|

Güveni Kötüye Kullanma Suçu (TCK-155)

Güveni Kötüye Kullanma Suçu

Güveni kötüye kullanma suçu, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere kendisine teslim edilmiş bir mal üzerinde, teslim amacı dışında tasarrufta bulunulmasını veya bu teslimin inkâr edilmesini cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 155. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Kendisine emanet edilen bir eşyayı geri vermemekten, idare etmek üzere teslim edilen malları kişisel çıkar için kullanmaya kadar geniş bir alanı kapsayan bu suç, uygulamada sık karşılaşılan malvarlığı suçlarından biridir.

Bu yazıda; güveni kötüye kullanma suçunun tanımını, unsurlarını (maddi ve manevi unsur), hırsızlık ve dolandırıcılıktan farkını, temel ve nitelikli hallerinin cezalarını, etkin pişmanlık ve akrabalar arası cezasızlık kurumlarını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.

Korunan Hukuki Değer

Güveni kötüye kullanma suçunda korunan temel değer, kişinin mülkiyet hakkı ve malvarlığıdır. Ancak bu suç, aynı zamanda kişiler arasındaki güven ilişkisini de korur. Çünkü burada mal, faile zaten rızayla ve bir güven ilişkisi çerçevesinde teslim edilmiştir; fail ise bu güveni kötüye kullanarak mal üzerinde haksız tasarrufta bulunmaktadır.

Suçun Unsurları

Bir fiilin güveni kötüye kullanma olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.

Fail

Bu suçun faili, malın zilyetliği (fiilî hâkimiyeti) muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere kendisine devredilmiş olan kişidir. Yani herkes değil, kendisine mal teslim edilmiş olan kişi bu suçu işleyebilir. Bu yönüyle suç, failin önceden mal ile arasında özel bir ilişki bulunmasını gerektirir.

Mağdur

Suçun mağduru, malın sahibi ya da zilyetliği faile devreden kişidir.

Suçun Konusu

Suçun konusu, başkasına ait olup muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği faile devredilmiş olan maldır. Buradaki en kritik nokta, malın faile rızayla teslim edilmiş olmasıdır. İşte bu unsur, güveni kötüye kullanmayı hırsızlıktan ayıran temel özelliktir.

Maddi Unsur (Hareket)

Suçun maddi unsuru seçimlik hareketli biçimde düzenlenmiştir. Fail;

  • kendisine teslim edilen mal üzerinde, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunur (örneğin emanet edilen malı satar, kullanır veya geri vermeyi reddeder), ya da
  • malın kendisine teslim edildiği olgusunu inkâr eder.

Bu hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir.

Manevi Unsur (Kast)

Güveni kötüye kullanma yalnızca kasten işlenebilir. Ayrıca failin, kendisinin veya başkasının yararına hareket etmesi gerekir. Failin, teslim amacı dışında tasarrufta bulunma veya teslimi inkâr etme bilinciyle ve bu özel amaçla hareket etmesi aranır.

Güveni Kötüye Kullanma ile Hırsızlık ve Dolandırıcılığın Farkı

Bu suç, malvarlığına karşı diğer bazı suçlarla karıştırılabilir. Aradaki ayrımlar son derece önemlidir:

  • Hırsızlıktan farkı: Hırsızlıkta mal, zilyedin rızası olmadan alınır. Güveni kötüye kullanmada ise mal, faile zaten rızayla ve güven ilişkisi çerçevesinde teslim edilmiştir; fail bu teslimden sonra haksız tasarrufta bulunur. Ayrıntı için hırsızlık suçu makalemize bakabilirsiniz.
  • Dolandırıcılıktan farkı: Dolandırıcılıkta fail, baştan itibaren hileli davranışlarla mağduru aldatarak malı veya yararı elde eder. Güveni kötüye kullanmada ise teslim anında bir hile yoktur; haksız niyet, teslimden sonra ortaya çıkar. Ayrıntı için dolandırıcılık suçu makalemizi inceleyebilirsiniz.

Suçun Cezası ve Nitelikli Halleri

Temel Hal

Başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkâr eden kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır.

Meslek, Hizmet veya İdare İlişkisinde Nitelikli Hal

Suçun; meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Örneğin bir hizmet veya ticaret ilişkisi gereği kendisine teslim edilen malları kötüye kullanan kişi bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilir. Bu nitelikli hal, temel halden farklı olarak şikâyete bağlı değildir.

Motorlu Taşıt Hakkında İşlenmesi

2025 yılında eklenen düzenlemeye göre, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. Bu, özellikle araç kiralama veya emanet gibi ilişkilerde teslim edilen taşıtların kötüye kullanılmasını daha ağır biçimde yaptırıma bağlayan güncel bir hükümdür.

Etkin Pişmanlık (TCK 168)

Güveni kötüye kullanma suçunda etkin pişmanlık uygulanabilir ve sonucu doğrudan etkileyebilir. Failin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde cezada indirim yapılır.

Bu indirim, zararın kovuşturma başlamadan önce giderilmesi halinde verilecek cezanın üçte ikisine kadar; kovuşturma başladıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce giderilmesi halinde ise yarısına kadar uygulanır. Zararın kısmen giderilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır.

Akrabalar Arası Güveni Kötüye Kullanma: Şahsi Cezasızlık Sebebi (TCK 167)

Güveni kötüye kullanma suçunun belirli yakın akrabalar arasında işlenmesi halinde özel kurallar uygulanır. Suçun; hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun, evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmedilmez. Daha uzak akrabalar arasında işlenmesi halinde ise şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri (TCK 169)

Güveni kötüye kullanma suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Şikâyet ve Uzlaştırma

Güveni kötüye kullanma suçunun temel hali (155/1) şikâyete bağlıdır. Bu nedenle soruşturma ve kovuşturmanın başlayabilmesi için mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Buna karşılık meslek, hizmet veya idare ilişkisine dayanan nitelikli hal (155/2) re’sen soruşturulur; yani şikâyet aranmaz.

Uzlaştırma bakımından, şikâyete bağlı temel hal uzlaştırma kapsamında değerlendirilir. Nitelikli hal bakımından ise durum somut olaya göre değerlendirilmelidir. Uzlaştırmanın sağlanması halinde kamu davasının açılmaması ya da düşmesi mümkün olabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Ancak nitelikli halin, motorlu taşıt nedeniyle cezası bir kat artırılan durumlarında öngörülen cezanın üst sınırı on yılı aşabileceğinden, bu gibi hallerde Ağır Ceza Mahkemesi görevli olabilir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Suça Teşebbüs ve Zincirleme Suç

Teşebbüs

Güveni kötüye kullanma, çoğunlukla failin teslim amacı dışında tasarrufta bulunmasıyla ya da inkârıyla tamamlanır. Yine de somut olayın özelliğine göre teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün olabilir; bu durumda ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.

Zincirleme Suç

Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla kez güveni kötüye kullanması halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.

HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi

Bu suçta hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmüştür. Verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir. Özellikle temel hal bakımından bu imkânların uygulanma ihtimali daha yüksektir. Bu imkânların somut olayınızda mümkün olup olmadığı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Analizleri

Güveni Kötüye Kullanma İçin Geçerli Bir Sözleşme İlişkisi ve Tam Zilyetlik Devri Gerekir; Geçici Kullanım İçin Verilen Eşyada Suç Oluşmaz

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2015/7374 E. – 2018/3929 K., 28.05.2018 T.

Kararın Özeti

Katılan, telefonuna 3G uygulaması yüklenmesi amacıyla cihazını, telefon tamiri ve alım satımı işiyle uğraşan sanığa kısa süreli ve belirli bir işlem için teslim etmiştir. Sanığın, telefondaki özel görüntüleri kendi bilgisayarına kopyalayıp katılandan para talep ettiği iddiasıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dava açılmıştır. Yerel mahkeme beraat kararı vermiş; Yargıtay, taraflar arasında zilyetliğin devrine dair geçerli bir sözleşme bulunmadığını ve tam bir zilyetlik devri gerçekleşmediğini belirleyerek beraat hükmünü onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için; malın iade edilmek veya belirli şekilde kullanılmak üzere rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin bu malı veriliş amacının dışında, malikmiş gibi tasarrufta bulunarak yarar sağlaması gerekir. Bu suçun temelinde, mülkiyet hakkı sahibi ile lehine zilyetlik kurulan fail arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi ve bu ilişkiden doğan güven vardır. Geçerli bir sözleşme ilişkisi ve usulüne uygun bir teslim yoksa suç oluşmaz; ayrıca mağdur tarafından zilyetliğin faile tam olarak devredilmesi aranır. Somut olayda, sanık ile katılan arasında zilyetliğin tesisine dair bir sözleşme bulunmamakta; katılan, zilyetliği devretme iradesi olmaksızın yalnızca geçici bir süre işlem yapmak üzere kullanma yetkisi vermiştir. Bu nedenle güveni kötüye kullanma suçunun unsurları oluşmamıştır.

“…zilyetliğinin tesisi iradesi olmaksızın geçici bir süre uygulama yapmak üzere kullanma yetkisinin verilmiş olması…”

Değerlendirme

Bu karar, güveni kötüye kullanma suçunun ayırt edici unsurunu — zilyetliğin geçerli bir hukuki ilişkiye dayanarak tam olarak devredilmesi — netleştirmesi bakımından önemlidir. Suçun çekirdeği, failin kendisine tevdi edilen (emanet edilen) bir mal üzerinde, teslim amacının dışına çıkarak malikmiş gibi tasarruf etmesidir. Bu nedenle iki ön koşul birlikte aranır:

  • Geçerli sözleşme ilişkisi: Saklama, kullandırma, kira, ariyet, vekâlet gibi, aldatılmamış özgür iradeye dayanan bir hukuki ilişki bulunmalıdır.
  • Tam zilyetlik devri: Mal, fer’i zilyet sıfatıyla failin fiilî hâkimiyetine bırakılmalıdır (MK m.973-974).

Belirleyici ayrım şudur:

DurumSonuç
Mal, belirli amaçla saklanmak/kullanılmak üzere zilyetliği devredilerek emanet edilirAmaç dışı tasarruf → güveni kötüye kullanma
Mal, kısa süreli ve sınırlı bir işlem için, zilyetlik devri iradesi olmaksızın elden verilirZilyetlik devri yok → güveni kötüye kullanma oluşmaz

Pratik sonuç olarak, bir eşyanın (telefon, araç, belge vb.) kısa süreli, gözetim altında veya belirli bir teknik işlem için verilmesi, güveni kötüye kullanma anlamında “tevdi ve teslim” sayılmaz; çünkü sahibi zilyetliği bırakma iradesi taşımamaktadır. Bu durumda suçun temel unsuru gerçekleşmez. Bununla birlikte, failin bu sırada gerçekleştirdiği diğer eylemler (örneğin kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi/yayılması veya tehditle çıkar sağlama gibi) somut koşullara göre başka suç tiplerini oluşturabilir; ancak bu, güveni kötüye kullanma suçunun varlığını sağlamaz. Vekil açısından çıkarım, isnatta öncelikle zilyetliğin geçerli bir ilişkiyle ve tam olarak devredilip devredilmediğinin saptanması; devir yoksa bu suçtan beraat, eylemin başka bir suç oluşturup oluşturmadığının ise ayrıca değerlendirilmesi gerektiğidir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2015/7374 E. – 2018/3929 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat


Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan … vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan … vekilinin temyiz dilekçesinin içeriğinden, sanık … hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraat hükmüne yönelik olduğu anlaşılmakla, bu hükümle sınırlı temyiz talebinin incelenmesinde;
Katılanların … ile …’nun duygusal birliktelik yaşadıkları, katılan …’ün diğer katılan …’nun müstehcen görüntülerini cep telefonuna video şeklinde kaydettiği, katılan …’ün bu olaydan bir kaç ay sonra görüntülerin kayıtlı olduğu cep telefonuna 3G uygulaması yükletmek amacıyla telefon tamiri ve alım satımı işiyle uğraşan sanık …’nın işyerine gittiği ve bu amaçla söz konusu cep telefonunu verdiği, sanık …’nın müştekinin cep telefonunu işyerinde kullandığı bilgisayarına bağlayarak katılan …’nun müstehcen görüntülerini içeren video kaydını kendi bilgisayarına yükleyerek, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilen … adına kayıtlı olan … numaralı GSM hattından katılan …’den 200,000 TL para talep ettiği, bu şekilde sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. TCK’nın 155. maddesinin gerekçesinde, bu suçla mülkiyetin korunması amaçlanmaktadır. Ancak, söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen kişi (fail) arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Bu ilişkinin gereği olarak taraflar arasında mevcut olan güvenin korunması gerekmektedir. Bu mülahazalarla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar, cezai yaptırım altına alınmıştır. Suçun konusunu oluşturan mal üzerinde belirli bir şekilde kullanmak üzere fail lehine zilyetlik tesisi gerekir. Bu nedenle, güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisinin varlığı gereklidir, açıklaması yapılmıştır.
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere yasa koyucu tarafından mülkiyetin korunması amacıyla getirilen güveni kötüye kullanma suçu, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması veya bu devir olgusunun inkâr edilmesiyle oluşmaktadır. TCK’nın 155. maddesinde sözü edilen zilyetlik kavramı 4721 sayılı Medeni Kanun’un 973. maddesinde; “bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” şeklinde açıklanmış, asli ve fer’i zilyetlik ise Kanun’un 974. maddesinde; “Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur. Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer’î zilyettir” biçiminde tanımlanmıştır. Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, belirli biçimde kullanılmak için hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edilmektedir. Söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut olmalı ve bu hukuki ilişkinin gereği olarak taraflar arasında oluşan güvenin korunması gerekmektedir. Bu amaçla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar ve devir olgusunu inkâr yasa koyucu tarafından cezai yaptırım altına alınmıştır. Eğer mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa usulüne uygun bir teslim olmayacağı için güveni kötüye kullanma suçu da oluşmayacaktır. Zira, hukuksal anlamda geçerli bir sözleşmeden söz edilebilmesi için tarafların iradelerinin aldatılmamış olması gerekmektedir. Ayrıca bu suçun oluşabilmesi için mağdur tarafından zilyetliğin sanığa tam bir şekilde devredilmesi gerekmektedir.
Bu hukuksal olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanık ile katılan … arasında zilyetliğin tesisine dair herhangi bir sözleşmenin bulunmaması, katılan … tarafından sanığa zilyetliğinin tesisi iradesi olmaksızın geçici bir süre uygulama yapmak üzere kullanma yetkisinin verilmiş olması karşısında; tebliğnamadeki bozma yönündeki düşünceye iştirak etmeksizin, mahkemenin sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair sanığın cezalandırılması için her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda, sanığın cezalandırılması için her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan … vekilinin, beraat hükmünün kanuna aykırı olduğuna ve eylemin suç teşkil ettiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 28/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamirciye İş İçin Bırakılan Aracın Amaç Dışı Satılması, Basit Değil Hizmet Nedeniyle (Nitelikli) Güveni Kötüye Kullanmadır

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2017/4244 E. – 2019/1097 K., 21.02.2019 T.

Kararın Özeti

Katılan, minibüsünü kasa ve motor kısımlarının parçalanması (sökülmesi) amacıyla tamirci olan sanığa teslim etmiştir. Sanık, aracın motor kısmını katılandan habersiz başka bir kişiye satmıştır. Yerel mahkeme, eylemi basit güveni kötüye kullanma (TCK m.155/1) sayarak mahkûmiyet kararı vermiş; Yargıtay, eylemin meslek ve sanat ilişkisinden kaynaklanan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK m.155/2) suçunu oluşturduğunu belirterek suç vasfı yönünden hükmü bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Aracın sanığa teslimi, sıradan bir emanet ilişkisinden değil, sanığın tamircilik (meslek ve sanat) faaliyeti nedeniyle kurulan bir ilişkiden kaynaklanmaktadır. TCK m.155/2, suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesini nitelikli (ağırlaştırıcı) hal olarak düzenler. Bu nedenle eylem basit güveni kötüye kullanma değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmadır; suç vasfının yanlış belirlenmesi bozmayı gerektirir.

“…meslek ve sanat ilişkisinden kaynaklanan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden…”

Değerlendirme

Bu karar, güveni kötüye kullanma suçunda basit hal ile nitelikli hal arasındaki ayrımı ve doğru vasfın belirlenmesinin önemini ortaya koyar. TCK m.155, suçu iki kademede düzenler:

HalKoşulSonuç
Basit (m.155/1)Sıradan bir güven ilişkisiyle (örn. kişisel emanet) tevdi edilen malTemel ceza
Nitelikli (m.155/2)Meslek/sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi gereği ya da malları idare yetkisi gereği tevdi edilen malArtırılmış ceza

Nitelikli halin dayandığı düşünce şudur: Belirli meslek ve hizmet ilişkilerinde (tamirci, kuyumcu, depocu, kargo görevlisi, mali müşavir vb.) kişiler, eşyalarını bu kişilere mesleğin güvenilirliğine duydukları itimat nedeniyle bırakırlar. Bu güvenin ihlali, sıradan bir emanet ilişkisinin ihlaline göre daha ağır sayılır ve daha yüksek cezayı gerektirir. Somut olayda araç, tamircilik hizmeti için bırakıldığından, ilişki doğrudan m.155/2 kapsamındadır.

Pratik sonuç olarak, güveni kötüye kullanma isnatlarında, eşyanın hangi ilişki çerçevesinde teslim edildiği titizlikle belirlenmelidir: Teslim, failin mesleği/sanatı/ticari faaliyeti veya bir hizmet ilişkisi nedeniyle yapılmışsa, eylem nitelikli halden cezalandırılır; basit halden mahkûmiyet kurulması bozmayı gerektirir. Bu ayrım yalnızca ceza miktarını değil, suçun soruşturulma usulünü de etkileyebileceğinden, vasıf tayini baştan doğru yapılmalıdır.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2017/4244 E. – 2019/1097 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : TCK 155/1, 62, 51,52/2 maddeleri gereğince mahkumiyet

Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, katılan ve sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Katılanın, kasa ve motor kısımlarının parçalanması amacıyla 44 EN 932 plakalı minibüsü tamirci olan sanık …’e bıraktığı, sanığın motor kısmını katılandan habersiz başka bir kişiye satmak suretiyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen somut olayda, eylemin, TCK.nun 155/2. maddesinde düzenlenen meslek ve sanat ilişkisinden kaynaklanan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, güveni kötüye kullanma suçu kabul edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, 21/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

Emanet ettiğim eşyamı geri vermeyen kişi hangi suçu işler?

Muhafaza etmek üzere teslim edilen bir malın geri verilmemesi veya bu teslimin inkâr edilmesi, güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. Temel hali şikâyete bağlıdır.

Bu suç ile dolandırıcılık arasındaki fark nedir?

Dolandırıcılıkta fail, baştan itibaren hile kullanarak malı elde eder. Güveni kötüye kullanmada ise mal rızayla teslim edilmiştir; haksız niyet teslimden sonra ortaya çıkar.

Kiraladığım aracı iade etmezsem ne olur?

Kiralanan bir aracın iade edilmemesi, koşullarına göre güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. Üstelik suçun konusunun motorlu taşıt olması halinde ceza bir kat artırılır.

Zararı ödersem ceza indirimi alır mıyım?

Evet. Etkin pişmanlık hükümleri gereği, mağdurun zararını gidermeniz halinde cezada önemli indirim yapılır. İndirim oranı, ödemenin yapıldığı aşamaya göre değişir.

Genel Değerlendirme ve Sonuç

Güveni kötüye kullanma suçu, kişiler arasındaki güven ilişkisine dayanan ve kendisine teslim edilen malın kötüye kullanılmasını cezalandıran, uygulamada sık karşılaşılan bir malvarlığı suçudur. Basit bir emanetin iade edilmemesinden, meslek veya idare ilişkisi çerçevesinde teslim edilen malların kötüye kullanılmasına kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan bu suç, koşullara göre altı aydan yedi yıla kadar değişen, motorlu taşıt söz konusu olduğunda daha da artan cezaları gerektirebilir.

Bu suçla ilgili süreçte; malın faile gerçekten rızayla teslim edilip edilmediği, fiilin temel hal mi nitelikli hal mi olduğu, şikâyet süresi ve etkin pişmanlık imkânı belirleyici öneme sahiptir.

Güveni kötüye kullanma suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir Bakırköy ve İstanbul ceza avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir