|

İnsan Üzerinde Deney Suçu (TCK-90) Nedir?

insan üzerinde deney suçu

İnsan Üzerinde Deney Suçu (TCK-90) Nedir? İnsan üzerinde deney suçu eski 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak sayılmamış, yeni 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nu m.90 ile İnsan Üzerinde Deney başlığı ile ilk kez düzenlenmiştir.

Bu yazıda TCK m. 90 kapsamında düzenlenen insan üzerinde deney suçu; suçun unsurları (maddi ve manevi unsurlar, hukuka aykırılık unsuru), nitelikli halleri, özgü suç niteliği, şikâyete tâbilik, HAGB, uzlaşma, ceza ertelemesi ve adli para cezası uygulaması ile görevli mahkeme meseleleri yönünden ele alınmaktadır.

I-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Korunan Hukuki Değer

TCK m. 90, “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” bölümünde yer almakta olup, suçla korunan hukuki değer vücut bütünlüğü ve yaşam hakkıdır.

II-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Suçun Unsurları

A-Maddi Unsular

1-Fail

TCK m. 90’da fail bakımından açık bir sınırlama getirilmemiştir, ilgili kanun maddesinde “kamu görevlisi” veya “doktor” gibi özel bir statüye atıf yapılmamıştır. Bu nedenle suçun faili herkes olabilir. Özgü bir suç değildir.

2-Mağdur

Suçun mağduru, rızası dışında üzerinde deney yapılan kişidir. Herkes suçun mağduru olabilir.

3-Netice ve Nedensellik Bağı

İnsan üzerinde deney suçu soyut tehlike suçu niteliğini haiz olduğundan mağdurun sağlığının bozulması ya da yaralanması/ölümü ayrıca aranmamaktadır. Suçun icra hareketinin gerçekleştirilmesiyle birlikte netice de oluşmaktadır. Buna karşın deney sırasında yaralama veya ölüm meydana gelirse TCK m. 90/5 hükmü uygulanmaktadır.

B- Manevi Unsur

1-Kast

Deney ve deneme suçlarının manevi unsuru kasttır.

2-Taksir

Taksirli hal kanunda ayrıca düzenlenmediğinden suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.

C-Hukuka Uygunluk Sebepleri

Hukuka uygunluk sebepleri aynı kanun metni içinde düzenlenmiştir. Hukuka uygunluk sebeplerinin bulunması halinde fail cezalandırılmayacaktır. Hukuka uygunluk sebepleri şunlardır;

TCK m.90/2 ve 90/3

(2) İnsan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için;

a) Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması,

b) Deneyin öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması,

c) İnsan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,

d) Deneyin, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması,

e) Deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması,

f) Deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması,

g) Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması,

gerekir.

(3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/7 md.) Çocuklar üzerinde bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için ikinci fıkrada aranan koşulların yanı sıra;

a) Yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların çocuklar üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,

b) Rıza açıklama yeteneğine sahip çocuğun kendi rızasının yanı sıra ana ve babasının veya vasisinin yazılı muvafakatinin de alınması,

c) Deneyle ilgili izin verecek yetkili kurullarda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının bulunması, gerekir.

D-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Suçun Özel Görünüş Biçimleri

1-Teşebbüs

Genel olarak insan üzerinde deney suçuna teşebbüsün mümkün olduğu kabul edilmektedir. İcrai harekete başlanılmasına rağmen dış etkenler sebebiyle hareketin tamamlanamaması hâlinde TCK m. 35 uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanabilir.

2-İştirak

İnsan üzerinden deney suçu tek fail tarafından işlenebileceği gibi birden fazla kişinin iştiraki söz konusu da olabilir.

E-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Nitelikli Haller

TCK m. 90/5 uyarınca, insan üzerinde deney suçunun işlenmesi sonucunda mağdurun ölmesi ya da yaralanması hâlinde uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiş bulunmaktadır.

  • Mağdurun hayatını kaybetmesi hâlinde: Kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler (TCK m. 81 vd.) uygulanır.
  • Mağdurun yaralanması hâlinde: Kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler (TCK m. 86 vd.) uygulanır.

III-İnsan Üzerinde Deney Suçu Şikayete Tabi Midir?

TCK m. 90’da düzenlenen insan üzerinde deney suçu bakımından şikâyet aranmamaktadır. Bu suç resen soruşturma ve kovuşturma ilkesine tâbidir.

IV-İnsan Üzerinde Deney Suçunda HAGB, Uzlaşma, Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezası

A-Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

HAGB, hükmolunan cezanın iki yıl veya altında olması hâlinde uygulanabilmektedir. TCK m. 90/1’de öngörülen ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis, m. 90/4’te ise bir yıla kadar hapis cezasıdır. Mahkeme iki yıl ve altında hapis cezasına hükmederse HAGB uygulanabilecektir.

B-Uzlaşma

CMK m. 253 uyarınca uzlaşma sadece kanunda açıkça sayılan suçlar için mümkündür. TCK m. 90’da düzenlenen insan üzerinde deney suçu uzlaştırma kapsamına giren suçlar arasında yer almamaktadır.

C-Ceza Ertelemesi

TCK m. 51 uyarınca hükmolunan iki yıl veya altındaki hapis cezasının ertelenmesi mümkündür.

D-Adli Para Cezası


TCK m. 50/3 uyarınca, hükmolunan cezanın kısa süreli hapis cezası olması hâlinde adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi mümkündür. Kısa süreli hapis cezası, TCK m. 49/1 uyarınca bir yıl veya altındaki hapis cezasıdır. TCK m. 90/4’te öngörülen bir yıla kadar hapis cezası, kısa süreli hapis cezası kapsamında değerlendirilerek adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilebilir.

V-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Görevli Mahkeme

TCK m. 90’da düzenlenen insan üzerinde deney ve tedavi amaçlı deneme suçlarında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Bu suçlar için öngörülen ceza üst sınırı ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyecek şekilde belirlenmiştir.

Ancak TCK m. 90/5 hükmünün devreye girmesi hâlinde, yani deney suçu nedeniyle mağdur ölmüş ya da yaralanmış ise uygulanacak kasten öldürme veya kasten yaralama suçu hükümlerine göre görevli mahkeme değişebilecektir. Nitekim kasten öldürme (TCK m. 81) ve kasten yaralama suçunun bazı nitelikli halleri (TCK m. 87) bakımından ağır ceza mahkemesi görevlidir.

VI-İnsan Üzerinde Deney Suçu Hakkında Yargıtay Kararları

1-İnsan Üzerinde Deney Suçunda Hukuka Uygunluk Sebepleri Olması Halinde Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Hakkında

<<<…765 sayılı TCK’da düzenlenmeyen ve 5237 sayılı Kanun ile hukukumuza giren insan üzerinde deney suçuna ilişkin olarak yapılan incelemede, TCK’nın 90. maddesinin incelenmesinde; maddede 2 tür suçun düzenlediği, TCK’nın 90/1 de insan üzerinde deney yapma suçu, 90/4’te ise izinsiz olarak insan üzerinde deneme suçunun düzenlendiği anlaşılmaktadır.


İnsan üzerinde izinsiz olarak bilimsel deney yapmak genel anlamda suçtur ancak bu eylemin suç olmaması için;


1- Yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması,
2- Deneyin öncelikle insan dışı deney ortamında yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması,
3- İnsan dışı deney ortamında yapılan deney sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,
4- Deneyin insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması,
5- Deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması,
6- Deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması,
7- Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması gerekmektedir
.


İnsan üzerinde tedavi amaçlı rıza olmaksızın deneme yapılması da suçtur .
İnsan üzerinde tedavi amaçlı denemenin suç olmaması için ise;


1- En başta bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması ,
2- Tedavinin uzman hekim tarafından bir hastane ortamında yapılması ,
3- Hasta, tedavi konusunda yeterli bir şekilde bilgilendirilmeli ve yazılı rızası alınmalıdır.
Bu açıklamalardan anlaşılan, sağlıklı bir insan üzerinde bilimsel bir denemede bulunma DENEY niteliğinde iken, hasta olan ve bilinen yöntemler ile tedavi edilemeyen kişi üzerinde tedavi amaçlı yapılan bilimsel işlemlerin ise deneme olduğu ve mağdurun aydınlatılmış olması karşısında eylemin suç teşkil etmediğidir.


Bu veriler altında somut olay incelendiğinde ise; Geçirdiği trafik kazası sonucu bel kısmından altı felç olan katılan …’nin, bilinen tüm tıbbi yöntemler uygulanmasına rağmen şifa bulmadığı, Kök Hücre tedavisi konusunda bizzat kendisi bilimsel çalışmalar yapıp, uluslararası çalışmaları takip eden, sanık tarafından henüz geçerliliği kanıtlanmamış bir yöntem olan, Kök Hücre nakli ile tedavi edilmeye çalışıldığı olayda, sanığın üzerine atılı, İnsan Üzerinde Bilimsel Deney yapma suçunun unsurlarının oluşmadığı, eyleminin İnsan üzerinde tedavi amaçlı deneme olarak nitelenebileceği, bunun da katılanın rızası kapsamında suç teşkil etmediği, dosya içerisinde mevcut katılan… ve İsa tarafından imzalanmış rızalarını gösterir belgelerle anlaşılmakla,


Katılanlar vekilinin, sanığın eyleminin suç oluşturduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin veyerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, isteme uygun olarak hükmün ONANMASINA…>>> (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2011/20105 E. – 2012/10908 K. Sayılı Kararı) https://karararama.yargitay.gov.tr/

2-İnsan Üzerinde Deney Suçu (TCK m.90/1) ile Tedavi Amaçlı Deneme Yapma Suçunun (TCK m.90/4) Farklılığı Hakkında

<<<… İnsan üzerinde deney suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İnsan üzerinde deney yapmanın suç olarak düzenlendiği TCK’nın 90/2. maddesinde
;


İnsan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için;


a) Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması,
b) Deneyin öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması,
c) İnsan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,
d) Deneyin, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması,
e) Deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması,
f) Deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması,
g) Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması gerektiği belirtilmiştir.


Aynı maddenin 4. fıkrasında ise; “hasta olan insan üzerinde rıza olmaksızın tedavi amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, bilinen tıbbî müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine, kişi üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel yöntemlere uygun tedavi amaçlı deneme, ceza sorumluluğunu gerektirmez. Açıklanan rızanın, denemenin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı olması ve tedavinin uzman hekim tarafından bir hastane ortamında yapılması gerekir” hükmüne yer verilmiştir.


Bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede:


Katılanların iddiaları, sanığın savunması, adli raporlar, ilgili Kurum yazıları ve tüm dosya kapsamından, kimyager olan sanığın, herhangi bir tıbbi müdahale uzmanlığı olmadığı halde, kendisine müracaat eden…ve …’in vücudunda meydana gelen yaraları giderebileceğini iddia ederek, Kanunda açıkça belirtilen yetkili kurul veya makamlardan izin almaksızın ve aranan diğer koşulları da yerine getirmeksizin, üç yıl süre ile birtakım ilaçları adı geçen kişiler üzerinde tedavi amaçlı denediğinin anlaşılması karşısında; TCK’nın 90/4.maddesinde düzenlenen suçun sübut bulduğunun kabulü ile sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi…>>> (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/1045 E. – 2015/19014 K. Sayılı Kararı)

İstanbul / Bakırköy bölgesinde yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Diğer makaleler için https://sinankarabacak.com/hukuki-makaleler/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir