|

Kaçak Elektrik Kullanımı Davasında İhtiyati Tedbir Şartları Nelerdir?

Kaçak Elektrik Kullanımı Davasında İhtiyati Tedbir Şartları Nelerdir?

I. Genel Açıklamalar

Kaçak Elektrik Kullanımı Davasında İhtiyati Tedbir Şartları Nelerdir? Kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla tahakkuk ettirilen fatura bedellerini ödemeyen ya da ödeme güçlüğü içindeki abonelerin elektriğinin kesilmesi, telafisi güç ya da imkânsız zararlara yol açabilmektedir. Bu nedenle söz konusu aboneler için ihtiyati tedbir yolu önemli bir koruma mekanizması işlevi görmektedir. İhtiyati tedbir kurumuna kaçak elektrik davalarının yanı sıra muarazanın giderilmesi davalarında da başvurulabilir.

Kaçak elektrik kullanımı iddiasından kaynaklı davalarda ispat yükü kimin üzerindedir? Hukuki dayanağını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 389 ila 399. maddeleri ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) hükümlerinden alan ihtiyati tedbir kararı, uyuşmazlığın esasına karar verilene dek mevcut durumun korunmasını ya da değiştirilmesini amaçlamaktadır.

A. İhtiyati Tedbirin Şartları Nelerdir?

HMK m. 389/1 uyarınca ihtiyati tedbire hükmedilmesi için aşağıdaki koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir:

  • Tedbir talep eden tarafın hakkının mevcut olduğunu kuvvetle muhtemel kılacak ispat araçlarını sunması,
  • Hakkın korunmaması hâlinde telafi edilmesi güç ya da imkânsız zararların doğacağına dair ciddi şüphenin bulunması,

Elektriğin kesilmesinin doğuracağı tehlike, özellikle aşağıdaki hallerde açıkça ortaya çıkmaktadır:

  • Konut aboneleri bakımından ısınma, aydınlatma ve temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanamaz hale gelmesi,
  • Meslek ve işyeri aboneleri açısından ticari ve ekonomik faaliyetin durma noktasına gelmesi,
  • Sağlık durumu nedeniyle elektriğe bağımlı bireylerin (hasta, engelli vb.) hayati tehlikeye girmesi,
  • Üçüncü şahıslara verilen hizmetlerin (otel, hastane, okul vb.) aksaması.

B. Teminat Şartları Nelerdir?

HMK m. 392 gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesi kural olarak teminat şartına bağlıdır. Mahkeme, tedbir talep eden tarafın karşı taraf ve üçüncü kişilere verebileceği muhtemel zararları karşılamak amacıyla teminat göstermesine hükmedebilir. Ancak talep sahibinin haklılığı kuvvetle muhtemel ise mahkeme teminatsız karar da verebilmektedir.

Kaçak elektrik davalarında mahkemeler, genellikle tahakkuk ettirilen fatura bedelinin bir kısmı oranında (genellikle %20 ila %25 oranında) teminat belirleme yoluna gitmekte; bazı hâllerde ise teminatsız tedbire hükmetmektedir.

C. İhtiyati Tedbire İtiraz Edilebilir mi?

Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf (dağıtım şirketi), kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde itiraz edebilir. İtiraz, kararı veren mahkemede incelenerek karara bağlanır. Mahkemenin itiraz üzerine vereceği karara karşı istinaf yolu açıktır.

II. İhtiyati Tedbirin Asıl Dava Veya Değişik İş Dosyası Üzerinden Talep Edilmesi

A. Dava Açılmadan Önce (Değişik İş Dosyası) Üzerinden İhtiyati Tedbir Talep Edilebilir Mi?

HMK m. 390/2 uyarınca ihtiyati tedbir, esas dava açılmadan önce de talep edilebilir. Bu hâlde ihtiyati tedbir, bir değişik iş (D. İş) dosyası üzerinden yürütülür. Dava öncesi tedbir talebi;

  • Elektriğin kesilmesinin yakın olduğu ya da kesilme kararının alındığının öğrenildiği acil durumlarda,
  • Abonenin dava açma sürecini tamamlayacak vakti bulunmadığı anlık kriz hallerinde,

tercih edilmektedir.

Değişik iş dosyası üzerinden verilen ihtiyati tedbir kararı, HMK m. 397/1 uyarınca kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde esas davanın açılmaması hâlinde kendiliğinden kalkar. Bu nedenle dava öncesi tedbir alan tarafın bu süreye riayet ederek asıl davayı açması büyük önem taşımaktadır. Hak kayıpları yaşamamak için ihtiyati tedbir taleplerinde enerji hukuku avukatı ile sürecin yürütülmesi sağlıklı olacaktır.

B. Dava Sırasında (Asıl Dava Dosyası) Üzerinden İhtiyati Tedbir Talep Edilebilir Mi?

Asıl dava açıldıktan sonra yapılan ihtiyati tedbir talebi, o davanın görüldüğü mahkemede ayrı bir dilekçeyle ya da dava dilekçesinde birlikte sunulabilir. Bu yol;

  • Abonenin elektrik kesintisiyle karşılaşmadan önce durumu değerlendirebildiği ve planlamalı biçimde dava açabildiği hallerde,
  • Tedbirin kalıcılığını sağlamak ve iki haftalık süre baskısından kurtulmak istediğinde

tercih edilmektedir.

C. İki Yol Arasındaki Farklar Nelerdir?

İki yol arasındaki temel farklar şöyle özetlenebilir:

Değişik İş Dosyası: Dava açmadan önce talep edilir. Acil durumlarda avantajlıdır. Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde asıl davanın açılması zorunludur; aksi hâlde tedbir kalkar. Yargılama giderleri ve vekalet ücreti asıl davadan bağımsız belirlenir.

Asıl Dava İle Birlikte: Dava açılırken ya da dava sırasında talep edilir. Süre baskısı yoktur; tedbir dava boyunca geçerliliğini korur. Tedbir kararı asıl davanın sonucuna göre değerlendirmeye tabi tutulur.

Pratik öneride bulunmak gerekirse; dava açılmadan önce davacı tarafın arabuluculuk yoluna başvurulması gerektiğinden, arabuluculuk sürecinin de kanunen 4-6 hafta arası sürebileceğinden, acil elektrik kesintisi tehdidiyle karşılaşan aboneler için değişik iş üzerinden tedbir, ardından asıl davanın iki hafta içinde ikamesi yolu elektriğin açılması için hızlı bir yol olabilir. İcra takibini durduracak tedbir talebini doğru gerekçelendirmek için bir İstanbul kaçak elektrik avukatı ile çalışılması önerilir.

III. Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklı Davalarda İhtiyati Tedbir Talepleri Hakkında Yargıtay/BAM Kararları

1-Kaçak Elektrik Davalarında Elektriğin Kesilmemesi Yönündeki İhtiyati Tedbir Kararlarına Karşı İstinaf Yolunun Açık Olması Gerektiği Hakkında

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/6582 E.  –  2021/10948 K. Sayılı İlamı Yorumlama

Elektriğin Kesilmemesi Yönündeki İhtiyati Tedbir Kararına Karşı İstinaf Yolu Açıktır

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2021/6582 E. – 2021/10948 K., 05.11.2021 T. (5235 sayılı Kanun m.35 – Uyuşmazlığın Giderilmesi Kararı)

Kararın Özeti

Karar, bir temyiz incelemesi değil; Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) hukuk daireleri arasında ortaya çıkan içtihat farkını gidermek üzere verilen uyuşmazlığın giderilmesi kararıdır. Temel mesele şudur: Kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla açılan menfi tespit davalarında, “elektriğin kesilmemesi / yeniden bağlanması” yönünde verilen ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karşı istinaf yoluna başvurulabilir mi?

Diyarbakır BAM 4. Hukuk Dairesi, dava değerinin (3.673,60 TL) kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle istinaf yolunu kapatmış; buna karşılık Adana ve diğer BAM daireleri istinaf incelemesini esastan yapmıştı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu çelişkiyi istinaf yolunun açık olması yönünde gidermiştir.

Yargıtayın Gerekçesi

Daire, bu tür davaların hukuki niteliğini belirleyerek sonuca ulaşmıştır. Elektrik abonesinin, borçlu olmadığının tespiti ve elektriğin kesilmemesi istemiyle açtığı dava, salt bir tespit davası değil, muarazanın men’i (çekişmenin giderilmesi) niteliğinde bir eda davasıdır. Abonelik sözleşmesi feshedilmediği için ilişki varlığını korumakta; bu da davanın müddeabihini parasal kesinlik sınırının dışına çıkarmaktadır.

“…davanın müddeabihinin HMK’nın 341 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı dâhilinde kaldığından bahsedilemeyeceğine, … ihtiyati tedbir kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabileceğine…”

Değerlendirme

Bu karar, kaçak elektrik uyuşmazlıklarında uygulamada sık karşılaşılan bir kanun yolu engelini ortadan kaldırması bakımından kritik öneme sahiptir. Düşük tutarlı kaçak tahakkuklarında mahkemeler, dava değerinin kesinlik sınırının altında olmasını gerekçe göstererek lehe verilen tedbir kararlarına karşı istinaf yolunu kapatma eğilimindeydi. Yargıtay, davanın parasal değerine değil, hukuki niteliğine (muarazanın men’i) bakarak bu eğilimi sona erdirmiştir.

Uygulamadaki sonucu şu şekilde özetlenebilir:

KonuKararın Getirdiği
Davanın niteliğiMuarazanın men’i = eda davası (tespit davası değil)
Kesinlik sınırı (HMK 341/2)Bu davalarda uygulanmaz
İhtiyati tedbir kararına karşı istinafDava değerine bakılmaksızın açıktır
BağlayıcılıkTüm BAM’lar için yol gösterici, kesin karar

Müvekkil açısından pratik önemi: Aleyhine tedbir verilen dağıtım şirketi istinafa başvurabileceği gibi, tedbir talebi reddedilen abone de artık bu yolu kullanabilir. Düşük tahakkuk tutarı, kanun yolunu kapatmanın gerekçesi olarak ileri sürülemez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/6582 E.  –  2021/10948 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

BAŞVURUSU : DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU

I. BAŞVURU
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un “Başkanlar kurulunun görevleri” başlıklı 35 inci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendi;
“Re’sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,” hükmünü,
Aynı maddenin birinci fıkrasının beşinci bendi ise;
“(3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir.” hükmünü içermektedir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 13/07/2021 tarihli başvurusunda; “Diyarbakır 4. Hukuk Dairesinin 2021/545 E. 2021/366 K. sayılı kararıyla aynı konuya ilişkin Adana 5. Hukuk Dairesinin 2020/1838 E. 2020/1211 K. ve … 13. Hukuk Dairesinin 2021/15 E. 2021/240 K. sayılı kararları arasında, ihtiyati tedbir talebi hakkında verilen kararlara yönelik olarak istinaf yoluna başvurulup başvurulamayacağı hususunda uyuşmazlık bulunduğu” gerekçesi ve “istinafa getirilen ara kararın uyuşmazlık konusu miktar nazara alındığında kesin nitelikte olması nedeniyle istinaf yoluna başvurulamayacağı” yönündeki görüşüyle, yukarıda açıklanan kanun hükümleri gereğince uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIĞA KONU KARARLAR
1- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 18/03/2021 tarihli ve 2021/545 E. 2021/366 K. sayılı kararı:
Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/684 Esas sayılı dosyasında; davacı, iş yerinde davalı şirket tarafından kaçak elektrik kullandığından bahisle hakkında 3.673,60 TL kaçak elektrik kullanım bedeli tahakkuk ettirildiğini, ayrıca davalı şirketin tebligat dahi yapmadan elektriğini kestiğini, iş yerinde kaçak elektrik kullanmadığını ileri sürerek; icra takibinin durdurulması ve kesilen elektriğinin dava süresince açılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen bedel nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece elektriğin açılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bu karara itirazın reddedilmesi yönünde verilen ara kararına karşı davalı şirketin yapmış olduğu istinaf başvurusu, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 18/03/2021 tarihli kararıyla; “Aleyhine istinaf yoluna başvurulan karar (kanundan dolayı) kesin ise, ihtiyati tedbir talebi üzerine verilen karar da asıl karar gibi kesindir, istinaf edilemez. Kesin kararlara karşı yöneltilen ihtiyati tedbir isteğinin kabul veya reddini öngören kararların da kesin olması gerekir. Bu nitelikteki kararlar istinaf edilemez. İstinaf kabiliyetinin bulunduğunu kabul etmek, kesinlik ilkesinin başka bir yol ile ortadan kaldırılması sonucunu meydana getirir
Somut olayda, davacı, 3.673,60 TL kaçak tahakkukundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olup, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş, kabul kararına karşı davalı yanca yapılan itirazın mahkemece reddi ara kararına karşı davalı yanca istinaf isteminde bulunulmuş ise de, dava değeri 3.673,60 TL olup, karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından HMK’nın 341/2. maddesi gereğince, davalının istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır.” gerekçesiyle, miktar itibariyle reddedilmiştir.

2- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 29/12/2020 tarihli ve 2020/1838 E. 2020/1211 K. sayılı kararı:
Mersin 1. Tüketici Mahkemesinin 2020/1838 Esas sayılı dosyasında; davacı, Ocak 2020 tarihinde elektrik faturasının 1.372,80 TL olarak gelmesi üzerine abonesi olduğu davalı şirkete itiraz ettiğini, itirazı değerlendirme aşamasında iken Şubat ayı tüketimini okumak için gelen görevlilerin Şubat ayı fatura bedeli ile birlikte Ocak ayına ait borç nedeni ile elektriği kesme ihbarnamesini tebliğ ettiklerini, itiraz ettiği borcu ödemesine rağmen kesilen elektriğin yeniden açılmadığını ileri sürerek; elektriğin açılması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece elektriğin açılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bu karara itirazın reddedilmesi yönünde verilen ara kararına karşı davalı şirketin yapmış olduğu istinaf başvurusu, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 29/12/2020 tarihli kararıyla; “davacının davalı şirket tarafından yaratılan muarazanın giderilerek tedbiren elektriğin bağlanmasını talep ettiği, tarafların haklılık durumunun yargılama sonucunda belirleneceği, temel ihtiyaç olan elektriğin verilmemesi halinde HMK’nın 389 uncu maddesinde belirtilen gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin olacağı, dolayısıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının mevcut olduğu” gerekçesiyle esastan reddedilmiştir.

3- … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 19/02/2021 tarihli ve 2021/15 E. 2021/240 K. sayılı kararı:
Şanlıurfa 2. Tüketici Mahkemesinin 2020/402 Esas sayılı dosyasında; davacı, davalı şirket tarafından aboneliğine ait sayacın ayarını bozduğu gerekçesiyle kaçak elektrik tüketim bedeli tahakkuk ettirildiğini ve bu bedeli ödememesi halinde elektriğinin kesileceğinin bildirildiğini, kaçak elektrik kullanmadığını ileri sürerek; elektriğinin kesilmemesi, kesilmiş olması halinde yeniden bağlanması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece davacının talebinin kabulü ile 300 TL teminat yatırılması halinde davanın sonuçlanmasına kadar elektriğin kesilmemesi, kesilmiş olması halinde yeniden bağlanması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bu karara itirazın reddedilmesi yönünde verilen ara kararına karşı davalı şirketin yapmış olduğu istinaf başvurusu, … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 19/02/2021 tarihli kararıyla, “istinaf incelemesine konu mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu” gerekçesiyle esastan reddedilmiştir.

III. UYUŞMAZLIK
Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin yukarıda açıklanan kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlık; elektrik abonesi tarafından elektrik hizmetini veren şirket aleyhine fatura edilen tüketim bedelinin hesaplamalara esas alınan miktar, süreler veya sözleşme, tarife ve diğer parametrelerin yanlış uygulandığı veyahut kaçak elektrik kullanmadığı iddiasıyla borçlu olmadığının tesbiti istemiyle açılan davalarda, elektriğin kesilmemesi veya kesilen elektriğin yeniden bağlanması yönündeki talebin kabulü ile verilen ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin karar aleyhine istinaf yoluna başvurulup başvurulamayacağı noktasında toplanmaktadır.

IV. GEREKÇE:
7251 sayılı Kanunla değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 341 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir talebinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.
Bu aşamada ihtiyati tedbir kavramına değinmekte yarar bulunmaktadır.
Toplumsal hayatın ve insan ilişkilerinin karmaşık hale gelmesinin hukuk alanındaki yansımalarından bir tanesi de, uyuşmazlıkların kısa süre içerisinde çözümlenmesinin güçleşmesidir. Bu sakıncaların giderilmesi amacıyla, henüz uyuşmazlığın sona ermesini beklemeden ve uyuşmazlık sona erinceye kadar kişilerin hukukî menfaatlerini geçici olarak güvence altına alma ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyaç karşımıza geçici hukuki koruma yollarını çıkarmıştır. İhtiyati tedbirde geçici hukuki korumalardan en önemlisidir.
İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes; Medeni Usul Hukuku, 12. Baskı, S.714). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.

HMK’nın 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir de amaç karşı tarafı cezalandırmak veya baskı altına almak değil, hakkın korunmasına hizmet etmek olmalıdır. Esas hakkındaki hükme kadar taraflar açısından davanın uzamasından kaynaklanan sakıncaları gidermek ve geçici hukuki koruma sağlamak, böylelikle davacının açmış olduğu davayı kazanması halinde dava konusu olan şeye kavuşmasını daha dava sırasında güvence altına almak, taraflar arasındaki sözleşmenin dava süresince ayakta kalmasına yardımcı olmak amacıyla başvurulan geçici hukuki korumalardandır.
Bir geçici hukukî koruma önlemi niteliğinde olan ihtiyatî tedbirlerin üç türü olduğu kabul edilmektedir. Bunlar “teminat amaçlı”, “eda amaçlı” ve “düzenleme amaçlı” ihtiyatî tedbirlerdir. Teminat amaçlı tedbirler, ihtiyatî tedbirlerin temel şeklidir. Tedbire konu mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebilir.

Eda amaçlı tedbirler; ihtilâf konusu olan hakkın geçici olarak ifa edilmesi, mahkemece tedbiren bir şeyin verilmesi, bir işin yapılması veya yapılmaması gibi taleplerin geçici olarak gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Düzenleme amaçlı tedbirler ise; ihtilâflı hukukî ilişkinin geçici olarak düzenlenmesini amaçlar. Burada müstakbel bir edimin yerine getirilmesinden ziyâde, mevcut hukukî ilişki hakkında hukukî barışın korunması için geçici olarak düzenleme yapılması söz konusudur.
Bu noktada bölge adliye mahkemesi kararlarına konu uyuşmazlıklar hakkındaki mevzuat hükümlerinin incelenmesinde fayda vardır.

20/02/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile kurulan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun yetkili organı olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından çıkartılan ve 30/05/2018 tarihli ve 30436 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Zamanında ödenmeyen borçlar” başlıklı 35 inci maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(2) Tüketicinin elektrik enerjisi tüketimine ilişkin ödemelerini son ödeme tarihine kadar yapmaması durumunda görevli tedarik şirketi tüketiciye yazılı olarak en az 5 iş günü ödeme süresini içeren ikinci bildirimde bulunur. Görevli tedarik şirketi yazılı bildirimle birlikte kalıcı veri saklayıcılarından en az birini kullanarak tüketiciyi bilgilendirmek zorundadır.
(3) İkinci bildirimde ödeme yükümlülüğünün belirtilen sürede yerine getirilmemesi halinde elektrik enerjisinin kesileceği de belirtilir. Kalıcı veri saklayıcılarından en az biriyle ve yazılı olarak bildirimde bulunulmamış kullanım yerinin elektriği kesilemez.
(4)Tüketicinin öngörülen ödemelerini, ikinci bildirimde belirtilen süre içerisinde de yapmaması halinde, görevli tedarik şirketinin bildirimi üzerine, bildirim tarihinden itibaren en geç 5 iş günü içerisinde dağıtım şirketi tarafından kesme bildirimi düzenlenmek suretiyle kullanım yerinin elektriği kesilir ve kesme bildiriminin bir örneği kullanım yerine bırakılır. Kesme bildiriminde, kesme tarihine, saatine, mühür bilgilerine, endeks değerlerine ve kesmeyi yapan çalışana ait sicil numarasına veya şirket tarafından belirlenen koda yer verilmesi zorunludur. Tüketiciye elektriğinin kesildiği, ayrıca kalıcı veri saklayıcısıyla da bildirilir.”.

Aynı Yönetmeliğin “Ödeme” başlıklı 47 nci maddesi;
“(1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketici, kendisine fatura edilen bedeli son ödeme tarihine kadar ödemekle yükümlüdür. Fatura kredi kartı ile ödenebilir. Tüketiciye gönderilen faturada ödeme için en az 10 gün süre verilir. İtirazın yapılmış olması ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
(2) Tüketici, söz konusu kaçak faturasına ilişkin gönderilen ödeme bildirimine, kaçak elektrik enerjisi tüketmediği veya hesaplamalara esas miktar ve sürenin 44 ve 45inci maddeler dışında olduğu veya uygulanan tarife ve diğer parametrelerde yanlışlık olduğuna ilişkin hususlara ait kanıt ve belgeleri ile birlikte, bildirim tarihinden itibaren 6 ay içerisinde itiraz edebilir. Bu itiraz en geç 10 iş günü içerisinde sonuçlandırılır. İnceleme sonucuna göre; tüketicinin haklı olduğunun anlaşılması ve tüketicinin gönderilen ödeme bildiriminde yer alan tutarı ödemiş olması halinde, dağıtım şirketince iade edilecek tutara, tüketicinin ödeme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, gecikme zammı, günlük olarak uygulanarak iade işlemi gerçekleştirilir.
(3) İkinci fıkra kapsamında yapılan itiraz sonuçlandırılıncaya kadar tüketicinin mağduriyetinin önlenmesi bakımından itiraza esas tutarın teminata bağlanması şartıyla elektrik enerjisi bağlanabilir.” hükmünü içermektedir.
Aynı Yönetmeliğin “Elektriğin kesilmesi ve bağlanması” başlıklı 49 uncu maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“(1) Aşağıda belirtilen hallerde dağıtım şirketi tarafından;
a) Kullanım yerinin tahliye edilmesi nedeniyle ikili anlaşma veya perakende satış sözleşmesi sona erdirilerek elektrik tüketilmeyen,
b) İkili anlaşması ve perakende satış sözleşmesi bulunmayan,
c) Kaçak elektrik tespiti ile kaçak elektrik ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımı sonucunda yükümlülükleri yerine getirilmemiş,
ç) 35 inci madde kapsamında ödeme yükümlülüğü yerine getirilmeyen,
kullanım yerlerinin elektriği kesilir.”.

Açıklanan bu hükümlere göre; elektrik abonesinin, elektrik enerjisi tüketim bedelini veya kaçak tüketim bedelini ödememesi halinde, görevli tedarik şirketinin bildirimi üzerine dağıtım şirketi tarafından elektriği kesilebilecektir.

Elektrik abonesi tarafından fatura edilen tüketim bedelinin hesaplamalara esas alınan miktar, süreler veya sözleşme, tarife ve diğer parametrelerin yanlış uygulandığı veyahut kaçak elektrik kullanmadığı iddiasıyla, borçlu olmadığının tesbiti ve elektriğin kesilmemesi/kesilen elektriğin yeniden bağlanması istemiyle elektrik hizmetini veren şirket aleyhine açılan dava, sözleşme ilişkisinin devamı sırasında yaratılan muarazanın men’i (çekişmenin giderilmesi) mahiyetindedir.

Bilindiği üzere muarazanın men’i davaları, usul hukuku anlamında tespit değil, eda davası niteliğindedir. Zira, bu tür davalarda, hem bir muarazanın (çekişmenin) varlığının tespiti ve hem de onun men’i talep edilir.

Bu açıklamalar ışığında, elektrik abonesi tarafından elektrik hizmetini veren şirket aleyhine tüketim bedelinin yanlış tahakkuk ettirildiği veya kaçak elektrik kullanmadığı iddiasıyla tüketim bedelinden sorumlu olmadığının tesbiti ve elektriğin kesilmemesi/kesilen elektriğin yeniden bağlanması istemiyle açılan davalarda, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi feshedilmemiş olmakla mevcudiyetini koruduğundan ve elektrik hizmetini veren davalı tarafından yaratıldığı iddia edilen muarazanın men’i istemi bulunduğundan, artık davanın müddeabihinin HMK’nın 341 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı dâhilinde kaldığından bahsedilemeyeceğine, dolayısıyla gerek bu davalarda verilen nihai kararlara gerekse ihtiyati tedbir kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek olmasına göre, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf başvurusunun miktar itibariyle reddine dair kararı yerinde değildir.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/545 E. 2021/366 K. sayılı kararıyla aynı konuya ilişkin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/1838 E. 2020/1211 K. ve … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2021/15 E. 2021/240 K. sayılı kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesi gerekmiştir.

V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, elektrik abonesi tarafından elektrik hizmetini veren şirket aleyhine tüketim bedelinin yanlış tahakkuk ettirildiği veya kaçak elektrik kullanmadığı iddiasıyla tüketim bedelinden sorumlu olmadığının tesbiti ve elektriğin kesilmemesi/kesilen elektriğin yeniden bağlanması istemiyle açılan davalarda, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi feshedilmemiş olmakla mevcudiyetini koruduğundan ve elektrik hizmetini veren davalı tarafından yaratıldığı iddia edilen muarazanın men’i istemi bulunduğundan, artık davanın müddeabihinin HMK’nın 341 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı dâhilinde kaldığından bahsedilemeyeceğine, dolayısıyla gerek bu davalarda verilen nihai kararlara gerekse ihtiyati tedbir kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabileceğine, ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf başvurusunun miktar itibariyle reddine dair Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararının usul ve kanuna uygun bulunmadığına, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2021/545 E. 2021/366 K. sayılı kararıyla aynı konuya ilişkin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/1838 E. 2020/1211 K. ve … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2021/15 E. 2021/240 K. sayılı kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlıklarının bu şekilde giderilmesine,
Karardan bir suretin tüm Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlıklarına iletilmek üzere Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,
5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü bendi uyarınca, kesin olarak 05/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

2-Elektriğin Kesilmemesi Yönünde İhtiyati Tedbir Kararı Verilmesi Alacağın Geç Alınması Sonucunu Doğuracak Nitelikte Bir Karar Olmadığından İİK m.72/4’te Öngörülen Tazminata Hükmedilmemesi Gerektiği Hakkında

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/15853 E. – 2018/6366 K. Sayılı İlamı Yorumlama

Elektriğin Kesilmemesine İlişkin Tedbir, Alacağın Geç Alınması Sonucunu Doğurmaz

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/15853 E. – 2018/6366 K., 05.06.2018 T.

Kararın Özeti

Davacı abone, hücre kapısı mührünün kırık olduğu gerekçesiyle düzenlenen tutanağa dayanılarak tahakkuk ettirilen 28.004,70 TL kaçak bedeli nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş ve elektriğin kesilmemesi yönünde verilmiş tedbir nedeniyle davalı (alacaklı) şirket lehine İİK m.72 uyarınca tazminata hükmetmiştir. Yargıtay, hükmü davacı yararına bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Karar iki ayrı eksende bozulmuştur. Birincisi esasa ilişkindir: Davacının daha önce değiştirilen sayacı kullandığı bilirkişi raporuyla saptanmış; tutanağa konu “kırık mühür” ise sayacı çevreleyen tel kafes kapısına ait çıkmıştır. Bu nedenle ne kaçak ne de usulsüz tüketim koşulları oluşmuş, tahakkuk hukuki dayanaktan yoksun kabul edilmiştir; davanın tam kabulü gerekirdi.

İkincisi tedbir/tazminat eksenidir. İİK m.72/4 uyarınca alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için iki koşul birden gereklidir ve somut olayda ikisi de yoktur:

  • Alacaklının bir icra takibi başlatmış olması gerekir; oysa davalı şirket takip yapmamıştır.
  • Tedbirin, alacaklının alacağını geç almasına yol açan nitelikte olması gerekir; oysa “elektriğin kesilmemesi” yönündeki tedbir bu sonucu doğurmaz.
“…davacının aldığı ihtiyati tedbir kararı ise, elektriğin kesilmemesine yönelik olup, davalının alacağını geç alması sonucunu doğuracak nitelikte değildir.”

Değerlendirme

Bu karar, kaçak elektrik davalarında abone lehine verilen tedbir kararlarının bir “risk kalemi” olarak gösterilmesinin önüne geçmesi bakımından değerlidir. Uygulamada dağıtım şirketleri, abone tedbir aldığında ileride İİK m.72 tazminatıyla karşılaşma tehdidini bir caydırma aracı olarak ileri sürebilmektedir. Yargıtay, tedbirin türü ile sonucu arasında ayrım yaparak bu yaklaşımı sınırlandırmıştır.

Ayrımın özü şudur:

Tedbirin TürüİİK m.72/4 Tazminatı
Takibin durdurulması / paranın alacaklıya verilmemesiAlacağın geç alınmasına yol açar → tazminat gündeme gelebilir
Elektriğin kesilmemesi / yeniden bağlanmasıAlacağın tahsilini geciktirmez → tazminat koşulu oluşmaz

Ek olarak, tazminatın icra takibi şartına bağlı olması da önemli bir savunma argümanıdır: Henüz takip yapılmamışsa, menfi tespit davası reddedilse dahi alacaklı lehine İİK m.72 tazminatına hükmedilemez. Abone vekili açısından bu karar, hem esasa (tutanağın geçersizliği) hem de fer’i taleplere (tazminatın reddi) yönelik çift yönlü bir dayanak sunmaktadır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/15853 E. – 2018/6366 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, davacı vekili tarafından duruşma istemli, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 05.06.2018 tarihinde davacı vekili Av. … geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekilin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; elektrik abonesi olduğu davalı şirkete bağlı görevliler tarafından 23.03.2013 tarihinde gerçekleştirilen kontrolde ölçü ve gerilim trafolarının hücre kapısındaki mühürün kırık olduğu gerekçesiyle usulsüz elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, hal böyle iken davalı şirketin kaçak elektrik kullanıldığını ileri sürerek 28.004,70 TL kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirdiğini, davalı şirket tarafından talep edilen bedelin haksız olduğunu ileri sürerek; kaçak kullanım bedelinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davacının kullandığı elektrik sayacının 10.12.2009 tarihinde değiştirildiğini, 23.03.2013 tarihinde yapılan kontrolde sayacın değiştirilen sayaç olmadığının ve kullanılan hücre mühürlerinin kırılmış olduğunun tespit edildiğini, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13/a maddesi uyarınca yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden elektrik enerjisi tüketilmesinin kaçak elektrik enerjisi tüketimi, aynı yönetmeliğin 14/c maddesi uyarınca sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu halde haber vermeden elektrik enerjisi tüketilmesinin usulsüz elektrik enerjisi tüketimi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının kullandığı elektrik sayacının, sayaç endeksinin okunamaması ve faz sigortasının çalışmaması nedeniyle 10.12.2009 tarihinde sökülerek yerine yeni bir sayaç takıldığı, 23.03.2013 tarihinde yapılan kontrolde ise ölçü akım ve gerilim trafolarının hücre kapısındaki mühürün kırık olduğunun ve kullanılan elektrik enerjisinin sayaçtan geçtiğinin tespit edildiği, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin “Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi” başlıklı 14/son maddesine göre de; davacının bu durum nedeniyle elektrik enerjisi tespitinden önce davalıya başvuru yapıp belgelendirmediği, böylelikle yönetmeliğin 14/c maddesine göre; “Sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu halde ilgili tüzel kişilere haber vermeden elektrik enerjisi tüketilmesi” nedeniyle davacının usulsüz elektrik enerjisi tüketmiş sayıldığı, aldırılan bilirkişi raporu ile tahakkuk ettirilmesi gereken bedelinin 25.812 TL olduğu, elektriğin kesilmemesi yönünde verilen 29.04.2014 tarihli ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağına geç kavuşan davalının İİK’nun 72/4 maddesi uyarınca tazminata hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkete 25.812 TL borçlu olduğunun tespitine, davalının 2004 sayılı İİK.nun 72/5 maddesi gereğince tazminat talebinin kabulü ile reddedilen 25.812 TL’nin %20’si olan 5.162,40 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı aleyhine henüz bir takip yapılmadığından kabul edilen kısım yönünden davacının davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle gerekçede İİK’nun 72. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davalı lehine tazminata hükmedildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında İİK’nun 72. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davalı lehine tazminata hükmedildiğinin yazılmış olmasının maddi hataya dayalı olduğunun anlaşılmasına göre; davalı tarafın temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı tarafın kaçak elektrik tutanağı nedeniyle tahakkuk ettirilen bedele yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava; kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen kaçak tüketim bedeli nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Kural olarak menfi tespit davalarında, ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden tarafa düşer. Davalı şirket; 23.03.2013 tarihinde davacı aboneye ait işyerinde yapılan kontrol sırasında, sayacın 10.12.2009 tarihinde değiştirilen sayaç olmadığının ve kullanılan hücre mühürlerinin kırılmış olduğunun belirlenmesi üzerine kaçak elektrik tesbit tutanağının düzenlendiğini, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13/a maddesi uyarınca yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden elektrik enerjisi tüketilmesinin kaçak elektrik enerjisi tüketimi, aynı yönetmeliğin 14/c maddesi uyarınca sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu halde idareye haber vermeden elektrik enerjisi tüketilmesinin ise usulsüz elektrik enerjisi tüketimi olduğunu savunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacıya ait aboneliğin kurulu bulunduğu işyerindeki sayacın arızalanması nedeniyle davalı şirket tarafından 10.12.2009 tarihinde sökülerek yerine 9020394 seri nolu Köhler marka kombi sayacın takıldığı, davalı şirkete bağlı görevliler tarafından 23.13.2013 tarihinde yapılan kontrol sırasında abonenin 10.12.2009 tarihinde takılan yeni sayacı kullanmasına rağmen sistemde sayaç seri numarasının 7020394 olarak
kayıtlı olduğu belirlenerek sistemden düzeltme yapılması için mühürleme formunun tanzim edildiği, aynı görevliler tarafından ölçü akım ve gerilim trafolarının hücre kapısındaki mühürün kırık olması nedeniyle usulsüz elektrik tesbit tutanağının tanzim edildiği, akabinde davalı şirket tarafından kaçak elektrik tüketim tahakkukunun yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacı abonenin daha önce değiştirilen sayacı kullanmakta olduğunun davalı şirkete bağlı görevliler tarafından tespit edilmiş olmasına göre; davalı şirketin, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13/a maddesindeki düzenleme çerçevesinde, davadaki menfi tesbit isteminin konusunu oluşturan kaçak tüketim bedeli tahakkuk ettirmesinin, hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunun kabulü gerekir.
Diğer taraftan, davalı şirkete bağlı görevliler tarafından ölçü akım ve gerilim trafolarının bulunduğu hücre kapısındaki mühürün kırık olduğu, enerjinin sayaçtan geçtiği belirlenerek usulsüz elektrik tesbit tutanağı düzenlenmiş ise de, mahkemece yapılan keşif ve aldırılan bilirkişi raporu ile tutanakta geçen hücre kapısının, ölçü akım ve gerilim trafoları ile sayacın bulunduğu yeri çevreleyen tel kafese ait kapı olduğu belirlenmiştir. Bu durumda, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 14/c maddesi uyarınca, sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu halde idareye haber vermeden elektrik enerjisi tüketildiği yönündeki tespit de yerinde değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacının, kaçak (ve usulsüz) elektrik tüketiminde bulunmamış olması nedeniyle açmış olduğu menfi tesbit davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
3- Davacı tarafın davalı lehine hükmedilen tazminata yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
İİK’nun 72. maddesinin 3. fıkrası;”İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.” hükmünü,
Aynı maddenin 4. fıkrası ise;”Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.” hükmünü içermektedir.
Maddenin 3. ve 4. fıkralarının çok açık metninden anlaşıldığı üzere; borçlu aleyhine hükme bağlanan bir menfi tesbit davasında alacaklı lehine tazminata karar verilebilmesi, öncelikle alacaklının bir icra takibi yapmış olması koşuluna bağlanmıştır. Somut olayda; davalı (alacaklı) tarafından, davacı (borçlu) aleyhine aleyhine dava konusu tahakkuk nedeniyle icra takibi yapıldığına ilişkin bir iddia bu davada ileri sürülmemiş, mahkemece de varlığı tesbit edilmemiştir.
Öte yandan, yargılama sırasında davacının aldığı ihtiyati tedbir kararı ise, elektriğin kesilmemesine yönelik olup, davalının alacağını geç alması sonucunu doğuracak nitelikte değildir.
Bu durumda; İİK’nun 72. maddesinin 4. fıkrasındaki tazminat için gerekli yasal koşulların gerçekleştiğinden söz edilemez. Mahkemece, açıklanan bu yönler gözardı edilerek davalı lehine tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı tarafın temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davacı taraf yararına BOZULMASINA, 1.630 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı tarafa iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

3-Elektriğin Kesilmemesi Yönündeki İhtiyati Tedbir Kararı İçin %15 Teminatın Yeterli Olabileceği Hakkında

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/3590 E. – 2023/3574 K. Sayılı Kararı Yorumlama

Elektriğin Kesilmemesi Tedbirinde %15 Teminat Yeterli Görülebilir

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/3590 E. – 2023/3574 K., 01.12.2023 T. (Kesin)

Kararın Özeti

Ticarethane abonesi davacı, hakkında düzenlenen 204.234,73 TL bedelli kaçak elektrik faturası nedeniyle, dava açılmadan önce değişik iş dosyası üzerinden elektriğin kesilmemesi için ihtiyati tedbir talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, tahakkuk tutarının %15’i oranında (30.635,21 TL) teminat karşılığında tedbiri kabul etmiştir. Davalı dağıtım şirketi, teminatın %100’e çıkarılmasını ve tedbirin kaldırılmasını talep ederek istinafa başvurmuş; İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesi başvuruyu kesin olarak reddetmiştir.

Yargıtayın (BAM’ın) Gerekçesi

Daire iki noktayı ayrı ayrı değerlendirmiştir. Tedbirin yerindeliği: İş yeri niteliğindeki kullanım yerinde borcun varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmekte; elektrik kesilirse davacının telafisi güç zararı doğacaktır. Tek taraflı düzenlenen ve abone imzasını taşımayan tespit tutanağı, aksi ispatlanana dek kesin delil değildir. Bu nedenle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş, HMK m.389 şartları sağlanmıştır.

Teminat oranı: Tedbir yalnızca iki adet fatura ile sınırlandırılmış olup, taktir edilen %15 oranı somut olaya uygun ve yeterli bulunmuştur.

“…ihtiyati tedbir dava konusu iki adet fatura ile sınırlanmış olmakla … Mahkemece takdir olunan %15 oranındaki teminat miktarının yeterli ve somut olaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.”

Değerlendirme

Bu ilam, kaçak elektrik tedbirlerinde teminat oranı tartışmasına uygulamadan somut bir ölçü kazandırması bakımından değerlidir. Dağıtım şirketleri, tedbirin etkisini azaltmak için sıklıkla tahakkukun %100’ü oranında teminat talep etmektedir. BAM, teminat oranının mekanik biçimde fatura tutarına bağlanamayacağını, tedbirin kapsamı ve somut menfaat dengesi gözetilerek belirleneceğini ortaya koymuştur.

Karardan çıkan pratik ölçütler:

Tartışma KonusuBAM’ın Yaklaşımı
Tek taraflı tespit tutanağıİmzasızsa, aksi ispatlanana kadar kesin delil değil
Yaklaşık ispat (HMK 389)İş yerinde kesinti = telafisi güç zarar → koşul sağlanır
Teminat oranı%100 zorunlu değil; tedbirin kapsamına göre %15 dahi yeterli olabilir
Karar niteliğiHMK 362/1-f gereği kesin

Abone vekili açısından kritik nokta, tedbirin konusunu sınırlamaktır: Talep yalnızca uyuşmazlık konusu fatura/faturalarla sınırlandırıldığında, mahkemenin düşük teminatla tedbir verme eğilimi güçlenmektedir. Yüksek tutarlı kaçak tahakkuklarında dahi, abonenin telafisi güç zararı ile şirketin (geçici nitelikteki) menfaati arasındaki denge, abone lehine değerlendirilebilmektedir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/3590 E. – 2023/3574 K. Sayılı İlamı Tam Metni


DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 01/12/2023
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; talepte bulunan müvekkili İstanbul Avrupa yakası bölgesinde görevli elektrik tedarik şirketi olan uyuşmazlık dışı … A.Ş.’nin ticarethane grubu sözleşmeli abonesi olarak ticari işletmesi olan … tesisat/hizmet no’lu kullanım yerinde elektrik enerjisi kullandığını, keyfiyet, mezkûr şirketin müvekkili adına düzenlediği 2023/1 ve 2023/2 dönemleri normal elektrik tüketimi faturalarından da anlaşıldığını, aleyhine tedbir istenilen şirket tarafından, müvekkilinin mezkûr kullanım yerinde kaçak elektrik kullanıldığı iddiası ile düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına dayanılarak 09.05.2023 tarihli, … no’lu ve 204.234,73 TL bedelli kaçak elektrik tüketim faturası ile müvekkili adına 204.234,73 TL kaçak elektrik tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini, mezkûr faturaların suretlerinin ekte sunulmasına karşılık, kaçak elektrik tespit tutanağının sureti aleyhine tedbir istenilen şirket tarafından mevzuata aykırı olarak müvekkiline verilmediğinden sunulamadığını, oysaki müvekkili tarafından mezkûr kullanım yerinde kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, aleyhine tedbir istenen şirket tarafından müvekkiline atfen ileri sürülen haksız eylemin, nitelikli kaçak elektrik kullanım iddiasının haksız, maddi ve hukuksal mesnetten yoksun olduğunu, bu bağlamda aleyhine tedbir istenen şirketin kaçak elektrik tüketim bedeli talebine dayanak olarak ileri sürdüğü haksız eylem nitelikli kaçak elektrik kullanım iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, somut uyuşmazlığın tarafı ve özel hukuk tüzel kişisi olan aleyhine tedbir istenen şirket tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve müvekkilinin imzasını içermeyen kaçak elektrik tespit tutanağının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli bir belge olmadığını, kaçak elektrik kullanım iddiasını ispata elverişli ve yeterli delil olmadığını, aleyhine tedbir istenen şirket tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve müvekkilinin imzasını içermeyen kaçak elektrik tespit tutanağının, HMK 205 hükmüne göre adi senet vasfında delil niteliğinin olmadığını, kaçak elektrik tespit tutanağının aleyhine tedbir istenen şirketin hizmet akdiyle çalışan görevlilerince tek taraflı olarak düzenlendiğini, müvekkili tarafından imza edilmediğini, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, aleyhine tedbir istenen şirket, kaçak elektrik tüketim bedeli talebine dayanak olarak ileri sürdüğü haksız eylem nitelikli kaçak elektrik kullanım iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, somut uyuşmazlığın tarafı ve özel hukuk tüzel kişisi olan aleyhine tedbir istenen şirket tarafından tek taraflı olarak düzenlen ve müvekkilin imzasını içermeyen kaçak elektrik tespit tutanağının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli bir belge olmadığını, kaçak elektrik kullanım iddiasınının ispata elverişli ve yeterli delil olmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi hâlinde müvekkilinin her gün daha da artacak telafisi güç/imkânsız zararının doğacak olmasına karşılık aleyhine tedbir istenen şirketin ise ihtiyati tedbirin uygulanması sebebiyle doğacak hiçbir zararı bulunmadığını, ihtiyati tedbirde gözetilmesi gereken bu menfaat dengesi de ihtiyati tedbiri gerekli kıldığını, arz ve izah edilen sebeplerle aleyhine ihtiyati tedbir istenen şirket tarafından, talepte bulunan müvekkilinin … tesisat/hizmet noktası no’lu kullanım yerinin elektrik enerjisinin 09.05.2023 tarihli … no’lu ve 204.234,73 TL bedelli fatura borcundan dolayı kesilmemesini, kesilmiş ise verilmesi yönünde ihtiyati tedbir tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; 18/05/2023 tarihli Değişik İş Kararı ile; “Talep edenin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, alacak miktarının (204.234,73 TL) %15’i oranında 30.635,21 TL teminat yatırıldığında … Mahallesi, … Sokak, No:… Küçükçekmece/İstanbul adresindeki ticarethanenin elektrik kesintisinin durdurulmasına, bu konuda …’a yazı yazılmasına,” karar verilmiştir. Davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının duruşmalı incelenmesi sonucunda 17/10/2023 tarihli ara karar ile; davalının ihtiyati tedbire ilişkin itirazının reddine, karar verilmiştir. Söz konusu ara kararı davalı vekili istinaf etmiş olup dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kanunun aradığı şartlar gerçekleşmediği, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için bulunması gereken yaklaşık ispat koşulu da somut olayda gerçekleşmediği, Kaçak elektriğin kullanıldığına dair video kayıtlarının mevcut olduğu, kaçak elektrik kullanımı ispat olunduğu, tedbirin %15 teminat mukabilinde verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu, verilen ihtiyati tedbir kararı, ortaya çıkacak kamu zararının engellenmesinin önüne geçtiği, İhtiyati tedbir kararının meydana getirebileceği sonuçların Mahkemece hiçbir suretle değerlendirilmediği, davalı şirketin Anayasal haklarına aykırılık oluştuğu, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davalı şirket tarafından tahakkuk edilen alacak miktarının %100’ünün teminat olarak depo edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Davada asıl talep İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit talebine ilişkin olup dava konusu borç kaçak elektrik kullanımından kaynaklanmaktadır. Davacı dava dilekçesinde dava konusu kaçak elektrik faturaları nedeniyle elektriğin kesilmemesi yönünde tedbir kararı talep etmiş, mahkemece tedbir talebinin kabulüne % 15 oranında teminat alınmasına karar verilmiş, takdir olunan teminat miktarı süresi içinde mahkeme veznesine yatırılmıştır. Davalı vekili; elektriğin kesilmemesi yönündeki tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmediğini, tedbir şartlarının oluşmadığını beyanla tedbirin kaldırılmasını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise % 100 oranında teminat alınmasını taleple karara itiraz etmiş mahkemece bu yöndeki itirazı reddedilmiş olmakla aynı nedenlerle istinafa başvurmaktadır. Somut olayda; dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri ve dava konusu borcun varlığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, söz konusu faturalar nedeniyle elektri- ğin kesilmesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağına dair yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmiş ihtiyati tedbir dava konusu iki adet fatura ile sınırlanmış olmakla elektriğin kesilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi HMK 389 md hükmüne uygundur. Mahkemece takdir olunan % 15 oranındaki teminat miktarının yeterli ve somut olaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/12/2023

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Benzer Yazılar