anlaşmalı boşanma protokolünde ayrıntılı olarak düzenlenebilir.
Taraf Gelirleri Birbirine Denk İse Nafaka Reddedilir mi?
Evet, tarafların gelirleri gerçekten birbirine denk ve talep eden eşin geliri kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeydeyse nafaka talebi reddedilebilir. Ancak asgari ücretle çalışmanın nafakaya engel olmaması, çalışan her eşin otomatik olarak nafaka alacağı anlamına da gelmez. İncelenen davada bizzat bu ayrım gündeme gelmiştir: Özel Daire ilk aşamada “davacının düzenli ve yeterli bir geliri var, taraflar denk durumda” değerlendirmesiyle nafakayı reddetmeyi uygun bulmuş; ancak Hukuk Genel Kurulu, davacının gerçek gelirinin (419,15 TL) ve zorunlu kira giderinin (300 TL) bu değerlendirmeyi doğrulamadığını tespit ederek aksi yönde karar vermiştir. Aradaki fark, soyut bir “çalışıyor” ya da “çalışmıyor” ayrımı değil, somut rakamlarla ortaya konan gerçek yaşam standardıdır:
| Durum | Sonuç |
| Davacının geliri düzenli, yeterli ve karşı tarafla gerçekten denk düzeyde | Yoksulluk nafakası talebi reddedilebilir (TMK m. 175 şartları oluşmaz) |
| Davacının geliri asgari ücret seviyesinde ve büyük kısmı kira gibi zorunlu bir gidere gidiyor | Yoksulluk nafakası talebi kabul edilir; miktar somut duruma göre belirlenir |
Bu nedenle mahkeme, tarafların yalnızca ikisinin de bir geliri olup olmadığına değil, bu gelirlerin gerçekte birbirine denk olup olmadığına ve zorunlu giderler düşüldükten sonra geriye kalan miktara bakar.
Nafaka Talep Edilmezse Ne Olur?
Hukuk Genel Kurulu’nun kararında özellikle vurguladığı bir risk vardır: boşanma davası sırasında yoksulluk nafakası talep edilmez veya nafakaya hükmedilmezse, davalının ekonomik durumu ileride düzelse dahi yeniden nafaka davası açmak mümkün değildir. Boşanma kararı kesinleştikten sonra bu konuda ayrı bir dava yolu bulunmadığından, asgari ücretle çalışıyor olsanız ve o an düşük bir miktar talep edecek olsanız dahi, nafaka talebinizi boşanma davası içinde mutlaka ileri sürmeniz gerekir. Bu nedenle, asgari ücretle çalışıyor olsanız dahi yoksulluk nafakası talebinizi doğru zamanda ve eksiksiz şekilde ileri sürebilmek için nafaka konusunda uzman boşanma avukatından hukuki destek almanız büyük önem taşır.
Genel Olarak Sonuç
Boşanma davalarında yoksulluk nafakası değerlendirilirken yalnızca tarafların çalışıp çalışmadığı değil, elde edilen gelirin insanca yaşamaya yeterli olup olmadığı dikkate alınmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/2-614 E., 2010/597 K. sayılı kararı ve bu kararla aynı ilkeyi tekrarlayan sekiz ayrı Hukuk Genel Kurulu kararı, asgari ücretle çalışan eşin de belirli şartlar altında yoksulluk nafakası alabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli güncel kararı da bu ilkenin hâlâ istikrarla uygulandığını teyit etmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Asgari ücretle çalışan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Evet. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre (Yargıtay HGK, 2010/2-614 E., 2010/597 K.) asgari ücret seviyesinde gelir elde edilmesi, tek başına yoksulluk nafakası talebine engel değildir; önemli olan bu gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığıdır.
Çalışan eş hiç nafaka alamaz mı?
Hayır, bu yaygın bir yanlış kanıdır. TMK m. 175 çalışıyor olmayı değil, boşanma sonrası yoksulluğa düşmeyi esas alır; düzenli çalışan ama geliri zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen eş de yoksulluk nafakası talep edebilir.
Yoksulluk nafakası miktarı maaşın yüzde kaçı olarak hesaplanır?
Kanunda sabit bir oran veya yüzde bulunmamaktadır. Hâkim, TMK m. 4 çerçevesinde tarafların gelir durumunu, zorunlu giderlerini ve evlilik süresince alışılan yaşam standardını birlikte değerlendirerek hakkaniyete uygun bir miktar belirler.
Taraflardan ikisi de asgari ücretli ise nafakaya hükmedilir mi?
Evet, hükmedilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun aynı kararında da belirtildiği gibi, nafaka yükümlüsünün ekonomik gücünün zayıf olması nafaka hakkını ortadan kaldırmaz; yalnızca hükmedilecek miktarın düşük tutulmasına neden olur.
Talep eden eşin geliri, diğer eşin gelirine gerçekten denk ise nafaka reddedilir mi?
Evet, reddedilebilir. İncelenen davada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davacının düzenli ve yeterli geliri bulunduğu, tarafların gelirlerinin birbirine denk olduğu gerekçesiyle nafaka talebinin TMK m. 175 koşullarını taşımadığını değerlendirmiştir; belirleyici olan mutlak gelir düzeyi değil, zorunlu giderler düşüldükten sonra tarafların gerçek yaşam standardıdır.
Yoksulluk nafakası davasında kusur şartı nedir?
TMK m. 175 uyarınca nafaka talep eden eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. Nafaka yükümlüsünün kusursuz olması dahi ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; çünkü yoksulluk nafakası bir ceza değil, evlilikteki dayanışma yükümlülüğünün sınırlı bir devamıdır.
Boşanma davasında yoksulluk nafakası talep etmezsem sonradan dava açabilir miyim?
Hayır, mümkün değildir. Boşanma kararı kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası talebiyle ayrı bir dava açılamaz; bu nedenle asgari ücretle çalışıyor olsanız dahi nafaka talebinizi boşanma davası içinde ileri sürmeniz gerekir.
Anlaşmalı boşanmada asgari ücretli eş nafakadan feragat edebilir mi?
Evet, taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde nafakadan karşılıklı olarak feragat edebilir. Ancak feragat sonrası ekonomik koşullar değişse bile bu haktan kural olarak geri dönülemeyeceğinden, feragat kararı vermeden önce dikkatli değerlendirme yapılması önemlidir.
Yoksulluk nafakası süresiz midir, ne zaman sona erer?
TMK m. 176 uyarınca yoksulluk nafakası, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması ya da evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması hâlinde kendiliğinden sona erer; bu durumlar gerçekleşmedikçe süresiz olarak devam eder.
Kira ödemesi, asgari ücretli eşin nafaka talebini güçlendirir mi?
Evet. Emsal kararda davacının aylık 419,15 TL gelirinin 300 TL’sinin kira gideri olması, gelirin büyük kısmının zorunlu bir gidere gitmesi nedeniyle yoksulluğa düşeceğinin kabulünde belirleyici olmuştur. Kira, kredi taksidi gibi düzenli zorunlu giderler, nafaka değerlendirmesinde somut bir kriter olarak dikkate alınır.
Kadının asgari ücretli, erkeğin daha yüksek gelirli bir meslekte çalıştığı durumlarda mahkeme nasıl karşılaştırma yapar?
Mahkeme, tarafların gelirlerini karşılaştırmalı olarak değerlendirir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2025 tarihli, 2024/3364 E., 2025/6347 K. sayılı güncel kararında, kadının asgari ücret düzeyindeki geliri, sondaj makinesi operatörü olan erkeğin gelirine kıyasla yetersiz bulunmuş ve yalnızca kadının çalışıyor olmasına dayanılarak verilen ret kararı bu gerekçeyle bozulmuştur.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, aile hukuku başta olmak üzere dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını, Aile Hukuku alanındaki diğer makalelerimiz için Aile Hukuku kategorisini ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.


5 Yorumlar