|

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu (TCK-136)

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu

İçindekiler

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde bir başkasına verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 136. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Bir veri tabanındaki bilgilerin izinsiz başkalarına aktarılması, bir kişiye ait verilerin hukuka aykırı yollarla elde edilmesi ya da bu verilerin geniş kitlelere yayılması bu suç kapsamında değerlendirilir.

Kişisel verilerin ekonomik bir değere dönüştüğü, çoğu zaman izinsiz biçimde el değiştirdiği günümüzde, verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçu hem bireyler hem de kurumlar açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yazıda; suçun tanımını, seçimlik hareketlerini, unsurlarını, cezasını, nitelikli hallerini, kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan farkını, KVKK ile ilişkisini, şikâyet ve soruşturma usulünü, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu ile Korunan Hukuki Değer ve Kişisel Veri Kavramı

Bu suçta korunan temel değer, kişinin kendisine ait veriler üzerindeki kontrolü, yani bilgisel mahremiyetidir. Bir kişiye ait verilerin onun rızası ve bilgisi dışında başkalarının eline geçmesi veya yayılması, bu hakka yönelik ağır bir müdahaledir.

Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek bir kişiye ilişkin her türlü bilgidir. Ad-soyad, kimlik numarası, adres, telefon numarası, sağlık bilgileri, banka hesap bilgileri gibi kişiyi tanımlanabilir kılan bilgiler bu kapsamdadır. Bu suç, söz konusu verilerin kaydedilmesini değil; verme, yayma veya ele geçirme yoluyla el değiştirmesini ya da hukuka aykırı biçimde elde edilmesini konu alır.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunda Seçimlik Hareketleri

TCK 136, üç farklı hareketi seçimlik olarak düzenlemiştir. Bunlardan herhangi birinin gerçekleşmesi, suçun oluşması için yeterlidir.

Verme

Kişisel verilerin, hukuka aykırı biçimde belirli bir başkasına aktarılması “verme” fiilini oluşturur. Örneğin bir çalışanın, görevi gereği eriştiği müşteri bilgilerini başka bir kişiye aktarması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Yayma

Kişisel verilerin belirsiz sayıda kişiye ulaşacak biçimde dağıtılması veya açıklanması “yayma” fiilidir. Verilerin internette, sosyal medyada ya da geniş bir gruba yönelik olarak paylaşılması bu kapsamdadır.

Ele Geçirme

Kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla elde edilmesi “ele geçirme” fiilini oluşturur. Burada fail, kendisinde bulunmaması gereken verileri hukuka aykırı biçimde elde etmektedir. Örneğin başkasına ait bir sisteme izinsiz erişerek verileri elde etmek bu kapsamda değerlendirilebilir.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunun Unsurları

Maddi Unsur

Suçun maddi unsuru, yukarıda sayılan seçimlik hareketlerden (verme, yayma veya ele geçirme) birinin gerçekleştirilmesidir. Bu hareketlerden herhangi birinin yapılması, suçun tamamlanması için yeterlidir.

Hukuka Aykırılık

Bu suçta da kritik unsur, fiilin hukuka aykırı olmasıdır. Kanunun açıkça izin verdiği ya da ilgili kişinin geçerli rızasına dayanan veri aktarımları hukuka uygundur ve suç oluşturmaz. Örneğin kanuni bir yükümlülük gereği yetkili bir kuruma yapılan veri aktarımı kural olarak hukuka uygundur. Dolayısıyla fiilin hangi hukuki temele dayandığı belirleyici öneme sahiptir.

Manevi Unsur (Kast)

Verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçu yalnızca kasten işlenebilir. Failin, hukuka aykırı biçimde hareket ettiğinin bilincinde olarak ve bunu isteyerek davranması gerekir. Taksirle bu suçun işlenmesi mümkün değildir.

Fail ve Mağdur

Bu suçun faili herkes olabilir; bu yönüyle bu suç özgü suç niteliği taşımamaktadır. Yani faili bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiş; her gerçek kişi bu suçun faili olabilmektedir. Gerçek kişiler işleyebileceği gibi, bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde de işlenebilir. Bu durumda TCK 140 uyarınca tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri gündeme gelir. Mağdur ise verileri hukuka aykırı biçimde verilen, yayılan veya ele geçirilen kişidir.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunun Cezası ve Nitelikli Halleri

Temel Hal

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi bu suç için öngörülen ceza, kişisel verilerin kaydedilmesi suçuna (TCK 135) göre daha ağırdır. Bunun nedeni, verinin el değiştirmesinin ya da ele geçirilmesinin, mağdur açısından genellikle daha ciddi sonuçlar doğurmasıdır.

CMK Kapsamında Kayda Alınan Beyan ve Görüntüler (Fıkra 2)

2019 yılında eklenen ikinci fıkraya göre, suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 236. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır. Söz konusu kayıtlar, ceza yargılaması sırasında özellikle korunması gereken bazı mağdurların (örneğin yeniden ifade vermek zorunda bırakılmaması gereken hassas durumdaki mağdurların) beyanlarının ve görüntülerinin özel koruma altında kayda alınmasına ilişkindir. Kanun koyucu, bu nitelikteki son derece hassas kayıtların hukuka aykırı biçimde verilmesini veya ele geçirilmesini, daha ağır bir yaptırıma bağlamıştır.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunda Nitelikli Haller (TCK 137)

Bu suç, TCK 137’de düzenlenen ortak nitelikli hallerden birinin bulunması durumunda da daha ağır cezayı gerektirir. Suç;

  • bir kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle, ya da
  • belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle

işlenirse, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Örneğin görevi gereği kişisel verilere erişimi olan bir kamu görevlisinin bu verileri hukuka aykırı biçimde başkalarına aktarması, bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilebilir.

TCK 135 ile TCK 136 Arasındaki Fark

Kişisel verilerle ilgili suçlarda en sık karıştırılan konu, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu (TCK 135) ile verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçu (TCK 136) arasındaki farktır.

TCK 135, kişisel verilerin kaydedilmesini, yani bir ortama aktarılıp saklanmasını cezalandırır. TCK 136 ise verilerin verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini cezalandırır. Kısacası biri verinin “kayıt altına alınmasını”, diğeri ise verinin “el değiştirmesini ya da ele geçirilmesini” konu alır.

Aynı olayda her iki suç birlikte gündeme gelebilir. Örneğin bir kişi önce başkasına ait verileri hukuka aykırı kaydedip ardından bunları üçüncü kişilere aktarmışsa, hem TCK 135 hem de TCK 136 kapsamında değerlendirme yapılabilir. Bu durumda fiillerin nasıl cezalandırılacağı içtima kurallarına göre belirlenir. Konuyla ilgili olarak Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu (TCK 135) başlıklı makalemizi de inceleyebilirsiniz.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunun KVKK ile İlişkisi

Verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile yakından ilişkilidir. KVKK, kişisel verilerin işlenmesine ve aktarılmasına ilişkin idari kuralları belirlerken; TCK 136 bu alanın ceza hukuku boyutunu oluşturur.

KVKK’da öngörülen şartlara uygun olarak yapılan veri aktarımları hukuka uygundur ve kural olarak suç oluşturmaz. Buna karşılık, geçerli bir hukuki temele dayanmadan, ilgili kişinin rızası ve bilgisi dışında yapılan veri aktarımları hem TCK 136 kapsamında cezai sorumluluğa hem de KVKK kapsamında idari yaptırımlara yol açabilir. Cezai sorumluluk fiili işleyen gerçek kişiyi hedef alırken, idari yaptırımlar genellikle veri sorumlusu konumundaki kişi veya kuruluşlara yöneliktir.

Şikâyete Bağlı Değildir: Re’sen Soruşturma

Bu suç, şikâyete bağlı değildir. TCK 139’a göre verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçu, mağdurun şikâyeti aranmaksızın savcılık tarafından re’sen soruşturulur.

Bunun pratik sonuçları şunlardır:

  • Mağdurun şikâyetçi olması zorunlu değildir; savcılık suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma başlatır.
  • Şikâyete bağlı suçlardaki altı aylık şikâyet süresi bu suç için söz konusu değildir.
  • Mağdurun şikâyetten vazgeçmesi, tek başına davanın düşmesi sonucunu doğurmaz; dava, dava zamanaşımı süresi içinde kamu adına yürütülür.

Bu yönüyle suç, haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132) veya özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) gibi şikâyete bağlı suçlardan farklı bir usule tabidir.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunda Uzlaştırma ve Ön Ödeme

Uzlaştırma

Verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçu şikâyete bağlı olmadığından ve uzlaştırma kapsamına özel olarak alınan suçlar arasında sayılmadığından, kural olarak uzlaştırmaya tabi değildir. Somut dosyanızda uzlaştırmanın gündeme gelip gelemeyeceğini değerlendirmek için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Ön Ödeme

Ön ödeme kurumu, yalnızca adli para cezasını ya da üst sınırı belirli bir süreyi aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından uygulanır. Bu suçun öngörülen ceza miktarları bu kapsamın dışında kaldığından, ön ödeme bu suç için söz konusu olmaz.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçuna ilişkin davalar, kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Öngörülen ceza miktarları, nitelikli haller nedeniyle artsa dahi ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediğinden, yargılama asliye ceza mahkemelerinde yapılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Suça Teşebbüs, Etkin Pişmanlık ve İçtima

Teşebbüs

Fail, verileri vermek, yaymak veya ele geçirmek üzere icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamamışsa, suça teşebbüsten söz edilebilir. Teşebbüs halinde ceza, tamamlanmış suça göre indirilir.

Etkin Pişmanlık

Kanun, bu suç bakımından özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörmemiştir. Failin pişmanlığı, ancak takdiri indirim nedenlerinin değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Zincirleme Suç ve İçtima

Failin aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla kez veri vermesi, yayması veya ele geçirmesi halinde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Ayrıca verilerin önce hukuka aykırı kaydedilip ardından aktarılması gibi durumlarda, TCK 135 ve 136 arasındaki ilişki içtima kuralları çerçevesinde değerlendirilir.

Cezayı Etkileyen ve Hafifleten Kurumlar

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

HAGB, ancak verilen hapis cezasının iki yıl veya altında olması halinde uygulanabilir. Bu suçun temel cezasının alt sınırı iki yıl olduğundan, HAGB yalnızca sonuç cezanın iki yıl veya altında kaldığı durumlarda gündeme gelebilir. Bu nedenle HAGB’nin uygulanıp uygulanamayacağı, somut olayda verilecek cezaya ve uygulanacak indirimlere göre değişir.

Adli Para Cezası

Bu suç için kanunda doğrudan adli para cezası öngörülmemiş; hapis cezası düzenlenmiştir. Cezanın miktarı dikkate alındığında, kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi de sınırlı hallerde mümkün olabilir.

Cezanın Ertelenmesi

İki yıl veya altındaki hapis cezaları bakımından, koşulların varlığı halinde cezanın ertelenmesine karar verilebilir. Bu da çoğunlukla sonuç cezanın iki yıl veya altında kaldığı durumlarda gündeme gelir.

Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Analizleri

Kişisel Nüfus Bilgileri ve Telefon Numarasının Rıza Dışı Ele Geçirilmesi Seçimlik Hareketli Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturur

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020/870 E. – 2022/4068 K., 25.05.2022 T.

Kararın Özeti

Sanıklardan Recep’in azmettirmesiyle diğer sanık …’nün, katılanın rızası dışında ele geçirdiği T.C. kimlik numarası, doğum yeri, doğum tarihi, baba adı gibi nüfus bilgileri ile cep telefonu numarasını mesaj yoluyla katılana göndererek onu huzursuz ettiği ve bu bilgileri bir web sitesinde yayımladığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi, her iki sanık hakkında da verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (ve azmettirme) suçlarından delil yetersizliği gerekçesiyle beraat hükümleri kurmuştur. Katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay; sanık … hakkındaki azmettirme suçuna yönelik beraat kararını delil yetersizliği nedeniyle onamıştır. Ancak diğer sanık …’nün, katılanın rızası olmaksızın kişisel veri niteliğindeki nüfus bilgilerini ve telefon numarasını ele geçirme eyleminin ikrar ve mesaj tespitleriyle sabit olduğunu belirterek, bu sanık yönünden verilen beraat kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, sanık …’nün katılanın cep telefonuna gönderdiği mesaj içeriklerinde katılanın T.C. kimlik numarası, doğum yeri, doğum yılı ve babasının ismi gibi hassas nitelikteki kişisel verilerine yer verdiğini saptamıştır. Sanığın bu mesajları gönderdiğini ikrar etmesi, öncesinde tanımadığı katılana ait bu verileri hukuka aykırı bir şekilde “ele geçirdiğinin” açık bir kanıtı olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar verilerin internet sitesinde yayımlandığına dair katılanın soyut beyanı dışında maddi bir delil elde edilememiş olsa da suçun oluşumu için yayma şartı aranmamıştır. Yargıtay, ilgili ceza normunun seçimlik hareketli bir suç tipi olduğunu; “verme”, “yayma” veya “ele geçirme” eylemlerinden sadece birinin gerçekleşmesinin suçun sübutu için yeterli olduğunu vurgulayarak yerel mahkemenin beraat gerekçesini hukuka aykırı bulmuştur.

“…sanığın, öncesinde tanımadığı katılanın T.C. kimlik numarası, adı, doğum yeri ve tarihi, baba adı gibi kişisel veri niteliğindeki nüfus bilgileri ile cep telefonu numarasını rızası olmaksızın ele geçirmesi eyleminin sübut bulduğu ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiş olup, hukuka aykırı olarak kişisel verilerin başkasına verilmesi, kişisel verilerin yayılması, kişisel verilerin ele geçirilmesi şeklindeki seçimlik hareketlerin birinin gerçekleştirilmesiyle suçun oluşacağı gözetilmeden…”

Değerlendirme (Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu Açısından)

Bu karar, Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesinde düzenlenen “Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu”nun unsurlarının ve özellikle “ele geçirme” hareketinin bağımsız yapısının anlaşılması açısından kritik bir öneme sahiptir. Karardan çıkarılan temel hukuki saptamalar şunlardır:

  • Suçun Seçimlik Hareketli Yapısı: Kanun koyucu verileri hukuka aykırı olarak vermeyi, yaymayı ve ele geçirmeyi ayrı birer suç maddesi olarak değil, tek bir suçun altındaki seçimlik hareketler olarak kurgulamıştır. Bu doğrultuda, failin ele geçirdiği kişisel verileri üçüncü kişilere aktarmamış (verme) veya kamunun erişimine sunmamış (yayma) olması suçun oluşmasına engel teşkil etmez. Verilerin rıza dışı edinilmesi, yani “ele geçirilmesi” anında suç tamamlanmış olur.
  • Nüfus ve İletişim Bilgilerinin Kişisel Veri Niteliği: Kişinin T.C. kimlik numarası, doğum tarihi, doğum yeri, baba adı ve cep telefonu numarası net bir şekilde bireyin kimliğini belirlenebilir kılan, korunması gereken kişisel verileridir. Bu bilgilerin sahibinin rızası hilafına ve hukuki bir dayanak olmaksızın temin edilmesi suçun maddi konusunu oluşturur.
  • İkrar ve İndirekt Delillerin Sübuta Etkisi: Failin, elde ettiği verileri doğrudan mağdura “senin hakkında bunları biliyorum” şeklinde mesaj atarak ikrar etmesi, verilerin hukuka aykırı yollarla ele geçirildiğine yönelik tam bir vicdani kanı oluşturmaktadır. Mahkemelerin, “verinin internette paylaşıldığı kanıtlanamadı” diyerek eylemin ele geçirme boyutunu göz ardı etmesi tipiklik ve suç vasfının tayini bakımından ağır bir yanılgıdır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/870 E. – 2022/4068 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve bu suça
azmettirme
Hükümler : 1- Sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeye azmettirme suçundan CMK’nın 223/2-e. maddesi gereğince beraat
2- Sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme
veya ele geçirme suçundan CMK’nın 223/2-e. maddesi gereğince beraat

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeye azmettirme suçundan sanık …’in, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanık …’nün beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesinin kapsamına göre; katılan vekilinin, sanık …’in verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeye azmettirme ve sanık …’nün verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından beraatlerine ilişkin hükümleri temyiz ettiği, sanık …’e hakaret, tehdit ve cinsel taciz suçlarına azmettirme ve sanık …’ye hakaret, tehdit ve cinsel taciz suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararları ise temyiz etmediği anlaşıldığından, sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeye azmettirme ve sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından kurulan beraat hükümleri ile sınırlı olarak temyiz incelemesi yapılması gerektiği kabul edilmiş, sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin itiraz merciince değerlendirilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesine karar verilmesi yönündeki tebliğnamedeki isteme iştirak edilmemiştir.
A) Sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeye azmettirme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıklar… ile… ’nün, aynı iş yerinde çalışmakta olup, katılan …’in ise sanık …’in amcasının evinde ailesi ile birlikte kiracı olarak oturması ve sanık …’le aynı siyasi partiye üye olmaları nedeniyle sanıklardan Recep’i öncesinde tanıdığı, sanık …’nün kolluk görevlilerince müdafi hazır bulunmaksızın alınan ve duruşmanın 09.02.2015 tarihli 2. oturumunda içeriğini aynen tekrar ettiği 22.07.2014 tarihli ifadesine göre; sanık …’in, diğer sanık …’ye, “Benim amcamın evinde oturan kızı arayıp, şaka yapalım, mesaj atalım” demesi üzerine, sanık …’nün, kendisine ait GSM hattından, 11.07.2014 ve 19.07.2014 tarihleri arasında, katılanın kullanımındaki cep telefonuna, kendi kabulünde de olan; “İstanbul’lu nasılsın, sen beni bulamadın mı hala, A. köyü 1993 doğumlusun, sen de sevgilin de gelsin, sevgilini sana bağışladım, sen kiminle dans ettiğini bilmiyorsun, sen 2009 da kimlik değişikliği yaptın neden, 215… bu ney biliyormusun, lan git kime aratıyorsun yalandan, beni arar mısın, ne halin varsa gör lan, havlama havlama, gizem kürt sevgiline söyle aramasın beni, burası diyarbakır değil sallandırırım onu meydanda, aç lan telefonu, çık da alım seni güzelim, polisler aradı beni köpek gibi havladılar, köpek varmış tanıyor musun dediler, bu boy bu güzellik ney, nazar değmesin, beni boşver sana kelimeler yetersiz kalıyor, savcılığa versen ne olacak, küfür etmedim” biçimindeki mesajları gönderdiği; ayrıca, sanıklar kabul etmese de, katılanın tanımadığı kişiler tarafından aranarak rahasız edildiğinin cep telefonundaki aramalarla sabit olmasına ve katılanın beyanına göre, aynı dönemde, sanık …’in azmettirmesi sonucu diğer sanık … tarafından, katılana ait cep telefonu numarasının, erişim engelinden dolayı giriş yapılamayıp, maddi delil elde edilemeyen “sexhikayeleri.com” isimli internet sitesinde yayımlandığı iddialarına konu olayda;
Sanık …’in, katılanın cep telefonu numarasını diğer sanığa vermediği ve katılana ait cep telefonu numarasını “sexhikayeleri.com” isimli internet sitesinde yayımlaması için diğer sanığı azmettirmediği yönündeki aşamalarda değişmeyen savunmalarının aksine, diğer sanık …’nün atfı cürüm niteliğindeki beyanlarından başka, mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeye azmettirme suçundan CMK’nın 223/2-e. madde, fıkra ve bendi gereğince beraat kararı verilmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık … tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanık … hakkındaki hukuka aykırı olan beraat kararının bozulması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, sanık … hakkındaki beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık …’nün, kendisine ait GSM hattından, katılan …’in kullanımındaki cep telefonuna, 11.07.2014 tarihinden itibaren gönderdiği; “İstanbullu nasılsın?”, “…1993 doğumlusun.”, “…Sen Bakırköy doğumlusun, 215…”, “Mehmet neler yapıyor”, “Babanı tanımıyor musun?”, “Kimse yaptırmıyor, numaranı buldum bir yerden.”, “…nerelerdesin, evde yoksun Gizem…” biçimindeki mesajlar, sanığın tutanak altına alınan söz konusu mesajları katılana gönderdiğine dair ikrarı, sanığın katılana ait kişisel verileri ele geçirip, yayımladığına dair iddianamedeki anlatım karşısında, katılana ait cep telefonu numarasının “sexhikayeleri.com” isimli internet sitesinde sanık tarafından yayımlandığına dair katılanın beyanları dışında delil elde edilememiş ise de, sanığın, öncesinde tanımadığı katılanın T.C. kimlik numarası, adı, doğum yeri ve tarihi, baba adı gibi kişisel veri niteliğindeki nüfus bilgileri ile cep telefonu numarasını rızası olmaksızın ele geçirmesi eyleminin sübut bulduğu ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiş olup, hukuka aykırı olarak kişisel verilerin başkasına verilmesi, kişisel verilerin yayılması, kişisel verilerin ele geçirilmesi şeklindeki seçimlik hareketlerin birinin gerçekleştirilmesiyle suçun oluşacağı gözetilmeden, sanığın mahkumiyeti yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.05.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sosyal Medyadaki Tartışma Üzerine Fotoğraf ve Telefon Numarası Paylaşılması Haksız Tahrik Altında Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturur

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2021/1968 E. – 2021/5016 K., 21.06.2021 T.

Kararın Özeti

Sanık ile katılan, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Facebook üzerinden tartışmış ve aralarında husumet oluşmuştur. Katılanın, sanığın fotoğraflarını Facebook’ta paylaşması ve kendisine hakaret etmesi üzerine sanık, misilleme olarak katılana ait profil fotoğraflarını ve cep telefonu numarasını kendi Facebook hesabından yayımlamıştır. İlk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmü, Yargıtay’ın daha önceki bozma ilamı doğrultusunda “haksız tahrik altında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçu yönünden yeniden değerlendirilmiştir. Bozma ilamına uyan yerel mahkeme, sanık hakkında hapis cezasının ertelenmesini de içeren bir mahkûmiyet hükmü tesis etmiştir. Sanığın beraat talepli temyiz istemini inceleyen Yargıtay, kurulan hükmü usul ve yasaya uygun bularak oy birliğiyle onamıştır.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, sanığın ikrar içeren savunmasını ve dosya kapsamını birlikte değerlendirerek eylemin sübuta erdiğini saptamıştır. Sanığın, katılanın rızası olmaksızın ona ait cep telefonu numarasını ve profil fotoğraflarını kamuya açık bir sosyal medya platformunda yayımlaması TCK m. 136/1 kapsamında suç olarak kabul edilmiştir. Ancak eylemin gerçekleştirilme biçimi incelendiğinde; katılanın daha önce sanığa hakaret ettiği ve sanığın fotoğraflarını rızasız paylaştığı gerçeği karşısında, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay, eylemin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nın 136/1 ve 29/1. maddelerinde düzenlenen haksız tahrik altında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğuna ve yerel mahkemenin bu doğrultuda verdiği mahkûmiyet kararında bir isabetsizlik bulunmadığına hükmetmiştir.

“…katılanın, sanığın resimlerini facebooktan paylaşması ve sanığa hakaret etmesine tepki olarak sanığın, katılana ait facebook hesabında bulunan resimleri ve katılanın cep telefonu numarasını facebook hesabından yayınlaması şeklinde sübutu kabul edilen eylemlerinin, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gerekçesi ile mahkumiyetine hükmedilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede sanığın sübut bulan eyleminin bir bütün halinde TCK’nın 136/1, 29/1. madde ve fıkralarında düzenlenen haksız tahrik altında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu…”

Değerlendirme (Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu Açısından)

Bu karar, sosyal medya ortamında gerçekleştirilen hak ihlallerinde suç vasfının tayini ve ceza adaletinde haksız tahrik müessesesinin (TCK m. 29) kişisel verilerin korunması suçlarında nasıl vücut bulduğunu göstermesi açısından son derece önemlidir. Karar bağlamında yapılan hukuki saptamalar şunlardır:

  • Alenileşmiş Verinin Korunması: Katılana ait fotoğrafların zaten Facebook profilinde bulunması (alenileştirilmiş olması), bu verilerin üçüncü kişiler tarafından serbestçe alınıp başka amaçlarla veya başka bir hesapta rıza dışı yayımlanabileceği anlamına gelmez. Yargıtay, sosyal medyada halka açık paylaşılan resimlerin ve özellikle iletişim bilgilerinin (telefon numarası) sahibinin rızası dışında yayımlanmasını net bir şekilde TCK m. 136 kapsamında verileri hukuka aykırı olarak verme veya yayma suçu olarak nitelendirmiştir.
  • Suçların İçtimaı ve Tek Fiil: İlk derece mahkemesi eylemi hem özel hayatın gizliliğini ihlal hem de kişisel veri suçu olarak ikili bir tasnife tabi tutmuşsa da Yargıtay, rıza dışı edinilen fotoğrafların ve telefon numarasının internette yayımlanması eylemini bir bütün olarak ele almış ve fikri içtima kuralları gereği sanığın sadece TCK m. 136/1 uyarınca cezalandırılması gerektiğini sabitlemiştir.
  • Kişisel Veri Suçlarında Haksız Tahrik Dengesi: Siber alanda tarafların karşılıklı olarak birbirlerinin verilerini paylaşması veya hakaret etmesi durumunda, ilk haksız fiili başlatan tarafa (katılana) karşı tepki olarak gerçekleştirilen veri ifşaları cezasız kalmamakta, ancak fail lehine haksız tahrik indirimi uygulanarak ceza adaleti sağlanmaktadır. Sanığın uğradığı hakaret ve rıza dışı fotoğraf paylaşımının yarattığı öfke, TCK m. 29 kapsamında haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin sonucu olarak kabul edilmiş ve temel cezada indirim yapılması yerinde bulunmuştur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/1968 E. – 2021/5016 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : TCK’nın 136/1, 29/1, 62, 51/1-3-6-7-8. maddeleri gereğince mahkumiyet

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İkrar içeren savunmaya ve dosya kapsamına göre; sanık ile katılanın Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde facebook ortamında tartışmaları nedeniyle husumetli oldukları ve katılanın, sanığın resimlerini facebooktan paylaşması ve sanığa hakaret etmesine tepki olarak sanığın, katılana ait facebook hesabında bulunan resimleri ve katılanın cep telefonu numarasını facebook hesabından yayınlaması şeklinde sübutu kabul edilen eylemlerinin, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gerekçesi ile mahkumiyetine hükmedilmesi üzerine dairemizce yapılan incelemede sanığın sübut bulan eyleminin bir bütün halinde TCK’nın 136/1, 29/1. madde ve fıkralarında düzenlenen haksız tahrik altında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine yerel mahkemece duruşma açılıp sanığın savunması alındıktan sonra sanık hakkında TCK’nın 136/1, 29/1. madde ve fıkralarında düzenlenen haksız tahrik altında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyete hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın hakkındaki mahkumiyet hükmünün kaldırılarak beraatine karar verilmesine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 21.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Telefon Numarasının Müstehcen Sitede Paylaşılması Eyleminde Fikri İçtima Kuralları Uygulanmalıdır

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2018/8300 E. – 2019/6862 K., 29.05.2019 T.

Kararın Özeti

Sanık, eski iş arkadaşı olan katılanın cep telefonu numarasını müstehcen içerikli bir internet sitesinde onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici ifadelerle birlikte rızası dışında paylaşmıştır. İlk derece mahkemesi, sanığı hem “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” hem de “hakaret” suçlarından ayrı ayrı mahkûm etmiştir. Sanığın temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay, tek bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluştuğunu saptamıştır. Fikri içtima kuralları uyarınca sanığa sadece en ağır cezayı gerektiren veri ihlali suçundan ceza verilmesi, hakaret suçundan ise hüküm kurulmaması gerektiğine hükmederek yerel mahkemenin mahkûmiyet kararlarını oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtayın Gerekçesi

Yargıtay, sanığın gerçekleştirdiği paylaşım eyleminin iki farklı suçun unsurlarını aynı anda bünyesinde barındırdığını kabul etmiştir. Katılanın cep telefonu numarasının izinsiz yayılması TCK m. 136/1 anlamında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu; numaranın yanına yazılan asılsız ve müstehcen ifadeler ise TCK m. 125/2 uyarınca hakaret suçunu oluşturmaktadır. Ancak failin tek bir internet paylaşımı (tek bir fiil) ile bu sonuçlara yol açtığı gözetildiğinde, 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen “farklı neviden fikri içtima” kuralının uygulanması zorunludur. Bu kural gereği, sanığın daha ağır yaptırım öngören verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan cezalandırılmasıyla yetinilmesi gerekirken, her iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

“…katılanın kişisel veri niteliğindeki cep telefonu numarasını rızası dışında paylaşması nedeniyle TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu ile birlikte katılanın onur şeref ve saygınlığını rencide edici yazı yazması nedeniyle de TCK’nın 125/2. madde ve fıkrasında düzenlenen hakaret suçunun da oluştuğu, bir fiili ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, TCK’nın 44. maddesi gereğince, daha ağır cezayı gerektiren verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan cezalandırılması, hakaret suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken…”

Değerlendirme (Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu Açısından)

Bu karar, siber alanda işlenen kişisel veri ihlallerinin şeref ve haysiyete yönelik saldırılarla birleştiği durumlarda, ceza tayininin hangi hukuki ilkeler çerçevesinde yapılması gerektiğini netleştiren çok önemli bir içtihattır. Karar bağlamında öne çıkan hukuki saptamalar şunlardır:

  • Telefon Numarasının Korunan Veri Niteliği: Karar, bireylerin cep telefonu numaralarının rıza dışı internet ortamına aktarılmasını doğrudan TCK m. 136/1 kapsamındaki “verileri hukuka aykırı olarak verme” suçu kapsamında değerlendirerek, iletişim bilgilerinin mutlak koruma altında olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.
  • Fikri İçtima ve Tek Fiil Esası: Ceza hukukunda failin kaç eylem gerçekleştirdiği ceza miktarını doğrudan etkiler. Yargıtay, verinin sisteme girilmesi ve yanına hakaret içerikli metin yazılması sürecini bölünemez tek bir dijital fiil (“paylaşma eylemi”) olarak kabul etmiştir. Bu bütüncül yaklaşım, sanığın gereksiz yere iki ayrı suçtan cezalandırılarak ölçüsüz bir yaptırımla karşılaşmasını engellemektedir.
  • Ağır Suçun Hafif Suçu Tüketmesi (TCK m. 44): Veri ihlali suçu ile hakaret suçunun alt ve üst sınırları karşılaştırıldığında, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu çok daha ağır bir yaptırıma tabidir. Yargıtay, bu tür karmaşık siber alt kültür eylemlerinde (örneğin sahte profil açıp veri yayma veya müstehcen sitelere ilan verme) hakaret boyutunun veri suçu içinde erimesi (tüketilmesi) gerektiğini ve cezanın sadece ağır olan hapis cezası üzerinden kurulması gerektiğini hatırlatarak mahkemelerin yönetsel hatasını düzeltmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2018/8300 E. – 2019/6862 K. Sayılı İlamı Tam Metni

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, Hakaret
Hüküm : 1- Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan TCK’nın 136/1, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Hakaret suçundan TCK’nın 125/2-1-4, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve hakaret suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya kapsamına göre; sanığın, daha önce aynı yerde çalışması nedeniyle tanıdığı katılana ait cep telefonu numarasını “Çiftler Olgun Genç Bekar Evli ve Dul Azgın Hanımlar” adlı sitede “+… ben azgın … yaş 27” şeklinde şeklindeki ifadeler ile paylaşması şeklindeki sübut bulan eylemlerinin, katılanın kişisel veri niteliğindeki cep telefonu numarasını rızası dışında paylaşması nedeniyle TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu ile birlikte katılanın onur şeref ve saygınlığını rencide edici yazı yazması nedeniyle de TCK’nın 125/2. madde ve fıkrasında düzenlenen hakaret suçunun da oluştuğu, bir fiili ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, TCK’nın 44. maddesi gereğince, daha ağır cezayı gerektiren verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan cezalandırılması, hakaret suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde her iki suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

Başkasına ait bilgileri bir üçüncü kişiye iletmek suç mudur?

Kişisel verilerin, ilgili kişinin rızası ve geçerli bir hukuki temel olmaksızın bir başkasına aktarılması, bu suçu oluşturabilir. Belirleyici olan, aktarımın hukuka aykırı olup olmadığıdır.

Verileri sadece ele geçirmek, kullanmasam bile suç mudur?

Evet. Bu suç seçimlik hareketli olduğundan, verilerin hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesi tek başına suçun oluşması için yeterlidir; ayrıca kullanılmış olması aranmaz.

Bu suçta şikâyetçi olmam gerekir mi?

Hayır. Verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçu re’sen soruşturulur; savcılık şikâyet aranmaksızın kendiliğinden soruşturma başlatır. Bu nedenle altı aylık şikâyet süresi bu suç için geçerli değildir.

TCK 135 ile TCK 136 aynı anda uygulanabilir mi?

Aynı olayda hem verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi hem de aktarılması veya ele geçirilmesi söz konusuysa, her iki suç da gündeme gelebilir. Bu durumda fiillerin nasıl cezalandırılacağı içtima kurallarına göre belirlenir.

Değerlendirme ve Sonuç

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu, kişisel verilerin değer kazandığı ve sıkça izinsiz biçimde el değiştirdiği günümüzde önemi giderek artan bir suç tipidir. Verilerin başkasına verilmesinden, geniş kitlelere yayılmasına ve hukuka aykırı yollarla ele geçirilmesine kadar farklı görünümleri olan bu suç, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasını gerektirir; bazı hassas kayıtlar söz konusu olduğunda ceza daha da artar.

Bu suçla ilgili süreçte; fiilin hukuka aykırı olup olmadığı, KVKK kapsamında geçerli bir hukuki temele dayanıp dayanmadığı ve suçun re’sen soruşturulduğu gibi hususlar belirleyici öneme sahiptir. Burada verilen bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve her dosya kendine özgüdür; somut durumunuza ilişkin kesin bir değerlendirme için mutlaka avukatınıza danışmanızı öneririz.

Verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer mahremiyet suçları hakkında genel bilgi almak için Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir