İçindekiler
Sulh ceza hâkimliği, sık yapılan bir yanlış anlamanın aksine bir yargılama (dava) mahkemesi değildir. Bu makam, soruşturma evresinde hâkim kararı gereken işleri yapan, koruma tedbirlerine ilişkin hızlı karar mercii olarak çalışan bir hâkimlik birimidir. Bir kişi gözaltına alındığında, hakkında tutuklama talep edildiğinde ya da evinde arama yapılması istendiğinde devreye giren makam çoğu zaman sulh ceza hâkimliğidir. Bu nedenle, soruşturma aşamasındaki en kritik kararların büyük bölümü bu makamdan çıkar.
Kuruluşu ve Yasal Dayanağı
28 Haziran 2014 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun‘la, o tarihe kadar var olan sulh ceza mahkemeleri kaldırılmıştır. Bu mahkemelerin yargılama (dava görme) görevi asliye ceza mahkemelerine devredilmiş; soruşturma evresinde hâkim kararı verme işlevi ise yeni kurulan sulh ceza hâkimliğine bırakılmıştır. Düzenleme, 5235 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 6545 sayılı Kanun’un 48. maddesiyle değiştirilmesi suretiyle yapılmıştır.
Sulh ceza hâkimliğinin kuruluşu, ilk yıllarında hukuk çevrelerinde tartışılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, 14 Ocak 2015 tarihli kararıyla bu yapının Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna varmış ve böylece sulh ceza hâkimliklerinin hukuki statüsü pekişmiştir. Sulh ceza hâkimliğinin yargı çevresi, bulunduğu il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.
Neden “Mahkeme” Değil “Hâkimlik”?
Bu ayrım, makamın işlevini anlamanın anahtarıdır. Bir mahkeme, iddia ve savunmayı dinleyip suçluluk veya masumiyet hakkında hüküm kurar; yani yargılama yapar. Sulh ceza hâkimliği ise hüküm kurmaz, suçluluğa karar vermez. Görevi, henüz soruşturma sürerken hâkim güvencesi gereken işleri yapmaktır: kişi hürriyetini kısıtlayan tutuklama, özel hayata müdahale eden arama gibi tedbirler, ancak bir hâkim kararıyla uygulanabilir. Sulh ceza hâkimliği işte bu hâkim güvencesini sağlar.
Görev Alanı
Sulh ceza hâkimliği, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gereken kararları almak ve bunlara yapılan itirazları incelemekle görevlidir (5235 sayılı Kanun m.10). Başlıca işleri şunlardır:
- Tutuklama ve tutuklamaya itiraz (CMK m.100 vd.): Kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedeninin varlığında, ölçülülük ilkesi gözetilerek tutuklama kararı verilir. Tutuklama kararına yapılan itiraz, sulh ceza hâkimliğince değil, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimince incelenir (CMK m.268/3-b).
- Adli kontrol kararları: Tutuklama yerine, daha hafif bir tedbir olarak adli kontrol (yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme vb.) uygulanmasına karar verir.
- Arama ve el koyma kararları: Konutta, iş yerinde veya kişi üzerinde arama ile eşyaya el koyma kararları.
- İletişimin denetlenmesi ve benzeri koruma tedbirleri: Kanunun ağır ceza mahkemesini görevli kıldığı istisnalar saklı kalmak üzere, soruşturma kapsamındaki teknik tedbir kararları.
- Gözaltına itirazın incelenmesi: Gözaltı işlemine yapılan itirazlar.
- Kovuşturmaya yer olmadığı (KYOK) kararlarına itiraz: Savcının verdiği KYOK kararına karşı yapılan itirazlar sulh ceza hâkimliğince incelenir.
- Kabahatler Kanunu kapsamındaki idari yaptırım kararlarına başvurular: İdari para cezası gibi yaptırımlara karşı yapılan başvurular.
- Erişimin engellenmesi talepleri (5651 sayılı Kanun m.9): İnternet ortamında kişilik haklarının ihlali iddiasıyla yapılan erişim engelleme talepleri.
Tutuklama Kararının Koşulları
Sulh ceza hâkimliğinin verdiği kararların en ağır sonuçlusu tutuklamadır. Tutuklama, otomatik bir işlem değildir; kanun, sıkı koşullara bağlamıştır. Genel olarak, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, bir tutuklama nedeninin (kaçma şüphesi ya da delilleri karartma tehlikesi gibi) ortaya çıkması ve verilecek tedbirin işin önemiyle orantılı olması gerekir. Daha hafif bir tedbirle (adli kontrol) amaca ulaşılabiliyorsa, tutuklama yoluna gidilmemesi beklenir. CMK m.101 uyarınca, tutuklama istemi mutlaka gerekçeli olmalı ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer vermelidir.
Tutukluluk, verildiği anda sabitlenmiş bir karar değildir; CMK m.108 uyarınca soruşturma evresinde, şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediği Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, şüpheli veya müdafii dinlenerek yeniden değerlendirilir. Bu periyodik inceleme, tutukluluğun sürekli ve güncel bir gerekçeye dayanmasını güvence altına alır.
Yapısı ve Yatay İtiraz Sistemi
- Hâkim sayısı: Sulh ceza hâkimliği tek hâkimlidir.
- İtiraz (genel kural): Sulh ceza hâkimliği kararlarının çoğuna karşı, yatay itiraz sistemi içinde, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliği varsa numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe itiraz edilir (CMK m.268/3-a). Tek sulh ceza hâkimliği bulunan yerlerde itiraz, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.
- İtiraz (tutuklama ve adli kontrol istisnası): 8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanun‘un 24. maddesiyle değiştirilen CMK m.268/3-b uyarınca, sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazlar artık yatay itirazla değil, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından incelenir. Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa, bu itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.
Bu ayrım sık karıştırılır: yatay itiraz sistemi hâlâ birçok karar için (arama, el koyma, KYOK’a itiraz gibi) geçerlidir; ancak en sık gündeme gelen iki karar türünde — tutuklama ve adli kontrol — 2021’den bu yana denetim, eşit dereceli bir hâkimlikten değil, asliye ceza mahkemesi hâkiminden geçer. Aşağıdaki tablo bu değişikliği özetler:
| Karar Türü | 2021 Öncesi (7331 s. Kanun Öncesi) | Güncel (8.7.2021 Sonrası) |
|---|---|---|
| Tutuklama kararı | Yatay itiraz (başka sulh ceza hâkimliği) | Asliye ceza mahkemesi hâkimi |
| Adli kontrol kararı | Yatay itiraz (başka sulh ceza hâkimliği) | Asliye ceza mahkemesi hâkimi |
| Arama, el koyma, KYOK’a itiraz vb. diğer kararlar | Yatay itiraz | Yatay itiraz (değişmedi) |
Bu yapı, kuruluşundan bu yana hukuk çevrelerinde eleştirilmiş ve tartışılmıştır; ancak Anayasa Mahkemesi denetiminden geçmiş ve uygulanmaya devam etmektedir.
Soruşturma Teşkilatındaki Yeri
Sulh ceza hâkimliği, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığı ile dava aşamasındaki mahkemeler arasında köprü işlevi görür. İş bölümü nettir: savcı soruşturmayı yürütür ve hâkim kararı gereken bir tedbire ihtiyaç duyduğunda bunu sulh ceza hâkimliğinden talep eder; kararı hâkimlik verir. Bu ayrım, soruşturmada da bir denge kurar: delili toplayan makam ile hürriyeti kısıtlayan kararı veren makam birbirinden ayrıdır.
Gözaltına alındığınızda, ifadeye çağrıldığınızda veya hakkınızda tutuklama talep edildiğinde, bu kararların sulh ceza hâkimliğinden çıktığını ve kısa sürelere tabi itiraz yollarının bulunduğunu bilmek önemlidir.
Kural, savcının soruşturmayı yürütmesi olsa da CMK m.163’te bir istisna öngörülmüştür: suçüstü hâli ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olayın genişliği savcının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi bütün soruşturma işlemlerini bizzat yapabilir. Bu durumda kolluk âmir ve memurları, sulh ceza hâkimi tarafından emredilen tedbirleri alır ve araştırmaları yerine getirir. Uygulamada nadiren başvurulan bu istisna, soruşturmanın hiçbir koşulda aksamaması için öngörülmüş bir güvencedir.
Yakalama, Gözaltı ve Sulh Ceza Hâkimliği
Bir ceza soruşturmasında kişi hürriyetine ilk müdahale çoğu zaman yakalama ve gözaltıyla başlar; bu sürecin denetiminde sulh ceza hâkimliği önemli bir rol üstlenir.
- Yakalama: Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda kişinin geçici olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır.
- Gözaltı: Savcının emriyle, kişinin soruşturma için belirli bir süre tutulmasıdır. Gözaltı süreleri kanunla sınırlanmıştır ve bu sürelerin aşılması hukuka aykırıdır.
- Gözaltına itiraz: Gözaltına alınan kişi veya yakınları, gözaltı işlemine karşı sulh ceza hâkimliğine başvurabilir; hâkim, gözaltının hukuka uygunluğunu denetler ve gerekirse kişinin serbest bırakılmasına karar verir.
Gözaltı sonunda savcı, kişiyi serbest bırakabilir, adli kontrol talebiyle veya tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edebilir. Tutuklama talebini değerlendiren ve karara bağlayan makam yine sulh ceza hâkimliğidir.
Tarihsel Arka Plan
Soruşturma evresinde koruma tedbiri kararlarını vermek üzere ayrı bir hâkimlik makamı oluşturma fikri yeni değildir; 2012 yılında bu amaçla özel hâkimlikler kurulmuş, ancak kısa süre sonra bu yapı değişmiştir. 2014 yılında 6545 sayılı Kanun‘la sulh ceza mahkemeleri kaldırılıp yerine sulh ceza hâkimlikleri getirildiğinde, bu makamların soruşturma evresinde hâkim kararı verme işlevinde uzmanlaşması amaçlanmıştır. Bugün sulh ceza hâkimliği, soruşturma teşkilatının yerleşik ve kalıcı bir parçasıdır.
İdari Yaptırımlara ve Kabahatlere Karşı Başvurular
Sulh ceza hâkimliğinin görevi yalnızca soruşturma tedbirleriyle sınırlı değildir. Kabahatler Kanunu kapsamındaki idari para cezaları ve diğer idari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurular da bu makamca incelenir. 2014 değişikliğiyle, kanunlarda eski sulh ceza mahkemelerine yapılan atıflar sulh ceza hâkimliğine yapılmış sayıldığından, idari yaptırımları denetleme görevi de bu makama geçmiştir. İlgili kişi, idari yaptırım kararının tebliğinden itibaren kanuni süre içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilir; hâkimin verdiği son karara karşı ise itiraz yolu açıktır.
Adli Kontrol: Tutuklamaya Alternatif Tedbirler
Tutuklama, kişi hürriyetine en ağır müdahale olduğundan, kanun daha hafif bir seçenek olarak adli kontrol kurumunu öngörmüştür. Sulh ceza hâkimliği, tutuklama koşulları oluşsa bile amaca daha hafif bir tedbirle ulaşılabiliyorsa adli kontrole karar verebilir. Adli kontrol tedbirleri arasında yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla kolluğa imza verme yükümlülüğü, belirli yerlere gitmeme veya yalnızca belirli yerlere gidebilme, konutu terk etmeme, güvence (kefalet) yatırma ve belirli bir sağlık kuruluşuna başvurma gibi seçenekler yer alır. Bu tedbirler tek başına veya birlikte uygulanabilir; koşullar değiştikçe kaldırılabilir, değiştirilebilir veya yerine tutuklama kararı verilebilir. Adli kontrolün amacı, kişiyi tutuklamadan soruşturmanın selametini sağlamak ve kaçma ya da delil karartma risklerini yönetmektir.
Adli kontrol kararlarına ve bu kararların değiştirilmesine karşı da itiraz yolu açıktır; ancak yukarıda açıklandığı üzere bu itiraz, 2021’den bu yana yatay itirazla değil, asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından incelenir (CMK m.268/3-b). Tedbirin gereklerine uyulmaması hâlinde daha ağır tedbirler (tutuklama dahil) gündeme gelebileceğinden, adli kontrol yükümlülüklerinin titizlikle yerine getirilmesi önemlidir.
Başvuru ve İtiraz Sürelerinin Önemi
Sulh ceza hâkimliğinin görev alanındaki işlemlerin neredeyse tamamı kısa ve kesin sürelere tabidir. Tutuklamaya itiraz, gözaltına itiraz, idari yaptırım kararlarına başvuru ve KYOK kararına itiraz gibi yollarda, kanunda öngörülen süre kaçırıldığında hak kaybı doğar ve çoğu zaman bu kayıp telafi edilemez. CMK m.268/1’e göre itiraz süresi, kanunda ayrıca özel bir süre öngörülmediği sürece, ilgilinin kararı öğrendiği günden itibaren iki haftadır (2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’la eski “yedi gün” ibaresi bu şekilde değiştirilmiştir). Süreler genellikle kararın öğrenilmesi veya tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. Bu nedenle, bir koruma tedbiri kararıyla veya idari yaptırımla karşılaşıldığında, başvuru süresinin ilk günden hesaplanması ve gerekli dilekçenin zamanında verilmesi büyük önem taşır. Sürelerin teknik niteliği, bu aşamada hukuki desteğin değerini artıran etkenlerden biridir. Görülmekte olan bir dosyanın hangi aşamada olduğu UYAP Vatandaş Portalı üzerinden e-Devlet şifresiyle sorgulanabilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Tutuklama kararına itiraz nereye yapılır?
8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen CMK m.268/3-b uyarınca, tutuklama kararına itiraz, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine yapılır; başka bir sulh ceza hâkimliğine değil.
Sulh ceza hâkimliğinin tüm kararlarına itiraz mercii asliye ceza mahkemesi midir?
Hayır. Bu kural yalnızca tutuklama ve adli kontrol kararları için geçerlidir. Arama, el koyma, KYOK’a itiraz gibi diğer kararlarda kural, yatay itiraz sistemidir (CMK m.268/3-a): itiraz, numara olarak izleyen bir başka sulh ceza hâkimliğine yapılır.
2021 değişikliğinden önce tutuklama kararına itiraz sistemi nasıldı?
7331 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önce, tutuklama kararlarına itiraz da diğer sulh ceza hâkimliği kararları gibi yatay itiraz sistemine tabiydi; yani izleyen numaralı sulh ceza hâkimliğine yapılıyordu.
Tutukluluk incelemesi kaç günde bir yapılır?
CMK m.108 uyarınca, soruşturma evresinde tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediği, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, şüpheli veya müdafii dinlenerek yeniden değerlendirilir.
Sulh ceza hâkimi bizzat soruşturma yürütebilir mi?
İstisnai olarak evet. CMK m.163 uyarınca, suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa ya da olayın genişliği savcının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi bütün soruşturma işlemlerini bizzat yapabilir.
Asliye ceza hâkimi sulh ceza hâkimliği görevini de yürütüyorsa tutuklama itirazını kim inceler?
Bu durumda itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.
Sulh ceza hâkimliği kararlarına itiraz süresi ne kadardır?
CMK m.268/1 uyarınca, kanunda ayrıca özel bir süre öngörülmediği sürece itiraz süresi, ilgilinin kararı öğrendiği günden itibaren iki haftadır (2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’la eski “yedi gün”den değiştirilmiştir).
Sulh ceza hâkimliğinde duruşma yapılır mı?
Hayır. Sulh ceza hâkimliği bir yargılama mahkemesi değildir; dosya üzerinden, tek hâkimli olarak karar verir ve önünde duruşmalı bir yargılama yapılmaz.
Adli kontrol tedbirlerine uyulmazsa ne olur?
Tedbirin gereklerine uyulmaması hâlinde daha ağır bir tedbir, yani tutuklama gündeme gelebilir; sulh ceza hâkimliği koşulları yeniden değerlendirerek karar verir.
Tek sulh ceza hâkimliği bulunan bir yerde itiraz nereye yapılır?
Ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, itiraz yargı çevresinde görev yapılan ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerde tek sulh ceza hâkimliği varsa en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.
İlgili Sayfalar
- Ceza mahkemeleri ve yargı teşkilatı (genel bakış)
- Cumhuriyet Başsavcılığı
- Asliye ceza mahkemesi
- Ağır ceza mahkemesi
Hukuki Destek
Tutuklama ve koruma tedbirlerine itiraz, kısa sürelere tabi teknik işlemlerdir; bu sürelerin kaçırılması telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Soruşturmanın bu aşamasında ceza yargılamasında müdafi desteği sürecin seyrini doğrudan etkileyebilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


7 Yorumlar