|

Hırsızlık Suçu (TCK-141)

hırsızlık suçu

Hırsızlık suçu, bir başkasına ait taşınır bir malın, zilyedinin rızası olmadan ve yarar sağlama amacıyla bulunduğu yerden alınmasını cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 141. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Uygulamada en sık karşılaşılan malvarlığı suçlarının başında gelen hırsızlık, hem temel hali hem de çok sayıda nitelikli hali ile geniş bir alanı kapsar.

Bu yazıda; hırsızlık suçunun tanımını, unsurlarını, temel ve nitelikli hallerinin cezalarını, gece vakti işlenmesi, daha az cezayı gerektiren haller, malın değerinin azlığı, kullanma hırsızlığı ve zorunluluk hâli gibi özel düzenlemeleri, etkin pişmanlık ve akrabalar arası cezasızlık kurumlarını, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.

Korunan Hukuki Değer

Hırsızlık suçunda korunan temel değer, kişinin mülkiyet hakkı ve zilyetliğidir. Zilyetlik, bir mal üzerindeki fiilî hâkimiyeti ifade eder. Hırsızlık, hem malın sahibinin mülkiyet hakkını hem de malı fiilen elinde bulunduran kişinin zilyetliğini ihlal eder. Mülkiyet hakkı, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış temel bir haktır.

Fail

Bu suçun faili herkes olabilir; yani genel bir suçtur. Suçun işlenmesi için failde özel bir sıfat aranmaz. Bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir.

Hırsızlık Suçunun Unsurları

Bir fiilin hırsızlık olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.

Taşınır Bir Mal Olması

Hırsızlığın konusu yalnızca taşınır bir mal olabilir. Bir yerden başka bir yere taşınabilen eşyalar bu kapsamdadır. Taşınmazlar (örneğin bir arsa veya bina) hırsızlık suçunun konusunu oluşturmaz; bunlara yönelik haksız fiiller başka suçlar kapsamında (örneğin hakkı olmayan yere tecavüz) değerlendirilir. Ayrıca kanun, sıvı veya gaz halindeki enerjinin de hırsızlığa konu olabileceğini özel olarak düzenlemiştir.

Malın Başkasına Ait Olması

Çalınan malın başkasına ait olması gerekir. Kişinin kendi malını alması hırsızlık oluşturmaz. Ancak paydaş veya elbirliğiyle malik olunan mallar bakımından özel bir düzenleme bulunmaktadır; bu konuya aşağıda “daha az cezayı gerektiren haller” başlığında değineceğiz.

Zilyedin Rızasının Bulunmaması

Malın, zilyedinin rızası olmadan alınması gerekir. Eğer mal, zilyedin rızasıyla teslim alınmışsa hırsızlık değil; duruma göre güveni kötüye kullanma gibi başka bir suç söz konusu olabilir. Bu nokta, hırsızlığı benzer suçlardan ayıran önemli bir kriterdir.

Malın Bulunduğu Yerden Alınması

Suçun tamamlanması için malın bulunduğu yerden alınması, yani failin malı kendi hâkimiyet alanına geçirmesi gerekir. Failin mal üzerinde egemenlik kurması, suçun tamamlandığı an bakımından belirleyicidir.

Yarar Sağlama Maksadı (Kast)

Hırsızlık yalnızca kasten işlenebilir ve failin, kendisine veya başkasına yarar sağlama maksadıyla hareket etmesi gerekir. Taksirle hırsızlık işlenemez. Failin bu özel amaçla hareket etmesi, suçun manevi unsurunu oluşturur.

Hırsızlık Suçunun Temel Cezası (TCK 141)

Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Bu, hırsızlığın temel halidir.

Nitelikli Hırsızlık (TCK 142)

Kanun, hırsızlığın belirli koşullarda işlenmesini daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haller olarak düzenlemiştir. Uygulamada hırsızlık davalarının büyük bölümü, bu nitelikli haller kapsamında değerlendirilir.

Üç Yıldan Yedi Yıla Kadar Cezayı Gerektiren Haller

Hırsızlık suçunun;

  • kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,
  • halkın yararlanmasına sunulmuş bir ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış ya da kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,
  • bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek için hazırlanan eşya hakkında,
  • adet, tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında

işlenmesi halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Beş Yıldan On Yıla Kadar Cezayı Gerektiren Haller

Hırsızlık suçunun;

  • kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,
  • elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle (kapkaç) ya da özel beceriyle (yankesicilik),
  • doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,
  • haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da başka bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
  • bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
  • tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
  • büyük veya küçük baş hayvan hakkında,
  • herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında

işlenmesi halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, elde/üstte taşınan eşyanın çekilip alınması suretiyle beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumdaki bir kimseye karşı işlenmesi halinde, ceza üçte biri oranına kadar artırılır.

Enerji Hakkında Hırsızlık

Suçun, sıvı veya gaz halindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde, beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır ve on bin güne kadar adli para cezasına da hükmolunur.

Konut Dokunulmazlığının İhlali veya Mala Zarar Verme ile Birlikte İşlenmesi

Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun da işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz. Yani normalde şikâyete bağlı olan bu suçlar, hırsızlık amacıyla işlendiğinde re’sen soruşturulur.

Kamu Hizmetinin Aksaması

Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması halinde, verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.

Suçun Gece Vakti İşlenmesi (TCK 143)

Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Gece vakti kavramı, kanunda belirli bir zaman dilimi olarak tanımlanmıştır ve suçun bu zaman diliminde işlenmesi, faillerin yakalanmasını zorlaştırdığı için cezayı ağırlaştıran bir sebep olarak öngörülmüştür.

Daha Az Cezayı Gerektiren Haller (TCK 144)

Hırsızlık suçunun;

  • paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,
  • bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla

işlenmesi halinde, şikâyet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Örneğin ortak mülkiyete konu bir mal üzerinde işlenen hırsızlık ya da gerçek bir alacağı tahsil amacıyla yapılan alma fiilleri bu kapsamda daha hafif cezalandırılır ve bu hallerde suç şikâyete bağlıdır.

Malın Değerinin Az Olması (TCK 145)

Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi; suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu düzenleme, hâkime takdir yetkisi tanır ve özellikle değeri çok düşük malların çalınması durumunda önem taşır.

Kullanma Hırsızlığı (TCK 146)

Hırsızlık suçunun, malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere işlenmesi halinde, şikâyet üzerine, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. Buna “kullanma hırsızlığı” denir. Ancak malın suç işlemek için kullanılmış olması halinde bu indirim uygulanmaz. Örneğin bir aracın geçici süre kullanıp iade etmek amacıyla alınması bu kapsamda değerlendirilebilirken, aracın bir suçta kullanılması halinde bu hüküm devreye girmez.

Zorunluluk Hâli (TCK 147)

Hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu düzenleme, gerçekten zorda kalmış kişilerin durumunu dikkate alan istisnai bir hükümdür ve dar yorumlanır.

Etkin Pişmanlık (TCK 168)

Hırsızlık suçunda etkin pişmanlık, sonucu doğrudan etkileyebilen son derece önemli bir kurumdur. Failin, suç tamamlandıktan sonra pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde cezada indirim yapılır.

Bu indirim, zararın kovuşturma başlamadan önce giderilmesi halinde verilecek cezanın üçte ikisine kadar; kovuşturma başladıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce giderilmesi halinde ise yarısına kadar uygulanır. Zararın kısmen giderilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır. Görüldüğü gibi, çalınan malın veya değerinin iadesi, cezada belirgin bir indirim sağlayabilir.

Akrabalar Arası Hırsızlık: Şahsi Cezasızlık Sebebi (TCK 167)

Hırsızlık suçunun belirli yakın akrabalar arasında işlenmesi halinde özel kurallar uygulanır. Suçun; hakkında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun, evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmedilmez.

Ayrılık kararı verilmiş eşler, aynı konutta yaşamayan kardeşler ya da aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen gibi akrabalar arasında işlenmesi halinde ise; ilgili akraba hakkında şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri (TCK 169)

Hırsızlık suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Şikâyet ve Uzlaştırma

Hırsızlık suçunun temel hali ve nitelikli halleri, kural olarak re’sen soruşturulur; yani şikâyete bağlı değildir. Ancak daha az cezayı gerektiren haller (TCK 144) ve kullanma hırsızlığı (TCK 146) şikâyete bağlıdır.

Uzlaştırma bakımından ise, basit hırsızlık (TCK 141) uzlaştırma kapsamındadır. Buna karşılık nitelikli hırsızlık (TCK 142) kural olarak uzlaştırma kapsamı dışındadır. Somut dosyanızda uzlaştırmanın mümkün olup olmadığını değerlendirmek için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hırsızlık suçuna ilişkin davalar kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Ancak enerji hakkında işlenen nitelikli hal gibi, öngörülen cezanın üst sınırı on yılı aşan durumlarda Ağır Ceza Mahkemesi görevli olabilir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Suça Teşebbüs, Gönüllü Vazgeçme ve Zincirleme Suç

Teşebbüs

Fail, hırsızlık suçunu işlemek üzere icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle malı alamamışsa, suça teşebbüsten söz edilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.

Gönüllü Vazgeçme

Fail, icra hareketlerine başladıktan sonra kendi isteğiyle suçu tamamlamaktan vazgeçerse, gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanabilir. Bu durumda fail, yalnızca o ana kadar gerçekleştirdiği fiiller bir suç oluşturuyorsa ondan sorumlu tutulur.

Zincirleme Suç

Failin aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla hırsızlık işlemesi halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Bu durumda faile tek ceza verilir, ancak bu ceza belirli oranda artırılır.

HAGB, Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi

Verilen hapis cezası iki yıl veya altında ise ve diğer koşullar da sağlanıyorsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilebilir. Özellikle temel hal ve daha az cezayı gerektiren hallerde HAGB gündeme gelebilir. Benzer şekilde, koşulları oluştuğunda cezanın ertelenmesi veya kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi de mümkün olabilir. Bu imkânların somut olayınızda uygulanıp uygulanamayacağı, verilecek cezanın miktarına ve dosyanın özelliklerine bağlıdır.

Hırsızlık ile Benzer Suçların Farkı

Hırsızlık, malvarlığına karşı diğer bazı suçlarla karıştırılabilir. Aralarındaki temel farklar şöyledir:

  • Yağma (gasp) ile farkı: Yağmada malın alınması cebir (zor) veya tehditle gerçekleşir; hırsızlıkta ise böyle bir cebir veya tehdit yoktur. Ayrıntı için yağma (gasp) suçu makalemize bakabilirsiniz.
  • Güveni kötüye kullanma ile farkı: Güveni kötüye kullanmada mal, zilyedin rızasıyla faile teslim edilmiştir; hırsızlıkta ise mal rıza olmadan alınır. Ayrıntı için güveni kötüye kullanma suçu makalemize göz atabilirsiniz.
  • Suç eşyasının satın alınması ile ilişkisi: Çalınan bir malın sonradan başkası tarafından satın alınması veya kabul edilmesi ayrı bir suçtur. Bu konuda suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu makalemizi inceleyebilirsiniz.

Ayrıca elektrik, su veya doğal gazın kaçak kullanımı hırsızlık değil; karşılıksız yararlanma suçu kapsamında değerlendirilir.

Hırsızlık Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri

İş Yeri Önüne Bırakılan Eşyalarda Zilyetlik Malikten Lokanta Sahiplerine Geçtiğinden Suçun Mağduru İş Yeri Sahipleridir

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2023/24665 E. – 2023/6109 K., 30.10.2023 T.

Kararın Özeti

Şüphelerin, meşrubat dağıtım şirketi tarafından farklı adreslerde bulunan lokantaların önüne bırakılmış içecekleri çaldıkları iddia edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, asliye ceza mahkemesince “suçtan doğrudan zarar görenlerin içeceklerin önlerine bırakıldığı iş yeri sahipleri olduğu, basit hırsızlık suçunun uzlaşmaya tabi olması nedeniyle bu kişilerle uzlaşma girişiminde bulunulması gerektiği” gerekçesiyle iade edilmiştir. Ağır ceza mahkemesi, savcılığın bu iade kararına yaptığı itirazı reddetmiştir. Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesi, içeceklerin bırakılmasıyla zilyetliğin iş yeri sahiplerine geçtiğini, dolayısıyla hırsızlık suçunun mağdurunun bu esnaflar olduğunu ve uzlaşma prosedürünün onlarla yürütülmesi gerektiğini belirterek kanun yararına bozma istemini oy birliğiyle reddetmiştir.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay gerekçesinde, 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun tanımına ve koruduğu hukuki yarara odaklanmıştır. Hırsızlık suçunun sadece mülkiyet hakkını değil, aynı zamanda mal üzerindeki fiili hakimiyeti ifade eden zilyetliği de koruduğu hatırlatılmıştır. Somut olayda, Erarslan Meşrubat Dağıtım şirketi tarafından suça konu içeceklerin ilgili lokantaların önüne bırakılmasıyla, eşya üzerinde fiili hakimiyet (zilyetlik) devredilmiştir. Bu hukuki durum karşısında, hırsızlık eyleminin doğrudan muhatabı ve suçun mağduru meşrubat dağıtım şirketi değil, kapısının önüne mal teslim edilen iş yeri sahipleridir. Basit hırsızlık suçunun uzlaştırma kapsamında kalması nedeniyle, soruşturma aşamasında uzlaşma işlemlerinin gerçek mağdur olan bu esnaflarla yapılması zorunludur. Bu nedenle, iddianamenin iadesine yönelik itirazı reddeden ağır ceza mahkemesinin kararı isabetli bulunmuştur.

“…suça konu içeceklerin iş yerlerinin önüne bırakıldığı…, … ve … isimli iş yerlerinin gerek Medeni Kanun gerekse 5237 sayılı Kanun’un 141. maddesinde bahse konu yapılan zilyet oldukları ve dolayısıyla hırsızlık suçu bakımından zarar gören sıfatının bulunduğu konusunda şüphenin bulunmadığı, uzlaşma prosedürünün Erarslan Meşrubat Dağıtım A.Ş. yetkilisi bakımından uygulanmasının isabetli olmadığı…”

Hırsızlık Suçu Bakımından Değerlendirme

Bu karar, hırsızlık suçunda “Mağdur” ve “Suçtan Zarar Gören” kavramlarının ayrıştırılması ile ticaret hayatındaki mal teslimatlarında zilyetliğin hangi anda intikal ettiğini göstermesi açısından büyük öneme sahiptir. Karar çerçevesinde şu hukuki analizler yapılabilir:

  • Mülkiyet ve Zilyetlik Ayrımı: Hırsızlık suçunda kanun koyucu “zilyet” ve “başkasına ait mal” kavramlarını birlikte kullanarak hem mülkiyeti hem de zilyetliği koruma altına almıştır. Hatta malı çalan bir hırsızın elinden malın tekrar çalınması dahi hırsızlık suçunu oluşturur, zira korunan değer fiili hakimiyettir.
  • Suçun Mağdurunun Belirlenmesi: Çalınan mal, malikin (sahibinin) elinden alınmışsa mağdur maliktir. Ancak mal, malikin rızasıyla teslim edilmiş bir zilyedin (örneğin kiracı, ariyet alan veya somut olaydaki gibi kapısına mal teslim edilen esnaf) elinden alınmışsa, suçun mağduru zilyettir; malik ise sadece “suçtan zarar gören” sıfatına sahip olur.
  • Devren İktisap ve Fiili Teslim: Türk Medeni Kanunu uyarınca taşınır mallarda mülkiyet ve zilyetliğin devri kural olarak teslimle gerçekleşir. Dağıtım şirketinin adet gereği lokanta önlerine içecek kasalarını bırakıp gitmesi, zilyetliğin teslimli devren iktisabı niteliğindedir. Eşya üzerinde gözle görülür fiili hakimiyet değişikliği gerçekleştikten sonra malın çalınması, doğrudan yeni zilyedin hukuki alanına tecavüz teşkil eder.
  • Uzlaştırma Kurumuna Etkisi: Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca uzlaştırma işlemleri suçun doğrudan mağduru ile yürütülmelidir. Yargıtay, dağıtım şirketiyle yapılacak bir uzlaşmanın geçersiz olacağını, lokanta sahiplerinin haklarının korunması amacıyla uzlaşma teklifinin mutlak surette esnafa yapılması gerektiğini belirterek soruşturmanın sıhhatine yönelik katı bir duruş sergilemiştir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/24665 E. – 2023/6109 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”
K AN U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/231 D.İş
ŞİKÂYETÇİ : …
ŞÜPHELİLER : …, …
SUÇ : Hırsızlık
İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesine dair karara yönelik itirazın reddine
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/89705 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“Her ne kadar … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2023 tarihli kararı ile şüphelilerin farklı adreslerde bulunan lokantalar önüne bırakılmış içecekleri hırsızladıkları iddia edildiği olayda; içecekleri dağıtan mağdurun adet gereği iş yeri önüne içecekleri bırakmakla eşyaların zilyetliğini devrettiği, bu durumda suçun mağdurlarının içeceklerin önlerine bırakıldığı iş yeri sahipleri olduğu, suçun uzlaşmaya tabi olması karşısında iş yeri sahipleriyle sanıklar arasında uzlaşma girişiminde bulunulmasının zorunlu görüldüğünden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,

Hırsızlığa konu eşyanın içecek olması nedeniyle 4271 sayılı Türk Medeni Kanunun 762. maddesi gereğince taşınır mal niteliğinde olup, anılan kanunun 763. maddesi gereğince mülkiyetin zilyetliliğin devri ile mümkün olduğu, yine anılan Kanunun 687. maddesi gereğincede taşınır malda mülkiyetin ancak teslimle gerçekleşebileceği, içeceklerin “adet veya tahsis veya kullanımı gereği açıkta bırakılan eşya” niteliğinde bulunmadığından dolayı kamunun güvencesine terk edilmiş de sayılamayacağı, suçtan doğrudan zarar görenin müşteki Erarslan Merşubat Dağıtım ……Ltd. Şirketi olduğu, basit hırsızlık suçunun CMK 253/1 maddesi gereğince uzlaşma kapsamında kaldığından, uzlaşma iş ve işlemlerinin müşteki Erarslan Merşubat Dağıtım ……Ltd. Şirketi ile şüpheliler arasında yürütülmesi gerektiğinden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
Hırsızlık, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1. maddesinde; “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alma” olarak tanımlanmıştır. Maddede sözü edilen zilyetlik kavramı 4721 sayılı Medeni Kanunumuzun 973. maddesinde; “Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” şeklinde açıklanmış, aslî ve fer’î zilyetlik ise aynı Kanun’un 974. maddesinde; “Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur. Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer’î zilyettir” biçiminde tanımlanmıştır.

Hırsızlık suçu ile korunan hukukî yarar mülkiyet hakkı ile birlikte zilyetliktir. Kanunda “zilyet” kelimesi ile “başkasına ait” olma kelimesi aynı anda kullanılmıştır. Bu şekilde kanun koyucu, iki farklı hukukî duruma aynı anda yer vererek hırsızlık suçunda zilyetlik ile mülkiyeti ayırmış, her ikisini de koruma altına almıştır. Zilyetliğin hukuka uygun ya da aykırı şekilde tesis edilmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak malı çalarak zilyetliği ele geçiren kişinin elinden de malın çalınması hâlinde hırsızlık suçu oluşabilecektir.

Suçun maddî konusu ise başkasına ait taşınır maldır. Bu nedenle malın malikinin bu suçun faili olması mümkün değildir. Suçun mağduru ise malik olabileceği gibi zilyet de olabilir. Çalınan mal, malikin elinden alınmış ise mağdur, malın malikidir. Zilyedin elinden alınmışsa mağdur zilyet, malik ise suçtan zarar görendir.

Tarafların karşılıklı rızalarıyla bir eşya üzerindeki mevcut zilyetliğin evvelki zilyetten, aynen ve olduğu gibi halihazır zilyet tarafından kazanılmasına devren iktisap denir. Zilyetliğin devren iktisabı, Medenî Kanun’da, teslimli (Medeni Kanun’un 977 ve 978. maddeleri) ve teslimsiz (Medeni Kanun’un 979. maddesi) olmak üzere iki şekilde düzenlenmiştir. Zilyetliğin teslimli devren iktisabı için her şeyden önce devir konusu eşya üzerindeki fiilî hâkimiyette gözle görülebilen bir değişikliğin gerçekleşmiş olması gerekir.

Söz konusu değişiklik eşyanın aynının veya onun üzerinde fiilî hâkimiyeti kurmaya yarayan araçların ya devralana ya da onun temsilcisine teslim sonucu meydana gelir. Ayrıca devretmek isteyenin, devir konusu zilyetliğe sahip olması gerekir. Söz gelimi, ferî zilyet durumunda olan biri, sahip olmadığı aslî zilyetliği başkasına devredemez. Devreden ve devralanın zilyetliğin devri konusunda anlaşmış olmaları da gerekir. Bunun için gerekli olan iradenin taraflarca karşılıklı ve birbirine uygun olarak fiilî bir davranışla açığa vurulmuş olması yeterlidir.

Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Kanun’un 141. maddesinde yukarıda bahsedildiği üzere, hem zilyedin hem de malikin korunduğu, Erarslan Meşrubat Dağıtım A.Ş. tarafından suça konu içeceklerin iş yerlerinin önüne bırakıldığı …, … ve … isimli iş yerlerinin gerek Medeni Kanun gerekse 5237 sayılı Kanun’un 141. maddesinde bahse konu yapılan zilyet oldukları ve

dolayısıyla hırsızlık suçu bakımından zarar gören sıfatının bulunduğu konusunda şüphenin bulunmadığı, uzlaşma prosedürünün Erarslan Meşrubat Dağıtım A.Ş. yetkilisi bakımından uygulanmasının isabetli olmadığı, zilyet olan …, … ve … isimli iş yerlerinin yetkililerinin uzlaşma prosedürüne dahil edilmesinin gerektiği; bu itibarla iddianamenin iadesine dair 20.02.2023 tarihli karara yönelik verilen itirazın reddine dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin kesin olarak verilen 27.03.2023 tarihli ve 2023/231 Değişik İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Hırsızlık Suçunda Malın Değerinin Az Olması Durumunda TCK m. 145 Uyarınca İndirim Yapılması Zorunludur

Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 2019/11739 E. – 2020/998 K., 20.01.2020 T.

Kararın Özeti

Sanık hakkında hırsızlık suçundan yerel mahkeme tarafından mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Dosyadaki faturaya göre hırsızlığa konu gıda maddelerinin değerinin 74,15 TL olduğu saptanmış, müşteki ise beyanında çalınan ürünlerin değerinin yaklaşık 80,00 TL ile 85,00 TL arasında olduğunu belirtmiştir. Yerel mahkemece suçun sübutu kabul edilerek mahkûmiyet kararı verilmiş ancak malın değerinin azlığı dikkate alınmamıştır. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Ceza Dairesi, suçun işleniş şekli itibarıyla ceza vermekten vazgeçilemeyecek olsa da malın değerinin az olması nedeniyle sanığın cezasından TCK m. 145 gereğince indirim yapılması gerektiğini ve ayrıca Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda TCK m. 53’teki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğunu belirterek yerel mahkemenin hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, temel cezanın belirlenmesinde malın değerinin az ya da çok olmasının TCK m. 61/1 uyarınca alt sınırdan uzaklaşma kriteri olduğunu, ancak hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının kanun koyucu tarafından TCK m. 145’te özel ve müstakil bir indirim/cezasızlık nedeni olarak düzenlendiğini vurgulamıştır. Ceza Genel Kurulunun geçmiş içtihatlarında yer alan “daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” kriterinin TCK m. 145 uygulamasında tamamen dışlanamayacağını, fakat maddenin sadece bu tanımla sınırlandırılamayacağını ifade etmiştir. Yargıtay’a göre, TCK m. 145’in uygulanabilmesi için ortak ve temel ölçüt, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin objektif olarak az olmasıdır. Bu kapsamda hakim, TCK m. 3’teki orantılılık ilkesini de gözeterek işlenilen fiilin ağırlığıyla uyumlu olacak şekilde bir indirim oranı saptamalıdır. Somut olayda 74,15 TL – 85,00 TL aralığında olan gıda maddelerinin değerinin az olduğu açık olduğundan, bu maddeninin uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

“…hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK’nun 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi…”

Hırsızlık Suçu (Malın Değerinin Azlığı) Bakımından Değerlendirme

Bu karar, hırsızlık suçunun nitelikli halleri veya cezayı azaltan şahsi sebeplerinden biri olan “Malın Değerinin Azlığı” (TCK m. 145) müessesesinin ceza yargılamasındaki uygulama sınırlarını çizmesi bakımından büyük öneme sahiptir. Karar doğrultusunda şu hukuki analizler yapılabilir:

  • TCK m. 61/1 ile TCK m. 145 Arasındaki İlişki: Malın değeri, hakimin temel cezayı alt ve üst sınırlar arasında belirlerken dikkate alacağı genel bir ölçüttür. Ancak malın değerinin “az” olması durumu, hırsızlık suçuna özel olarak TCK m. 145 altında ayrı bir indirim sebebi teşkil eder. Hakim, değeri m. 61 kapsamında alt sınırdan uzaklaşmamak için kullanmakla yetinemez; şartları varsa m. 145 uyarınca cezadan indirim yapmak zorundadır.
  • Sadece İhtiyaç Kadarını Alma Şartının Esnetilmesi: Geçmiş Yargıtay uygulamalarında m. 145’in uygulanabilmesi için failin “daha fazlasını çalma imkanı varken sadece ihtiyacı kadar az bir değeri çalması” aranmaktaydı. İnceleme konusu kararla birlikte Yargıtay, bu sübjektif kriterin tamamen reddedilemeyeceğini ancak maddenin sadece bu kalıba sıkıştırılamayacağını belirtmiştir. Maddenin asıl ve ortak paydası, çalınan şeyin maddi değerinin nesnel olarak az olmasıdır.
  • Ceza Vermekten Vazgeçme ile İndirim Yapma Ayrımı: TCK m. 145, hakime iki seçenekli bir takdir yetkisi sunar: Malın değerinin azlığı karşısında ya ceza tamamen kaldırılır (ceza vermekten vazgeçilir) ya da cezada indirim yapılır. Yargıtay somut olayda, suçun işleniş şekli ve özelliklerini gözeterek ceza vermekten vazgeçme seçeneğinin uygulanamayacağını, ancak “indirim yapma” seçeneğinin mutlak surette uygulanması gerektiğine hükmederek ölçülülük dengesini korumuştur.
  • Orantılılık İlkesi (TCK m. 3): Hakim, değer azlığı nedeniyle cezadan indirim yaparken indirim oranını keyfi olarak belirleyemez. Yapılacak indirim oranı, TCK m. 3’te güvence altına alınan “işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza verilmesi” ilkesine uygun olarak, somut olayın özelliklerine ve malın gerçek ekonomik değerine göre kademeli olarak tayin edilmelidir.

Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2019/11739 E. – 2020/998 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece sanık … hakkında hırsızlık suçundan verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;
1)5237 sayılı TCK’nun 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, cezanın temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nun 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nun 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.

145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nun 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nun 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.

Somut olayda ise; dosya içeriğindeki faturaya göre hırsızlık konusu gıda maddelerinin değerinin 74,15 TL olduğunun tespit edilmesi ve müştekinin mahkemede alınan beyanında çalınan ürünlerin değerinin yaklaşık 80,00 TL ile 85,00 TL olduğunu ifade etmesi karşısında; sanık hakkında suçun işleniş şekli ve özellikleri itibarıyla ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK’nun 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

2)T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 20.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Evde Çalacak Eşya Bulunamaması Durumunda Hırsızlık Suçu Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararıyla Değil, Teşebbüs Hükümleriyle Çözümlenmelidir

Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 2016/6126 E. – 2018/2104 K., 15.02.2018 T.

Kararın Özeti

Birden fazla sanık; konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme ve çok sayıda hırsızlık suçundan yargılanmıştır. Sanıklar, hırsızlık amacıyla girdikleri bazı müştekilerin evlerinde çalmaya değer eşya veya para bulamadıkları için bir şey alamadan ayrılmışlardır. İlk derece mahkemesi, bir müşteki yönünden bu durumu yanlış değerlendirerek “ceza verilmesine yer olmadığına” dair karar vermiştir. Diğer iki müşteki yönünden kurulan hırsızlık hükümleri ise savcılık tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay, hırsızlık amacıyla eve girilip mal bulunamaması eyleminin hırsızlık suçuna teşebbüs oluşturduğunu saptamış; yerel mahkemenin hatalı nitelendirmelerini ve ceza hesaplama usullerini bozma/eleştiri konusu yapmıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, sanıkların hırsızlık kastıyla müştekilerin konutlarına girerek suçun icra hareketlerine net bir şekilde başladıklarını tespit etmiştir. Failin iradesi dışındaki engel bir sebepten (evde değerli veya çalmaya elverişli mal/para bulunamaması) dolayı hırsızlık fiili tamamlanamamıştır. Bu durum, ceza hukukunda suçun teşebbüs aşamasında kalması (TCK m. 35) anlamına gelir. Mahkemenin “evden bir şey alınmadı” mantığıyla ceza verilmesine yer olmadığına hükmetmesi tipiklik ve teşebbüs kurallarına aykırıdır. Ayrıca Yargıtay, sanıkların suça doğrudan iştirak etmelerine rağmen (TCK m. 37/1) yerel mahkemece hatalı olarak “yardım eden” (TCK m. 39) olarak değerlendirilmesini ve temel ceza tayininde doğrudan alt sınırdan hüküm kurulmasını aleyhe temyiz olmadığından sadece eleştirmekle yetinmiştir.

“Sanıkların hırsızlık yapmak için girdikleri müştekilere ait evde çalacak vasıf ve değerde eşya ya da para bulamadıkları için bir şey almadan olay yerinden ayrıldıkları iki eylemde; hırsızlık suçunun icra hareketine başlandığı, ancak tamamlanmadığı anlaşıldığından, anılan suçların teşebbüs aşamasında kaldıgı düşünülmeden yazılı şekilde uygulama yapılması…”

Hırsızlık Suçu Bakımından Değerlendirme

Bu karar, hırsızlık suçunda icra hareketlerinin başlangıcı, elverişsizlik kavramı, teşebbüs sınırları ve iştirak derecelerinin belirlenmesi açısından öğretici niteliktedir:

  • Hırsızlıkta Teşebbüs ve İcra Hareketleri: Hırsızlık amacıyla bir konuta girilmesi, korunan mülkiyet ve zilyetlik değerlerine yönelik doğrudan doğruya yakın tehlike oluşturan bir icra hareketidir. Sanıkların ev içerisine sızmasıyla hırsızlık suçunun hazırlık aşaması bitmiş, icra aşaması başlamıştır.
  • Malın Bulunamaması (Konunun Yokluğu / Nisbi Elverişsizlik): Sanıkların evde çalacak para veya vasıflı eşya bulamamaları, işlenmek istenen suçun mutlak imkansız olduğu (işlenemez suç) anlamına gelmez. Bu durum, o anki somut koşullara bağlı engelleme/yokluk içeren ve suçu teşebbüs aşamasında bırakan net bir harici etkendir. Dolayısıyla failler hırsızlığa teşebbüsten sorumlu tutulmalıdır.
  • Doğrudan Fail (TCK m. 37) ve Yardım Eden (TCK m. 39) Yanılgısı: Yargıtay, eylemi birlikte planlayıp konuta giren veya suçu doğrudan ortaklaşa icra eden sanıkların müşterek fail (m. 37/1) sayılması gerektiğini hatırlatmıştır. Mahkemenin bu kişilere m. 39 uygulayarak indirim yapması, cezanın şahsiliği ve adaleti ilkelerine aykırı birer uygulama hatasıdır.
  • Suçların Geçitli Yapısı (Fikri İçtima İlişkisi): Kararda hırsızlığın yanı sıra konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından da hükümler kurulmuştur. Evde bir şey çalınamamış olsa dahi, içeri girmekle “konut dokunulmazlığı ihlali” suçu zaten tamamen tamamlanmış olur; hırsızlığın teşebbüste kalması bu bağımsız suçların sübutunu etkilemez.

Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2016/6126 E. – 2018/2104 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlal, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına


Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

I-Sanıklardan … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı işlemiş olduğu hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, katılan …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki Kemalettin’e karşı işlemiş olduğu konut dokunulmazlığını ihlal, katılanlar … ve …’a karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme, katılan …’ye karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki Hale’ye karşı işlemiş olduğu konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından,

Sanıklardan … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı işlemiş olduğu hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, katılan …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki Kemalettin’e karşı işlemiş olduğu konut dokunulmazlığını ihlal, katılanlar … ve …’a karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme, katılan …’ye karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki Hale’ye karşı işlemiş olduğu konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından,

Sanıklardan … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı işlemiş olduğu hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, katılan …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki Kemalettin’e karşı işlemiş olduğu konut dokunulmazlığını ihlal, katılanlar … ve …’a karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar vermek,

Sanıklardan … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı işlemiş olduğu hırsızlık, katılan …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık, müşteki …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık, katılanlar … ve …’a karşı işlemiş olduğu hırsızlık,
Sanıklardan … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı işlemiş olduğu hırsızlık, katılan …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık, müşteki …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık, katılanlar … ve …’a karşı işlemiş olduğu hırsızlık,

Sanıklardan … hakkında katılanlar … ve …’ye karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, katılan …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki …’e karşı işlemiş olduğu hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal, müşteki Kemalettin’e karşı işlemiş olduğu konut dokunulmazlığını ihlal, katılanlar … ve …’a karşı işlemiş olduğu hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar vermek, katılan …’ye karşı işlemiş olduğu hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanıklar Rıdvan, İsmail, Fatih ve Özgür hakkında suçlara doğrudan iştirak etmeleri nedeniyle haklarında TCK’nun 37/1. maddesi gereği ceza verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu TCK’nın 39. maddesi uygulanmış ise de; aleyhe temyiz olmadığından bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanıklar hakkında müşteki …’e karşı işlemiş oldukları hırsızlık suçunun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle haklarında ceza verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve hırsızlık suçuna konu eşyanın önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1-Sanıklar Mahmut ve Ramazan hakkında katılanlar … ve …, müşteki … ile katılan …’ye karşı işlemiş oldukları konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlerde 5237 sayılı TCK’nın 61/6. maddesine aykırı olarak aynı Yasanın 119/1-c. maddesinin uygulanması sonucu cezanın 12 ay yerine 1 yıl olarak hükmolunması sonucu sanıklara fazla ceza tayini,

2-Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafii, sanık …, sanık …, sanık …, sanık … ve müdafii ile sanık … ve müdafiinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerden “b” bendinin çıkartılması suretiyle ve sanıklar Mahmut ve Ramazan hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından sonuç cezanın 12 AY HAPİS CEZASINA İNDİRİLMESİ suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

II-Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında müştekiler … ve …’e karşı işlemiş oldukları hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanıkların hırsızlık yapmak için girdikleri müştekilere ait evde çalacak vasıf ve değerde eşya ya da para bulamadıkları için bir şey almadan olay yerinden ayrıldıkları iki eylemde; hırsızlık suçunun icra hareketine başlandığı, ancak tamamlanmadığı anlaşıldığından, anılan suçların teşebbüs aşamasında kaldığı düşünülmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,

Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 15/02/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

Çaldığım malı geri verirsem ceza alır mıyım?

Malı geri vermeniz suçu ortadan kaldırmaz, ancak etkin pişmanlık hükümleri gereği cezada önemli indirim sağlayabilir. İndirim oranı, ödemenin yapıldığı aşamaya göre değişir.

Markete girip ödeme yapmadan ürün almak hangi suçtur?

Bu fiil kural olarak hırsızlık suçunu oluşturur. Malın değerinin azlığı veya somut olayın özellikleri, cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Aile bireyinden bir şey almak hırsızlık sayılır mı?

Eş, üstsoy-altsoy veya aynı konutta yaşayan kardeş gibi yakın akrabalar zararına işlenen hırsızlıkta cezaya hükmedilmeyebilir. Daha uzak akrabalarda ise şikâyet üzerine ceza yarı oranında indirilir.

Hırsızlık suçu şikâyete bağlı mı?

Hırsızlığın temel hali ve nitelikli halleri re’sen soruşturulur. Yalnızca daha az cezayı gerektiren haller ile kullanma hırsızlığı şikâyete bağlıdır.

Genel Olarak Değerlendirme ve Sonuç

Hırsızlık suçu, temel hali yanında çok sayıda nitelikli hali, daha az cezayı gerektiren halleri ve özel düzenlemeleriyle malvarlığına karşı suçların en kapsamlı başlıklarından biridir. Basit bir hırsızlıktan, enerji hakkında veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen ağır nitelikli hallere kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan bu suç, koşullara göre bir yıldan on iki yıla kadar değişen, gece vakti veya kamu hizmetinin aksaması gibi durumlarda daha da artan hapis cezalarını gerektirebilir.

Bu suçla ilgili süreçte; fiilin hangi nitelikli hal kapsamında değerlendirildiği, etkin pişmanlık imkânının kullanılıp kullanılamayacağı ve şikâyet ile uzlaştırma durumu belirleyici öneme sahiptir. Burada verilen bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve her dosya kendine özgüdür; somut durumunuza ilişkin kesin bir değerlendirme için mutlaka avukatınıza danışmanızı öneririz.

Hırsızlık suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, İstanbul’da müdafilik hizmeti ile dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

4 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir