İçindekiler
Ziynet eşyası davası, evlilik nedeniyle takılan altın, bilezik, set, küpe ve yüzük gibi takıların, bunları elinde tutan eşten aynen iadesini, iade mümkün olmazsa bedelinin ödenmesini sağlayan bir alacak davasıdır. Düğünde takılan ziynetler, karşılıksız kazanma yoluyla edinildiği için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 220’nci maddesi uyarınca kişisel maldır ve mal paylaşımına girmez; sahibi eş bunları TMK 226/1 gereğince geri alır. Dava aile mahkemesinde açılır, boşanma davasıyla birlikte ya da ondan ayrı görülebilir.
Yargıtay uygulamasında ziynet alacağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 146’ncı maddesindeki 10 yıllık zamanaşımına tabidir ve TBK 153/3 gereğince evlilik sürdüğü müddetçe zamanaşımı işlemez. Aynen iade talebinde ziynetlerin toplam değeri üzerinden nispi harç alınır. İspat yükü kural olarak ziynetin kendisinde olmadığını iddia eden kadındadır; ancak erkek ziynetleri aldığını veya bozdurduğunu kabul ederse, bunların geri verilmemek üzere verildiğini ispat yükü erkeğe geçer.
Bu yazıda ziynet eşyalarının kime ait sayılacağı, Yargıtay’ın düğün takılarına ilişkin değişen ölçütleri, ispat yükünün hangi durumlarda yer değiştirdiği, ev veya araba alırken bozdurulan altınların akıbeti, dava dilekçesinde talebin nasıl kurulacağı ve zamanaşımı güncel Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir. Ziynet alacağı, boşanmada mal paylaşımı davasından farklı bir hukuki temele dayanır ve çoğu zaman boşanma davasıyla aynı dosyada ileri sürülür. Her dosyada takıların miktarı, delil durumu ve ayrılma koşulları farklı olduğundan somut olayınızın değerlendirilmesi için bir avukata danışmanız önerilir.
Kanun metninin resmi kaynağı: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr
Ziynet Alacağı Davasının Şartları
Yargıtay uygulamasına göre ziynet eşyalarının iadesine karar verilebilmesi için şu şartların birlikte bulunması gerekir:
- Dava konusu ziynetlerin cins, sayı, ayar ve gram olarak varlığının ispat edilmesi,
- Ziynetlerin davacı eşin kişisel malı olması, yani düğünde ona takılmış veya ona özgü olması ya da sonradan ona bağışlanmış olması,
- Ziynetlerin davacının elinden alındığının ya da evden ayrılırken yanında götürmesinin mümkün olmadığının ispat edilmesi,
- Ziynetleri alan eşin, bunların geri verilmemek üzere kendisine verildiğini ispat edememesi,
- Davanın, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması.
Ziynet eşyası davasının temel kuralları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Ziynetin hukuki niteliği | Karşılıksız kazanılan kişisel mal | TMK 220 |
| Geri alma hakkı | Her eş diğer eşte bulunan malını geri alır | TMK 226/1 |
| Genel ispat kuralı | Hakkını dayandırdığı olguyu iddia eden ispat eder | TMK 6, HMK 190 |
| Hayat deneyimi karinesi | Ziynetin kadının üzerinde veya evde saklı olduğu kabul edilir | Yargıtay uygulaması |
| Erkeğin bozdurmayı kabul etmesi | İade şartsız verildiğini erkek ispat eder | Yargıtay uygulaması |
| Talep | Aynen iade, olmazsa bedel | HMK 26 |
| Harç | Ziynetlerin toplam değeri üzerinden nispi harç | 492 s. Harçlar K. |
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi | 4787 s.K. m.4 |
| Zamanaşımı | 10 yıl; evlilik sürdükçe işlemez | TBK 146, 153/3 |
A- Ziynet Eşyası Nedir ve Kimin Malıdır?
Ziynet eşyası; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış ve evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen süs eşyalarıdır. Bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük, uygulamada ziynet eşyası olarak kabul edilir. Ziynetin kime ait olduğu sorusu, ziynet davasının sonucunu belirleyen ilk meseledir.
1- Ziynet Eşyası Kişisel Maldır
Evlenen eşlere hediye edilen ziynet eşyaları, karşılıksız kazandırma yoluyla elde edildiğinden TMK 220 kapsamında kişisel maldır. Bu nedenle ziynetler, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde paylaşılmaz; sahibi eşe aynen geri verilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/222 E., 2026/6130 K. sayılı ve 03.06.2026 tarihli kararında, evlenen eşlere hediye edilen ziynetlerin kişisel mal olduğu, TMK 226/1 gereğince her eşin diğer eşte bulunan malını geri alabileceği ve eşlerin bu malları tasfiye davasıyla birlikte isteyebilecekleri gibi tasfiyeden önce, hatta evlilik devam ederken de geri isteyebilecekleri belirtilmiştir.
2- Düğünde Takılan Takılar Kime Aittir?
Mevzuatta düğünde takılan takıların aidiyetine ilişkin yazılı bir hüküm bulunmadığından bu konuda örf ve âdet hukuku uygulanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1038 E., 2021/458 K. sayılı ve 13.04.2021 tarihli kararında, uzun süre uygulanan kural şu şekilde ifade edilmiştir: Düğün sırasında takılan ziynet eşyası ve paralar, kim tarafından ve hangi eşe takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma ya da örf ve âdet kuralı yoksa kadına bağışlanmış sayılır. Aynı kararda, yöresel örf ve âdetin bu kuraldan farklı olduğunu iddia eden erkeğin bunu ispat etmesi gerektiği, tek bir tanığın genel nitelikteki beyanının köklü bir âdetin varlığını ispata yetmeyeceği kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi son yıllardaki kararlarında bu kuralı, düğünlerde kadına özgü ziynetlerin yanında eşlere maddi katkı amacıyla para ve çeyrek altın gibi değerlerin de takıldığını gözeterek yeniden şekillendirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı ve 04.04.2024 tarihli kararında ve 2025/8772 E., 2026/3891 K. sayılı ve 09.04.2026 tarihli kararında açıklanan ilkesel görüşe göre düğün takılarının aidiyeti şu sırayla belirlenir:
- Eşler arasında ziynetlerin paylaşımı konusunda bir anlaşma varsa paylaşım bu anlaşmaya göre yapılır,
- Anlaşma yoksa ve yerel örf ve âdetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım yapılır,
- Anlaşma ve ispatlanmış örf ve âdet yoksa, erkeğe ve kadına takılan ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak takıldığı eşe aittir,
- Takılar içinde karşı cinse özgü bir şey varsa, örneğin erkeğe takılmış bir kadın bileziği, bu takı o cinse verilmiş sayılır,
- Bir takının cinsiyete özgü olup olmadığı konusunda çekişme varsa bilirkişi incelemesi yapılır; her iki cinse özgü olduğu belirlenen takı, takıldığı eşe ait olur,
- Takı sandığına veya torbasına konulan değerlerden cinsiyete özgü olanlar o cinse, her iki cinse özgü olanlar ise eşlerin ortak malı kabul edilir.
Bu ölçütler nedeniyle ziynet davasında yalnızca “düğünde takıldı” demek yeterli değildir. Hangi takının kime takıldığı, bileziklerin ve setlerin kadına özgü olup olmadığı, çeyrek altın ve paraların gelin mi damat mı tarafından alındığı düğün video kayıtları ve fotoğraflarla somut olarak ortaya konmalıdır.
3- Nişanda Takılan Takılar
Nişan sırasında takılan takılar ile evlilik sonrasında takılan ziynetler farklı hukuki rejime tabidir. Evlilik gerçekleşmişse nişan takıları da kural olarak kadının kişisel malı hâline gelir ve boşanmada ziynet davasının konusu olur. Nişan bozulmuş ve evlilik hiç gerçekleşmemişse, TMK 122 uyarınca alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesi istenir. Bu durumu nişanın bozulması hâlinde tazminat ve hediyelerin iadesi yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
B- Ziynet Eşyası Davasında İspat Yükü
Ziynet eşyası davalarının büyük bölümü ispat meselesinde düğümlenir. TMK 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190/1’inci maddesine göre, kanunda aksine hüküm yoksa her taraf hakkını dayandırdığı olguyu ispatla yükümlüdür. Yargıtay, ziynet davalarında bu genel kuralı bir hayat deneyimi karinesiyle birlikte uygular.
1- Kadının İspat Etmesi Gerekenler
Yargıtay uygulamasına göre ziynet eşyası kolayca saklanabilen, taşınabilen ve götürülebilen türden eşyadır. Hayat deneylerine göre olağan olan, bu eşyanın kadının üzerinde ya da evde saklanmış olmasıdır; bunların erkeğin korumasına terk edilmesi olağana aykırıdır. Evden ayrılmayı tasarlayan kadının ziynetlerini önceden götürmesi her zaman mümkündür.
Bu karine nedeniyle kadın iki şeyi ispat etmek zorundadır: Birincisi ziynetlerin cins, sayı ve nitelik olarak varlığı, ikincisi ise bunların elinden alındığı ya da evden ayrılırken yanında götürmesinin mümkün olmadığı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/8901 E., 2026/4068 K. sayılı ve 14.04.2026 tarihli kararında, kadın tanıklarının beyanlarının duyuma dayalı olduğu ve kadının yemin deliline de dayanmadığı bir dosyada ziynet alacağının kabulü hatalı bulunarak karar erkek yararına bozulmuştur.
Aynı gerekçe Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/10485 E., 2025/11756 K. sayılı ve 23.12.2025 tarihli kararında da tekrarlanmıştır. Bu kararlar, kadının ziynetin kendisinden alındığını ancak kadından duymuş tanıklarla ispat edemeyeceğini göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/1682 E., 2025/9985 K. sayılı ve 20.11.2025 tarihli kararında ise erkeğin aldığı ziynetler yönünden kabul kararı yerinde görülmüş, ancak kadının evden eşyalarını hazırlayarak ayrıldığı anlaşıldığından evde kaldığını iddia ettiği alyans ve pırlanta set yönünden davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.
2- Şiddet veya Ani Ayrılma Hâlinde İspat
Kadının evden zorla çıkarıldığı, şiddet nedeniyle apar topar ayrıldığı veya ziynetlerini almasına fırsat verilmediği durumlarda karine kadın lehine kırılabilir. Burada belirleyici olan, ayrılmanın ziynetleri götürmeye imkân vermeyecek koşullarda gerçekleştiğinin somut delillerle gösterilmesidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/7526 E., 2025/3847 K. sayılı ve 17.04.2025 tarihli kararında, kadının can güvenliğinden endişe ederek kimliğini ve banka kartlarını dahi almadan terlik ve eşofmanla evden ayrıldığının anlaşıldığı bir dosyada, varlığı ispatlanan ziynetler yönünden davanın kabulü gerektiği belirtilmiş ve ret kararı kadın yararına bozulmuştur.
Buna karşılık şiddet iddiası tek başına yeterli değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/3480 E., 2025/9700 K. sayılı ve 17.11.2025 tarihli kararında, kadının evi terk ettiği sırada erkeğin şehir dışında olduğu, kadının yanında yakınlarının bulunduğu ve şahsi eşyaları ile bebeğinin beşiğini alabilecek kadar zamanı olduğu gerekçesiyle yakın bir tehlikenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmiş ve ziynet alacağının kabulüne ilişkin karar bozulmuştur.
3- Erkek Ziynetleri Bozdurduğunu Kabul Ederse İspat Yükü Yer Değiştirir
Ziynet davalarında en sık karşılaşılan savunma, ziynetlerin evlilik içinde ev, araba veya borç için kadının rızasıyla bozdurulduğudur. Erkek bu savunmayı yaptığında ziynetleri aldığını ve bozdurduğunu kabul etmiş olur. Bu durumda ispat yükü yer değiştirir: Erkek, ziynetlerin kendisine geri verilmemek üzere verildiğini ispat etmek zorundadır. Borçlar hukukunun genel kuralına göre asıl olan, alınan şeyin geri verilmesidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/3056 E., 2025/10216 K. sayılı ve 25.11.2025 tarihli kararında, erkeğin cevap dilekçesinde ziynetlerin ev ve araç alınırken bozdurulduğunu beyan etmesinin ikrar niteliğinde olduğu, bu nedenle bozdurulan ziynetlerin rızayla ve iade şartı olmaksızın verildiğini erkeğin ispat etmesi gerektiği belirtilmiş ve ispat edemeyen erkek karşısında kadının davasının reddi bozma sebebi sayılmıştır. Bu karar oyçokluğuyla verilmiştir.
Bu nedenle ziynet davasında cevap dilekçesinin içeriği belirleyicidir. “Ziynetler kadındadır” savunması ile “ziynetler ev alınırken bozduruldu” savunması, ispat yükünü birbirinin tam tersi yönünde dağıtır.
4- Ziynet Davasında Kullanılan Deliller
Ziynet davasında hem ziynetlerin varlığı hem de akıbeti için aşağıdaki deliller kullanılır:
- Düğün ve nişan video kayıtları ile fotoğraflar; takıların cinsi ve sayısı genellikle bilirkişi tarafından bu kayıtlardan tespit edilir,
- Takıları gören, takan veya bozdurulmasına tanık olan kişilerin görgüye dayalı beyanları; duyuma dayalı tanıklık yeterli sayılmaz,
- Kuyumcu satış fişleri, faturalar ve altın hesabı kayıtları,
- Ziynetlerin bozdurulduğu tarihe yakın banka hesap hareketleri ve tapu veya araç satın alma kayıtları,
- Çeyiz senedi veya ziynet listesi gibi yazılı belgeler,
- Diğer delillerle ispat mümkün olmazsa karşı tarafa yemin teklifi; yemin deliline dilekçede açıkça dayanılmalıdır.
C- Bozdurulan Altınlar: Ev, Araba ve Borç İçin Harcanan Ziynetler
Ziynetlerin evlilik içinde bozdurulup ortak bir ihtiyaç için harcanmış olması, kadının alacak hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan, ziynetlerin hangi amaçla kullanıldığı değil, geri verilmemek üzere verilip verilmediğidir.
1- Ziynetlerin Ne İçin Harcandığı Önemli Değildir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/2400 E., 2025/5136 K. sayılı ve 15.05.2025 tarihli kararında, kadının düğünde takılan ziynetlerinin bozdurularak erkek adına taşınmaz alındığını iddia ettiği bir dosyada, ziynetlerin varlığının ve erkeğe verildiğinin tanık beyanları ve düğün görüntüleriyle ispat edildiği tespit edilmiştir. Kararda ziynetlerin erkek tarafından ne için harcandığının veya bozdurulduğunun kadının kişisel malının iadesini etkilemeyeceği belirtilmiş ve ret kararı bozulmuştur.
Ziynetlerin kadının rızasıyla bozdurulmuş olması da tek başına yeterli değildir. Rıza ile verilmek başka, geri istenmemek üzere bağışlanmak başkadır. Erkeğin ispat etmesi gereken, kadının ziynetlerden vazgeçtiği, yani bunları iade şartı olmaksızın verdiğidir.
2- Ziynetlerle Ev Alınması ve Mal Paylaşımı
Ziynetlerle ortak konut veya araç alınmışsa kadın iki ayrı hukuki yolla karşı karşıyadır: Ziynet alacağını doğrudan isteyebilir ya da ziynetini kişisel mal katkısı olarak gösterip mal rejimi tasfiyesinde değer artış payı talep edebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/283 E., 2026/6842 K. sayılı ve 18.06.2026 tarihli kararında, kişisel mal niteliğindeki ziynet eşyalarının ortak konutun edinilmesinde kullanılmış olmasının kadının alacak hakkını tek başına ortadan kaldırmayacağı belirtilmiştir.
Hangi yolun seçileceği, konutun değer artışına ve ispat durumuna göre değişir. Ziynet alacağında kadın ziynetlerin aynen iadesini isterken, değer artış payında katkısı oranında konutun güncel değerinden pay talep eder. İki talep aynı ziynet için mükerrer olarak kabul edilmez. Değer artış payının hesaplanması boşanmada mal paylaşımı yazımızda açıklanmıştır. Bileziklerle yapılan katkının değer artış payına nasıl dönüştüğünü ise örnek hesapla değer artış payı ve katkı payı alacağı yazımızda gösterdik.
3- Ziynetleri Erkeğin Ailesi Aldıysa
Uygulamada ziynetler sıklıkla “muhafaza” gerekçesiyle kayınpeder veya kayınvalide tarafından alınır. Bu durumda dava hem erkek eşe hem de ziynetleri alan aile üyesine karşı açılabilir. Erkeğin “altınları ben almadım, babam aldı” savunması, erkeğe karşı açılan davayı kendiliğinden düşürmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/222 E., 2026/6130 K. sayılı ve 03.06.2026 tarihli kararında, ziynetlerin erkeğin babası tarafından alındığı iddia edilse dahi erkeğin babasıyla menfaat birliği içinde olduğu ve hayatın olağan akışına göre ziynetlerden erkeğin de sorumlu olduğu belirtilerek, erkeğe karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddi bozma sebebi sayılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4097 E., 2024/3495 K. sayılı ve 15.05.2024 tarihli kararında da düğünde takılan takılarla erkeğin annesi adına ev alınan bir dosyada, erkeğin annesiyle menfaat birliği içinde olduğu ve ziynetlerden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabileceği kabul edilmiştir.
D- Ziynet Eşyası Davası Nasıl Açılır? Aynen İade ve Bedel Talebi
Ziynet davasında talebin doğru kurulması, özellikle altın fiyatlarının hızla yükseldiği dönemlerde alacağın gerçek değerini korumak bakımından belirleyicidir.
1- Dava Dilekçesinde Talep Nasıl Yazılır?
Dava dilekçesinde her ziynet ayrı ayrı; cinsi, sayısı, ayarı ve yaklaşık gramıyla gösterilmelidir. Örneğin “10 adet 22 ayar, her biri yaklaşık 20 gram burma bilezik”, “1 adet 22 ayar set takımı (kolye, küpe, bileklik, yüzük)”, “25 adet çeyrek altın” gibi. Ardından ziynetlerin aynen iadesi talep edilir. Bedel talep edilecekse aynen iadenin mümkün olmaması hâline bağlı olarak terditli istenir.
Ziynetlerin toplam değeri harca esas değer olarak dilekçede belirtilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/8897 E., 2023/2836 K. sayılı ve 01.06.2023 tarihli kararında, aynen iade isteminin ziynetlerin gerçek bedelini de içerdiği, bu nedenle aynen iadeye karar verilecekse ziynetlerin bilirkişice belirlenen değerleri üzerinden eksik nispi harcın tamamlatılması gerektiği belirtilmiştir.
2- Aynen İade Kararı ve Altın Fiyatı Artışı
Yargıtay’ın güncel uygulamasında, aynen iade kararı verildiğinde ayrıca “fiili ödeme günündeki bedel” için hüküm kurulmaz. Aynen iadenin mümkün olmaması hâlinde ziynetlerin güncel değeri icra aşamasında belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/10880 E., 2023/2739 K. sayılı ve 30.05.2023 tarihli kararında, aynen iadeye karar verildiğine göre iadenin mümkün olmaması hâlinde icra müdürlüğünce 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 24’üncü maddesine göre işlem yapılacağı, bu nedenle fiili ödeme günündeki bedele ilişkin ikinci talepte hukuki yarar bulunmadığı ve talep dışına çıkılarak dava tarihindeki bedele hükmedilmesinin bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.
Bu yaklaşım Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/8636 E., 2026/4113 K. sayılı ve 14.04.2026 tarihli kararında da tekrarlanmış ve kadının fiili ödeme günündeki bedel talebine rağmen dava tarihindeki bedele hükmedilmesi kadın yararına bozma sebebi sayılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/1115 E., 2026/7241 K. sayılı ve 25.06.2026 tarihli kararında ise aynı hata yeniden yargılama gerektirmediğinden hüküm, dava tarihindeki bedele ilişkin kısım çıkarılarak düzeltilerek onanmıştır. Bu kararlar ayrıca, dilekçede gösterilen değerlerin yalnızca harca esas değer olduğunu ve infaz aşamasında dikkate alınamayacağını vurgulamaktadır.
Uygulamadaki sonuç şudur: Altın fiyatlarının yükseldiği dönemde ziynet davasında asıl talep aynen iade olmalıdır. Dilekçede yalnızca “dava tarihindeki bedel” istenirse mahkeme bu talebe bağlıdır ve kadın, karar ile ödeme arasındaki altın fiyatı artışından yararlanamayabilir.
3- Belirsiz Alacak Davası ve Faiz
Ziynetlerin değeri dava açılırken tam olarak bilinemediğinden ziynet davası çoğunlukla HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/1705 E., 2023/6089 K. sayılı ve 07.12.2023 tarihli kararında, belirsiz alacak davası olarak açılan ziynet davasında bilirkişi raporlarından sonra davacıya HMK 107/2 uyarınca alacağın miktarını belirlemesi için iki haftalık kesin süre verilmeden taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmasının bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.
Faiz başlangıcı bakımından da belirsiz alacak davası avantaj sağlar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/10540 E., 2025/2844 K. sayılı ve 18.03.2025 tarihli kararında, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında artırılan kısım için faizin de dava tarihinden başlatılması gerektiği, artırılan kısma ıslah tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir.
E- Görevli Mahkeme, Boşanma Davasıyla İlişkisi ve Zamanaşımı
Ziynet eşyası davası, boşanmanın bir fer’i değil, kişisel malın iadesine yönelik bağımsız bir alacak davasıdır. Bu nedenle hem açılma zamanı hem de zamanaşımı bakımından boşanma davasından bağımsız kurallara tabidir.
1- Görevli Mahkeme ve Davanın Açılma Zamanı
Ziynet eşyası davasına aile mahkemesi bakar; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Dava, çekişmeli boşanma davası ile birlikte aynı dilekçede açılabileceği gibi boşanma davası sürerken ya da boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Boşanma davasıyla birlikte açılan ziynet talebi için ayrıca nispi harç yatırılır; harç tamamlanmadıkça ziynet talebinin esası incelenmez.
Ziynet alacağı boşanmaya bağlı bir hak olmadığından, eşler boşanmasa bile istenebilir. TMK 226/1 uyarınca her eş, evlilik devam ederken de diğer eşte bulunan kişisel malının iadesini talep edebilir.
Anlaşmalı boşanma davası ile boşanan eşler ziynetlerin akıbetini protokolde açıkça düzenlemelidir. Protokolde ziynetlere ilişkin hiçbir hüküm yoksa ziynet alacağı sonradan dava edilebilir; ziynetlerden vazgeçildiğine veya iade edildiğine dair açık bir ifade varsa bu ifade bağlayıcı olur. Ziynet maddesinin nasıl yazılacağını anlaşmalı boşanma protokolü ve dilekçe örneği yazımızda açıkladık.
2- Ziynet Eşyası Davasında Zamanaşımı: 10 Yıl
Ziynet alacağı, TMK 178’deki boşanmadan doğan dava hakları için öngörülen bir yıllık süreye tabi değildir. Yargıtay uygulamasında bu alacak TBK 146’daki 10 yıllık genel zamanaşımına tabi tutulur. TBK 153/3’e göre evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemez; süre boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar.
Yurt dışında boşanan eşler için süre, Türkiye’deki tanıma kararının değil yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten başlar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/9642 E., 2024/3687 K. sayılı ve 21.05.2024 tarihli kararında, yabancı mahkemede verilen boşanma kararının 04.12.2009’da kesinleştiği, ziynet davasının ise tanıma kararından sonra 01.09.2022’de açıldığı bir dosyada, ziynet iadesinin boşanmaya bağlı bir hak olmadığı ve süresinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddi onanmıştır. Bu nedenle yurt dışında boşanan eşlerin ziynet davasını tanıma davasının sonucunu beklemeden açması gerekir. Yabancı boşanma kararının Türkiye’de nasıl tanındığını tanıma-tenfiz davası rehberimizde açıkladık.
F- Eşin Ziynetleri Alması Suç mudur?
Eşlerden birinin diğerinin ziynetlerini rızası olmadan alması veya kendisine emanet edilen ziynetleri iade etmemesi, nitelik olarak hırsızlık suçu veya güveni kötüye kullanma suçu kapsamına girebilir. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 167/1-a maddesine göre yağma ve nitelikli yağma hariç malvarlığına karşı suçlar, hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına işlenmişse ilgili eş hakkında cezaya hükmolunmaz. Boşanma davasının açılmış olması bu şahsi cezasızlık sebebini ortadan kaldırmaz.
Hakkında ayrılık kararı verilmiş eşler bakımından ise TCK 167/2 uyarınca ceza şikâyet üzerine verilir ve yarı oranında indirilir. Ziynetleri alan kayınpeder veya kayınvalide de gelinin aynı derecede kayın hısmı olduğundan, TCK 167/1-b kapsamında cezasızlık hükmünden yararlanabilir. Bu nedenle evlilik devam ederken alınan ziynetlerin geri alınması için etkili yol, ceza şikâyeti değil ziynet alacağı davasıdır.
Ziynet davasında delillerin dava açılmadan önce güvenceye alınması ve talebin doğru kurulması için boşanma ve ziynet davalarında avukat desteği sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.
Ziynet Eşyası Davası Açmadan Önce Hazırlanması Gerekenler
Ziynet davasının kaderini, dava açılmadan önce toplanan deliller belirler. Dava açmadan önce şu hazırlıkların yapılması önerilir:
- Nişan ve düğün video kayıtlarının, fotoğrafların ve takı listelerinin bir örneğinin güvenli şekilde saklanması,
- Her ziynetin cinsi, sayısı, ayarı ve yaklaşık gramından oluşan ayrıntılı bir listenin hazırlanması,
- Takıları gören, takan veya bozdurulmasına tanık olan kişilerin belirlenmesi,
- Ziynetlerin bozdurulduğu dönemdeki banka hesap hareketlerinin, kuyumcu belgelerinin ve tapu veya araç alım kayıtlarının tespiti,
- Evden ayrılma koşullarını gösteren kolluk tutanakları, darp raporları ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma kararlarının dosyaya eklenmesi,
- Diğer delillerle ispat mümkün olmazsa yemin deliline dilekçede açıkça dayanılması.
Sonuç
Boşanmada ziynet eşyası davası, düğünde takılan ve kişisel mal niteliği taşıyan takıların aynen iadesini, iade mümkün olmazsa bedelini sağlayan bağımsız bir alacak davasıdır. Ziynetler TMK 220 uyarınca kişisel mal olduğundan mal paylaşımına girmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin güncel ölçütüne göre anlaşma veya ispatlanmış örf ve âdet yoksa takılar takıldığı eşe aittir; cinsiyete özgü takılar o cinse, her iki cinse özgü olanlar takıldığı eşe ait olur. Kadın, ziynetlerin varlığını ve elinden alındığını ispat etmek zorundadır; erkek ziynetleri bozdurduğunu kabul ederse bunların geri verilmemek üzere verildiğini erkek ispat eder. Altın fiyatlarındaki artıştan yararlanmak için asıl talep aynen iade olarak kurulmalıdır. Dava aile mahkemesinde, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Boşanmada düğünde takılan altınlar kimin olur?
Anlaşma veya ispatlanmış yerel örf ve âdet yoksa, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin güncel ölçütüne göre düğünde takılan ve ekonomik değer taşıyan her şey takıldığı eşe aittir. Bilezik ve set gibi kadına özgü takılar erkeğe takılmış olsa bile kadına ait sayılır. Ziynetler TMK 220 uyarınca kişisel maldır ve mal paylaşımına girmez.
Erkeğe takılan altınlar boşanmada kadına mı verilir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1038 E., 2021/458 K. sayılı kararında yansıyan eski kurala göre erkeğe takılanlar da kadına bağışlanmış sayılıyordu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/8772 E., 2026/3891 K. sayılı kararında açıklanan güncel ölçüte göre ise erkeğe takılan ve her iki cinse özgü olan çeyrek altın ve para gibi değerler erkeğe aittir; yalnızca kadına özgü takılar kadına ait sayılır.
Ziynet eşyası davasında ispat yükü kimdedir?
Kural olarak ispat yükü kadındadır. Kadın ziynetlerin varlığını ve bunların erkek tarafından alındığını ya da evden ayrılırken götürmesinin mümkün olmadığını ispat etmelidir. Erkek ziynetleri aldığını veya bozdurduğunu kabul ederse, bunların geri verilmemek üzere verildiğini ispat yükü erkeğe geçer.
Ev alırken bozdurulan altınlar geri istenebilir mi?
İstenebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/2400 E., 2025/5136 K. sayılı kararına göre ziynetlerin ne için harcandığı, kadının kişisel malının iadesini etkilemez. Erkek, ziynetlerin iade şartı olmaksızın, yani kadın bunlardan vazgeçerek verildiğini ispat edemezse ziynetleri iade etmekle yükümlüdür.
Evden kovulan kadın ziynetlerini nasıl ispat eder?
Kadının ziynetlerini götürmesine imkân vermeyecek koşullarda ayrıldığını somut delillerle göstermesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/7526 E., 2025/3847 K. sayılı kararında, kadının terlik ve eşofmanla, kimliğini dahi almadan evden ayrıldığının anlaşılması üzerine varlığı ispatlanan ziynetler yönünden davanın kabulü gerektiği belirtilmiştir. Kolluk tutanağı, darp raporu ve görgüye dayalı tanık beyanı bu ispatta önemlidir.
Ziynet eşyası davası zamanaşımı kaç yıldır?
Yargıtay uygulamasında ziynet alacağı TBK 146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir. TBK 153/3 gereğince evlilik sürdükçe zamanaşımı işlemez ve süre boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar. Yurt dışında boşananlarda süre, tanıma kararının değil yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten başlar.
Ziynet davası boşanma davasıyla birlikte açılabilir mi?
Açılabilir. Ziynet talebi boşanma dava dilekçesinde ayrıca nispi harç yatırılarak ileri sürülebilir. Boşanma davası sürerken veya boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. TMK 226/1 uyarınca kişisel malın iadesi evlilik devam ederken de istenebilir.
Ziynet davasında altın fiyatı artarsa hangi değer esas alınır?
Asıl talep aynen iade olarak kurulmuşsa mahkeme ziynetlerin aynen iadesine karar verir ve iade mümkün olmazsa güncel değer icra aşamasında İİK 24 uyarınca belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/8636 E., 2026/4113 K. sayılı kararına göre aynen iade yerine dava tarihindeki bedele hükmedilmesi bozma sebebidir. Bu nedenle dilekçede yalnızca dava tarihindeki bedel istenmemelidir.
Ziynetleri kayınpeder veya kayınvalide aldıysa dava kime açılır?
Dava hem erkek eşe hem de ziynetleri alan aile üyesine karşı açılabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2026/222 E., 2026/6130 K. sayılı kararına göre ziynetleri erkeğin babası almış olsa bile erkek babasıyla menfaat birliği içinde olduğundan ziynetlerden sorumludur ve erkeğe karşı açılan dava husumet yokluğundan reddedilemez.
Nişanda takılan altınlar boşanmada geri alınır mı?
Evlilik gerçekleşmişse nişanda kadına takılan takılar da kural olarak kadının kişisel malıdır ve boşanmada ziynet davasının konusu olabilir. Nişan bozulup evlilik hiç gerçekleşmemişse, TMK 122 uyarınca alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesi istenir.
Ziynet davasında tanık yeterli mi?
Tanık beyanı ziynet davasında temel delillerden biridir; ancak tanığın olayı bizzat görmüş olması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/8901 E., 2026/4068 K. sayılı kararında kadın tanıklarının beyanlarının kadından duyuma dayalı olduğu ve yemin deliline de dayanılmadığı için ziynet alacağının kabulü bozma sebebi sayılmıştır.
Eşimin altınlarımı alması suç mudur?
Eylem hırsızlık veya güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarını taşıyabilir. Ancak TCK 167/1-a gereğince hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına işlenen bu suçlarda eş hakkında cezaya hükmolunmaz; boşanma davasının açılmış olması bu sonucu değiştirmez. Bu nedenle evlilik içinde alınan ziynetler için etkili yol ziynet alacağı davasıdır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, aile hukuku başta olmak üzere dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

