İçindekiler
Cinsel saldırı suçu, 5237 sayılı TCK‘nın İkinci Kitabı’nın ‘Kişilere Karşı Suçlar’ başlıklı bölümünde, ‘Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar‘ alt başlığı altında 102. maddede düzenlenmiş, olup bireyin cinsel özgürlüğüne yönelik en ağır saldırı biçimlerinden birini oluşturmaktadır. Söz konusu suç, kişinin vücut dokunulmazlığı, cinsel özgürlüğü ve onuru üzerindeki tahakkümle gerçekleşmekte; bu itibarla hem kişi haklarını hem de toplumsal düzeni zedelemektedir.
I. Cinsel Saldırı Suçunda Suçun Unsurları
A. Cinsel Saldırı Suçunda Korunan Hukuki Değer
TCK m. 102 ile korunan birincil hukuki değer, bireyin cinsel özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. Cinsel özgürlük, kişinin cinsel yaşamını bizzat belirleme ve üçüncü kişilerin müdahalelerinden korunma hakkını ifade etmekte olup bu hak, kişilik haklarının çekirdeğini oluşturmaktadır. Suçun ikincil düzeyde koruduğu değer ise bireyin onuru ve toplumsal cinsel ahlak anlayışıdır.
B. Cinsel Saldırı Suçunun Maddi Unsurları
1- Fail
Cinsel saldırı suçu özgü suç niteliği taşımamaktadır; dolayısıyla herhangi bir gerçek kişi fail olabilir. 5237 sayılı TCK, 765 sayılı mülga Kanun’un aksine, failin cinsiyetini belirleyici bir unsur olarak aramamaktadır. Bu itibarla hem erkek hem de kadın bu suçun faili olabilmektedir. Öte yandan suçun bazı nitelikli halleri bakımından özel fail sıfatı aranabilmektedir.
2- Mağdur
Bu suçun mağduru 18 yaşını tamamlamış olan bireylerdir. Mağdurun cinsiyeti herhangi bir önem taşımamakta; mağdur erkek ya da kadın olabilmektedir. On beş yaşını tamamlamamış veya bu yaşı tamamlamış olmakla birlikte on sekiz yaşını doldurmamış kişilere yönelik cinsel davranışlar ise 103. madde kapsamında ayrıca düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturmaktadır.
3- Fiil
Suçun maddi unsurunu oluşturan fiil, TCK m. 102/1’de “cinsel davranışlarla” gerçekleştirilen saldırı olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay içtihatları, cinsel davranışı; failin cinsel tatmin amacı güdüp gütmediğine bakılmaksızın, toplumsal değer yargıları çerçevesinde cinsel nitelik taşıdığı kabul edilen her türlü hareket olarak tanımlamaktadır.
Kanun, 102/1 ile 102/2’de iki ayrı eylem düzeyi öngörmüştür. Birinci fıkra, vücuda organ veya sair cisim sokulması dışında kalan cinsel davranışları kapsamakta; ikinci fıkra ise cinsel saldırının vücuda organ veya sair cisim sokma biçiminde gerçekleştirilmesi halini düzenlemekte ve daha ağır bir ceza yaptırımına bağlamaktadır.
C. Cinsel Saldırı Suçunun Manevi Unsuru
Cinsel saldırı suçu, yalnızca kasıtla işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Suçun oluşması için genel kast yeterli olup özel kast aranmamaktadır. Yargıtay, failin cinsel tatmin amacı gütmesini zorunlu görmemekte; cinsel davranışın gerçekleştiğine ilişkin bilinç ve iradenin varlığını kasıt için yeterli saymaktadır.
D. Cinsel Saldırı Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
1.Teşebbüs
Cinsel saldırı suçuna teşebbüs mümkündür. Fail, cinsel saldırıya yönelik icraya başlayıp kendi iradesi dışındaki bir nedenle suçu tamamlayamadığı takdirde TCK m. 35 hükümlerine göre sorumlu tutulmaktadır. Teşebbüs ve tamamlanmış suç arasındaki sınır, cinsel temasın gerçekleşip gerçekleşmediğine göre belirlenmektedir.
2. İştirak
Cinsel saldırı suçu, birden fazla fail tarafından birlikte işlenebilmekte ya da diğer kişiler suça iştirak edebilmektedir. Suçun birlikte işlenmesi hâli, TCK m. 102/3-d’de nitelikli hal olarak düzenlenmiş ve daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Azmettirme ve yardım etme ise genel iştirak hükümleri olan TCK m. 37-41 çerçevesinde değerlendirilmektedir.
3. İçtima
Fiilin birden fazla mağdura karşı işlenmesi hâlinde gerçek içtima kuralları uygulanmakta; her bir fiil için ayrı ayrı ceza verilmektedir. Aynı mağdura yönelik olmakla birlikte farklı zamanlarda işlenen eylemler; zincirleme suç (TCK m. 43), süregelen suç ya da bağımsız suçlar olarak nitelendirilebilir. Bu nitelendirme, her somut olayın koşullarına göre hâkim tarafından değerlendirilir.
II. Cinsel Saldırı Suçunda Nitelikli Haller
TCK m. 102/2 uyarınca cinsel saldırının vücuda organ veya sair cisim sokulması biçiminde gerçekleştirilmesi hâlinde fail, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır. Bu fıkra, suçun en ağır görünüm biçimini oluşturmakta; vücuda organ sokulması da dahil olmak üzere her türlü penetrasyonu kapsamaktadır. TCK m.102/3 uyarınca, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezaların yarı oranında artırılmasını gerektiren nitelikli haller şunlardır:
- Mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması (TCK 102/3-a).
- Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması (TCK 102/3-b).
- Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi (TCK 102/3-c).
- Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi (TCK 102/3-d).
- İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanılması (TCK 102/3-e).
Bunların dışında kanun, iki ayrı netice sebebiyle ağırlaşmış hal öngörmüştür: TCK m.102/4 uyarınca, cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanır (gerçek içtima). TCK m.102/5 uyarınca ise suç sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
Suç tipine göre öngörülen ceza aralıkları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Fiilin Niteliği | Madde | Ceza Aralığı |
|---|---|---|
| Sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel davranış | TCK 102/1, 2. cümle | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis |
| Temel hâl (sarkıntılık düzeyini aşan, organ/cisim sokulmayan cinsel davranış) | TCK 102/1, 1. cümle | 5 yıldan 10 yıla kadar hapis |
| Vücuda organ veya cisim sokulması | TCK 102/2 | 12 yıldan az olmamak üzere hapis |
| Yukarıdaki hallerin TCK 102/3’teki nitelikli sebeplerle işlenmesi | TCK 102/3 | İlgili ceza yarı oranında artırılır |
| Cebir/şiddetin kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açması | TCK 102/4 | Ayrıca kasten yaralama suçu hükümleri uygulanır |
| Mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü | TCK 102/5 | Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası |
III. Cinsel Saldırı Suçu Şikayete Tabi Midir?
Cinsel saldırı suçunun temel hâli, TCK m. 102/1 uyarınca mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur. Bu kural hem sarkıntılık düzeyinde kalan hem de bu düzeyi aşan (ancak organ/cisim sokulması içermeyen) cinsel davranışlar için geçerlidir. Şikâyet hakkının kullanılması için öngörülen süre, mağdurun suçu ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır; bu süre içinde şikâyet edilmezse hak düşer.
Buna karşılık, fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi hâlinde (TCK m. 102/2) soruşturma ve kovuşturma kural olarak re’sendir; savcılık, suçu öğrenir öğrenmez şikâyet aranmaksızın harekete geçer. Bu kuralın tek istisnası, fiilin eş tarafından işlenmesidir: bu durumda soruşturma ve kovuşturma yalnızca mağdur eşin şikâyetine bağlıdır, şikâyet hakkı sadece mağdur eşe aittir ve aynı altı aylık süre uygulanır; bu haktan vazgeçilmesi ya da şikâyetin geri alınması kovuşturmayı sona erdirebilir.
IV. Cinsel Saldırı Suçunda Zamanaşımı
Cinsel saldırı suçunda dava zamanaşımı süresi, TCK m. 66 uyarınca öngörülen ceza üst sınırına göre belirlenir. Sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerde (üst sınırı 5 yıl olduğundan) dava zamanaşımı 8 yıldır; temel hâl ve organ/cisim sokulması dahil diğer tüm hâllerde (üst sınırı 10 yılın üzerinde olduğundan) dava zamanaşımı 15 yıldır. Zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve altı aylık şikâyet süresinden bağımsız bir kavramdır; şikâyete bağlı hâllerde dahi, süresi içinde usulüne uygun şikâyette bulunulmuş olması dava zamanaşımını durdurmaz veya kesmez.
V. Cinsel Saldırı, Cinsel İstismar ve Cinsel Taciz Arasındaki Fark
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar başlığı altındaki dört suç tipi, mağdurun yaşına ve fiilin bedensel temas içerip içermediğine göre birbirinden ayrılır. Cinsel saldırı (TCK 102), on sekiz yaşını doldurmuş bir mağdura karşı rıza dışı bedensel temas içeren cinsel davranışı cezalandırır; aynı fiilin on beş yaşını tamamlamamış ya da fiilin hukuki anlamını algılama yeteneği gelişmemiş bir çocuğa karşı işlenmesi, rıza aranmaksızın çocukların cinsel istismarı suçunu (TCK 103) oluşturur. Cinsel taciz (TCK 105) ise cinsel saldırıdan farklı olarak bedensel temas içermez; söz, mesaj veya davranışla cinsel amaçlı rahatsız etme niteliğindedir. Ayrıntılı karşılaştırma için Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar yazımıza bakabilirsiniz.
VI. Cinsel Saldırı Suçunda HAGB, Uzlaşma, Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezası
A. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), TCK m. 102 kapsamındaki cinsel saldırı suçlarında genel olarak uygulanamamaktadır. TCK m.102/1 “Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” maddesi uyarınca alt sınırdan ceza verilmesi ve takdiri indirimi uygulaması halinde sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçları için HAGB verilmesi mümkün olabilir.
Anayasa Mahkemesi, 2022/120 E. – 2023/107 K. sayılı ve 01.06.2023 tarihli kararıyla, CMK m. 231/5’in HAGB’yi düzenleyen ilk cümlesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir; iptal kararı 1 Ağustos 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 1 Ağustos 2024 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Karar, mağdurlar açısından HAGB’nin yeterli bir giderim sağlamadığı gerekçesine dayanmaktadır ve genel olarak HAGB kurumunu etkilemektedir; bu nedenle sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı fiillerinde dahi HAGB uygulanabilirliği güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
B. Uzlaşma
TCK m. 102’de düzenlenen cinsel saldırı suçları, uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. CMK m. 253 ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nde yer alan açık hükümler uyarınca cinsel suçlar uzlaştırmaya elverişli suçlar arasında sayılmamaktadır. Cinsel suçların uzlaştırma kapsamına alınmaması; mağdurların ikincil mağduriyete uğrama riskini azaltmaya ve suça verilen resmi tepkinin etkinliğini güvence altına almaya yönelik koruyucu bir düzenleme niteliği taşımaktadır.
C. Cezanın Ertelenmesi
Cinsel saldırı suçuna verilen cezanın ertelenmesi kural olarak mümkün değildir. TCK m. 51 uyarınca erteleme, kural olarak iki yıla kadar ya da çocuklar bakımından üç yıla kadar hapis cezalarına uygulanabilmektedir. Ancak yukarıda HAGB başlığında belirttiğimiz gibi TCK m.102/1 “Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” maddesi uyarınca alt sınırdan ceza verilmesi ve takdiri indirimi uygulaması halinde sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçları için cezanın ertelenmesi mümkün olabilir.
D. Adli Para Cezasına Çevirme
TCK m. 102’de öngörülen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. TCK m. 50/3 uyarınca bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası gerektiren suçlarda kural olarak adli para cezasına çevirme yoluna gidilememektedir. Cinsel saldırı suçunda ön görülen cezalar bu sınırı aştığından, hapis cezası adli para cezasına dönüştürülememektedir.
VII. Genel Olarak Değerlendirme
TCK 102. madde kapsamındaki yargılamalarda, eylemin “sarkıntılık” mı yoksa “basit cinsel saldırı” mı olduğu ayrımı, hem görevli mahkemenin belirlenmesi hem de şikayet süresi ve zamanaşımı açısından kritiktir. Uzlaşmanın yasak olması, failin mağdurla anlaşarak dosyayı kapatma imkanını ortadan kaldırmaktadır. Savunma stratejilerinde, özellikle şikayete tabi hallerde 6 aylık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği ve eylemin niteliğinin (sarkıntılık düzeyi) doğru tayin edilmesi hayati önem taşımaktadır. Nitelikli hallerde ise (102/2) davanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği ve şikayetten vazgeçmenin (eş hali hariç) davayı düşürmeyeceği unutulmamalıdır. Bu suç ayrıca Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar başlığı altında da düzenlenmiştir. Dosyanızın aşamalarına dair genel bilgiyi ceza avukatı İstanbul sayfasında bulabilirsiniz.
VIII. Cinsel Saldırı Suçu Hakkında Yargıtay Kararları
1-Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/4276 E. – 2014/1689 K. Sayılı İlamı ve Yorumu
Basit Cinsel Saldırının Eşe Karşı İşlenmesi (Dönemsel Düzenleme Bakımından) Suç Olarak Görülmemiştir
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2012/4276 E. – 2014/1689 K., 13.02.2014 T.
Kararın Özeti
Resmî evli sanığın, eşini rızası hilafına kendisine çekip sarılarak öpmesi eylemi, yerel mahkemece TCK m.102/1 (basit cinsel saldırı) sayılarak mahkûmiyetle sonuçlanmıştır. Yargıtay, ilgili dönemdeki düzenleme uyarınca basit cinsel saldırının eşe karşı işlenmesinin suç olarak düzenlenmediğini belirterek hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Kararın dayandığı dönemde, cinsel saldırının yalnızca nitelikli hali (TCK m.102/2, ikinci cümle) eşe karşı işlendiğinde şikâyete tabi suç olarak düzenlenmiş; basit hali eşe karşı işlendiğinde suç olarak öngörülmemiştir. Bu nedenle sanığın eylemi m.102/1 kapsamında değerlendirilemez.
“…cinsel saldırı suçunun basit halinin eşe karşı işlenmesinin … suç olarak düzenlenmemesi karşısında…”
Değerlendirme
Karar, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin (TCK m.2) bir uygulaması olarak, kanunda açıkça suç sayılmayan bir eylemin cezalandırılamayacağını göstermesi bakımından öğreticidir. Bununla birlikte, konunun toplumsal ve hukuki açıdan tartışmalı olması ve mevzuatın zaman içinde değişmesi nedeniyle, güncel uyuşmazlıklarda yürürlükteki düzenlemenin esas alınması zorunludur.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/4276 E. – 2014/1689 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Tebliğname No : 5 – 2011/48843
MAHKEMESİ : Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 16.09.2010
NUMARASI : 2010/277 Esas, 2010/477 Karar
SUÇ : Basit cinsel saldırı
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Eşe karşı işlenen cinsel suçlarda cinsel saldırının sadece nitelikli halinin TCK.nın 102/2. maddesinin ikinci cümlesinde şikâyete tâbi suç olarak düzenlenmesi, cinsel saldırı suçunun basit halinin eşe karşı işlenmesinin ise suç olarak düzenlenmemesi karşısında, olay tarihinde mağdure ile resmi evli olan sanığın eşinin rızası hilafına onu kendisine doğru çekerek sarılıp öpmesi şeklindeki eyleminin TCK.nın 102/1. maddesindeki suçu oluşturmadığı gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2-Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2025/7385 E. – 2025/9372 K. Sayılı İlamı ve Yorumu
Beden/Ruh Sağlığının Bozulması (TCK m.102/5) İçin ATK Raporuyla Kesin Tespit Gerekir; Şüphe Sanık Lehinedir
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2025/7385 E. – 2025/9372 K., 11.12.2025 T.
Kararın Özeti
Nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyet kararı verilen dosyada, mahkeme TCK m.102/5’i (suç sonucu beden veya ruh sağlığının bozulması ağırlaştırıcı hali) uygulamıştır. Yargıtay, Adli Tıp Kurumu raporlarında ruh sağlığının bozulduğunun kesin olarak tespit edilemediğini belirterek, bu haldeki hükümleri bozmuş; hürriyetten yoksun kılma suçundan kurulan hükmü ise onamıştır.
Yargıtayın Gerekçesi
ATK 6. İhtisas Kurulu ve bozma üzerine alınan ATK 1. Üst Kurulu raporlarında, katılanın ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda kesin tespit yapılamamıştır. Ceza muhakemesinin temel ilkesi gereği, bu belirsizlikten doğan şüphe sanık lehine değerlendirilmeli; kesin tespit olmadan m.102/5 uygulanarak fazla ceza tayin edilmemelidir.
“…ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda kesin tespit yapılamadığı ve oluşan şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği…”
Değerlendirme
Karar, m.102/5 ağırlaştırıcı halinin uygulanmasını kesin ve denetime elverişli bir ATK raporu şartına bağlaması bakımından önemlidir. Ruh sağlığının bozulduğu yönünde tereddüt içeren, ihtimalli ifadelerle yetinen raporlar bu ağır neticenin temeli olamaz. “Şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesi, burada doğrudan ceza miktarını etkileyen somut bir sonuç doğurmaktadır. Savunma açısından, m.102/5 uygulanan dosyalarda ATK raporunun kesinlik düzeyinin sorgulanması kritik bir temyiz argümanıdır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2025/7385 E. – 2025/9372 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/448 E., 2025/36 K.
SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, sanık … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanıkların, hile ve cebir ile katılanı alıkoydukları, sanık …’ın katılanın ağzını ve kolunu tuttuğu, sanık …’ın katılan ile normal yoldan zorla ilişkiye girdiği şeklindeki kabulü ile sanıkların beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, ayrıca sanık …’ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle, sübuta, delillerin yanılgılı değerlendirildiğine, atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanıklar Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak,
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 6. İhtisas Kurulunun 21.01.2015 tarih ve 251 Karar sayılı ve bozma üzerine aldırılan Adli Tıp 1. Üst Kurulunun 08.10.2024 tarih ve 629 Karar sayılı raporlardan katılanın yapılan muayeneleri neticesinde sanıkların müşterek fail olarak işledikleri nitelikli cinsel saldırı suçundan dolayı müstakilen katılanın, ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda kesin tespit yapılamadığı ve oluşan şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/5. maddesinin tatbik edilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle, Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2025 tarihinde karar verildi.
3-Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2017/1881 E. – 2018/1438 K. Sayılı Kararı İlamı ve Yorumu
Sinema, “Toplu Yaşama Zorunluluğu Bulunan Ortam” (TCK m.102/3-e) Sayılmaz
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2017/1881 E. – 2018/1438 K., 28.02.2018 T.
Kararın Özeti
Yerel mahkeme, sinemada işlenen basit cinsel saldırı suçunda TCK m.102/3-e uyarınca (suçun, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi) artırım yapmıştır. Yargıtay, sinemanın bu kapsamda olmadığını belirterek hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Maddenin gerekçesine göre m.102/3-e; yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu ve hastane gibi insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamları kapsar. Sinemada bu zorunluluk koşulu gerçekleşmediğinden artırım uygulanamaz. Ayrıca AYM’nin TCK m.53’e ilişkin kısmi iptal kararı da gözetilmelidir.
“…suçun sinemada işlenmesinden dolayı toplu olarak birarada yaşama koşulunun gerçekleşmediği…”
Değerlendirme
Karar, m.102/3-e’deki ayırt edici unsurun mekânın “kalabalık” olması değil, orada toplu yaşama zorunluluğunun bulunması olduğunu netleştirir. Sinema, alışveriş merkezi, toplu taşıma gibi geçici biçimde kalabalık olan yerler bu kapsamda değildir. Maddedeki örnekler (yurt, infaz kurumu, pansiyon, hastane) sürekli/zorunlu birlikte yaşamı ifade eder. Bu ayrım, kalabalık ortamlarda işlenen suçlarda m.102/3-e artırımına itirazda doğrudan dayanaktır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2017/1881 E. – 2018/1438 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Basit cinsel saldırı suçundan mahkumiyet
İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece sanık hakkında basit cinsel saldırı suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken 6545 sayılı TCK’nın 102/3-e. maddesi uyarınca arttırım yapılmış ise de, bu maddenin kanun gerekçesinden de anlaşılacağı üzere suçun yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu ve hastane gibi insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi halinde sanığın cezasında arttırım yapılabileceği, söz konusu olayda ise suçun sinemada işlenmesinden dolayı toplu olarak birarada yaşama koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeden, sanık hakkında TCK’nın 102/3-e. maddesinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayini,
24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4-Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2022/2688 E. – 2022/6059 K. Sayılı İlamı ve Yorumu
Doğal Uyku Hali, “Kendini Savunamayacak Durum” (TCK m.102/3-a) Kapsamında Değildir
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/2688 E. – 2022/6059 K., 15.06.2022 T. (Kanun Yararına Bozma)
Kararın Özeti
Yerel mahkeme, uyku halindeki mağdurun pantolonunu çıkarma eylemini, TCK m.102/3-a’daki “beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı” işlenme nitelikli hali sayarak cezayı yarı oranında artırmıştır. Yargıtay, doğal uyku halinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini belirterek kararı kanun yararına bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
TCK m.102/3-a’daki nitelikli hal, mağdurun beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak özel/kalıcı bir durumunu (örneğin bilinç kaybı, akıl hastalığı, ileri yaş veya engellilik gibi) ifade eder. Herkesin günlük yaşamın olağan akışı içinde girdiği doğal uyku hali bu kapsamda değildir; dolayısıyla artırım uygulanamaz.
“…doğal uyku halinin, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunma kapsamına girmediği…”
Değerlendirme
Karar, nitelikli hallerin dar (lehe) yorumlanması ilkesinin somut bir uygulamasıdır. Uyku sırasında işlenen eylem cezasız kalmaz; ancak temel suçtan cezalandırılır, m.102/3-a’daki artırım uygulanmaz. Doğal uyku ile patolojik/kalıcı savunmasızlık halleri arasındaki bu ayrım, savunma açısından artırım sebebine itirazda doğrudan dayanak oluşturur.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2022/2688 E. – 2022/6059 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
Basit cinsel saldırı suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/1-1. cümle, 102/3-a ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2018/158 Esas, 2020/138 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5237 sayılı Kanun’un “Cinsel Saldırı” başlıklı 102/3-a-b maddesinin, “Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle…. işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.” şeklinde olduğu, somut olayda ise, sanığın uyku halindeki müştekinin pantolonunu çıkarttığı sırada uyanması şeklinde iddianamede anlatılan olayın doğal uyku halinin, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunma kapsamına girmediği ve anılan Kanunu’nun 102/3-a maddesi uyarınca cezadan artırım yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 10.01.2022 ve 94660652-105-20-19074-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar evrakı ile birlikte tevdi kılınmakla dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden, vaki talebin kabulü ile Denizli 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2020 gün ve 2018/158 Esas, 2020/138 sayılı Kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma içeriğine göre müteakip işlemlerin mahallinde mercince yapılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 15.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
IX. Sık Sorulan Sorular
Cinsel saldırı suçunun cezası nedir?
Cinsel saldırı suçunun cezası fiilin niteliğine göre değişir: sarkıntılık düzeyinde kalan davranışlarda 2 yıldan 5 yıla kadar, temel hâlde 5 yıldan 10 yıla kadar, vücuda organ veya cisim sokulması hâlinde ise 12 yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülür. TCK m.102/3’teki nitelikli hallerin varlığı hâlinde bu cezalar yarı oranında artırılır.
Cinsel saldırı suçu şikâyete tabi midir?
Ayrım fıkraya göre değişir. Suçun temel hâli (TCK m.102/1) — sarkıntılık düzeyinde kalan ve kalmayan cinsel davranışların ikisi de — mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur; şikâyet hakkı altı ay içinde kullanılmalıdır. Fiilin organ veya cisim sokulması suretiyle işlenmesi hâlinde ise (TCK m.102/2) soruşturma kural olarak re’sendir; tek istisna, fiilin eş tarafından işlenmesidir.
Cinsel saldırı ile çocukların cinsel istismarı arasındaki fark nedir?
Ayırt edici ölçüt mağdurun yaşıdır. Cinsel saldırı (TCK 102), on sekiz yaşını doldurmuş bir mağdura karşı rıza dışı işlenir; aynı nitelikteki fiilin on beş yaşını tamamlamamış ya da fiilin anlamını algılama yeteneği gelişmemiş bir çocuğa karşı işlenmesi ise rıza aranmaksızın çocukların cinsel istismarı suçunu (TCK 103) oluşturur ve daha ağır cezalandırılır.
Cinsel saldırı suçunda HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) uygulanır mı?
Kural olarak uygulanmaz; ancak sarkıntılık düzeyinde kalan ve alt sınırdan ceza verilip takdiri indirim uygulanan hâllerde teorik olarak mümkün olabilir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin 2022/120 E. – 2023/107 K. sayılı kararı, CMK m.231/5’in HAGB’yi düzenleyen ilk cümlesini 1 Ağustos 2024 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırdığından, HAGB’nin güncel uygulanabilirliği bu karar çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Cinsel saldırı suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
TCK m.66’daki genel kurallara göre, sarkıntılık düzeyinde kalan fiillerde dava zamanaşımı 8 yıl; temel hâl ve organ/cisim sokulması dahil diğer tüm hâllerde ise 15 yıldır. Bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Eşe karşı işlenen cinsel saldırı suç mudur?
Evet. Güncel mevzuata göre eşe karşı işlenen cinsel saldırı da TCK m.102 kapsamında suçtur; ancak kanun bunu istisnai olarak şikâyete bağlı kılmıştır ve şikâyet hakkı yalnızca mağdur eşe aittir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2012/4276 E. – 2014/1689 K. sayılı eski bir kararı, o dönemki farklı düzenleme nedeniyle basit cinsel saldırının eşe karşı işlenmesini suç saymamıştı; bu içtihat artık güncel mevzuatı yansıtmamaktadır.
Sarkıntılık ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir?
Sarkıntılık, cinsel amaçlı olsa da belirli bir yoğunluğa ulaşmayan, ani ve kesintili temaslar (kısa süreli tutma, öpme, sarılma gibi) için uygulanan daha hafif bir kategoridir ve 2-5 yıl hapis cezasını gerektirir. Bu yoğunluğu aşan, süreklilik gösteren veya organ/cisim sokulması içeren fiiller ise temel hâl ya da nitelikli hâl kapsamında değerlendirilir ve daha ağır cezalandırılır.
Cinsel saldırı suçunda uzlaştırma mümkün müdür?
Hayır. CMK m.253 ve Uzlaştırma Yönetmeliği uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır; şikâyete bağlı olan eş istisnası dahil, bu suç grubunda uzlaştırma yoluna gidilemez.
Cinsel saldırı davası hangi mahkemede görülür?
Suçun temel hâlinde görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. TCK m.102/2 ve 102/3’teki nitelikli hallerin bulunduğu davalar ise Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girer.
Cinsel saldırı suçuna teşebbüs mümkün müdür?
Evet. Fail, cinsel saldırıya yönelik icraya başlayıp kendi iradesi dışındaki bir nedenle suçu tamamlayamazsa TCK m.35 hükümlerine göre teşebbüsten sorumlu tutulur. Teşebbüs ile tamamlanmış suç arasındaki sınır, cinsel temasın fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğine göre belirlenir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Ceza Hukuku alanındaki diğer yazılarımızı görmek için Ceza Hukuku Yazılar sayfasını, hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.


Bir Yorum