İçindekiler
Zehirli madde imal ve ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun 193. maddesinde düzenlenmiş olup içeriğinde zehir bulunan ve üretilmesi, bulundurulması, satılması veya nakledilmesi izne bağlı olan bir maddenin izinsiz olarak üretilmesi, bulundurulması, satılması veya nakledilmesi hâlinde iki aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörür. Kamunun sağlığına karşı suçlar bölümünde yer alan bu madde, tehlikeli maddelerin denetimsiz biçimde dolaşıma girmesini önlemeyi amaçlayan bir idari izin rejimini ceza yaptırımıyla güvence altına alır.
Bu yazıda, TCK 193 kapsamındaki zehirli madde imal ve ticareti suçunun unsurlarını, izne bağlılık esasını, cezasını, hangi tür maddelerin bu kapsama girdiğini, suçun sıkça karıştırıldığı zehirli madde katma (TCK 185), tehlikeli ilaç yapma-satma (TCK 187) ve uyuşturucu imal ve ticareti (TCK 188) suçlarından farkını, Yargıtay’ın konuya yaklaşımını ve gerçek bir uygulama örneğini ele alacağız. Bölümün bütününe genel bir bakış için Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar rehberimizden yararlanabilirsiniz.
Zehirli Madde İmal ve Ticareti Suçu (TCK 193) Nedir?
TCK 193, içeriğinde zehir bulunan ve faaliyeti belli bir izne bağlanmış olan maddelerle ilgilidir. Bu maddeler, taşıdıkları tehlike nedeniyle serbestçe üretilip satılamaz; üretimleri, bulundurulmaları, satışları veya nakilleri idari makamların iznine tabi tutulmuştur.
Suç, işte bu izin rejimine aykırı davranılması, yani söz konusu maddelerle ilgili faaliyetin gerekli izin alınmaksızın yürütülmesi hâlinde oluşur. Dolayısıyla kanun burada, maddenin bizzat kullanımını veya birine zarar verilmesini değil; tehlikeli maddelerin kontrolsüz biçimde dolaşıma girmesini engellemeyi amaçlar.
Suçun korunan hukuki değeri kamu sağlığıdır. Zehirli maddelerin denetimsiz biçimde üretilmesi, satılması veya taşınması, belirsiz sayıda kişinin sağlığını tehlikeye atabileceğinden, kanun bu faaliyetleri idari bir izin sistemine bağlamış ve bu sisteme aykırılığı cezai yaptırıma tabi tutmuştur. Suç, herhangi bir kişinin şikâyetine bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Bölümdeki en hafif ceza aralıklarından birine sahip olması, suçun daha çok idari düzene aykırılık boyutunu yansıtır.
Suçun Bölümdeki Yeri
TCK 193, kamunun sağlığına karşı suçlar bölümünde, gıda ve ilaç güvenliği ile ilgili suçların yanında yer alır. Bu madde, isim benzerliği nedeniyle sıkça zehirli madde katma (TCK 185) ve uyuşturucu imal ve ticareti (TCK 188) ile karıştırılır; oysa kapsamı ve amacı bunlardan farklıdır. Aşağıda göreceğimiz gibi, uygulamada bir başka karıştırma kaynağı da TCK 187’de düzenlenen kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçudur. Ayrıca, sağlık için tehlikeli maddelerin belirli kişilere temin edilmesini düzenleyen sağlık için tehlikeli madde temini (TCK 194) suçu ile birlikte, tehlikeli maddelerle ilgili bir suç grubu oluşturur.
Zehirli Madde İmal ve Ticareti Suçunun Unsurları
Fail
Suçun faili herhangi bir kişi olabilir; TCK 193 bakımından failin belirli bir sıfat taşıması aranmaz. Uygulamada fail çoğunlukla; izne bağlı zehirli veya kimyasal maddelerin üretimi, ticareti ya da taşınmasıyla uğraşan sınai işletme sahipleri, tarım ilacı satıcıları veya kimyasal madde ticaretiyle iştigal eden kişilerdir. Ancak failin bu faaliyetlerle profesyonel olarak uğraşması suçun oluşması için şart değildir; izne bağlı bir zehirli maddeyi izinsiz olarak üreten, satan, nakleden veya bulunduran herkes fail olabilir. Önemli olan, kişinin izin gerektiren bir faaliyeti gerekli izin olmaksızın yürütmesidir.
Failin belirlenmesinde, fiilin somut olarak kim tarafından gerçekleştirildiğinin ispatı belirleyicidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 08.01.2026 tarihli, 2025/6085 Esas ve 2026/234 Karar sayılı kararına konu olayda, ilaçlama işini bizzat yapan sanığın yanında, ona yalnızca aracıyla eşlik eden ve ilaçlama işlemine karışmayan diğer kişi hakkında da zehirli madde imal ve ticareti suçundan dava açılmış; ancak sanığın ilaçlama işlemini bizzat yapmadığı, sadece işlemi yapan kişiyi aracıyla götürdüğü ve bu savunmanın diğer sanık tarafından da doğrulanması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hakkında beraat kararı verilmiştir. Bu örnek, TCK 193 failliğinin salt fiziksel yakınlıkla değil, izne bağlı faaliyeti bizzat yürütme fiiliyle kurulduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Mağdur
Korunan değer kamu sağlığı olduğundan, suçun mağduru toplumun bütünüdür. Zehirli maddenin denetimsiz biçimde dolaşıma girmesi, belirsiz sayıda kişiyi risk altına soktuğundan, suç bireysel bir mağdura değil, geneli koruma amacına yöneliktir. Bu nedenle, herhangi bir kişinin fiilen zarar görmesi veya şikâyetçi olması suçun oluşması için gerekli değildir. Suç, tehlikeli maddelerin kontrol altında tutulmasına ilişkin kamusal düzeni korur.
Suçun Konusu
Suçun konusu, içeriğinde zehir bulunan ve faaliyeti belli bir izne bağlı olan maddedir. Buradaki iki unsur birlikte aranır: maddenin içeriğinde zehir bulunması ve söz konusu maddeyle ilgili faaliyetin (üretim, satış, nakil, bulundurma) mevzuatça bir izne tabi kılınmış olması. Yani her zehirli madde değil, yalnızca faaliyeti izne bağlanmış olan zehirli maddeler bu suçun konusunu oluşturur. Maddenin bu kapsama girip girmediği, ilgili idari düzenlemelere göre belirlenir. Bu yazının, söz konusu maddelerin temini, üretimi veya kullanımına dair hiçbir pratik bilgi içermediğini; yalnızca fiilin hukuki tanımını açıkladığını belirtmek gerekir.
Fiil
Suç, seçimlik hareketli bir suçtur ve kanunda sayılan fiillerden herhangi birinin izinsiz olarak gerçekleştirilmesiyle oluşur. Bu fiiller; izne bağlı zehirli maddeyi üretmek, bulundurmak, satmak veya nakletmek olarak sayılabilir. Bu hareketlerin ortak noktası, hepsinin izne tabi bir faaliyetin izinsiz yürütülmesi olmasıdır. Fiillerden yalnızca birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir; failin bu hareketlerin tamamını birlikte gerçekleştirmesi gerekmez. Örneğin izne bağlı bir zehirli maddeyi yalnızca izinsiz olarak nakletmek dahi suçu oluşturabilir.
İzin Rejimine Aykırılık: Çerçeve Norm Niteliği ve Yetkili İdari Mercii
TCK 193’ün en belirgin özelliği, bir çerçeve norm niteliği taşımasıdır. Yani madde, hangi zehirli maddelerin izne bağlı olduğunu ve iznin nasıl alınacağını kendisi ayrıntılı biçimde düzenlemez; bunun yerine, bu hususları belirleyen idari düzenlemelere atıf yapar. Bir maddenin izne tabi olup olmadığı, iznin kapsamı ve koşulları, ilgili mevzuat ve idari düzenlemelerle belirlenir. Ceza normu ise, bu izin rejimine aykırılığı yaptırıma bağlar.
Uygulamada en sık karşılaşılan izne bağlı zehirli madde grubu, tarımsal mücadelede kullanılan pestisitlerdir. Bu maddelerin ruhsatlandırma ve uygulama yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na aittir. Nitekim yukarıda değindiğimiz Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2025/6085 Esas, 2026/234 Karar sayılı kararına konu olayda, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünce düzenlenen teknik raporda, “Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan ruhsatlı olan ve Bakanlığın yetki verdiği uzman kişiler tarafından uygulanması gereken Aluminium phosphide aktif maddeli ilaçlar, depolarda ve ambarlarda zararlı böcek ile kemirgenlerin mücadelesinde kullanılan tablet şeklinde piyasaya sürülen bir pestisittir; yutulması ve solunması hâlinde öldürücü, cilt ile temasında toksik” olduğu tespit edilmiştir.
Bu teknik tespit, iznin yalnızca “kim üretebilir” sorusunu değil, aynı zamanda “nerede ve kim tarafından uygulanabilir” sorusunu da kapsadığını; ruhsatlı bir maddenin dahi ruhsat kapsamı dışında (örneğin bir konut ortamında, uzman olmayan biri eliyle) kullanılmasının izin rejimine aykırılık teşkil edebileceğini göstermektedir.
Bu yapı, suçun uygulanmasında iki aşamalı bir değerlendirmeyi gerektirir. İlk olarak, somut olaydaki maddenin gerçekten içeriğinde zehir bulunan ve faaliyeti izne bağlı bir madde olup olmadığı, çoğunlukla bir bilirkişi incelemesiyle belirlenir. İkinci olarak, failin bu faaliyeti gerekli izin olmaksızın mı yoksa izne aykırı biçimde mi yürüttüğü tespit edilir. Çerçeve norm niteliği, aynı zamanda suçun temelde bir idari düzene aykırılık boyutu taşıdığını gösterir; kanun koyucu, tehlikeli maddelerin denetim altında tutulmasına ilişkin idari sistemi ceza yaptırımıyla desteklemiştir. Bu özellik, cezanın da neden görece hafif tutulduğunu açıklar.
Bu yapının pratik bir sonucu da şudur: izne bağlılığı düzenleyen idari mevzuatta zaman içinde değişiklik olması, suçun kapsamını da etkileyebilir. Bu nedenle somut bir olayda, fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan idari düzenlemelerin dikkate alınması gerekir.
Manevi Unsur: Kast
TCK 193 kasten işlenebilen bir suçtur. Bu, failin; söz konusu maddenin içeriğinde zehir bulunduğunu, faaliyetin izne tabi olduğunu ve kendisinin gerekli izne sahip olmadığını bilerek hareket etmesi gerektiği anlamına gelir. Kast ve taksir ayrımı bu noktada önem taşır: maddenin izne tabi olduğunu veya izinsiz hareket ettiğini bilmeyen bir kişi bakımından, suçun manevi unsuru tartışmalı hâle gelebilir.
Uygulamada, failin bu hususları bilip bilmediği çoğu zaman olayın koşullarından çıkarılan sonuçlarla değerlendirilir. Failin faaliyet alanı, tecrübesi, maddeyle uğraşma biçimi ve ilgili mevzuata ilişkin bilgisi, kastın belirlenmesinde rol oynar.
Bu noktada Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2025/6085 Esas, 2026/234 Karar sayılı kararı öğretici bir örnek sunar: söz konusu kararda İlk Derece Mahkemesi, 2010 yılından bu yana ilaçlama işiyle uğraşan, bu işi meslek hâline getirip on yılı aşkın süredir bu işten para kazanan sanığın, kullandığı tarım ilacının büyük depo ve silolarda haşere öldürmek amacıyla kullanılan bir madde olduğunu ve insanların yaşam alanlarında kullanılmaması gerektiğini bilebilecek durumda olduğunu, buna rağmen gerekli önlemleri almadan konut içinde uyguladığını kabul etmiştir. Bu değerlendirme, mesleki tecrübenin ve süreklilik arz eden bir faaliyetin, failin izin rejimini ve maddenin tehlikesini bilme ihtimalini artıran somut bir ölçüt olarak kullanıldığını göstermektedir.
Zehirli Madde İmal ve Ticareti Suçunun Cezası
Suçun cezası iki aydan bir yıla kadar hapistir. Bu, kamunun sağlığına karşı suçlar bölümündeki en hafif ceza aralıklarından biridir; örneğin uyuşturucu imal ve ticaretinde (TCK 188) on yıldan başlayan cezalarla karşılaştırıldığında, aradaki fark suçun niteliğindeki farkı da yansıtır. TCK 193’te ceza, suçun daha çok idari düzene aykırılık boyutunu taşımasına uygun biçimde belirlenmiştir. Bu hafif ceza aralığı, suçun tehlikeli maddelerin denetimini sağlamaya yönelik önleyici bir düzenleme olmasıyla uyumludur; amaç, ağır bir cezalandırmadan çok, izin sisteminin etkinliğini korumaktır.
Cezanın görece hafif olması, bazı bireyselleştirme kurumlarının uygulanma imkânını da beraberinde getirir. Koşulları uygunsa, hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, ertelenmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumlar somut olayda gündeme gelebilir. Ancak bu değerlendirme tümüyle somut olayın koşullarına, sanığın durumuna ve diğer yasal şartlara bağlıdır. Ayrıca, suça konu zehirli maddeler ile suçta kullanılan eşya hakkında müsadere hükümleri uygulanabilir.
Basit Yargılama Usulü Uygulanabilir mi?
TCK 193’ün üst sınırının bir yıl hapis cezası olması, suçun 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünün kapsamına girmesini mümkün kılar. Bu usul, üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabilir ve mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde sonuç cezada dörtte bir oranında indirim sağlar.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 10.11.2021 tarihli, 2020/18170 Esas ve 2021/11542 Karar sayılı kararında bu konuya değinilmiş; 7188 sayılı Kanun ile getirilen ve 01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanamayacağı yönündeki geçici madde sınırlamasının, Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı ve 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan iptal kararıyla ortadan kalktığı, bu nedenle kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda da artık basit yargılama usulünün uygulanabileceği vurgulanmıştır.
Aynı kararda, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki değişikliklerin derhâl uygulanması gerektiği ve CMK’nın 251/3. maddesindeki dörtte bir oranındaki indirimin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğu gözetilerek, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri birlikte değerlendirilip lehe olan uygulamanın belirlenmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Bu içtihat, TCK 193 sanıklarının önemli bir bölümü için, dosyanın basit yargılama usulü yönünden ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Hangi Maddeler Kapsama Girer?
TCK 193’ün konusunu, içeriğinde zehir bulunan ve faaliyeti izne bağlı olan genel zehirli veya kimyasal maddeler oluşturur. Bu, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerden farklı, çok daha geniş bir madde grubudur. Uygulamada bu kapsamda değerlendirilebilecek maddelere örnek olarak; tarımsal mücadele ilaçları (pestisitler), belirli sınai kimyasallar ve üretimi ya da ticareti izne tabi tutulmuş diğer zehirli maddeler gösterilebilir. Bu maddelerin ortak özelliği, taşıdıkları tehlike nedeniyle serbest dolaşıma değil, idari bir izin ve denetim sistemine bağlanmış olmalarıdır.
Bir maddenin bu kapsama girip girmediği, doğrudan kanun metninden değil, ilgili idari düzenlemelerden anlaşılır. Bu nedenle somut bir olayda, öncelikle söz konusu maddenin gerçekten içeriğinde zehir bulunan ve faaliyeti izne bağlı bir madde olup olmadığı, teknik ve mevzuata dayalı bir incelemeyle belirlenmelidir. Maddenin niteliğine ilişkin bilirkişi incelemesi, bu tür dosyalarda sıkça başvurulan bir yöntemdir. Maddenin izne tabi olmadığının veya failin gerekli izne sahip olduğunun ortaya konması, suçun oluşmasını engelleyebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka nokta, aynı maddeyle ilgili olarak hem idari yaptırımların hem de ceza sorumluluğunun gündeme gelebilmesidir. İzne bağlı bir zehirli maddeyle ilgili faaliyet, ilgili idari mevzuat kapsamında para cezası veya faaliyetin durdurulması gibi idari yaptırımlara konu olabileceği gibi, TCK 193 kapsamında ayrı bir ceza soruşturmasına da yol açabilir. Bu iki süreç birbirinden bağımsız yürür. Özellikle bu alanda faaliyet gösteren işletme sahipleri bakımından, bir olayın hem idari hem de cezai boyutunun birlikte değerlendirilmesi önem taşır.
Ruhsatlı Bir Maddenin Amacı Dışında Kullanılması: Bir Uygulama Örneği
Ruhsatlı bir maddenin, ruhsat kapsamı dışındaki bir alanda kullanılmasının doğurabileceği sonuçlar, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2025/6085 Esas, 2026/234 Karar sayılı kararına konu olayda somut biçimde görülmektedir. Olayda, konutunda haşere bulunduğunu düşünen bir kişi, internet üzerinden ilan veren bir ilaçlamacıyla irtibata geçmiş; ilaçlamacı, depo ve silolarda haşere mücadelesinde kullanılan alüminyum fosfit içerikli bir tarım ilacını temin ederek konutta uygulamıştır.
İlaçlama sonrasında hem ilaçlanan dairede hem de aynı binadaki komşu dairede alüminyum fosfit zehirlenmesi meydana gelmiş, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 15.09.2023 tarihli mütalaasına göre iki kişi hayatını kaybetmiş, birden fazla kişi de yaralanmıştır. Bu olay, ruhsatlı ve yasal olarak üretilip satılabilen bir maddenin dahi, ruhsat kapsamı dışındaki bir ortamda ve yetkisiz kişilerce uygulanmasının hem TCK 193 hem de somut zarar doğması hâlinde taksirle öldürme gibi başka suçların gündeme gelmesine yol açabileceğini göstermektedir.
Nitekim aynı olayda ilaçlamayı bizzat yapan sanık hakkında taksirle öldürme suçundan bilinçli taksirle mahkûmiyet kararı verilmiş, mahkeme bu kararında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli, 2017/12-833 Esas ve 2020/415 Karar sayılı kararında belirtilen; taksirli suçlarda temel cezanın belirlenmesinde failin kusur durumunun, suçun işleniş biçiminin ve meydana gelen zararın ağırlığının esas alınması gerektiği, buna karşılık kasıtlı suçlara özgü “suçun işlenmesinde kullanılan araçlar” gibi ölçütlere dayanılamayacağı yönündeki ilkeye aykırı şekilde ceza belirlendiği gerekçesiyle bozulmuştur.
TCK 193’ün TCK 185, TCK 187 ve TCK 188’den Farkı
TCK 193, isim ve konu benzerliği nedeniyle sıkça diğer maddelerle karıştırılır. Ancak aralarında temel farklar vardır:
| Madde | Konu ve Esas | Ceza (temel) |
|---|---|---|
| TCK 185 | Bir şeye zehir katarak/bozarak hayatı-sağlığı tehlikeye düşürme | 2-15 yıl hapis (kasten) |
| TCK 187 | Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma | 1-5 yıl hapis |
| TCK 188 | Uyuşturucu/uyarıcı madde imal ve ticareti | 10 yıldan başlayan hapis |
| TCK 193 | İzne bağlı zehirli maddeyi izinsiz üretme/satma/nakletme | 2 aydan 1 yıla kadar hapis |
TCK 185’ten farkı: TCK 185, bir şeye zehir katarak veya onu bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını doğrudan tehlikeye düşürmeye yönelik aktif bir fiili cezalandırır. TCK 193 ise, birine zarar verme amacı taşımaksızın, yalnızca izne bağlı zehirli maddeyle ilgili faaliyetin izinsiz yürütülmesini konu alır. Yani 185’te zehir bir zarar aracı iken, 193’te zehirli madde, izin sistemine tabi bir ticari faaliyetin konusudur.
TCK 187’den farkı: TCK 187, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapılmasını veya satılmasını cezalandırır ve ilacın niteliği (etkisiz, sahte, tağşiş edilmiş, uygunsuz üretilmiş ilaç gibi) suçun oluşumu için belirleyicidir.
TCK 193 ise ilaç dışındaki, izne bağlı genel zehirli maddeleri kapsar. Bu ayrımın önemi, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/18170 Esas, 2021/11542 Karar sayılı kararında somut biçimde görülmektedir; ilgili kararda, sanığa isnat edilen eylemin aslında TCK 187/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfının yanlış değerlendirilerek TCK 193 üzerinden hüküm kurulması, bozma nedeni sayılmıştır. Bu içtihat, iki maddenin sınırının pratikte sıkça karıştırıldığını ve doğru nitelendirmenin dosyanın seyrini kökten değiştirebileceğini göstermektedir.
TCK 188’den farkı: TCK 188 yalnızca uyuşturucu ve uyarıcı maddelere ilişkindir ve çok ağır cezalar öngörür. TCK 193 ise uyuşturucu/uyarıcı madde dışındaki, izne bağlı genel zehirli ve kimyasal maddeleri (örneğin tarım ilaçları, sınai kimyasallar) kapsar ve çok daha hafif bir ceza rejimine sahiptir. Bu nedenle, ele geçirilen maddenin uyuşturucu/uyarıcı madde mi yoksa izne bağlı genel bir zehirli madde mi olduğunun doğru saptanması, hangi maddenin uygulanacağını ve dolayısıyla cezanın ağırlığını doğrudan belirler. Bu ayrım, çoğu zaman maddenin niteliğine ilişkin bilirkişi incelemesiyle netleşir.
Bu maddeler arasındaki farkın pratik önemi büyüktür; çünkü TCK 185’te on beş yıla, TCK 188’de otuz yıla kadar uzanabilen cezalar söz konusuyken, TCK 193’te ceza yalnızca bir yıla kadardır.
Dolayısıyla bir olayın hangi madde kapsamında değerlendirildiği, kişinin karşılaşacağı sonucu kökten değiştirir. Bir maddenin yanlış nitelendirilmesi, örneğin izne bağlı genel bir zehirli maddenin ilaç veya uyuşturucu madde gibi değerlendirilmesi, çok daha ağır bir cezaya yol açabileceğinden, savunmanın maddenin gerçek niteliğini ortaya koymaya odaklanması gerekir. Bu da genellikle uzman raporlarının ve ilgili mevzuatın titizlikle incelenmesini gerektirir. Bu suç gurubundaki bir suçtan hakkınızda ceza dava süreci yürütülüyorsa kamu sağlığına karşı suçlarda uzman bir avukattan hukuki yardım alınması sağlıklı olacaktır.
Zehirli Madde İmal ve Ticareti Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
TCK 193 seçimlik hareketli bir suç olduğundan, suça teşebbüsün (TCK 35) mümkün olup olmadığı, hangi hareketin söz konusu olduğuna göre değişir. Örneğin izinsiz nakil veya satış fiiline yönelik icra hareketlerinin, failin elinde olmayan bir nedenle yarıda kalması hâlinde teşebbüs gündeme gelebilir. Bulundurma gibi hareketlerde ise suç, madde fiilen elde bulundurulmaya başlandığında tamamlandığından, teşebbüs alanı daha sınırlıdır. Teşebbüs hâlinde cezada indirim yapılır.
İştirak ve İçtima
İzne bağlı zehirli maddelerle ilgili faaliyetler çoğu zaman bir üretim veya ticaret zinciri içinde, birden fazla kişinin katılımıyla yürütülür. Bu durumda şeriklik (iştirak) kuralları uygulanır ve her bir kişinin fiile katkısı ile izinsizliği bilip bilmediği ayrı ayrı değerlendirilir.
Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2025/6085 Esas, 2026/234 Karar sayılı kararında incelendiği üzere, ilaçlama işlemine bizzat katılmayan ve yalnızca aracıyla eşlik eden kişi hakkında beraat kararı verilmiş olması, iştirakin somut delillerle ispatlanması gerektiğini teyit eder. İçtima bakımından ise, aynı olayda birden fazla seçimlik hareketin gerçekleşmesi kural olarak tek suç oluşturur; ancak farklı maddeler veya farklı olaylar söz konusuysa ya da fiil taksirle öldürme gibi başka bir suçla birlikte işlenmişse, suçların içtimaı kuralları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirme yapılır ve her suç kendi unsurları bakımından bağımsız olarak incelenir.
Yaptırım, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
TCK 193 suçunun cezası iki aydan bir yıla kadar hapistir. Suça konu zehirli maddeler ile suçun işlenmesinde kullanılan eşya hakkında müsadere hükümleri uygulanabilir. Cezanın görece hafif olması nedeniyle, bu suça ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Soruşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür; ceza yargılamasının genel işleyişi için ceza mahkemeleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Cezanın üst sınırı dikkate alınarak belirlenen dava zamanaşımı süresi, bu suçta sekiz yıldır. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 10.11.2021 tarihli, 2020/18521 Esas ve 2021/11530 Karar sayılı kararı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca dava zamanaşımı süresinin 8 yıl, TCK’nın 67/4. maddesi uyarınca durma ve kesilme hâllerinde uygulanacak olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu; 2006 tarihinde işlendiği belirtilen suçla temyiz inceleme tarihi arasında, yargılamanın durma süreleri de eklendiğinde 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edilmiş ve mahkûmiyet hükmü bozularak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.
Bu içtihat, TCK 193 dosyalarında yargılamanın uzaması hâlinde zamanaşımının, davanın sonucunu doğrudan belirleyebilecek bağımsız bir savunma başlığı olduğunu göstermektedir. Mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra ise ceza zamanaşımı süreleri devreye girer.
Bu tür dosyalarda soruşturma çoğu zaman maddenin niteliğine ilişkin bilirkişi incelemesine ve izin mevzuatının değerlendirilmesine dayandığından, hem maddenin gerçekten kapsam içinde olup olmadığının hem de izin durumunun doğru tespiti savunmanın en önemli teknik başlıklarındandır. Böyle bir süreçle karşı karşıyaysanız, en başından itibaren ceza hukuku alanında hukuki destek almanız yerinde olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Zehirli madde imal ve ticareti suçunun cezası nedir?
İçeriğinde zehir bulunan ve faaliyeti izne bağlı olan bir maddenin izinsiz olarak üretilmesi, bulundurulması, satılması veya nakledilmesi (TCK 193) iki aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Bu, kamunun sağlığına karşı suçlar bölümündeki en hafif cezalardan biridir.
TCK 193 ile TCK 188 (uyuşturucu) arasındaki fark nedir?
TCK 188 yalnızca uyuşturucu ve uyarıcı maddelere ilişkindir ve on yıldan başlayan çok ağır cezalar öngörür. TCK 193 ise uyuşturucu dışındaki, izne bağlı genel zehirli ve kimyasal maddeleri (örneğin tarım ilaçları, sınai kimyasallar) kapsar ve çok daha hafif bir ceza öngörür. Bu nedenle maddenin niteliğinin doğru saptanması kritiktir.
TCK 193 ile TCK 185 arasındaki fark nedir?
TCK 185, bir şeye zehir katarak veya onu bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını doğrudan tehlikeye düşürmeye yönelik aktif bir fiili cezalandırır. TCK 193 ise birine zarar verme amacı taşımaksızın, izne bağlı zehirli maddeyle ilgili faaliyetin izinsiz yürütülmesini konu alır.
TCK 193 ile TCK 187 (tehlikeli ilaç yapma-satma) arasındaki fark nedir?
TCK 187, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte ilaç yapılmasını veya satılmasını cezalandırır. TCK 193 ise ilaç dışındaki, izne bağlı genel zehirli maddeleri (örneğin tarım ilacı, sınai kimyasal) kapsar. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/18170 Esas, 2021/11542 Karar sayılı kararında görüldüğü üzere, bu iki maddenin karıştırılması uygulamada bozma nedeni oluşturabilecek kadar sık karşılaşılan bir sorundur.
Hangi maddeler bu suçun konusudur?
İçeriğinde zehir bulunan ve üretimi, satışı veya nakli izne bağlı olan maddeler bu suçun konusudur. Uygulamada tarımsal mücadele ilaçları (pestisitler) ve belirli sınai kimyasallar bu kapsamda değerlendirilebilir. Bir maddenin kapsama girip girmediği ilgili idari düzenlemelere göre belirlenir.
İzinle üretim veya satış suç oluşturur mu?
Hayır. Suçun temeli, faaliyetin izinsiz yürütülmesidir. Gerekli izne sahip olarak ve iznin kapsamı içinde yürütülen üretim, satış veya nakil suç oluşturmaz. Suç, ancak izin bulunmadığında veya izne aykırı davranıldığında gündeme gelir.
Ruhsatlı bir tarım ilacının konut içinde kullanılması TCK 193 kapsamına girer mi?
Ruhsat, yalnızca maddenin üretimine değil, aynı zamanda hangi ortamda ve kimler tarafından uygulanabileceğine de ilişkindir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2025/6085 Esas, 2026/234 Karar sayılı kararına konu olayda görüldüğü gibi, büyük depo ve silolarda kullanılmak üzere ruhsatlandırılmış bir zirai ilacın konut ortamında ve yetkisiz kişilerce uygulanması, hem TCK 193 hem de zarar doğması hâlinde taksirle öldürme gibi başka suçların gündeme gelmesine yol açabilir.
Bu suça basit yargılama usulü uygulanabilir mi?
TCK 193’ün üst sınırının bir yıl hapis cezası olması nedeniyle, suç CMK’nın 251. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünün kapsamına girebilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/18170 Esas, 2021/11542 Karar sayılı kararı, kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda dahi bu usulün uygulanabileceğini ve mahkûmiyet hâlinde sonuç cezada dörtte bir oranında indirim sağlayabileceğini teyit etmektedir.
Zehirli madde imal ve ticareti suçunda dava zamanaşımı ne zaman dolar?
Dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır; yargılamanın durması veya kesilmesi hâllerinde uygulanacak olağanüstü zamanaşımı süresi ise on iki yıla kadar uzayabilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/18521 Esas, 2021/11530 Karar sayılı kararında bu sürelerin somut bir dosyada nasıl hesaplandığı ve sürenin dolması hâlinde davanın düşmesi gerektiği ortaya konmuştur.
Bu suça hangi mahkeme bakar?
Cezanın görece hafif olması nedeniyle bu suça asliye ceza mahkemesi bakar. Soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür.
Zehirli madde imal ve ticareti suçundan yargılanan biri hakkında beraat kararı verilebilir mi?
Evet. Failin isnat edilen fiili bizzat gerçekleştirdiğinin ispatlanamaması hâlinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2025/6085 Esas, 2026/234 Karar sayılı kararında, ilaçlama işlemine bizzat katılmayan sanık hakkında bu gerekçeyle beraat kararı verilmiş ve karar onanmıştır.
Zehirli Madde İmal ve Ticareti Suçu Bakımından Değerlendirme
Zehirli madde imal ve ticareti (TCK 193), içeriğinde zehir bulunan ve faaliyeti izne bağlı olan maddelerin izinsiz üretilmesini, satılmasını, nakledilmesini veya depolanmasını cezalandıran, temelde bir idari düzene aykırılık suçudur. Bölümün en hafif cezalı maddelerinden biri olması, suçun birine zarar verme değil, izin sistemine uymama esasına dayanmasından kaynaklanır. Bu suçun; zehir katma (TCK 185) ve uyuşturucu imal ve ticareti (TCK 188) ile karıştırılmaması, hem uygulanacak madde hem de cezanın ağırlığı bakımından büyük önem taşır. Maddenin gerçek niteliğinin ve izin durumunun doğru tespiti, sonucu belirleyen en kritik adımdır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


Bir Yorum