|

Bilgi Vermeme Suçu (TCK-166)

Bilgi Vermeme Suçu

Bilgi vermeme suçu, bir hukuki ilişkiye dayalı olarak elde edilen eşyanın aslında suç yoluyla elde edildiğinin sonradan öğrenilmesine rağmen, yetkili makamlara bildirimde bulunulmamasını cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 166. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Bu suç, bölümdeki diğer suçların çoğundan farklı olarak aktif bir hareketi değil; kanunen yapılması gereken bir bildirimin yapılmamasını, yani bir ihmali cezalandırır.

Bu yazıda; bilgi vermeme suçunun tanımını, ihmal suçu niteliğini, unsurlarını (maddi ve manevi unsur), oluşma koşullarını, suç eşyasının satın alınması suçundan farkını, cezasını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.

Bilgi Vermeme Suçu ile Korunan Hukuki Değer

Bilgi vermeme suçunda korunan değer çok yönlüdür. Bir yandan suçtan zarar görenin malvarlığı korunurken; diğer yandan suçların ortaya çıkarılmasını sağlayarak adli düzen ve kamu menfaati de korunur. Suç yoluyla elde edilen eşyanın varlığından haberdar olan kişinin bunu bildirmesi, hem suçun aydınlatılmasına hem de mağdurun hakkına kavuşmasına katkı sağlar.

Bir İhmal Suçu: Bildirim Yükümlülüğüne Aykırılık

Bilgi vermeme suçunu, bölümdeki diğer suçların çoğundan ayıran en önemli özellik, bunun bir ihmal suçu olmasıdır. İhmali suç, failin aktif bir hareketle değil; hukuken yapması gereken bir davranışta bulunmamasıyla işlenen suçtur. Bu suçta da cezalandırılan, failin bir şey “yapması” değil; öğrendiği bir durumu yetkili makamlara bildirme görevini yerine getirmemesidir. Bu yönüyle suç, suç eşyasının aktif olarak satın alınması veya kabul edilmesi gibi suçlardan ayrılır.

Suçun Unsurları

Bir fiilin bilgi vermeme suçu olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.

Fail

Bu suçun faili, bir hukuki ilişkiye dayalı olarak eşyayı elde etmiş olan kişidir. Yani fail, eşyayı baştan hukuka uygun bir biçimde (örneğin bir alışveriş ya da başka bir hukuki ilişki çerçevesinde) elde etmiştir. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.

Mağdur

Suçun mağduru, eşyanın elde edildiği öncül suçtan zarar gören kişidir. Ayrıca suçun korunan değeri itibarıyla kamu da bu suçtan zarar görür.

Suçun Konusu

Suçun konusu, suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilmiş olan eşyadır. Yani eşyanın gerçekte bir suçtan kaynaklanmış olması gerekir.

Maddi Unsur (Hareket)

Suçun maddi unsuru, eşyanın suç kaynaklı olduğunu öğrenmesine rağmen, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmamaktır. Burada cezalandırılan, aktif bir hareket değil; bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesidir.

Manevi Unsur (Kast)

Bu suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin, eşyanın suç kaynaklı olduğunu öğrenmiş olmasına rağmen bildirimde bulunmama iradesiyle hareket etmesi gerekir. Eşyanın suç kaynaklı olduğunu hiç öğrenmemiş kişi bakımından bu suç oluşmaz.

Suçun Oluşma Koşulları

Bu suçun oluşabilmesi için belirli koşulların bir arada bulunması gerekir.

Eşyanın Hukuki Bir İlişkiyle Elde Edilmiş Olması

İlk koşul, eşyanın bir hukuki ilişkiye dayalı olarak elde edilmiş olmasıdır. Yani fail, eşyayı baştan hukuka uygun biçimde elde etmiştir. Bu nokta, suçu suç eşyasının satın alınması suçundan ayıran temel özelliktir.

Eşyanın Suç Kaynaklı Olduğunun Sonradan Öğrenilmesi

İkinci koşul, failin eşyanın suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edildiğini sonradan öğrenmesidir. Yani fail, eşyayı elde ettiği sırada bunu bilmemekte; ancak daha sonra öğrenmektedir.

Vakit Geçirmeksizin Bildirimde Bulunulmaması

Üçüncü koşul, failin bu durumu öğrenmesine rağmen, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmamasıdır. Yani failin, durumu öğrendikten sonra gecikmeksizin bildirim yapması beklenir; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi suçu oluşturur.

Bilgi Vermeme ile Suç Eşyasının Satın Alınması Suçunun Farkı

Bu iki suç sıkça karıştırılır; ancak aralarında temel bir fark vardır. Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunda (TCK 165), fail eşyanın suç kaynaklı olduğunu bilerek onu satın alır veya kabul eder. Bilgi vermeme suçunda ise fail, eşyayı baştan hukuka uygun biçimde ve bilmeden elde etmiş; ancak sonradan suç kaynaklı olduğunu öğrenmesine rağmen bunu bildirmemiştir.

Kısacası birinde (165) baştan kötü niyetli bir alım, diğerinde (166) ise sonradan öğrenmeye rağmen bildirim yükümlülüğünün ihlali söz konusudur. Bu nedenle bilgi vermeme suçu, suç eşyasının satın alınmasına göre çok daha hafif cezalandırılır. Ayrıntı için suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu makalemize bakabilirsiniz.

Bilgi Vermeme Suçunun Cezası

Bir hukuki ilişkiye dayalı olarak elde ettiği eşyanın, esasında suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edildiğini öğrenmesine rağmen, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmayan kişi, altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi bu, bölümdeki en hafif cezayı gerektiren suçlardan biridir ve hâkim hapis yerine adli para cezasına da hükmedebilir.

Şikâyet, Uzlaştırma ve Ön Ödeme

Bilgi vermeme suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık tarafından re’sen soruşturulur. Suçun korunan değerinin adli düzeni ve kamu menfaatini de ilgilendirmesi, re’sen soruşturulmasının nedenidir.

Bu suç bakımından önemli bir nokta, öngörülen cezanın düşük olması nedeniyle ön ödeme kurumunun uygulanmasına elverişli olmasıdır. Üst sınırı altı ayı aşmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren bu suçta, koşulları oluştuğunda ön ödeme gündeme gelebilir. Bu durumda, belirlenen miktarın ödenmesiyle kamu davası açılmadan süreç sona erebilir. Somut dosyanızda ön ödeme imkânının bulunup bulunmadığını bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bilgi vermeme suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Suça Teşebbüs

Bilgi vermeme suçu bir ihmal suçu olduğundan, kural olarak teşebbüse elverişli değildir. Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesiyle suç oluştuğundan, “yarım kalmış” bir ihmalden söz etmek genellikle mümkün olmaz.

HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi

Bu suçta hapis cezasının yanında adli para cezası seçeneği de bulunduğundan, hâkim somut olaya göre adli para cezasına hükmedebilir. Ayrıca verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Bununla birlikte, bu suçta öncelikle değerlendirilebilecek imkânlardan biri, yukarıda açıkladığımız ön ödemedir.

Bilgi Vermeme Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

Değerinin Altında ve Aynı Ürünle İştigal Eden Esnaftan Alım, “Sonradan Öğrenme” Değil Baştan Bilme (TCK m.165) İhtimalini Gündeme Getirir

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2015/11789 E. – 2018/6143 K., 01.10.2018 T.

Kararın Özeti

Sanık, bir bilgisayarı 400 TL istenmesine rağmen pazarlıkla 200 TL’ye satın almış; ertesi gün gazetede satıcının hırsızlıktan yakalandığını okuyunca bilgisayarın çalıntı olduğunu öğrendiğini, ancak bunu yetkili makamlara bildirmediğini savunmuştur. Yerel mahkeme sanığı bilgi vermeme suçundan (TCK m.166/1) mahkûm etmiştir. Yargıtay; sanığın aynı tür ürünlerin alım satımını yapan bir esnaf olması ve eşyayı değerinin altında satın almış olması karşısında, eylemin aslında TCK m.165’teki suç eşyasının satın alınması suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Kabule göre de iki ayrı usuli hata (ön ödeme ve ceza belirleme) tespit edilmiştir.

Yargıtayın Gerekçesi

Sanığın ifadesine göre, 400 TL istenen bilgisayarı pazarlıkla 200 TL’ye, yani değerinin belirgin biçimde altında satın almıştır. Sanık ayrıca, aynı mahiyetteki ürünlerin (bilgisayar/elektronik eşya) alım satımı üzerine esnaflık yapmaktadır. Bu iki olgu birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eşyayı satın aldığı anda dahi bunun suç eşyası olduğunu bilmesi gerektiği sonucuna varılabilir. Bu ihtimal gözetilmeden, sanığın olayı yalnızca gazete haberinden sonra öğrendiği kabul edilerek doğrudan bilgi vermeme suçundan hüküm kurulması, eksik incelemedir; öncelikle TCK m.165 uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmalıdır.

“…aynı mahiyetteki ürünlerin alım satımı üzerine esnaflık yapan sanığın, bu eşyanın suç eşyası olduğunu bilmesi gerektiği anlaşılmakla…”

Değerlendirme

Bu karar, TCK m.166 (bilgi vermeme) ile TCK m.165 (suç eşyasının satın alınması/kabulü) arasındaki zamansal ve bilgi düzeyi bakımından sınırı ortaya koyar. Her iki suç da suç kaynaklı eşyayla ilgilidir, ancak fail açısından belirleyici olan, eşyanın suç kaynaklı olduğunu ne zaman öğrendiğidir:

Bilginin Edinildiği AnSuç Vasfı
Eşya satın alınırken/kabul edilirken (baştan biliniyor veya bilinmesi gerekiyor)Suç eşyasının satın alınması/kabulü (TCK m.165)
Eşya iyi niyetle edinildikten sonra, suç kaynaklı olduğu sonradan öğrenilir ve bildirilmezBilgi vermeme (TCK m.166)

Karardaki asıl mesaj şudur: “Sonradan öğrendim” savunması, satın alma anındaki şüpheli koşullar göz ardı edilerek otomatik olarak kabul edilemez. Failin mesleği (aynı ürünlerle iştigal eden esnaf olması) ve ödediği bedelin piyasa değerinin belirgin altında kalması, iyi niyet iddiasını sarsan ve “baştan bilme/bilmesi gereken hâl” ihtimalini güçlendiren olgulardır. Mahkeme, bu tür olgular mevcutken, sanığın savunmasını sorgusuzca kabul edip doğrudan daha hafif olan bilgi vermeme suçuna yönelemez; önce ağır suçun (m.165) unsurlarının oluşup oluşmadığını tartışmak zorundadır.

Kararın “kabule göre” belirttiği iki ayrı usuli eksiklik de dikkate değerdir. Birincisi, hükümden sonra yürürlüğe giren kanun değişikliğiyle bilgi vermeme suçunun ön ödemeye tabi hâle gelmesi karşısında, sanığa ön ödeme önerisinde bulunulmadan mahkûmiyet kurulamayacağıdır; bu, lehe sonradan getirilen usul imkânının atlanmaması gerektiğini gösterir. İkincisi, temel cezanın belirlenmesinde TCK m.61’deki bireyselleştirme ölçütleri somut ve gerekçeli biçimde değerlendirilmeden, hak ve nesafet kurallarına aykırı şekilde üst sınırdan ceza tayini yapılamayacağıdır. Savunma açısından, hem suç vasfının doğru belirlenmesi hem de bu usuli güvencelerin gözetilip gözetilmediği ayrı ayrı denetlenmelidir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2015/11789 E. – 2018/6143 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bilgi vermeme
HÜKÜM : Sanık hakkındaki hükmün açıklanması ile TCK’nın 166/1, 62/1, 53/1-3 maddeleri gereğince mahkumiyet

Bilgi vermeme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, suç eşyası olduğunu bilmeksizin temyiz dışı sanık …’tan bilgisayar satın aldığı ancak ertesi gün gazetede …’ın hırsızlık suçundan yakalandığını okuyarak satın aldığı bilgisayarın hırsızlık konusu eşya olduğunu öğrendiği, ancak buna rağmen yetkili makamlara bildirimde bulunmamak suretiyle bilgi vermeme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın ifadesinde, …’ın kendisine 400 TL karşılığında bilgisayar satmak istediğini, kendisinin ise 200 TL’ye alabileceğini söylemesi üzerine …’ın bu teklifi kabul ettiğini ve bilgisayarı 200 TL karşılığında aldığını beyan etmesi karşısında, değerinin altındaki fiyata bilgisayar satın alan ve aynı mahiyetteki ürünlerin alım satımı üzerine esnaflık yapan sanığın, bu eşyanın suç eşyası olduğunu bilmesi gerektiği anlaşılmakla, eyleminin TCK’nın 165. maddesi kapsamında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılarak sanığın hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
1-Hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı kanun değişikliği ile 5237 sayılı TCK’nın 166/1 maddesinde öngörülen ceza miktarı gereğince, bilgi vermeme suçunun aynı Kanun’un 75. maddesi gereğince önödemeye tabi suç olduğu gözetilmeksizin, sanığa önödeme önerisinde bulunulmamasına rağmen mahkumiyet hükmü verilmesi,
2- Mahkemece dayanılan gerekçelere göre, temel hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırın üzerinde tayin edilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınarak takdirin kullanılmasıyla alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının üst sınırdan tayini,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 01/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

Aldığım bir eşyanın çalıntı olduğunu sonradan öğrenirsem ne yapmalıyım?

Eşyayı hukuka uygun biçimde elde etmiş olsanız bile, sonradan suç kaynaklı olduğunu öğrendiğinizde, durumu vakit geçirmeksizin yetkili makamlara bildirmeniz gerekir. Bildirimde bulunmamanız bilgi vermeme suçunu oluşturabilir.

Bu suç ile suç eşyasının satın alınması suçu arasındaki fark nedir?

Suç eşyasının satın alınmasında fail, eşyanın suç kaynaklı olduğunu baştan bilerek alır. Bilgi vermeme suçunda ise eşya baştan hukuka uygun biçimde, bilmeden elde edilmiş; ancak sonradan öğrenilmesine rağmen bildirilmemiştir.

Bildirimi geç yaparsam suç oluşur mu?

Kanun, bildirimin “vakit geçirmeksizin” yapılmasını arar. Durumu öğrendikten sonra gecikmeksizin bildirimde bulunmanız beklenir; gereksiz gecikme suçun oluşmasına yol açabilir.

Bu suç şikâyete bağlı mı?

Hayır. Bilgi vermeme suçu re’sen soruşturulur. Ayrıca öngörülen cezanın düşük olması nedeniyle ön ödeme kurumunun uygulanması mümkün olabilir.

Değerlendirme ve Sonuç

Bilgi vermeme suçu, hukuka uygun biçimde elde edilen bir eşyanın sonradan suç kaynaklı olduğunun öğrenilmesine rağmen yetkili makamlara bildirilmemesini cezalandıran, bölümdeki ihmal suçlarından biridir. Aktif bir kötü niyetten değil; bir bildirim yükümlülüğünün ihlalinden doğan bu suç, altı aya kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir ve bölümün en hafif cezalı suçlarından biridir.

Bu suçla ilgili süreçte; eşyanın baştan hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği, suç kaynaklı olduğunun sonradan öğrenilip öğrenilmediği ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği belirleyici öneme sahiptir.

Bilgi vermeme suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir ceza yargılamasında müdafi desteği ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir