İçindekiler
Nişanın Bozulması Nedeniyle Tazminat Davası Nedir?
Nişanın bozulması nedeniyle tazminat davası, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 120-122. maddelerine dayanılarak; nişanı haklı sebep olmaksızın bozan ya da bozulmasına kusuruyla sebep olan taraftan maddi tazminat, manevi tazminat ve/veya nişan hediyelerinin iadesi talep edilebilen bir dava türüdür. Bu üç talep birbirinden bağımsızdır: maddi tazminat evlenme amacıyla yapılan harcamaları, manevi tazminat kişilik haklarına yönelik ağır bir saldırıyı, hediyelerin iadesi ise mutad dışı hediyelerin (altın, takı vb.) geri verilmesini kapsar. Dava, TMK m. 123 uyarınca nişanın sona ermesinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir.
Nişanlanma resmî bir kurum olmasa da 4721 sayılı TMK’nın 118-123. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş, hukuki sonuçlar doğuran bir ilişkidir. Bu yazıda TMK’nın nişanlanmaya ilişkin tüm hükümleri; maddi tazminat, manevi tazminat ve hediyelerin iadesi başlıkları altında, güncel Yargıtay kararları ile birlikte ayrı ayrı ele alınmaktadır.
Nişanlanmanın Hukuki Niteliği ve Şartları (TMK m. 118-119)
TMK m. 118 uyarınca nişanlanma, evlenme vaadiyle kurulur; herhangi bir şekil şartına bağlı değildir, nişan töreni yapılmasa dahi taraflar birbirine evlenme vaadinde bulunmuşsa nişanlılık ilişkisi kurulmuş sayılır. Küçük ya da kısıtlıların nişanlanması, yasal temsilcilerinin rızası şartına bağlıdır.
“Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur. Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz.” (TMK m. 118)
TMK m. 119’a göre nişanlılık, taraflardan birini evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez; nişanlılardan biri evlenmekten vazgeçerse, karşı taraf onu evlenmeye zorlayamaz, yalnızca kanunun tanıdığı tazminat ve iade taleplerini ileri sürebilir. Aynı madde, “evlenmezsem şu kadar tazminat/ceza öderim” türünden cayma tazminatı veya ceza şartlarını da geçersiz kılar: bu şartlar dava konusu edilemez, ancak yapılan ödeme geri de istenemez.
“Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez. Evlenmeden kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez.” (TMK m. 119)
Nişanın Bozulmasının Hukuki Sonuçları
Nişanın haklı bir sebep olmaksızın ya da taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulması hâlinde, kusurlu tarafa karşı üç ayrı talep gündeme gelebilir:
- Maddi tazminat (TMK m. 120)
- Manevi tazminat (TMK m. 121)
- Nişan hediyelerinin iadesi (TMK m. 122)
Bu üç talep birbirinden bağımsız hukuki dayanaklara sahiptir; bir davada yalnızca biri, ikisi ya da üçü birlikte ileri sürülebilir. Nitekim aşağıda incelenen kararların büyük bölümünde, davacılar bu üç talebi aynı dilekçede birlikte ileri sürmüş, mahkeme her birini ayrı ayrı değerlendirmiştir.
Nişanın Bozulması Nedeniyle Maddi Tazminat (TMK m. 120)
Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozar ya da nişan kendisine yükletilebilen bir sebeple bozulursa, kusurlu taraf; diğer tarafın dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ile katlandığı maddi fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri için de geçerlidir.
“Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.” (TMK m. 120/1)
Uygulamada maddi tazminat kapsamına genellikle düğün salonu kirası, basılan davetiyeler, alınan ev eşyaları, çeyiz ve nişan/düğün organizasyon giderleri girer. TMK m. 120/2 ayrıca, tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babasına veya onlar gibi davranan kimselere de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteme hakkı tanır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2020/473 E. – 2020/2316 K. (12.03.2020):
Nişanı davalı erkeğin, doktor olduğu tarihte sebep göstermeden bir telefon mesajıyla bitirmesi üzerine açılan davada mahkeme, kadının nişan masrafları ve harçlık olarak yaptığı harcamalar karşılığında 1.566 TL maddi tazminata hükmetmiştir; bu kısım Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Maddi tazminatın kabulü için manevi tazminattan farklı olarak kişilik hakkına saldırı aranmaz; nişanın haksız bozulmuş olması ve harcamanın belgelenmesi yeterlidir.
Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat (TMK m. 121)
TMK m. 121’e göre nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
“Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” (TMK m. 121)
Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre her nişan bozulması manevi tazminat sebebi değildir. Manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir; manevi zarar ise yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici değerlerde meydana gelen azalmadır. Bir nişanın bozulması taraflarda doğal olarak üzüntü yaratır; bu doğal üzüntü tek başına manevi tazminata esas alınmaz. Manevi tazminat için davacının fahiş bir zarara uğraması ve kişilik haklarının da saldırıya uğramış olması, bunun da ispatlanması gerekir. Aşağıdaki üç güncel karar, bu sınırın hangi durumlarda aşıldığını ve hangi durumlarda aşılmadığını somut biçimde göstermektedir.
Manevi Tazminatın Kabul Edildiği Kararlar
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/17785 E. – 2018/4632 K. (26.04.2018): Taraflar 25.01.2015 tarihinde düğün yapmak üzere davetiye bastırıp salon kiralamış, ev eşyaları almışken, düğünden 9 gün önce (16.01.2015) nişan bozulmuştur. Bozulma sebebi, davacının iş yerinde birlikte çalıştığı dul bir kadın müdürle iş çıkışı çay içmeye gitmesi üzerine davalı ailenin “dul bir bayanla nasıl zaman geçirirsin?” diyerek tepki göstermesi ve nişanı bozmasıdır. Yerel mahkeme davacıya 8.233 TL maddi tazminata hükmetmiş ancak manevi tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay, davacının ahlaksızlıkla itham edilmesinin ve dul bir kadınla görüşmesi nedeniyle toplum önünde küçük düşürülmesinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını belirterek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/10282 E. – 2026/1556 K. (11.02.2026): Taraflar 26.07.2020 tarihinde evlenmek üzere gün almış, 25.07.2020’de kına gecesi düzenlemiş; düğün günü olan 26.07.2020’de erkek, kadını telefonla arayarak “ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” diyerek düğüne gelmeyeceğini bildirmiştir. Yargıtay, erkeğin düğün günü bu şekilde caymasının kadının kişilik haklarını ihlal ettiğini kabul ederek, hakkaniyete uygun ancak ceza niteliğine bürünmeyen bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vermiş, istinaf mahkemesinin ret kararını kadın lehine bozmuştur.
Manevi Tazminatın Reddedildiği Karar
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2020/473 E. – 2020/2316 K. (12.03.2020): Aynı kararda, davalı erkeğin nişanı hiçbir gerekçe göstermeden bir telefon mesajıyla bitirmesi üzerine kadının açtığı 40.000 TL’lik manevi tazminat talebi, Yargıtay tarafından reddedilmiştir. Gerekçe: davalının sebep göstermeden nişanı bozmuş olması tek başına, doğal üzüntüyü aşan ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir objektif zarar oluşturmaz; manevi tazminat için ayrıca ahlaksızlıkla itham, hakaret, küçük düşürme gibi ağır bir saldırının ispatı gerekir. Bu karar, yalnızca “sebepsiz/açıklamasız ayrılmanın” manevi tazminat için yeterli olmadığını gösteren önemli bir karşı örnektir.
Bu üç karar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan ilke nettir: manevi tazminat, nişanın ne zaman ya da ne kadar ani bozulduğuna değil, bozulma sırasında karşı tarafın onuruna, saygınlığına veya toplum önündeki itibarına yönelik somut bir saldırı bulunup bulunmadığına bağlıdır.
Nişan Hediyelerinin İadesi (TMK m. 122)
Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana-babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.
“Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.” (TMK m. 122)
Kanun burada “alışılmışın dışındaki (mutad dışı) hediyeler” ile “mutad/alışılmış hediyeleri” birbirinden ayırır. Mutad hediyeler; çiçek, tatlı, giyilmekle veya kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyalar (elbise, ayakkabı vb.) gibi günlük/sıradan hediyelerdir ve kural olarak iadesi istenemez. Mutad dışı hediyeler ise altın, takı, ziynet eşyası, değerli saat gibi kalıcı değeri olan hediyelerdir ve iade edilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2013/900 E. – 2013/2605 K. (19.02.2013): Yerel mahkeme, nişanlıya hediye edilen 2 adet marka kol saatini “mutad hediye” sayarak iadesini reddetmiştir. Yargıtay bu kararı bozarak, nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyalarının mutad dışı hediye sayıldığını ve kol saatlerinin de bu kapsamda iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda ayrıca önemli bir ilke vurgulanmıştır: mutad dışı hediyelerin iadesinde kusur aranmaz — nişan hangi tarafın kusuruyla bozulmuş olursa olsun, mutad dışı hediyeler aynen, mümkün değilse mislen ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bedelen iade edilir.
Nitekim yukarıda incelenen 2026/1556 K. sayılı güncel kararda da, istinaf aşamasında iadesine karar verilen hediye ziynetlerin değeri ve bu değere işleyecek faiz hükmünün eksik kurulması ayrı bir bozma sebebi olmuştur; bu da hediyelerin iadesi taleplerinde miktarın ve faiz başlangıcının doğru belirlenmesinin davanın sonucunu doğrudan etkilediğini göstermektedir.
Maddi Tazminat, Manevi Tazminat ve Hediyelerin İadesi Karşılaştırması
Nişanın bozulmasından doğan üç talep, hukuki dayanak, şart ve kapsam bakımından birbirinden ayrılır. Aşağıdaki tablo bu farkları özetlemektedir:
| Kriter | Maddi Tazminat (TMK m. 120) | Manevi Tazminat (TMK m. 121) | Hediyelerin İadesi (TMK m. 122) |
| Kimler isteyebilir | Kusursuz nişanlı + ana-baba/onlar gibi davrananlar | Yalnızca kişilik hakkı ihlal edilen nişanlı | Hediyeyi veren taraf (nişanlı veya ana-baba) |
| Kusur şartı | Karşı tarafın kusurlu olması gerekir | Karşı tarafın kusurlu olması gerekir | Aranmaz — kim kusurlu olursa olsun iade edilir |
| Şart | Haklı sebep olmaksızın nişanın bozulması | Kişilik haklarına ağır saldırı (salt üzüntü yetmez) | Hediyenin “mutad dışı” nitelikte olması |
| Kapsam/Örnek | Salon, davetiye, eşya gideri (8.233 TL, 1.566 TL örnekleri) | Manevi acı, elem, onur kırılması | Altın, takı, ziynet, saat (nişan yüzüğü hariç) |
| Zamanaşımı | 1 yıl (TMK m. 123) | 1 yıl (TMK m. 123) | 1 yıl (TMK m. 123) |
Zamanaşımı Süresi ve Hesaplanması (TMK m. 123)
Nişanlılığın sona ermesinden doğan maddi tazminat, manevi tazminat ve hediyelerin iadesi davaları, TMK m. 123 uyarınca nişanın sona ermesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
“Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” (TMK m. 123)
Zamanaşımı bir def’i niteliğindedir; itirazların aksine, hâkim tarafından kendiliğinden (resen) dikkate alınamaz, davalı tarafından açıkça ileri sürülmesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/8445 E. – 2025/11777 K. (23.12.2025): Davalının süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı def’i hakkında mahkeme olumlu ya da olumsuz bir karar vermeden doğrudan işin esasına girmiştir. Yargıtay bu kararı bozarak, maddi hukuka dayanan savunma araçlarının itirazlar (hakim tarafından resen gözetilebilir) ve def’iler (yalnızca taraflarca ileri sürülürse dikkate alınır) olarak ikiye ayrıldığını; zamanaşımı def’inin, HMK m. 163-164 uyarınca öncelikle ön sorun olarak incelenip olumlu ya da olumsuz bir karara bağlanması gerektiğini, aksi hâlde doğrudan esasa girilemeyeceğini belirtmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2011/9128 E. – 2011/15856 K. (18.10.2011): Davada nişanın hangi tarihte bozulduğu tartışmalı olduğundan zamanaşımı süresinin doğru hesaplanması önem kazanmıştır. Tanık beyanlarına göre nişan 2007 yılının 10-11. aylarında bozulmuş, dava ise 25.09.2008 tarihinde açılmıştır. Yerel mahkeme talebi zamanaşımına uğramış sayarak reddetmiş; Yargıtay ise bu hesaplamayı yanlış bularak, dava tarihinde bir yıllık sürenin henüz dolmadığını tespit etmiş ve kararı bozmuştur. Bu karar, zamanaşımı süresinin başlangıcının nişanın fiilen bozulduğu tarih olduğunu ve bu tarihin ispatının davanın kaderini belirlediğini göstermektedir.
Nişanlanmadan Fiilen Birlikte Yaşama Nişan Sayılır mı?
Hayır. Taraflar resmî nikâh yapmaksızın, evlenme iradesiyle aynı konutta karı-koca gibi yaşamışsa, bu ilişki TMK’nın nişanlanmaya ilişkin 118-123. maddeleri kapsamında değerlendirilmez. Bu ayrım, uygulamada sık karıştırılan ama sonuçları çok farklı olan bir noktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2013/5424 E. – 2013/7367 K. (06.05.2013): Taraflar resmî nikâh vaadiyle düğün töreni yapıp, resmî nikâh olmaksızın birlikte yaşamaya başlamış, bu birliktelikten çocuk sahibi olmuşlardır. Davacı; nişan masrafları, hediyelerin iadesi, maddi ve manevi tazminat taleplerini TMK’nın nişan hükümlerine dayandırmıştır. Yargıtay, tarafların aslında nişanlanmadıklarını, resmî nikâh olmaksızın karı-koca gibi yaşadıklarını ve aralarında aile hukuku ilişkisi doğmadığını tespit ederek; uyuşmazlığın TMK’nın nişan hükümlerine göre değil, borçlar hukuku ve haksız fiil hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bunun sonucu, TMK m. 123’teki bir yıllık özel zamanaşımı yerine, haksız fiillere ilişkin genel zamanaşımı sürelerinin (o dönemki BK m. 60 uyarınca bir/on yıllık süreler) uygulanmasıdır.
Bu karardan çıkan pratik sonuç şudur: TMK m. 118-123 hükümlerinden yararlanabilmek için taraflar arasında gerçek bir nişanlılık ilişkisi (evlenme vaadi + bu vaadin nişan töreni, söz kesme gibi bir sosyal olguyla desteklenmesi) bulunmalıdır; resmî nikâhsız fiilî birlikteliğin sona ermesinde nişan hükümleri değil, genel hukuk kuralları uygulanır.
Nişanın Bozulmasında Kimler Dava Açabilir?
Manevi tazminat davasını yalnızca kişilik hakkı ihlal edilen nişanlının kendisi açabilir; bu talep şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Buna karşılık maddi tazminat davası, TMK m. 120/2 uyarınca daha geniş bir çevreye tanınmıştır: nişanlının kendisinin yanı sıra, ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, evlenme amacıyla yaptıkları harcamalar için kendi adlarına ayrı bir maddi tazminat talep edebilir. Hediyelerin iadesi davasını ise, mutad dışı hediyeyi bizzat veren kişi — nişanlının kendisi ya da hediyeyi veren ana-baba — açabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Nişanın bozulmasından kaynaklanan maddi tazminat, manevi tazminat ve hediyelerin iadesi davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir — incelenen kararların tamamında dava Aile Mahkemesi veya asliye hukuk mahkemesinin aile mahkemesi sıfatıyla baktığı dosyalardan doğmuştur. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme konusunda TMK’da nişan davalarına özgü ayrı bir hüküm bulunmadığından genel yetki kuralları uygulanır: dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi, tazminat talebinin haksız fiile dayanması nedeniyle nişanın bozulduğu ya da zararın doğduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Somut olayda hangi mahkemenin yetkili olacağının doğru belirlenmesi ve üç talebin (maddi, manevi, hediye iadesi) dilekçede eksiksiz ve doğru delillerle ileri sürülmesi, davanın usulden reddedilmemesi açısından önemlidir; bu noktada bir aile hukuku avukatından hukuki destek almak, sürecin baştan doğru kurgulanmasını sağlar.
Tazminat ve Hediye İadesi Davasında İspat Yükü
TMK m. 6’daki genel ilke gereği, iddiasını ispatla yükümlü olan taraf davacıdır. Ancak ispat yükü, talebin türüne göre farklılaşır:
- Maddi tazminatta: fatura, dekont, sözleşme gibi harcamayı gösteren belgelerin ispatı gerekir.
- Manevi tazminatta: yalnızca nişanın bozulduğunun değil, kişilik haklarına ağır bir saldırının (ahlaksızlıkla itham, hakaret, küçük düşürme) tanık beyanı, mesaj kaydı gibi somut delillerle ispatı gerekir.
- Hediyelerin iadesinde: hediyenin verildiğinin ve mutad dışı nitelikte olduğunun (fatura, fotoğraf, tanık) ispatı gerekir; kusur ispatı aranmaz.
Somut delille desteklenmeyen, yalnızca tarafın kendi beyanına dayanan iddialar — özellikle manevi tazminat talebinde — yetersiz kalabilir; nitekim 2020/2316 K. sayılı kararda manevi tazminatın reddedilmesinin temel gerekçesi de, kişilik hakkına yönelik ağır bir saldırının somut olarak ortaya konamamış olmasıdır.
Sonuç
Nişanlılık ilişkisi evlenme zorunluluğu doğurmasa da, nişanın kusurlu şekilde bozulması maddi tazminat, kişilik haklarını zedeleyici şekilde bozulması ise ayrıca manevi tazminat yükümlülüğü doğurabilir; mutad dışı hediyelerin iadesi ise kusurdan bağımsız, ayrı bir taleptir. İncelenen yedi Yargıtay kararı, bu üç talebin şartlarının birbirinden farklı olduğunu ve her somut olayda ayrı ayrı değerlendirildiğini göstermektedir: 2018/4632 ve 2026/1556 sayılı kararlarda ağır kişilik hakkı saldırısı nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilirken, 2020/2316 sayılı kararda salt sebepsiz ayrılmanın bu şartı sağlamadığı vurgulanmıştır. TMK’nın nişanlanmaya ilişkin 118-123. maddeleri 2002 yılından bu yana değişmeden yürürlüktedir; konu güncelliğini yalnızca içtihat gelişimiyle korumaktadır.
Nişanın sona ermesi hâlinde tarafların davranışları, kullanılan ifadeler, olayın gerçekleşme şekli ve hediyelerin niteliği; maddi tazminat, manevi tazminat ve hediyelerin iadesi taleplerinin başarısı açısından belirleyicidir.
Sık Sorulan Sorular
Nişanın bozulması nedeniyle hangi tazminatlar talep edilebilir?
Nişanın haklı bir sebep olmaksızın bozulması hâlinde üç ayrı talep ileri sürülebilir: TMK m. 120 uyarınca evlenme amacıyla yapılan harcamalar için maddi tazminat, TMK m. 121 uyarınca kişilik hakkına ağır saldırı varsa manevi tazminat, ve TMK m. 122 uyarınca mutad dışı hediyelerin (altın, takı gibi) iadesi. Bu üç talep birbirinden bağımsızdır ve aynı dilekçede birlikte ileri sürülebilir.
Manevi tazminat için hangi şartlar aranır?
TMK m. 121 uyarınca manevi tazminat, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın talep edebileceği bir haktır. Yargıtay’a göre nişanın bozulmuş olması ve bunun doğal getirdiği üzüntü tek başına yeterli değildir; ayrıca ahlaksızlıkla itham edilme, onur ve saygınlığın zedelenmesi ya da toplum içinde küçük düşürülme gibi ağır bir kişilik hakkı ihlalinin varlığı ve ispatı gerekir.
Düğün gününe çok yakın bir tarihte nişanın bozulması manevi tazminat gerektirir mi?
Tek başına değil, ancak bozulma şekli kişilik haklarını zedeliyorsa evet. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025/10282 E., 2026/1556 K. sayılı güncel kararında, erkeğin düğün günü kadını telefonla arayıp \”evlilikten korkuyorum, yapamayacağım\” diyerek düğüne gelmemesi, kadının kişilik haklarını ihlal eden bir davranış olarak nitelendirilmiş ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Nişanı sebep göstermeden bozan taraf her zaman manevi tazminat öder mi?
Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2020/473 E., 2020/2316 K. sayılı kararında, davalının nişanı hiçbir gerekçe göstermeden bir telefon mesajıyla bitirmesinin tek başına, doğal üzüntüyü aşan bir kişilik hakkı saldırısı oluşturmadığına ve bu nedenle manevi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Manevi tazminat için ayrıca ahlaksızlıkla itham, hakaret veya küçük düşürme gibi somut bir saldırının ispatı şarttır.
Nişan yüzüğü iade edilir mi?
Hayır, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre nişan yüzüğü mutad (alışılmış) bir hediye sayıldığından iadesi istenemez. Buna karşılık nişan yüzüğü dışında kalan altın, takı, ziynet eşyası ve değerli saat gibi hediyeler mutad dışı kabul edilir ve TMK m. 122 uyarınca iade edilir.
Saat gibi hediyeler mutad hediye mi sayılır?
Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2013/900 E., 2013/2605 K. sayılı kararında, nişanlıya hediye edilen kol saatlerinin yerel mahkemece “mutad hediye” sayılıp iade talebinin reddedilmesi bozulmuş; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyalarının (saatler dahil) mutad dışı hediye sayılacağı ve iade edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu iadede kusur aranmaz.
Zamanaşımı savunması ileri sürülmezse dava kendiliğinden reddedilir mi?
Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2025/8445 E., 2025/11777 K. sayılı kararına göre zamanaşımı bir def’idir ve hâkim tarafından kendiliğinden (resen) dikkate alınamaz; davalının bunu açıkça ileri sürmesi gerekir. Def’i ileri sürülürse mahkeme bunu HMK m. 163-164 uyarınca öncelikle ön sorun olarak inceleyip olumlu ya da olumsuz bir karara bağlamak zorundadır.
Nişanın hangi tarihte bozulduğu belli değilse zamanaşımı nasıl hesaplanır?
TMK m. 123’teki bir yıllık süre, nişanın fiilen bozulduğu tarihten itibaren işlemeye başlar; bu tarih tanık beyanları gibi delillerle tespit edilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2011/9128 E., 2011/15856 K. sayılı kararında, nişanın 2007 yılının son aylarında bozulduğu, davanın ise 25.09.2008’de açıldığı tespit edilerek bir yıllık sürenin henüz dolmadığına ve yerel mahkemenin ret kararının hatalı olduğuna karar verilmiştir.
Resmî nikâh yapmadan birlikte yaşayan çiftler ayrılırsa TMK’nın nişan hükümlerinden yararlanabilir mi?
Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2013/5424 E., 2013/7367 K. sayılı kararına göre, resmî nikâh olmaksızın evlenme iradesiyle karı-koca gibi birlikte yaşayan taraflar arasında aile hukuku ilişkisi (nişanlılık) doğmaz; bu ilişkinin sona ermesinden doğan talepler TMK’nın 118-123. maddelerine göre değil, borçlar hukuku ve haksız fiil hükümlerine göre değerlendirilir ve farklı bir zamanaşımı süresine tabi olur.
Maddi tazminat talebi için hangi belgeler delil olarak kullanılır?
Düğün salonu kira sözleşmesi, basılan davetiyeler, ev eşyası faturaları, banka dekontları ve kredi belgeleri gibi harcamayı somut biçimde gösteren belgeler kullanılır. İncelenen kararlarda maddi tazminat miktarı (8.233 TL, 1.566 TL gibi) doğrudan bu tür belgelerle ispatlanan harcama kalemlerine göre belirlenmiştir; belgesiz veya tahmini harcama iddiaları genellikle kabul görmemiştir.
Nişanın bozulması nedeniyle kimler dava açabilir?
Manevi tazminat davasını yalnızca kişilik hakkı ihlal edilen nişanlının kendisi açabilir. Maddi tazminat davasını ise TMK m. 120/2 uyarınca nişanlının kendisinin yanı sıra, evlenme amacıyla harcama yapan ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de kendi adlarına açabilir. Hediyelerin iadesi davasını ise hediyeyi bizzat veren kişi açabilir.
Nişan bozma tazminat davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Yetkili mahkeme konusunda kanunda özel bir hüküm bulunmadığından, dava genel kurallara göre davalının yerleşim yeri mahkemesinde ya da nişanın bozulduğu/zararın doğduğu yer mahkemesinde açılabilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, nişan ve aile hukuku uyuşmazlıklarında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Aile hukuku alanındaki diğer makalelerimize Aile Hukuku kategori sayfamızdan, tüm hukuki makalelerimize ise Hukuki Makaleler sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

