İçindekiler
Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 180. maddesinde düzenlenmiş olup bu suçu işleyen kişi üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kanun koyucu bu suçu yalnızca deniz, hava veya demiryolu ulaşımı bakımından öngörmüştür; karayolu trafiğinde meydana gelen taksirli tehlikeler TCK m.180 kapsamında değil, ilgili trafik mevzuatı ve somut olayda oluşan zarara göre taksirle yaralama (TCK m.89) veya taksirle öldürme (TCK m.85) hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu makalede TCK m.180’in unsurları, TCK m.179 ile arasındaki temel farklar, yargılama usulü ve Yargıtay’ın konuya yaklaşımı esas/karar numaraları ile birlikte ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
TCK 180 Madde Metni
Türk Ceza Kanunu’nun “Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma” başlıklı 180. maddesi şu şekildedir:
Madde 180- (1) Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Maddenin tam metnine Türk Ceza Kanunu üzerinden ulaşılabilir. Madde tek fıkradan oluşur; nitelikli hal veya ağırlaştırıcı/hafifletici özel bir düzenleme öngörülmemiştir. Kanun koyucu maddenin ilk halinden bugüne bir değişiklik yapmamış, madde 1 Haziran 2005 tarihinde 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesinden bu yana aynı içerikle uygulanmaktadır.
Suçun Konusu: Karayolu Neden Kapsam Dışı?
TCK m.180’in en çok karıştırılan yönü, hangi ulaşım araçlarını kapsadığıdır. Madde metninde sayılan ulaşım türleri sınırlıdır: deniz, hava ve demiryolu. Karayolu ulaşım araçları bilinçli olarak bu maddenin dışında bırakılmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2012/32373 Esas, 2013/28917 Karar sayılı ve 12.12.2013 tarihli kararında bu husus açıkça vurgulanmış, “5237 Sayılı TCK’nın 179. maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu maddenin 2. fıkrasında, ‘kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmek…’ şeklinde tanımlandığı, aynı Kanunun 180. maddesinde ise, trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçunun düzenlendiği ve bu maddede karayolu ulaşım araçlarına yer verilmediği” ifade edilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2012/33880 Esas, 2013/21287 Karar sayılı ve 24.09.2013 tarihli kararında da, karayolunda meydana gelen taksirli bir kazada TCK m.179’un uygulanamayacağı, çünkü bu maddenin ancak kasten işlenebileceği ve “suçun taksirle işlenen biçimine TCK’da yer verilmediği” belirtilerek koşulları varsa eylemin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu düzenlemenin pratik sonucu şudur: bir sürücü karayolunda dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu (taksirle) bir tehlikeye yol açmışsa, kimseye zarar vermemiş olsa dahi TCK m.180 uygulanamaz; yalnızca bir kişi yaralanmış veya ölmüşse TCK m.89 (taksirle yaralama) veya TCK m.85 (taksirle öldürme) hükümleri devreye girer, aksi halde eylem yalnızca 2918 sayılı Kanun kapsamında idari yaptırıma konu olabilir. TCK m.180’in fiilen uygulama alanı bulduğu haller, bir geminin taksirle tehlikeli manevra yapması, bir uçak pilotunun ihmali nedeniyle tehlike yaratması veya bir tren makinistinin dikkatsizliği sonucu demiryolu güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi gibi örneklerle sınırlıdır.
TCK 179 ile TCK 180 Arasındaki Fark
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının kast ve taksir ayrımına dayalı iki ayrı düzenlemesi vardır. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (TCK 179) suçu kasten işlenir ve kara, deniz, hava, demiryolu ulaşım araçlarının tamamını kapsar; buna karşılık TCK m.180 taksirle işlenir ve yalnızca deniz, hava, demiryolu ulaşımını kapsar.
| Kriter | TCK m.179 | TCK m.180 |
|---|---|---|
| Manevi unsur | Kast (bilerek ve isteyerek) | Taksir (dikkatsizlik, tedbirsizlik) |
| Kapsadığı ulaşım türleri | Kara, deniz, hava, demiryolu | Yalnızca deniz, hava, demiryolu |
| Ceza (temel hal) | İki yıla kadar hapis (f.2) / üç aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası (f.3, alkol/uyuşturucu) | Üç aydan üç yıla kadar hapis |
| Şikâyete tabi olma | Hayır, re’sen soruşturulur | Hayır, re’sen soruşturulur |
| Suçun niteliği | Kasıtlı somut tehlike suçu | Taksirli somut tehlike suçu |
- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/384 Esas, 2022/567 Karar sayılı ve 20.09.2022 tarihli kararında bu ayrım şu ifadelerle özetlenmiştir: “Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunun oluşabilmesi için; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının, kişilerin hayat, sağlık veya mal varlıkları bakımından tehlike meydana getirebilecek biçimde iradi bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekmektedir. Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçu ise, aynı Kanun’un 180. maddesinde… hüküm altına alınmış olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere, karayolu ulaşım araçları bu suçun kapsamı dışında tutulmuştur.” Aynı kararda, TCK m.179’un ikinci fıkrasına 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle “idare eden kişi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “üç aydan” ifadesinin eklendiği ve maddenin bu şekilde son halini aldığı da belirtilmiştir.
- Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23.12.2009 tarihli ve 53795 Esas, 48456 Karar sayılı kararında da, sürücünün dikkatsiz ve tedbirsiz davranışının (yani taksirinin) kasten işlenebilen TCK m.179’daki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun unsurlarını oluşturmayacağı vurgulanmıştır. Aynı Dairenin 25.11.2009 tarihli ve 37049 Esas, 44411 Karar sayılı kararında, kavşakta iki aracın taksirli kusurlarla çarpışması sonucu yolcuların yaralanmasına ilişkin olayda da aynı ilke tekrarlanmış, TCK m.179’un ancak kasten işlenebilen bir suç olduğu, taksirli ihlallerde bu suçun oluşmayacağı belirtilmiştir.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 04.02.2015 tarihli ve 12611 Esas, 1939 Karar sayılı kararında da, sürücünün asli kusuruyla yaya geçidinde bir yayaya çarpması olayında kastının bulunmaması nedeniyle TCK m.179’daki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun oluşmadığına hükmedilmiştir.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.06.2015 tarihli ve 15163 Esas, 9970 Karar sayılı kararı da, kasıt unsuru bulunmayan bir trafik olayında TCK m.179/2’nin uygulanamayacağını teyit etmektedir.
Suçun Unsurları
Maddi Unsur
TCK m.180’in oluşabilmesi için failin deniz, hava veya demiryolu ulaşım aracını sevk ve idare ederken kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlikeye taksirle neden olması gerekir. Bu suç somut tehlike suçudur; yani yalnızca kural ihlali yeterli olmayıp, tehlikenin gerçekten doğmuş olması ya da doğma ihtimalinin gerçekleşmiş olması aranır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/384 Esas, 2022/567 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, “her kural ihlâlinin mutlaka kişiler bakımından tehlikeye neden olacağını söylemek de mümkün değildir… bu nedenle her somut olay bakımından tehlikeye neden olma ögesinin varlığı aranmalıdır.”
Manevi Unsur: Taksir
Suçun manevi unsuru taksirdir; yani fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, öngörebileceği ancak öngörmediği ya da öngördüğü hâlde gerçekleşmeyeceğine güvendiği bir tehlikeye neden olur. Taksirin bilinçli veya bilinçsiz olması suçun oluşumunu etkilemez, ancak TCK m.22/3 uyarınca bilinçli taksir hâlinde ceza artırılır. Failin dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı ile ortaya çıkan tehlike arasında illiyet bağının bulunması şarttır.
Fail ve Mağdur
Suçun faili, deniz, hava veya demiryolu ulaşım aracını sevk ve idare eden herkes olabilir; özgü suç niteliği taşımaz, ancak fiilen aracı kullanan kişi tarafından işlenebilir. Korunan hukuki değer trafik güvenliği ile birlikte kamu güvenliğidir; bu nedenle mağdur, belirli bir kişi değil toplumun kendisidir.
Ceza Miktarı ve Uygulanabilir İndirimler
TCK m.180 uyarınca suçu işleyen kişiye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Mahkeme, somut olayın ağırlığına, failin kusur derecesine ve tehlikenin boyutuna göre bu aralıkta bir ceza belirler. Hükmedilen hapis cezası şartları oluştuğu takdirde adli para cezasına çevrilebilir, cezanın ertelenmesi mümkündür ve koşulların varlığı hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. Sanığın yargılama sürecinde etkin pişmanlık göstermesi, zararı gidermesi veya dosyada takdiri indirim nedenlerinin bulunması hâlinde TCK m.62 uyarınca cezada indirim uygulanabilir.
Soruşturma ve Kovuşturma Usulü
TCK m.180’de düzenlenen suç şikâyete bağlı değildir; savcılık soruşturmayı re’sen yürütür ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Suç, uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında da yer almaz; zira korunan hukuki değer bireysel değil, toplumun ortak güvenliğidir. Davaya bakmakla görevli mahkeme, ceza üst sınırı bakımından asliye ceza mahkemesi‘dir. Dava zamanaşımı süresi, TCK m.66 uyarınca öngörülen ceza üst sınırına göre 8 yıldır; bu süre içinde dava açılmaz veya sonuçlandırılmazsa kamu davası düşer. İstanbul ceza yargılaması süreci hakkında ayrıntılı bilgiye ilgili sayfadan ulaşılabilir.
TCK m.180 ile Diğer Suçların İçtimaı
TCK m.180 kapsamındaki bir tehlike, aynı fiil neticesinde bir kişinin yaralanması veya ölümüyle sonuçlanırsa, failin hem tehlike suçundan hem de zarar suçundan (taksirle yaralama TCK m.89 veya taksirle öldürme TCK m.85) ayrı ayrı sorumlu tutulup tutulmayacağı, suçların içtimaı kurumu çerçevesinde çözümlenmesi gereken bir sorundur. Bu konuda doğrudan TCK m.180’e ilişkin olmasa da, Yargıtay’ın TCK m.179/3 (kasıtlı) ile taksirle yaralama suçu arasındaki içtimaya dair yerleşik içtihadı, aynı hukuki mantığın deniz/hava/demiryolu bağlamında taksirli tehlike-zarar ilişkisine de ışık tutması bakımından önem taşımaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/384 Esas, 2022/567 Karar sayılı ve 20.09.2022 tarihli kararına konu olayda, sanık 250 promil alkollü olarak kullandığı aracıyla kazaya sebebiyet vermiş, bu kaza sonucunda hem TCK m.179/3 kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma hem de TCK m.89 kapsamında taksirle yaralama suçları oluşmuştur. Ceza Genel Kurulu, “zarar suçu, tehlike suçuna göre asli norm niteliğindedir” tespitinden hareketle, “kişinin tehlikeli olarak araç kullandığı sırada kaza yaparak bir kimsenin vücut dokunulmazlığını da ihlâl etmesi durumunda artık asli norm niteliğindeki zarar suçu (taksirle yaralama) gerçekleşmiş olduğundan, asli-tali norm ilişkisi dolayısıyla sadece zarar suçu niteliğindeki taksirle yaralamaya neden olma suçundan cezalandırılması gerekir” sonucuna ulaşmıştır.
Kararda ayrıca, korunan hukuki yararın kısmen aynı olması ve mağdurun ortak olması hâlinde asli-tali norm ilişkisinin kurulabileceği, buna karşılık soyut tehlike suçlarıyla zarar suçları arasında mağdur farklılığı bulunduğundan (toplum-birey ayrımı) bu ilişkinin kurulamayacağı, somut tehlike suçlarında ise mağdurun birey olması nedeniyle zarar suçuyla asli-tali norm ilişkisinin mümkün olduğu ayrıntılı biçimde tartışılmıştır. Kararda karşı oy kullanan bir Ceza Genel Kurulu üyesi ise, TCK m.44’teki fikri içtima hükümlerinin iki suçun oluşma an ve yerlerinin farklı olması nedeniyle uygulanamayacağını, gerçek içtima kuralı gereğince her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/8474 Esas, 2018/4091 Karar sayılı ve 09.04.2018 tarihli kararında da aynı ilke tekrarlanmış; “tehlike suçunun meydana gelen netice ile zarar suçuna dönüşmüş olması karşısında, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği” belirtilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2012/26542 Esas, 2013/12134 Karar sayılı ve 02.05.2013 tarihli kararında da benzer şekilde, sanığın hem taksirle yaralama hem de TCK m.179 kapsamında ayrı ayrı cezalandırılmasının hatalı olduğu, TCK m.44 uyarınca yalnızca taksirle yaralama suçundan mahkûmiyet kurulması gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/13838 Esas, 2020/4295 Karar sayılı ve 07.09.2020 tarihli kararında ise, ölçütün suçlar için öngörülen cezaların ağırlığı değil zarar suçu-tehlike suçu kriteri olduğu, şikâyetin gerçekleşmemesi veya şikâyetten vazgeçilmesi nedeniyle taksirle yaralamadan cezalandırma imkânı bulunmayan hâllerde ise tehlike suçundan (TCK m.179) cezalandırmanın gündeme geleceği açıklanmıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2021/2375 Esas, 2021/7096 Karar sayılı ve 19.10.2021 tarihli kararında da aynı zarar suçu-tehlike suçu ölçütü, 115 promil alkollü bir sürücünün kazasına ilişkin olayda uygulanmıştır.
Bu içtihat hattı, TCK m.180 bakımından da yol gösterici niteliktedir: bir deniz, hava veya demiryolu aracının taksirle tehlikeli şekilde sevk ve idaresi neticesinde bir kişi yaralanmış veya ölmüşse, failin ayrıca TCK m.180’den de cezalandırılıp cezalandırılmayacağı, somut olayda tehlikenin zarara dönüşüp dönüşmediğine ve mağdurun aynılığına bağlı olarak değerlendirilmelidir; tehlike zarara dönüştüğünde kural olarak yalnızca zarar suçundan (TCK m.85 veya m.89) hüküm kurulması gerekir.
Suça Teşebbüs ve İştirak
TCK m.180 taksirli bir suç olduğundan, teşebbüs hükümleri bu suça uygulanmaz; zira teşebbüs, kasten işlenen suçlarda failin icra hareketlerine elverişli araçlarla başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması hâlinde söz konusu olur. Taksirli suçlarda failin bir sonucu gerçekleştirme yönünde iradesi bulunmadığından, fiilin yarıda kalması diye bir durum hukuken tanımlanamaz. Aynı şekilde taksirli suçlarda iştirak kuralları da kasıtlı suçlardaki gibi işlemez; her failin kendi taksirli davranışı ayrı ayrı değerlendirilir, TCK m.180 bakımından birden fazla kişinin taksirli hareketi aynı tehlikeye sebep olmuşsa her biri kendi kusur oranına göre sorumlu tutulur.
Genel Tehlike Yaratan Suçlar Bağlamında Yeri
TCK m.180, kanunun “Topluma Karşı Suçlar” kısmında yer alan Genel Tehlike Yaratan Suçlar (TCK 170-180) bölümünün son maddesidir. Bu bölümdeki diğer suçlarla ortak özelliği, somut bir zarar aranmaksızın, kamu güvenliğini tehlikeye düşüren davranışların cezalandırılmasıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
TCK 180 ile TCK 179 arasındaki temel fark nedir?
TCK m.179 kasten işlenen ve kara, deniz, hava, demiryolu ulaşımının tamamını kapsayan bir suçken; TCK m.180 taksirle işlenen ve yalnızca deniz, hava, demiryolu ulaşımını kapsayan bir suçtur. Karayolunda meydana gelen taksirli tehlikeler TCK m.180 kapsamına girmez.
Karayolunda taksirle tehlikeye neden olan bir sürücü hangi suçtan yargılanır?
Karayolu, TCK m.180’in kapsamı dışında bırakıldığından, sadece taksirli bir tehlike yaratılmış ve kimse yaralanmamışsa fail ceza hukuku bakımından TCK m.180’den sorumlu tutulamaz; ancak bir kişi yaralanmış veya ölmüşse TCK m.89 (taksirle yaralama) veya TCK m.85 (taksirle öldürme) hükümleri uygulanır, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında idari yaptırımlar gündeme gelebilir.
TCK 180 suçunun cezası nedir?
Suçu işleyen kişiye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Mahkeme bu aralıkta somut olayın özelliklerine göre bir ceza belirler; koşulları varsa adli para cezasına çevirme, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
TCK 180 suçu şikâyete bağlı mıdır?
Hayır. Suç re’sen soruşturulur ve kovuşturulur; mağdurun şikâyette bulunması veya şikâyetten vazgeçmesi kovuşturmayı etkilemez.
TCK 180 suçu uzlaşma kapsamında mıdır?
Hayır. Korunan hukuki değer bireysel değil toplumsal nitelikte olduğundan (trafik/kamu güvenliği), suç Ceza Muhakemesi Kanunu’nun uzlaştırma kapsamındaki suçlar listesinde yer almaz.
TCK 180 kapsamında hangi mahkeme görevlidir?
Öngörülen ceza üst sınırı dikkate alındığında davaya asliye ceza mahkemesi bakar.
TCK 180 suçunun zamanaşımı süresi ne kadardır?
TCK m.66 uyarınca öngörülen ceza üst sınırına göre dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre içinde soruşturma ve kovuşturma tamamlanmazsa kamu davası düşer.
TCK 180 kapsamında ceza ertelenebilir mi?
Evet. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması gibi TCK m.51’de aranan şartların gerçekleşmesi hâlinde hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi mümkündür.
TCK 180 suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulanır mı?
Evet, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması ve mahkemenin kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutumunu değerlendirerek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması hâlinde HAGB kararı verilebilir.
Bir deniz veya hava aracı kazasında hem TCK 180 hem taksirle yaralama suçu birlikte oluşursa ne olur?
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/384 Esas, 2022/567 Karar sayılı kararında benimsenen ve asli norm-tali norm ilişkisine dayanan yerleşik ilkeye göre, taksirle yaratılan tehlike bir zarara (yaralanma veya ölüm) dönüştüğünde kural olarak fail yalnızca zarar suçundan (TCK m.89 veya m.85) sorumlu tutulur; tehlike suçu zarar suçu içinde erimiş kabul edilir. Ancak somut olayda mağdurların ve korunan hukuki yararın farklılaştığı özel durumlarda bu değerlendirme değişebilir.
TCK 180 suçunda taksirin bilinçli veya bilinçsiz olması cezayı etkiler mi?
Evet. TCK m.22/3 uyarınca failin öngördüğü fakat gerçekleşmeyeceğine güvendiği bir tehlikeye neden olması hâlinde (bilinçli taksir), temel cezada artırım yapılır.
TCK 180 suçuna teşebbüs mümkün müdür?
Hayır. Taksirli suçlarda failin bir sonucu gerçekleştirme kastı bulunmadığından teşebbüs hükümleri uygulanmaz.
Sonuç
TCK m.180, kanun koyucunun deniz, hava ve demiryolu ulaşımında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları cezalandırmak amacıyla getirdiği, karayolu trafiğini kapsam dışında bırakan özel bir tehlike suçudur. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, karayolunda meydana gelen taksirli olayların da bu madde kapsamında değerlendirilebileceği yönündeki yanlış varsayımdır; oysa Yargıtay’ın istikrarlı içtihadı, madde metninin açık lafzına uygun olarak karayolunu bu suçun dışında tutmaktadır.
Somut olayda TCK m.180’in mi, yoksa taksirle yaralama/öldürme hükümlerinin mi uygulanacağının, tehlikenin zarara dönüşüp dönüşmediğine göre belirlenmesi gerektiğinden, bu tür dosyalarda alanında deneyimli bir ceza avukatından hukuki destek alınması, hem doğru suç vasfının tespiti hem de savunma stratejisinin belirlenmesi bakımından önem taşır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, ceza hukuku alanında dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

