İçindekiler
Cinsel saldırı suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nın İkinci Kitabı’nın “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde, Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar alt başlığı altında 102. maddede düzenlenmiş olup, on sekiz yaşını doldurmuş bir mağdura karşı rıza dışı gerçekleştirilen cinsel davranışları cezalandırmaktadır. Ceza, fiilin ağırlığına göre kademelenir: cinsel davranış sarkıntılık düzeyinde kalmışsa 2 yıldan 5 yıla, bu düzeyi aşan basit cinsel saldırıda 5 yıldan 10 yıla, vücuda organ veya sair bir cisim sokulması hâlinde ise 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür; nitelikli hallerin varlığı bu cezaları yarı oranında artırmaktadır.
Bu suç, bireyin cinsel özgürlüğüne yönelik en ağır saldırı biçimlerinden birini oluşturmakta; kişinin vücut dokunulmazlığı, cinsel özgürlüğü ve onuru üzerindeki tahakkümle gerçekleşmektedir. Aşağıda suçun unsurları, nitelikli halleri, şikâyet ve zamanaşımı süreleri, HAGB/uzlaşma/erteleme uygulanabilirliği, benzer suçlarla ilişkisi ve konuya ilişkin güncel Yargıtay içtihatları ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Somut olayınıza ilişkin kesin bir değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
1. Cinsel Saldırı Suçunda Suçun Unsurları
A. Cinsel Saldırı Suçunda Korunan Hukuki Değer
TCK m. 102 ile korunan birincil hukuki değer, bireyin cinsel özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. Cinsel özgürlük, kişinin cinsel yaşamını bizzat belirleme ve üçüncü kişilerin müdahalelerinden korunma hakkını ifade etmekte olup bu hak, kişilik haklarının çekirdeğini oluşturmaktadır. Suçun ikincil düzeyde koruduğu değer ise bireyin onuru ve toplumsal cinsel ahlak anlayışıdır.
B. Cinsel Saldırı Suçunun Maddi Unsurları
Fail: Cinsel saldırı suçu özgü suç niteliği taşımamaktadır; dolayısıyla herhangi bir gerçek kişi fail olabilir. 5237 sayılı TCK, 765 sayılı mülga Kanun’un aksine, failin cinsiyetini belirleyici bir unsur olarak aramamaktadır. Bu itibarla hem erkek hem de kadın bu suçun faili olabilmekte, fail ile mağdurun aynı veya farklı cinsiyetten olması suçun oluşumuna engel teşkil etmemektedir; öte yandan suçun bazı nitelikli halleri bakımından özel fail sıfatı aranabilmektedir.
Mağdur: Bu suçun mağduru on sekiz yaşını tamamlamış olan bireylerdir. Mağdurun cinsiyeti herhangi bir önem taşımamakta; mağdur erkek ya da kadın olabilmektedir. On beş yaşını tamamlamamış veya bu yaşı tamamlamış olmakla birlikte on sekiz yaşını doldurmamış kişilere yönelik cinsel davranışlar ise 103. madde kapsamında ayrıca düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturmaktadır.
Fiil: Suçun maddi unsurunu oluşturan fiil, TCK m. 102/1’de “cinsel davranışlarla” gerçekleştirilen saldırı olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/3856 E., 2025/6161 K. sayılı ve 02.07.2025 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere, basit cinsel saldırı suçunun oluşması için gerçekleştirilen hareketlerin objektif olarak şehevi nitelikte bulunması yeterli olup, failin şehevi arzularının fiilen tatmin edilmiş olması aranmaz.
Kanun, 102/1 ile 102/2’de iki ayrı eylem düzeyi öngörmüştür: birinci fıkra, vücuda organ veya sair cisim sokulması dışında kalan cinsel davranışları kapsamakta; ikinci fıkra ise cinsel saldırının vücuda organ veya sair cisim sokma biçiminde gerçekleştirilmesi hâlini düzenlemekte ve daha ağır bir ceza yaptırımına bağlamaktadır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, anılan kararında vücuda vajinal, anal ya da oral yoldan organ veya sair bir cismin sokulmasının nitelikli hâlin oluşması için yeterli olduğunu, bu davranışın cinsel arzuların tatmini amacına yönelik olmasının şart olmadığını belirtmiştir.
C. Cinsel Saldırı Suçunun Manevi Unsuru
Cinsel saldırı suçu, yalnızca kasıtla işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Suçun oluşması için genel kast yeterli olup özel kast aranmamaktadır. Yargıtay, failin cinsel tatmin amacı gütmesini zorunlu görmemekte; cinsel davranışın gerçekleştiğine ilişkin bilinç ve iradenin varlığını kasıt için yeterli saymaktadır.
D. Cinsel Saldırı Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
1. Teşebbüs
Cinsel saldırı suçuna teşebbüs mümkündür. Fail, cinsel saldırıya yönelik icraya başlayıp kendi iradesi dışındaki bir nedenle suçu tamamlayamadığı takdirde TCK m. 35 hükümlerine göre sorumlu tutulmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, teşebbüsün varlığı için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini kabul etmektedir:
- Kasıtlı bir suç işleme kararının bulunması,
- Elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlanması,
- Failin elinde bulunmayan nedenlerle suçun tamamlanamaması ya da amaçlanan sonucun gerçekleşmemesi.
Teşebbüs ile tamamlanmış suç arasındaki sınır, özellikle nitelikli cinsel saldırı bakımından, failin dış dünyaya yansıyan davranışlarının vücuda organ sokma kastını ortaya koyup koymadığına göre belirlenmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/80 E., 2022/787 K. sayılı ve 08.12.2022 tarihli kararında, mağdurun elbiselerinin tamamen çıkarılması, failin de kendi kıyafetlerini indirerek mağdurun arkasına geçmesi şeklindeki dış dünyaya yansıyan eylemlerin, organ sokma kastını açıkça ortaya koyduğu; bir tanığın araya girmesi nedeniyle eylemin tamamlanamamasının ve bu yönde tam bir tıbbi tespit yapılamamış olmasının, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçunun oluşmasına engel olmadığı kabul edilmiştir.
Benzer şekilde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/418 E., 2021/409 K. sayılı ve 16.09.2021 tarihli kararında da, failin mağduru kazağından tutarak yatak odasına sürüklemeye çalışması ve bu sırada birlikte olma teklifinde bulunması, mağdurun tekme atarak kurtulmasıyla sona eren olayda, sözlü ve fiili davranışların bütün hâlinde nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs kastını ortaya koyduğu sonucuna varılmıştır. Buna karşılık, failin salt sözlü bir teklifte bulunup herhangi bir icra hareketine geçmediği ya da yapılan hareketlerin organ sokma yönünde açık bir gösterge taşımadığı olaylarda, eylemin teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı değil, tamamlanmış basit cinsel saldırı veya sarkıntılık suçunu oluşturacağı kabul edilmektedir.
2. İştirak
Cinsel saldırı suçu, birden fazla fail tarafından birlikte işlenebilmekte ya da diğer kişiler suça iştirak edebilmektedir. Suçun birlikte işlenmesi hâli, TCK m. 102/3-d’de nitelikli hal olarak düzenlenmiş ve daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, iştirak eden kişinin fiilin icrası üzerinde müşterek hâkimiyet kurmuş olması aranır; salt olay yerinde bulunmak yeterli değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/937 E., 2017/484 K. sayılı ve 21.11.2017 tarihli kararında, mağdureyi eve bırakma bahanesiyle araca bindiren, kapıları kilitleyen ve olay boyunca müdahale etmeyen sanığın, diğer sanığın cinsel saldırısını sonlandırmak amacıyla yalnızca “yeter, vurma” diyerek uyarıda bulunmasının onu müşterek faillik sorumluluğundan kurtarmayacağı; olayın başlangıcından itibaren fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için TCK m. 102/3-d’nin her iki sanık yönünden de uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Azmettirme ve yardım etme ise genel iştirak hükümleri olan TCK m. 37-41 çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2023/1940 E., 2023/3202 K. sayılı ve 17.05.2023 tarihli kararında, failin cinsel saldırıyı gerçekleştirdiği evi bilerek ona tahsis eden ve olay öncesinde-sonrasında sürece dâhil olan kişinin, fiili bizzat gerçekleştirmemiş olsa dahi yardım eden sıfatıyla nitelikli cinsel saldırı suçuna iştirak ettiği sonucuna varılmıştır.
3. İçtima
Fiilin birden fazla mağdura karşı işlenmesi hâlinde gerçek içtima kuralları uygulanmakta; her bir fiil için ayrı ayrı ceza verilmektedir. Aynı mağdura karşı belirli aralıklarla tekrarlanan cinsel saldırı eylemleri ise TCK m. 43’teki zincirleme suç hükümlerine göre değerlendirilebilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/7056 E., 2023/3801 K. sayılı kararına konu olayda, kayınbabası olan sanığın gelinine karşı belirli aralıklarla tekrarladığı bedensel temas ve cinsel içerikli telefon aramalarından oluşan eylemler, aynı suç işleme kararının ürünü olarak kabul edilip zincirleme cinsel saldırı suçu çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Cinsel saldırı suçunun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla ilişkisi ayrı bir önem taşır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/451 E., 2015/401 K. sayılı ve 17.11.2015 tarihli kararında, iddianamede anlatılan fiilin değişmemesi kaydıyla mahkemenin bu fiilin hukuki nitelendirmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığı (CMK m. 225/2); sanığa ek savunma hakkı verilmek suretiyle (CMK m. 226) cinsel saldırı olarak açılan bir davadan TCK m. 109/2-5’teki cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan hüküm kurulabileceği kabul edilmiştir.
Uygulamada, mağdurun hareket özgürlüğünün cinsel saldırı eyleminin gerçekleştirilmesi için gerekli süreyi aşacak şekilde sınırlandığı olaylarda TCK m. 109 ile gerçek içtima kurulabilirken; hürriyeti kısıtlamanın yalnızca cinsel saldırının icrasına özgülenen kısa bir zaman dilimiyle sınırlı kaldığı olaylarda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza verilmeyeceği kabul edilmektedir.
2. Somut Örneklerle Sarkıntılık – Basit Cinsel Saldırı – Nitelikli Cinsel Saldırı Ayrımı
Uygulamada en çok tereddüt yaşanan nokta, aynı olayın sarkıntılık mı, basit cinsel saldırı mı yoksa nitelikli cinsel saldırı mı olduğunun tayinidir. Yargıtay içtihatları ışığında bu üç kategori şu şekilde somutlaştırılabilir:
- Sarkıntılık: Failin mağdurun vücuduna yaptığı, ısrarlı olmayan, ani ve tekrarlanmayan; sarılma, öpme, elleme, okşama gibi, mağdurun basit bir tepkisiyle ya da kendiliğinden sonlanan cinsel içerikli temaslardır. Örnek: toplu taşımada anlık bir dokunma, sokakta yürüyen bir kişiyi durup tekrar etmeden kucaklamaya çalışma.
- Basit cinsel saldırı: Temasın süreklilik göstermesi, ısrarla tekrarlanması veya organ/cisim sokma boyutuna varmadan yoğunluk kazanmasıdır. Örnek: mağduru zorla yatağa yatırıp üzerindeki kıyafetleri çıkarmaya çalışma, öpmeye devam etme, vücuduna tekrar tekrar dokunma.
- Nitelikli cinsel saldırı: Vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ ya da sair bir cismin sokulmasıdır. Bu aşamaya ulaşılıp ulaşılmadığı, failin fiilen gerçekleştirdiği harekete göre belirlenir; failin niyeti ne olursa olsun organ veya cisim sokma gerçekleşmemişse eylem, suçun temel şeklinde (sarkıntılık veya basit cinsel saldırı) kalır.
Bu ayrımın pratik önemi büyüktür: hem görevli mahkemeyi (Asliye Ceza / Ağır Ceza), hem şikâyet süresinin işleyip işlemeyeceğini, hem de savunma stratejisini doğrudan etkiler.
3. Cinsel Saldırı Suçunda Nitelikli Haller
TCK m. 102/2 uyarınca cinsel saldırının vücuda organ veya sair cisim sokulması biçiminde gerçekleştirilmesi hâlinde fail, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır. Bu fıkra, suçun en ağır görünüm biçimini oluşturmakta; vücuda organ sokulması da dahil olmak üzere her türlü penetrasyonu kapsamaktadır. TCK m.102/3 uyarınca, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezaların yarı oranında artırılmasını gerektiren nitelikli haller şunlardır:
- Mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması (TCK 102/3-a). Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için mağdurun özel/kalıcı bir savunmasızlık hâli içinde bulunması gerekir; herkesin girdiği doğal uyku hali bu kapsama girmez. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2022/2688 E., 2022/6059 K. sayılı ve 15.06.2022 tarihli kanun yararına bozma kararında, uyku hâlindeki mağdurun pantolonunun çıkarılması eyleminde, doğal uyku hâlinin “beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunma” kapsamına girmediği ve bu nedenle artırım uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
- Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması (TCK 102/3-b).
- Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi (TCK 102/3-c). Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/7056 E., 2023/3801 K. sayılı kararına konu olayda, kayınbabanın gelinine karşı işlediği cinsel saldırı eylemi bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilmiştir.
- Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi (TCK 102/3-d). Bu nitelikli halin birden fazla failli olayda uygulanabilmesi için her sanığın fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmuş olması gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/937 E., 2017/484 K. sayılı kararında ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
- İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanılması (TCK 102/3-e). Bu nitelikli halin uygulama alanı, yurt, ceza infaz kurumu, öğrenci pansiyonu, hastane gibi insanların sürekli/zorunlu olarak birlikte yaşadığı ortamlarla sınırlıdır; salt kalabalık olan yerler bu kapsama girmez. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2017/1881 E., 2018/1438 K. sayılı ve 28.02.2018 tarihli kararında, sinemada işlenen cinsel saldırı olayında, sinemanın “toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğu” bulunan bir ortam sayılamayacağı, dolayısıyla bu nitelikli halin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
Bunların dışında kanun, iki ayrı netice sebebiyle ağırlaşmış hal öngörmüştür: TCK m.102/4 uyarınca, cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanır (gerçek içtima). TCK m.102/5 uyarınca ise suç sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, fail ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu son fıkra bakımından belirtilmelidir ki, madde metninde ayrıca yer almasa da uygulamada mağdurun ruh veya beden sağlığının bozulması ağırlaştırıcı bir netice olarak değerlendirilmektedir; bu neticenin kesin biçimde tespit edilmiş olması şarttır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/7385 E., 2025/9372 K. sayılı ve 11.12.2025 tarihli kararında, Adli Tıp Kurumu raporlarında mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığı kesin olarak tespit edilemediği durumda, bu belirsizlikten doğan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği; kesin ve denetime elverişli bir tespit olmadan bu ağır netice hükümlerinin uygulanamayacağı vurgulanmıştır.
Suç tipine göre öngörülen ceza aralıkları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Fiilin Niteliği | Madde | Ceza Aralığı |
|---|---|---|
| Sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel davranış | TCK 102/1, 2. cümle | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis |
| Temel hâl (sarkıntılık düzeyini aşan, organ/cisim sokulmayan cinsel davranış) | TCK 102/1, 1. cümle | 5 yıldan 10 yıla kadar hapis |
| Vücuda organ veya cisim sokulması | TCK 102/2 | 12 yıldan az olmamak üzere hapis |
| Yukarıdaki hallerin TCK 102/3’teki nitelikli sebeplerle işlenmesi | TCK 102/3 | İlgili ceza yarı oranında artırılır |
| Cebir/şiddetin kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açması | TCK 102/4 | Ayrıca kasten yaralama suçu hükümleri uygulanır |
| Mağdurun ruh/beden sağlığının bozulması (kesin tespit şartıyla) | TCK 102/5 (madde gerekçesi) | Ağırlaştırıcı netice olarak değerlendirilir |
| Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü | TCK 102/5 | Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası |
4. Cinsel Saldırı Suçu Şikâyete Tabi Midir?
Cinsel saldırı suçunun temel hâli, TCK m. 102/1 uyarınca mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur. Bu kural hem sarkıntılık düzeyinde kalan hem de bu düzeyi aşan (ancak organ/cisim sokulması içermeyen) cinsel davranışlar için geçerlidir. Şikâyet hakkının kullanılması için öngörülen süre, mağdurun suçu ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır; bu süre içinde şikâyet edilmezse hak düşer.
Buna karşılık, fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi hâlinde (TCK m. 102/2) soruşturma ve kovuşturma kural olarak re’sendir; savcılık, suçu öğrenir öğrenmez şikâyet aranmaksızın harekete geçer. Bu kuralın tek istisnası, fiilin eş tarafından işlenmesidir: bu durumda soruşturma ve kovuşturma yalnızca mağdur eşin şikâyetine bağlıdır, şikâyet hakkı sadece mağdur eşe aittir ve aynı altı aylık süre uygulanır; bu haktan vazgeçilmesi ya da şikâyetin geri alınması kovuşturmayı sona erdirebilir.
Kanun metninin lafzında bu istisna yalnızca ikinci fıkradaki nitelikli hâl için öngörülmüştür; birinci fıkradaki basit cinsel saldırının eşe karşı işlenmesi hâline ilişkin madde metninde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konu, eski TCK m. 102 metni döneminde de tartışılmıştı:
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2012/4276 E., 2014/1689 K. sayılı ve 13.02.2014 tarihli ilamında, o dönemki düzenleme uyarınca basit cinsel saldırının eşe karşı işlenmesinin suç olarak öngörülmediğini belirterek, eşini rızası hilafına kendisine çekip öpen sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Bu yorum, güncel mevzuat altında dahi geçerliliğini korumaktadır:
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/3856 E., 2025/6161 K. sayılı ve 02.07.2025 tarihli — güncel — kararında, resmî nikâhlı eşler arasında evlilik birliği devam ederken işlendiği ileri sürülen basit cinsel saldırı iddiasına ilişkin uyuşmazlıkta, eşe karşı işlenen cinsel suçlarda yalnızca nitelikli hâlin (TCK m. 102/2, 2. cümle) düzenlendiği ve bu suçun takibinin şikâyete bağlı olduğu; TCK m. 102/1’de düzenlenen basit cinsel saldırı suçunun eşe karşı işlenmesi hâline ilişkin ise herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır.
Diğer bir deyişle, evlilik birliği devam ederken eşe karşı gerçekleştirilen ve organ/cisim sokma düzeyine varmayan cinsel davranışlar, TCK m. 102 kapsamında ayrı bir suç oluşturmamaktadır; bu tür eylemler ancak eşlik ettikleri diğer fiillerin (örneğin kasten yaralama) unsurlarını taşıması hâlinde ayrıca cezalandırılabilir. Buna karşılık, vücuda organ veya cisim sokulması suretiyle işlenen nitelikli cinsel saldırı, eşe karşı işlenmiş olsa dahi suç oluşturmaya devam etmekte; yalnızca soruşturma ve kovuşturmanın başlatılması mağdur eşin şikâyetine bağlanmaktadır.
5. Cinsel Saldırı Suçunda Zamanaşımı
Cinsel saldırı suçunda dava zamanaşımı süresi, TCK m. 66 uyarınca öngörülen ceza üst sınırına göre belirlenir. Sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerde (üst sınırı 5 yıl olduğundan) dava zamanaşımı 8 yıldır; temel hâl ve organ/cisim sokulması dahil diğer tüm hâllerde (üst sınırı 10 yılın üzerinde olduğundan) dava zamanaşımı 15 yıldır. Zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve altı aylık şikâyet süresinden bağımsız bir kavramdır; şikâyete bağlı hâllerde dahi, süresi içinde usulüne uygun şikâyette bulunulmuş olması dava zamanaşımını durdurmaz veya kesmez.
6. Cinsel Saldırı, Cinsel İstismar ve Cinsel Taciz Arasındaki Fark
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar başlığı altındaki dört suç tipi, mağdurun yaşına ve fiilin bedensel temas içerip içermediğine göre birbirinden ayrılır. Cinsel saldırı (TCK 102), on sekiz yaşını doldurmuş bir mağdura karşı rıza dışı bedensel temas içeren cinsel davranışı cezalandırır; aynı fiilin on beş yaşını tamamlamamış ya da fiilin hukuki anlamını algılama yeteneği gelişmemiş bir çocuğa karşı işlenmesi, rıza aranmaksızın çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturur. Cinsel taciz (TCK 105) ise cinsel saldırıdan farklı olarak bedensel temas içermez; söz, mesaj veya davranışla cinsel amaçlı rahatsız etme niteliğindedir. Ayrıntılı karşılaştırma için Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar yazımıza bakabilirsiniz.
7. Cinsel Saldırı Suçunun Benzer Suçlarla İçtimaı
Cinsel saldırı suçu, uygulamada sıklıkla başka suç tipleriyle birlikte işlenmekte ve içtima kuralları bakımından ayrı bir değerlendirme gerektirmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla (TCK m. 109) ilişkisi, hürriyeti kısıtlayan sürenin cinsel saldırının icrasına özgülenen süreyi aşıp aşmadığına göre belirlenmektedir.
Failin mağduru cinsel saldırıya zorlamak amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, tehdit ve cebrin cinsel saldırının kendi unsuru olan zorlamayı aşan ayrı bir netice doğurup doğurmadığına bakılır; salt mağdurun direncini kırmaya yönelik cebir cinsel saldırı suçunun içinde erimekte, buna karşılık cinsel saldırıdan bağımsız, örneğin olaydan sonra devam eden bir tehdit ayrıca cezalandırılabilmektedir.
Aynı şekilde, cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine (örneğin kemik kırığına) neden olması hâlinde, TCK m. 102/4 uyarınca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler ayrıca uygulanmaktadır. Aynı fail-mağdur ilişkisinde tekrarlanan cinsel saldırı eylemlerinin zincirleme suç (TCK m. 43) kapsamında tek bir suçtan artırımlı olarak mı, yoksa gerçek içtima kapsamında ayrı ayrı mı cezalandırılacağı, eylemler arasındaki zaman aralığına ve aynı suç işleme kararının devamlılığına göre hâkim tarafından belirlenmektedir.
8. Cinsel Saldırı Suçunda HAGB, Uzlaşma, Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezası
A. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), TCK m. 102 kapsamındaki cinsel saldırı suçlarında genel olarak uygulanamamaktadır. TCK m.102/1 “Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” maddesi uyarınca alt sınırdan ceza verilmesi ve takdiri indirimi uygulaması halinde sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçları için HAGB verilmesi mümkün olabilir.
Anayasa Mahkemesi, 2022/120 E. – 2023/107 K. sayılı ve 01.06.2023 tarihli kararıyla, CMK m. 231/5’in HAGB’yi düzenleyen ilk cümlesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir; iptal kararı 1 Ağustos 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 1 Ağustos 2024 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Karar, mağdurlar açısından HAGB’nin yeterli bir giderim sağlamadığı gerekçesine dayanmaktadır ve genel olarak HAGB kurumunu etkilemektedir; bu nedenle sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı fiillerinde dahi HAGB uygulanabilirliği güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
B. Uzlaşma
TCK m. 102’de düzenlenen cinsel saldırı suçları, uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. CMK m. 253 ve Uzlaştırma Yönetmeliği‘nde yer alan açık hükümler uyarınca cinsel suçlar uzlaştırmaya elverişli suçlar arasında sayılmamaktadır. Cinsel suçların uzlaştırma kapsamına alınmaması; mağdurların ikincil mağduriyete uğrama riskini azaltmaya ve suça verilen resmi tepkinin etkinliğini güvence altına almaya yönelik koruyucu bir düzenleme niteliği taşımaktadır.
C. Cezanın Ertelenmesi
Cezanın ertelenmesi, cinsel saldırı suçuna verilen cezada kural olarak mümkün değildir. TCK m. 51 uyarınca erteleme, kural olarak iki yıla kadar ya da çocuklar bakımından üç yıla kadar hapis cezalarına uygulanabilmektedir. Ancak yukarıda HAGB başlığında belirttiğimiz gibi TCK m.102/1 “Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” maddesi uyarınca alt sınırdan ceza verilmesi ve takdiri indirimi uygulaması halinde sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçları için cezanın ertelenmesi mümkün olabilir.
D. Adli Para Cezasına Çevirme
TCK m. 102’de öngörülen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. TCK m. 50/3 uyarınca bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası gerektiren suçlarda kural olarak adli para cezasına çevirme yoluna gidilememektedir. Cinsel saldırı suçunda ön görülen cezalar bu sınırı aştığından, hapis cezası adli para cezasına dönüştürülememektedir.
9. Cinsel Saldırı Suçu Nedeniyle Manevi Tazminat
Cinsel saldırı suçunun mağduru, ceza davasından bağımsız olarak, faile karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde manevi tazminat davası açabilir. Bu talebin hukuki dayanağı, kişilik haklarının haksız fiille ihlal edilmesini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58’dir. Ceza yargılaması ile hukuk yargılaması birbirinden bağımsız yürütülebilmekte; ceza mahkemesinde verilecek beraat kararı, tazminat davasının reddini otomatik olarak gerektirmemektedir.
Tazminat talebinin zamanaşımı süresi bakımından TBK m. 72 uygulama alanı bulur: kural olarak zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımı dolar. Ancak fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir dava zamanaşımı öngörüyorsa, bu daha uzun süre tazminat talebi için de uygulanır.
Cinsel saldırı suçunda ceza davası zamanaşımı (temel/nitelikli hâllerde 15 yıl) TBK’nin genel on yıllık üst sınırını aştığından, mağdur bu uzamış süre içinde de manevi tazminat talebinde bulunabilir; sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerde ise ceza zamanaşımı (8 yıl) TBK’nin on yıllık üst sınırının altında kaldığından, tazminat talebi bakımından TBK’nin genel on yıllık süresi esas alınır.
10. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Cinsel saldırı suçunun temel hâlinde (sarkıntılık ve TCK 102/1’deki basit cinsel saldırı) görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. TCK m.102/2 ve 102/3’teki nitelikli hallerin bulunduğu davalar ise Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girer. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
11. Genel Olarak Değerlendirme
TCK 102. madde kapsamındaki yargılamalarda, eylemin “sarkıntılık” mı, “basit cinsel saldırı” mı yoksa “nitelikli cinsel saldırı” mı olduğu ayrımı, hem görevli mahkemenin belirlenmesi hem de şikayet süresi ve zamanaşımı açısından kritiktir.
Uzlaşmanın yasak olması, failin mağdurla anlaşarak dosyayı kapatma imkanını ortadan kaldırmaktadır. Savunma stratejilerinde, özellikle şikayete tabi hallerde 6 aylık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği, eylemin niteliğinin (sarkıntılık – basit – nitelikli ayrımı) doğru tayin edilmesi ve teşebbüs ile tamamlanmış suç arasındaki sınırın somut delillerle desteklenip desteklenmediği hayati önem taşımaktadır.
Nitelikli hallerde ise (102/2) davanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği ve şikayetten vazgeçmenin (eş hali hariç) davayı düşürmeyeceği unutulmamalıdır. Bu suç ayrıca Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlığı altında da düzenlenmiştir. Dosyan aşamalarına dair genel bilgi için cinsel saldırı suçlarında deneyimli bir ceza avukatına danışmanız önerilir.
IX. Sık Sorulan Sorular
Cinsel saldırı suçunun cezası nedir?
Cinsel saldırı suçunun cezası fiilin niteliğine göre değişir: sarkıntılık düzeyinde kalan davranışlarda 2 yıldan 5 yıla kadar, temel hâlde 5 yıldan 10 yıla kadar, vücuda organ veya cisim sokulması hâlinde ise 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülür. TCK m.102/3’teki nitelikli hallerin varlığı hâlinde bu cezalar yarı oranında artırılır.
Cinsel saldırı suçu şikâyete tabi midir?
Ayrım fıkraya göre değişir. Suçun temel hâli (TCK m.102/1) — sarkıntılık düzeyinde kalan ve kalmayan cinsel davranışların ikisi de — mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur; şikâyet hakkı altı ay içinde kullanılmalıdır. Fiilin organ veya cisim sokulması suretiyle işlenmesi hâlinde ise (TCK m.102/2) soruşturma kural olarak re’sendir; tek istisna, fiilin eş tarafından işlenmesidir.
Cinsel saldırı ile çocukların cinsel istismarı arasındaki fark nedir?
Ayırt edici ölçüt mağdurun yaşıdır. Cinsel saldırı (TCK 102), on sekiz yaşını doldurmuş bir mağdura karşı rıza dışı işlenir; aynı nitelikteki fiilin on beş yaşını tamamlamamış ya da fiilin anlamını algılama yeteneği gelişmemiş bir çocuğa karşı işlenmesi ise rıza aranmaksızın çocukların cinsel istismarı suçunu (TCK 103) oluşturur ve daha ağır cezalandırılır.
Cinsel saldırı suçunda HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) uygulanır mı?
Kural olarak uygulanmaz; ancak sarkıntılık düzeyinde kalan ve alt sınırdan ceza verilip takdiri indirim uygulanan hâllerde teorik olarak mümkün olabilir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin 2022/120 E. – 2023/107 K. sayılı kararı, CMK m.231/5’in HAGB’yi düzenleyen ilk cümlesini 1 Ağustos 2024 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırdığından, HAGB’nin güncel uygulanabilirliği bu karar çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Cinsel saldırı suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
TCK m.66’daki genel kurallara göre, sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerde dava zamanaşımı 8 yıl; temel hâl ve organ/cisim sokulması dahil diğer tüm hâllerde ise 15 yıldır. Bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Eşe karşı işlenen cinsel saldırı suç mudur?
Yalnızca nitelikli hâli (vücuda organ veya cisim sokulması, TCK m.102/2) suç oluşturur ve bu hâlde soruşturma ve kovuşturma mağdur eşin şikâyetine bağlıdır. Buna karşılık, TCK m.102/1’de düzenlenen basit cinsel saldırının (sarkıntılık dahil) eşe karşı işlenmesine ilişkin kanunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır; bu husus, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2025/3856 E., 2025/6161 K. sayılı ve 02.07.2025 tarihli — güncel — kararında da açıkça teyit edilmiştir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2012/4276 E. – 2014/1689 K. sayılı eski kararı da, farklı bir kanun metni döneminde verilmiş olmakla birlikte, aynı sonuca ulaşmıştı.
Sarkıntılık ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir?
Sarkıntılık, cinsel amaçlı olsa da belirli bir yoğunluğa ulaşmayan, ani ve kesintili temaslar (kısa süreli tutma, öpme, sarılma gibi) için uygulanan daha hafif bir kategoridir ve 2-5 yıl hapis cezasını gerektirir. Bu yoğunluğu aşan, süreklilik gösteren veya organ/cisim sokulması içeren fiiller ise temel hâl ya da nitelikli hâl kapsamında değerlendirilir ve daha ağır cezalandırılır.
Cinsel saldırı suçunda uzlaştırma mümkün müdür?
Hayır. CMK m.253 ve Uzlaştırma Yönetmeliği uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır; şikâyete bağlı olan eş istisnası dahil, bu suç grubunda uzlaştırma yoluna gidilemez.
Cinsel saldırı davası hangi mahkemede görülür?
Suçun temel hâlinde görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. TCK m.102/2 ve 102/3’teki nitelikli hallerin bulunduğu davalar ise Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girer.
Cinsel saldırı suçuna teşebbüs mümkün müdür?
Evet. Fail, cinsel saldırıya yönelik icraya başlayıp kendi iradesi dışındaki bir nedenle suçu tamamlayamazsa TCK m.35 hükümlerine göre teşebbüsten sorumlu tutulur. Teşebbüs ile tamamlanmış suç arasındaki sınır, cinsel temasın fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğine göre belirlenir.
Cinsel saldırı suçu nedeniyle tazminat davası açılabilir mi?
Evet. Mağdur, ceza davasından bağımsız olarak TBK m.58 uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde manevi tazminat davası açabilir. Bu talebin zamanaşımı, TBK m.72 uyarınca kural olarak öğrenmeden itibaren iki yıl ve her hâlde on yıldır; ancak ceza kanunundaki dava zamanaşımı daha uzunsa (cinsel saldırının temel/nitelikli hâllerinde 15 yıl), bu daha uzun süre tazminat talebi için de uygulanır.
Cinsel saldırı suçuna örnek nedir?
Sarkıntılık düzeyinde kalan bir örnek, toplu taşımada bir kişiye anlık olarak, ısrar etmeden dokunmaktır. Basit cinsel saldırıya örnek, mağduru zorla yatağa yatırıp kıyafetlerini çıkarmaya çalışmak veya ısrarla öpmeye çalışmaktır. Nitelikli cinsel saldırıya örnek ise vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ ya da başka bir cisim sokulmasıdır; failin bu yönde giriştiği hareketlerin bir üçüncü kişinin müdahalesi gibi elde olmayan bir nedenle yarıda kalması hâlinde ise nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs söz konusu olur.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Ceza Hukuku alanındaki diğer yazılarımızı görmek için Ceza Hukuku Yazılar sayfasını, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.


2 Yorumlar