İçindekiler
Suç işlemeye tahrik suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 214. maddesinde kamu barışına karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. Madde, belirli bir kişiye yöneltilmemiş, halka açık ve genel nitelikteki suç işleme çağrılarını cezalandırır. Temel şeklinin cezası altı aydan beş yıla kadar hapistir; ancak ikinci fıkrada düzenlenen ağır hâl için onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapis öngörülmüştür.
Maddenin uygulamadaki en kritik noktası, genel hükümlerdeki azmettirme ile arasındaki sınırdır. Belirli bir kişiyi belirli bir suça yönelten davranış azmettirme sayılırken, halka yöneltilen genel ve belirsiz çağrı bu maddeye girer. Bu yazıda suçun unsurlarını, üç fıkrasının birbirinden ne kadar farklı yapılar taşıdığını, cezasını ve benzer suçlardan ayrımını, güncel Yargıtay kararları ışığında ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
Suç İşlemeye Tahrik Suçu Nedir?
Türk Ceza Kanunu‘nun 214. maddesine göre; suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (f.1). Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik eden kişi ise onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (f.2). Tahrik konusu suçların işlenmesi halinde ise tahrik eden kişi, bu suçlara azmettiren sıfatıyla cezalandırılır (f.3).
Korunan hukuki değer kamu barışıdır. Suç işlemeye yönelik aleni bir çağrı, henüz hiçbir suç işlenmemiş olsa dahi toplumda güvensizlik yaratır ve suç işleme eğilimini besleyebilir. Kanun koyucu bu nedenle çağrının kendisini bağımsız bir suç olarak düzenlemiş, cezalandırma için çağrının sonuç doğurmasını beklememiştir.
Suç, bu haliyle bir tehlike suçudur. Üstelik madde metninde, aynı bölümdeki TCK 217 ile TCK 217/A’dan farklı olarak, fiilin kamu barışını bozmaya “elverişli” olması gibi ek bir şart aranmamıştır. Bu yönüyle madde, bölümün en soyut yapılı tehlike suçlarından biridir: alenen yapılmış bir suç işleme çağrısının varlığı kural olarak yeterlidir. Ancak Yargıtay uygulaması, bu soyutluğu her olayda somut bir tehlike arayışıyla dengelemektedir.
Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 29.09.2025 tarihli ve 2024/26263 Esas, 2025/7052 Karar sayılı kararında; suç işlemeye tahrikin cezalandırılabilmesi için açıklamanın belirsiz sayıdaki kişilere yönelmesinin yanında kamu güvenliği bakımından somut bir tehlike doğurmaya elverişli olması gerektiği, aksi hâlde düşünce açıklaması sınırları içinde kalınacağı vurgulanmıştır.
Suç İşlemeye Tahrik Suçunun Maddi Unsurları
Hareket: Tahrikte Bulunmak
Tahrik, başkalarında suç işleme yönünde bir irade oluşturmaya ya da mevcut eğilimi güçlendirmeye yönelik davranıştır. Açık bir çağrı biçiminde olabileceği gibi, muhatapları harekete geçirmeye elverişli üstü kapalı ifadelerle de gerçekleştirilebilir. Tahrikin yazılı, sözlü, görsel veya işitsel her türlü araçla yapılması mümkündür.
Bir beyanın tahrik sayılabilmesi için muhatapları etkileyebilecek nitelikte olması gerekir. Bir suçun soyut olarak anlatılması, hukuki veya toplumsal yönden tartışılması, eleştirilmesi ya da bilimsel biçimde incelenmesi tahrik değildir. Aynı şekilde bir suç olgusunun haber olarak aktarılması da tahrik oluşturmaz. Sınır, beyanın bilgi verme veya değerlendirme düzeyinden çıkarak muhatapları eyleme yöneltme işlevi kazandığı noktadır.
Yukarıda değinilen Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 29.09.2025 tarihli, 2024/26263 Esas ve 2025/7052 Karar sayılı kararına konu olayda sanık, herkese açık sosyal medya hesabından, maske takmadığı için gözaltına alınan bir kadına ilişkin habere “nerede polis varsa topuğuna sıkmak lazım” yorumunu yapmıştır. Yargıtay, bu ifadenin rahatsız edici ve kaba olsa dahi somut bir suçun işlenmesine yönelik belirsiz sayıda insanı tahrik etmeye elverişli olmadığını, paylaşımın destekten çok tepki gördüğünü, anlık öfke ürünü, genel ve soyut nitelikte kaldığını belirterek beraat yönünde karar vermiştir.
Karar, bir söylemin objektif olarak ne kadar sert görünürse görünsün, somut bir suça yönelik çağrı niteliği ve gerçek bir tehlike yaratma kapasitesi taşımadıkça tipikliğin oluşmayacağını göstermesi bakımından önemlidir.
Benzer bir değerlendirme, dikkat çekici ancak somut bir suça yönelmeyen ifadeler bakımından da yapılmaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.02.2025 tarihli ve 2022/5872 Esas, 2025/1429 Karar sayılı kararında; bir sendika uzmanının, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu çerçevesinde usulüne uygun toplanan bir kalabalığa hitaben “TKİ’yi mi işgal ediyoruz” gibi dikkat çekici ifadeler kullanmasının, konuşmanın bütünü itibarıyla işçilerin hak arama hürriyetini kullanmalarına yönelik olduğu, sendika üyelerini cesaretlendirme amacı taşıdığı ve bu amacın gerçekleşmesi için dikkat çekici ifadelerin kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun bulunduğu gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.
Kalabalığa Yönelik Kışkırtıcı Sözler ve Suç Vasfının Tayini
Uygulamada en çok tartışılan hallerden biri, önceden toplanmış bir kalabalığa hitaben söylenen sözlerin ne zaman bağımsız bir suç işlemeye tahrik fiiline, ne zaman başka bir suçun (örneğin görevi yaptırmamak için direnme) doğal bir parçasına, ne zaman da anayasal güvence altındaki ifade özgürlüğü kapsamına gireceğidir. Yargıtay içtihadı, bu üç ihtimali somut olayın bağlamına göre birbirinden ayırmaktadır.
Kalabalığı doğrudan şiddete yönlendiren sözler, tipik bir tahrik oluşturur. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 25.02.2021 tarihli ve 2019/7061 Esas, 2021/3040 Karar sayılı kararına konu olayda sanıklar, husumetli oldukları bir kişiyi korumak amacıyla eve götürülen mağdura karşı toplanan kalabalığa “…’ı bize ver”, “bahçeden dışarı çekin, öldürün” şeklinde seslenmiştir.
Yargıtay, bu eylemin bir bütün hâlinde TCK 214/1’deki suç işlemeye tahrik suçunu oluşturduğunu, mahkemenin olayı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu olarak nitelendirmesinin suç vasfında yanılgı teşkil ettiğini belirterek hükmü bozmuştur.
Buna karşılık, bir eylemin doğal akışı içinde sarf edilen tepki sözleri, ayrı bir tahrik suçu oluşturmaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 18.12.2019 tarihli ve 2019/5494 Esas, 2019/15323 Karar sayılı kararında; kolluk müdahalesi sırasında çevredeki kalabalığa “toplanın bizi yakalıyorlar, bugün bize yarın size, sessiz kalmayın” diyen sanığın bu sözlerinin, görevi yaptırmamak için direnme fiilinin icrası esnasında söylenen, tek başına suç işlemeye kışkırtma niteliği taşımayan ifadelerden ibaret olduğu belirtilerek suç işlemeye tahrikten beraat gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sendikal ve mesleki temsil bağlamında yapılan sert açıklamalar ise üçüncü bir kategori oluşturur. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.02.2025 tarihli ve 2022/5872 Esas, 2025/1429 Karar sayılı kararında, bir maden faciası sonrası maaşlarını alamayan işçilerin haklarını savunmak amacıyla “TKİ’yi işgal edeceğiz” türünden ifadeler kullanan sendika uzmanının eylemi, Anayasa’nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesiyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmiş ve beraat kararı verilmiştir.
Üç karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan ölçüt şudur: belirli bir kişiye veya gruba yönelik somut bir şiddet/suç çağrısı varsa TCK 214 oluşur; sözler başka bir suçun doğal parçasıysa veya meşru bir hak arama faaliyetinin abartılı ama şiddete çağırmayan bir ifadesiyse ceza sorumluluğu doğmaz.
Tahrikin Konusu: Kanunda Suç Olarak Tanımlanmış Bir Fiil
Tahrikin konusu suç teşkil eden bir fiil olmalıdır. Kanunda suç olarak tanımlanmamış, yalnızca idari yaptırıma bağlanmış ya da hukuka aykırı olmakla birlikte suç oluşturmayan davranışlara yönelik çağrılar bu maddeye girmez. Bu tür çağrılar, koşulları varsa kanunlara uymamaya tahrik suçu bakımından değerlendirilir.
Tahrik konusu suçun belirli olması gerekir mi sorusu öğretide tartışılmıştır. Baskın anlayışa göre, tahrikin muhatabı belirsiz olsa dahi çağrının hangi suça yöneldiğinin anlaşılabilir olması aranır. “Kanunsuz davranın” gibi hiçbir suç tipine bağlanamayan tümüyle soyut söylemler, tipiklik bakımından eksik kalır.
Aleniyet ve Muhatabın Belirsizliği
Madde, tahrikin “alenen” yapılmasını arar. Aleniyet, fiilin belirsiz sayıda ve önceden belirlenmemiş kişilerin duyabileceği, görebileceği veya öğrenebileceği biçimde gerçekleşmesidir. Kamuya açık alanlarda yapılan konuşmalar, mitingler, herkese açık yayınlar ve internet paylaşımları kural olarak bu unsuru karşılar; kapalı bir ortamda sınırlı sayıda belirli kişiye yöneltilen sözler ise karşılamaz.
Aleniyetin doğal sonucu, tahrikin muhatabının belirsiz bir kitle olmasıdır. Bu, maddeyi azmettirmeden ayıran temel ölçüttür ve aşağıda ayrıca ele alınmaktadır.
Fail ve Mağdur
Suçun faili herkes olabilir; kanun failde özel bir sıfat aramaz. Mağdur ise toplumun kendisidir. Suç işlemeye tahrikte, tahrik konusu suçun potansiyel mağdurları henüz belirli değildir; korunan değer belirli bir kişinin hukuki menfaati değil, toplumsal huzurdur. Bu nedenle tahrike muhatap olan kişilerin mağdur değil, suçun konusunu oluşturan kitle olduğu kabul edilir.
Failin toplumsal konumu, tahrikin etkisini değerlendirirken göz önünde bulundurulur. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.02.2025 tarihli ve 2024/22718 Esas, 2025/985 Karar sayılı kararında; bir siyasi partinin il eş başkanı sıfatıyla katıldığı kamusal bir etkinlikte “kaçak elektrik halkımızın en doğal hakkı” diyerek kamuoyunu karşılıksız yararlanma suçunu işlemeye teşvik eden sanığın mahkûmiyeti onanmıştır. Yargıtay, belirsiz sayıdaki insanları kanunen suç sayılan bir fiili işlemeye yönelten ve toplumsal nüfuz sahibi olan failin sıfatının, eylemin tahrik niteliğini güçlendiren bir unsur olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymuştur.
Suç İşlemeye Tahrik Suçunda Manevi Unsur: Kast
Suç yalnızca kasten işlenebilir. Failin, beyanının suç işlemeye yönelik bir çağrı niteliği taşıdığını bilmesi ve bunu istemesi gerekir. Buna karşılık madde, aynı bölümdeki TCK 213 ile TCK 217/A’dan farklı olarak özel bir amaç veya saik aramaz. Failin halkta korku yaratmak, belirli bir sonuca ulaşmak ya da kişisel çıkar sağlamak gibi bir amacı bulunması gerekmez; tahrik kastının varlığı yeterlidir.
Bunun pratik sonucu, savunma alanının bu maddede TCK 213’e kıyasla daha dar olmasıdır. TCK 213’te failin özel amacının bulunmadığının ortaya konması suçu ortadan kaldırırken, TCK 214’te tartışma çoğunlukla beyanın gerçekten bir tahrik niteliği taşıyıp taşımadığı üzerinde yoğunlaşır. Kast kavramının genel çerçevesi için kast ve taksir yazımızı inceleyebilirsiniz.
Suç İşlemeye Tahrik Suçunun Cezası
Suçun temel şeklinin cezası altı aydan beş yıla kadar hapistir (f.1). Bu geniş aralık, hâkime somut olayın ağırlığına göre belirleme yapma imkânı tanır. Temel ceza belirlenirken TCK 61 uyarınca tahrikin yapıldığı ortam, muhatap kitlenin büyüklüğü, tahrik konusu suçun ağırlığı, kullanılan ifadelerin yoğunluğu ve failin kastının derecesi gözetilir.
| Fıkra | Fiil | Ceza |
|---|---|---|
| 214/1 | Suç işlemek için alenen tahrik | 6 ay-5 yıl hapis |
| 214/2 | Halkın bir kısmını diğerine karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik | 15-24 yıl hapis |
| 214/3 | Tahrik konusu suçun işlenmesi | İşlenen suça azmettiren sıfatıyla ceza |
| md. 218 | Basın ve yayın yoluyla işlenmesi | Yarı oranına kadar artırım (takdiri) |
Halkı Silahlandırarak Birbirini Öldürmeye Tahrik (TCK 214/2)
İkinci fıkra, birinci fıkradan yalnızca ceza miktarı bakımından değil, yapısı bakımından da ayrılır; öyle ki öğretide çoğu zaman ayrı bir suç tipi gibi ele alınır. Fıkra, halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak, birbirini öldürmeye tahrik etmeyi onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapisle cezalandırır. Bu, kamu barışına karşı suçlar bölümünün en ağır ceza aralığıdır.
Bu ağırlığın nedeni, fıkranın koruduğu değerin kapsamıdır. Birinci fıkrada tehlikeye giren kamu barışı iken, ikinci fıkrada toplumun bir kesiminin diğerine karşı silahlı biçimde harekete geçmesi, yani iç barışın topyekûn çökmesi riski söz konusudur. Kanun koyucu bu riski, kasten öldürme suçlarına yaklaşan bir ceza aralığıyla karşılamıştır.
Fıkranın iki ayırt edici unsuru vardır. Birincisi silahlandırmadır: fiilin yalnızca sözle kalmayıp, halkın bir kesiminin silahla donatılmasına yönelmesi gerekir. İkincisi, tahrikin konusunun öldürme olmasıdır; başka bir suça yönelen silahlandırma çağrıları bu fıkraya girmez. Bu iki unsurdan birinin bulunmadığı hallerde fiil, koşulları varsa birinci fıkra kapsamında değerlendirilir. Fıkranın ceza aralığı, mahkûmiyet halinde belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma gibi güvenlik tedbirlerini de doğrudan etkiler.
Tahrik Konusu Suçun İşlenmesi: Azmettiren Sıfatı (TCK 214/3)
Üçüncü fıkra, maddenin genel hükümlerle bağlantısını kurar: tahrik konusu suçların işlenmesi halinde tahrik eden kişi, bu suçlara azmettiren sıfatıyla cezalandırılır. Yani aleni çağrı üzerine gerçekten bir suç işlenmişse, fail artık yalnızca TCK 214/1’in altı ay-beş yıllık cezasıyla değil, işlenen suçun cezasıyla sorumlu tutulur.
Burada TCK 38’deki azmettirme ile TCK 214 arasındaki ilişkiyi netleştirmek gerekir. Azmettirme, belirli bir kişide belirli bir suçu işleme kararının doğmasını sağlamaktır; muhatap bellidir, suç bellidir ve azmettiren, işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır. TCK 214/1 ise muhatabı belirsiz, kitleye yönelik genel bir çağrıyı bağımsız bir suç olarak cezalandırır ve bunun için hiçbir suçun işlenmiş olması gerekmez. Üçüncü fıkra, bu iki durumu birbirine bağlayan köprüdür: aleni ve genel çağrı sonuç doğurduğunda, failin sorumluluğu azmettirme rejimine taşınır. İştirak kurumunun genel çerçevesi için şeriklik yazımıza bakabilirsiniz.
Uygulamada bu bağlantının kurulabilmesi için tahrik ile işlenen suç arasında bir nedensellik ilişkisi bulunması aranır. Tahrikten tamamen bağımsız biçimde, kendi kararıyla hareket eden bir failin işlediği suçtan tahrik edeni azmettiren olarak sorumlu tutmak mümkün değildir.
Ceza hukuku doktrininde nedensellik bağının varlığı; hareket olmasaydı netice meydana gelmeyecek idiyse nedensel bağ bulunduğunu kabul eden şart teorisi, hareketin neticeyi meydana getirmeye elverişli ve uygun olmasını arayan uygun sebep teorisi ve neticenin failin eseri olup olmadığını, hukuken önemli bir tehlike yaratılıp yaratılmadığını esas alan objektif isnadiyet teorisi çerçevesinde değerlendirilir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.11.2024 tarihli ve 2023/24140 Esas, 2024/15871 Karar sayılı kararında bu üç teori ayrıntılı biçimde ele alınmış ve failin hareketi ile sonraki netice arasında illiyet bağının, somut olayın tüm koşulları bir bütün hâlinde değerlendirilerek tespit edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu değerlendirme, dosyadaki somut delillere göre yapılır ve savunmanın en önemli tartışma başlıklarından birini oluşturur.
Basın ve Yayın Yoluyla İşlenmesi ve Eleştiri İstisnası (TCK 218)
TCK 218, md. 213 ila 217/A arasındaki suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranına kadar artırılmasını öngörür. Artırım zorunlu değil takdiridir; hâkim yayının etki alanını ve fiilin ağırlığını gözeterek oranı belirler. TCK 214 bu kapsamdadır.
Hükmün ikinci cümlesi, bu maddede özel bir önem taşır: haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Suç işlemeye tahrik iddiaları çoğunlukla söz ve yayın üzerinden gündeme geldiğinden, bir açıklamanın tahrik mi yoksa haber verme ya da eleştiri mi olduğunun ayrıştırılması belirleyici hale gelir. Bir olayın aktarılması, bir görüşün savunulması veya bir uygulamanın sert biçimde eleştirilmesi, muhatapları suç işlemeye yöneltme işlevi kazanmadığı sürece bu madde kapsamında değerlendirilmez.
Bu ayrımın nasıl yapılacağına ilişkin önemli bir örnek, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04.03.2024 tarihli ve 2023/4147 Esas, 2024/2010 Karar sayılı kararıdır. Gazeteci olan sanık, bir televizyon programında bir gazete manşetine tepki gösterirken “…madem şeriata savaş açtı… hep birlikte toplanıp önüne bir el bombası atalım…” şeklinde konuşmuş; ancak hemen ardından “bunlar kaostan besleniyor, biz bu oyuna gelir miyiz, gelmeyiz” demiştir.
Yargıtay, konuşmanın bütünü ve bilirkişi çözüm tutanağı birlikte değerlendirildiğinde gerçek kastın halkı suça teşvik etmek değil, provokasyonlara karşı kamuoyunu uyarmak olduğunu, dolayısıyla suç işleme kastının bulunmadığını belirterek beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Karar, tek bir sert cümlenin bağlamından koparılarak değerlendirilemeyeceğini, kastın konuşmanın bütünlüğü içinde tespit edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu ayrım yapılırken açıklamanın bütünü, kullanılan ifadelerin bağlamı, yapıldığı ortam ve muhatap kitle birlikte değerlendirilir. Tek bir cümlenin bağlamından koparılarak ele alınması, hem eleştiri istisnasının hem de tipiklik değerlendirmesinin sağlıklı yapılmasını engeller.
Suç İşlemeye Tahrik Suçunun Benzer Suçlardan Farkı
TCK 215 (Suçu ve Suçluyu Övme) ile Farkı: Zaman Yönü
İki madde arasındaki en berrak ölçüt zamandır. TCK 214 ileriye dönüktür: henüz işlenmemiş bir suçun işlenmesi için çağrı yapılır. TCK 215 ise geriye dönüktür: zaten işlenmiş bir suç ya da o suçtan dolayı bir kişi övülür. Ayrıca TCK 215, cezalandırma için kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin doğmasını arar; TCK 214’te böyle bir şart yoktur. Bir beyanın hem geçmişteki bir fiili övüp hem de benzerlerinin işlenmesine çağrı içerdiği hallerde, hangi maddenin uygulanacağı beyanın ağırlık merkezine göre belirlenir.
TCK 217 (Kanunlara Uymamaya Tahrik) ile Farkı: Çağrının Konusu
Her iki madde de aleni tahriki cezalandırır; fark çağrının konusundadır. TCK 214’te çağrı doğrudan bir suça yöneliktir. TCK 217‘de ise çağrı, suç teşkil etmeyen kanuni veya idari yükümlülüklere uymamaya ilişkindir. Ayrıca TCK 217, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olmasını açıkça arar ve seçimlik olarak adli para cezası öngörür; TCK 214’te ise elverişlilik şartı metinde yer almaz ve seçimlik para cezası bulunmaz.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.11.2024 tarihli ve 2023/24140 Esas, 2024/15871 Karar sayılı kararında, TCK 217’nin oluşumu için failin “halkı” kanunlara uymamaya tahrik etmiş olması gerektiği, tahrik edilen eylemlerin gerçekleşmiş olup olmamasının önemli olmadığı, bir kimsenin diğer kişileri etkilemesi ve bu saikle hareket etmesinin yeterli olduğu vurgulanmıştır.
Kararda, bir “öz yönetim” ilanı niteliğindeki basın açıklamasının, içeriğinde somut bir suçun işlenmesi için doğrudan bir çağrı bulunmadığından TCK 214 değil TCK 217 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu ayrım, iki maddenin sınırının, çağrının doğrudan belirli bir suça mı yoksa genel bir kurallara uymama tavrına mı yöneldiğine göre çizildiğini göstermektedir.
TCK 216 (Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik) ile Farkı
TCK 214 ile TCK 216 arasındaki ilişki, öğretide “genel-özel norm” ilişkisi olarak tanımlanır: TCK 214’ün koşulları gerçekleştiğinde TCK 216 hükmü uygulanmaz. Ancak iki maddenin kapsamı da birbirinden farklıdır. TCK 214, herhangi bir suça yönelen genel bir tahriki cezalandırırken; TCK 216, halkı yalnızca sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak birbirine karşı kin ve düşmanlığa tahrik etmeyi, bunun da kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturmasını şart koşarak cezalandırır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04.07.2023 tarihli ve 2022/917 Esas, 2023/5735 Karar sayılı kararında bu ayrım ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Karara göre TCK 216 kapsamındaki “tahrik”, soyut bir saygısızlık veya reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya objektif olarak elverişli olmalı ve fail de sübjektif olarak bu amacı gütmelidir; salt yüz çevirme veya soyut bir red ifadesi yeterli değildir, “şiddet içeren ya da şiddete çağrı yapan tahrikler” madde kapsamına girer.
Aynı kararda, siyasi görüş ya da belli bir olay karşısındaki düşünce farklılıklarının, taraftar grupları veya siyasi parti sempatizanları arasındaki kışkırtmaların da TCK 216 kapsamı dışında kaldığı belirtilmiştir. Somut olayda bir sendika şube başkanının Facebook paylaşımındaki sert ifadelerin, farklı siyasi görüşe sahip kişilere yönelik olması nedeniyle ne TCK 216’yı ne de TCK 214’ü oluşturduğu sonucuna varılarak beraat kararı verilmiştir.
TCK 220/8 (Örgüt Propagandası) ile Farkı
TCK 220/8, bir örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek biçimde propaganda yapılmasını cezalandırır. TCK 214 ise herhangi bir örgütle bağlantı aranmaksızın, genel nitelikte bir suç işleme çağrısını konu alır. Ayrım noktası, beyanın belirli bir örgütün yöntemlerine bağlanıp bağlanmadığıdır.
Bu iki suçun aynı eylemden birlikte oluşup oluşamayacağı, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 24.01.2018 tarihli ve 2017/2600 Esas, 2018/438 Karar sayılı kararında ele alınmıştır. Sanığın “eli silah tutan bütün Kürt halkı savaşa hazır olsun” şeklindeki paylaşımı hem terör örgütünün propagandasını yapma hem de suç işlemeye tahrik suçundan cezalandırılmış; ancak Yargıtay, sanığın eyleminin bir bütün olarak terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterir, över ve teşvik eder nitelikte olduğunu, bu nedenle terör örgütünün propagandasını yapma suçunu oluşturduğunu, dolayısıyla unsurları itibarıyla ayrıca TCK 214’teki suç işlemeye tahrik suçunun oluşmayacağını belirterek bu suçtan kurulan mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Karar, aynı fiilin her iki suçun da unsurlarını taşıdığı görünse dahi, örgütsel bağlamı bulunan bir çağrının özel norm olan TCK 220/8 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, aksi hâlde mükerrer cezalandırma riski doğacağını göstermektedir. Örgüt suçlarının bütünü için suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK 220) yazımızı inceleyebilirsiniz.
TCK 213 (Halkı Tehdit) ile Farkı
TCK 213’te fail, kötülüğü kendisinin gerçekleştireceği izlenimini vererek halkı korkutmayı amaçlar. TCK 214’te ise fail, başkalarını harekete geçirmeye çalışır; kötülüğü bizzat gerçekleştireceğini bildirmez. Ayrıca TCK 213 özel kast (korku ve panik yaratma amacı) ararken, TCK 214 aramaz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04.07.2023 tarihli ve 2022/917 Esas, 2023/5735 Karar sayılı kararında, TCK 213’ün korunan hukuki yararının halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlığı ile malvarlığına dair güven duygusu olduğu, tehditte failin halka karşı bir kötülük yapacağını bizzat bildirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda bir sendika şube başkanının sosyal medya paylaşımındaki ifadelerin halkın bir kesimine ya da tamamına yönelik bir kötülük bildirimi içermemesi nedeniyle TCK 213’ün unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Karar, tehdidin muhatabının “halk” olması ile tahrikin muhatabının “belirsiz kişiler” olması arasındaki inceliğin, iki maddeyi ayıran temel çizgi olduğunu göstermektedir.
Suç İşlemeye Tahrik Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs. Suç, tahrik beyanının aleni hale gelmesiyle tamamlanır; muhatapların bundan etkilenip etkilenmemesi önemli değildir. Bu nedenle teşebbüse elverişliliği tartışmalıdır. Hazırlanan bir içeriğin failin iradesi dışında yayımlanamaması gibi hareketin bölünebildiği hallerde teşebbüsün mümkün olabileceği ileri sürülmektedir.
İştirak. Genel hükümlere tabidir. Tahrik içeren beyanı birlikte hazırlayıp yayan kişiler müşterek fail; yalnızca teknik destek veren ya da yayılmasını kolaylaştıran kişiler duruma göre yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, maddenin kendisinin zaten bir tür “genel azmettirme” niteliği taşımasıdır; bu nedenle iştirak değerlendirmesi dikkatli yapılmalıdır.
İçtima. Aynı suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda tekrarlanan tahrik beyanları, koşulları varsa zincirleme suç hükümlerine tabi olabilir. Tahrik konusu suçun işlenmesi halinde ise f.3 devreye girdiğinden ayrıca TCK 214/1’den ceza verilip verilmeyeceği öğretide tartışılır; baskın görüş, f.3’ün özel bir kural olarak uygulanacağı yönündedir. Suçların içtimaı yazımızda konunun genel çerçevesini bulabilirsiniz.
Cezayı Etkileyen Diğer Hususlar
Birinci fıkra bakımından sonuç cezanın iki yıl veya altında kalması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile cezanın ertelenmesi gündeme gelebilir; bunun için kanunda aranan diğer şartların da bulunması gerekir. İkinci fıkra bakımından ise ceza aralığı nedeniyle bu kurumların uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
Somut olayın koşullarına göre ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler ile hukuka uygunluk nedenleri ayrıca değerlendirilir. Bu kapsamda failin akıl hastalığı savunması özel bir usuli hassasiyet taşır. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 27.01.2020 tarihli ve 2019/13119 Esas, 2020/997 Karar sayılı kararında; kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme ve suç işlemeye alenen tahrik suçlarından yargılanan sanık hakkında, ceza ehliyetinin (TCK 32) tespiti amacıyla CMK 74 uyarınca gözlem altına alınma prosedürünün uygulanması ve Adli Tıp Kurumundan veya tam teşekküllü uzman bir sağlık kuruluşundan heyet raporu alınmasının zorunlu olduğu, yalnızca tek hekim raporuna dayanılarak ceza verilmesine yer olmadığına karar verilemeyeceği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Karar, kamu barışına karşı suçlarda dahi ceza ehliyetinin tespitinde usul güvencelerinin gözardı edilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Failin geçmişte benzer bir suçtan mahkûm olması halinde tekerrür hükümleri uygulanabilir. Bu suç uzlaştırma kapsamında değildir ve önödeme kurumuna da tabi değildir.
Suç İşlemeye Tahrik Suçunda Soruşturma, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
Suç şikâyete tabi değildir; Cumhuriyet Başsavcılığı fiili öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Şikâyet kurumunun genel işleyişi için ilgili yazımıza bakabilirsiniz.
Görevli mahkeme fıkraya göre değişir. Birinci fıkra bakımından cezanın üst sınırı beş yıl olduğundan yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır. İkinci fıkra bakımından ise cezanın üst sınırı yirmidört yıl olduğundan görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Fail on sekiz yaşından küçükse yargılama çocuk mahkemesinde görülür.
Dava zamanaşımı süreleri de fıkraya göre farklılaşır: TCK 66 uyarınca birinci fıkra bakımından sekiz yıl, ikinci fıkra bakımından ise öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alındığında yirmi yıldır. Mahkûmiyet halinde ceza zamanaşımı süreleri TCK 68’e göre belirlenir. Süreler, tahrik beyanının aleni hale geldiği andan itibaren işlemeye başlar.
Sürecin İşleyişi ve Savunma
Bu tür soruşturmalar genellikle bir ihbar, kolluğun resen tespiti ya da bir yayının incelenmesi üzerine başlar. Dosyanın merkezinde çoğunlukla bir konuşma kaydı, video, yazı veya sosyal medya paylaşımı bulunur; bu nedenle içeriğin çözümü, bağlamı ve failin o içerikle bağlantısı belirleyici olur.
Savunmada üzerinde durulan başlıklar genellikle şunlardır:
- Beyanın gerçekten bir tahrik niteliği taşıyıp taşımadığı, yoksa bilgi verme, değerlendirme veya eleştiri düzeyinde mi kaldığı,
- Beyanın somut ve gerçek bir tehlike doğurmaya elverişli olup olmadığı, yoksa anlık öfke veya sloganik bir tepki mi olduğu,
- Tahrikin konusunun kanunda suç olarak tanımlanmış belirli bir fiile bağlanıp bağlanamayacağı,
- Fiilin aleni sayılıp sayılamayacağı,
- TCK 218’deki haber verme ve eleştiri istisnasının uygulanıp uygulanmayacağı,
- Sözlerin başka bir eylemin (örneğin bir direnme fiilinin) doğal bir parçası olup olmadığı,
- Üçüncü fıkra yönünden ise tahrik ile işlenen suç arasında nedensellik bağının kurulup kurulamadığı.
Beyanın bütünlüğü ve bağlamı, bu değerlendirmelerin tamamında belirleyicidir. Bu başlıkların her biri dosyanın somut içeriğine göre değişir. İfadeye çağrıldığınızda ya da hakkınızda böyle bir soruşturma yürütüldüğünü öğrendiğinizde, ilk ifadeden önce bir avukatla görüşmeniz sürecin doğru yönetilmesi bakımından önemlidir; ceza soruşturmalarında sunduğumuz hukuki destek hakkında bilgi alabilirsiniz. Yargılamanın genel işleyişi için ceza mahkemeleri ve ceza yargılamasında taraflar yazılarımız yol gösterici olabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Suç işlemeye tahrik suçunun cezası nedir?
TCK 214/1 uyarınca suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi altı aydan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır. Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik hâlinde ise ceza onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapistir. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi durumunda TCK 218 uyarınca ceza yarı oranına kadar artırılabilir.
Tahrik edilen suç işlenmezse ceza verilir mi?
Evet. TCK 214/1 bir tehlike suçudur; tahrik konusu suçun gerçekten işlenmesi aranmaz. Aleni bir suç işleme çağrısının yapılmış olması suçun oluşması için kural olarak yeterlidir. Tahrik konusu suç işlenirse bu kez TCK 214/3 devreye girer ve fail, işlenen suça azmettiren sıfatıyla cezalandırılır.
Suç işlemeye tahrik ile azmettirme arasındaki fark nedir?
Azmettirme (TCK 38), belirli bir kişide belirli bir suçu işleme kararının doğmasını sağlamaktır; muhatap ve suç bellidir. TCK 214/1 ise muhatabı belirsiz bir kitleye yöneltilen genel ve aleni çağrıyı bağımsız bir suç olarak cezalandırır ve herhangi bir suçun işlenmiş olmasını gerektirmez. Çağrı üzerine gerçekten suç işlenirse TCK 214/3 uyarınca fail azmettiren gibi sorumlu tutulur.
TCK 214/2’deki ceza neden bu kadar ağırdır?
İkinci fıkra, halkın bir kesiminin diğerine karşı silahlandırılarak birbirini öldürmeye tahrik edilmesini düzenler. Burada tehlikeye giren yalnızca kamu barışı değil, toplumun silahlı bir çatışmaya sürüklenmesi riskidir. Kanun koyucu bu nedenle onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapis öngörmüştür. Fıkranın uygulanabilmesi için hem silahlandırma hem de öldürmeye tahrik unsurlarının birlikte bulunması gerekir.
Sosyal medya paylaşımı suç işlemeye tahrik sayılır mı?
Herkese açık bir hesaptan yapılan paylaşım aleniyet unsurunu kural olarak karşılar. Ancak suçun oluşması için paylaşımın, kanunda suç olarak tanımlanmış bir fiilin işlenmesi yönünde muhatapları harekete geçirmeye yönelik bir çağrı niteliği taşıması gerekir. Bir olayın aktarılması, bir görüşün savunulması veya eleştiri niteliğindeki açıklamalar TCK 218 uyarınca suç oluşturmaz. Her paylaşım kendi bütünlüğü ve bağlamı içinde değerlendirilir.
Bu suç şikâyete tabi midir, hangi mahkeme bakar?
Suç şikâyete tabi değildir; savcılık resen soruşturma başlatır ve suç uzlaştırma kapsamında da değildir. Görevli mahkeme fıkraya göre değişir: birinci fıkra bakımından asliye ceza mahkemesi, ikinci fıkra bakımından ise cezanın üst sınırı nedeniyle ağır ceza mahkemesi görevlidir.
Toplu bir eyleme veya protestoya çağrı yapmak suç işlemeye tahrik sayılır mı?
Tek başına değişmez bir yanıtı yoktur. Sendikal faaliyet veya toplantı-gösteri kapsamında yapılan dikkat çekici ama somut bir şiddet ya da suç çağrısı içermeyen ifadeler, Yargıtay tarafından ifade özgürlüğü ve hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilmiş ve beraatle sonuçlanmıştır. Buna karşılık, belirli bir kişiye veya gruba yönelik doğrudan bir şiddet çağrısı (“öldürün”, “yakın” gibi) içeren sözler, toplanan kalabalığa hitaben söylenmiş olsa dahi tipik bir suç işlemeye tahrik fiili oluşturur.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu (TCK 216) ile suç işlemeye tahrik suçu (TCK 214) arasındaki fark nedir?
TCK 216, halkı yalnızca sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak birbirine karşı kin ve düşmanlığa tahrik etmeyi ve bunun kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturmasını arar; siyasi görüş farklılıkları bu kapsama girmez. TCK 214 ise böyle bir sınırlama olmaksızın, herhangi bir suça yönelen genel bir tahriki cezalandırır. İki maddenin koşulları aynı anda oluşursa, TCK 214’ün özel norm olarak uygulanacağı kabul edilir.
Gazetecilerin veya kamuoyu önünde konuşan kişilerin sert eleştirileri suç işlemeye tahrik sayılır mı?
Kural olarak hayır; ancak konuşmanın bütünü belirleyicidir. TCK 218’in son cümlesi, haber verme ve eleştiri sınırlarını aşmayan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını açıkça öngörür. Yargıtay, tek bir sert cümlenin bağlamından koparılamayacağını, kastın konuşmanın tamamı ve verilmek istenen mesaj gözetilerek belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Failin akıl sağlığı sorunları suçun cezalandırılmasını etkiler mi?
Evet. Ceza ehliyetinin bulunmadığı veya azaldığı iddiası ileri sürüldüğünde, CMK 74 uyarınca gözlem altına alma ve Adli Tıp Kurumu veya uzman bir sağlık kuruluşundan heyet raporu alınması usul bakımından zorunludur. Yalnızca tek hekim raporuna dayanılarak ceza sorumluluğu hakkında karar verilmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Suç İşlemeye Tahrik Suçu Bakımından Sonuç
Suç işlemeye tahrik suçu (TCK 214), aleni ve genel nitelikteki suç işleme çağrılarını, herhangi bir suç işlenmemiş olsa dahi altı aydan beş yıla kadar hapisle cezalandırır. Halkın bir kesiminin silahlandırılarak diğerine karşı öldürmeye tahrik edilmesi hâli ise bölümün en ağır cezasını taşır. Maddenin uygulama sınırını belirleyen üç ölçüt öne çıkar: tahrikin aleni olması, konusunun kanunda suç sayılan bir fiile bağlanabilmesi ve beyanın haber verme ile eleştiri sınırını aşmış olmasıdır.
Bölümdeki diğer suç tiplerine genel bir bakış için kamu barışına karşı suçlar rehberimizi inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


4 Yorumlar