İçindekiler
Hileli iflas suçu, bir tacirin malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunarak alacaklılarını zarara uğratmasını cezalandıran ve Türk Ceza Kanunu‘nun 161. maddesinde düzenlenen bir suç tipidir. Mallarını kaçırmak, ticari kayıtları gizlemek veya sahte muhasebe düzenlemek gibi yollarla alacaklılardan mal kaçıran ve iflasına karar verilen kişiler bu suçtan sorumlu olabilir. Malvarlığına karşı suçların en ağırlarından biri olan hileli iflas, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer.
Bu yazıda; hileli iflas suçunun tanımını, iflas kavramını, suçun unsurlarını (maddi ve manevi unsur), dört farklı işleniş biçimini, taksirli iflastan farkını, cezasını, etkin pişmanlık kurumunu, şikâyet ve uzlaştırma durumunu, görevli mahkemeyi ve merak edilen diğer hususları sade bir dille ele alacağız.
Korunan Hukuki Değer
Hileli iflas suçunda korunan temel değer, alacaklıların malvarlığı haklarıdır. İflas eden bir tacirin malvarlığı, alacaklıların alacaklarını karşılamak için bir tür güvence oluşturur. Hileli iflasta fail, bu malvarlığını hileli yollarla eksilterek alacaklıların haklarına ulaşmasını engeller. Bu nedenle suç, hem bireysel alacaklıların haklarını hem de ticari hayatın güvenliğini korur.
İflas ve “Hileli İflas” Kavramı
İflas, bir tacirin borçlarını ödeyemez duruma gelmesi üzerine, malvarlığının alacaklılar arasında paylaştırılması amacıyla yürütülen hukuki bir süreçtir. İflasın kendisi bir suç değildir; ticari hayatın olağan riskleri arasında yer alır.
Ancak iflas, bazen dürüstçe değil; alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla hileli biçimde gerçekleştirilir. İşte bu durumda hileli iflas söz konusu olur. Hileli iflasta fail, malvarlığını alacaklıların erişiminden bilinçli olarak uzaklaştırır ve böylece onların zararına haksız bir avantaj sağlamaya çalışır.
Hileli İflas Suçunun Unsurları
Bir fiilin hileli iflas olarak nitelendirilebilmesi için belirli unsurların bir arada bulunması gerekir.
Fail
Hileli iflas suçunun faili, iflasa tabi olan kişidir; yani kural olarak tacir sıfatını taşıyan kişilerdir. Bu yönüyle suç, herkes tarafından işlenemeyen özgü (mahsus) bir suçtur. İflasa tabi olmayan bir kişi, kural olarak bu suçun faili olamaz.
Mağdur
Suçun mağduru, hileli tasarruflar nedeniyle alacaklarına ulaşamayan alacaklılardır.
Suçun Konusu
Suçun konusu, failin malvarlığı ile bu malvarlığına ilişkin ticari defter, kayıt ve belgelerdir. Hileli tasarruflar, bu malvarlığı ve kayıtlar üzerinde gerçekleştirilir.
Maddi Unsur (Hareket)
Suçun maddi unsuru, malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunulmasıdır. Kanun, hangi davranışların hileli tasarruf sayılacağını dört başlık altında belirlemiştir (bu hareketleri aşağıda ayrıntılı olarak ele alacağız). Bu hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi, suçun maddi unsuru bakımından yeterlidir.
Manevi Unsur (Kast)
Hileli iflas yalnızca kasten işlenebilir. Failin, malvarlığını eksiltmeye ve alacaklıları zarara uğratmaya yönelik bir bilinç ve iradeyle hareket etmesi gerekir. Bu yönüyle hileli iflas, dikkatsizlik sonucu ortaya çıkan taksirli iflastan ayrılır.
Objektif Cezalandırılabilme Şartı: İflas Kararı
Bu suçun en önemli özelliklerinden biri, cezalandırma için iflasa karar verilmiş olması şartının aranmasıdır. Hileli tasarruflar, iflas kararından önce veya sonra gerçekleştirilmiş olabilir; ancak failin bu suçtan cezalandırılabilmesi için mutlaka bir iflas kararı bulunmalıdır. Bu şart, suçun cezalandırılabilmesi için gereken objektif bir koşuldur.
Hileli İflasın Dört Görünümü
Kanun, hileli iflasın varlığı için aşağıdaki hareketlerden en az birinin gerçekleşmesini aramaktadır.
Teminat Mallarının Kaçırılması, Gizlenmesi veya Değerinin Azaltılması
Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması bu kapsamdadır. Yani alacaklıların güvencesi olan mallar, onların erişiminden uzaklaştırılır.
Ticari Defter ve Belgelerin Gizlenmesi veya Yok Edilmesi
Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi ya da yok edilmesi de hileli iflas oluşturur. Bu davranış, hileli işlemlerin izlerini ortadan kaldırmaya yöneliktir.
Gerçek Olmayan Borç İlişkisi Yaratılması
Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi de bu suç kapsamındadır. Böylece failin borçları yapay olarak şişirilerek alacaklıların payına düşecek miktar azaltılmaya çalışılır.
Sahte Muhasebe veya Bilanço ile Aktifin Az Gösterilmesi
Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço düzenlenmesiyle aktifin (malvarlığının) olduğundan az gösterilmesi de hileli iflas oluşturur. Bu yolla failin gerçek malvarlığı gizlenir.
Hileli İflas ile Taksirli İflasın Farkı
Hileli iflas, çoğu zaman taksirli iflasla karşılaştırılır; ancak ikisi temelden farklıdır. Hileli iflasta fail, kasten ve hileli biçimde malvarlığını eksiltir. Taksirli iflasta ise fail, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemesi, yani dikkatsizliği nedeniyle iflasa sebebiyet verir; burada hileli bir kasıt yoktur. Bu nedenle hileli iflas çok daha ağır cezalandırılır. Taksirli iflas hakkında ayrıntılı bilgi için taksirli iflas suçu makalemize bakabilirsiniz.
Hileli İflas Suçunun Cezası
Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü gibi bu suç için öngörülen ceza, malvarlığına karşı pek çok suçtan daha ağırdır.
Etkin Pişmanlık (TCK 168)
Hileli iflas suçunda etkin pişmanlık uygulanabilir. Failin pişmanlık göstererek alacaklıların uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde cezada indirim yapılır.
Bu indirim, zararın kovuşturma başlamadan önce giderilmesi halinde verilecek cezanın üçte ikisine kadar; kovuşturma başladıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce giderilmesi halinde ise yarısına kadar uygulanır. Zararın kısmen giderilmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca alacaklının rızası aranır.
Şikâyet ve Uzlaştırma
Hileli iflas suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık tarafından re’sen soruşturulur. Suçun korunan değerinin yalnızca bireysel alacaklıları değil, ticari hayatın güvenliğini de ilgilendirmesi, re’sen soruşturulmasının temel nedenidir. Bu suç, ağırlığı nedeniyle uzlaştırma kapsamı dışındadır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hileli iflas suçuna ilişkin davalar, Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülür. Bu yönüyle hileli iflas, asliye ceza mahkemesinde görülen pek çok malvarlığı suçundan ayrılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Suça Teşebbüs ve İçtima
Teşebbüs
Hileli iflas suçunun yapısı ve iflas kararı şartı dikkate alındığında, teşebbüs hükümlerinin uygulanması somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Failin hileli tasarruflara başlaması ancak bunları tamamlayamaması gibi durumlarda teşebbüs gündeme gelebilir.
İçtima
Hileli iflas kapsamındaki bazı hareketler (örneğin belgelerin yok edilmesi veya sahte belge düzenlenmesi), aynı zamanda başka suçların unsurlarını da oluşturabilir. Bu durumda suçlar arasındaki ilişki içtima kuralları çerçevesinde değerlendirilir.
HAGB ve Cezanın Ertelenmesi
Hileli iflas suçunun öngörülen ceza miktarları yüksek olduğundan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi gibi kurumlar bu suçta kural olarak uygulanamaz. Çünkü bu kurumlar, ancak verilen hapis cezasının iki yıl veya altında olması halinde gündeme gelebilir. Ancak etkin pişmanlık gibi indirim sebepleri sonuç cezayı etkileyebilir.
Hileli İflas Suçu Hakkında Yargıtay Kararları ve Karar Analizleri
Hileli İflas Özgü Bir Suçtur; Asli Fail Ancak Tacir (İflasa Tabi Borçlu) Olabilir, Diğerleri Azmettiren veya Yardım Eden Olarak Sorumludur
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2021/7493 E. – 2022/10005 K., 23.05.2022 T.
Kararın Özeti
Hileli iflas ve resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan davada, sanıklardan biri hileli iflastan asli fail olarak mahkûm edilmiştir. Ancak bu sanığın tüm aşamalarda şirketin yetkilisi olmadığı ve şirkette herhangi bir ortaklığının bulunmadığı belgelerle ortaya çıkmıştır. Yargıtay, hileli iflasın özgü bir suç olması nedeniyle bu sanığın asli fail olamayacağını, ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabileceğini belirterek hükmü bozmuştur. (Diğer sanıklar hakkındaki hükümler ise onanmıştır.)
Yargıtayın Gerekçesi
Hileli iflas suçunun asli faili ancak iflasa tabi bir borçlu, yani tacir olabilir; bu nedenle suç özgü (mahsus) bir suçtur. TCK m.40’taki bağlılık kuralı uyarınca, özgü suçlarda yalnızca özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir; suça iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. Şirket yetkilisi veya ortağı olmayan, dolayısıyla iflasa tabi borçlu sıfatını taşımayan sanık, hileli iflasın asli faili olamaz. Mahkemenin, sanığın hangi sıfatla (azmettiren mi, yardım eden mi) suça iştirak ettiğini belirlemeden onu asli fail kabul etmesi hukuka aykırıdır.
“…hileli iflas suçunun asli failinin ancak iflasa tabi bir borçlu, yani tacir olabileceği, dolayısıyla … özgü bir suç olduğu…”
Değerlendirme
Bu karar, hileli iflas suçunun özgü suç niteliğini ve buna bağlı iştirak kurallarını net biçimde ortaya koyar. Suçun temel mantığı, yalnızca iflasa tabi borçlu (tacir) sıfatını taşıyan kişinin, alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla mal varlığını eksiltmesi/gizlemesidir. Tüzel kişi (şirket) söz konusu olduğunda, asli fail, iflasa tabi şirket adına hareket eden yetkili organ üyeleridir (yönetim kurulu üyeleri, müdürler gibi). Bu sıfatı taşımayan kişiler suçun asli faili olamaz.
Bağlılık kuralının (TCK m.40/2) pratik sonucu çift yönlüdür:
| Kişinin Sıfatı | Sorumluluk |
|---|---|
| İflasa tabi borçlu / tacir (veya şirketin yetkili organı) | Asli fail |
| Bu sıfatı taşımayan iştirakçi (yetkisiz, ortak olmayan kişi) | Azmettiren veya yardım eden (asli fail olamaz) |
Pratik açıdan iki nokta belirleyicidir. Birincisi, hileli iflastan yargılanan bir kişinin tacir/iflasa tabi borçlu sıfatını veya şirketteki yetki/ortaklık durumunu taşıyıp taşımadığı, resmî kayıtlarla (ticaret sicili, imza sirküleri, ortaklık belgeleri) titizlikle belirlenmelidir. İkincisi, bu sıfatı taşımayan bir kişi suça karışmışsa, mutlaka hangi sıfatla iştirak ettiği (azmettiren mi, yardım eden mi) tespit edilmelidir; çünkü bu, hem mahkûmiyetin hukuki dayanağını hem de ceza miktarını (yardım eden için indirim) etkiler. Yetkisiz bir kişinin asli fail olarak cezalandırılması, bağlılık kuralına aykırı olup bozmayı gerektirir. Bu denge, savunma açısından önemli bir hareket noktasıdır: müvekkil tacir/yetkili değilse, asli faillikten cezalandırılması mümkün değildir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/7493 E. – 2022/10005 K. Sayılı İlamı Tam Metni
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hileli iflas, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I)Sanıklar …, …, … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, sanıklar …, … hakkında hileli iflas suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının sanık hakkında uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
II)Sanık … hakkında hileli iflas suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hileli iflas suçunun asli failinin ancak iflasa tabi bir borçlu, yani tacir olabileceği, dolayısıyla hileli iflas suçunun özgü bir suç olduğu, bağlılık kuralının düzenlendiği 5237 sayılı TCK’nın 40. maddesine göre ise “özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliği taşıyan kişinin fail olabileceği, bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulacağının” belirtildiği, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanık …’nın tüm aşamalarda şirketin yetkilisi olmadığı, bu savunmayı doğrular şekilde şirkete ait her hangi bir ortaklığının bulunmadığına ilişkin belgeler karşısında, öncelikle diğer sanıkların hileli iflas suçuna ilişkin eylemlerine iştirak ettiği anlaşılan sanık …’in, hangi sıfat ile hileli iflas suçuna iştirakini gerçekleştirdiği tespit edilerek karar verilmesi gerektiği halde, yasal olmayan gerekçe ile hileli iflas suçunu asli fail olarak işlediği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 23/05/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Sık Sorulan Sorular
İflas etmek suç mudur?
Hayır. İflasın kendisi bir suç değildir; ticari hayatın olağan bir sonucu olabilir. Suç oluşturan, malvarlığını alacaklılardan kaçırmaya yönelik hileli tasarruflarda bulunulması, yani hileli iflastır.
Hileli iflastan ceza almak için iflas kararı şart mı?
Evet. Bu suçtan cezalandırma için iflasa karar verilmiş olması gerekir. Bu, suçun cezalandırılabilmesi için aranan objektif bir koşuldur.
Tacir olmayan biri hileli iflas suçu işleyebilir mi?
Hileli iflas, iflasa tabi olan kişiler (kural olarak tacirler) tarafından işlenebilen özgü bir suçtur. İflasa tabi olmayan bir kişi kural olarak bu suçun faili olamaz.
Alacaklıların zararını ödersem ceza indirimi alır mıyım?
Evet. Etkin pişmanlık hükümleri gereği, alacaklıların zararını gidermeniz halinde cezada önemli indirim yapılır. İndirim oranı, ödemenin yapıldığı aşamaya göre değişir.
Değerlendirme ve Sonuç
Hileli iflas suçu, bir tacirin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla malvarlığını hileli yollarla eksiltmesini cezalandıran, malvarlığına karşı suçların en ağırlarından biridir. Teminat mallarının kaçırılmasından sahte muhasebe düzenlenmesine kadar farklı biçimlerde işlenebilen bu suç, iflasa karar verilmiş olması koşuluyla üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektirir ve ağır ceza mahkemesinde görülür.
Bu suçla ilgili süreçte; hileli bir kastın gerçekten bulunup bulunmadığı, hareketin kanunda sayılan görünümlerden hangisine girdiği ve iflas kararının varlığı belirleyici öneme sahiptir.
Hileli iflas suçuyla ilgili bir soruşturma veya davayla karşı karşıyaysanız, alanında deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile görüşerek dosyanızın detaylı bir değerlendirmesini yaptırabilirsiniz. Bu suç tipinin yer aldığı diğer suçlar hakkında genel bilgi almak için malvarlığına karşı suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Bir Yorum