|

Cinsel Saldırı Suçu Cezası Nedir? (TCK-102)

avukat sinan karabacak cinsel saldırı suçu

Cinsel saldırı suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 102. maddesinde düzenlenmiş olup bireyin cinsel özgürlüğüne yönelik en ağır saldırı biçimlerinden birini oluşturmaktadır. Söz konusu suç, kişinin vücut dokunulmazlığı, cinsel özgürlüğü ve onuru üzerindeki tahakkümle gerçekleşmekte; bu itibarla hem kişi haklarını hem de toplumsal düzeni zedelemektedir. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5

I. Cinsel Saldırı Suçunda Suçun Unsurları

A. Cinsel Saldırı Suçunda Korunan Hukuki Değer

TCK m. 102 ile korunan birincil hukuki değer, bireyin cinsel özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. Cinsel özgürlük, kişinin cinsel yaşamını bizzat belirleme ve üçüncü kişilerin müdahalelerinden korunma hakkını ifade etmekte olup bu hak, kişilik haklarının çekirdeğini oluşturmaktadır. Suçun ikincil düzeyde koruduğu değer ise bireyin onuru ve toplumsal cinsel ahlak anlayışıdır.

B. Cinsel Saldırı Suçunun Maddi Unsurları

1- Fail

Cinsel saldırı suçu özgü suç niteliği taşımamaktadır; dolayısıyla herhangi bir gerçek kişi fail olabilir. 5237 sayılı TCK, 765 sayılı mülga Kanun’un aksine, failin cinsiyetini belirleyici bir unsur olarak aramamaktadır. Bu itibarla hem erkek hem de kadın bu suçun faili olabilmektedir. Öte yandan suçun bazı nitelikli halleri bakımından özel fail sıfatı aranabilmektedir.

2- Mağdur

Bu suçun mağduru 18 yaşını tamamlamış olan bireylerdir. Mağdurun cinsiyeti herhangi bir önem taşımamakta; mağdur erkek ya da kadın olabilmektedir. On beş yaşını tamamlamamış veya bu yaşı tamamlamış olmakla birlikte on sekiz yaşını doldurmamış kişilere yönelik cinsel davranışlar ise 103. madde kapsamında ayrıca düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturmaktadır.

3- Fiil

Suçun maddi unsurunu oluşturan fiil, TCK m. 102/1’de “cinsel davranışlarla” gerçekleştirilen saldırı olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay içtihatları, cinsel davranışı; failin cinsel tatmin amacı güdüp gütmediğine bakılmaksızın, toplumsal değer yargıları çerçevesinde cinsel nitelik taşıdığı kabul edilen her türlü hareket olarak tanımlamaktadır.

Kanun, 102/1 ile 102/2’de iki ayrı eylem düzeyi öngörmüştür. Birinci fıkra, vücuda organ veya sair cisim sokulması dışında kalan cinsel davranışları kapsamakta; ikinci fıkra ise cinsel saldırının vücuda organ veya sair cisim sokma biçiminde gerçekleştirilmesi halini düzenlemekte ve daha ağır bir ceza yaptırımına bağlamaktadır.

C. Cinsel Saldırı Suçunun Manevi Unsuru

Cinsel saldırı suçu, yalnızca kasıtla işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Suçun oluşması için genel kast yeterli olup özel kast aranmamaktadır. Yargıtay, failin cinsel tatmin amacı gütmesini zorunlu görmemekte; cinsel davranışın gerçekleştiğine ilişkin bilinç ve iradenin varlığını kasıt için yeterli saymaktadır.

D. Cinsel Saldırı Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

1.Teşebbüs

Cinsel saldırı suçuna teşebbüs mümkündür. Fail, cinsel saldırıya yönelik icraya başlayıp kendi iradesi dışındaki bir nedenle suçu tamamlayamadığı takdirde TCK m. 35 hükümlerine göre sorumlu tutulmaktadır. Teşebbüs ve tamamlanmış suç arasındaki sınır, cinsel temasın gerçekleşip gerçekleşmediğine göre belirlenmektedir.

2. İştirak

Cinsel saldırı suçu, birden fazla fail tarafından birlikte işlenebilmekte ya da diğer kişiler suça iştirak edebilmektedir. Suçun birlikte işlenmesi hâli, TCK m. 102/3-d’de nitelikli hal olarak düzenlenmiş ve daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Azmettirme ve yardım etme ise genel iştirak hükümleri olan TCK m. 37-41 çerçevesinde değerlendirilmektedir.

3. İçtima

Fiilin birden fazla mağdura karşı işlenmesi hâlinde gerçek içtima kuralları uygulanmakta; her bir fiil için ayrı ayrı ceza verilmektedir. Aynı mağdura yönelik olmakla birlikte farklı zamanlarda işlenen eylemler; zincirleme suç (TCK m. 43), süregelen suç ya da bağımsız suçlar olarak nitelendirilebilir. Bu nitelendirme, her somut olayın koşullarına göre hâkim tarafından değerlendirilir.

II. Cinsel Saldırı Suçunda Nitelikli Haller

TCK m. 102/2 uyarınca cinsel saldırının vücuda organ veya sair cisim sokulması biçiminde gerçekleştirilmesi hâlinde fail, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır. Bu fıkra, suçun en ağır görünüm biçimini oluşturmakta; vücuda organ sokulması da dahil olmak üzere her türlü penetrasyonu kapsamaktadır. TCK m.102/3 ve 102/5 kapsamında cinsel saldırı suçunun nitelikli halleri şunlardır:

  • Mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması (TCK 102/3-a).
  • Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması (TCK 102/3-b)
  • Silahla veya birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi.
  • Toplu yaşam alanlarının sağladığı kolaylıktan faydalanılması.
  • Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Hal: Fiil sonucunda mağdurun ruh sağlığının bozulması durumunda ceza artırılır (TCK 102/5).

III. Cinsel Saldırı Suçu Şikayete Tabi Midir?

Cinsel saldırı suçu, kural olarak şikâyete tabi değildir; suçun öğrenilmesi üzerine savcılık tarafından re’sen soruşturma başlatılmaktadır. Bu yaklaşım, cinsel saldırının kamu düzenine yönelik ağır bir saldırı oluşturduğunu ve devletin soruşturma için mağdurun şikâyetini beklemesinin kamu yararıyla bağdaşmayacağını esas almaktadır.

Bununla birlikte TCK m. 102/2 uyarınca, cinsel saldırı suçunun eş tarafından işlenmesi hâlinde kovuşturma şikâyete bağlıdır. Söz konusu istisna yalnızca eşe karşı işlenen saldırıyla sınırlı olup nişanlılık ya da başka bir aile içi ilişkiyi kapsamamaktadır. Eşe karşı işlenen cinsel saldırılarda şikâyet hakkı sadece mağdur eşe aittir; bu haktan vazgeçilmesi ya da şikâyetin geri alınması kovuşturmayı sona erdirebilir. Şikâyet hakkının kullanılması için öngörülen süre, mağdurun suçu ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır.

IV. Cinsel Saldırı Suçunda HAGB, Uzlaşma, Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezası

A. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), TCK m. 102 kapsamındaki cinsel saldırı suçlarında genel olarak uygulanamamaktadır. TCK m.102/1 “Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” maddesi uyarınca alt sınırdan ceza verilmesi ve takdiri indirimi uygulaması halinde sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçları için HAGB verilmesi mümkün olabilir.

B. Uzlaşma

TCK m. 102’de düzenlenen cinsel saldırı suçları, uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. CMK m. 253 ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nde yer alan açık hükümler uyarınca cinsel suçlar uzlaştırmaya elverişli suçlar arasında sayılmamaktadır. Cinsel suçların uzlaştırma kapsamına alınmaması; mağdurların ikincil mağduriyete uğrama riskini azaltmaya ve suça verilen resmi tepkinin etkinliğini güvence altına almaya yönelik koruyucu bir düzenleme niteliği taşımaktadır.

C. Cezanın Ertelenmesi

Cinsel saldırı suçuna verilen cezanın ertelenmesi kural olarak mümkün değildir. TCK m. 51 uyarınca erteleme, kural olarak iki yıla kadar ya da çocuklar bakımından üç yıla kadar hapis cezalarına uygulanabilmektedir. Ancak yukarıda HAGB başlığında belirttiğimiz gibi TCK m.102/1 “Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” maddesi uyarınca alt sınırdan ceza verilmesi ve takdiri indirimi uygulaması halinde sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçları için cezanın ertelenmesi mümkün olabilir.

D. Adli Para Cezasına Çevirme

TCK m. 102’de öngörülen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. TCK m. 50/3 uyarınca bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası gerektiren suçlarda kural olarak adli para cezasına çevirme yoluna gidilememektedir. Cinsel saldırı suçunda ön görülen cezalar bu sınırı aştığından, hapis cezası adli para cezasına dönüştürülememektedir.

V. Genel Olarak Değerlendirme

TCK 102. madde kapsamındaki yargılamalarda, eylemin “sarkıntılık” mı yoksa “basit cinsel saldırı” mı olduğu ayrımı, hem görevli mahkemenin belirlenmesi hem de şikayet süresi ve zamanaşımı açısından kritiktir. Uzlaşmanın yasak olması, failin mağdurla anlaşarak dosyayı kapatma imkanını ortadan kaldırmaktadır. Savunma stratejilerinde, özellikle şikayete tabi hallerde 6 aylık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği ve eylemin niteliğinin (sarkıntılık düzeyi) doğru tayin edilmesi hayati önem taşımaktadır. Nitelikli hallerde ise (102/2) davanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği ve şikayetten vazgeçmenin (eş hali hariç) davayı düşürmeyeceği unutulmamalıdır.

VI. Cinsel Saldırı Suçu Hakkında Yargıtay Kararları

1-Eşe Karşı Basit Cinsel Saldırı Suçunun Oluşmayacağı (Kanunda Düzenlenmediği) Hakkında

<<<… Eşe karşı işlenen cinsel suçlarda cinsel saldırının sadece nitelikli halinin TCK.nın 102/2. maddesinin ikinci cümlesinde şikâyete tâbi suç olarak düzenlenmesi, cinsel saldırı suçunun basit halinin eşe karşı işlenmesinin ise suç olarak düzenlenmemesi karşısında, olay tarihinde mağdure ile resmi evli olan sanığın eşinin rızası hilafına onu kendisine doğru çekerek sarılıp öpmesi şeklindeki eyleminin TCK.nın 102/1 .maddesindeki suçu oluşturmadığı gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,


Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…>>> (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/4276 E. – 2014/1689 K. Sayılı Kararı)

2-TCK m.102/5’in Tatbik Edilebilmesi İçin ATK Tarafından Cinsel Saldırı Suçu Sonrası Mağdurun Beden ve Ruh sağlığının Bozulduğunu Kesin Olarak Tespitinin Gerektiği Hakkında

<<<… B. Sanıklar Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden


Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 6. İhtisas Kurulunun 21.01.2015 tarih ve 251 Karar sayılı ve bozma üzerine aldırılan Adli Tıp 1. Üst Kurulunun 08.10.2024 tarih ve 629 Karar sayılı raporlardan katılanın yapılan muayeneleri neticesinde sanıkların müşterek fail olarak işledikleri nitelikli cinsel saldırı suçundan dolayı müstakilen katılanın, ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda kesin tespit yapılamadığı ve oluşan şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/5. maddesinin tatbik edilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur…>>> (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2025/7385 E. – 2025/9372 K. Sayılı Kararı)

3-Sinema Gibi Alanlar TCK m. 102/3-e Maddesi Kapsamına Girmediğinden Ceza Artırımı Yapılamaması Gerektiği Hakkında

<<<… Mahkemece sanık hakkında basit cinsel saldırı suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken 6545 sayılı TCK’nın 102/3 -e. maddesi uyarınca arttırım yapılmış ise de, bu maddenin kanun gerekçesinden de anlaşılacağı üzere suçun yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu ve hastane gibi insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi halinde sanığın cezasında arttırım yapılabileceği, söz konusu olayda ise suçun sinemada işlenmesinden dolayı toplu olarak bir arada yaşama koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeden, sanık hakkında TCK’nın 102/3 -e. maddesinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayini…>>> (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2017/1881 E. – 2018/1438 K. Sayılı Kararı)

4-Doğal Uyku Halinin TCK m.102/3-a Kapsamına Girmediğinden Ceza Artırımı Yapılamaması Gerektiği Hakkında

<<<… 5237 sayılı Kanun’un “Cinsel Saldırı” başlıklı 102/3-a-b maddesinin, “Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle …. işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.” şeklinde olduğu, somut olayda ise, sanığın uyku halindeki müştekinin pantolonunu çıkarttığı sırada uyanması şeklinde iddianamede anlatılan olayın doğal uyku halinin, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunma kapsamına girmediği…>>> (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2022/2688 E. – 2022/6059 K. Sayılı Kararı)

İstanbul / Bakırköy bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir