İçindekiler
Taksirli iflas suçu, bir tacirin, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle iflasa sebebiyet vermesini cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 162. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Hileli iflastan farklı olarak burada bir hile veya kasıt yoktur; suç, tacirin dikkatsizliği ve özensizliği sonucu iflasa yol açmasından doğar. Bu yönüyle taksirli iflas, malvarlığına karşı suçlar arasında taksirle (dikkatsizlikle) işlenen ender suçlardan biridir.
Bu yazıda; taksirli iflas suçunun tanımını, “taksir” kavramını ve tacirin özen yükümlülüğünü, suçun unsurlarını (maddi ve manevi unsur), hileli iflastan farkını, cezasını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.
Korunan Hukuki Değer
Taksirli iflas suçunda korunan temel değer, alacaklıların malvarlığı haklarıdır. İflas eden bir tacirin malvarlığı, alacaklıların alacaklarını karşılayacak bir güvence oluşturur. Tacirin özensiz davranışları sonucu iflasa sürüklenmesi, alacaklıların bu güvenceye ulaşmasını engelleyebilir. Bu nedenle suç, hem alacaklıların haklarını hem de ticari hayatın güvenliğini korur.
“Taksir” ve Tacirin Özen Yükümlülüğü
Bu suçu anlamak için “taksir” kavramını netleştirmek gerekir. Taksir, failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu, istemediği bir neticenin meydana gelmesidir. Yani failin amacı kötü bir sonuç doğurmak değildir; ancak gerekli özeni göstermediği için zararlı bir sonuç ortaya çıkar.
Ticari hayatta tacirlerden, işlerini basiretli (öngörülü ve özenli) bir biçimde yürütmeleri beklenir. Tacir olmanın gerektirdiği bu özen yükümlülüğü, ticari kararların dikkatli alınmasını, mali durumun düzenli takip edilmesini ve gereksiz risklerden kaçınılmasını kapsar. İşte taksirli iflas suçu, bu özen yükümlülüğüne aykırı davranan ve bu nedenle iflasa sebebiyet veren tacirleri hedef alır.
Taksirli İflas Suçunun Unsurları
Bir fiilin taksirli iflas olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.
Fail
Taksirli iflas suçunun faili, iflasa tabi olan kişidir; yani kural olarak tacir sıfatını taşıyan kişilerdir. Bu yönüyle suç, herkes tarafından işlenemeyen özgü (mahsus) bir suçtur. İflasa tabi olmayan bir kişi kural olarak bu suçun faili olamaz.
Mağdur
Suçun mağduru, tacirin iflası nedeniyle alacaklarına ulaşamayan alacaklılardır.
Suçun Konusu
Suçun konusu, failin ticari faaliyeti ve bu faaliyet kapsamındaki malvarlığıdır. Tacirin özensiz yönetimi sonucu bu malvarlığı, alacaklıların alacaklarını karşılayamaz hale gelir.
Maddi Unsur (Hareket ve Netice)
Suçun maddi unsuru, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemesi ve bunun sonucunda iflasa sebebiyet verilmesidir. Yani burada hem özen yükümlülüğüne aykırı bir davranış hem de bu davranışla iflas arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır.
Manevi Unsur (Taksir)
Bu suçun en ayırt edici özelliği, taksirle işlenmesidir. Yani fail, iflasa kasten değil; dikkatsizliği ve özensizliği nedeniyle sebebiyet verir. Failde, alacaklıları zarara uğratmaya yönelik bir kötü niyet veya hile bulunmaz. İşte bu nokta, taksirli iflası hileli iflastan ayıran temel unsurdur.
Objektif Cezalandırılabilme Şartı: İflas Kararı
Hileli iflasta olduğu gibi, taksirli iflasta da cezalandırma için iflasa karar verilmiş olması şartı aranır. Bu, suçun cezalandırılabilmesi için gereken objektif bir koşuldur. İflas kararı bulunmadıkça, tacirin özensiz davranışları tek başına bu suçtan cezalandırmayı gerektirmez.
Taksirli İflas ile Hileli İflasın Farkı
Taksirli iflas ile hileli iflas, sıkça karşılaştırılan iki suçtur; ancak aralarında temel bir fark vardır. Hileli iflasta fail, kasten ve hileli biçimde malvarlığını eksilterek alacaklıları zarara uğratır. Taksirli iflasta ise fail, dikkatsizliği ve özensizliği nedeniyle iflasa sebebiyet verir; burada hile veya kötü niyet yoktur.
Bu fark, cezaya da yansır. Hileli iflas üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektirir ve ağır ceza mahkemesinde görülürken; taksirli iflas çok daha hafif bir cezayı gerektirir ve asliye ceza mahkemesinde görülür. Hileli iflas hakkında ayrıntılı bilgi için hileli iflas suçu makalemize bakabilirsiniz.
Taksirli İflas Suçunun Cezası
Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi bu suç için öngörülen ceza, hileli iflasa göre oldukça hafiftir.
Etkin Pişmanlık (TCK 168)
Taksirli iflas suçunda etkin pişmanlık uygulanabilir. Failin pişmanlık göstererek alacaklıların uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde cezada indirim yapılır.
Bu indirim, zararın kovuşturma başlamadan önce giderilmesi halinde verilecek cezanın üçte ikisine kadar; kovuşturma başladıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce giderilmesi halinde ise yarısına kadar uygulanır. Zararın kısmen giderilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca alacaklının rızası aranır.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Ön Ödeme
Taksirli iflas suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık tarafından re’sen soruşturulur. Suçun korunan değerinin ticari hayatın güvenliğini de ilgilendirmesi, re’sen soruşturulmasının nedenidir.
Bu suç şikâyete bağlı olmadığından, uzlaştırmanın kapsamı somut olaya göre değerlendirilmelidir. Ön ödeme bakımından ise, suçun öngörülen ceza miktarı (üst sınırın altı ayı aşması nedeniyle) bu kurumun uygulanmasına elverişli değildir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Taksirli iflas suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Bu yönüyle, ağır ceza mahkemesinde görülen hileli iflastan ayrılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Suça Teşebbüs
Taksirli iflas, taksirle (dikkatsizlikle) işlenen bir suç olduğundan, kural olarak teşebbüse elverişli değildir. Çünkü teşebbüs, ancak kasten işlenen suçlarda söz konusu olabilir; failin bilerek ve isteyerek bir suçu işlemeye yönelmesini gerektirir. Taksirli suçlarda ise böyle bir yönelim bulunmadığından teşebbüs hükümleri uygulanmaz.
HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi
Taksirli iflas suçunun öngörülen ceza miktarı düşük olduğundan, koşulları oluştuğunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), cezanın ertelenmesi veya kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi gibi lehe kurumlar gündeme gelebilir. Bu imkânların uygulanıp uygulanamayacağı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır.
Taksirli İflas Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri
Taksirli İflasta Sırf Defter ve Belgeleri İbraz Etmemek Yeterli Değildir; Özensizlik ile İflas Arasında İlliyet Bağı Kurulmalı ve Kesinleşmiş İflas Kararı Bulunmalıdır
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2017/4911 E. – 2017/13890 K., 06.12.2017 T.
Kararın Özeti
Yetkilisi olduğu limited şirketin iflasına karar verilen sanık, iflas müdürlüğünün muhtıralı tebligatına rağmen şirkete ait defter ve belgeleri ibraz etmemiştir. Yerel mahkeme, “tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeyerek defter ve belgeleri vermediği” gerekçesiyle sanığı taksirli iflastan (İİK m.310/7, TCK m.162) mahkûm etmiştir. Yargıtay; salt defter ibraz etmemenin tek başına yeterli olmadığını, özensizlik ile iflas arasında illiyet bağının kurulması ve kesinleşmiş iflas kararının dosyada bulunması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
İki temel eksikten bozma yapılmıştır. Birincisi illiyet bağı: TCK m.162, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemek dolayısıyla iflasa sebebiyet vermeyi cezalandırır. Defter ve belgelerin tutulmaması veya verilmemesi, ancak borçlunun iflasına neden olması hâlinde önem taşır; sırf ibraz edilmemesi taksirli iflas için tek başına yeterli değildir. Bu nedenle Ticaret, İcra-İflas ve Mali Müşavirden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi kuruluyla defterler incelenmeli ve özensizlik ile iflas arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. İkincisi objektif cezalandırılabilme şartı: İflas kararı, bu suçta bir objektif cezalandırılabilme şartıdır; sanığın cezalandırılabilmesi için kesinleşmiş iflas kararının ve denetime imkân veren kesinleşme şerhli onaylı suretinin dosyada bulunması gerekir.
“İflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup…”
Değerlendirme
Bu karar, taksirli iflas suçunun iki temel direğini netleştirir. Birincisi, illiyet bağı zorunluluğu: Suçun özü, tacirin özensizliğinin (defterlerin usulsüz tutulması, kayıtların düzensizliği, ibraz edilmemesi gibi) iflasa yol açmasıdır. Bu nedenle iki olgu birbirinden ayrılmalıdır:
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Defter/belgenin verilmemesi, iflasa neden olmuşsa (illiyet var) | Taksirli iflas söz konusu olabilir |
| Defter/belgenin verilmemesi, iflasla illiyeti kurulamıyorsa | Taksirli iflas oluşmaz (gerekirse başka suç/yaptırım) |
Bu illiyetin tespiti teknik bir konu olduğundan, mahkeme kendi değerlendirmesiyle yetinemez; uzman bilirkişi kurulu (ticaret, icra-iflas ve mali müşavirlik) marifetiyle defterler incelenmeli ve TCK m.162’deki eylemlerin iflasa sebebiyet verip vermediği ortaya konmalıdır. Eksik inceleme (bilirkişisiz mahkûmiyet) bozma sebebidir.
İkincisi, objektif cezalandırılabilme şartı: Taksirli iflas suçunda, failin eylemi ne olursa olsun, ortada kesinleşmiş bir iflas kararı bulunmadıkça cezaya hükmedilemez. İflas kararı suçun bir unsuru değil, cezalandırılabilmenin ön şartıdır; bu nedenle kararın kesinleşme şerhli onaylı suretinin dosyaya alınması zorunludur. Pratik sonuç olarak, taksirli iflas yargılamalarında savunmanın iki temel inceleme noktası şudur: (1) sanığın özensizliği ile iflas arasında bilirkişi raporuyla kurulmuş somut bir illiyet bağı var mı; (2) dosyada kesinleşmiş ve kesinleşme şerhli bir iflas kararı mevcut mu. Bu iki koşuldan biri eksikse mahkûmiyet hukuka aykırıdır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/4911 E. – 2017/13890 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirli iflas
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanığın yetkilisi olduğu …. Gıda Tur. İnş. San. Tic. Ltd. Şirketi’nin iflasına karar verildikten sonra iflas müdürlüğü tarafından şirkete ait defter ve belgelerin ibrazı istenilmesi üzerine yapılan muhtıra içerikli tebligata rağmen defter ve belgeleri ibraz etmeyen sanığın, bu şekilde tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni göstermeyerek 2004 sayılı İİK’nun 310/7 maddesi gereğince taksirli iflas suçunu işlediği iddia edilen somut olayda;
TCK.nun 162. maddesinde “Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflâsa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması hâlinde” cezalandırılacağının öngörüldüğü, Türk Ticaret Kanunu’nun 66 ve devamı maddelerinde, tacirlerin bir kısım defterleri tutmak zorunda olduğu kabul edilse de, 5237 sayılı TCK.nun 162. maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin ibraz edilmemesi ya da usulüne uygun tutulmamasının borçlunun iflasına neden olması halinde önem arz edeceği, borçlunun ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin istenildiği halde verilmemesinin taksirli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri usulüne uygun tutmaması şeklindeki eyleminin, şirketin iflasına sebebiyet verecek şekilde illiyet bağının kurulmasına yönelik olarak yapılmış olmasının gerekmesi, sanığın eylemlerine yönelik bilirkişi incelemesi yapılmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, öncelikle iflasına karar verilen sanığın yetkilisi bulunduğu şirkete ait defter ve belgelerin temini ile defterler üzerinde Ticaret, İcra ve İflas ve Mali Müşavirden oluşan uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak TCK.nun 162. maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, taksirli suçların unsurlarından olan bu eylemlerin sanığın yetkilisi bulunduğu şirketin iflasına sebebiyet verip vermediği, başka bir değişle taksirli iflas suçunda iflas olgusu ile sanığın tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni göstermemesi şeklindeki eylemleri arasında uygun bir illiyet bağının olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmadan, sırf defter ve belgeleri ibrazı istenmesine rağmen vermediği gerekçesi ile sanığın taksirli iflas suçundan yazılı gerekçe ile mahkumiyetine hükmedilmesi,
2- İflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup, sanığın taksirli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması ve denetime imkan verecek şekilde kesinleşme şerhi içeren onaylı suretinin dosya içerisine alınması gerekmekte olup, sanığın yetkilisi olduğu …. Gıda Tur. İnş. San. Tic. Ltd. Şirketi hakkında İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 17.10.2011 tarih ve 2011/147 esas, 2011/81 karar sayılı iflas kararının denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınmaksızın eksik inceleme ile hüküm verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sık Sorulan Sorular
İşlerimin kötü gitmesi sonucu iflas edersem suç işlemiş olur muyum?
İflasın kendisi suç değildir. Taksirli iflas suçunun oluşması için, tacirin özen yükümlülüğüne aykırı, dikkatsiz davranışları sonucu iflasa sebebiyet vermesi gerekir. Olağan ticari riskler sonucu gerçekleşen iflas, tek başına bu suçu oluşturmaz.
Taksirli iflas ile hileli iflas arasındaki fark nedir?
Hileli iflasta fail, kasten ve hileli biçimde mal kaçırır. Taksirli iflasta ise fail, dikkatsizliği nedeniyle iflasa sebebiyet verir; hile veya kötü niyet yoktur. Bu nedenle taksirli iflas çok daha hafif cezalandırılır.
Bu suçtan ceza almak için iflas kararı gerekir mi?
Evet. Taksirli iflas suçundan cezalandırma için iflasa karar verilmiş olması gerekir. Bu, suçun cezalandırılabilmesi için aranan objektif bir koşuldur.
Taksirli iflas hangi mahkemede görülür?
Taksirli iflas suçuna ilişkin davalar kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Bu, ağır ceza mahkemesinde görülen hileli iflastan önemli bir farktır.
Değerlendirme ve Sonuç
Taksirli iflas suçu, bir tacirin kasten değil; dikkatsizliği ve özensizliği nedeniyle iflasa sebebiyet vermesini cezalandıran, malvarlığına karşı suçlar arasında taksirle işlenen ender suçlardandır. İflasa karar verilmiş olması koşuluyla iki aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektiren bu suç, hileli iflastan hem ceza miktarı hem de görevli mahkeme bakımından belirgin biçimde ayrılır.
Bu suçla ilgili süreçte; iflasın gerçekten özen yükümlülüğüne aykırı davranıştan mı kaynaklandığı, yoksa olağan ticari risklerin bir sonucu mu olduğu ve iflas kararının varlığı belirleyici öneme sahiptir.
Taksirli iflas suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Bir Yorum