İçindekiler
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma, daha önce herhangi bir boşanma sebebiyle açılan davanın reddedilip kesinleşmesinden itibaren en az bir yıl geçmesine rağmen ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılarak eşlerden birinin istemiyle verilen boşanma kararıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166’ncı maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen bu sebepte süre, 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesiyle üç yıldan bir yıla indirilmiştir.
Değişikliğin gerekçesi, eski üç yıllık süreyi ölçüsüz bulan Anayasa Mahkemesinin 2023/116 E., 2024/56 K. sayılı ve 22.02.2024 tarihli iptal kararıdır; karar 19.04.2024 tarihli ve 32522 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, iptalin yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. TMK 166/4’te kusur, şiddetli geçimsizlik veya evliliğin çekilmez hâle geldiği ayrıca ispat edilmez; kanun bu durumu yasal karine olarak kabul eder. Davayı reddedilen davanın davacısı da davalısı da açabilir ve davalının “boşanmak istemiyorum” itirazı sonucu değiştirmez.
Bu yazıda fiili ayrılık davasının şartları, bir yıllık sürenin ne zaman başladığı, feragat nedeniyle reddedilen davaların durumu, ortak hayatın yeniden kurulmuş sayılıp sayılmayacağı, davanın ispatı, kusur, tazminat ve nafaka sonuçları, uzun süreli ayrı yaşamanın TMK 166/1 kapsamında değerlendirilmesi ile terk ve ayrılık kararından farkları 2012-2026 tarihli Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir.
Önceki dava dosyasının içeriği ve kesinleşme tarihi her olayda ayrı inceleme gerektirdiğinden, dava açmadan önce somut durumunuzun bir avukat tarafından değerlendirilmesi önerilir. Boşanma sebeplerinin genel çerçevesi için evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve çekişmeli boşanma davası rehberimize bakabilirsiniz.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 166/4 (Değişik: 14.11.2024 – 7532/13 md.): Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Kanun metninin resmi kaynağı: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, mevzuat.gov.tr
Yargıtay Kararları Işığında Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Davasının Kabulü İçin Gerekli Şartlar
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için TMK 166/4 ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin uygulamasıyla bazı şartlar ortaya konulmuştur. Maddeler hâlinde saymak gerekirse fiili ayrılık davasının kabul edilebilmesi için;
- Eşler arasında daha önce herhangi bir boşanma sebebine dayanılarak açılmış bir boşanma davasının bulunması,
- Bu davanın reddedilmiş veya davacının feragati nedeniyle sona ermiş olması,
- Ret kararının kesinleşmesinden, feragat hâlinde ise feragat tarihinden itibaren en az bir yıl geçmiş olması,
- Bir yıllık sürenin yeni dava açıldığı tarihte dolmuş olması,
- Bu süre içinde eşlerin evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya gelmemiş, yani ortak hayatın yeniden kurulmamış olması,
- Eşlerden birinin boşanma istemiyle dava açması gerekir.
Bu şartlar gerçekleştiğinde mahkeme, kusur veya geçimsizlik araştırmasına girmeden boşanmaya karar vermek zorundadır. Kanundaki “karar verilir” ifadesi hâkime takdir yetkisi bırakmaz. Her şart aşağıda ilgili başlıkta Yargıtay kararlarıyla birlikte açıklanmıştır.
A- Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma Nedir?
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma, reddedilen bir boşanma davasından sonra eşlerin ayrı yaşamaya devam etmesini kanunun “evlilik birliği temelden sarsılmıştır” karinesine bağladığı bir boşanma sebebidir. TMK 166/4, kusura dayanmayan boşanma sebepleri arasındadır; davacı eşin karşı tarafın kusurunu ispatlaması gerekmez. Kanun koyucunun amacı, boşanma davası reddedilmiş ama eşlerin bir daha bir araya gelmediği, yalnızca kayıtta kalan evliliklerin belirli bir süre sonra sona erdirilebilmesidir. Bu nedenle uygulamada “ikinci boşanma davası”, “eylemli ayrılık” veya “fiilî ayrılık davası” olarak da anılır.
1- 7532 Sayılı Kanunla Gelen Değişiklik: 3 Yıldan 1 Yıla
TMK 166/4’te aranan bekleme süresi 1988’den beri üç yıldı. Anayasa Mahkemesi 2023/116 E., 2024/56 K. sayılı ve 22.02.2024 tarihli kararında, ilk davanın görülmesi, kesinleşmesi ve ardından üç yıl beklenmesi süreci bir bütün olarak ele alındığında eşlere makul olmayan bir süre boyunca boşanma imkânı tanınmadığını, bunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile aileyi koruma amacı arasında makul bir denge kurmadığını belirterek kuralı Anayasa’nın 13 ve 20’nci maddelerine aykırı bulmuş ve oyçokluğuyla iptal etmiştir.
İptal hükmünün, kararın 19.04.2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Kanun koyucu bu süre içinde 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesiyle fıkrayı yeniden düzenlemiş ve süreyi bir yıla indirmiştir.
| Konu | Eski düzenleme | Güncel düzenleme (7532 s.K.) |
|---|---|---|
| Bekleme süresi | 3 yıl | 1 yıl |
| Sürenin başlangıcı | Ret kararının kesinleşmesi | Ret kararının kesinleşmesi |
| Ortak hayatın kurulmaması şartı | Var | Var |
| Kusur ispatı | Gerekmez | Gerekmez |
| Davayı açabilecek kişi | Eşlerden biri | Eşlerden biri |
2- Fiili Ayrılık Tek Başına Boşanma Sebebi midir?
Önceden açılıp reddedilmiş bir dava yoksa, eşlerin uzun süre ayrı yaşaması tek başına TMK 166/4’e dayanak olmaz; dava TMK 166/1 kapsamında kusur ve geçimsizlik ispatına bağlı olarak değerlendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/6830 E., 2025/2932 K. sayılı ve 24.03.2025 tarihli kararında, en az on beş yıldır ayrı yaşadığı belirlenen eşlerden erkeğin TMK 166/1’e dayalı davasının, iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle reddine ilişkin karar oyçokluğuyla onanmıştır. Karardaki karşı oy, çok uzun süreli eylemli ayrılığın TMK 166/1 kapsamında boşanma sebebi sayılması gerektiğini savunmuştur. Bu karar, uzun süre ayrı yaşayan eşler için güvenli yolun önce bir boşanma davası açmak, dava reddedilirse kesinleşmeden itibaren bir yıl sonra TMK 166/4’e dayanmak olduğunu göstermektedir.
B- Önceki Boşanma Davasının Reddedilmiş Olması Şartı
TMK 166/4’ün ilk şartı, eşler arasında “boşanma sebeplerinden herhangi biriyle” açılmış ve reddedilmiş bir davanın varlığıdır. Önceki dava zina (TMK 161), hayata kast veya onur kırıcı davranış (TMK 162), suç işleme (TMK 163), terk (TMK 164), akıl hastalığı (TMK 165) veya evlilik birliğinin sarsılması (TMK 166/1) sebeplerinden hangisine dayanırsa dayansın şart gerçekleşir. Davanın hangi eş tarafından açıldığı da önemli değildir.
1- Feragat Nedeniyle Ret Kararı da Yeterlidir
Davacının davasından feragat etmesi üzerine verilen ret kararı da TMK 166/4’e dayanak olur ve bu durumda süre feragat tarihinden başlar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/2948 E., 2017/8428 K. sayılı ve 05.07.2017 tarihli kararında, feragatin davaya son veren bir taraf usul işlemi olduğu, HMK 311 uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu, feragat nedeniyle verilen ret kararının tebliğe çıkarılarak kesinleştirilmesine gerek bulunmadığı ve sürenin feragat tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/20764 E., 2018/8045 K. sayılı ve 25.06.2018 tarihli kararında da feragatin mahkemeye ulaştığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurduğu ve feragat üzerine verilen kararın sonradan açılan davaya dayanak yapılabilmesi için şeklen kesinleşmesinin beklenmesine gerek olmadığı kabul edilmiştir. Güncel bir uygulama olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/5122 E., 2025/11194 K. sayılı ve 15.12.2025 tarihli kararında, feragat nedeniyle reddedilen davanın ardından altı yıldır ayrı yaşadıklarını belirten erkeğin davasının bir yıllık süreyi esas alan TMK 166/4 çerçevesinde incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Davanın açılmamış sayılması gibi esasa girilmeden verilen kararlar ise kanundaki “davanın reddi” kavramıyla birebir örtüşmediğinden, bu tür bir karara dayanarak fiili ayrılık davası açmadan önce dosyanın bir avukat tarafından incelenmesi gerekir.
2- Fiili Ayrılık Davasından Feragat Edilirse Yeni Süre Gerekir
Fiili ayrılık davasından feragat eden eş, aynı ret kararına dayanarak yeniden TMK 166/4 davası açamaz; feragat tarihinden itibaren yeniden süre geçmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/1615 E., 2024/9586 K. sayılı ve 05.12.2024 tarihli kararında, ilk ret kararına dayanarak açtığı fiili ayrılık davasından feragat eden erkeğin bu ret kararına dayanarak dava açma hakkından vazgeçmiş sayıldığı, feragat tarihinden dava tarihine kadar fiili ayrılık süresi dolmadığından davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu belirtilmiştir.
3- Hâkim Hukuki Nitelendirmeyle Bağlı Değildir
Dava dilekçesinde TMK 166/4’e açıkça dayanılmamış olsa bile, önceki reddedilen dava ve sonrasındaki ayrılık anlatılmışsa mahkeme davayı fiili ayrılık davası olarak değerlendirmek zorundadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/5122 E., 2025/11194 K. sayılı ve 15.12.2025 tarihli kararında, olayları açıklamanın taraflara, hukuki nitelendirmenin ise HMK 33 uyarınca hâkime ait olduğu, önceki reddedilen dava dosyasının getirtilip delillerin TMK 166/4 çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
C- Bir Yıllık Süre Ne Zaman Başlar ve Nasıl Hesaplanır?
Bir yıllık süre, önceki boşanma davasındaki ret kararının kesinleştiği tarihten başlar; feragat hâlinde feragat tarihi esas alınır. Ret kararı istinaf veya temyiz edilmişse süre, kanun yolu incelemesinin tamamlanıp kararın kesinleştiği tarihten işler. Bu nedenle önceki dosyanın kesinleşme şerhli karar örneği dava dilekçesine eklenmelidir. Kesinleşme tarihi kararın tebliğine ve kanun yolu sürelerine bağlı olduğundan, kararın verildiği gün ile kesinleştiği gün arasında aylar geçebilir.
1- Süre Dava Tarihinde Dolmuş Olmalıdır
Fiili ayrılık davası, bir yıllık süre dolmadan açılırsa reddedilir; sürenin yargılama sırasında dolması davayı kurtarmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/1615 E., 2024/9586 K. sayılı ve 05.12.2024 tarihli kararında, feragat tarihinden dava tarihine kadar fiili ayrılık süresi dolmadığından davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir. Sürenin dolduğu durumlarda ise davanın reddi bozma sebebidir: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2021/9161 E., 2021/10013 K. sayılı ve 23.12.2021 tarihli kararında, ret kararının 28.02.2015’te kesinleştiği, fiili ayrılık davasının 02.03.2018’de açıldığı, o dönemki üç yıllık sürenin gerçekleştiği ve eşlerin bu sürede ortak yaşamı kuramadığı belirtilerek davanın reddi bozulmuştur.
2- Örnek Hesaplama
Ret kararı 10.03.2025 tarihinde kesinleşmişse, fiili ayrılık davası en erken 10.03.2026 tarihinde açılabilir. Önceki davadan 05.06.2025 tarihinde feragat edilmişse, kesinleşme şerhi beklenmeden süre bu tarihten başlar ve dava 05.06.2026 tarihinden itibaren açılabilir. Bu sürede eşler evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya gelirse, ortak hayatın yeniden kurulduğu kabul edilebileceğinden fiili ayrılık davası için yeni bir boşanma davası açılması gerekebilir.
D- Ortak Hayatın Yeniden Kurulmamış Olması
TMK 166/4’ün en çok uyuşmazlık doğuran şartı, bir yıllık sürede ortak hayatın yeniden kurulmamış olmasıdır. Ortak hayatın yeniden kurulduğunun kabulü için eşlerin evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya gelip birlikte yaşamaları gerekir; çocuğu görmek için yapılan ziyaretler, bayramlarda veya özel günlerde bir araya gelmek ortak hayatın kurulması sayılmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/506 E., 2025/3618 K. sayılı ve 14.04.2025 tarihli kararında, ret kararının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın yeniden kurulmuş sayılabilmesi için tarafların bu amaçla bir araya gelmiş ve birlikte yaşamış olmaları, evlilik birliğinin amacına uygun olarak tesis edilmiş olması ve bu hususların delillerle ispatlanması gerektiği belirtilmiştir.
1- Ortak Hayatın Kurulmadığı Nasıl İspatlanır?
Ortak hayatın kurulmadığı; ikamet kayıtları, kira sözleşmesi, eşlerin farklı şehirlerde yaşadığını gösteren belgeler ve görgüye dayalı tanık beyanlarıyla ispatlanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/506 E., 2025/3618 K. sayılı ve 14.04.2025 tarihli kararında, ikamet belgeleri ve kira sözleşmesine göre erkeğin Manavgat’ta, kadının Alanya’da yaşadığı, erkeğin tanıklarının erkeğin yıllardır tek başına yaşadığını ve tarafların bir araya gelmediğini anlattığı, bu delillerle ortak hayatın kurulmadığının ispatlandığı belirtilmiş; kadın tanıklarının yeterli olmayan beyanlarına dayanılarak davanın reddi bozulmuştur.
2- Çocuk Ziyaretleri ve Özel Günler Ortak Hayat Sayılmaz
Eşlerin ortak çocuklar nedeniyle görüşmesi, aynı evde kısa süre bulunması veya aile toplantılarına birlikte katılması, evlilik birliğini sürdürme iradesi taşımadığı sürece ortak hayatın kurulması anlamına gelmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/9174 E., 2024/38 K. sayılı ve 09.01.2024 tarihli kararında aktarıldığı üzere, aynı dosyada ilk derece mahkemesinin direnme kararını inceleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/825 E., 2023/136 K. sayılı ve 01.03.2023 tarihli kararıyla, ortak hayatın yeniden kurulmadığına ilişkin davacı delilleri bir yana bırakılarak ortak çocuğun yeterli olmayan beyanı esas alınıp davanın reddedilmesini hatalı bulmuştur. Aynı dosyada kadının ortak günlerde çocuklarla birlikte bir araya geldiklerine ilişkin savunmasının ve soyut tanık beyanlarının ortak hayatın kurulduğunu kabule elverişli olmadığı belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2012/690 E., 2012/19470 K. sayılı ve 11.07.2012 tarihli kararında da yurt dışında çalışan erkeğin çocuklarını görmek amacıyla kadının evine gelmesi ve çocuğun hastalığı nedeniyle bir süre yanında kalması, ortak hayatın yeniden kurulduğunu kabul için yeterli görülmemiştir.
3- İspat Yükü Kimdedir?
Davacı, ret kararının kesinleştiğini ve sürenin geçtiğini belgeyle ispatlar; ortak hayatın yeniden kurulduğunu ileri süren davalı ise bu savunmasını somut ve görgüye dayalı delillerle kanıtlamalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/9174 E., 2024/38 K. sayılı kararında aktarılan Daire bozmasında, davalı kadının cevap dilekçesinde ortak hayatın yeniden tesis edildiğine dair açık bir savunması bulunmadığı ve tanık beyanlarının soyut kaldığı belirtilmiştir. Bu nedenle davalı eş, barıştıklarını ve birlikte yaşadıklarını ileri sürecekse bunu cevap dilekçesinde açıkça ve tarih vererek yazmalıdır.
E- Fiili Ayrılık Davasını Kim Açabilir?
TMK 166/4’e göre fiili ayrılık davasını “eşlerden biri” açabilir; önceki davanın davacısı da davalısı da dava hakkına sahiptir. Önceki davayı açıp kaybeden eş, kendi kusuruyla ayrılığa sebep olmuş olsa bile fiili ayrılık davası açabilir; tam kusurlu eşin dava açamayacağına ilişkin TMK 166/2 ilkesi bu fıkrada uygulanmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/17171 E., 2018/5481 K. sayılı ve 24.04.2018 tarihli kararında, erkeğin açtığı ilk davanın reddedilip kesinleşmesinden sonra bu kez kadının açtığı fiili ayrılık davasında da TMK 166/4 koşullarının oluştuğu ve kadının davasının kabulü gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/14522 E., 2018/3051 K. sayılı ve 12.03.2018 tarihli kararında ise başka bir kadınla yaşadığı ve bu birliktelikten çocuğu olduğu ileri sürülen erkeğin fiili ayrılık davasının, ret kararından sonra ortak hayat kurulamadığı için kabulü gerektiği kabul edilmiştir.
Davalı eşin itirazı, TMK 166/2’deki gibi hakkın kötüye kullanılması incelemesine konu olmaz. Şartlar gerçekleşmişse “boşanmak istemiyorum” savunması tek başına davanın reddine yol açmaz. Davalının yapabileceği en etkili savunma, sürenin dolmadığını veya ortak hayatın yeniden kurulduğunu ispatlamaktır.
F- Fiili Ayrılık Davasında Kusur, Tazminat ve Nafaka
Fiili ayrılık davasında boşanma kararı için kusur aranmaz; ancak boşanmanın mali sonuçları için kusur belirlemesi yapılmak zorundadır. Maddi ve manevi tazminat TMK 174’e, yoksulluk nafakası TMK 175’e göre kusur durumuna bağlıdır. Mahkeme kusuru belirlerken hem önceki reddedilen davadaki tespitleri hem de ilk davanın açıldığı tarihten fiili ayrılık davasının açıldığı tarihe kadar ileri sürülüp ispatlanan olayları değerlendirir.
1- Kusur Araştırması Yapılmadan Karar Verilemez
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/8182 E., 2026/4004 K. sayılı ve 13.04.2026 tarihli kararında, Dairenin önceki bozma kararına atıf yapılarak ilk dava tarihi ile fiili ayrılık davasının açıldığı tarih arasında taraflarca usulüne uygun ileri sürülen vakıaların ispatlanıp ispatlanmadığının değerlendirilmesi gerektiği, reddedilen ilk boşanma davasını açarak boşanma sebebi yaratan ve birlikte yaşamaktan kaçınan erkeğin bu yönden kusurlu olduğunun da dikkate alınması gerektiği belirtilmiş ve bozmaya uyulduğu hâlde kusur belirlemesi yapılmadan karar verilmesi bozulmuştur. Aynı kararda boşanma hükmü daha önce onanarak kesinleştiği için yeniden boşanma hükmü kurulmasının da hatalı olduğu vurgulanmıştır.
2- Reddedilen Davayı Açan Eşin Kusuru
Kusuru ispatlanamadığı için reddedilen ilk davayı açan ve böylece fiili ayrılığa sebep olan eş, fiili ayrılık döneminde diğer eşe yüklenebilecek bir kusur da ispatlanamamışsa tamamen kusurlu kabul edilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/1633 E., 2019/3300 K. sayılı ve 25.03.2019 tarihli kararında, TMK 166/son maddesine dayanak teşkil eden ve retle sonuçlanan ilk davayı açan, böylece fiili ayrılığa sebep olan ve boşanma sebebi yaratan erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, boşanma kararında kusur değerlendirmesi yapılmadı diye kadının maddi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/455 E., 2022/2588 K. sayılı ve 17.03.2022 tarihli kararında da önceki davada sadakatsiz olduğu ve başka bir kadınla yaşadığı için tam kusurlu bulunan erkeğin fiili ayrılık davasında, kadın cevap dilekçesi vermemiş olsa bile erkeğe kusur yüklenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
3- Tazminat ve Yoksulluk Nafakası
Kusursuz kalan eş, fiili ayrılık davasında da maddi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğramışsa manevi tazminat ve şartları varsa yoksulluk nafakası isteyebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/3303 E., 2025/10530 K. sayılı ve 02.12.2025 tarihli kararında, fiili ayrılık davasına dayanak olan ilk davayı açan erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilen dosyada, erkek ve ailesinin çocuk konusunda kadına sürekli baskı yapması ve erkeğin kadını baba evine göndermesi vakıasının da erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği, bu davranışın kadının kişilik değerlerine saldırı niteliğinde olduğu belirtilerek kadının manevi tazminat talebinin reddi bozulmuş, maddi tazminat ve toptan yoksulluk nafakası miktarları da az bulunmuştur.
Tazminatın şartları için boşanmada maddi ve manevi tazminat, kusur derecelerinin nasıl belirlendiği için boşanmada kusur yazılarımıza bakabilirsiniz.
Fiili ayrılık süresince ayrı yaşayan eş, şartları varsa TMK 197 uyarınca ayrı yaşama nedeniyle nafaka isteyebilir; fiili ayrılık davası açıldıktan sonra ise TMK 169 uyarınca tedbir nafakası talep edilebilir. Dava süresince ve öncesinde nafaka hakkı için tedbir nafakası yazımıza bakabilirsiniz.
G- Fiili Ayrılık, Terk ve Ayrılık Kararı Arasındaki Farklar
Fiili ayrılık davası; terk nedeniyle boşanma (TMK 164) ve ayrılık kararı sonrası boşanma (TMK 172) ile sıkça karıştırılır. Üç yolun ortak noktası eşlerin ayrı yaşamasıdır; ancak şartları ve süreleri farklıdır.
| Ölçüt | Fiili ayrılık (TMK 166/4) | Terk (TMK 164) | Ayrılık kararı sonrası (TMK 172) |
|---|---|---|---|
| Ön şart | Reddedilmiş ve kesinleşmiş boşanma davası | En az 6 aylık terk ve sonuçsuz ihtar | Mahkemenin verdiği ayrılık kararı |
| Süre | Ret kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl | 6 ay ayrılık; ihtardan sonra 2 ay | Ayrılık süresi (1-3 yıl) bitimi |
| Kusur ispatı | Boşanma için gerekmez | Terk edenin haklı sebebi olmamalı | Boşanma için gerekmez |
| Davayı kim açar? | Eşlerden biri | Terk edilen eş | Eşlerden her biri |
TMK 171’e göre ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar karar verilebilir ve süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle başlar. TMK 172’ye göre süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer, ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir ve boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olaylar ile ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur. Ayrılık kararının hangi hâllerde verildiğini, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının nasıl ispatlandığını ve ayrılık süresince nafaka ile velayetin durumunu ayrılık kararı (TMK 170-172) yazımızda Yargıtay kararlarıyla ele aldık. Terk sebebinin şartları için terk nedeniyle boşanma davası yazımıza bakabilirsiniz.
H- Fiili Ayrılık Davasının Açılması: Mahkeme, Belgeler ve Süreç
Fiili ayrılık davası aile mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, TMK 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Dava dilekçesine önceki boşanma davasının esas numarası, ret veya feragat kararı ve kesinleşme şerhi eklenmeli, ayrı yaşamaya ilişkin ikamet kayıtları ile tanık listesi bildirilmelidir.
Fiili ayrılık davası, ispat konusu dar olduğu için çekişmeli boşanma davalarına göre genellikle daha kısa sürer; uyuşmazlık çoğu zaman yalnızca sürenin dolup dolmadığı ve ortak hayatın kurulup kurulmadığı ile tazminat ve nafaka talepleri üzerinde yoğunlaşır. Velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki ve mal rejiminin tasfiyesi gibi konular diğer boşanma davalarındaki kurallara tabidir. Dava süreleri ve harçlar için boşanma davası ne kadar sürer yazımıza bakabilirsiniz. Eşler bu aşamada anlaşırsa evlilik en az bir yıl sürmüş olmak kaydıyla davayı anlaşmalı boşanma şeklinde sonuçlandırmak da mümkündür.
I- Fiili Ayrılık Davasında Uygulamaya Yönelik Öneriler
Fiili ayrılık davası şartları basit görünse de sürenin hesabı ve ortak hayat savunması nedeniyle sıkça bozmayla sonuçlanmaktadır. Davanın sağlıklı yürümesi için şu noktalara dikkat edilmelidir:
- Önceki dosyadan kesinleşme şerhli karar örneği alınmalı ve kesinleşme tarihi dava dilekçesinde açıkça yazılmalıdır.
- Feragat hâlinde süre feragat tarihinden başladığından feragat dilekçesinin mahkemeye verildiği tarih belgelenmelidir.
- Dava, bir yıllık süre tam olarak dolduktan sonra açılmalıdır; süre dolmadan açılan dava reddedilir.
- Ayrı yaşamayı gösteren ikamet kayıtları, kira sözleşmesi ve iş yeri bilgileri dosyaya sunulmalıdır.
- Tanıklar, eşlerin bir araya gelmediğini bizzat bilen kişilerden seçilmelidir.
- Çocuk teslimi veya aile ziyareti gibi zorunlu temasların ortak hayat olmadığı dilekçede açıklanmalıdır.
- Tazminat ve nafaka talepleri için hem önceki davadaki kusur tespitleri hem de ayrılık dönemindeki olaylar ayrıca ileri sürülüp ispatlanmalıdır.
- Mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir davada istendiğinden, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işleyen on yıllık zamanaşımı süresi takip edilmelidir.
Önceki dava dosyasının doğru incelenmesi ve sürenin doğru hesaplanması davanın sonucunu belirlediğinden, fiili ayrılık ve boşanma süreçlerinde avukat desteği almak hak kaybını önler. Boşanma sonrası mal rejiminin tasfiyesi için boşanmada mal paylaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
Sonuç
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma, TMK 166/4 uyarınca daha önce herhangi bir boşanma sebebiyle açılan davanın reddedilip kesinleşmesinden, feragat hâlinde feragat tarihinden itibaren en az bir yıl geçmesi ve bu sürede ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde eşlerden birinin istemiyle verilen boşanma kararıdır.
Süre, Anayasa Mahkemesinin 2023/116 E., 2024/56 K. sayılı iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanun ile üç yıldan bir yıla indirilmiştir. Bu davada boşanma için kusur ispatı gerekmez ve davayı önceki davanın davacısı da davalısı da açabilir; ancak tazminat ve yoksulluk nafakası için kusur belirlemesi yapılır ve ilk davayı açıp ayrılığa sebep olan eş kural olarak kusurlu kabul edilir. Ortak hayatın yeniden kurulmuş sayılması için eşlerin evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya gelip birlikte yaşaması gerekir; çocuk ziyaretleri ve özel günlerdeki görüşmeler bu sonucu doğurmaz.
Sık Sorulan Sorular
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma için kaç yıl ayrı yaşamak gerekir?
TMK 166/4’e göre önceki boşanma davasının reddedilip kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi ve bu sürede ortak hayatın yeniden kurulmamış olması yeterlidir. Süre, 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanun ile üç yıldan bir yıla indirilmiştir. Önceden açılıp reddedilmiş bir dava yoksa, ayrı yaşanan süre ne kadar uzun olursa olsun TMK 166/4’e dayanılamaz.
Daha önce boşanma davası açmadan fiili ayrılık davası açılabilir mi?
Açılamaz. TMK 166/4, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış ve reddedilmiş bir davanın varlığını şart koşar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/6830 E., 2025/2932 K. sayılı kararında, en az on beş yıl ayrı yaşayan eşlerden erkeğin TMK 166/1’e dayalı davasının iddialarını kanıtlayamadığı için reddi oyçokluğuyla onanmıştır. Bu durumda önce bir boşanma davası açılması gerekir.
Boşanma davasından feragat edilirse fiili ayrılık süresi ne zaman başlar?
Feragat hâlinde bir yıllık süre feragat tarihinden başlar ve ret kararının ayrıca kesinleştirilmesi beklenmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/2948 E., 2017/8428 K. sayılı kararına göre feragat HMK 311 uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve feragat nedeniyle verilen ret kararının tebliğe çıkarılarak kesinleştirilmesine gerek yoktur.
Fiili ayrılık davasını kim açabilir?
TMK 166/4’e göre davayı eşlerden biri açabilir; önceki davayı açıp kaybeden eş de, o davanın davalısı olan eş de dava hakkına sahiptir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/17171 E., 2018/5481 K. sayılı kararında, erkeğin açtığı ilk dava reddedildikten sonra kadının açtığı fiili ayrılık davasının da kabulü gerektiği belirtilmiştir.
Eşim boşanmak istemiyorsa fiili ayrılık davası reddedilir mi?
Reddedilmez. TMK 166/4’ün şartları gerçekleşmişse evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve mahkeme boşanmaya karar vermek zorundadır. Davalının “boşanmak istemiyorum” itirazı TMK 166/2’deki gibi hakkın kötüye kullanılması incelemesine konu olmaz. Davalının etkili savunması, bir yıllık sürenin dolmadığını veya ortak hayatın yeniden kurulduğunu ispatlamaktır.
Ortak hayatın yeniden kurulması ne demektir?
Ortak hayatın yeniden kurulması, eşlerin evlilik birliğini sürdürmek amacıyla bir araya gelip birlikte yaşamasıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/506 E., 2025/3618 K. sayılı ve 14.04.2025 tarihli kararına göre bunun için eşlerin bu amaçla bir araya gelmiş ve birlikte yaşamış olmaları, evlilik birliğinin amacına uygun olarak tesis edilmiş olması ve bu hususların delillerle ispatlanması gerekir.
Çocuğu görmek için eşimin evine gitmem ortak hayatın kurulması sayılır mı?
Sayılmaz. Ortak çocukları görmek, çocuk teslimi veya özel günlerde bir araya gelmek, evlilik birliğini sürdürme iradesi taşımadığı sürece ortak hayatın yeniden kurulması değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2012/690 E., 2012/19470 K. sayılı kararında, çocuklarını görmek için eşinin evine gelen ve çocuğun hastalığında bir süre yanında kalan erkeğin bu davranışı ortak hayatın kurulması için yeterli görülmemiştir.
Fiili ayrılık davasında tazminat ve nafaka alınabilir mi?
Alınabilir. Boşanma kararı için kusur aranmasa da maddi ve manevi tazminat TMK 174’e, yoksulluk nafakası TMK 175’e göre kusur durumuna bağlıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/1633 E., 2019/3300 K. sayılı kararına göre retle sonuçlanan ilk davayı açıp fiili ayrılığa sebep olan eş, diğer eşe kusur ispatlanamamışsa tamamen kusurlu kabul edilir ve kusursuz eş tazminat isteyebilir.
Fiili ayrılık davasında mahkeme kusur araştırması yapar mı?
Yapar. Boşanma kararı için kusur gerekmez, ancak tazminat ve nafaka taleplerinin karara bağlanması için kusur belirlenmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/8182 E., 2026/4004 K. sayılı ve 13.04.2026 tarihli kararında, ilk dava tarihi ile fiili ayrılık davasının açıldığı tarih arasında ileri sürülen vakıaların değerlendirilmesi gerektiği ve kusur belirlemesi yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir.
Bir yıl dolmadan fiili ayrılık davası açılırsa ne olur?
Dava reddedilir; sürenin yargılama sırasında dolması sonucu değiştirmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/1615 E., 2024/9586 K. sayılı ve 05.12.2024 tarihli kararında, feragat tarihinden dava tarihine kadar fiili ayrılık süresi dolmadığı için davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir. Bu nedenle dava, kesinleşme veya feragat tarihinden itibaren bir yıl tam olarak dolduktan sonra açılmalıdır.
Fiili ayrılık ile terk nedeniyle boşanma arasındaki fark nedir?
Fiili ayrılık davası (TMK 166/4) için önce reddedilmiş bir boşanma davası ve kesinleşmeden itibaren bir yıl ayrılık gerekir; kusur ispatı aranmaz ve davayı eşlerden biri açar. Terk davası (TMK 164) için ise en az altı aylık terk, hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtar ve ihtardan sonra iki ay geçmesi gerekir; davayı yalnızca terk edilen eş açabilir.
Ayrılık kararından sonra boşanma davası açılabilir mi?
Açılabilir. TMK 171’e göre ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar karar verilebilir ve süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle başlar. TMK 172’ye göre süre bitince ayrılık kendiliğinden sona erer; ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir ve boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanan olaylar ile ayrılık süresindeki durumlar dikkate alınır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak, aile hukuku başta olmak üzere dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Hizmet verdiğimiz diğer alanları görmek için Hizmetlerimiz sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

