İçindekiler
Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu Cezası Nedir? Bu suç tipiyle kanun koyucu, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünü ceza hukuku aracılığıyla güvence altına almaktadır. Suçun koruduğu temel hukuki değer; insan yaşamı, vücut bütünlüğü ve insanlık onurudur. Herhangi bir nedenle yardıma muhtaç hale gelen kişiye yardım etmek ya da durumu yetkili makamlara bildirmek, bireysel bir tercih olmaktan çıkarılmış; cezai yaptırımla desteklenen bir hukuki ödev haline getirilmiştir.
Suç, hem ihmal suretiyle işlenebilen bir suç hem de “garantör” konumunu özel olarak düzenlemeksizin herkese yükümlülük yükleyen genel bir suç niteliği taşımaktadır.
I. Kanun Metni
Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi
Madde 98- (1) Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
II. Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçunda Suçun Unsurları
A. Maddi Unsur
1-Fail
TCK m. 98, herhangi bir özel sıfat aramaksızın “kişi” ifadesini kullanmaktadır. Bu itibarla suç, özgü suç niteliği taşımamakta; herkes tarafından işlenebilmektedir. Fail gerçek kişi olmak zorundadır; tüzel kişiler ceza hukukunun doğrudan faili olamaz. Ancak failin, söz konusu yardım veya bildirimi yapabilecek fiziksel ve hukuki kapasitede olması gerekmektedir.
Önemle vurgulanmalıdır ki fail, tehlikeli durumun yaratılmasında herhangi bir katkısı bulunmayan bağımsız bir üçüncü kişi de olabilir. Tehlikeyi bizzat yaratan kişinin sorumluluğu ise başkaca suç tipleri (yaralama, terk vb.) çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
2-Mağdur
Mağdur; yaşı (çok küçük veya ileri yaş), hastalığı, yaralanması ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kişidir. Kanun bu koşulu geniş tutmuş; sadece tıbbi acil durumlarla sınırlandırmamıştır. Örneğin:
- Trafik kazası geçiren yaralı bir kişi,
- Bayılan veya bilinç kaybeden bir birey,
- Yüzmesini bilmeden suya düşen kişi,
- Kış koşullarında donma tehlikesiyle karşılaşan bir kişi,
- Akıl hastalığı nedeniyle kendine zarar verme riski taşıyan birey.
Mağdurun bu duruma kendi kusuru ya da iradesi ile düşmesi, failin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
3-Fiil – Seçimlik Hareketler
TCK m. 98’de iki seçimlik hareket öngörülmüştür. Failin her iki yükümlülüğü de yerine getirmemesi gerekmez; yalnızca birini ihmal etmesi suçun oluşumu için yeterlidir.
a) Yardım Etmeme: Fail, hal ve koşulların elverdiği ölçüde mağdura yardım etmekle yükümlüdür. “Hal ve koşulların elverdiği ölçüde” ifadesi, failden imkânsızı beklenemeyeceğini ortaya koymaktadır. Failin tıbbi bilgisinin ya da gerekli araç-gerecinin bulunmaması, beden gücünün yetersiz kalması gibi durumlar değerlendirmede dikkate alınır.
b) Bildirmeme: Fail yardım edemeyecek durumda olsa dahi, mağdurun içinde bulunduğu acil durumu “derhal” ilgili makamlara bildirmekle yükümlüdür. Buradaki “ilgili makamlar” kavramı geniş yorumlanmalıdır: 112 acil yardım hattı, jandarma, polis ve benzeri acil müdahale birimleri bu kapsamda değerlendirilir.
Her iki yükümlülük arasında bir seçim hakkı bulunmaktadır: Fail bizzat yardım edebildiği takdirde bildirme yükümlülüğü yerine getirilmiş sayılabilir. Ancak ne yardım ne de bildirim yolunu tercih etmemek, her iki seçimlik hareketle de suçun oluşmasına yol açar.
4-Nedensellik Bağı
Suçun oluşabilmesi için mağdurun tehlikeli durumunun somut, gerçek ve o an mevcut olması gerekir. Soyut veya hayali bir tehlike bu suçu oluşturmaz. Ayrıca fiilin sonuçla nedensellik bağı, nitelikli hâl olan ikinci fıkra açısından önem taşımaktadır.
B. Manevi Unsur
TCK m. 98’de öngörülen suç, kastla işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Fail, mağdurun kendini idare edemez durumda olduğunu bilerek ve isteyerek yardım etmemeli ya da bildirmemelidir.
Kastın içeriğine ilişkin önemli bir husus: Failin, mağdurun ölmesi ya da zarar görmesi sonucunu istemesi gerekmez. Yükümlülüğü yerine getirmeme yönündeki bilinçli tercih, kastın varlığı için yeterlidir.
Olası kast da bu suçta yeterli kabul edilmektedir: Fail, tehlikenin varlığını muhtemel görüp kayıtsız davranmasına rağmen hareketsiz kaldıysa kast unsuru gerçekleşmiş sayılır.
III. Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçunda Nitelikli Haller
TCK m. 98/2, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle mağdurun hayatını kaybetmesi hâlini ağırlaştırıcı nitelikli hâl olarak düzenlemiştir.
Bu fıkranın uygulanabilmesi için aranan koşullar şunlardır:
- Failin yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması,
- Mağdurun ölmüş olması,
Ölüm ile failin ihmali arasında nedensellik bağının bulunması.
Buradaki sorumluluk yapısı özellik taşımaktadır: Fail ölüm sonucunu kastetmemiş olsa da, bu netice suçun ağırlaştırıcı hâli kapsamında değerlendirilir. Ölüm sonucunun en azından failin öngörebileceği bir netice olması gerekmektedir. Bu yapı, Türk ceza hukukundaki “netice sebebiyle ağırlaşmış suç” kategorisine girmektedir.
Temel ceza (m. 98/1): 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası. Nitelikli hâl (m. 98/2): 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası (adli para cezasına çevrilme imkânı yoktur)
IV. Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçunda Suçun Özel Görünüş Biçimleri
A-Teşebbüs
TCK m. 98, ihmali (negatif) bir davranışla oluşan bir suçtur. Suç; failin yardım ya da bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeksizin ortamı terk etmesi ya da hareketsiz kalması anında tamamlanır. Bu nedenle suça teşebbüs hukuken mümkün değildir; hareketin kısmen yapılması değil bütünüyle ihlali aranır.
B-İştirak
Birden fazla kişinin aynı ortamda yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde, her bir kişi bağımsız olarak ayrı ayrı fail konumundadır. Bu suç açısından ihmali davranışla iştirak mümkün olmakla birlikte, her failin bağımsız yükümlülüğü olduğundan müşterek faillik yerine her birine bireysel sorumluluk yüklenmesi esastır.
V. Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu Şikayete Tabi Midir?
TCK m. 98’de yer alan suç, re’sen (savcılık tarafından kendiliğinden) kovuşturulan bir suçtur. Şikâyete bağlı suçlar arasında sayılmamıştır.
VI. Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçunda HAGB, Uzlaşma, Ceza Ertelemesi ve Adli Para Cezası
A-Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince HAGB uygulanabilmesi için verilen cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis olması gerekmektedir. TCK m. 98/1’de öngörülen azami ceza 1 yıl hapis olup HAGB uygulanmasına hukuken engel yoktur. Koşulların oluşması ve sanığın kabul etmesi hâlinde mahkeme HAGB‘ye hükmedebilir.
TCK m. 98/2’de ise ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis şeklinde belirlenmiştir. Bu durumda da cezanın 2 yılı aşmadığı hâllerde HAGB uygulanabilecektir; ancak somut olayda belirlenen cezanın 2 yıl veya altında olması aranır.
B-Uzlaşma
5271 sayılı CMK’nın 253. maddesine göre uzlaşma; kanunda uzlaştırmaya tabi olduğu açıkça belirtilen suçlarda uygulanabilir. TCK m. 98 kapsamındaki suç ne uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında sayılmış, ne de bu suç taksirle işlenen bir suçtur. Bu nedenle yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez.
C-Cezanın Ertelenmesi
TCK m. 51 uyarınca 2 yıl veya daha az süreli hapis cezaları ertelenebilir. TCK m. 98/1’deki 1 yıla kadar hapis cezası ertelemeye uygundur. TCK m. 98/2’de ise ceza 1-3 yıl arasında belirlendiğinden somut ceza miktarına göre erteleme mümkün olabilecektir.
D- Adli Para Cezası
TCK m. 98/1’de hapis cezasına seçenek olarak adli para cezası da doğrudan öngörülmüştür. Mahkeme, birinci fıkra kapsamındaki suçlarda hapis yerine doğrudan adli para cezasına hükmedebilir. TCK m. 98/2’de ise yalnızca hapis cezası öngörülmüş; adli para cezası seçenek olarak düzenlenmemiştir. Bu hâlde hükmolunan hapis cezası, TCK m. 50/1 kapsamında şartlar mevcutsa adli para cezasına çevrilebilir; ancak bu dönüşüm için cezanın bir yıl veya daha az süreli olması gerekmektedir.
VII. Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçunda Görevli Mahkeme
TCK m. 98/1 kapsamında öngörülen ceza 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. TCK m. 98/2 kapsamında ise 1 ila 3 yıl hapis cezası söz konusudur.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 10. maddesi uyarınca, asliye ceza mahkemesinin görevi kural olarak ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçları kapsar. Her iki fıkrada da öngörülen azami ceza 3 yılı aşmadığından, her iki hâlde de görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
VIII. Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu Bakımından Değerlendirme
TCK m. 98’de düzenlenen yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu; toplumsal dayanışma değerini koruma amacıyla kaleme alınmış, özgü suç niteliği taşımayan, re’sen kovuşturulan ve hem bireysel hem de kamusal çıkarları güvence altına alan bir suç tipidir.
Suçun temel hâlinde seçimlik ceza öngörülmüş; adli para cezası ve hapis cezası alternatif olarak düzenlenmiştir. Nitelikli hâl olan ikinci fıkrada ise yalnızca hapis cezasına hükmedileceği hüküm altına alınmıştır. Suça ilişkin tüm kararlar Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte; dava zamanaşımı 8 yıl, ceza zamanaşımı ise 10 yıl olarak belirlenmiştir.
Uygulamada özellikle trafik kazaları, sokak olayları ve bakım yükümlülüğü gerektiren durumlarda bu madde sıkça gündeme gelmektedir. Yükümlülüğün kapsamı, her somut olay özelinde failin imkân ve koşulları çerçevesinde hâkim tarafından değerlendirilmektedir.
IX-Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu Hakkında Yargıtay Kararları
A-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 82. maddesinde düzenlenen “Trafik Kazalarında Yükümlülük” ile Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu Farkı Hakkında
<<<…Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine, ancak; Sanığın trafik kazası sonucu yaralanan mağdurun bir an önce tedavi edilmesini sağlama konusunda yardım yükümlülüğü mevcut ise de,
dosya kapsamına göre; sanığın mağdura çarpıp, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir derecede yaralanmasına neden olduktan sonra, olay yerine mağdurun annesi katılan ile tanığın geldiği, mağdurun annesi katılanın, mağduru hastaneye götürmesini istemesine rağmen sanığın kaza yerini terk ettiği, bunun üzerine mağdurun annesi katılanın mağdurun hastaneye sevkini sağladığı, sanığın gerçekleşen eyleminin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 82. maddesinde, “Trafik Kazalarında Yükümlülük” başlığı altında düzenlenen idari para cezasını gerektirir kabahat olarak kabulü gerekirken, 5237 sayılı TCK’nın 98. maddesinde tanımlanan ve unsurları itibariyle oluşmayan yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA…>>> (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/27483 E. – 2013/23996 K. Sayılı Kararı) https://karararama.yargitay.gov.tr/
İstanbul / Bakırköy bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.
