İçindekiler
Zina Sebebiyle Boşanma Davasında Süre, İspat ve Tazminat
Zina sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen ve kanunda sayılan özel boşanma sebeplerinden biri olan mutlak bir boşanma sebebidir. Bunun anlamı, zina fiili ispatlandığında hâkimin ayrıca bir çekilmezlik değerlendirmesi yapmaksızın boşanmaya karar vermek zorunda olmasıdır. Dava hakkı, zinayı öğrenmeden itibaren 6 ay, her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl içinde kullanılmazsa düşer (TMK m. 161/2). 2025 ve 2026 tarihli güncel Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararları, bu sürenin başlangıcının ve ispat standardının uygulamada sanıldığından çok daha katı yorumlandığını göstermektedir.
Bu yazıda zina sebebiyle boşanma davasının şartlarını, ispat yükünü, hak düşürücü süreyi, affetme kurumunu, terditli dava stratejisini, mal paylaşımı ve tazminata etkisini güncel Yargıtay içtihatları eşliğinde ele alıyoruz. Sürecin karmaşıklığı, ispat standardındaki incelikler ve hak düşürücü sürelerin kaçırılma riski nedeniyle, dava açmadan önce zina davalarında deneyimli bir aile hukuku avukatından hukuki destek almanız önerilir.
I. Zina Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?
Zina sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen ve ispatlandığında hâkimin ayrıca bir değerlendirme yapmaksızın boşanmaya karar vermek zorunda olduğu mutlak bir boşanma sebebidir. Kanun metni şu şekildedir:
“Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”
Bunun pratik sonucu şudur: eşlerden biri karşı cinsten üçüncü bir kişiyle cinsel ilişkiye girdiği ispatlandığında, mahkeme evlilik birliğinin çekilmez hale gelip gelmediğini ayrıca araştırmaz, doğrudan boşanmaya karar verir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.03.2022 tarihli, 2022/140 E. – 2022/1900 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, zina vakıası gerçekleştiğinde boşanma sebebi gerçekleşmiş sayılır ve genel boşanma sebebinin (TMK m. 166) şartları ayrıca araştırılmaz.
II. Zina Davasının Şartları
Zina sebebiyle boşanma davasının kabul edilebilmesi için üç şart birlikte aranır:
- Evlilik birliğinin fiilen devam ediyor olması — dava, boşanma kesinleşmeden önce açılmalıdır.
- Eşlerden birinin karşı cinsten üçüncü bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi — öpüşme, birlikte yemek yeme veya sarılma gibi cinsel ilişki boyutuna varmayan yakınlaşmalar zina sayılmaz.
- Bu ilişkinin kusurlu bir davranış olması.
Eşcinsel veya Sanal İlişki Zina Sayılır mı?
Hayır. Zinanın oluşması için aranan “karşı cinsten biriyle cinsel ilişki” şartı, aynı cinsten kişilerle yaşanan ilişkilerde gerçekleşmez. Nitekim bir davada, kadının eşcinsel ilişki yaşadığına dair fotoğraf delili sunulmasına rağmen, ilk derece mahkemesi “zinanın oluşması için aranan karşı cinsten olma şartının somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği” gerekçesiyle zina davasını reddetmiş, olayı TMK m. 166 kapsamında değerlendirmiştir; karar istinaf ve temyizden geçerek kesinleşmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.07.2024, 2023/6837 E. – 2024/5229 K.).
Zina Sayılmayan Diğer Haller
Öpüşme, sarılma, el ele tutuşma veya flörtöz mesajlaşma tek başına zina sayılmaz, çünkü TMK m. 161 açıkça cinsel ilişkiyi arar; cinsel birleşme düzeyine ulaşmayan yakınlaşmalar bu tanımın dışında kalır. Bu davranışlar hukuken sonuçsuz değildir — mahkeme bunları sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak nitelendirip evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle (TMK m. 166/1) boşanmaya karar verebilir; yalnızca hukuki dayanak ve ispat standardı değişir.
Uygulamada zina sayılmayan başlıca haller şunlardır:
- Cinsel ilişki düzeyine varmayan fiziksel yakınlaşma — öpüşme, sarılma, el ele tutuşma; sadakatsizlik sayılabilir ama zina sayılmaz.
- Cinsel içerik taşımayan flörtöz veya romantik yazışmalar — duygusal yakınlaşmayı gösterebilir, ancak cinsel ilişkinin fiilen gerçekleştiğini tek başına ispatlamaz.
- Karşı cinsten olmayan biriyle yaşanan ilişki — yukarıda açıklandığı gibi TMK m. 161’in “karşı cins” şartını karşılamaz.
- İrade dışı, cebir veya tehdit altında gerçekleşen cinsel ilişki — zina için kusur unsuru arandığından, mağdur eş bakımından zina hükümleri uygulanmaz.
- Evlilik birliği kurulmadan önce veya hukuken sona erdikten sonra yaşanan ilişkiler — TMK m. 161 yalnızca evlilik süresince gerçekleşen ilişkileri kapsar.
III. Zinanın İspatı: Deliller ve Karine Standardı
İspat yükü davayı açan eştedir; zina çoğu zaman doğrudan tanıklıkla değil karine yoluyla ispatlanır. Ancak hangi olguların “kesin karine” sayılacağı konusunda Yargıtay oldukça belirleyicidir.
Yeterli görülmeyen bir örnek: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.12.2025 tarihli, 2025/4102 E. – 2025/10887 K. sayılı güncel kararında, bir erkeğin iki kadın ve bir erkek arkadaşıyla aynı otel odasında bir gece kalması tek başına zina için kesin karine sayılmamış; “zan, tahmin ve varsayımlara dayanılarak zinanın gerçekleştiği kabul edilemez” denilmiştir.
Aynı katılık dolaylı sağlık delillerinde de geçerlidir: bir eşte sonradan tespit edilen cinsel yolla bulaşan bir hastalık, tek başına kesin zina delili sayılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.09.2024 tarihli, 2023/7938 E. – 2024/6201 K. sayılı kararında, hastalığın affedilen ilişkiden önce mi sonra mı bulaştığının tespit edilemediği ve cinsel temas dışında başka bulaşma yollarının da bulunabileceği gerekçesiyle zina davası reddedilmiş, boşanmaya evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166) sebebiyle karar verilmiştir.
Yeterli görülen örnekler:
- Bir eşin başka biriyle bir süre birlikte yaşaması, zinanın varlığına delalet eder (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.09.2019, 2019/1740 E. – 2019/8744 K.).
- Aynı odada kalma, tanık beyanı ve resmi tutanağın (örneğin polis tutanağının) birlikte değerlendirilmesi hâlinde cinsel ilişkinin varlığı karineyle sabit kabul edilebilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.04.2023, 2022/10793 E. – 2023/1749 K.).
- Tanık beyanı tek başına yeterli bir delil olabilir; tanığın taraflardan biriyle akraba olması, aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadıkça beyanın değerini düşürmez (HMK m. 225; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.09.2025, 2025/458 E. – 2025/7245 K.).
- Dava dilekçesinde delil olarak açıkça gösterilen otel kayıtları, mahkemece toplanmadan göz ardı edilemez — davacı delil dilekçesinde otel kayıtlarına dayandığını bildirmişse, mahkeme bu delili değerlendirmeden zina davasını reddedemez (HMK m. 119/1-f, 140/5; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.01.2026, 2025/5248 E. – 2026/236 K.).
Dijital Delillerin Hukuka Aykırılık Sorunu
WhatsApp mesajları, ses kayıtları ve fotoğraflar günümüzde zina davalarının en sık kullanılan delilleridir, ancak hukuka uygun elde edilip edilmediği ayrıca tartışılır. Yargıtay içtihadında iki farklı senaryo öne çıkar:
- Karşı taraf, sunulan ses/mesaj kaydının hukuka aykırı elde edildiğini ispatlayamazsa, delil geçerli kabul edilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.03.2021, 2021/794 E. – 2021/2440 K.).
- Telefon zorla ele geçirilmiş olsa bile, mesajların sahibi bunları kendisinin yazdığını mahkemede kabul ederse (tevil yollu ikrar), delil artık hukuka aykırılık ve özel hayatın gizliliği kapsamından çıkar; çünkü içerik ikrar yoluyla ayrıca sabit hale gelmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/4721 E. – 2024/2154 K.).
IV. Dava Açma Süresi: 6 Ay ve 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre
TMK m. 161/2 uyarınca dava hakkı, zinayı öğrenmeden itibaren 6 ay, her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren 5 yıl geçmekle düşer. Ancak sürenin başlangıcı, zinanın tek seferlik mi yoksa temadi eden (süregelen) bir ilişki mi olduğuna göre değişir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.06.2025 tarihli, 2025/527 E. – 2025/6502 K. sayılı güncel kararında açıkça belirtildiği üzere:
“Zina nedenine dayalı boşanma davalarında altı aylık hak düşürücü süre, temadi eden eylemlerde son eylemin bittiği tarihten itibaren başlar.”
Aynı kararda, erkeğin son kez başka bir kadınla otelde kaldığı tarihle davanın zina sebebine dayandırıldığı tarih arasında süre geçtiği tespit edilmiş, zina davası bu nedenle reddedilmiştir. Buna karşılık ilişki hâlâ devam ediyorsa süre işlemeye başlamaz: bir başka kararda zina ilişkisinin sürdüğü tespit edildiğinden “hak düşürücü süre de geçmiş sayılmaz” denilerek dava kabulü yönünde bozma kararı verilmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.05.2019, 2019/1357 E. – 2019/6263 K.).
Sürenin başlangıcı, delilin ne zaman toplandığı değil, eşin zina fiilini gerçekte ne zaman öğrendiğidir. Örneğin bir davada kadın eş, kocanın başka bir kadından çocuğu olduğunu nüfus kaydından öğrendiği tarihten altı ay dolmadan dava açmış, ancak ilk derece mahkemesi süreyi hatalı hesaplayarak davayı reddetmiş; Yargıtay bu kararı bozmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.06.2013, 2013/3805 E. – 2013/16252 K.).
Aynı ilke, delillerin dava sürecinde sonradan ortaya çıkması hâlinde de eşin lehinedir: bir davada, eşin otel kayıtları ancak dava açıldıktan sonra emniyet yazışmasıyla ortaya çıkmış; mahkeme, öğrenmenin bu delillerin elde edildiği tarihte gerçekleştiğini kabul ederek hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğine hükmetmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 07.03.2024, 2023/4545 E. – 2024/1563 K.).
V. Affetme (Af) Kurumu ve Sınırları
TMK m. 161/son’a göre affeden tarafın dava hakkı yoktur. Ancak af, mutlak ve süresiz bir hak kaybı doğurmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.07.2014 tarihli, 2014/14998 E. – 2014/15758 K. sayılı kararına göre af, yalnızca öncesindeki zina eylemine dayalı dava hakkını ortadan kaldırır; affedilen ilişki aftan sonra da devam ederse yeni döneme ilişkin dava hakkı etkilenmez. Somut olayda kadın eş bildiği bir ilişkiyi affedip eşiyle barışmış, ancak erkek aynı kişiyle ilişkisini af sonrasında da sürdürmüş; bu nedenle boşanma davasının kabulü gerektiğine hükmedilmiştir.
VI. Zina Davasından Feragat
Zina davasından feragat etmek davayı kesin olarak sona erdirir ve aynı fiile dayanarak yeniden dava açma hakkını ortadan kaldırır — feragat, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 311 uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğuran, tek taraflı ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan bir irade beyanıdır. Ancak feragatin geçerli sayılması için kayıtsız ve şartsız olması gerekir (HMK m. 309/4).
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28.02.2023 tarihli, 2022/10129 E. – 2023/760 K. sayılı kararında, erkek eş zina davasından feragat etmiş; ancak bu feragatin, kadının açtığı anlaşmalı boşanma davasının sonuçlanabilmesi için boşanma protokolüne “şart” olarak yazdırıldığı ortaya çıkmıştır. Yargıtay, kayıt ve şarta bağlı bir feragatin hukuken geçersiz olduğuna, üstelik feragati bu şekilde şarta bağlayan tarafın davranışının TMK m. 2’deki dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğuna hükmederek, feragat nedeniyle verilen ret kararını bozmuştur.
Pratik sonucu şudur: bir boşanma protokolü karşılığında zina davasından feragat etmeye yönlendirilen taraf, bu feragatin şarta bağlı olarak alındığını ispatlayabiliyorsa, feragatin geçersizliğini ileri sürebilir.
VII. Zina ile Genel Boşanma Sebebinin Birlikte İleri Sürülmesi: Terditli Dava
Uygulamada davacılar genellikle “öncelikle zina (TMK m. 161), kabul edilmezse evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1)” şeklinde kademeli (terditli) dava açar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.03.2022 tarihli, 2022/140 E. – 2022/1900 K. sayılı kararına göre bu, tek dava, iki ayrı talep niteliğindedir: zina ispatlanırsa mahkeme doğrudan bu sebeple boşanmaya karar vermeli, genel sebebin şartlarını ayrıca araştırmamalıdır.
İki hukuki sebep arasındaki temel farklar şu şekildedir:
| Özellik | Zina (TMK m. 161) | Evlilik Birliğinin Sarsılması (TMK m. 166/1) |
|---|---|---|
| Boşanma sebebi türü | Özel ve mutlak boşanma sebebi | Genel boşanma sebebi |
| Hâkimin takdir yetkisi | Yok — şartlar oluşunca boşanmaya karar verilir | Var — evlilik birliğinin çekilmez hale gelip gelmediğini değerlendirir |
| Süre sınırı | 6 ay (öğrenme) / 5 yıl (mutlak) hak düşürücü süre | Süre sınırı yoktur |
| Affetme etkisi | Af, dava hakkını tamamen ortadan kaldırır (TMK m. 161/son) | Af kurumu yok; kusur değerlendirmesine dahil edilebilir |
| İspat konusu | Karşı cinsten biriyle cinsel ilişki | Evlilik birliğini çekilmez hale getiren herhangi bir kusurlu davranış |
Bu mekanizmanın usulüne uygun işletilememesi, davaların yıllarca sürmesine yol açabilir. Bir dosyada ilk derece mahkemesi gerekçesinde “dava evlilik birliğinin sarsılması davasıdır” dedikten hemen sonra “davacı zina sebebine dayanmış ve ispatlamıştır” diyerek çelişkili bir gerekçe yazmış, hüküm fıkrasında hangi hukuki sebebe dayanıldığı belirtilmemiştir. Bu çelişki nedeniyle dosya iki kez Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulup geri gönderilmiş, dava 2018’den 2024’e kadar altı yıl sürmüştür (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.07.2024, 2023/6837 E. – 2024/5229 K.). Ayrıca hâkim talep sonucuyla bağlıdır (HMK m. 26/1); terditli talebi gözardı ederek yalnızca genel sebep üzerinden karar verirse bu da tek başına bozma sebebidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.06.2018, 2016/20819 E. – 2018/8230 K.).
VIII. Gizlilik Kararı ve Sadakat Yükümlülüğü
Zina davaları mahremiyet içeren deliller barındırdığından, TMK m. 184/6 uyarınca mahkeme duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir; bu durumda salon boşaltılır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.04.2026, 2025/6951 E. – 2026/4133 K.). Aynı kararda vurgulandığı üzere, TMK m. 185/3’teki sadakat yükümlülüğü evlilik birliği hukuken sona erinceye kadar devam eder — boşanma davası açılmış ve taraflar fiilen ayrı yaşasa dahi, resmi boşanma gerçekleşmeden başka biriyle ilişkiye girmek sadakat yükümlülüğünün ihlali sayılmaya devam eder.
IX. Kusur Belirlemesi: Her İki Eşin de Kusurlu Olması Hali
Bir eş zina yaparken diğer eş de sadakatsiz davranmışsa (örneğin kendisi de evlilik dışı bir ilişki yaşıyorsa), taraflar eşit kusurlu kabul edilebilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.10.2012, 2011/15456 E. – 2012/24432 K.). Bu kararda ayrıca velayet düzenlemesinde idrak çağındaki çocukların görüşünün alınması gerektiği, bu yükümlülüğün BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 12 ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m. 3 ve 6’dan kaynaklandığı vurgulanmıştır.
X. Zina Yapılan Kişiye Karşı Tazminat Davası Açılabilir mi?
Yaygın bir yanlış inanışın aksine, aldatılan eş, eşinin birlikte olduğu üçüncü kişiden kural olarak manevi tazminat alamaz. Bu konudaki en üst düzey içtihat, tüm Yargıtay dairelerini bağlayan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.07.2018 tarihli, 2017/5 E. – 2018/7 K. sayılı kararıdır.
Karara göre TMK m. 185/3’teki sadakat yükümlülüğü evlilik sözleşmesinden doğan nispi bir haktır — yalnızca eşler birbirine karşı ileri sürebilir, herkese karşı ileri sürülebilir bir hak değildir. Bu nedenle üçüncü kişinin evli biriyle birlikte olması, aldatılan eş yönünden haksız fiil sayılmaz; genel kişilik hakkı hükümleri (TMK m. 24-25, TBK m. 49/1) ve müteselsil sorumluluk (TBK m. 61) bu duruma uygulanamaz.
Tek istisna: fiil yalnızca ahlaka aykırıysa, sorumluluk için üçüncü kişinin aldatılan eşe bilerek ve isteyerek zarar vermeyi amaçlamış olması aranır (TBK m. 49/2); sadece “evli olduğunu bilmek” bu kastı oluşturmaz (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 18.03.2019, 2018/3295 E. – 2019/1508 K.).
XI. Zinanın Mal Paylaşımına Etkisi
Zina, boşanmanın mal paylaşımı sonuçlarını da etkileyebilir: TMK m. 236/2 uyarınca hâkim, zina yapan eşin edinilmiş mallara katılma rejimindeki artık değer payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Madde metni şu şekildedir:
“Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.”
Ancak bu maddenin uygulama alanı sanıldığından dardır: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 30.11.2015 tarihli, 2014/12512 E. – 2015/21469 K. sayılı kararına göre, TMK m. 236/2 yalnızca “artık değere katılma alacağı” için uygulanır; mal ayrılığı rejimindeki katkı payı alacağı veya edinilmiş mallara katılma rejimindeki değer artış payı alacağı (TMK m. 227) bakımından uygulama alanı bulmaz.
XII. Maddi ve Manevi Tazminat
TMK m. 174 uyarınca, boşanma yüzünden menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş maddi; kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş ise manevi tazminat isteyebilir. Miktarın belirlenmesinde TBK m. 50-51’deki hakkaniyet ilkesi esas alınır: tarafların ekonomik-sosyal durumu, kusur derecesi, evlilik süresi ve paranın alım gücü birlikte değerlendirilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.11.2023, 2023/1940 E. – 2023/5619 K.).
Tazminat miktarının belirlenmesinde kusurun ağırlığı doğrudan etkilidir. Bir davada, kadının zinası sonucunda doğan üç çocuğun DNA testiyle davalı erkekten olmadığı ortaya çıkmış, kadın ağır kusurlu bulunarak boşanmaya karar verilmiştir; ilk derece mahkemesince erkek lehine hükmedilen tazminat miktarı, tarafların ekonomik-sosyal durumu ve kusurun ağırlığı gözetildiğinde düşük bulunarak Yargıtay tarafından bozulmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 31.05.2023, 2023/64 E. – 2023/2763 K.).
XIII. Nafaka ve Velayete Etkisi
Ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz — bu, TMK m. 175’in doğrudan sonucudur ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11.04.2023 tarihli, 2022/10793 E. – 2023/1749 K. sayılı kararında da teyit edilmiştir. Buna karşılık zina yapan eşin velayet hakkı otomatik olarak ortadan kalkmaz: annenin zina eylemi sabit görülse dahi, velayet görevini yerine getirmesine engel somut bir durum bulunmadıkça velayet elinden alınmaz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.09.2025, 2025/458 E. – 2025/7245 K.).
XIV. Zinanın Tarihsel Olarak Suç Olması
Zina, 2004 yılına kadar Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesi’nin 1996 ve 1998 yıllarında sırasıyla erkek ve kadın zinasına ilişkin hükümleri eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etmesinin ardından, 2004’te yürürlüğe giren yeni TCK’da zinaya suç olarak yer verilmemiştir. Bugün zina yalnızca hukuki bir boşanma sebebidir; herhangi bir cezai yaptırımı yoktur.
XV. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Zina sebebiyle boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesi, yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce en az altı aydan beri birlikte oturulan yer mahkemesidir (TMK m. 168). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla görevlendirilen asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kanun metni şu şekildedir:
“Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.” (TMK m. 168)
Bu düzenleme davacıya seçimlik bir yetki tanır: dava, davacının yerleşim yeri mahkemesinde, davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya tarafların dava açılmadan önce en az altı ay birlikte yaşadıkları son adresin bağlı olduğu mahkemede açılabilir. Özellikle eşler ayrı şehirlerde yaşıyorsa, delillerin (tanık, otel kaydı, kolluk yazışması gibi) hangi yerde toplanmasının daha kolay olacağı da mahkeme seçiminde pratik bir kriterdir.
XVI. Dava Süreci Nasıl İşler?
Zina sebebiyle boşanma davası, aile mahkemesinde (bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesinde) açılır. Dilekçede hukuki sebebin (TMK m. 161, gerekirse terditli olarak m. 166/1 ile birlikte) açıkça belirtilmesi ve iddiaların hangi delillerle ispatlanacağının net ortaya konması gerekir — VII. başlıkta görüldüğü gibi bu netliğin eksikliği davayı yıllarca uzatabilir.
Sık Sorulan Sorular
Zina sebebiyle boşanma davasında ne kadar süre içinde dava açmalıyım?
Zinayı öğrendiğiniz tarihten itibaren 6 ay, zina fiilinin gerçekleştiği tarihten itibaren ise her hâlde 5 yıl içinde dava açmanız gerekir (TMK m. 161/2). Zina ilişkisi süregelen (temadi eden) nitelikteyse, 6 aylık süre ilişkinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Eşimi bir kez affettim, tekrar zina yaparsa dava açabilir miyim?
Evet. Af yalnızca affettiğiniz tarihe kadarki zina eylemine dayalı dava hakkınızı ortadan kaldırır; eşiniz aynı kişiyle ilişkisini af sonrasında da sürdürürse, bu yeni döneme ilişkin dava hakkınız etkilenmez (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/14998 E. – 2014/15758 K.).
Eşimin birlikte olduğu kişiden tazminat alabilir miyim?
Kural olarak hayır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2018/7 sayılı kararına göre sadakat yükümlülüğü yalnızca eşler arasında geçerli bir haktır, üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez. Üçüncü kişinin size bilerek ve isteyerek zarar vermeyi amaçladığı ayrıca ispatlanabilirse istisnai olarak tazminat gündeme gelebilir.
WhatsApp mesajları zina davasında delil olarak kullanılabilir mi?
Evet, ancak bu delillerin hukuka uygun elde edildiğinin gösterilmesi gerekir. Karşı taraf delilin hukuka aykırı elde edildiğini ispatlayamazsa delil geçerli kabul edilir; ayrıca ilgili taraf mesajların kendisine ait olduğunu kabul ederse (ikrar), delil hukuka aykırılık tartışmasının dışına çıkar.
Eşcinsel ilişki zina sebebiyle boşanma davasına konu olur mu?
Hayır. Zinanın oluşması için aranan şart karşı cinsten biriyle cinsel ilişkidir; eşcinsel ilişkiler bu tanıma girmez ve bu tür iddialar TMK m. 166 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında değerlendirilir.
Zina yapan eş velayeti otomatik olarak kaybeder mi?
Hayır. Zina eylemi sabit görülse dahi, ilgili eşin çocuğun bakımı/velayeti konusunda somut bir engeli veya yetersizliği bulunmadıkça velayet hakkı elinden alınmaz; mahkeme çocuğun üstün yararını ayrıca değerlendirir.
Hayvanla yaşanan ilişki zina sayılır mı?
Hayır. Zina, eşin karşı cinsten bir insanla cinsel ilişkiye girmesini gerektirir; hayvanla ilişki bu tanıma girmediğinden TMK m. 161 kapsamında zina sayılmaz. Ancak böyle bir davranış, evlilik birliğini temelden sarsan bir olgu olarak TMK m. 166 kapsamında değerlendirilebilir.
Eşin rızası dışında (zorla) cinsel ilişkiye maruz bırakılması zina sayılır mı?
Hayır. Zinanın oluşabilmesi için cinsel ilişkinin bilerek ve isteyerek gerçekleşmiş olması, yani kusur unsurunun bulunması gerekir. Eş, üçüncü bir kişi tarafından rızası dışında cinsel ilişkiye maruz bırakılmışsa kusuru bulunmadığından zina hükümleri uygulanmaz; bu durumda eş mağdur konumundadır.
Zina sebebiyle boşanma davasında görevli ve yetkili mahkeme neresidir?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir (aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görev yapar). Yetkili mahkeme ise TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce en az altı aydan beri birlikte oturulan son adresin bağlı olduğu mahkemedir; davacı bu seçenekler arasında dilediğini tercih edebilir.
Öpüşmek veya flört etmek zina sayılır mı?
Hayır. TMK m. 161 zinanın oluşması için karşı cinsten biriyle fiilen cinsel ilişkiye girilmesini arar; öpüşme, sarılma, el ele tutuşma veya flörtöz mesajlaşma bu düzeye ulaşmaz. Ancak bu davranışlar sadakat yükümlülüğünün ihlali sayılarak evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) sebebiyle boşanma davasına konu olabilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, aile hukuku başta olmak üzere dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95


Bir Yorum