|

Uyuşturucu Suçlarında Etkin Pişmanlık (TCK-192)

uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık

Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık, Türk Ceza Kanunu’nun 192. maddesinde düzenlenen ve belirli koşullar gerçekleştiğinde faile ceza verilmemesini ya da cezasında indirim yapılmasını sağlayan özel bir hükümdür. Uyuşturucuda etkin pişmanlık, hem uyuşturucu imal ve ticareti (TCK 188) hem de kullanmak için bulundurma (TCK 191) suçlarını yakından ilgilendirdiğinden, bu suçlarla karşı karşıya kalan kişiler için sonucu kökten değiştirebilecek bir imkândır.

Bu yazıda, TCK 192’nin düzenlediği dört ayrı etkin pişmanlık senaryosunu, bunlardan yararlanmanın şartlarını, “resmî makamlarca haber alınmadan önce” ifadesinin taşıdığı kritik zamansal sınırı ve özellikle madde bağımlılığıyla mücadele eden kişiler için önem taşıyan gönüllü tedavi başvurusunu ele alacağız.

Uyuşturucu Suçlarında Etkin Pişmanlık (TCK 192) Nedir?

Etkin pişmanlık, genel olarak, suç tamamlandıktan sonra failin pişmanlık göstererek suçun sonuçlarını gidermeye veya adaletin işleyişine katkı sunmaya yönelmesi halinde, kendisine tanınan bir ceza avantajıdır. Uyuşturucu suçlarına özgü etkin pişmanlık ise TCK 192’de düzenlenmiştir ve genel etkin pişmanlık kurumunun bu alandaki özel görünümüdür. Kanun koyucu, uyuşturucu ticaretiyle mücadelede suç ortaklarının ve maddenin ele geçirilmesini teşvik etmek; kullanıcıları ise tedaviye yönlendirmek amacıyla bu hükmü öngörmüştür.

TCK 192’nin en belirgin özelliği, tek bir madde altında birbirinden farklı dört durumu düzenlemesidir. Bu durumların bir kısmında faile hiç ceza verilmezken, bir kısmında cezada indirim yapılır. Hangi senaryonun uygulanacağı; kişinin suçtaki konumuna (imal/ticaret iştirakçisi mi, kullanıcı mı), bildirimin veya yardımın zamanına ve sağladığı sonuca göre belirlenir.

Bu düzenlemenin arkasındaki mantık iki yönlüdür. Bir yandan, uyuşturucu ticaretinin çoğu zaman örgütlü ve gizli yapısı nedeniyle, suçun aydınlatılması için içeriden gelen bilgiye ihtiyaç duyulur; kanun, bu bilgiyi sağlayan kişiyi ödüllendirerek suç ağlarının çözülmesini kolaylaştırmayı amaçlar. Öte yandan, madde kullanan kişiler bakımından cezalandırmadan çok tedaviye yönlendirme hedeflendiğinden, gönüllü tedavi başvurusu da bir etkin pişmanlık hali olarak düzenlenmiştir. Bu iki amaç, TCK 192’yi hem ceza politikası hem de kamu sağlığı bakımından önemli bir hüküm haline getirir.

Etkin Pişmanlığın Hukuki Niteliği

TCK 192’nin “ceza verilmez” dediği hallerde, ortada bir suç bulunmakla birlikte, kanunun öngördüğü koşulların gerçekleşmesi nedeniyle faile ceza verilmez. Bu, hukuki nitelik itibarıyla bir şahsi cezasızlık sebebi (kişisel cezasızlık nedeni) olarak değerlendirilir; yani suç oluşmuştur, ancak fail kişisel olarak cezalandırılmaktan kurtulur. “Cezada indirim yapılır” denilen halde ise ceza tümüyle kalkmaz, yalnızca belirli oranda azaltılır. Bu ayrım, cezai sorumluluğun sınırlarını belirleyen diğer kurumlarla, örneğin ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerle birlikte değerlendirildiğinde daha iyi anlaşılır.

Etkin pişmanlık, failin geçmişteki fiilini ortadan kaldırmaz; onun yerine, failin sonradan gösterdiği olumlu davranışı (bilgi verme, yardım etme, tedaviye yönelme) ödüllendirir. Bu nedenle etkin pişmanlığın uygulanabilmesi, tümüyle failin kendi iradesiyle ve zamanında gerçekleştirdiği somut davranışlara bağlıdır.

Şahsi cezasızlık sebebi niteliğinde olması, etkin pişmanlığın yalnızca onu gerçekleştiren kişi bakımından sonuç doğuracağı anlamına gelir. Örneğin çok failli bir uyuşturucu ticareti dosyasında, suç ortaklarını ve maddenin yerini bildirerek etkin pişmanlıktan yararlanan kişi cezasızlıktan faydalanırken, diğer failler kendi konumlarına göre sorumlu olmaya devam eder. Bu kişisel etki, etkin pişmanlığın diğer failleri kapsayan genel bir sonuç doğurmadığını gösterir; her fail kendi davranışına göre ayrı ayrı değerlendirilir.

TCK 192’deki Dört Etkin Pişmanlık Hali

TCK 192, dört farklı durumu ayrı fıkralarda düzenler. Bu dört halden üçü (birinci, ikinci ve dördüncü fıkralar) belirli koşullarla cezasızlık; biri (üçüncü fıkra) ise cezada indirim sağlar. Aşağıda bu dört hali, kapsamları ve sağladıkları sonuçlar bakımından tek tek ele alıyoruz.

1. Ticarete İştirak Edenin Bildirimi (TCK 192/1)

TCK 188 kapsamındaki (imal, ithal, ihraç veya ticaret) suçlara iştirak etmiş olan kişi; resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı ya da imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verdiği bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde kendisine ceza verilmez. Bu fıkra, uyuşturucu ticaretiyle mücadelede en güçlü teşviklerden biridir; çünkü suç zincirinin bir halkası olan kişiyi, zincirin geri kalanını çökertmeye yönlendirir.

Bu senaryoda iki unsur birlikte aranır: hem kimlerin suç ortağı olduğunun hem de nerede madde bulunduğunun bildirilmesi ve bu bildirimin fiilen bir yakalama veya ele geçirme ile sonuçlanması. Yalnızca isim vermek ya da yalnızca bir adres göstermek, eğer somut bir sonuç doğurmuyorsa, tek başına cezasızlık için yeterli görülmeyebilir. Cezasızlık, bu suça iştirak eden kişinin kendi cezai sorumluluğunu kaldırdığından, ağır cezalı TCK 188 dosyalarında sonucu en köklü biçimde değiştiren düzenlemedir. Ancak bu yola başvurmadan önce, verilecek bilginin kişinin kendi hukuki durumunu nasıl etkileyeceği dikkatle değerlendirilmelidir.

2. Kullanıcının Bildirimi (TCK 192/2)

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi (TCK 191); resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmasını veya uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, kendisine ceza verilmez. Böylece kanun, kullanıcı konumundaki kişiyi, kendisine madde temin eden kaynağı açığa çıkarmaya teşvik eder. Bu senaryoda da, ilk fıkrada olduğu gibi, verilen bilginin somut bir sonuç (yakalama veya ele geçirme) doğurması ve bildirimin resmî makamlarca haber alınmadan önce yapılmış olması aranır.

Bu fıkra, kullanıcının zaten görece hafif olan (iki yıldan beş yıla kadar) cezasından tümüyle kurtulmasını sağlayabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, TCK 191 kapsamındaki kişinin çoğu zaman zaten kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik gibi lehe imkânlardan yararlanabildiğidir. Dolayısıyla kullanıcı açısından, kaynağı bildirme yoluyla etkin pişmanlığa başvurmanın sağlayacağı ek fayda ile bunun doğuracağı diğer sonuçlar birlikte tartılmalıdır. Bu değerlendirme, kişinin somut durumuna göre bir avukatla birlikte yapılmalıdır.

3. Suç Haber Alındıktan Sonra Yardım (TCK 192/3)

Yukarıdaki iki fıkradaki kişiler dışında kalan biri, suç resmî makamlarca haber alındıktan sonra gönüllü olarak soruşturma ve kovuşturmayı kolaylaştırırsa, cezasında dörtte birden yarısına kadar indirim yapılır. Bu fıkranın ilk iki fıkradan farkı iki yönlüdür: birincisi, yardım suç haber alındıktan sonra gerçekleşir; ikincisi, sonuç cezasızlık değil, cezada indirimdir. Yani zamanlama, cezasızlık ile indirim arasındaki ayrımı belirleyen temel ölçüttür.

İndirimin dörtte bir mi yoksa yarı oranında mı uygulanacağını hâkim, sağlanan yardımın niteliğine ve soruşturma ile kovuşturmaya yaptığı katkının derecesine göre takdir eder. Yardımın gönüllü olması, yani baskı veya zorlama olmaksızın failin kendi iradesiyle gerçekleşmesi aranır. Bu fıkra, cezasızlık eşiğini kaçırmış olsa bile pişmanlık gösteren kişiye hâlâ önemli bir indirim imkânı tanıdığından, kovuşturma aşamasında dahi değerlendirilmesi gereken bir seçenektir.

4. Gönüllü Tedavi Başvurusu (TCK 192/4)

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, kendisine ceza verilmez. Bu fıkra, madde bağımlılığını bir sağlık sorunu olarak da gören yaklaşımın en somut yansımasıdır ve aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınacaktır. Dört senaryo içinde, kişinin başkalarını bildirmesini değil, kendi sağlığı için adım atmasını teşvik eden tek düzenleme budur.

Bu senaryonun diğer üçünden en önemli farkı, kişiden herhangi bir bildirim veya suç ortağı ihbarı beklenmemesidir; kişinin yalnızca kendi tedavisi için başvurması yeterlidir. Ayrıca bu fıkra, kullanıcının başvurusunu bir ihbar kaynağına dönüştürmemesi bakımından da özel bir güvence içerir. Bu yönüyle TCK 192/4, hem hukuki hem de insani açıdan, madde bağımlılığıyla mücadelede en yapıcı yolu temsil eder.

Etkin Pişmanlıktan Yararlanmanın Şartları

Bildirim veya yardım yoluyla etkin pişmanlıktan (TCK 192/1, 2 ve 3) yararlanılabilmesi için, uygulamada aşağıdaki koşulların birlikte aranması gerekir:

  • Bizzat ve samimi bilgi verme: Bilginin, failin kendi iradesiyle ve gerçek bir pişmanlık iradesiyle verilmiş olması aranır; başkasının zorlamasıyla veya şeklen yapılan beyanlar yeterli görülmeyebilir.
  • Bilginin işe yarar (sonuç doğuran) nitelikte olması: Verilen bilgi, suç ortaklarının yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini gerçekten sağlamalı ya da kolaylaştırmalıdır. Soyut, doğrulanamayan veya hiçbir sonuç doğurmayan beyanlar tek başına yeterli olmayabilir.
  • Yetkili mercilere yapılması: Bildirimin, soruşturma veya kovuşturmayı yürüten yetkili makamlara (kolluk, savcılık, mahkeme) yapılması gerekir.
  • Zamanlama: Cezasızlık sağlayan hallerde bildirimin “resmî makamlarca haber alınmadan önce”; indirim sağlayan halde ise en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi aranır.

Bu şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, çoğu zaman dosyanın ayrıntılı incelenmesini gerektiren teknik bir değerlendirmedir. Örneğin verilen bilginin “işe yarar” sayılıp sayılmayacağı, elde edilen sonuçla bilgi arasındaki nedensellik bağına göre belirlenir. Zaten kolluğun bildiği bir kişiyi veya ele geçirilmesi an meselesi olan bir maddeyi “bildirmek”, çoğu zaman etkin pişmanlık kapsamında bir katkı olarak değerlendirilmez; çünkü ortada sonucu gerçekten değiştiren bir bilgi bulunmamaktadır.

Gönüllü tedavi başvurusuna (TCK 192/4) dayanan cezasızlık ise yukarıdaki bildirim şartlarına tabi değildir; bu halde tek aranan, başvurunun soruşturma başlamadan önce ve tedavi amacıyla yapılmış olmasıdır. Dolayısıyla her senaryonun kendine özgü koşulları vardır ve bir olayda hangi fıkranın uygulanabileceği, kişinin konumuna ve davranışının niteliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

“Resmî Makamlarca Haber Alınmadan Önce” Kritik Eşiği

TCK 192’nin cezasızlık sağlayan fıkralarında (1, 2 ve 4) ortak ve belirleyici ifade, davranışın “resmî makamlarca haber alınmadan önce” gerçekleşmiş olmasıdır. Bu eşik, etkin pişmanlığın kalbini oluşturur: Suç henüz resmî makamların bilgisine ulaşmadan önce harekete geçen kişi cezasızlıktan yararlanabilirken, suç öğrenildikten sonra devreye giren kişi ancak cezada indirimden (TCK 192/3) faydalanabilir.

“Haber alınma” anının somut olarak ne zaman gerçekleştiği, uygulamada tartışmalı olabilir. Bir ihbarın yapıldığı, bir operasyonun başladığı veya bir tutanağın düzenlendiği an, bu eşiğin belirlenmesinde önem taşır. Bu nedenle, etkin pişmanlık iradesini ortaya koyan beyanın tam olarak hangi aşamada yapıldığı, dosyadaki tutanak ve kayıtlarla birlikte dikkatle değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, kişinin cezasızlıktan mı yoksa yalnızca indirimden mi yararlanacağını doğrudan belirler.

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum, kişinin yakalandıktan sonra, üzerinde veya çevresinde madde ele geçirildikten sonra bilgi vermesidir. Böyle bir durumda, suç zaten resmî makamlarca öğrenilmiş olduğundan, cezasızlık sağlayan fıkralar değil, koşulları varsa yalnızca cezada indirim sağlayan üçüncü fıkra gündeme gelebilir. Bu nedenle, “ne zaman” bilgi verildiği, çoğu zaman “hangi bilgi” verildiğinden bile daha belirleyici olabilir. Zamanlamanın bu belirleyici rolü, etkin pişmanlık yoluna başvurmadan önce hızlı ve bilinçli hareket etmenin önemini gösterir.

Gönüllü Tedavi Başvurusu ve Bildirim Yükümlülüğü (TCK 192/4)

Madde bağımlılığı, cezalandırılması gereken bir durumdan önce, tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur. TCK 192/4 tam da bu anlayışı yansıtır: Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurup tedavi ettirilmesini isterse, kendisine ceza verilmez. Bu, tedaviye yönelmeyi cezalandırma korkusundan arındıran, koruyucu bir güvencedir.

Bu fıkranın en önemli yönlerinden biri, tedavi başvurusunun bir ihbara dönüşmesini engellemesidir. Kanun, bu durumda tedaviyi yürüten kamu görevlileri ile sağlık meslek mensuplarının, suçu bildirme yükümlülüğünü (TCK 279 ve 280) doğurmayacağını öngörür. Yani bir kişi tedavi için sağlık kuruluşuna başvurduğunda, kendisini muayene veya tedavi eden hekim ya da diğer sağlık personeli, bu başvuru nedeniyle onu ihbar etmek zorunda kalmaz. Böylece tedavi arayışı, kişiyi bir soruşturmanın içine sürüklemez.

Kendisi veya bir yakını madde kullanımıyla mücadele eden kişiler için bu düzenleme, güvenle tedaviye yönelmenin önünü açar. Tedavi süreçleri ve bağımlılıkla mücadele, hem kişinin sağlığı hem de hukuki durumu bakımından en yapıcı yoldur; bu nedenle bu adımın atılması, damgalayıcı bir yaklaşımla değil, destekleyici bir çerçevede değerlendirilmelidir.

Burada dikkat edilmesi gereken kritik nokta, başvurunun zamanlamasıdır: Bu cezasızlık imkânı, “hakkında soruşturma başlatılmadan önce” yapılan başvurular için geçerlidir. Kişi hakkında bir soruşturma başladıktan sonra tedaviye yönelmek, insani ve sağlık açısından her zaman değerli olmakla birlikte, bu özel cezasızlık hükmünün kapsamına girmeyebilir. Bu nedenle, madde kullanımıyla mücadele eden bir kişinin veya yakınının, mümkün olan en erken aşamada ve doğru kanallar üzerinden tedaviye yönelmesi önem taşır. Somut durumun bu hüküm kapsamına girip girmediği konusunda tereddüt varsa, bir avukata danışmak yerinde olacaktır.

TCK 192’nin TCK 188, 190 ve 191 ile İlişkisi

TCK 192, bağımsız bir suç tanımlamaz; her zaman başka bir uyuşturucu suçuyla birlikte gündeme gelir. Bu nedenle, ilgili suç tipleriyle birlikte okunması gerekir:

  • TCK 188 (imal ve ticaret): Ticarete iştirak eden kişinin bildirimi (TCK 192/1), ağır cezalı bu suçlarda cezasızlık sağlayabildiğinden, sonucu en çok değiştiren senaryodur.
  • TCK 190 (kullanımı kolaylaştırma): Bu suça iştirak eden kişiler bakımından da, koşulları oluştuğunda etkin pişmanlık hükümleri değerlendirilir.
  • TCK 191 (kullanmak için bulundurma): Kullanıcının kaynağı bildirmesi (TCK 192/2) ve gönüllü tedavi başvurusu (TCK 192/4), doğrudan bu suçla ilgilidir.

Bu yoğun ilişki nedeniyle, somut bir olayda hangi suç tipinin söz konusu olduğu ve etkin pişmanlığın hangi fıkrasının uygulanabileceği birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin bir olayın TCK 188 mi yoksa TCK 191 mi kapsamında olduğu, etkin pişmanlığın hangi biçiminden yararlanılacağını da etkiler.

Bu durum, uyuşturucu suçlarının bir bütün olarak birbirine bağlı bir sistem oluşturduğunu bir kez daha gösterir. Ele geçirilen maddenin kişisel kullanım için mi yoksa ticaret için mi bulundurulduğu belirlenmeden, ne uygulanacak suç tipini ne de etkin pişmanlığın hangi fıkrasının devreye gireceğini kesin olarak söylemek mümkün olur. Bu nedenle, TCK 192’yi değerlendirirken olayın hangi temel suça dayandığının doğru saptanması ilk adımdır. Bölümdeki tüm suç tiplerine genel bir bakış için Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı rehberimizden de yararlanabilirsiniz.

Etkin Pişmanlığın Benzer Kurumlardan Farkı

Uygulamada etkin pişmanlık, uyuşturucu suçlarına özgü diğer lehe kurumlarla karıştırılabilir. Aşağıdaki tablo, temel farkları özetler:

KurumTemel İşleviUygulandığı Suç
Etkin pişmanlık (TCK 192)Bildirim/yardım/tedavi ile cezasızlık veya indirimTCK 188, 190, 191
Kamu davasının ertelenmesi + denetimli serbestlikKullanıcıyı denetim ve tedavi süreciyle cezaevi dışında tutmaYalnızca TCK 191
Adli para cezası / seçenek yaptırımlarHapis cezasının koşullarla paraya/seçenek yaptırıma çevrilmesiKoşulları uygun mahkûmiyetlerde

Görüldüğü gibi etkin pişmanlık; kullanıcıya özgü erteleme ve denetimli serbestlik rejiminden farklı olarak, hem ticaret hem kullanma suçlarında uygulanabilir ve failin aktif bir katkısını (bilgi verme, yardım etme veya tedaviye yönelme) şart koşar. Mahkûmiyet halinde ise ayrıca adli para cezası veya diğer seçenek yaptırımlar gündeme gelebilir.

Bu kurumların birbirini dışlamadığını da vurgulamak gerekir. Örneğin TCK 191 kapsamındaki bir kullanıcı, hem etkin pişmanlık hükümlerinden hem de kendi suçuna özgü erteleme ve denetimli serbestlik rejiminden, koşulları oluştuğu ölçüde ayrı ayrı söz edebilir. Hangi yolun kişinin lehine olduğu, somut olayın koşullarına göre değişir. Bu nedenle, mevcut tüm lehe imkânların bir arada değerlendirilmesi, en isabetli stratejinin belirlenmesi açısından önemlidir.

Etkin Pişmanlık Nasıl İleri Sürülür ve İspatlanır?

Etkin pişmanlık, dosyaya kendiliğinden yansıyan bir durum değildir; kişinin somut bir davranışıyla (bilgi verme, yardım etme veya tedaviye başvurma) ortaya konması ve bu davranışın kayda geçirilmesi gerekir. Uygulamada bu davranış, çoğu zaman soruşturma aşamasında kolluğa veya Cumhuriyet savcılığına yapılan beyanlarla ya da kovuşturma aşamasında mahkemeye sunulan açıklamalarla gündeme gelir. Beyanın tutanağa geçirilmesi, hangi bilginin ne zaman verildiğinin ve bu bilginin sonucunun (yakalama/ele geçirme) belgelenmesi, ileride etkin pişmanlığın kabulü açısından belirleyici olur.

Bu noktada zamanlama ve içerik kadar, beyanın doğru biçimde ve bilinçli olarak yapılması da önemlidir. Yanlış zamanlanmış, eksik veya kişinin kendi hukuki durumunu gereksiz yere ağırlaştıran bir beyan, hem beklenen etkin pişmanlık sonucunu sağlamayabilir hem de aleyhe delil doğurabilir. Bu nedenle, etkin pişmanlık yoluna başvurmadan önce, verilecek bilginin kapsamının ve olası sonuçlarının bir avukatla birlikte değerlendirilmesi güçlü biçimde önerilir. Susma hakkı da dâhil olmak üzere sahip olunan hakların bilinciyle hareket etmek, sürecin en kritik anlarındandır.

Etkin pişmanlığın koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, nihai olarak soruşturma ve kovuşturma makamlarınca değerlendirilir. Verilen bilginin “işe yarar” olup olmadığı, yardımın gönüllülüğü ve zamanlaması gibi hususlar dosyadaki delillerle birlikte ele alınır. Bu değerlendirmenin lehe sonuçlanması için, sürecin baştan doğru yönetilmesi büyük önem taşır.

Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık, doğru kullanıldığında cezasızlığa kadar varabilen güçlü bir imkân olsa da, hatalı bir adımın telafisi çoğu zaman mümkün olmaz. Bir beyanın geri alınması, sonucu değiştirmeyebilir. Bu nedenle, TCK 188, 190 veya 191 kapsamında bir süreçle karşı karşıya olan kişilerin, etkin pişmanlık dâhil tüm seçeneklerini değerlendirmek için erkenden ceza hukuku alanında hukuki destek almaları önerilir. Böylece hem etkin pişmanlığın sağladığı imkânlardan doğru biçimde yararlanılabilir hem de kişinin kendi hukuki durumunu ağırlaştırabilecek adımlardan kaçınılmış olur.

Uyuşturucu Suçların Etkin Pişmanlık Hakkında Yargıtay Kararları ve Analizleri

Borç Tahsilatı Savunmasıyla Tevil Yollu İkrar Etkin Pişmanlık İndirimi Sağlamaz

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2024/51 E. – 2025/47 K., 05.02.2025 T.

Kararın Özeti

Kolluk tarafından yürütülen fiziki takip neticesinde, ticari taksisi ile müşteri gibi aldığı tanığa 200 TL karşılığında metamfetamin sattığı tespit edilen sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan dava açılmıştır. Sanık, suç üstü operasyonunun andından üzerinde ele geçirilen 200 TL’nin uyuşturucu parası olmadığını, tanığın kendisine olan eski taksi borcuna karşılık bu ödemeyi yaptığını savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, sanığın bu beyanını “suçu tevil yollu ikrar ederek kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ettiği” gerekçesiyle TCK’nın 192/3. maddesi kapsamında etkin pişmanlık indirimi unsuru olarak görmüş ve cezayı düşürmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise dosyadaki somut deliller (fiziki takip, canlı teşhis, HTS ve Whatsapp kayıtları) karşısında suçun zaten hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlandığını, sanığın borç savunmasının suçun ortaya çıkmasına hizmet eden bir bilgi niteliği taşımadığını belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu bozma gerekçesinde, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için failin verdiği bilgilerin doğru, yapılan hizmet ve yardımın ise sonuca etkili ve yararlı olması gerektiğini anımsatmıştır. Somut olayda, narkotik ekiplerinin yürüttüğü istihbarat çalışması, eş zamanlı fiziki takip, tanığın araca biniş ve iniş periyodu, durdurulan tanığın üzerinden uyuşturucu çıkması ve kolluktaki müdafi huzurundaki net teşhisi ile suç zaten sübuta ermiştir. Sanık ile tanık arasındaki telefon ve Whatsapp trafikleri de bu alışveriş kronolojisini doğrulamaktadır. Sanığın aşamalarda öne sürdüğü “Tanığın bana 600 TL taksi borcu vardı, bu 200 TL’yi borcundan düşmek için verdi” şeklindeki tevil yollu savunması, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması sürecine hiçbir katkı sağlamamıştır. Suçun delilleriyle birlikte tamamen aydınlatıldığı bir aşamada, sorumluluktan kurtulmaya yönelik bu soyut savunmanın etkin pişmanlık kapsamında bir “yardım ve hizmet” olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

“…sanığın aşamalarda; kendisine 600 TL taksi borcu bulunan tanığın, borcundan düşmesi için 200 TL verdiğini söylemesinin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun ortaya çıkmasında sonuca etkili bir bilgi açıklaması niteliğinde olmadığının, bu nedenle sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığının kabulü gerekmektedir.”

Değerlendirme

Bu karar, uyuşturucu ticareti davalarında sıkça suistimal edilen tevil yollu ikrarlar ile TCK’nın 192/3. maddesindeki etkin pişmanlık müessesesinin sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Yargı pratiğinde zaman zaman “hiç değilse parayı/teması kabul etti, yargılamayı kolaylaştırdı” mantığıyla faillere haksız ceza indirimleri uygulanabilmektedir. Ancak Ceza Genel Kurulu, kanun koyucunun amacının suçla mücadeleyi zaafa uğratacak suistimallere izin vermek olmadığını açıkça ortaya koymuştur.

Etkin pişmanlık bir ödüllendirme mekanizmasıdır ve bu ödülün hak edilmesi için adli makamların elinde bulunmayan, suçun niteliğini değiştirecek ya da fail/ortakların yakalanmasını sağlayacak “nitelikli ve yararlı” bir bilgi sunulması şarttır. Kolluğun fiziki takiple sabitlediği, uyuşturucu alıcısının net beyan ve teşhisle ortaya koyduğu suçüstü benzeri bir tabloda, sanığın suçun unsurlarını inkar edip olayı sıradan bir borç-alacak ilişkisi gibi göstermesi bir ikrar veya yardım değil, cezadan kurtulma taktiğidir. Yargıtay bu içtihadıyla, suçun ispatı için sanığın beyanına ihtiyaç duyulmayan hallerde, cezayı kuşa çeviren yapay etkin pişmanlık uygulamalarının önüne geçmiş ve ceza adaletini korumuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2024/51 E. – 2025/47 K., 05.02.2025 T. Tam Metni

“İçtihat Metni”

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 1766-1154


I. HUKUKÎ SÜREÇ
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanığın, 5273 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3, 52/2-4, 53, 55, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.04.2021 tarihli ve 99-149 sayılı hükmün, sanık müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince 20.05.2021 tarih ve 872-669 sayı ile;
“1- Hükmün, TCK’nın 188/4-a maddesinin uygulanmama gerekçesine ilişkin ikinci fıkrasından sonra gelmek ve ayrı bir fıkra olmak üzere; ‘Hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, tanık …’dan, ticarete konu uyuşturucunun bedeli olan 200 TL’yi aldığını söylemek suretiyle suretiyle üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar eden sanığın, kendi suçunun ortaya çıkmamına yardım ve hizmet ettiği anlaşıldığından, yardım ve hizmetin niteliğine göre cezasından taktiren 1/3 oranında indirim yapılarak sanığın, 6 yıl 8 ay hapis ve 666 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,’ ibaresinin eklenmesi suretiyle;
2- Hükmün, TCK’nın 52/2. maddesinin tatbiki ile gün cinsinden adli para cezasının parasal değere çevrilmesine ilişkin dördüncü fıkrasındaki, ‘1000 gün’ ve ‘(20×1000)=20.000 TL adli para’ ibarelerinin hüküm fıkrasından ayrı ayrı çıkarılması ve yerlerine aynı sıra ile ‘666 gün’ ve ‘(20×666)=13.320,00 TL karşılığı adli para’ ibaresinin yazılması suretiyle,
3- Hükmün, netice cezanın belirlendiği beşinci fıkrasındaki ’10 yıl hapis ve 20.000 TL adli para’ ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine; ‘6 yıl 8 ay hapis ve 13.320,00 TL adli para’ ibaresinin yazılması suretiyle,
Diğer yanları usul ve yasaya uygun bulunan hükmün…” denilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Söz konusu hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 24.11.2021 tarih ve 15337-12369 sayı ile;
“1- CMK’nın 280/1-a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince ‘İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine’ karar verilebileceği düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünden sonra sanık yönünden TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanmasına karar verilebilmesi için CMK’nın 280/1-g. maddesi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirmesi yapıldıktan sonra eylemin kabulüne göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
2- Tüm dosya kapsamına göre; sanığın beyanlarının kendi suçunu ortaya çıkarması yönünden bir etkisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında şartları oluşmadığı halde TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde 25.02.2022 tarih ve 126-256 sayı ile; “…Açılan duruşma ve dosyada yeniden yapılan inceleme sonunda; sanığın, kendisine ait taksi ile tanığı olay yerinden aldıktan kısa bir süre sonra tekrar aynı yere bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, tanık …’ın, sanıktan uyuşturucu madde satın aldığına dair kolluk ifadesinin avukat huzurunda alınmış olması, olay öncesi yapılan telefon görüşmeleri ve sanığın 200 TL parayı tanıktan aldığını kabul etmesi karşısında, atılı suçun sübut bulmadığı yönündeki istinaf itirazları ile savunmalar yerinde görülmemiş ancak; fiziki takip sırasında alışverişin görülmemiş olması, sanığın üzerinde veya arabasında uyuşturucu maddeye rastlanmaması, sanık hakkında yapılmış teknik takibin de bulunmaması hususları birlikte nazara alındığında, hakkında mahkumiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, tanık …’dan, ticarete konu uyuşturucunun bedeli olan 200 TL’yi aldığını söylemek suretiyle üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar eden sanığın, kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği anlaşıldığından, cezasında etkin pişmanlık hükümleri gereği indirim yapılması gerektiğinin kanaatine varıldığından…” gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar vermiştir.
Hükmün Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 20.04.2022 tarih ve 5625-5189 sayı ile; “…Direnme kararında bozma nedenlerinin tartışılmış olması, ilk kararda yer almayan daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulması karşısında, karar, şeklen direnme gibi görünse de özde ilk karar mahiyetinde olduğundan, direnme kararının bozmaya eylemli uyma olarak kabulü ile temyizen inceleme görevinin Yargıtay Ceza Dairesine ait olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;” şeklindeki açıklama ile; “Tüm dosya kapsamına göre; sanığın beyanlarının kendi suçunu ortaya çıkarması yönünden bir etkisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında şartları oluşmadığı halde TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince ise 09.09.2022 tarih ve 1766-1154 sayı ile; “Açılan duruşma ve dosyada yeniden yapılan inceleme sonunda; sanığın, kendisine ait taksi ile tanığı olay yerinden aldıktan kısa bir süre tekrar aynı yere bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, tanık …’ın, sanıktan uyuşturucu madde satın aldığına dair kolluk ifadesinin avukat huzurunda alınmış olması, olay öncesi yapılan telefon görüşmeleri ve sanığın 200 TL parayı tanıktan aldığını kabul etmesi karşısında, atılı suçun sübut bulmadığı yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak; fiziki takip sınasında alışverişin görülmemiş olması, sanığın üzerinde veya arabasında uyuşturucu maddeye rastlanmaması, sanık hakkında yapılmış teknik takibin de bulunmamasıhususları birlikte nazara alındığında, hakkında mahkumiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, tanık …’dan, ticarete konu uyuşturucunun bedeli olan 200 TL’yi aldığını söylemek suretiyle üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar eden sanığın, kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği anlaşıldığından, cezasında etkin pişmanlık hükümleri gereği indirim yapılması gerektiği…” gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2022 tarihli ve 127644 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 10.01.2024 tarih ve 15138-279 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. UYUŞMAZLIK KONUSU
Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
30.10.2020 tarihli fiziki takip ve olay tutanağına göre; Adana İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Amirliği görevlilerince, uyuşturucu madde ticareti yapan şahısların tespitine ve yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında 03.10.2020 tarihinde saat 19.30 sıralarında; ** T **** plaka sayılı ticari taksinin şoförü … adlı şahsın, Çınarlı Mahallesi, … Caddesi üzerinde bulunan … adlı otelin çevresinde uyuşturucu madde sattığı, telefon ile irtibat kurduğu uyuşturucu madde kullanıcılarıyla söz konusu otelin yakınlarında buluştuğu bilgilerinin elde edildiği, görevlilerce aynı gün saat 19.55 sıralarında, … Caddesine gidilip burada faaliyet gösteren söz konusu otelin çevresinde araştırmalara başlandığı, saat 20.05 sıralarında ** T **** plaka sayılı ticari taksinin … Sokak ile … Caddesinin kesiştiği yere gelip durduğunun, araç şoförünün telefonda görüşme yaptığının, bu esnada cadde üzerindeki bir bayanın da telefonda görüşme yapıp etrafına bakarak söz konusu taksiye doğru yürüdüğünün ve aracın yanına geldiğinde telefonu kapatıp sağ ön koltuğa oturduğunun, ticari taksinin … Caddesi istikametine doğru hareket ettiğinin, bir süre anılan caddenin ara sokaklarında ilerleyen aracın, saat 20.20 sıralarında tekrar 61003 Sokak ile … Caddesinin kesiştiği yere gelip durduğunun, ardından bayanın araçtan indiğinin ve ticari taksinin … Caddesine doğru hareket ettiğinin görüldüğü, taraflar arasında ticari taksinin içinde uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştirildiğini değerlendiren görevlilerce, fiziki takibe son verilip eş zamanlı olarak ticari taksinin ve cadde üzerinde yürüyen bayanın durdurulduğu, yapılan kimlik kontrolleri neticesinde taksi şoförünün sanık …, araçtan inen bayanın ise tanık … olduğunun tespit edildiği, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulan tanığın, göğüs kısmından çıkardığı daralı ağırlığı 0,40 gram gelen, bir paket hâlindeki suç konusu uyuşturucu maddeyi görevlilere teslim ettiği, görevlilerce uyuşturucu madde muhafaza altına alındıktan sonra sanık ile tanığın emniyete götürüldüğü, burada tanığın görevlilere; “Siz beni yakalamadan kısa bir süre önce, ismini … olarak bildiğim taksi şoföründen, 200 TL karşılığında uyuşturucu madde aldım. Daha önce de bu şahıstan bir kez uyuşturucu madde almıştım.” dediği, konu hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının talimatına ve yazılı arama emrine istinaden görevlilerce sanık ile tanığın üzerinde ve ** T **** plaka sayılı ticari takside yapılan aramalarda; araçta herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı, tanığın üst aramasında 0*** *** ** ** numaralı hattın takılı olduğu Samsung marka telefonunun, sanığın üst aramasında ise dört adet 50 TL olmak üzere toplam 200 TL ile 0*** *** ** ** numaralı hattın takılı olduğu Xiaomi marka telefonunun ele geçirildiği, Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma, tanık hakkında ise kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapıldığı, Adana 2. Sulh Ceza Hakimliğince 04.10.2020 tarih ve 2020/5324 sayı ile, suç konusu uyuşturucu maddeye ve sanıktan ele geçirilen 200 TL’ye CMK’nın 127 ve 128. maddeleri uyarınca el konulmasına, sanık ile tanığın kullandığı cep telefonları ve hatlar üzerinde CMK’nın 134. maddesi gereğince inceleme yapılmasına karar verildiği,
Adana Kriminal Polis Laboratuvarının 23.12.2020 tarihli raporuna göre; ele geçirilen 0,3 gram beyaz renkli katı madde parçalarının, net 0,21 gram metamfetamin içerdiği,
Adana İl Emniyet Müdürlüğü Parmak İzi Geliştirme Laboratuvarı Büro Amirliğinin 04.12.2020 tarihli raporunda; ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddelerin içinde bulunduğu materyaller üzerinde herhangi bir vücut izine rastlanılmadığının belirtildiği,
Kolluk tarafından düzenlenen 04.10.2020 tarihli canlı teşhis tutanağına göre; beş (5) ayrı kişi arasından ve ayna cam arkasından müdafii huzurunda iki kez yaptırılan teşhiste tanık …’ın; “Uyuşturucu maddeyi 200 TL karşılığında üç (3) ve beş (5) numaralarda bulunan şahıstan satın aldım. Daha önce de bir kez aynı kişiden uyuşturucu madde aldım.” şeklinde beyanda bulunarak sanığı teşhis ettiği,
Adana Adli Tıp Grup Başkanlığının 26.10.2020 tarihli uzmanlık raporunda; sanığın kan ve idrar örneklerinde uyuşturucu maddelerden amfetamin ve metamfetamin tespit edildiğinin belirtildiği,
Dosyada yer alan HTS kayıtlarına göre; suç tarihi olan 03.10.2020 tarihinde, tanık adına kayıtlı olan 0*** *** ** ** numaralı hattan, sanık adına kayıtlı olan 0*** *** ** ** numaralı hattın arandığı, söz konusu görüşmenin 8 saniye sürdüğü,
Kovuşturma evresinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; tanığa ait Samsung marka telefonun rehber bölümünde, sanığın kullandığı 0*** *** ** ** numaralı hattın “Taksi …” şeklinde kayıtlı olduğunun, tanığın kullandığı 0*** *** ** ** numaralı hat ile sanığın kullandığı 0*** *** ** ** numaralı hat arasında Whatsapp üzerinden 03.10.2020 tarihinde saat 16.45’te “Abi ben orada beklemem, otelin oradayım.” ve “… Taksi ile iletişime geçtiğiniz için teşekkürler. Size nasıl yardımcı olabiliriz?”, saat 16.46’da “Abi sana ben çoktan çıkıyorum dedim.”, saat 16.47’de “Geri döndüm. Müşteri aldım.”, saat 16.57’de “Abi nerede kaldın.” ve “Benim hemen gitmem gerekiyor.”, saat 16.59’da ise “5 dakika.” şeklinde yazışmaların, saat 14.10, 15.16, 16.22, 16.42 ve 17.04’de görüşmelerin gerçekleştirildiğinin belirtildiği,
Anlaşılmaktadır.
Tanık … şüpheli sıfatıyla müdafii eşliğinde kollukta; Adana’nın merkez ilçesi olan Seyhan’da, … Mahallesi, …. Sokak, No: … sayılı adreste ikamet ettiğini, işçi olarak çalıştığını ve aylık ortalama 2400 TL kazandığını, ara sıra metamfetamin kullandığını, söz konusu maddeyi taksi şoförlüğü yapan sanıktan temin ettiğini, olay günü telefon ile sanığı arayıp tarif ettiği adrese gelmesini söylediğini, bir süre sonra sanığın kullandığı ticari taksinin söz konusu yere gelmesi üzerine, aracın sağ ön koltuğuna oturduğunu, sanığa; “Abi işim var, hemen gideceğim.” dediğini, kurduğu bu cümlenin aslında; “Uyuşturucu maddeyi hemen ver.” anlamına geldiğini, sanığın; “Bir tur atalım.” şeklinde cevap vermesinden sonra hareket ettiklerini, ara sokaklarda ilerledikleri sırada, sanıktan 200 TL karşılığında suç konusu uyuşturucu maddeyi aldığını, ardından buluştukları, yani taksiye bindiği yere geri geldiklerini, araçtan inip cadde üzerinde yürüdüğü esnada görevlilerce durdurulduğunu, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığını soran görevlilere, kendi rızasıyla suç konusu uyuşturucu maddeyi teslim ettiğini, sanıktan geçmişte de bir kez uyuşturucu madde satın aldığını,
Mahkemede; olay tarihinde işlerini hâlletmek için çarşıya gittiğini, işlerini bitirdikten sonra eve gitmek için sanığı arayıp “… Abi gelir misin? Gideceğiz.” dediğini, … Caddesinde bulunan otelin tam karşısında sanığın şoförlüğünü yaptığı taksiye bindiğini, sanıktan kendisini evinin bulunduğu yer olan Kiremithane’ye götürmesini istediğini, söz konusu yere doğru ilerledikleri esnada, telefon ile kendisini arayan eniştesinin; “Başka taksiye para verme, ben seni götüreceğim.” dediğini, eniştesinin üst üstte araması nedeniyle sanığa; “… Abi, beni geri bırakır mısın? Eniştem çağırıyor.” dediğini, bunun üzerine taksiye bindiği yere geri geldiklerini, araçtan inmeden önce sanığa 200 TL verdiğini, daha önceki bir tarihte kendisini Urfa’ya götüren sanığa 600 TL borcu bulunduğunu, 200 TL’yi borcundan düşmesini istediğini, araçtan indikten kısa bir süre sonra görevlilerce durdurulduğunu, görevlilere teslim ettiği uyuşturucu maddeyi sanıktan satın almadığını, söz konusu maddeyi olay günü Kabaktepe’de bulunduğu sırada, açık kimlik bilgilerini bilmediği bir şahıstan aldığını, Kabaktepe’deki şahıslardan korktuğu için emniyetteki ifadesinde uyuşturucu maddeyi sanıktan aldığını söylediğini, daha sonra ifadesini değiştirmesi hâlinde sanığın kendisini affedebileceğini düşündüğünü, mahkemedeki beyanlarının doğru olduğunu, sanıktan kendisini Yeşilevler’e ya da Sarıçam’a bırakmasını istemediğini, bu yönde bir beyanda bulunmadığını, Kiremithane’de ikamet ettiğini,
Tutanak düzenleyici tanık … mahkemede; olay tarihinde ** T **** plaka sayılı ticari taksinin şoförü olan sanığın, … Caddesi üzerinde uyuşturucu madde sattığına dair bilgi elde ettiklerini, bunun üzerine söz konusu caddeye gidip çevrede araştırma yapmaya başladıklarını, bir süre sonra sanığın kullandığı ticari taksinin 61003 Sokak ile … Caddesinin kesiştiği yerde durduğunu, araçtan inmeyen sanığın telefonda görüşme yaptığını, bu esnada cadde üzerindeki tanığın da telefonda görüşme yaparken söz konusu taksiye doğru yürüdüğü, tanığın aracın yanına geldikten sonra, telefon görüşmesini sonlandırıp sağ ön koltuğa oturduğunu, bunun üzerine ticari taksinin … Caddesi istikametine doğru hareket ettiğini, bir süre anılan caddenin ara sokaklarında dolaştığını, ardından aracın tekrar 61003 Sokak ile … Caddesinin kesiştiği yere gelip durduğunu ve tanığın araçtan indiğini gördüklerini, taraflar arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştirildiğini değerlendirip eş zamanlı olarak hem ticari taksiyi hem de cadde üzerinde yürüyen tanığı durdurduklarını, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığını sordukları tanığın, kendi rızasıyla göğüs kısmından çıkardığı suç konusu uyuşturucu maddeyi kendilerine teslim ettiğini, tanık ile sanığı emniyete götürdüklerini, tanık ile yaptıkları şifahi görüşmede kendilerine suç konusu uyuşturucu maddeyi 200 TL karşılığında sanıktan satın aldığını, daha öncesinde de bir kez sanıktan uyuşturucu madde aldığını söylediğini, olay saati itibarıyla havanın karanlık ve aracın camlarının filmli olması nedeniyle araç içinde yaşananları göremediklerini, altında imzası bulunan olay tutanağının doğru olduğunu,
Tutanak düzenleyici tanık… mahkemede; olay günü sanık hakkında uyuşturucu madde sattığına dair istihbarat bilgisi elde ettiklerini, bunun üzerine … Caddesine gidip söz konusu cadde üzerinde bulunan otelin yakınlarında araştırma yapmaya başladıklarını, bir süre sonra sanığın kullandığı ticari taksinin cadde üzerinde durduğunu ve tanığın da araca doğru yürüdüğünü gördüklerini, ardından sanık ile tanığın faaliyetlerini izlemeye başladıklarını, taksinin ara sokaklarda tur attıktan sonra, tekrar tanığın araca bindiği yere geri geldiğini, tanık araçtan indikten sonra operasyon kararı aldıklarını, kendisinin içinde bulunduğu grubun sanığın kullandığı aracı, diğer görevlilerin ise cadde üzerinde yürüyen tanığı durdurduğu, tanığın kendi rızasıyla suç konusu uyuşturucu maddeyi teslim ettiğini diğer görevlilerden öğrendiğini, taksinin içinde uyuşturucu madde alışverişi yapıldığına ilişkin herhangi bir gözlemlerinin bulunmadığını, altında imzası bulunan olay tutanağının doğru olduğunu, ifade etmişlerdir.
Sanık kollukta; evli olup bir çocuğunun bulunduğunu, ** T **** plaka sayılı ticari taksinin şoförlüğü yaparak geçimini sağladığını, aylık 5000 TL kazandığını, uyuşturucu maddelerden esrar ile ateş buz olarak tabir edilen maddeyi kullandığını, söz konusu maddeleri arkadaş çevresinden ve sokak satıcılarından temin ettiğini, arkadaşlarından temin ettiği esrara para ödemediğini, adı kayıtlı olan 0*** *** ** ** numaralı hattı yaklaşık iki yıldır kullandığını, müşterisi olan tanık …’ı tanıdığını, adı geçenin sık sık kendisiyle yolculuk yaptığını, olay günü tanık ile iki ya da üç defa telefonda görüştüğünü, taksi ihtiyacı için kendisini arayan tanığın; “Nerede kaldın?” şeklinde sorular sorduğunu, bu görüşmelerin tanığın araca binmesinden önce gerçekleştiğini, tanığın cadde üzerinde aracına bindiğini, tanık ile birlikte çarşıda bir tur attıktan sonra tekrar aynı yere geri geldiğini, ardından tanığın 200 TL verip araçtan indiğini, kendisine toplam 600 TL borcu bulunan tanığın, 200 TL’yi borcundan düşmesini istediğini, söz konusu paranın uyuşturucu madde ile bir ilgisinin bulunmadığını, tanığın kendisine iftira attığını, isnat edilen suçlamayı kabul etmediğini, tanığa uyuşturucu madde satmadığını,
Sorguda; olay günü müşteri almak için Atilla Altıkat Köprüsünün olduğu yere gittiğini, araca binen tanığın; “Sevgilimle kavga ettim. Eşyalarımı almak için Sarıçam’a gideceğiz.” dediğini, kendisine toplam 560 TL borcu bulunan tanığın 200 TL verip “Geri kalan borcumu parça parça, birkaç gün içinde vereceğim.” dediğini, araç ile tanığın belirttiği adrese gittikleri, tanığın eşyalarını almasından sonra geri döndüklerini, tanığın araçtan inmesinden kısa bir süre sonra görevlilerce durdurulduğunu,
Mahkemede; olay tarihinde kendisini arayan tanığın, Sarıçam’da olduğunu belirtip bulunduğu yere gelmesini istediğini, bir saatten önce gelemeyeceğini söylemesi üzerine tanığın; “Acilen çıkmam gerekiyor, beni çarşıdan alırsın.” dediğini, aracıyla Yeşilevler istikametinden çarşıya doğru ilerlediği esnada, tanığın tekrar arayıp bulunduğu yeri tarif ettiğini, bunun üzerine söz konusu yere gittiğini, araca binen tanığın, önce Yeşilevler’e gitmek istediğini söylediğini, ancak hareket ettikten kısa bir süre sonra “Sarıçam’a doğru gidelim, eşyalarımı aldıktan sonra Yeşilevler’e geri dönelim.” dediğini, Sarıçam istikametine doğru ilerledikleri sırada birileriyle mesajlaşan tanığın; “Eniştem ile görüştüm, çarşıda olduğunu söyledi, beni tekrar aldığın yere bırak.” dediğini, bu konuda tanığın ısrarcı olduğunu, bunun üzerine tanığın araca bindiği yere geri döndüğünü, kesinlikle ara sokaklarda dolaşmadığını, tanığın araçtan inmeden önce kendisine 200 TL verip toplam 600 TL olan birikmiş taksi borcundan düşmesini istediğini, tanık araçtan indikten kısa bir süre sonra görevlilerce durdurulduğunu, yapılan aramada üzerinde ve aracında herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını,
Savunmuştur.
IV. GEREKÇE
A.İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçları 5237 sayılı TCK’nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü bölümünün 188 ve 191. maddelerinde hüküm altına alınmıştır.
5237 sayılı TCK’nın uyuşturucu veya uyarıcı madde imâl ve ticareti ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçlarında etkin pişmanlığı düzenleyen 192. maddesinin suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan hâli şöyledir;
“(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.
(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz”.
Maddenin gerekçesinde de; “Maddede, uyuşturucu veya uyarıcı maddelere ilişkin suçlar bakımından özel bir pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, diğer suç ortakları ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerler hakkında bilgi vermesi ve verilen bilginin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir. Bu düzenlemede, etkin pişmanlık cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir şahsî sebep olarak kabul edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçu ile ilgili olarak etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Burada da etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiği hususunda soruşturma makamlarına bilgi vererek, suçluların yakalanmalarını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması gerekir. Bu koşullar altında etkin pişmanlık gösteren kişi hakkında cezaya hükmolunmaması kabul edilmiştir.
Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir.
Maddenin dördüncü fıkrasında, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi açısından özel bir etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlamadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezalandırılmaz” açıklamalarına yer verilmiştir.
5237 sayılı TCK’da etkin pişmanlık başlığı altında yapılan düzenlemede, eylem suç olmaktan çıkmamakta, duyulan pişmanlık ve eylemin sonuçlarının bir kısmının bertaraf edilmesi nedeniyle faile ceza verilmemek veya verilecek cezadan indirim yapılmak suretiyle cezayı kaldıran ya da azaltan bir durum söz konusu olmaktadır.
Uyuşturucu madde suçları, tehlike suçu olup korunan hukuki yarar genel kamu esenliğidir. Bu nedenle kanun koyucu, uyuşturucu madde ticareti yapan faillerin kimliklerinin ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı yerin bu suçu işleyen failler tarafından bildirilmesi hâlinde, faillerin veya suça konu maddelerin ele geçirilmesine, dolayısıyla genel kamu esenliğini korumaya yönelik olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçuyla mücadeleye katkıda bulunan suç faillerine verilecek cezadan indirim yapılmasını öngörmüştür. Nitekim bu husus Ceza Genel Kurulunun 22.10.1990 tarihli ve 231-250, 20.12.1993 tarihli ve 301-338, 16.05.2000 tarihli ve 72-106 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu suçlarla ilgili uygulamada en çok karşılaşılan hâl olan, sanığın eylemi yetkili mercii tarafından haber alındıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunmasına ilişkin TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrası üzerinde durulmalıdır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti eylemine iştirak etmiş olan veya kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kimsenin, suçun işlendiğinin resmî makamlar tarafından haber alınmasından sonra, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi verilen cezadan indirim nedeni olup etkin pişmanlığın bu hâli aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâlinden zaman itibarıyla ayrılmaktadır. Cezasızlık durumunda resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce ihbar ve yardım yapılması gerekirken, 3. fıkrada düzenlenen ve indirim nedeni olarak kabul edilen etkin pişmanlıkta resmi makamlarca haber alınmasından sonra işbirliği aranmaktadır.
Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre, TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:
1-Fail TCK’nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.
2-Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.
3-Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır.
4-Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir.
5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir.
6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır.
Etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, uygulamada en çok tereddüt yaşanan 5 ve 6. bentlerinde yer alan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. Failin etkin pişmanlık nedeniyle indirimden yararlanabilmesi için kendi suçunun ortaya çıkmasına ya da suç ortaklarının yakalanmasına yardım ve hizmet etmiş olması gerekmektedir.
Maddede belirtilen suç ortakları kavramı geniş yorumlanmalı, sadece TCK’nın 37, 38 ve 39. maddeleri anlamında suça iştirak edenler değil, uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen herhangi bir kimse olarak anlaşılmalıdır. Yakalanması sözcüğü de, suç ortaklarının yakalanması ya da kim olduğunun belirlenmesi olarak kabul edilmelidir. Failin indirimden yararlanabilmesi için; suç ortağının veya uyuşturucu maddeyi satın aldığı ya da sattığı kişinin veya başka bir uyuşturucu madde suçunu işleyen şahsın yakalanmasına, kim olduğunun belirlenmesine katkıda bulunmasının yanı sıra ortaya çıkartılan suçun failin işlediği suça eşdeğer veya daha ağır bir suç olması gerekmektedir. Failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi için hem suçun meydana çıkmasına hem de fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesine gerek yoktur. Bunlardan birinin yapılması yeterlidir. Maddede yer alan ve bağlacının veya olarak anlaşılması gerekir. Öğreti ve Yargıtayın yerleşik kabulü de bu şekildedir.
Failin kendi suçunun ya da suç ortaklarının ortaya çıkmasına yönelik olarak verdiği bilginin yardım ve hizmet niteliğinde kabul edilebilmesi için, hizmet ve yardımın konusu olan bilgilerin doğru olmasının yanında, hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olması da gerekmektedir. Buna göre, yakalanan kimsenin uyuşturucu maddeyi açık kimliğini bilmediği bir şahıstan aldığını söylemesi ya da hayalî isimler vermesi veya daha önceden uyuşturucu işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli görülmemeli, failin bildirdiği kişi yakalanmış ise mahkûm edilmiş olması ya da yakalanamamışsa kimliği ve varlığının belirlenmesi, failin bildirdiği kişiye suç atması için bir neden bulunmadığının anlaşılması, mevcut delillerin o kişinin suçluluğunu kabule yeterli bulunması ve verilen bilginin daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olması durumlarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır. Değinilen bu hâllerin dışında, failin üzerinde kullanım miktarı içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde ile yakalanmış olması hâlinde başka bir şekilde satış için hazırlandığı anlaşılmayan maddeyi satmak için bulundurduğunu bildirmesinde de, uyuşturucu ve uyarıcı madde satmak suçundan etkin pişmanlık koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imalinin, ticaretinin ve kullanımının, genel sağlığı bozmanın ötesinde kullanıcısının sağlığını, kişiliğini, toplumsal ilişkilerini tahrip etmesi, genel ahlakı etkilemesi, şiddet içeren birçok suçun kaynağı ve öncüsü, yarattığı ulusal ve uluslararası pazar ağları nedeniyle zorunlu ve öncelikle mücadele edilmesi gerektiren tehlike suçlarından olması ile bu suçların önlenmesi ve ortaya çıkartılmasındaki zorlukları da gözeten kanun koyucu, söz konusu suçlarla daha iyi mücadele edilebilmesi ve daha fazla başarı sağlanabilmesi amacıyla, suç ortaklarını ele veren veya suçun delillerinin ele geçirilmesini sağlayan faili ödüllendirmiştir. Bu kapsamda, gerek cezasızlık nedeni gerekse cezadan indirim sebebi olarak TCK’nın 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılması şeklinde ortaya çıkan, bu suçlarla mücadele edilmesi sırasında karşılaşılan zorlukları aşmaya yönelik bir tercihtir.
Uyuşturucu madde suçlarıyla mücadele kapsamında bu şekilde bir tercihte bulunan kanun koyucu, TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkrasında; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişinin, diğer suç ortaklarını veya suç konusu maddenin saklandığı ya da imal edildiği yerleri merciine haber vermesini, diğer bir anlatımla bu suçların failini, aynı suça katılan veya söz konusu suçu bağımsız olarak işleyen diğer bir faili ya da kendi suçunu ortaya çıkarmasını, aynı maddenin 2. fıkrasında; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vermesi veya kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırmasını, diğer bir ifadeyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun failini ortaya çıkarmasını ya da kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini sağlamasını bir cezasızlık nedeni, aynı maddesinin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasında ise; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ya da uyuşturucu madde imal veya ticareti suçlarını işleyen kişilerin, kendi suçlarının ya da diğer suç ortakları veya söz konusu suçları bağımsız olarak işleyen diğer bir failin suçunun ortaya çıkarılmasına hizmet ve yardım edilmesini cezadan indirim nedeni olarak düzenleme yoluna gitmiştir.
Etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlenmesindeki, genel kamu sağlığının korunması ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesi amacı ile söz konusu maddenin düzenleniş sistematiği dikkate alındığında; failin, TCK’nın 192. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâllerinden yararlanabilmesi için ortaya çıkardığı suçlar arasında bir eş değerlik (denklik) ilişkisi bulunması ya da daha ağır nitelikte bir suçu ortaya çıkarması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasının da bu doğrultuda değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre; TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrası uyarınca cezadan indirim yapılması hâlinin söz konusu olduğu durumlarda, failin kendi suçuna eş değer (denk) ya da kendi suçundan nitelik itibarıyla daha ağır bir suçu ortaya çıkarması veya kendi suçuna eş değer ya da kendi suçundan nitelik itibarıyla daha ağır bir suçun failinin yakalanmasına hizmet ve yardımda bulunması gerekmektedir. Aksinin kabulü, etkin pişmanlık hükümlerinin düzenleniş amacına aykırı olacağı gibi uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarıyla yapılmakta olan mücadeleyi de zaafa uğratacak, söz konusu düzenlemenin suistimaline yol açacaktır. Örneğin; uyuşturucu madde nakletmeyi planlayan ve bu amaçla yüklü miktarda eroin temin eden failin, yakalanma ihtimalini de değerlendirip nakil suçuna başlamadan önce, nakil suçu ile ilgisi bulunmayan ve daha öncesinde kendisine kullanmak için uyuşturucu madde sattığı ve uyuşturucu madde kullandığını bildiği bir şahsa az bir miktarda eroin verip uyuşturucu maddeyi naklederken yakalandığında bu kişinin kimlik ve adres bilgilerini vererek suç konusu madde ile yakalanmasını sağlaması hâlinde uyuşturucu madde nakletme suçundan alacağı cezadan yarı oranına kadar indirim yapılması söz konusu olacağından, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılmasını, uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesini amaçlayan kanun koyucunun iradesinin aksine bir durum ortaya çıkacaktır. Bu durum ceza adaletini zedeleyecek biçimde failin haksız bir ceza indiriminden yararlanılmasının yolunu da açacaktır.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasında, sanığa isnat edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun sübutuna ve kabulüne ilişkin herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı olayda;
Kolluk tarafından uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna yönelik olarak 03.10.2020 tarihinde yapılan çalışmalar esnasında, ** T **** plaka sayılı ticari taksinin sürücülüğünü yapan sanığın, … Caddesi üzerinde bulunan … adlı otelin çevresinde uyuşturucu madde sattığına, telefon ile irtibat kurduğu uyuşturucu madde kullanıcılarıyla söz konusu otelin yakınlarında buluştuğuna ilişkin bilgiler elde edilmesi üzerine görevlilerce aynı gün konu hakkında araştırma yapıldığı sırada eldeki bilgileri teyit edecek şekilde, ** T **** plaka sayılı ticari taksinin 61003 Sokak ile … Caddesinin kesiştiği yere gelip durduğunun ve şoför koltuğunda oturan sanığın telefonda görüşme yaptığının tespit edilmesi, bunun üzerine gerçekleştirilen fiziki takip neticesinde; cadde üzerindeki tanık …’ın telefonda görüşme yaparken söz konusu taksiye doğru yürüdüğünün, aracın yanına geldiğinde telefonu kapatıp sağ ön koltuğa oturduğunun, bunun üzerine ticari taksinin … Caddesi istikametine doğru hareket ettiğinin, kısa bir süre anılan caddenin ara sokaklarında ilerleyen aracın, tekrar 61003 Sokak ile … Caddesinin kesiştiği yere gelip durduğunun, ardından tanığın araçtan indiğinin görülmesi, olay ve fiziki takip tutanağında; taraflar arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştirildiğini değerlendiren görevlilerce durdurulan tanığın, göğüs kısmından çıkardığı bir paket hâlindeki suç konusu metamfetamini görevlilere teslim ettiğinin ve söz konusu maddeyi 200 TL karşılığında sanıktan aldığını söylediğinin, sanığın üst aramasında da dört adet 50 TL olmak üzere toplam 200 TL’nin ele geçirildiğinin belirtilmesi, sanığın idrar ve kan örneklerinde tıpkı suç konusu uyuşturucu maddenin içerdiği gibi metamfetamin etken maddesinin tespit edilmesi, tanığın müdafii eşliğinde kollukta; metamfetamin kullandığını, olay günü telefon ile sanığı arayıp tarif ettiği adrese gelmesini söylediğini, bir süre sonra sanığın kullandığı ticari taksinin söz konusu yere gelmesi üzerine, aracın sağ ön koltuğuna oturduğunu, hareket edip ara sokaklarda ilerledikleri sırada, sanıktan 200 TL karşılığında suç konusu metamfetamini aldığını, ardından taksiye bindiği yere geri geldiklerini ve araçtan indiğini ifade etmesi, tanığın bu yöndeki beyanlarının; gerek tanığa ait cep telefonunda sanığın kullandığı GSM hattının kayıtlı olduğuna ve suç tarihinde sanık ile tanık arasında görüşme gerçekleştirildiğine ilişkin tespitleri içeren bilirkişi raporu ve HTS kayıtlarıyla gerekse fiziki takibi gerçekleştiren tutanak düzenleyici tanıkların beyanları ile doğrulanması, müdafiinin de hazır bulunduğu canlı teşhis işlemine ve buna ilişkin düzenlenen tutanağa göre; tanığın farklı kişilerin içerisinden sanığı gösterip suç tarihinde kendisinden ele geçirilen uyuşturucu maddeyi satın aldığı kişi olarak sanığı teşhis etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığa isnat edilen suçun, gerek tarafların yakalanış biçimi gerekse dosyadaki diğer deliller itibarıyla sabit olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde açık ve kesin bir şekilde ispatlandığının, bu bağlamda sanığın aşamalarda; kendisine 600 TL taksi borcu bulunan tanığın, borcundan düşmesi için 200 TL verdiğini söylemesinin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun ortaya çıkmasında sonuca etkili bir bilgi açıklaması niteliğinde olmadığının, bu nedenle sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin direnme kararına konu hükmünün, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 09.09.2022 tarihli ve 1766-1154 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Sıkça Sorulan Sorular

Uyuşturucu suçunda etkin pişmanlık cezayı tamamen kaldırır mı?

Bazı hallerde evet. Ticarete iştirak eden kişinin veya kullanıcının, resmî makamlar haber almadan önce yaptığı ve sonuç doğuran bildirimlerde ya da soruşturmadan önceki gönüllü tedavi başvurusunda ceza verilmez. Buna karşılık, suç haber alındıktan sonra yapılan yardımlarda ceza tümüyle kalkmaz, yalnızca dörtte birden yarısına kadar indirilir.

Etkin pişmanlıktan yararlanmak için maddeyi kimden aldığını söylemek şart mı?

Kullanıcının cezasızlıktan yararlanabilmesi için (TCK 192/2), maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirmesi ve bu bilginin suçluların yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması aranır. Gönüllü tedavi başvurusu (TCK 192/4) ise böyle bir bildirim gerektirmez.

Tedaviye başvurmak soruşturma açılmasına yol açar mı?

Hayır. Kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurup tedavi isterse ceza verilmez ve bu durumda tedaviyi yürüten kamu görevlileri ile sağlık meslek mensuplarının suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz. Yani tedavi başvurusu bir ihbara dönüşmez.

Etkin pişmanlık ne zamana kadar mümkündür?

Cezasızlık sağlayan hallerde davranışın resmî makamlarca haber alınmadan önce gerçekleşmesi gerekir. Suç haber alındıktan sonra yapılan gönüllü yardım ise cezada indirim sağlar ve en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir.

Etkin pişmanlık ile denetimli serbestlik aynı şey midir?

Hayır. Denetimli serbestlik ve kamu davasının ertelenmesi yalnızca kullanmak için bulundurma suçuna (TCK 191) özgü bir usul rejimidir. Etkin pişmanlık ise hem ticaret hem kullanma suçlarında uygulanabilen, failin bildirim/yardım/tedavi gibi aktif bir katkısına dayanan ayrı bir kurumdur.

Etkin pişmanlıkta verilen bilginin işe yaraması şart mı?

Evet. Bildirime dayalı cezasızlık için, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini gerçekten sağlaması ya da kolaylaştırması aranır. Soyut veya sonuç doğurmayan beyanlar tek başına yeterli olmayabilir.

Uyuşturucu Suçlarında Etkin Pişmanlık Genel Değerlendirme

Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık (TCK 192), doğru zamanda ve doğru biçimde kullanıldığında, hem ticaret hem de kullanma suçlarında sonucu kökten değiştirebilecek bir imkândır. Ticarete iştirak edenin veya kullanıcının zamanında yaptığı ve sonuç doğuran bildirim cezasızlık sağlayabilirken, soruşturmadan önce yapılan gönüllü tedavi başvurusu, madde bağımlılığıyla mücadele eden kişiye hem sağlık hem hukuk yönünden güvenli bir yol sunar. Ancak bu imkânlardan yararlanmanın koşulları teknik ve zamana bağlıdır; özellikle “resmî makamlarca haber alınmadan önce” eşiği belirleyicidir.

Özetle, TCK 192 dört ayrı yol sunar: ticarete iştirak edenin bildirimi (f.1) ve kullanıcının kaynağı bildirmesi (f.2) ile soruşturma öncesi gönüllü tedavi başvurusu (f.4) cezasızlık; suç haber alındıktan sonraki gönüllü yardım (f.3) ise cezada indirim sağlar. Bu yolların ortak paydası, failin kendi iradesiyle ve zamanında attığı somut bir adımdır.

Etkin pişmanlık yollarının somut olayınıza uygulanıp uygulanamayacağı, dosyanızın ayrıntılarına bağlıdır; yanlış zamanlama veya eksik bir beyan, beklenen sonucu ortadan kaldırabilir. Bu nedenle, atacağınız adımları önceden bir avukatla değerlendirmeniz büyük önem taşır.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Avukat Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir