|

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu (TCK-188)

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti

İçindekiler

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenen ve Kanun’daki en ağır ceza aralıklarından birine sahip suçtur. Uyuşturucu ticareti cezası, fiilin türüne göre on yıldan başlayıp otuz yıla kadar ulaşan hapis cezalarını ve yüksek adli para cezalarını kapsar. Bu suç, yalnızca kişisel kullanım amacıyla madde bulundurmayı cezalandıran TCK 191 (kullanmak için bulundurma) suçundan hem cezasının ağırlığı hem de erteleme/denetimli serbestlik gibi imkânları içermemesi bakımından kökten ayrılır.

Bu yazıda, TCK 188 kapsamındaki uyuşturucu imal ve ticareti suçunun unsurlarını, seçimlik hareketlerini, cezayı artıran nitelikli hallerini, en kritik mesele olan kullanım/ticaret ayrımını, tüzel kişiler hakkında öngörülen güvenlik tedbirlerini (TCK 189) ve etkin pişmanlık hükümlerini ele alacağız.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu (TCK 188) Nedir?

Uyuşturucu imal ve ticareti suçu; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı biçimde imal edilmesi, ülkeye sokulması (ithal), ülkeden çıkarılması (ihraç) veya ülke içinde satılması, başkasına verilmesi, sevk ve nakledilmesi, depolanması, satın alınması, kabul edilmesi ya da ticaret amacıyla bulundurulması fiillerini cezalandırır. Suçun temelinde, maddenin kişisel kullanım dışında, başkasına ulaştırılmaya yönelik bir amaçla el değiştirmesi yatar.

Madde, bu geniş fiil yelpazesini farklı fıkralarda ve farklı ceza aralıklarıyla düzenler; ayrıca maddenin türüne, suçun işlendiği yere ve failin sıfatına göre cezayı artıran birçok nitelikli hal öngörür. Bu nedenle “uyuşturucu ticareti cezası ne kadardır?” sorusunun tek bir cevabı yoktur; verilecek ceza, somut olayın hangi fıkraya ve hangi nitelikli hallere girdiğine göre önemli ölçüde değişir.

TCK 188, kamu sağlığını koruma amacı taşıyan bir suçtur ve cezalarının ağırlığı, uyuşturucu maddelerin toplum üzerindeki yaygın zararlı etkilerine verilen önemi yansıtır. Bu ağırlık, uygulamada tutuklama tedbirine sık başvurulması, dava zamanaşımı sürelerinin uzunluğu ve savunmanın en başından itibaren titizlikle yürütülmesi gerekliliği gibi önemli sonuçlar doğurur.

TCK 188’in Uyuşturucu Suçları Sistemindeki Yeri

Türk Ceza Kanunu, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle ilgili fiilleri birbiriyle bağlantılı bir suçlar kümesi halinde düzenler. Bu sistemi bir bütün olarak görmek, TCK 188’in konumunu anlamayı kolaylaştırır:

  • TCK 188 – İmal ve ticaret: Kümenin en ağır cezalı maddesi; maddenin üretimi ve el değiştirmesine yönelik fiiller.
  • TCK 190 – Kullanımı kolaylaştırma: Maddeyi bizzat temin etmeksizin kullanımı kolaylaştıran veya özendiren fiiller.
  • TCK 191 – Kullanmak için bulundurma: Kişisel kullanım amaçlı fiiller; erteleme ve denetimli serbestlik rejimine tabidir.
  • TCK 192 – Etkin pişmanlık: Yukarıdaki suçlarda belirli koşullarla cezasızlık veya indirim sağlayan hükümler.

Bu maddeler uygulamada iç içe geçer; bir olayda TCK 188 ile TCK 191 arasındaki sınırın nerede çizileceği, çoğu zaman davanın en belirleyici sorusudur. Bölümdeki tüm suç tiplerine genel bir bakış için Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı rehberimizden de yararlanabilirsiniz.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti (TCK-188) Suçunun Unsurları

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Fail

Suçun faili herhangi bir kişi olabilir özgü suç değildir; TCK 188 bakımından failin belirli bir sıfat taşıması aranmaz. Ancak failin tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner gibi bir sağlık meslek mensubu olması ya da suçun bir tüzel kişi (şirket) faaliyeti çerçevesinde işlenmesi, aşağıda açıklayacağımız üzere ayrı sonuçlar doğurur. Suça birden fazla kişinin katılması halinde her bir kişinin fiildeki rolü (fail, azmettiren, yardım eden) ayrı ayrı belirlenir; herkesin aynı biçimde ve aynı sıfatla sorumlu tutulması gerekmez. Bu nedenle çok failli dosyalarda, kişinin olaydaki konumunun somut delillerle ortaya konulması büyük önem taşır.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Mağdur

Korunan hukuki değer kamu sağlığı olduğundan, suçun mağduru toplumun bütünüdür. Bu nedenle suç, herhangi bir kişinin şikâyetine bağlı değildir; savcılık, suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve şikâyetten vazgeçme soruşturmayı sona erdirmez. Suçun şikâyete tabi olmaması, aynı zamanda uzlaştırma gibi şikâyete bağlı suçlara özgü kurumların da bu suç bakımından uygulanmayacağı anlamına gelir. Soruşturma ve kovuşturma, kamu adına ve resen yürütülür.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunun Konusu

Suçun konusunu uyuşturucu veya uyarıcı maddeler oluşturur. Bir maddenin bu kapsamda olup olmadığı ile cinsi, saflık derecesi ve net ağırlığı, kriminal/ekspertiz raporuyla belirlenir. Maddenin türü (örneğin eroin, kokain, sentetik kannabinoid), hem suçun oluşması hem de cezanın ağırlaştırılması bakımından belirleyicidir.

Uygulamada, ele geçirilen maddenin brüt (paketiyle birlikte) ağırlığı ile net (saf madde) ağırlığı arasındaki fark önem taşır. Ceza ve nitelendirme bakımından esas alınan, çoğu zaman maddenin niteliği ve net ağırlığıdır. Bu nedenle kriminal/ekspertiz raporunun doğruluğu, örnekleme yönteminin usulüne uygunluğu ve rapora itiraz imkânı, savunmanın önemli teknik başlıklarındandır. Maddenin uyuşturucu/uyarıcı niteliği taşıyıp taşımadığına ilişkin tereddütlerde, bilirkişi incelemesi belirleyici rol oynar.

“Uyuşturucu madde” ile “uyarıcı madde” kavramları, etkileri bakımından farklılık gösterse de TCK 188 her ikisini de aynı hükümler kapsamında değerlendirir. Bir maddenin bu kategorilerden hangisine girdiği, cezanın belirlenmesinde tek başına belirleyici olmayıp, asıl önemli olan maddenin TCK 188/4-a’da sayılan ağırlaştırıcı madde türlerinden biri olup olmadığıdır. Örneğin eroin veya kokain gibi bir maddenin söz konusu olması, cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir. Bu nedenle kriminal/ekspertiz raporunda maddenin cinsinin doğru tespiti, hem suçun oluşması hem de cezanın miktarı bakımından kritik öneme sahiptir.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Fiil ve Netice: Bir Tehlike Suçu

Uyuşturucu imal ve ticareti, somut bir zararın doğmasını gerektirmeyen bir tehlike suçudur. Maddeyi kullanan belirli bir kişinin zarar görmesi veya sağlığının bozulması aranmaz; kanunda sayılan hareketlerin (imal, ithal, ihraç, satma, nakletme, bulundurma gibi) gerçekleştirilmesi, suçun tamamlanması için yeterlidir. Bu nedenle suç, kamu sağlığını soyut bir tehlikeye maruz bırakan hareketleri cezalandırır. Fiillerin çokluğu, her bir hareketin bağımsız olarak suçu oluşturabilmesi sonucunu doğurur.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Manevi Unsur ve Hukuka Aykırılık

TCK 188 kasten işlenebilen bir suçtur; failin, maddenin uyuşturucu/uyarıcı niteliğini bilerek ve ticarete yönelik bir amaçla hareket etmesi gerekir. Kast ve taksir ayrımı bu noktada önemlidir: özellikle bulundurma fiilinde, ticaret amacının (doğrudan kastın) bulunup bulunmadığı, suçun TCK 188 mi yoksa TCK 191 mi sayılacağını belirler. Maddenin ruhsata veya izne dayalı olarak, mevzuatın çizdiği sınırlar içinde üretilmesi/bulundurulması ise fiili hukuka uygun hale getirebilir; suç, ancak ruhsatsız veya ruhsata aykırı hareketlerde oluşur.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Seçimlik Hareketler: İmal, İthal, İhraç ve Ülke İçi Ticaret

TCK 188, farklı fiilleri ayrı fıkralarda ve farklı ceza aralıklarıyla düzenler. Bu ayrım, uygulamada verilecek cezayı doğrudan etkiler.

İmal, İthal veya İhraç (TCK 188/1)

Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak imal (üretme), ithal (ülkeye sokma) veya ihraç (ülkeden çıkarma) eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve iki bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu, Türk Ceza Kanunu’nun en ağır ceza aralıklarından biridir.

Bu fıkradaki üç hareket şu şekilde ayrışır:

  • İmal, maddenin kimyasal veya biyolojik süreçlerle üretilmesi ya da bir maddeden başka bir uyuşturucu madde elde edilmesidir.
  • İthal, maddenin yurt dışından ülke sınırları içine sokulmasıdır; suç, maddenin gümrük hattını geçmesiyle tamamlanır.
  • İhraç ise maddenin ülke sınırları dışına çıkarılmasıdır. Bu fıkradaki fiiller, ülke içi ticaret fiillerini düzenleyen üçüncü fıkradan bağımsızdır ve ceza aralığı da daha ağırdır. Fiilin ruhsatsız veya ruhsata aykırı biçimde işlenmesi, suçun temel koşuludur.

İhracın Diğer Ülkede İthal Sayılması ve Mahsup (TCK 188/2)

İhraç fiili, maddenin ulaştığı diğer ülke bakımından ithal olarak da değerlendirilebilir. Bu durumda, fiil dolayısıyla o ülkede mahkûmiyet gerçekleşmiş ve ceza infaz edilmişse, infaz edilen kısım Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir. Böylece aynı fiil nedeniyle iki kez cezalandırma sonucunun önüne geçilmesi amaçlanır. Bu hüküm, uyuşturucu ticaretinin sınır aşan niteliğini ve fiilin farklı ülkelerin hukuk düzenlerini aynı anda ilgilendirebileceğini dikkate alan bir düzenlemedir. Mahsubun uygulanabilmesi için, yabancı ülkedeki mahkûmiyetin ve infazın belgelerle ortaya konulması gerekir.

Ülke İçinde Satma, Nakletme, Bulundurma (TCK 188/3)

Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya ticaret amacıyla bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu fıkra, imal/ithal/ihraçtan bağımsız, kendi içinde bir seçimlik hareketler grubudur; sayılan fiillerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir.

Bu fıkradaki hareketler de kendi içinde çeşitlidir:

  • Satma maddenin bedel karşılığı devri;
  • Satışa arz etme satışa hazır bulundurma;
  • Başkasına verme bedelsiz devir;
  • Sevk ve nakil maddenin bir yerden başka bir yere taşınması;
  • Depolama saklama amaçlı bulundurma;
  • Satın alma ve kabul etme ticaret zincirinin diğer ucundaki edinme fiilleridir.
  • Ticaret amacıyla bulundurma ise maddenin kişisel kullanım dışında, başkalarına ulaştırmak amacıyla elde tutulmasıdır ve suçun en çok tartışılan hareketidir; çünkü aynı bulundurma fiili, amacın kişisel kullanım olması halinde TCK 191 kapsamına girer.

Maddenin verildiği veya satıldığı kişinin çocuk olması halinde, verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz. Bu, çocukların korunmasına verilen özel önemi gösteren ağırlaştırıcı bir düzenlemedir.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunun Nitelikli Halleri (Cezayı Artıran Durumlar)

TCK 188, temel cezaların yanında, suçun işleniş biçimine ve konusuna göre cezayı önemli ölçüde artıran nitelikli haller öngörür.

Maddenin Türüne Göre Ağırlaştırma (TCK 188/4-a)

Suça konu maddenin; eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri ya da amfetamin ve türevleri olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Kanun bu ağırlaştırmayı “yukarıdaki fıkralarda belirtilen maddeler” ifadesiyle düzenlediğinden, kapsamı hem imal/ithal/ihraç hem de ülke içi ticaret fiillerini içerir.

Okul, Yurt, Hastane Yakınında İşlenme – 200 Metre Kuralı (TCK 188/4-b)

Suçun; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi toplu bulunulan yerlerin iki yüz metreden yakın çevresinde işlenmesi halinde de ceza artırılır. Bu ağırlaştırmanın gerekçesi, özellikle gençlerin ve çocukların yoğun olarak bulunduğu alanların uyuşturucu maddelerin yayılmasına karşı özel olarak korunması ihtiyacıdır. Kanun metninde bu artırım, açıkça yalnızca “üçüncü fıkradaki fiiller” (ülke içi ticaret) bakımından öngörülmüştür. Madde türüne göre ağırlaştırmayı düzenleyen (4-a) ile mesafe kuralını düzenleyen (4-b) fıkralar arasındaki bu kapsam farkının, doktrin ve yerleşik içtihat ışığında değerlendirilmesi gerekir. Uygulamada, ölçümün nasıl yapıldığı ve mesafenin somut olayda gerçekten iki yüz metrenin altında olup olmadığı, savunma bakımından üzerinde durulması gereken bir husustur. Aynı 200 metre kuralı, kullanmak için bulundurma suçu bakımından da (TCK 191/10) geçerlidir.

Birlikte veya Örgüt Faaliyeti Çerçevesinde İşlenme (TCK 188/5)

Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ceza bir kat artırılır. Örgüt faaliyeti söz konusu olduğunda, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu düzenleyen TCK 220 ile ilişki ve suçların içtimaı ayrıca değerlendirilir. Birden fazla kişinin katılımının bulunduğu durumlarda, kimin ne sıfatla sorumlu olacağı şeriklik (iştirak) kurallarına göre belirlenir.

“Üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenme” ile “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenme” birbirinden farklı kavramlardır. İlkinde salt sayısal bir birliktelik yeterliyken, ikincisinde süreklilik, hiyerarşi ve iş bölümü gibi unsurları barındıran örgütsel bir yapının varlığı aranır. Bir olayda örgütün bulunup bulunmadığı, hem TCK 188/5 kapsamındaki bir kat artırımı hem de TCK 220 kapsamında ayrı bir suçun oluşup oluşmayacağını etkilediğinden, bu ayrım savunmada özenle ele alınmalıdır.

Resmi İzne veya Reçeteye Bağlı Maddeler (TCK 188/6)

Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabibin reçetesine bağlı olup da uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddeler bakımından da yukarıdaki hükümler uygulanır. Ancak bu halde verilecek ceza, yarısına kadar indirilebilir. Bu düzenleme, tıbbi/kontrollü bağlamdan çıkarak suistimal edilen ilaç niteliğindeki maddeleri kapsar. İndirim imkânının tanınmasının nedeni, bu tür maddelerin meşru bir tıbbi kullanım alanının bulunması ve tehlike derecesinin klasik uyuşturucu maddelere göre farklılık gösterebilmesidir. Yine de, reçete veya izin sınırlarının aşılarak bu maddelerin ticarete konu edilmesi suç oluşturur.

Prekürsör (Üretimde Kullanılan) Maddeler (TCK 188/7)

Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, bu maddelerin üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeleri ülkeye sokan, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu fıkra, maddenin kendisi uyuşturucu olmasa da üretim zincirindeki kimyasalları hedef alır.

Sağlık Meslek Mensupları Tarafından İşlenme (TCK 188/8)

Yukarıdaki suçların; tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticaretiyle iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır. Bu meslek gruplarının maddeye erişim ve bilgi bakımından taşıdığı özel konum, ağırlaştırmanın gerekçesini oluşturur.

Kullanım mı, Ticaret mi? TCK 188 ile TCK 191 Ayrımı

Uyuşturucu suçlarında sonucu en çok etkileyen mesele, ele geçirilen maddenin ticaret amacıyla mı (TCK 188) yoksa yalnızca kişisel kullanım için mi (TCK 191) bulundurulduğunun belirlenmesidir. Bu ayrım, kişinin karşılaşacağı tabloyu kökten değiştirir:

ÖlçütTCK 188 – TicaretTCK 191 – Kullanma
AmaçMaddeyi başkasına ulaştırma/ticaretYalnızca kişisel kullanım
Ceza aralığıOn yıldan başlayan ağır hapisİki yıldan beş yıla kadar hapis
Erteleme / denetimli serbestlikYokturVardır (kural olarak cezaevine girmeden)

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında bu ayrım; madde miktarının kişisel kullanım sınırlarını aşıp aşmadığı, maddenin bulunduğu yer ve bulundurulma biçimi (çok sayıda küçük ve eşit gramajlı paket, hassas terazi, çok sayıda boş ambalaj, madde çeşitliliği) ile satışa yönelik ilişkiyi gösterebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek yapılır. Bu ölçütlerin hiçbiri tek başına belirleyici değildir ve ticaret suçu için doğrudan kast aranır; şüphe halinde sanık lehine yorum ilkesi önem taşır. Ayrımın ayrıntıları ve usul sonuçları için kullanmak için uyuşturucu bulundurma (TCK 191) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Kişisel kullanım sınırı” sabit bir rakam değildir; kişinin bağımlılık düzeyine, maddenin türüne ve somut koşullara göre değerlendirilir. Bu nedenle, yalnızca miktarın belirli bir eşiği aşması otomatik olarak ticaret suçu anlamına gelmez; aynı şekilde, düşük miktarda maddenin satışa hazır biçimde bölünmüş olması da tek başına ticaret sonucuna götürmez. Değerlendirme, tüm delillerin birlikte ele alındığı bir bütünlük içinde yapılır.

Bu ayrım doğrudan sonucu belirlediğinden, ele geçirilen maddenin nitelendirilmesi savunmanın en kritik noktasıdır; bu nedenle sürecin başından itibaren ceza hukuku alanında hukuki destek almanız önem taşır.

Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri (TCK 189)

TCK 189, bağımsız bir suç tanımlamaz; yalnızca TCK 188 kapsamındaki suçların bir tüzel kişinin (şirket, dernek gibi) faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanacak güvenlik tedbirlerini düzenler. Buna göre, uyuşturucu imal ve ticareti suçunun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Ayrıca bu maddede, madde bağımlısı kişilerin durumuna ilişkin özel düzenlemeler de yer alır.

Tüzel kişilere ceza değil, güvenlik tedbiri uygulanır; çünkü Türk ceza hukukunda cezai sorumluluk esas olarak gerçek kişilere özgüdür. Tüzel kişi bünyesinde suçu fiilen işleyen gerçek kişiler ise kendi fiillerinden dolayı ayrıca sorumlu olur. Tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri arasında, faaliyet izninin iptali ve suçun işlenmesinde kullanılan ya da suçtan doğan malvarlığı değerlerinin müsaderesi gibi tedbirler yer alabilir. Böylece, bir ticari yapı üzerinden işlenen uyuşturucu suçlarında, hem suçu işleyen gerçek kişiler cezalandırılır hem de tüzel kişinin bu faaliyeti sürdürmesi engellenir.

Tıpkı bir önceki bölümdeki benzer düzenlemeler gibi, TCK 189 tek başına arama hacmi olan bağımsız bir suç tipi olmadığından, uygulamada her zaman TCK 188 ile birlikte gündeme gelir. Bir soruşturmanın şirket faaliyetiyle bağlantılı olduğu durumlarda, hem gerçek kişilerin sorumluluğu hem de tüzel kişiye yönelebilecek tedbirler birlikte değerlendirilmelidir.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 192)

TCK 192, uyuşturucu suçlarında belirli koşullarla cezasızlık veya indirim sağlayan bir etkin pişmanlık hükmüdür. TCK 188 bakımından öne çıkan iki durum şöyledir:

  • Haber alınmadan önce bildirim (TCK 192/1): Suça iştirak eden kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce diğer suç ortaklarını ve maddenin saklandığı veya imal edildiği yeri merciine haber verir; verilen bilgi suç ortaklarının yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini sağlarsa, kendisine ceza verilmez.
  • Haber alındıktan sonra yardım (TCK 192/3): Suç haber alındıktan sonra gönüllü olarak soruşturma ve kovuşturmayı kolaylaştıran kişinin cezasında dörtte birden yarısına kadar indirim yapılır.

Bu senaryoların ortak ve kritik eşiği, bildirimin “resmî makamlarca haber alınmadan önce” yapılmış olmasıdır. Etkin pişmanlıktan yararlanılabilmesi için uygulamada; verilen bilginin samimi ve bizzat failden kaynaklanan bir bilgi olması, bilginin somut ve işe yarar nitelikte bulunması (suç ortaklarının yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini gerçekten sağlaması) ve bildirimin usulüne uygun mercilere yapılması gibi koşullar aranır. Yalnızca soyut veya sonuç doğurmayan beyanlar bu kapsamda değerlendirilmeyebilir.

TCK 192’nin dört senaryosunu (188 iştirakçisi, 191 kullanıcısı, sonradan yardım, gönüllü tedavi başvurusu) topluca ele alan uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık (TCK 192) yazımızı ayrıca inceleyebilirsiniz. Etkin pişmanlık, özellikle ağır cezalı TCK 188 suçlarında sonucu belirgin biçimde değiştirebilecek bir kurum olduğundan, bu yolun koşullarının bir avukatla birlikte değerlendirilmesi önem taşır.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

Teşebbüs

TCK 188’deki fiillerin çokluğu nedeniyle suça teşebbüs (TCK 35) değerlendirmesi fiile göre değişir. Örneğin ithal fiilinde madde gümrükte ele geçirildiğinde suçun tamamlanıp tamamlanmadığı; bulundurma gibi fiillerde ise icra hareketlerinin başlayıp başlamadığı somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Bulundurma esaslı hareketlerde suç çoğu zaman tamamlanmış sayıldığından teşebbüs alanı sınırlıdır. Buna karşılık, satışa yönelik anlaşmanın yapıldığı ancak maddenin henüz teslim edilmediği veya nakil sırasında araya giren bir engelle fiilin yarıda kaldığı hallerde teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir. Teşebbüs halinde, meydana gelen tehlikenin ağırlığına göre cezada indirim yapılır; bu nedenle fiilin hangi aşamada kaldığının doğru saptanması savunma açısından önemlidir.

İştirak

Uyuşturucu ticareti çoğu zaman birden fazla kişinin katılımıyla gerçekleşir. Kimin fail, kimin azmettiren veya yardım eden sayılacağı iştirak kurallarına göre belirlenir. Suçun üç veya daha fazla kişiyle ya da örgüt çerçevesinde işlenmesi ise yukarıda açıklanan ağırlaştırıcı hallere (TCK 188/5) yol açar.

İçtima ve Kenevir Ekme

Aynı olayda birden fazla seçimlik hareketin gerçekleşmesi kural olarak tek suç oluşturur. Buna karşılık, izinsiz kenevir ekme fiili 2313 sayılı Kanun’un 23. maddesinde ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir ve TCK 188 veya TCK 191 ile arasında gerçek içtima ilişkisi doğabilir. Örneğin kişi hem kenevir ekmiş hem de elde ettiği maddeyi satmışsa, bu iki fiil ayrı ayrı değerlendirilebilir. Bu ilişkinin somut olayda nasıl kurulacağı; ekimin amacı, elde edilen madde miktarı ve maddenin sonraki akıbeti gibi unsurlar dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir. İçtima kurallarının doğru uygulanması, toplam cezayı belirleyen önemli bir aşamadır.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Yaptırım, Müsadere, Tutuklama ve Zamanaşımı

Müsadere

Suça konu uyuşturucu ve uyarıcı maddeler ile suçun işlenmesinde kullanılan eşya ve suçtan elde edilen kazançlar hakkında müsadere (eşya ve kazanç müsaderesi) hükümleri uygulanır. Müsadere bir güvenlik tedbiridir ve mahkûmiyetin yanında ayrıca hükmedilir.

Uyuşturucu Ticareti Cezası Nasıl Belirlenir?

Mahkeme, cezayı belirlerken önce fiile uyan fıkranın alt ve üst sınırları arasında bir temel ceza saptar; bunu yaparken suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, maddenin miktarı ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı gibi ölçütleri dikkate alır. Ardından, varsa nitelikli haller (madde türü, 200 metre kuralı, örgüt, sağlık meslek mensubu sıfatı) uygulanarak ceza artırılır. Son aşamada ise indirim sebepleri (örneğin etkin pişmanlık veya takdiri indirim) değerlendirilir. Bu kademeli belirleme nedeniyle, aynı suç tipinde dahi somut olaya göre çok farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.

Birden fazla kişiye veya birden fazla kez gerçekleştirilen satış gibi durumlarda, fiilin tek suç mu yoksa zincirleme suç mu sayılacağı da cezayı etkiler. Bu değerlendirmelerin tamamı, dosyadaki delillerin bütünlüğü içinde yapılır.

Tutuklama Tedbiri

Cezanın ağırlığı nedeniyle TCK 188 suçlarında tutuklama tedbirine sık başvurulur; kanun, katalog suçlar bakımından tutuklama nedeninin varsayılabileceğini öngörür. Ancak tutuklama istisnai bir tedbirdir ve ölçülülük ilkesine tabidir; kuvvetli suç şüphesinin ve bir tutuklama nedeninin (kaçma şüphesi, delil karartma tehlikesi gibi) somut olayda gerçekten bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Tutuklama yerine adli kontrol gibi daha hafif tedbirlerin yeterli olup olmadığı da tartışılabilir. Tutuklamaya ve adli kontrole karşı itiraz yolları ile tahliye talepleri, savunmanın önemli bir parçasıdır. Soruşturma aşamasındaki koruma tedbirlerine ilişkin kararlar sulh ceza hâkimliğince verilir.

Dava ve Ceza Zamanaşımı

Cezanın üst sınırının yüksekliği, dava zamanaşımı süresini de uzatır; TCK 188/1 gibi ağır cezalı fiillerde bu süre önemli ölçüde uzundur. Mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra ise ceza zamanaşımı süreleri devreye girer.

Güncel Gelişme: 7571 Sayılı Kanun (11. Yargı Paketi)

25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7571 sayılı Kanun (“11. Yargı Paketi”), esas olarak infaz (cezanın yerine getirilmesi) mevzuatında değişiklikler yapmıştır. Bu düzenlemeler, TCK 188’in suç tanımını veya ceza aralıklarını değiştirmez; belirli tarihlerde işlenen suçlar bakımından infaz rejimini ilgilendirir ve terör, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile belirli ağır suçlar kapsam dışında tutulmuştur.

İnfaz düzenlemeleri kişiden kişiye ve suç tarihine göre farklı sonuçlar doğurabildiğinden, güncel durumun mutlaka doğrulanmış kaynaklar ve bir avukatın değerlendirmesiyle teyit edilmesi gerekir. Henüz yürürlüğe girmemiş veya nihai hali kesinleşmemiş düzenlemeler hakkında kesin ya da spekülatif bir sonuca dayanmak doğru olmaz; bu yazıda yalnızca yürürlüğe girmiş ve doğrulanmış düzenlemeler esas alınmıştır. Özellikle TCK 188 gibi ağır cezalı ve genellikle örgütlü suçlarla ilişkilendirilebilen fiillerde, infaz düzenlemelerinin kapsam dışı bıraktığı suç grupları bakımından ayrıca dikkatli bir değerlendirme yapılmalıdır.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

TCK 188 suçlarının cezası ağır olduğundan, bu suçlara ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Bu yönüyle, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngören ve asliye ceza mahkemesinde görülen TCK 191’den ayrılır; olayın hangi madde kapsamında değerlendirildiği, görevli mahkemeyi dahi değiştirir. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Ceza yargılamasının işleyişine ilişkin genel bilgi için ceza mahkemeleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçunda Soruşturma ve Savunma

Uyuşturucu ticareti soruşturmaları çoğu zaman arama, el koyma, iletişimin tespiti ve gözaltı gibi koruma tedbirleriyle başlar. Bu aşamada elde edilen delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplanmış olması büyük önem taşır; hukuka aykırı elde edilen deliller yargılamada kullanılamaz. Arama kararının usulüne uygunluğu, el konulan maddeye ilişkin tutanakların tutarlılığı ve kriminal/ekspertiz sürecinin doğruluğu, savunmanın üzerinde durması gereken teknik başlıklardır.

İfade ve sorgu aşamasında yapılan beyanlar, olayın TCK 188 mi yoksa TCK 191 kapsamında mı değerlendirileceğini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, susma hakkı da dâhil olmak üzere sahip olunan hakların bilinciyle hareket etmek ve müdafi (avukat) yardımından yararlanmak, sürecin en kritik anlarındandır. Cezanın ağırlığı nedeniyle tutuklama tedbirinin sık gündeme geldiği bu suçlarda, tutuklamaya ve adli kontrole itiraz, tahliye talepleri ve delillerin değerlendirilmesi, teknik ve dikkatli bir savunmayı gerektirir.

Her aşamada, somut olayın kendine özgü koşulları belirleyicidir; bu yazıdaki genel bilgiler, bireysel bir davanın nasıl sonuçlanacağına dair kesin bir öngörü sunmaz. Doğru strateji, dosyanın bütününün incelenmesiyle oluşturulur.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Analizleri

Uyuşturucu Madde İthalatı Suçunun Tamamlanma Anı, Teşebbüs Sınırı ve Eşya Müsaderesinde Hukuki Hata

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas: 2024/5282 – Karar: 2024/8017, Tarih: 24.10.2024

Kararın Özeti

Panama’dan İstanbul’a gelen kuryelerin taşınabilir şarj cihazları ile bilgisayarlarında toplam 2060 gram kokain ele geçirilmiş; bu maddeleri İstanbul’da teslim alacağı tespit edilen sanık ile kuryeler hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi sanıkların mahkûmiyetine karar vermiş, istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiştir. Temyiz aşamasında Yargıtay, bir sanığın feragat nedeniyle temyiz istemini incelenmeksizin iade etmiş; diğer sanık yönünden ise suçun tamamlandığı gerekçesiyle esasa ilişkin itirazları reddetmiştir. Ancak Yargıtay, suçta kullanılan cep telefonlarının müsaderesinde TCK m. 54/4 yerine TCK m. 54/1 uyarınca karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünü düzelterek onamıştır.

Maddi Vakıa ve Suçun Sübutu Yönünden Değerlendirme

Sınır aşan uyuşturucu ticareti operasyonlarında, fiziki uyuşturucuyu taşımayan ancak arka planda organizasyonu veya teslimatı yöneten faillerin cezai sorumluluğu sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Somut olayda sanık, kendisinin sadece bir üçüncü şahsa yardım amacıyla kuryelere yönlendirildiğini ve uyuşturucuyla bağı olmadığını ileri sürmüştür. Yargıtay, bu noktada hayatın olağan akışı kriterini devreye sokmuştur. Sanığın, kendisini yönlendirdiğini iddia ettiği şahsın açık kimliğini ve adresini bildirememesi savunmasını çürütmüştür. Kuryelerin telefonunda yapılan dijital incelemelerde, şifreli haberleşme uygulaması (Signal) üzerinden teslimat detaylarının, “Patron” olarak adlandırılan organizatörün talimatlarının ve sanığın “2 dakika içinde oradayız” şeklindeki mesajlarının tespiti, fiili hakimiyet ve suça iştirak iradesini tereddütsüz ortaya koymuştur.

Hukuki Nitelendirme: Teşebbüs ve İştirak İlişkisi

Kararda, uyuşturucu madde ithalatı suçunun (TCK m. 188/1) maddi unsurları ve nitelikli halleri yönünden önemli hukuki tespitler yapılmıştır:

  • Suçun Tamamlanma Anı (Teşebbüs İtirazı): Sanık müdafi, maddelerin alıcıya tam olarak teslim edilmeden yakalanması nedeniyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını ileri sürmüştür. Yargıtay bu itirazı yerinde görmemiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük kapısından, karasularından veya hava sahasından geçerek ülke sınırlarına giriş yapmasıyla ithal suçu tamamlanır. Maddenin iç piyasaya dağıtılması veya alıcısına fiilen ulaşması suçun tamamlanması için şart değildir. Somut olayda kokain uçakla İstanbul’a getirilerek ülke sınırlarına sokulduğu an suç bitmiştir; sonraki yakalama eylemi suçu teşebbüse dönüştürmez.
  • Nitelikli Hal (TCK m. 188/5): Suçun en az üç kişi tarafından birlikte işlenmesi hali cezayı yarı oranında artıran nitelikli bir unsurdur. Dosyadaki iki kurye ve maddeleri teslim alacak olan sanığın organize bağının ve ortak suç işleme iradesinin kanıtlanmasıyla üç kişilik ölçüt doldurulmuş ve artırım yerinde bulunmuştur.
  • Alt Sınırdan Uzaklaşma Gerekçesi: Ceza tayin edilirken ele geçirilen uyuşturucunun nevi (Kokain) ile brüt miktarının (2 kilonun üzerinde olması) oluşturduğu kamusal tehlikenin ağırlığı, TCK m. 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesini hukuken zorunlu kılmıştır.
“Uyuşturucu maddenin ülkemize giriş yaptığı ve akabinde yakalandığı anlaşılmakla uyuşturucu madde ithal etmek suçunun tamamlandığı anlaşılmakla sanık müdafinin teşebbüs aşamasında kaldığına dair itirazları yerinde görülmemiştir.”

Müsaderede Normatif Hata ve Düzeltilerek Onama

Kararın bozma ve düzeltme konusu yaptığı teknik kısım, eşya müsaderesine ilişkindir. Yerel mahkeme, suçta haberleşme aracı olarak kullanılan cep telefonları ve sim kartların TCK m. 54/4 uyarınca müsaderesine karar vermiştir. TCK m. 54/4, üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı başlı başına suç oluşturan eşyaların (örneğin kaçak silah, uyuşturucu madde vb.) müsaderesini düzenler. Oysa cep telefonları başlı başına yasaklı veya üretimi suç oluşturan eşyalar değildir; yalnızca kasti bir suçun işlenmesinde kolaylaştırıcı bir araç olarak kullanılmışlardır. Bu nedenle, suçun işlenmesinde kullanılan bu tür yasal eşyaların müsaderesi TCK m. 54/1 uyarınca yapılmalıdır. Yargıtay, bu normatif hatayı esası etkilemeyen bir hukuka aykırılık olarak görmüş, duruşma açılmasına gerek kalmaksızın hükmü “düzelterek onama” yoluyla karara bağlamıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas: 2024/5282 – Karar: 2024/8017, Tarih: 24.10.2024 Tam Metni

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2113 E., 2023/2115 K.

SUÇLAR : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme

HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2022 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun(5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası (a) bendi ile aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2023 tarihli kararı ile sanık … hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası (a) bendi ile aynı maddenin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 62 nci maddesi ile 61 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 30 yıl hapis ve 90.000,00 Tl adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık … hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası (a) bendi ile aynı maddenin beşinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca 22 yıl 6 ay hapis ve 45.000,00 Tl adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 21.09.2022 tarihli kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık … müdafii ile sanık … yönünden re’sen yapılan inceleme ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükümlerin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık …’in temyiz istemi;

Olayın sübutuna, savunma hakkının kısıtlandığına yeterli delil olmadığına ve atılı suçu işlemediğine ilişkindir.

Sanık … müdafiinin temyiz istemi;

Kararın gerekçesiz olduğuna olayın sübutuna, yeterli delil olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına kabul etmemekle birlikte sanık hakkında eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına, 5237 sayılı Kanun’un 188 nci maddesinin birinci ve beşinci fıkralarının uygulanma şartlarının oluşmadığına, cezanın asgari hadden ayrılarak tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

Sanık … müdafiinin temyiz istemi;

Beraat kararı verilmesi gerektiğine ve lehine hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

Dava konusu olay, olay günü Panama’dan İstanbul’a gelen şüpheli şahısların üst araması ve beraberinde bulunan eşyalarda yapılan aramada sanık … isimli şahsın taşınabilir şarj cihazları ve bilgisayarın yapılan kontrolünde içerisinde gizlenmiş vaziyette uyuşturucu maddelerden kokain olduğu düşünülen sayım ve tartımında toplam brüt ağırlığının 1020 (Binyirmi) gram madde tespit edildiği, temyiz dış sanık … … isimli şahsın taşınabilir şarj cihazları ve bilgisayarın yapılan kontrolünde içerisinde gizlenmiş vaziyette uyuşturucu maddelerden kokain olduğu düşünülen sayım ve tartımında toplam brüt ağırlığının 1040 (Binkırk) gram olduğu madde tespit edildiği, bu uyuşturucu maddeleri İstanbul’da sanık …’e teslim edecekleri bu suretle sanıkların uyuşturucu madde ithalatı yaptıkları iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. İlk Derece Mahkemesince; sanıkların birlikte kokain olan uyuşturucu maddeyi ithal ettikleri kanaatiyle atılı suçtan mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

2. El konulan maddeler üzerinde Gümrükler Muhafaza Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 18.10.2022 tarih ve 2022/368 sayılı Uzmanlık Raporunda söz konusu maddenin uyuşturucu maddelerden ”Kokain” içerdiğinin ve 2313 sayılı uyuşturucu maddelerin murakabesi Hakkında Kanunun hükümlerine tabi maddelerden olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.

3. Sanık … isimli şahsın kullanımında açık halde bulunan cep telefonunda signal isimli uygulamada AAaaaa bbbbb ismi ile kayıtlı +5545999609655 numaralı hatla mesajlaştığı ve mesaj kayıtları içerisinde Patron Cristian’ın malları teslim alacak şahsa kendisini tanıması için göndereceğini fotoğrafın yer aldığı ve … isimli şahsın’da 2 dakika içerisinde oradayız diye yanıt verdiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden,

Sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundan gönderdiği 01.07.2024 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden feragat ettiğini belirtmesi üzerine sanığın talebinin açıklattırılması istenilmiş, Maltepe 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunca düzenlenen 17.07.2024 tarihli ifade tutanağı ve İstanbul 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.10.2024 tarihli resen açılan celse ile tercüman huzurunda sanığın özetle “…dosyamın temyizden vazgeçme hakkımı kullanıyorum. sonuçlarından da şuanda tercüman aracılığıyla hukuki haklarımı öğrenerek haberdar oldum, hepsine okey veriyorum,” şeklindeki beyanları ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle temyiz incelemesi yapılmaksızın iade kararı vermek gerekmiştir.

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden,

İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına, suçun sübutuna, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, olaya ilişkin sanıklar … ve … savunmaları, uzmanlık raporları, sanık …’in telefon mesaj kayıtları, tanık beyanları, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediği bu hususta yeterli delil olduğu ve suçun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sanığın savunmasında … isimli şahıs tarafından yardım etmek maksatlı diğer sanıklara yönlendirdiğini uyuşturucu madde ile ilgisinin olmadığını savunmuş ise de … isimli şahsın açık kimlik bilgilerini veya adresini bildiremediği anlaşılmakla bu yöndeki savunması hayatın olağan akışın uygun bulunmamış ve itibar edilmemiştir.

Uyuşturucu maddenin ülkemize giriş yaptığı ve akabinde yakalandığı anlaşılmakla uyuşturucu madde ithal etmek suçunun tamamlandığı anlaşılmakla sanık müdafinin teşebbüs aşamasında kaldığına dair itirazları yerinde görülmemiştir.

5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca üç kişi veya daha fazla kişi tarafından eylemin gerçekleştirildiği anlaşılmakla sanık müdafiinin şartların oluşmadığına ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.

Sanık hakkında … ceza tayin edilirken ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı,suç konusunun önem ve değeri gibi hususlar gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla sanık müdafinin bu yöndeki itirazları da yerinde görülmemiştir.

Suçta kullanıldığı anlaşılan adli emanetin 2023/5060 sırasında kayıtlı cep telefonları ile simkartların 5237 sayılı Kanun’un 54/1. maddesi yerine, 54/4. maddesi uyarınca uyarınca müsaderesine karar verilmesi dışında hüküm de açıklanan gerekçeler ile tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

Belirlenen bu hususun ise Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR

A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği, temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden,

Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi16. Ceza Dairesinin,21.09.2023 tarihli ve 2023/2113 Esas, 2023/2115 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün, hüküm fıkrasının, suçta kullanılan eşyaların müsaderesiyle ilgili (D-2) nolu bendinde yer alan ” ..54/4…” ibaresinin çıkarılmasına yerine “…54/1” ibaresinin eklenmesi suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2024 tarihinde karar verildi. 

Uyuşturucu İthalatında İkrarın Zamanlaması ve Etkin Pişmanlık Sınırı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas: 2018/345 – Karar: 2020/73

Kararın Özeti

Sanığın içinde bulunduğu yolcu otobüsünde yapılan önleme araması neticesinde, çantasında gazetelere sarılmış paketler içerisinde reçeteye tabi ve uyuşturucu etkisi doğuran toplam 11 kg 850 gram ağırlığında (yaklaşık 79.000 adet) Klonazepam içeren hap ele geçirilmiştir. Yakalama anında susan sanık, üzerinden İranlı şahıslara ait iletişim ve para notları çıktıktan sonra hapları İran’dan getirdiğini ikrar etmiştir. İlk derece mahkemesi eylemi “uyuşturucu madde ithali” olarak nitelendirip mahkûmiyet kurmuştur. Özel Daire (Yargıtay 9. Ceza Dairesi), resmi makamların hapların yurt dışından geldiğini bilmediği aşamada sanığın kendi beyanıyla ithal suçunu ortaya çıkardığını, bu nedenle TCK m. 192/1 uyarınca ithalattan ceza verilemeyeceğini, eylemin iç piyasadaki “ticaret/nakil” suçunu oluşturacağını belirterek hükmü bozmuştur. Yerel mahkeme ise somut delillerle (İran riyali, yabancı isim/numara notları) suçun zaten anlaşıldığını, sanığın ikrarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunu savunarak direnmiştir.

Hukuki İhtilaf: TCK m. 192/1 Sınırları ve İthal Suçunun Belirlenmesi

Ceza Genel Kurulu önündeki temel uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK m. 188/1 kapsamında “uyuşturucu madde ithal etme” suçunu mu, yoksa TCK m. 192/1’deki şahsi cezasızlık sebebi (etkin pişmanlık) nedeniyle yalnızca TCK m. 188/3 kapsamında “uyuşturucu madde ticareti/nakli” suçunu mu oluşturduğudur. İhtilaf, cezasızlık sağlayan etkin pişmanlığın “resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce” gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında düğümlenmektedir.

Vakıaların ve Maddi Delillerin Analizi

Dosyadaki somut veriler, ikrarın niteliğini ve zamanlamasını belirlemek açısından kritik öneme sahiptir:

  • Arama ve İlk Tepki: Kolluk kuvvetleri arama kararını uygularken sanığın çantasında paketlenmiş hapları bulmuştur. Tutanak tanığı olan uzman jandarmanın beyanına göre, paketlerin içeriği ilk sorulduğunda sanık sessiz kalmış ve herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.
  • Üst Aramasındaki Somut Kanıtlar: Sanığın yapılan üst aramasında sadece haplar değil; yüklü miktarda İran riyali, dolar ve en önemlisi uyuşturucu ticaretinin organizasyonunu gösteren ajanda yaprakları ele geçirilmiştir. Notlarda “Ruşen’in teslim ettiği”, “Tebriz”, “İranlı şahısların telefonları” ve “yakalanan Mehmet Rustami” gibi doğrudan sınır aşan bir ticarete ve sevkiyata karine teşkil eden yazılı deliller saptanmıştır.
  • Zamanlama Unsuru: Sanık, hapların yurt dışı menşeili olduğuna dair bu belgeler kolluk tarafından ele geçirilip mülkiyet ve sevk ilişkisi netleştikten sonra “İran’daki bir eczaneden aldım” beyanında bulunmuştur. Dolayısıyla ithalat olgusu, sanığın soyut ve lütufkar bir itirafıyla değil, kolluğun ulaştığı maddi deliller zinciriyle somutlaşmıştır.

Etkin Pişmanlık (TCK m. 192/1) Yönünden Değerlendirme

TCK’nın 192. maddesinin birinci fıkrasının uygulanabilmesi için failin, resmi makamlar suçun işlendiğini veya ithal olgusunu henüz öğrenmeden önce suç ortaklarını ya da uyuşturucu maddelerin yerini/kaynağını bildirmesi gerekir. Buradaki kanuni amaç, devletin henüz ulaşamadığı bir suçu veya suçluyu adli mekanizmaya kazandırmaktır.

Somut olayda resmi makamlar, sanığın üzerindeki ajanda notları, yabancı para birimleri ve Ağrı/Doğubayazıt (sınır hattı) çıkışlı otobüs güzergahı bir arada değerlendirildiğinde, suç konusu devasa miktardaki (79.000 adet) yeşil reçeteli hapın yurt dışından illegal yollarla getirildiği yönünde yeterli şüpheye ve bilgiye zaten ulaşmıştır. Sanığın bu aşamadan sonra gelen beyanı, gizli kalmış bir ithalat suçunu sıfırdan “ortaya çıkaran” bir bildirim değil; ele geçen maddi deliller karşısında sıkışan failin, eylemi hafifletmeye (reçeteli ilaç, sara hastalığı bahanesi) yönelik bir savunma taktiğidir.

Sonuç

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun önündeki bu uyuşmazlıkta yerel mahkemenin direnme gerekçesi hukuken isabetlidir. Özel Daire’nin “başka delil yokken sanık kendi beyanıyla ithali ortaya çıkardı” yaklaşımı, dosyadaki İran riyallerini ve uyuşturucu sevkiyat notlarını göz ardı etmesi yönüyle eksiktir. Kolluğun elindeki mevcut belgelerle ithal olgusunu çözdüğü aşamada yapılan ikrar, TCK m. 192/1 anlamında cezasızlık sonucu doğuran bir etkin pişmanlık olarak kabul edilemez. Failin eylemi, üretimi resmi izne bağlı ilacı gümrük hattından ülkeye sokarak tamamlanan “uyuşturucu madde ithal etme” (TCK m. 188/1, 188/6) suçunu oluşturmaktadır.

Uyuşturucu İhracında Yabancı Ülke Mahkeme Beyanlarının Delil Niteliği ve Etkin Pişmanlık

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas: 2017/965 – Karar: 2020/257

Kararın Özeti

Sanık, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yaklaşık 2 kg eroin maddesi ile yakalanmış ve KKTC mahkemelerince yargılanarak mahkûm edilmiştir. İnfaz sonrası Türkiye’ye sınır dışı edilen sanık hakkında “uyuşturucu madde ihraç etme” suçundan Silifke Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Sanık Türkiye’deki yargılamada suçlamayı reddetmiş, uyuşturucuyu Türkiye’den götürmediğini savunmuştur. Yargıtay 20. Ceza Dairesi, sanığın KKTC kolluğundaki soyut beyanından dönmüş olmasını gerekçe göstererek beraat kararı verilmesi yönünde hükmü bozmuştur. Yerel Mahkeme ise sanığın ikrarını sadece kollukta değil, Girne Ağır Ceza Mahkemesinde de tekrarladığını, tır giriş-çıkış kayıtları ve tanık beyanlarının bu ikrarı doğruladığını belirterek direnmiştir.

Hukuki İhtilaf: İhraç Suçunun Sübutu ve Yabancı Mahkeme İkrarlarının Bağlayıcılığı

Ceza Genel Kurulu önündeki temel uyuşmazlık; sanığın KKTC’de ele geçirilen uyuşturucu maddeyi Türkiye’den ihraç edip etmediği, dolayısıyla TCK m. 188/1 kapsamında “uyuşturucu madde ihraç etme” suçunun somut delillerle sabit olup olmadığıdır. İkinci planda ise resmi makamların bilgisi yokken suçun ortaya çıkarılması nedeniyle TCK m. 192 anlamında “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmıştır.

Maddi Vakıaların ve Yan Delillerin Analizi

Ceza Genel Kurulu, sanığın “suçun tek delili kolluktaki müdafisiz beyanımdır” yönündeki savunmasını şu somut verilerle çürütmüştür:

  • Mahkeme Önündeki İkrar: Sanık, uyuşturucuyu borçları nedeniyle Mersin’den 20.000 TL karşılığında aldığını ve tır koltuğunun altında Kıbrıs’a geçirdiğini sadece kollukta değil, Girne Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada da hakim huzurunda açıkça itiraf etmiştir.
  • Objektif Kayıtlar (Gümrük ve Telefon Verileri): Sanığın ifadesinde belirttiği tır plakası ve seyahat takvimi, gümrük müdürlüğü kayıtlarıyla tam uyum göstermektedir. Olay tarihi olan 08.06.2005’te adaya giriş yaptığı, uyuşturucuyu emanet bıraktığını söylediği tarihte Türkiye’ye döndüğü resmi belgelerle sabittir.
  • Tanık Beyanları: Sanığın uyuşturucu paketini adada saklaması için bıraktığı tanık, sanığın tırla gelerek kendisine poşeti teslim ettiğini ve daha sonra telefonla arayarak “uyuşturucuyu terminale getir” dediğini doğrulamıştır. Telefon arama dökümleri (HTS) bu trafiği teyit etmiştir.

Etkin Pişmanlık (TCK m. 192) Yönünden Değerlendirme

Kararda, sanığın uyuşturucu maddeyi Türkiye’den ihraç ettiğine dair Türk adli makamlarının elinde hiçbir ihbar, şüphe veya delil bulunmadığı net bir şekilde tespit edilmiştir. İhraç olgusu, tamamen sanığın KKTC’deki yargılama sürecindeki kendi beyanlarıyla gün yüzüne çıkmıştır. Bu durum, TCK’nın 192. maddesinde düzenlenen “suçun resmi makamlarca haber alınmasından önce ortaya çıkarılması” kriteri kapsamında kalmaktadır. Genel Kurul, suçun sabit olduğuna karar vermekle birlikte, cezasızlık veya ceza indirimi öngören etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Sonuç

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yerel Mahkemenin direnme kararını esastan isabetli bulmuştur. Sanığın yabancı bir ülkedeki hakim huzurunda yaptığı ikrarın, gümrük kayıtları, HTS dökümleri ve tanık anlatımları gibi maddi delillerle desteklendiği durumlarda suçun sabit olduğu, sadece Türkiye’deki yargılamada inkara başvurulmasının suçu ortadan kaldırmayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak, Türk makamlarının meçhulü olan ihraç suçunu kendi beyanıyla ortaya çıkaran sanık hakkında TCK m. 192 (Etkin Pişmanlık) hükümlerinin uygulanma derecesinin takdiri ve hukuki denetimi için dosya Özel Daireye (Yargıtay 20. Ceza Dairesi) gönderilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas: 2017/965 – Karar: 2020/257 Tam Metni

“İçtihat Metni”

Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 20. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Ağır Ceza

Sayısı : 107-222

Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık …’ın, TCK’nın 188/1-4, 62, 52/2, 53 ve 188/2. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Silifke Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.12.2011 tarihli ve 49-457 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 20. Ceza Dairesince 18.02.2016 tarih ve 9530-911 sayı ile;

“Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan KKTC’de yakalanan, yargılanıp cezalandırılan ve cezasını infaz ettikten sonra sınır dışı edilen sanığın, suça konu uyuşturucu maddeyi Türkiye’den götürdüğüne ilişkin KKTC’de kollukta verdiği ve sonradan döndüğü soyut beyanları dışında, savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 10.05.2016 tarih ve 107-222 sayı ile; “…sanığın kolluktaki ikrarını Girne Ağır Ceza Mahkemesinde de tekrar ettiğinin Girne Ağır Ceza Mahkemesinin kararından anlaşıldığı, yine mahkememiz kararında da belirtildiği üzere sanığın 2 kg eroinle yakalanmış olması nedeniyle bu ikrarını da …’nın beyanlarıyla desteklendiği, sanığın ikrarının fiili durumla uyumlu olduğu” şeklindeki gerekçeyle direnerek, sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına oy çokluğu ile karar vermiştir.

Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı (sanık lehine) ile sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2016 tarih ve 271593 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 1196-1141 sayı ile; 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 20. Ceza Dairesince 06.07.2017 tarih ve 72-4247 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı uyuşturucu madde ihraç etme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

KKTC İçişleri Bakanlığının 21.03.2006 tarihli ve İBK.0.00/(30/68/290)-06 sayılı yazısı ile; T.C. ve T.C./KKTC uyruklu şahısların 31.10.2005-02.12.2005 tarihleri arasında KKTC’de işledikleri suçlarla ilgili belgelerin T.C. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dışilişkiler Genel Müdürlüğüne bildirildiği,

T.C. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dışilişkiler Genel Müdürlüğünün 30.05.2006 tarihli ve 043641 sayılı yazısı ile; “Eroin türünde uyuşturucu ithal etme, kanunsuz eroin türü uyuşturucu madde tasarrufu” suçlarından KKTC adli makamlarınca mahkûmiyet hükmü verildiği bildirilen sanık … ile ilgili açık kimlik bilgilerinin, hâlen nerede bulunduğunun, adli makamlarca yapılan işlemler ve sonuçlarının bildirilmesi ile soruşturma evrakı, bilirkişi raporu ve uyuşturucu maddenin Türkiye’den ihraç edilip edilmediğine ilişkin bilgiler ve elde edilmişse buna dair kanıtların temin edilerek iletilmesinin istenildiği,

KKTC. Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı Polis Genel Müdürlüğünün 16.08.2006 tarihli ve 03/3-1-06-129 sayılı yazısı ile; … aleyhine 08.06.2005-15.06.2005 tarihlerinde, Girne ve Lefkoşa’da işlemiş olduğu kanunsuz uyuşturucu madde (eroin) ithal, tasarrufu ve verme suçları ile ilgili olarak soruşturma başlatılıp tutuklandığının ve aleyhinde Lefkoşa C/716/2005 ve Girne C/361/2005 sayılı dosyalar tanzim edilen sanık …’ın mahkemeye sevk edildiğinin, sanık …’ın tasarrufunda bulunan söz konusu uyuşturucu maddeyi 08.06.2005 tarihinde kullanımında bulunan…plaka sayılı TIR içerisinde … Limanı üzerinden getirip Girne Turizm Limanı’ndan KKTC’ye ithal ettiğinin tespit edildiğinin, işlemiş olduğu suçlar ile ilgili olarak 02.12.2005 tarihinde Girne Ceza Mahkemesinde yargılaması yapılan sanık …’ın toplam 9 yıl hapis cezasına çarptırıldığının bildirildiği,

T.C. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dışilişkiler Genel Müdürlüğünün 30.11.2006 tarihli ve 96874 sayılı yazısı ile; … hakkında gerekli işlemlerin yapılması için durumun Silifke Cumhuriyet Başsavcılığına bildirildiği,

Sanık … hakkında; Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2011 tarihli ve 225-25 sayılı iddianamesi ile; “Şüphelinin olay tarihinde üzerinde bulunan söz konusu uyuşturucu maddeyi 08 Haziran 2005 tarihinde kullanımında bulunan…plakalı tırın şoför koltuğunun altına koyarak … Limanı üzerinden Girne Limanı’na geçirdiği, daha sonra uyuşturucu maddeyi Lefkoşe terminal bölgesinde satmak istediği sırada sivil polislerce üzerinde ve aracında yapılan aramada 1 kilo 968 gram 380 miligram ağırlığında uyuşturucunun ele geçirildiği anlaşılmakla, şüphelinin mahkemenizde yargılamasının yapılarak eylemine uyan yukarıda yazılı sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi” istemiyle kamu davası açıldığı,

KKTC Girne Polis Müdürlüğü görevlisi Polis Memuru …’in tahkikat memuru sıfatıyla düzenlediği tafsilatlı raporda;

TIR şoförlüğü yapan ve 06.06.2005 tarihinde Mersin’de bulunan sanık …’ın, altı ay kadar önce Kıbrıs’ta bulunduğu bir sırada … isimli bir şahsın kendisine söylediği “Eroin bulabilirsen Rum tarafına götürüp satabilirim” sözünü hatırlayıp Kıbrıs’a uyuşturucu götürüp satmaya karar verdiği, Mersin’de soyadını bilmediği Muharrem isimli şahıstan 20.000 TL karşılığında satın aldığı iki paket eroini evine götürdüğü,

07.06.2005 tarihinde …’nda bulunan ve kullandığı…plaka sayılı TIR’ın şoför koltuğu altında eroin paketlerini gizlediği,

08.06.2005 tarihinde…plaka sayılı TIR ile Girne Turizm Limanı’ndan KKTC’ye giriş yaparak eroin paketlerini gümrükten geçirip Lefkoşa’ya getirdiği,

08.06.2005-10.06.2005 tarihleri arasında, … isimli şahsı aramasına rağmen ulaşamayan sanığın eroini satmak için müşteri aradığı,

10.06.2005 tarihinde TIR ile Türkiye’ye dönüş yapması gereken sanığın, Gönyeli’de oturan arkadaşı …’nın iş yerine gidip “Ben Türkeye’ye gidiyorum, senin yanında kalsın” diyerek adı geçen şahsa eroin paketlerini verdiği, aynı gün Girne Turizm Limanı’ndan çıkış yaparak Türkiye’ye geldiği,

TIR’ı Türkiye’de bıraktıktan sonra müşteri bulup eroini satmak için 13.06.2005 tarihinde Girne Turizm Limanı’ndan KKTC’ye giriş yaptığı,

13.06.2005-15.06.2005 tarihleri arasında eroini satmak için müşteri aradığı,

15.06.2005 tarihinde arkadaşı …’nın çalıştığı Güzelyurt anayolu üzerindeki Star Krom isimli iş yerine giden sanığın, eroini bugün kendisinden alabileceğini adı geçene söyleyerek iş yerinden ayrıldığı, aynı gün saat 11.00 sıralarında sanığın kullandığı … numaralı GSM hattından …’nın kullandığı … numaralı GSM hattını arayan sanığın “Uyuşturucuyu al ve terminalin yanına gel” dediği, …’nın da iş yerinde muhafaza ettiği eroini alıp iş yerine ait… plaka sayılı aracın arka koltuğunun paspasları üzerine koyarak yola çıktığı,

Aynı gün saat 11.20’de, Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğünce Lefkoşa Otobüs Terminali civarında uyuşturucu madde alış verişi yapılacağı bilgisine ulaşıldığı,

Sanık ile …’nın otobüs terminalinin yan tarafında buluştukları, …’nın iş yerine ait olan ve içerisinde eroin paketleri bulunan… plaka sayılı aracı sanığa teslim ettiği, aracı alan sanığın otobüs terminali içindeki Belça Süpermarket isimli iş yerinin batı tarafındaki boş alana gidip aracı park ederek beklemeye başladığı,

Alınan bilgi üzerine bölgeyi gözetlemekte olan Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü görevlilerinden … ve…’in saat 13.00 sıralarında, boş alanda park hâlinde duran… plaka sayılı araç içerisinde şüpheli ve tedirgin şekilde durmadan sağını solunu gözetleyen sanığı görüp yanına gittikleri, araçtan aşağı indirdikleri sanığa kanunsuz bir şey bulundurup bulundurmadıklarını sordukları, cevap alamamaları üzerine araç içinde yaptıkları aramada arka paspas üzerindeki poşet içinde bulunan iki paket eroin olduğu değerlendirilen maddeyi buldukları, sorduklarında sanığın “Eroindir, arkadaşım Sedat’a vermiştim, geri aldım” dediği,

16.06.2005 tarihinde yapılan araştırmada, sanığın 08.06.2005 tarihinde…plaka sayılı TIR ile Girne Turizm Limanı’ndan KKTC’ye girip 10.06.2005 tarihinde çıkış yaptığı, 13.06.2005 tarihinde tekrar aynı limandan KKTC’ye giriş yaptığı,

Rumeli Telekom AŞ’den alınan 18.08.2005 tarihli telefon dökümleri incelendiğinde, …’nın kullanımında olan … numaralı GSM hattının …’a ait olduğu, 15.06.2005 tarihinde sanığın kullanımında olan … numaralı GSM hattı ile toplam (5) adet görüşmesinin bulunduğu,

… isimli şahıs ile ilgili yapılan araştırmada, bu isimde (4) farklı şahsın KKTC’ye giriş yaptığı, sadece birisinin KKTC’de olduğu, ancak şahsın hâlen bulunamadığı, hakkında derdest emri temin edildiği,

Hususlarına yer verildiği,

KKTC Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Devlet Laboratuvarı Dairesi Müdürlüğünde görevli Kimyager Doğuş Elmas tarafından düzenlenen 22.06.2005 tarihli rapora göre; suç konusu maddenin toplam 1968,38 gram EROİN (Diamorphine) olduğu,

Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ’nin 17.04.2009 tarihli yazısına göre; … numaralı GSM hattının Melek Dalkılınç adına (Yenipazar Mh. 6060 SK. No: 61 Mersin) kayıtlı bulunduğu,

Girne Ağır Ceza Mahkemesinin 02.12.2005 tarih ve 3662/2005 sayılı gerekçeli karar örneğinin dosyada mevcut olduğu,

Sanık … hakkında, eroin türü uyuşturucu madde ithal ve tasarrufu suçlarından yapılan yargılama sonucunda ayrı ayrı 9 yıl hapis cezasına, cezaların birlikte çektirilmesine hükmolunduğu,

Polis Memurları … ve…’in, KKTC Polis Örgütünde verdikleri ifadelerininde, …’in tahkikat memuru sıfatıyla düzenlediği tafsilatlı raporunu doğrular şekilde beyanda bulundukları,

Anlaşılmıştır.

Tanık …’ın, KKTC Polis Örgütünde verdiği 22.08.2005 tarihli ifadesinde; kendisine ait olan … numaralı GSM hattını kardeşi …’a verdiğini, uyuşturucu ile ilgili bilgisinin bulunmadığını,

Tanık …’ın, KKTC Polis Örgütünde verdiği 22.08.2005 tarihli ifadesinde; …’nın işçisi olduğunu, ED 551 plaka sayılı aracın kendisine ait olduğunu, işi gereği Sedat’ın bu aracı kullandığını, kardeşi …’a ait olan 542 886 44 08 numaralı GSM hattını da kullanması için Sedat’a verdiğini, uyuşturucu ile bir ilgisinin olmadığını,

Tanık …’ın, KKTC Polis Örgütünde verdiği 27.06.2005 tarihli ifadesinde; EY 34 plaka sayılı TIR’ı satın aldığını, bu aracın şoförü olan sanıktan kendisi ile çalışmaya devam etmesini istediğini, 2-3 defa yük götürmesi için Türkiye’ye gönderdiğini, sanığın en son 10.06.2005 tarihinde Türkiye’ye gittiğini, 13.06.2005 tarihinde aradığında amcasının cenazesi nedeni ile Adıyaman/Gölbaşı’nda olduğunu, sonrasında Kıbrıs’ta yakalandığını öğrendiğini, kendisinin uyuşturucudan bir bilgisi olmadığını,

Tanık …’nın, KKTC Polis Örgütünde verdiği 23.06.2005 tarihli ifadesinde; Türkiye-KKTC arasında TIR şoförlüğü yapan sanığı yaklaşık bir yıldır tanıdığını, 10.06.2005 tarihinde iş yerine TIR ile gelen sanığın “Ben Türkiye’ye gidiyorum, senin yanında kalsın” diyerek içerisinde eroin olduğunu söylediği poşeti kendisine bıraktığını, KKTC’ye geri gelip alacağını söylediğini, 15.06.2005 tarihi sabahı iş yerine gelen sanığın eroini bugün alabileceğini söyleyerek ayrıldığını, saat 11.00 gibi arayıp “uyuşturucuyu al ve terminale gel” dediğini, eroini poşet içinde şirkete ait… plaka sayılı aracın arka paspası üzerine koyup sanığın yanına gittiğini, arabayı alan sanığın “eroini götürüp geleyim, seni biraz sonra ararım” diyerek yanından ayrıldığını, yarım saat sonra polislerin kendisini Belça Süpermarket yanında yakaladıklarını,

Beyan ettikleri,

Sanığın, 15.06.20015 tarihinde KKTC’de karakolda verdiği ifadesinde; EY 034 plaka sayılı TIR ile Girne-Türkiye arasında yük taşıdığını, Kıbrıs’ta bulunduğu bir sırada … isimli şahsın “eroin bulabilirsen Rum tarafına götürüp satabilirim” dediğini hatırlaması üzerine, borçlarını ödemek için eroin alıp Kıbrıs’ta satmaya karar verdiğini, 06.06.2005 tarihinde Muharrem isimli şahıstan 20.000 TL karşılığında Mersin’de iki paket eroin alarak evine koyduğunu, 08.06.2005 tarihinde eroini…plaka sayılı TIR’ın şoför koltuğunun altına gizleyerek Girne Limanı’ndan Kıbrıs’a getirdiğini, iki gün … isimli şahsı aradığını ancak bulamadığını, 10.06.2005 tarihinde Türkiye’ye dönmesi gerektiği için arkadaşı …’nın çalıştığı iş yerine gidip naylon poşet içerisindeki eroini verdiğini, dönüşte birisini bulup eroini vereceğini söylediğini, Sedat’ın da kabul ettiğini, daha sonra TIR ile yurt dışına çıkış yapıp TIR’ı Türkiye’de bırakarak 13.06.2005 tarihinde Kıbrıs’a geldiğini, eroini satmak için müşteri aradığını, 15.06.2005 tarihinde Lefkoşa’da terminal bölgesinde olduğu bir sırada Sedat’ı arayarak eroini terminale getirmesini istediğini, yarım saat kadar sonra Sedat’ın çalıştığı iş yerine ait araçla terminalin yan tarafına geldiğini, arabayı alıp içerisindeki eroini satmak için terminalin içine gittiğini, bu sırada yanına gelen sivil polislerin yaptıkları aramada arabanın arka koltuğu önündeki paspasların üzerindeki eroini bulduklarını, sattıktan sonra Sedat’a biraz harçlık vereceğini, …’nın kendisine uyuşturucu getirmesi için para vermediğini, getireceğinden de haberinin olmadığını,

Girne Ağır Ceza Mahkemesinde; bu suçu imkânsızlıktan dolayı işlediğini, evli ve birisi 16, birisi 13 diğer ikisi de 11 yaşında dört çocuk babası olduğunu, çocuklarının okula gittiklerini, Türkiye-Kıbrıs arasında TIR şoförlüğü yaptığını, Türkiye’deyken borçlarının bulunduğunu, borçlarını ödeyebilmek için biraz daha borç alıp 20 milyar TL ödeyerek uyuşturucu madde aldığını, birinin isteği üzerine bu uyuşturucuyu getirdiğini, bu sayede borçlarını kapatabileceğini düşündüğünü,

Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada bu beyanlarından farklı olarak; Kıbrıs polisine verdiği ifadesinin bir kısmının kendisine ait olmadığını, Mersin’den çıkarken üzerinde herhangi bir uyuşturucu madde bulunmadığını, … isimli şahsın Girne’den Lefkoşa’ya götürmek üzere bir paket verdiğini, içerisinde ne olduğunu sorduğunda “Önemli değil, sen bu paketi Lefkoşa’ya götür, orada ben seni arayacağım” dediğini ama kendisini arayan olmadığını, Türkiye’ye dönmesi gerektiği için paketi …’ya bıraktığını, …’nın araması üzerine TIR’ı Türkiye’de bırakarak gemi ile tekrar KKTC’ye geldiğini, Sedat’tan paketi otogara getirmesini istediğini, …’ya paketi veremeden polislerin kendisini yakaladıklarını, paketin kendisine ait olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini,

Kovuşturmada ise; suçlamayı kabul etmediğini, yurtdışına uyuşturucu madde ihraç etmediğini, olay tarihinde aracıyla Kıbrıs’a mal götürdüğünü, daha önce kumarhanede tanıştığı arkadaşı …’nın Girne’de bir paket verip “Bunu Lefkoşa’ya otogar civarına götürür müsün? Sen orada bekle, gelip senden paketi alacaklar” dediğini, kendisinin de iyilik olsun diye götürdüğünü, otogar civarında uzunca bir süre beklemesine rağmen paketi teslim alacak kişinin gelmediğini, beklerken polislerin gelip kendisini yakaladığını, paketin içinde eroin olduğunu bilmediğini, bu suçtan dolayı KKTC’de yargılandığını, 9 yıl ceza aldığını, 4 yılını cezaevinde geçirdiğini,

Savunmuştur.

TCK’nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin suç tarihininde yürürlükte bulunan 1. fıkrası;

“(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklindedir.

“İhraç” Türk Dil Kurumu Güncel Sözlüğünde; “Çıkarma, dışarıya atma” ve “Yurt dışına mal satma” şeklinde, öğreti ve uygulamada ise “Uyuşturucu ve/veya uyarıcı maddelerin, izinsiz olarak yurt dışına çıkartılması” olarak tanımlanmaktadır.

Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümünü ifade eden “ülke” kavramı, devletin kara ülkesi ile beraber nehir, göl, karasuları ve hava sahasını kapsadığı gibi yeryüzünün altı ile kıta sahanlığı da “ülke” içerisinde yer almaktadır.

TCK’nın 188. maddesinin birinci fıkrasında uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerin ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi suç olarak düzenlenmiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin “ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak” ülke dışına çıkarılması durumunda 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçlardan “uyuşturucu madde ihraç etme” suçu oluşacaktır. Uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin, gümrük kapısından ya da gümrük kapısı dışındaki kara, deniz ve hava sınırlarının herhangi bir yerinden ülke dışına çıkarılmasının bir önemi yoktur. Eylemin “kullanma dışında bir amaçla” gerçekleştirilmesi durumunda “uyuşturucu madde ihraç etme” suçu oluşacaktır.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imâl ve ticareti suçlarında etkin pişmanlığı düzenleyen TCK’nın 192. maddesinin suç ve karar tarihininde yürürlükte bulunan 1 ve 3. fıkraları;

“(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.” hükümlerini içermektedir.

Maddenin gerekçesinde de; “Maddede, uyuşturucu veya uyarıcı maddelere ilişkin suçlar bakımından özel bir pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, diğer suç ortakları ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerler hakkında bilgi vermesi ve verilen bilginin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir. Bu düzenlemede, etkin pişmanlık cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir şahsî sebep olarak kabul edilmiştir.

Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir…” açıklamalarına yer verilmiştir.

Etkin pişmanlık hâlinde eylem suç olmaktan çıkmamaktadır. Bu durum cezayı kaldıran veya azaltan şahsi bir neden olarak düzenlenmiştir. Duyulan pişmanlık ve eylemin sonuçlarının bir kısmının bertaraf edilmesi nedeniyle faile ceza verilmemesi veya verilecek cezadan indirim yapılması söz konusu olmaktadır.

Maddenin birinci fırkasında, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile uğraşan kişilerin, yetkili makamların suçun işlendiğini haber almalarından önce suç ortaklarını ve suç konusu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yeri bildirerek etkin pişmanlıkta bulunmaları hâli cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir neden olarak düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile uğraşan kişilerin, suçun işlendiğinin resmî makamlar tarafından haber alınmasından sonra, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi hâli cezadan indirim yapılması nedeni olarak hüküm altına alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında düzenlenen cezasızlık durumunda resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce ihbar ve yardım yapılması gerekirken, üçüncü fıkrasında düzenlenen ve indirim nedeni olarak kabul edilen etkin pişmanlıkta resmi makamlarca haber alınmasından sonra işbirliği yapılması aranmaktadır.

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imalinin, ticaretinin ve kullanımının, genel sağlığı bozmanın ötesinde kullanıcısının sağlığını, kişiliğini, toplumsal ilişkilerini tahrip etmesi, genel ahlakı etkilemesi, şiddet içeren birçok suçun kaynağı ve öncüsü, yarattığı ulusal ve uluslararası pazar ağları nedeniyle zorunlu ve öncelikle mücadele edilmesi gerektiren tehlike suçlarından olması ile bu suçların önlenmesi ve ortaya çıkartılmasındaki zorlukları da gözeten kanun koyucu, söz konusu suçlarla daha iyi mücadele edilebilmesi ve daha fazla başarı sağlanabilmesi amacıyla, suç ortaklarını ele veren veya suçun delillerinin ele geçirilmesini sağlayan faili ödüllendirmiştir. Bu kapsamda, gerek “cezasızlık” nedeni gerekse “cezadan indirim” sebebi olarak TCK’nın 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılması şeklinde ortaya çıkan, bu suçlarla mücadele edilmesi sırasında karşılaşılan zorlukları aşmaya yönelik bir tercihtir.

Uyuşturucu madde suçlarıyla mücadele kapsamında bu şekilde bir tercihte bulunan kanun koyucu, TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkrasında; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişinin, diğer suç ortaklarını veya suç konusu maddenin saklandığı ya da imal edildiği yerleri merciine haber vermesini, diğer bir anlatımla bu suçların failini, aynı suça katılan veya söz konusu suçu bağımsız olarak işleyen diğer bir faili ya da kendi suçunu ortaya çıkarmasını, aynı maddenin 2. fıkrasında; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vermesi veya kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırmasını, diğer bir ifadeyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun failini ortaya çıkarmasını ya da kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini sağlamasını bir cezasızlık nedeni, aynı maddesinin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasında ise; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ya da uyuşturucu madde imal veya ticareti suçlarını işleyen kişilerin, kendi suçlarının ya da diğer suç ortakları veya söz konusu suçları bağımsız olarak işleyen diğer bir failin suçunun ortaya çıkarılmasına hizmet ve yardım edilmesini cezadan indirim nedeni olarak düzenleme yoluna gitmiştir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

15.06.2015 tarihinde Lefkoşa’da bulunduğu sırada suç konusu uyuşturucu madde ile yakalandığı olayda; müdafisi bulunmaksızın KKTC’de alınan karakol ifadesinde suça konu uyuşturucu maddeyi Mersin’den temin etmesinin ardından kullandığı TIR ile 08.06.2005 tarihinde Girne Limanı’ndan KKTC’ye getirdiğini söylediği anlaşılan sanığın, bu beyanını Girne Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında da doğrulaması, KKTC’de alınan karakol ifadesinde beyan ettiği gibi 08.06.2005 tarihinde…plaka sayılı TIR ile Girne Turizm Limanı’ndan KKTC’ye girip 10.06.2005 tarihinde çıkış yaptığının ve 13.06.2005 tarihinde tekrar aynı limandan KKTC’ye giriş yaptığının incelenen kayıtlardan anlaşılması, tanık …’nın 10.06.2005 tarihinde iş yerine TIR ile gelen sanığın “Ben Türkiye’ye gidiyorum, senin yanında kalsın” diyerek içerisinde eroin olduğunu söylediği poşeti kendisine bıraktığını, KKTC’ye geri gelip alacağını söylediğini, 15.06.2005 tarihi sabahı iş yerine gelen sanığın eroini bugün alabileceğini söyleyerek ayrıldığını, saat 11.00 gibi arayıp “uyuşturucuyu al ve terminale gel” dediğini, eroini poşet içinde şirkete ait… plaka sayılı aracın arka paspası üzerine koyup sanığın yanına gittiğini, arabayı alan sanığın “eroini götürüp geleyim, seni biraz sonra ararım” diyerek yanından ayrıldığını, yarım saat sonra polislerin kendisini Belça Süpermarket yanında yakaladıklarını söylemesi, tanık Sedat’ın kullanımında olan … numaralı GSM hattı ile sanığın kullandığı … numaralı GSM hattı arasında 15.06.2005 tarihi itibarıyla (5) adet görüşme gerçekleştiğinin tespit edilmesi ile sanığın suç konusu uyuşturucu madde ile yakalanış şekli birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık ülkemizdeki soruşturma ve yargılama sırasında suç konusu uyuşturucu maddeyi Türkiye’den götürdüğünü kabul etmemiş ise de; sanığın KKTC’de müdafi bulunmaksızın alınan karakol ifadesini Girne Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama sırasında da doğrulayıp suç konusu uyuşturucu maddeyi Türkiye’den getirdiğini ikrar ettiğinin, uyuşturucu madde ihraç etme suçuna ilişkin tek delilin sanığın KKTC’de verdiği karakol ifadesi olmadığının, bu ifadenin Girne Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama sırasında da sanık tarafından doğrulandığının anlaşılması karşısında, sanığın “uyuşturucu madde ihraç etme” suçunu işlediğinin sabit olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığın “uyuşturucu madde ihraç etme” eyleminin sabit olduğuna ilişkin kabulü bakımından isabetli olduğuna, suç konusu uyuşturucu maddeyi Türkiye’den ihraç ettiğine ilişkin hiçbir bilgi ve delil bulunmadığı aşamada, KKTC’de alınan karakol ifadesi ve bu ifadeyi doğrulayan Girne Ağır Ceza Mahkemesindeki beyanı ile uyuşturucu madde ihraç etme suçunu ortaya çıkaran sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi ile sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmüne yönelik uygulamanın denetlenmesi bakımından dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 107-222 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığın “uyuşturucu madde ihraç etme” eyleminin sabit olduğuna ilişkin kabulü bakımından İSABETLİ OLDUĞUNA,

2- Dosyanın, suç konusu uyuşturucu maddeyi Türkiye’den ihraç ettiğine ilişkin hiçbir bilgi ve delil bulunmadığı aşamada, KKTC’de alınan karakol ifadesi ve bu ifadeyi doğrulayan Girne Ağır Ceza Mahkemesindeki beyanı ile uyuşturucu madde ihraç etme suçunu ortaya çıkaran sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi ile mahkûmiyet hükmüne yönelik uygulamanın denetlenmesi bakımından Yargıtay 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.06.2020 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi. 

Suç Tarihinde Yasal Kapsama Alınmamış Maddelerin Hukuki Statüsü ve TCK m. 188/6 Sınırları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Esas: 2023/89 – Karar: 2025/235

Kararın Özeti

Zonguldak’ta gerçekleştirilen önleme araması neticesinde sanığın üzerinde kargo poşetinden çıkardığı kot pantolonun ceplerinde yedi paket halinde 11,7 gram ağırlığında “XLR-11” adlı sentetik kanabinoid etken maddesi içeren bitki kırıntısı ele geçirilmiştir. İlk derece mahkemesi sanıkları uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûm etmiş, Yargıtay 10. Ceza Dairesi bu kararı onamıştır. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ele geçen maddenin suç tarihi olan 11.11.2013’te henüz 2313 sayılı Kanun kapsamında uyuşturucu madde ilan edilmediğini, bu maddenin suçtan sonra 16.12.2013 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile listeye alındığını saptamıştır. Başsavcılık, maddenin suç tarihindeki uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurma niteliğinin Adli Tıp Kurumu ve Sağlık Bakanlığı üzerinden araştırılarak TCK m. 188/6 (reçeteye/izne tabi uyuşturucu etkili madde) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle onama kararına itiraz etmiştir.

Hukuki İhtilaf: Kanunilik İlkesi ve Sentetik Maddelerin Sınıflandırılması

Ceza Genel Kurulu önündeki temel uyuşmazlık; suç tarihinde henüz uyuşturucu madde listelerine (2313 sayılı Kanun veya uluslararası cetveller) resmen dahil edilmemiş yeni nesil bir sentetik maddenin uyuşturucu ticareti suçuna konu edilip edilemeyeceği, bu durumun eksik araştırma teşkil edip etmediği ve TCK m. 188/6 uyarınca cezadan indirim öngören ara formülün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığıdır.

Hukuki Gerekçe ve Mevzuat Analizi

Kararda, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ceza hukukundaki yeri hem ulusal hem de uluslararası mevzuat çerçevesinde incelenmiştir:

  • Uyuşturucu Kavramının Esnekliği: 5237 sayılı TCK m. 188’de, hızla değişen ve çeşitlenen yapay/sentetik uyuşturucularla etkin mücadele edilebilmesi amacıyla uyuşturucu maddeler tek tek sayılmamış veya dar bir tanıma sıkıştırılmamıştır. Ancak bu esneklik, ceza hukukunun temel direği olan “suçta ve cezada kanunilik” ilkesini zedeleyemez.
  • Suç Tarihi Esası: Bir maddenin uyuşturucu madde ticareti suçunun (TCK m. 188/3) doğrudan konusu olabilmesi için, suçun işlendiği tarihte resmi olarak 2313 sayılı Kanun kapsamında yasaklanmış veya ilgili listelere alınmış olması zorunludur. Suçtan sonra yasal kapsama alınan maddeler, geriye dönük olarak doğrudan uyuşturucu madde sayılamaz.
  • TCK m. 188/6 Güvencesi: Kanun koyucu, doğrudan uyuşturucu madde listesinde yer almayan ancak üretimi izne, satışı reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu/uyarıcı etki doğuran maddelerin de kötüye kullanımını engellemek amacıyla 6. fıkrayı ihdas etmiştir. Bu fıkra uygulandığında sanığa verilecek cezada yarıya kadar indirim yapılabilmektedir.

Sonuç

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını haklı bulmuştur. Suç tarihinde yasal olarak uyuşturucu madde statüsünde bulunmayan “XLR-11” maddesi nedeniyle doğrudan TCK m. 188/3’ten mahkûmiyet kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece yapılması gereken; Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulundan ele geçen maddenin uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurup doğurmadığına ilişkin rapor alınması, ayrıca Sağlık Bakanlığından bu maddenin ithalinin/üretiminin resmi makam iznine veya reçeteye bağlı olup olmadığının sorulmasıdır. Bu araştırmaların ardından sanıkların hukuki durumunun TCK m. 188/6 uyarınca yeniden tayin edilmesi gerektiği vurgulanarak Özel Dairenin onama kararı kaldırılmış ve yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.

Suçüstü Yakalama ve Alıcı İkrarı Kapsamında Uyuşturucu Ticareti Suçunun Sübutu

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Esas: 2024/2966 – Karar: 2024/8486

Kararın Özeti

01.05.2021 tarihinde kolluk görevlilerince takibi yapılan sanığın, bir metruk binada elindeki poşette bulunan uyuşturucu maddeyi tanık A.Ö.’ye uzattığı, bu sırada A.Ö.’nün de sanığa 20,00 TL banknot uzatmakta olduğu esnada polis ekiplerince müdahale edilmiştir. Yapılan kriminal incelemede ele geçen maddenin sentetik kannabinoidler grubuna dahil “MDMB-4EN-PINACA” etken maddesini içerdiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesi sanığı uyuşturucu madde ticareti suçundan (TCK m. 188/3, 188/4-a, 62, 52/2) 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezasına mahkûm etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesinin ardından sanık müdafiinin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay tarafından incelenmiştir.

Hukuki İhtilaf: Delillerin Değerlendirilmesi ve Suçun Sübutu

Temyiz aşamasındaki temel uyuşmazlık, sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunup bulunmadığı; mahkûmiyet hükmünün hukuka uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Hukuki Gerekçe ve Mevzuat Analizi

Daire, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin mahkûmiyet yönündeki kararlarını ve delil değerlendirmelerini yerinde bularak şu hukuki gerekçelere dayanmıştır:

  • Suçüstü Olgusu ve Kolluk Tespiti: Suç tarihinde kolluk görevlilerinin takibi neticesinde sanığın metruk binada uyuşturucu satmaya çalıştığı esnada müdahale edilmiş olması, uyuşturucunun sanığın doğrudan avucunun içinden ele geçirilmiş olması fiili bir suçüstü (meşhut suç) durumunu ortaya koymaktadır.
  • Tanık ve Alıcı Beyanlarının Tutarlılığı: Olay günü sanıktan uyuşturucu madde satın almak üzere orada bulunduğunu ve tam uyuşturucuyu alacakken polisin müdahale ettiğini beyan eden tanık A.Ö.’nün ikrar niteliğindeki ifadesi ile tutanak mümzii polis memurlarının anlatımları tamamen örtüşmektedir.
  • Etken Maddenin Nitelikli Hal Kapsamı: Kriminal rapor ile uyuşturucu maddenin sentetik kannabinoid (MDMB-4EN-PINACA) olduğunun belirlenmesi üzerine, cezada artırım öngören TCK m. 188/4-a maddesinin uygulanması hukuka uygun bulunmuştur.

Sonuç

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, dosyadaki olay tutanağı, kriminal raporlar, tutanak tanığı polislerin beyanları ve alıcı tanık A.Ö.’nün ifadesinin sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarını kesin olarak çürüttüğüne hükmetmiştir. Kanunun aradığı sübut koşullarının eksiksiz gerçekleştiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı hukuka uygun bulunmuş ve sanık hakkındaki hükmün oy birliğiyle onanmasına karar verilmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Uyuşturucu ticareti cezası ne kadardır?

Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi imal, ithal veya ihraç eden kişi yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasıyla; ülke içinde satan, nakleden veya ticaret amacıyla bulunduran kişi ise on yıldan az olmamak üzere hapis cezasıyla cezalandırılır. Ayrıca yüksek adli para cezası verilir. Madde türü, mesafe, örgüt gibi nitelikli haller cezayı daha da artırır.

Uyuşturucu ticareti suçunda erteleme veya denetimli serbestlik var mı?

Hayır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik imkânı yalnızca kullanmak için bulundurma suçuna (TCK 191) özgüdür. TCK 188 kapsamındaki ticaret suçlarında bu imkânlar bulunmaz.

Kullanım için bulundurma ile ticaret nasıl ayrılır?

Ayrım; madde miktarı, maddenin bulunduğu yer ve bulundurulma biçimi (küçük eşit paketler, hassas terazi, çok sayıda ambalaj gibi) ve satışa yönelik diğer deliller birlikte değerlendirilerek yapılır. Hiçbir ölçüt tek başına belirleyici değildir; ticaret için doğrudan kast aranır ve şüphe halinde sanık lehine yorum yapılır.

Uyuşturucu ticareti suçuna hangi mahkeme bakar?

Cezanın ağırlığı nedeniyle TCK 188 suçlarına ağır ceza mahkemesi bakar. Soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür.

Sağlık meslek mensubunun uyuşturucu suçunda cezası artar mı?

Evet. Suç; tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner gibi sağlık meslek mensupları tarafından işlenirse ceza yarı oranında artırılır (TCK 188/8).

Uyuşturucu ticareti suçunda etkin pişmanlık cezayı kaldırır mı?

Suça iştirak eden kişi, resmî makamlar haber almadan önce diğer suç ortaklarını ve maddenin bulunduğu yeri bildirir ve bu bilgi yakalamayı/ele geçirmeyi sağlarsa ceza verilmez (TCK 192/1). Suç haber alındıktan sonra yardım halinde ise cezada indirim yapılır.

Şirket (tüzel kişi) faaliyetiyle işlenen uyuşturucu suçunda ne olur?

Suç bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenirse, tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (TCK 189). Suçu fiilen işleyen gerçek kişiler ise kendi fiillerinden ayrıca sorumlu olur.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu Değerlendirme

Uyuşturucu imal ve ticareti (TCK 188), Türk Ceza Kanunu’nun en ağır yaptırımlar öngören suçlarından biridir. Uyuşturucu ticareti cezasının ağırlığı, nitelikli hallerin çeşitliliği ve özellikle kullanım/ticaret ayrımının sonucu doğrudan belirlemesi, bu suçlarda savunmanın en baştan itibaren titizlikle kurulmasını zorunlu kılar. Ele geçirilen maddenin nitelendirilmesi, delillerin değerlendirilmesi ve tutuklama gibi koruma tedbirlerine itiraz, sürecin gidişatını belirleyen kritik başlıklardır.

Özetle: TCK 188, imal/ithal/ihraç fiillerinde yirmi yıldan otuz yıla, ülke içi ticaret fiillerinde on yıldan başlayan hapis cezaları öngörür; madde türü, mesafe, çok failli işleniş ve örgüt gibi nitelikli haller cezayı daha da ağırlaştırır; tüzel kişi faaliyetiyle işlendiğinde TCK 189 uyarınca güvenlik tedbirleri gündeme gelir. Buna karşılık, olayın gerçekte kişisel kullanıma yönelik olduğunun ortaya konulabilmesi, tabloyu TCK 191’in çok daha hafif rejimine taşıyabilir. Bu nedenle her dosyada, delillerin ve maddenin nitelendirilmesinin en baştan doğru ele alınması belirleyicidir.

TCK 188 kapsamında bir soruşturma veya kovuşturmayla karşı karşıyaysanız, haklarınızın korunması ve sürecin doğru yönetilmesi için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Avukat Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

2 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir