İçindekiler
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma, Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde düzenlenen ve uygulamada en sık karşılaşılan uyuşturucu suçlarından biridir. Kişinin, ticaret amacı gütmeksizin yalnızca kendi kullanımı için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi, bulundurması ya da bu maddeleri kullanması TCK 191 kapsamına girer. Bu suç, uyuşturucu imal ve ticaretini cezalandıran TCK 188 suçundan hem cezasının çok daha hafif olması hem de kendine özgü bir usul rejimine (erteleme, denetimli serbestlik) sahip olması bakımından ayrılır.
Bu yazıda, kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçunun unsurlarını, cezasını, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik sürecini, ticaret suçundan nasıl ayrıldığını ve tedaviye başvurunun sağladığı hukuki güvenceyi adım adım ele alacağız.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu (TCK 191) Nedir?
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma, kişinin ticaret amacı gütmeksizin, yalnızca kendi kullanımı için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi, bulundurması ya da bu maddeleri kullanması durumunda oluşan bir suçtur. Türk Ceza Kanunu bu fiili, uyuşturucu imal ve ticareti suçundan bilinçli olarak ayırmış; kullanıcıyı cezalandırmaktan çok, denetim ve tedavi yoluyla topluma yeniden kazandırmayı esas alan kendine özgü bir sistem öngörmüştür.
TCK 191’in Uyuşturucu Suçları İçindeki Yeri
Türk Ceza Kanunu, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle ilgili fiilleri tek bir suç altında toplamaz; birbiriyle yakından bağlantılı bir suçlar kümesi öngörür. Bu kümenin dört temel maddesi şöyle özetlenebilir:
- TCK 188 – Uyuşturucu imal ve ticareti: Maddenin imal, ithal, ihraç, satış, sevk, nakil ve ticaret amaçlı bulundurulması gibi fiilleri cezalandırır; kümenin en ağır cezalı maddesidir.
- TCK 190 – Kullanımı kolaylaştırma: Maddeyi bizzat temin etmeksizin, kullanımı kolaylaştıran (yer/donanım sağlama, özendirme gibi) fiilleri cezalandırır.
- TCK 191 – Kullanmak için bulundurma: Bu yazının konusu olan, kişisel kullanım amaçlı fiiller.
- TCK 192 – Etkin pişmanlık: Yukarıdaki suçlarda, belirli koşullarla cezasızlık veya indirim sağlayan hükümler.
Bu maddeler uygulamada sıklıkla bir arada gündeme gelir; özellikle bir olayın TCK 188 mi yoksa TCK 191 mi kapsamında olduğu, sürecin tamamını belirler. Konunun bütününe genel bir bakış için Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu ile Korunan Hukuki Değer: Kamu Sağlığı
TCK 191, Kanun’un “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde yer alır. Bu, suçun yalnızca maddeyi kullanan kişiyi değil, toplumun genel sağlığını koruma amacı taşıdığını gösterir. Nitekim kanun koyucu, maddeyi kullanan kişiyi salt cezalandırmak yerine, öncelikle tedaviye ve topluma yeniden kazandırmaya yönelten bir sistem benimsemiştir. TCK 191’in kendine özgü erteleme ve denetimli serbestlik mekanizmaları, bu koruyucu ve iyileştirici yaklaşımın somut yansımasıdır.
Madde bağımlılığı, hukuki bir sorun olmasının yanında aynı zamanda bir sağlık meselesidir. Bu yazı, süreci hukuki yönüyle açıklarken, tedavi arayışında olan kişileri veya yakınlarını yargılayıcı bir dilden özenle uzak durarak bilgilendirmeyi hedefler.
TCK 191 Suçunun Unsurları
Bir fiilin kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçunu oluşturup oluşturmadığı, suçun kanuni tanımındaki unsurların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği incelenerek belirlenir.
Fail: Suçu Kim İşleyebilir?
TCK 191 bakımından fail herhangi bir kişi olabilir; suçun oluşması için failin belirli bir sıfat (meslek, unvan) taşıması aranmaz. Bu yönüyle suç, bir özgü suç değildir. Önemli olan, failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kendi kullanımı amacıyla elinde bulundurmasıdır. Maddeyi başkasına satmak, devretmek veya temin etmek amacı taşıyan kişi, TCK 191’in değil, çok daha ağır cezalar öngören TCK 188 (uyuşturucu ticareti) suçunun faili olur.
Mağdur: Kimin Sağlığı Korunuyor?
Bu suçta doğrudan bir birey mağdur olarak karşımıza çıkmaz; korunan değer kamu sağlığı olduğundan, mağdur toplumun bütünüdür. Bu nedenle suç, herhangi bir kişinin şikâyetine bağlı değildir; savcılık, suçu öğrendiği anda resen (kendiliğinden) soruşturma başlatır. Yani mağdur sıfatıyla bir kişinin şikâyette bulunması gerekmez; şikâyetten vazgeçme de soruşturmayı sona erdirmez.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunun Konusu: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde
Suçun konusunu uyuşturucu veya uyarıcı maddeler oluşturur. Bir maddenin bu kapsamda sayılıp sayılmayacağı, ilgili mevzuat ve uzman raporlarıyla (kriminal inceleme, ekspertiz raporu) belirlenir. Esrar, eroin, kokain, metamfetamin, sentetik kannabinoidler gibi maddeler tipik örneklerdir. Ele geçirilen maddenin niteliği ve miktarı, hem suçun oluşması hem de aşağıda ele alacağımız kullanım/ticaret ayrımı bakımından belirleyicidir. Bu yazı hiçbir şekilde maddelerin temini, saklanması, kullanımı veya üretimine ilişkin bilgi içermez; yalnızca fiilin hukuki tanımını ve sonuçlarını açıklar.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Fiil: Seçimlik Hareketler
TCK 191, birden fazla hareketi ayrı ayrı cezalandıran bir seçimlik hareketli suçtur. Aşağıdaki fiillerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir:
- Satın almak — maddeyi bedel karşılığı edinmek,
- Kabul etmek — maddeyi bedelsiz olarak (örneğin ikram yoluyla) almak,
- Bulundurmak — maddeyi fiilen hâkimiyet alanında (üzerinde, evinde, aracında) tutmak,
- Kullanmak — maddeyi vücuda almak.
Bu hareketlerden birkaçının aynı kişi tarafından, aynı madde üzerinde ve kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleştirilmesi halinde (örneğin hem satın alıp hem bulundurmak) tek bir suç oluşur; her hareket için ayrı ceza verilmez. Bu, suçların içtimaı kurallarının bir sonucudur.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Netice: Bir Tehlike Suçu
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçu, somut bir zararın doğmasını gerektirmeyen bir tehlike suçudur. Kişinin sağlığının fiilen bozulması veya bir zararın ortaya çıkması aranmaz; maddenin kullanım amacıyla bulundurulması, suçun tamamlanması için yeterlidir. Dolayısıyla suç ile ayrıca bir netice arasında nedensellik bağı araştırması gündeme gelmez.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Manevi Unsur: Kast ve “Kullanma Amacı”
TCK 191 yalnızca kasten işlenebilen bir suçtur; taksirle (dikkatsizlik/tedbirsizlikle) işlenmesi mümkün değildir. Kastın kapsamı, kast ve taksir ayrımı bakımından önemlidir: failin, bulundurduğu maddenin uyuşturucu veya uyarıcı nitelikte olduğunu bilmesi ve bunu kendi kullanımı için istemesi gerekir. Buradaki “kullanma amacı”, suçu TCK 188’den ayıran özel bir manevi unsurdur. Fail maddeyi başkasına verme/satma amacıyla bulunduruyorsa TCK 191 değil, TCK 188 uygulanır.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Hukuka Aykırılık Unsuru
Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanım amacıyla bulundurulmasını hukuka uygun hale getiren bir neden bulunması istisnaidir. Reçeteye bağlı olarak, hekim kontrolünde ve tedavi amacıyla kullanılan maddeler bakımından hukuka uygunluk nedenleri gündeme gelebilir. Ancak bu durum, maddenin niteliği, reçetenin gerçekliği ve kullanımın sınırları dikkate alınarak somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
TCK 191 ile TCK 188 Arasındaki Kritik Ayrım: Kullanım mı, Ticaret mi?
Uyuşturucu suçlarında en belirleyici ve sonucu en çok etkileyen mesele, ele geçirilen maddenin kullanmak için mi (TCK 191) yoksa ticaret amacıyla mı (TCK 188) bulundurulduğunun tespitidir. Bu ayrım, kişinin durumunu kökten değiştirir:
- TCK 191 kapsamında değerlendirilirse: 2–5 yıl ceza aralığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik imkânı vardır; kişi çoğu halde cezaevine girmeden süreci tamamlayabilir.
- TCK 188 kapsamında değerlendirilirse: on yıldan başlayan ağır hapis cezaları söz konusu olur ve erteleme/denetimli serbestlik imkânı yoktur.
Ayrımda Esas Alınan Ölçütler
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, bir olayın kullanma mı yoksa ticaret amaçlı bulundurma mı olduğu belirlenirken başlıca şu ölçütler birlikte değerlendirilir:
- Madde miktarı — Kişisel kullanım sınırlarını belirgin biçimde aşan miktarlar ticaret yönünde bir belirti olabilir. Ancak “kişisel kullanım sınırı” sabit bir rakam değildir; kişinin bağımlılık düzeyine ve somut koşullara göre değerlendirilir.
- Maddenin bulunduğu yer ve bulundurulma biçimi — Çok sayıda, özenle hazırlanmış küçük paketler halinde, aynı gramajda bölünmüş maddeler; hassas terazi, çok sayıda boş ambalaj veya farklı madde çeşitliliğinin bir arada bulunması ticaret şüphesini güçlendiren unsurlardır.
- Diğer deliller — Satışa yönelik müşteri ilişkisini gösterebilecek iletişim kayıtları gibi ek deliller.
Bu ölçütlerden hiçbiri tek başına belirleyici değildir; hâkim, bunların tamamını birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır. Şüphe halinde, sanığın lehine olan yorumun (kullanma) benimsenmesi ilkesi önem taşır.
Kriminal/Ekspertiz Raporunun ve Delil Değerlendirmesinin Rolü
Kullanım/ticaret ayrımı, yalnızca soyut ölçütlerle değil, dosyaya giren somut delillerle yapılır. Bu noktada, ele geçirilen maddenin cinsini, saflık derecesini ve net ağırlığını gösteren kriminal/ekspertiz raporu belirleyici bir işlev görür. Örneğin, aynı brüt ağırlığa sahip iki farklı olayda, maddenin saf uyuşturucu miktarı (net ağırlık) birbirinden çok farklı olabilir; bu da kişisel kullanım sınırı değerlendirmesini doğrudan etkiler.
Uygulamada dikkat edilen bir diğer nokta, ele geçirilen maddenin tek bir bütün halinde mi yoksa satışa hazır biçimde bölünmüş vaziyette mi bulunduğudur. Maddenin bulunduğu ortamdaki diğer emareler tek başına mahkûmiyete esas alınamasa da, bütünsel değerlendirmede ticaret şüphesini güçlendirebilir. Buna karşılık, bağımlılık düzeyi yüksek bir kişide, kişisel kullanıma yetecek ölçüde fazla miktarda madde bulunması tek başına ticaret anlamına gelmez. Her olay, kendine özgü koşulları içinde bir bütün olarak değerlendirilir ve şüphe halinde sanık lehine yorum ilkesi devreye girer.
Ele geçirilen maddenin niteliğine göre olayınızın hangi madde kapsamında değerlendirileceği, savunmanın en kritik noktasıdır; ekspertiz raporuna itiraz, maddenin ele geçiriliş biçimine ilişkin tespitler ve ifadelerin tutarlılığı gibi hususlar sonucu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren ceza avukatından hukuki destek almanız önem taşır.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu (TCK-191) Cezası ve Nitelikli Haller
Temel Ceza
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK 191/1). Ancak aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız erteleme ve denetimli serbestlik sistemi nedeniyle, bu ceza çoğu ilk kez işlenen olayda fiilen infaz edilmez.
Kullanmak ile Bulundurmak Aynı Ceza Kapsamında mıdır?
Evet. TCK 191/1, “kullanmak için satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” ile “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” fiillerini aynı ceza aralığı içinde düzenler. Yani maddeyi fiilen kullanmış olmakla, henüz kullanmadan kişisel kullanım amacıyla bulundurmuş olmak arasında, temel ceza bakımından bir fark yoktur; her ikisi de aynı usul rejimine (erteleme, denetimli serbestlik) tabidir. Uygulamada bazı olaylarda kişi hem bulundurma hem kullanma fiilini gerçekleştirmiş olabilir; bu durumda da tek bir suç oluşur ve tek ceza verilir.
Nitelikli Hal: Okul, Yurt, Hastane Yakınında İşlenme (200 Metre Kuralı)
Suçun; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçlı toplu bulunulan yerlerin iki yüz metreden yakın çevresinde işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır (TCK 191/10). Bu, suçun nitelikli hallerinden biridir. Aynı 200 metre kuralı, uyuşturucu ticareti suçu bakımından da (TCK 188/4-b) öngörülmüştür.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Kusurluluk: Cezai Sorumluluğu Etkileyen Haller
Bir fiilin suç oluşturması için, failin o fiilden dolayı kusurlu sayılabilmesi gerekir. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan bazı haller, TCK 191 bakımından da geçerlidir:
- Yaş küçüklüğü: Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur. On iki–on beş yaş arasındaki çocuklar bakımından ise işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ayrıca araştırılır. Çocuklar hakkındaki yargılama çocuk mahkemesinde yapılır.
- Akıl hastalığı: Failin, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak veya davranışlarını yönlendiremeyecek ölçüde akıl hastası olması, kusurluluğu etkiler.
- Diğer nedenler: Cezai sorumluluğu etkileyen bu haller topluca ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler başlığı altında değerlendirilir.
Madde bağımlılığının kusurluluğa etkisi ise dikkatle ele alınması gereken bir konudur. Bağımlılık, kural olarak fiili işlerken failin algılama yeteneğini tümüyle ortadan kaldıran bir hal olarak kabul edilmez; ancak bağımlılığın türü ve derecesi, süreç içinde uygulanacak tedavi tedbirleri bakımından önem taşır. Bu yönüyle TCK 191, bağımlı kişiyi cezalandırmaktan çok tedaviye yönlendirmeyi hedefler.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunun (TCK-191) Kendine Özgü Usul Rejimi: Erteleme ve Denetimli Serbestlik
TCK 191’i ceza hukukundaki diğer birçok suçtan ayıran en önemli özellik, kendine özgü usul rejimidir. Bu süreç; erteleme → denetimli serbestlik → (ihlal varsa) kamu davası → (ihlal yoksa) takipsizlik mantığıyla işler. Aşağıda bu akışı adım adım açıklıyoruz.
1. Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi (TCK 191/2)
Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, TCK 191 kapsamındaki şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. Önemli nokta şudur: Bu karar için, genel erteleme kurumunda aranan koşullar aranmaz; TCK 191’de erteleme adeta otomatik biçimde uygulanır. Savcı, erteleme kararını verirken şüpheliyi, yükümlülüklere uymaması veya yeniden madde kullanması halinde hakkında kamu davası açılacağı konusunda uyarır. Bu karar, kolluğa da bildirilir.
Bu kurumun, cezanın kesinleşmesinden sonra gündeme gelen cezanın ertelenmesi kurumuyla karıştırılmaması gerekir. TCK 191/2’deki erteleme, henüz dava açılmadan, soruşturma aşamasında devreye girer.
2. Denetimli Serbestlik Tedbiri (TCK 191/3)
Erteleme süresi içinde şüpheli hakkında en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre içinde kişi; denetimli serbestlik müdürlüğünün belirlediği yükümlülüklere uymak ve gerektiğinde tedaviye tabi tutulmak durumundadır. Denetimli serbestlik süresi, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi veya Cumhuriyet savcısının kararıyla altışar aylık dönemler halinde en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Cumhuriyet savcısı, yılda en az iki kez şüphelinin durumunu tespit amacıyla ilgili kuruma sevk kararı verir.
Denetimli serbestlik, kişiyi cezaevine göndermek yerine toplum içinde denetleyerek iyileşmesini ve topluma yeniden kazandırılmasını amaçlayan bir tedbirdir. Bu yönüyle TCK 191’in koruyucu-iyileştirici felsefesinin merkezinde yer alır.
Denetimli Serbestlik Sürecinde Yükümlülükler Nelerdir?
Denetimli serbestlik, kişiye belirli yükümlülükler getiren aktif bir süreçtir. Bu yükümlülükler her olayın koşullarına göre belirlenmekle birlikte, uygulamada başlıca şu unsurları içerebilir:
- Denetimli serbestlik müdürlüğüne düzenli aralıklarla imza vermek veya belirlenen randevulara katılmak,
- Gerekli görülmesi halinde tedavi ve/veya rehabilitasyon programına katılmak,
- Belirlenen dönemlerde kontrol amaçlı test için ilgili kuruma sevk edilmek,
- Uyuşturucu veya uyarıcı maddeden uzak durmak.
Bu yükümlülüklere uyulması, sürecin olumlu sonuçlanmasının ön koşuludur. Yükümlülüklere uymamakta ısrar edilmesi ihlal sayılır ve kamu davasının açılmasına yol açabilir. Bu nedenle, denetimli serbestlik süreci ihmal edilmemesi gereken bir aşamadır; süreçte yaşanan aksaklıklar bakımından hakların doğru kullanılması için bir avukatın yönlendirmesi yararlı olur.
İlk Kez Uyuşturucudan Yakalananlar İçin Süreç Nasıl İşler?
Bu suçla ilk kez karşılaşan kişiler açısından TCK 191’in sunduğu tablo, çoğu zaman düşünülenden daha az ağırdır. İlk kez yakalanan, ticaret şüphesi bulunmayan ve maddeyi kişisel kullanımı için bulunduran bir kişi bakımından tipik akış şöyledir: Cumhuriyet savcısı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir, kişi hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanır ve yükümlülükler ihlal edilmeden tamamlanırsa dosya takipsizlikle kapanır. Bu süreçte kişi, kural olarak cezaevine girmez.
Buna karşılık, sürecin sağladığı imkânların doğru kullanılması önemlidir. İfade aşamasında yapılan beyanlar, olayın kullanım mı yoksa ticaret mi sayılacağını etkileyebilir; bu nedenle ilk andan itibaren, susma hakkı da dâhil olmak üzere sahip olduğunuz hakların bilincinde olmanız ve bir avukatın desteğinden yararlanmanız önerilir.
TCK 191’de Tutuklama Söz Konusu Olur mu?
Tutuklama, bir cezalandırma değil, koşulları kanunda sayılan istisnai bir koruma tedbiridir. TCK 191, kendine özgü erteleme ve denetimli serbestlik rejimiyle esasen kişiyi ceza infaz süreci dışında tutmayı amaçladığından, yalnızca kullanmak için bulundurma kapsamında kalan olaylarda uygulamada tutuklamaya nadiren başvurulur; bunun yerine adli kontrol gibi daha hafif tedbirler gündeme gelebilir. Buna karşılık, olayın ticaret boyutuna (TCK 188) ilişkin güçlü bir şüphe varsa tablo tümüyle değişebilir. Bu da yeniden, olayın hangi madde kapsamında değerlendirildiğinin ne kadar belirleyici olduğunu gösterir.
3. İhlal Halleri (TCK 191/4 ve 191/5)
Şüpheli, erteleme süresi içinde; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedaviye ilişkin gereklere uymamakta ısrar ederse, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alır, kabul eder veya bulundurursa ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi tekrar kullanırsa hakkında kamu davası açılır (TCK 191/4). Erteleme süresi içinde gerçekleşen bu tür yeni fiiller ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz; dördüncü fıkra kapsamında değerlendirilir (TCK 191/5). Ayrıca, kamu davası bir kez açıldıktan sonra aynı kişi hakkında yeniden erteleme kararı verilemez (TCK 191/6).
4. Sürecin Başarıyla Tamamlanması (TCK 191/7)
Şüpheli, erteleme süresi boyunca yukarıdaki ihlallerden herhangi birini gerçekleştirmezse hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar verilir (TCK 191/7). Böylece dosya kapanır ve kişi hakkında herhangi bir mahkûmiyet söz konusu olmaz. Bu, TCK 191 sürecinin kişi açısından en olumlu sonucudur.
5. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (TCK 191/8)
Uygulamada en çok karıştırılan noktalardan biri, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumlarının birbirine karıştırılmasıdır. Bunlar iki farklı usul kurumudur. TCK 191/8’e göre, TCK 188 veya TCK 190 suçundan açılan bir davada, kovuşturma (yargılama) aşamasında fiilin münhasıran TCK 191 kapsamına girdiği anlaşılırsa, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilir. Yani HAGB, dava açıldıktan sonra, kovuşturma aşamasında gündeme gelir. Bu maddede açıkça düzenlenmeyen hallerde ise genel hükümler; yani CMK 171 (kamu davasının açılmasının ertelenmesi) veya CMK 231 (HAGB) uygulanır (TCK 191/9).
Erteleme ile HAGB Farkı: Karşılaştırma Tablosu
| Ölçüt | Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi (TCK 191/2) | Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması – HAGB (TCK 191/8) |
|---|---|---|
| Hangi aşamada? | Soruşturma aşaması (dava henüz açılmamıştır) | Kovuşturma aşaması (dava açılmış, yargılama sürmektedir) |
| Kararı kim verir? | Cumhuriyet savcısı | Mahkeme (hâkim) |
| Koşulları | CMK 171 koşulları aranmaz; adeta otomatik | Fiilin münhasıran TCK 191 kapsamına girdiğinin anlaşılması |
| Süre | 5 yıl erteleme + en az 1 yıl denetimli serbestlik | HAGB denetim süresi (kural olarak 5 yıl) |
| Başarılı sonuç | Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (takipsizlik) | Davanın düşmesi |
Bu iki kurumu net biçimde ayırt edebilmek, sürecinizin hangi aşamada olduğunu ve önünüzdeki seçenekleri anlamanız açısından hayati önemdedir. Somut durumunuzun hangi kuruma girdiğini değerlendirmek için bir avukatın desteğini almanız yerinde olacaktır.
Madde Bağımlılığı ve Tedaviye Başvurunun Hukuki Güvencesi (TCK 192/4)
Madde bağımlılığı, cezalandırılması gereken bir “suç”tan önce, tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur. Türk Ceza Kanunu da bu gerçeği tanıyarak, tedaviye yönelen kişiye önemli bir güvence sunar. TCK 192/4 uyarınca; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da kullanan kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, bu kişiye ceza verilmez. Dahası, bu durumda tedaviyi yürüten kamu görevlileri ile sağlık meslek mensuplarının, TCK 279 ve 280’deki suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz; yani tedavi başvurusu bir ihbara dönüşmez.
Bu düzenlemenin anlamı açıktır: Tedavi arayışı, kişiyi bir soruşturmanın içine sürüklemez. Kendisi veya bir yakını madde kullanımıyla mücadele eden kişiler için bu hüküm, güvenle tedaviye yönelmenin önünü açar.
TCK 192’deki Dört Etkin Pişmanlık Senaryosu
TCK 192, tek bir madde altında birbirinden farklı dört durumu düzenler. Bunları kısaca ayırt etmek yararlıdır:
- Ticarete iştirak edenin bildirimi (f.1): TCK 188 kapsamındaki suça katılan kişi, resmî makamlar haber almadan önce diğer suç ortaklarını veya maddenin saklandığı/imal edildiği yeri bildirir ve bu bilgi yakalamayı/ele geçirmeyi sağlarsa, kendisine ceza verilmez.
- Kullanıcının bildirimi (f.2): TCK 191 kapsamındaki kişi, resmî makamlar haber almadan önce maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirir ve bu bilgi suçluların yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, kendisine ceza verilmez.
- Sonradan yardım (f.3): Suç resmî makamlarca haber alındıktan sonra gönüllü olarak yardımda bulunan kişinin cezasında dörtte birden yarıya kadar indirim yapılır.
- Gönüllü tedavi başvurusu (f.4): Yukarıda ayrıntılı açıkladığımız üzere, kullanan kişinin soruşturma başlamadan önce tedavi istemesi halinde ceza verilmez.
Görüldüğü gibi, bu senaryoların ortak ve kritik eşiği “resmî makamlarca haber alınmadan önce” gerçekleşmiş olmalarıdır. Bu konuyu, TCK 188, 190 ve 191 ile yoğun bağlantısı nedeniyle uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık (TCK 192) başlıklı ayrı yazımızda derinlemesine ele alıyoruz. Etkin pişmanlık kurumunun genel çerçevesi için ayrıca etkin pişmanlık nedir sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma, bulundurma esaslı bir suç olduğundan, suça teşebbüs (TCK 35) bakımından tartışmalı bir alandır. Satın alma anına kadar gerçekleşen icra hareketlerinin araya giren dış bir etkenle yarıda kalması gibi sınırlı durumlarda teşebbüs gündeme gelebilirse de, maddenin fiilen ele geçirilip bulundurulmaya başlanmasıyla suç tamamlanır ve teşebbüs aşaması geride kalır.
İştirak
Suça birden fazla kişinin katılması halinde şeriklik (iştirak) kuralları uygulanır. Ancak burada önemli bir sınır vardır: Bir başkasının kullanması için ona madde temin eden, kullanımı kolaylaştıran veya özendiren kişinin fiili, TCK 191’in değil, uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma (TCK 190) suçunun ya da niteliğine göre TCK 188’in kapsamına girebilir. Dolayısıyla “kullanıcıya yardım” ile “kullanımı kolaylaştırma” arasındaki sınır dikkatle çizilmelidir.
İçtima ve Kenevir Ekme Suçuyla İlişki
Aynı kişinin, aynı madde üzerindeki birden fazla seçimlik hareketi tek suç sayılır. Buna karşılık, kişinin kendi kullanımı için kenevir ekmesi, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun’un 23. maddesindeki ayrı suçu oluşturur ve TCK 191 ile arasında suçların içtimaı bakımından gerçek içtima ilişkisi bulunur; yani ayrı ayrı değerlendirilir.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Yaptırım, Müsadere ve Zamanaşımı
Hapis Cezası ve Adli Para Cezası
TCK 191/1’in temel cezası hapis cezasıdır. Sürecin ihlalle sonuçlanıp mahkûmiyete dönüşmesi halinde, hükmedilen hapis cezasının; süresi ve koşulları uygunsa adli para cezasına çevrilmesi ya da diğer seçenek yaptırımlara başvurulması gündeme gelebilir. Bu değerlendirme, somut olaya ve sanığın durumuna göre yapılır.
Müsadere
Suça konu uyuşturucu veya uyarıcı maddeler ile suçta kullanılan eşya hakkında müsadere (eşya ve kazanç müsaderesi) hükümleri uygulanır. Müsadere, bir güvenlik tedbiridir; güvenlik tedbirleri hakkında genel bilgi için ilgili sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Adli Sicil (Sabıka) Kaydı Bakımından Durum
Uygulamada en çok merak edilen konulardan biri, TCK 191 sürecinin adli sicil (sabıka) kaydına etkisidir. Süreç, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlikle yürüdüğünden ve ihlal olmaksızın tamamlandığında takipsizlik kararıyla sonuçlandığından, bu olumlu senaryoda ortada bir mahkûmiyet hükmü bulunmaz. Mahkûmiyetle sonuçlanan hallerde ise adli sicil kaydına ilişkin sonuçlar, kararın türüne (örneğin HAGB olup olmadığına) göre değişir. Kaydın durumu ve silinmesi teknik bir konu olduğundan, kendi dosyanıza özgü değerlendirme için avukatınıza danışmanız yerinde olacaktır.
Dava ve Ceza Zamanaşımı
TCK 191 suçunda, cezanın üst sınırı dikkate alınarak belirlenen dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra ise ceza zamanaşımı süreleri devreye girer. Zamanaşımı, sürecin her aşamasında ayrıca değerlendirilmesi gereken teknik bir konudur.
Güncel Gelişme: 7571 Sayılı Kanun (11. Yargı Paketi) ve İnfaz Rejimi
25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun (kamuoyunda “11. Yargı Paketi” olarak bilinir), infaz mevzuatında TCK 191 hükümlülerini de ilgilendiren düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenleme, suçun tanımını veya cezasını değil, infaz (cezanın yerine getirilmesi) rejimini ilgilendirmektedir.
Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un geçici 10. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda, 31.07.2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar bakımından erken denetimli serbestlikten yararlanmak için aranan bazı koşullar hafifletilmiştir. Terör suçları, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ve belirli ağır suçlar bu düzenlemenin kapsamı dışında tutulmuştur. Söz konusu geçici madde, temeli 2020 yılındaki salgın dönemi düzenlemelerine dayanan ve zaman içinde çeşitli değişikliklerle güncellenen bir infaz rejimini ifade eder.
Bu tür infaz düzenlemeleri, kişiden kişiye ve suç tarihine göre farklı sonuçlar doğurabilir; ayrıca mevzuat güncel gelişmelere açıktır. Bu nedenle, güncel infaz durumunuzun ne olduğunu mutlaka doğrulanmış kaynaklar ve bir avukatın değerlendirmesiyle teyit ettirmenizi öneririz. Henüz yürürlüğe girmemiş veya nihai hali kesinleşmemiş düzenlemeler hakkında kesin ya da spekülatif bir sonuca dayanmak doğru olmaz; bu yazıda yalnızca yürürlüğe girmiş ve doğrulanmış düzenlemeler esas alınmıştır.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçuna ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme, kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Soruşturma aşaması Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür; soruşturma sırasında arama, el koyma ve tutuklama gibi tedbirlere ilişkin kararlar sulh ceza hâkimliğince verilir. Ceza yargılamasının işleyişine ilişkin genel bilgi için ceza mahkemeleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri
Uyuşturucu Maddenin Kişisel Kullanım Sınırında Kalması Halinde Tek Fiilin Bölünmezliği
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2015/3024 E. – 2016/1634 K., 24.05.2016 T.
Kararın Özeti
İlk derece mahkemesi, sanıkların elinde bulunan 91 gram esrar maddesiyle ilgili olarak hukuki bir yanılgıya düşmüştür. Mahkeme, sanıklerden biri hakkında hem “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” hem de “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurmuştur. Diğer iki sanık hakkında ise eylemleri bütünüyle “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu halde, tek fiili ikiye bölerek ayrıca “uyuşturucu madde ticareti” suçundan beraat kararı verip hükümleri karıştırmıştır. Sanıklar müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay, uyuşturucu miktarının kişisel kullanım sınırları içinde kalması ve ticari amaca dair yeterli delil bulunmaması karşısında, tek olan fiilin bölünerek iki ayrı suç tipi oluşturamayacağını belirterek bozma kararı vermiştir.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay, sanığın suç konusu 91 gramdan ibaret esrar maddesini kullanma amacı dışında, satmak veya ticaretini yapmak amacıyla bulundurduğuna dair savunmasının aksine her türlü şüpheyi dışlayan kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğini saptamıştır. Maddi olayda uyuşmazlığa konu tek bir uyuşturucu madde bulundurma eylemi söz konusudur. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan “fiilin bölünmezliği” kuralı gereğince, tek olan bu fiil nitelik yönünden ikiye bölünerek hem kullanma hem de ticaret suçuna konu edilemez. Mahkemenin sanık … hakkında iki ayrı suçtan mahkûmiyet kurması, diğer sanıklar hakkında ise tek fiilden mahkûmiyet kurarken aynı fiilin diğer hukuki ihtimali için gereksiz yere beraat kararı vererek hükümleri karıştırması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
“…sanığın suç konusu 91 gramdan ibaret esrarı kullanmak için bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, kullanma dışında bir amaçla bulundurduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı, fiilinin ‘kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma’ suçunu oluşturduğu gözetilmeden; tek olan fiil nitelik yönünden ikiye bölünerek…”
Değerlendirme
Bu karar, uyuşturucu madde yargılamalarında sıkça yapılan “fiilin bölünmezliği” ve “hukuki nitelendirme” hatalarını net bir şekilde ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı (somut olaydaki 91 gram esrar) tek başına ticari amaç için yeterli bir kriter kabul edilmemekte; başkaca somut bir delil (hassas terazi, paketleme malzemesi, uyuşturucu alışverişine dair iletişim tespiti veya tanık beyanı vb.) yoksa eylemin tamamen “kullanmak için uyuşturucu bulundurma” suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Kararda dikkat çeken diğer önemli usul hukuku tespiti ise muhakeme tekniğidir. Ceza muhakemesinde uyuşmazlığa konu tek bir fiil varsa ve bu fiilin hangi suçu oluşturduğu tartışmalıysa, mahkeme sadece ulaştığı nihai hukuki nitelendirmeye göre tek bir hüküm kurmalıdır. Fiilin bir kısmını uyuşturucu ticareti kabul edip mahkûmiyet, diğer kısmını kullanma kabul edip mahkûmiyet vermek ya da aynı uyuşturucu bloku üzerinden bir suçtan mahkûmiyet diğerinden beraat kararı ihdas etmek ceza muhakemesindeki hüküm kurma mantığına ve kararların netliği ilkesine tamamen aykırıdır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2015/3024 E. – 2016/1634 K., 24.05.2016 T. Tam Metni
“İçtihat Metni”
Mahkeme : … Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : a) Uyuşturucu madde ticareti yapma (sanık … hakkında)
b) Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma (tüm sanıklar hakkında)
Hüküm : a) Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet (sanık … hakkında)
b) Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet (tüm sanıklar hakkında)
b) Bozma (tüm sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan)
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya, Dairemizin 2016/861 esasında kayıtlı olan, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/502 esas ve 2013/523 karar sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
A) Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” ve “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesi:
Sanığın suç konusu 91 gramdan ibaret esrarı kullanmak için bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, kullanma dışında bir amaçla bulundurduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı, fiilinin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden; tek olan fiil nitelik yönünden ikiye bölünerek, hem “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan hem de “satmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA,
B) Sanıklar Murat ve Yusuf hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesi:
Sanıkların suç konusu 91 gramdan ibaret esrarı bulundurmaktan ibaret eylemlerinin bütünüyle “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu ve bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulduğu halde, tek olan fiillerinin nitelik yönünden ikiye ayrılarak, ayrıca “uyuşturucu madde ticaret yapma” suçundan beraat kararı verilerek hükümlerin karıştırılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin BOZULMASINA,
24.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kişisel Kullanım Sınırındaki Uyuşturucu Maddenin Teslimi Ticaret Suçunu Oluşturmaz
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2014/13938 E. – 2017/1661 K., 02.05.2017 T.
Kararın Özeti
Sanık hakkında, evinde kavanoz içerisinde teslim ettiği ve kişisel kullanım sınırında kalan esrar maddesi nedeniyle “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan mahkûmiyet; “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan ise tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kullanma suçundan verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının “durma kararı” niteliğinde olup itiraz kanun yoluna tabi olması sebebiyle bu kısmı incelemeksizin iade etmiştir. Ticaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü ise, uyuşturucunun kişisel kullanım miktarında kalması ve ticari amaca dair kesin delil bulunmaması nedeniyle bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay, sanığın evindeki bir kavanoz içerisinde kendi rızasıyla teslim ettiği esrar maddesinin miktar itibarıyla kişisel kullanım sınırları içinde kaldığını tespit etmiştir. Sanığın bu maddeyi kullanma amacı dışında başka bir amaçla (ticaret, temin vb.) bulundurduğuna dair savunmasının aksini ispatlayan, her türlü şüpheyi aşan nitelikte kesin ve yeterli delil elde edilememiştir. Üstelik sanığın kan ve idrarında esrar tespit edilmiş olması nedeniyle halihazırda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı bir davanın da mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, sanığın “uyuşturucu madde ticareti” suçundan beraat etmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.
“…sanığın evinde bir kavanoz içerisinde teslim ettiği kişisel kullanım sınırında olan esrarı, kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin, savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, eyleminin ‘kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma’ suçunu oluşturduğu…”
Değerlendirme
Bu karar, uyuşturucu davalarında miktar kriteri, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve usul hukuku yolları bakımından ders niteliğindedir. Ceza dairesi, sanığın uyuşturucuyu gizlemeyerek kendi rızasıyla teslim etmesini ve ele geçirilen miktarın kişisel tüketim sınırlarında kalmasını “kullanım” iradesinin göstergesi saymıştır. Ticaret suçunun oluşabilmesi için uyuşturucunun miktarı, paketlenme şekli veya hassas terazi varlığı gibi somut yan deliller aranır; bu somut göstergeler yoksa salt uyuşturucu bulundurma olgusu üzerinden niyet okuması yapılarak ticaret suçu oluşturulamaz.
Kararın usul hukukuna ilişkin kısmı da büyük önem taşımaktadır. TCK’nın 191. maddesi kapsamında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararları esastan temyize tabi birer nihai hüküm değildir; aksine yargılamayı durduran ara kararlar (durma kararı) niteliğindedir. Dolayısıyla bu kararlara karşı doğrudan temyiz yoluna gidilemeyeceği, öncelikle bölge veya ilk derece mercilerindeki “itiraz” mekanizmasının tüketilmesi gerektiği yönündeki yerleşik usul kuralı bu kararla bir kez daha teyit edilmiştir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2014/13938 E. – 2017/1661 K., 02.05.2017 T. Tam Metni
“İçtihat Metni”
Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : a) Uyuşturucu madde ticareti yapma
b) Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm-Karar : a) Uyuşturucu madde ticareti yapma açısından; mahkûmiyet
b) Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma açısından
tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma açısından; iade
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
A) Sanık hakkında ”kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararına yönelik kanun yolu talebinin incelenmesi;
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı, 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” veya “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararlar, sözü edilen fıkraya 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile eklenen son cümleye göre, durma kararı niteliğinde olup itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE,
B) Sanık hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanığın evinde bir kavanoz içerisinde teslim ettiği kişisel kullanım sınırında olan esrarı, kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin, savunmasının aksine, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu, kan ve idrarında esrar bulunması nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan da ayrı dava açılmış olduğu gözetilmeden “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan beraati yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
02.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Davasız Yargılama Olmaz İlkesi ve Uyuşturucu Bulundurmada 6545 Sayılı Kanun Uygulaması
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2015/15158 E. – 2019/1892 K., 27.03.2019 T.
Kararın Özeti
İlk derece mahkemesince birden fazla sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti, izinsiz kenevir ekme ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından mahkûmiyet, bir sanık hakkında ise suç duyurusunda bulunulması kararı verilmiştir. Temyiz incelemesinde Yargıtay; suç duyurusu kararının temyize tabi olmadığını belirterek bu talebi reddetmiş, kenevir ekme ve uyuşturucu ticareti mahkûmiyetlerini onamıştır. Ancak iddianamede yer almayan bir suçtan sanıklardan birine ceza verilmesini “davasız yargılama olmaz” ilkesine aykırı bularak bozmuştur. Diğer sanık yönünden ise kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçunun, 6545 sayılı Kanun ile değişen TCK’nın 191. maddesi uyarınca hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmederek kararı bozmuştur.
Yargıtayın Gerekçesi
Yargıtay bozma gerekçelerinde iki temel hukuki aykırılığa dayanmıştır. İlk olarak, bir sanık hakkında düzenlenen iddianamede yalnızca kenevir ekme (2313 sayılı Kanun’a muhalefet) suçundan dava açıldığı, kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçuna dair hiçbir fiil veya sevk maddesi bulunmadığı halde bu suçtan mahkûmiyet kurulmasını, CMK’nın 225/1. maddesindeki “hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği” kuralına açık aykırılık olarak saptamıştır. İkinci olarak, diğer sanık hakkında kullanma suçundan kurulan hükümde; sanığın bu suçu ilk kez işleyip işlemediği veya daha önce verilmiş bir denetimli serbestlik kararının infazı esnasında işleyip işlemediği araştırılmadan hüküm kurulmuştur. Yargıtay, 6545 sayılı Kanun ile değişen TCK’nın 191. maddesi kapsamındaki erteleme ve düşme şartlarının araştırılmamasını usul ve yasaya aykırı bulmuştur.
“…iddianamesi ile sanık hakkında sadece ‘2313 sayılı yasaya muhalefet’ suçundan kamu davası açıldığı, ‘kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma’ suçuyla ilgili fiil, suç adı ve sevk maddesinin yer almaması nedeni ile bu suçtan açılmış kamu davası bulunmadığı… dava konusu iddianame dışına çıkılarak ve dava konusu yapılmayan suçtan sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi…”
Değerlendirme
Bu karar, ceza muhakemesinin en temel direklerinden olan “davasız yargılama olmaz” (nemo iudex sine actore) ilkesini ve uyuşturucu kullanımına ilişkin yasal değişikliklerin geriye dönük uygulanma sınırlarını hatırlatması açısından emsal niteliğindedir. Mahkemelerin, sanığın önünde bulunan uyuşturucu madde üzerinden “nasılsa uyuşturucu çıkmış” mantığıyla iddianame sınırlarını aşarak kendiliğinden yeni bir suç isnat edip hüküm kurması, savunma hakkını ve adil yargılanma hakkını doğrudan gasp eden ağır bir usul hatasıdır. Karar, yargılamanın sınırını mutlak surette iddianameye bağlamaktadır.
Bununla birlikte, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda 6545 sayılı Kanun ile getirilen lehe düzenlemelerin uygulama metodolojisi netleştirilmiştir. Yargıtay; sanığın sicil ve infaz geçmişinin taranması gerektiğini belirtmiş, eğer suç bir “ihlal” niteliğindeyse davanın doğrudan düşürülmesi; ilk kez işleniyorsa da hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müesseselerinin uygulanması zorunluluğunu ortaya koyarak mahkemelere bağlayıcı bir yol haritası çizmiştir.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2015/15158 E. – 2019/1892 K., 27.03.2019 T. Tam Metni
“İçtihat Metni”
Mahkeme : KOZAN Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1-Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma ve izinsiz kenevir ekme suçları
2-Sanık … hakkında izinsiz kenevir ekme ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçları
3-Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu
4-Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu
Hükümler : 1-Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma ve izinsiz kenevir ekme suçlarından mahkûmiyet
2-Sanık … hakkında izinsiz kenevir ekme ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından mahkûmiyet
3-Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suç duyurusunda bulunulmasına dair karar
4-Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyet
Cumhuriyet savcısı (sanıklar … ve … hakkında)
Tebliğnamedeki Düşünceler : 1-Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma ve izinsiz kenevir ekme suçlarından onama
2-Sanık … hakkında izinsiz kenevir ekme suçundan onama, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan bozma
3-Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suç duyurusunda bulunulmasına dair karar hakkında red
4-Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan bozma
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
1-Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suç duyurusunda bulunulmasına dair karara ilişkin kanun yolu talebinin incelenmesinde:
Suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin karar temyize tabi bir karar olmadığından Cumhuriyet savcısının bu yöndeki temyiz itirazının CMUK’un 317.maddesi gereğince REDDİNE
2-Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen hükmün incelenmesinde,
TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanıklar … ve … hakkında izinsiz kenevir ekme suçlarından verilen hükümlerin incelenmesinde,
Suç tarihinden sonra, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 2313 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler gözetilerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık … müdafii ve sanık …’ün yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
4-Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün incelenmesinde,
Kozan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23.09.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında sadece “2313 sayılı yasaya muhalefet” suçundan kamu davası açıldığı, “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçuyla ilgili fiil, suç adı ve sevk maddesinin yer almaması nedeni ile bu suçtan açılmış kamu davası bulunmadığı, CMK’nın 225. maddesinin 1. fıkrasına göre hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceğinden dava konusu iddianame dışına çıkılarak ve dava konusu yapılmayan suçtan sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA,
5-Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün incelenmesinde,
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a- Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”
b- Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”
Karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 27/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sıkça Sorulan Sorular
TCK 191’den ceza alan kişi cezaevine girer mi?
Suç ilk kez işlenmiş ve kişi erteleme süresi ile denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal etmeden tamamlamışsa, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve kişi cezaevine girmeden süreci tamamlar. İhlal halinde ise kamu davası açılır ve mahkûmiyet gündeme gelebilir.
Denetimli serbestlik ne kadar sürer?
Denetimli serbestlik en az bir yıldır; denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi veya savcının kararıyla altışar aylık dönemler halinde en fazla iki yıl daha uzatılabilir.
Uyuşturucu kullanma suçu şikâyete bağlı mıdır?
Hayır. TCK 191 suçunda korunan değer kamu sağlığı olduğundan, savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır; şikâyet veya şikâyetten vazgeçme sonucu etkilemez.
Madde bağımlısı biri tedaviye başvurursa ceza alır mı?
Kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurup tedavi isterse, TCK 192/4 uyarınca kendisine ceza verilmez ve bu başvuru bir ihbara dönüşmez.
Denetimli serbestliği ihlal edersem ne olur?
Yükümlülüklere veya tedaviye uymamakta ısrar etmek ya da yeniden madde satın almak/bulundurmak/kullanmak ihlal sayılır. İhlal halinde hakkınızda kamu davası açılır ve mahkûmiyet gündeme gelebilir. Bir kez kamu davası açıldıktan sonra aynı kişi hakkında yeniden erteleme kararı verilemez.
Uyuşturucu kullanma cezası adli para cezasına çevrilir mi?
Süreç ihlalle sonuçlanıp mahkûmiyete dönüşürse, hükmedilen hapis cezasının koşulları uygunsa adli para cezasına çevrilmesi veya diğer seçenek yaptırımlara başvurulması gündeme gelebilir. Bu değerlendirme somut olaya göre yapılır ve kesin bir sonuç için avukatınıza danışmanız gerekir.
TCK 191 ile TCK 188 arasındaki temel fark nedir?
TCK 191 kullanmak için bulundurmayı; TCK 188 ise ticaret/temin amacıyla imal, ithal, ihraç veya bulundurmayı cezalandırır. TCK 191’de ceza daha hafiftir ve erteleme/denetimli serbestlik imkânı vardır; TCK 188’de ise cezalar çok daha ağırdır ve bu imkânlar yoktur. Ayrımda madde miktarı, bulunduğu yer ve bulundurulma biçimi gibi ölçütler esas alınır.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu Bakımından Değerlendirme
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma (TCK 191) suçu, ağır cezalık uyuşturucu ticareti suçundan hem cezası hem de kendine özgü usul rejimiyle önemli ölçüde ayrılır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve tedaviye başvuruya tanınan güvenceler, bu suçun cezalandırmadan çok iyileştirmeyi amaçladığını gösterir. Bununla birlikte, olayın kullanım mı yoksa ticaret amaçlı bulundurma mı sayılacağı, süreci kökten etkileyen kritik bir eşiktir.
Uyuşturucu kullanma cezası ve TCK 191 süreciyle karşı karşıya kaldıysanız, atacağınız ilk adımlar sonucu belirleyici biçimde etkileyebilir. Özellikle ifade aşamasındaki beyanlar, kriminal/ekspertiz raporuna yönelik itirazlar ve olayın kullanım/ticaret ayrımındaki konumu, sürecin gidişatını doğrudan şekillendirir.
Somut durumunuzun doğru değerlendirilmesi ve haklarınızın korunması için tarafımızla iletişime geçebilirsiniz. İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Avukat Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95
